• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kayseri hakkında bilgiler

    KAYSERİ TARİHİ

    İlk Devirler; Kayseri çevresindeki en eski yerleşim alanı , şehrin 20 km kuzey doğusunda bulunan Kaniş Höyüğüdür. M.Ö. 2800 tarihinden Hellenistik Çağa kadar önemini koruyan merkezde, eski Tunç Devri, Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit Çağları’ na ait bir çok belge bulunmuştur. Hititler’ den sonra bölge Frig hakimiyetine geçmiş, daha ziyade Kızılırmak havzasında egemen olan frigler zamanında mazaka ön plana çıkmıştır. M.Ö 676 tarihinde Anadolu’ ya gelen Kimmerler ‘ in Kaniş ve Mazaka’ yı tahrip ederek, Frig hakimiyetine son verdikleri tarihi kaynaklarda belirtilmektedir.

    Kaniş’ in önemini kaybetmesinden sonra, bölgenin kutsal dağı kabul edilen Argaios ‘ un ( Erciyes ) kuzey eteğindeki Mazaka ön plana çıkmıştır. Kimmerler’ in Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’ dan atılmaları ile Mazaka , Lidya ve Med hakimiyetine girmiş ve devrin önemli ticaret merkezi olmuştur. M.Ö 590 yılında Pers Kralı Kyros’ un Lidya Kralı Krisos ‘ u yenmesi ile bütün Anadolu ile birlikte Mazaka da Pers hakimiyetine girmiştir. İran ‘ dan bölgeye göç eden halk, kendi ülkelerine benzettikleri Argaios ( Erciyes ) ve çevresine yerleşmişlerdir.

    Kappadokia Krallığı; M.Ö 332 yıllarında Ariarathes I , ilk Kappadokia Kralı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir. M.S 17 tarihine kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka iken, Ariarathes V zamanında şehrin adı Eusebia olarak değiştirilmiştir. M.Ö 8 yılı içinde tekrar bir değişiklik yapılarak , Roma İmparatoru Ceasar ‘ ın adına izafeten CEASAREA ismi verilmiştir. O günden beri, 2000 senedir Kayseri ismi ile anılmaktadır
    Roma Dönemi; M.S 193-211 tarihleri arasında şehir stadyumu yapılmış ve önemli Roma şehirlerinde olduğu gibi bir çok yarışmaların merkezi olmuştur. Şehir surları ise , Roma İmparatoru Gordianus III zamanında ( M.S 241 ) yıllarında yaptırılmıştır. Dördüncü yüzyılın başlarında halk tamamen Hıristiyanlaşmış ve Kayseri bu dinin ilmi merkezi haline gelmiştir. Roma İmparatorluğunun Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesi ile , Kayseri doğuda kaldığı için Bizans Şehri olmuştur. Bizans zamanında Arap ve İran ordularının yaptığı İstanbul seferleri sırasında Kayseri defalarca işgal edilmiştir.

    Kayseri' nin Türk' leşmesi; Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ‘ ın 1071 tarihinde Malazgirt’ te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu kapıları Türklere açıldı. Bu tarihten 15 sene sonra , 1085 yıllarında Kayseri’ yi artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz. Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’ nin eski halkı olan Rum ve Ermeniler’ in birer mahallede toplandıkları , Çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür. Şehir, süratle yapılan Camii, Han, Medrese , Hamam ve Çeşmelerle kısa bir sürede tam bir İslam Şehri kimliği kazanmıştır. Bir müddet Danişmendliler’ e merkez olan Kayseri özellikle Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubad ( 1. Alaeddin Keykubad ) zamanında Türkiye Selçuklu Devletinin Konya ve Sivas ‘ la beraber üç başşehrinden birisi olmuştur. Danişmendi ve Selçuklu yönetimleri zamanında yapılan görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir , Güllük Camii ve Hamamı , Hunat Külliyesi , Şifaiye – Gıyasiye Medresesi , Hacı Kılıç Külliyesi, Lala Muhlisiddin Camisi, Sahabiye Medresesi, Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir

    Moğol Hakimiyeti; Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi , Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’ da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri Valilerle Anadolu ‘ yu denetleyen Moğollar , 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’ nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti , bütün gücünü kaybetmiş ve II. Mesud ‘ dan sonra dağılarak, yerini beyliklere bırakmıştır. ( 1308 )

    Osmanlı Dönemi; Fatih Sultan Mehmet zamanında , Gedik Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ ne son verilerek, Karaman, Konya ve Kayseri Bölgeleri Osmanlı toprağına katıldı. ( 1474 ) Kayseri 1476 ‘ dan itibaren Karaman eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. 1839 tarihinde Bozok Eyaletinde, 1867 tarihinde de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini aldı.

    Yakın Dönem; Cumhuriyet Döneminde 1924 tarihinde yapılan yeni anayasa ile vilayet yapıldı. Bilinen en eski dönemlerinden beri ticaret merkezi olan Kayseri’ de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatıldı. Sırayla Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakım Fabrikası, Askeri Dikim Evi kuruldu. 1950 ‘ den sonra Kayserili ticaretten sağladığı tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başladı. Bugün Kayseri , ortalama büyüklükte bir ticaret ve sanayii şehridir. Güçlenen Üniversitesi ile giderek bir kültür merkezi haline gelerek, eski ününü yakalama yolundadır.

  2. #2
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Güpgüpoğlu Konağı

    Kayseri İli, Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Tennuri Caddesi üzerinde bulunmaktadır. 1417-1419 tarihleri arasında yapılmıştır. Haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

    Selamlık bölümü, konağa daha sonra eklenmiş olup, bugün Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

    Haremlik bölümü, harem odası, sofa, gelin odası, mutfak, hizmetli odası, misafir odası, günlük oda ve gelin-damat odası olarak yapılmıştır.

    Sofa (salon) yalnız kapı ve kapının üzerindeki pencerelerle aydınlatılır. Dışarıya açılan başka penceresi olmadığı için loş, dramatik ve gizemli bir karakter taşır. Sofa'nın boyu 10 m., eni 5 m., yüksekliği ise 7 m. dir. Kapıdan "seki altı" denilen kısma girilir. Ortada "çağ taşı" denilen bir taş yer alır. Seki altından iki basamakla tahtalı olan üst kısıma çıkılır. Buranın üç tarafı 30 cm. yüksekliğinde, 70 cm. genişliğinde bir divanla çevrilmiştir. Sofa'nın yan duvarlarında gömülü ahşap dolap ve nişler yer almaktadır. "Yüklük" denilen bu büyük dolaplar yatakları koymak içindir. Sofa'da mankenlerle evin sahibi ve misafirleri canlandırılmıştır.

    Sofa'nın doğusunda gelin odası yer almaktadır. Konağın yabancıların girmesinin istenmediği mahrem bölümüdür. Sedirleri, gömme dolapları ile çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.

    Sofa'nın batısında bir kapı ile ön mutfağa, oradan da asıl büyük mutfağa (tokana) geçilir. Yemek pişirmek için yapılmış ocak, tokana'nın en belirgin özelliğidir. Burada mankenlerle mutfaktan günlük işleri yapan ev kadınları canlandırılmıştır.

    Tokana'nın kuzeyinde eve sonradan eklenmiş bir kabul (misafir) odası vardır. Misafir odasının karşısında da konağın işlerini gören hizmetçilere tahsis edilmiş, küçük bir oda yer almaktadır.

    Hizmetçi odasının üzerinden ahşap merdivenle ikinci kata çıkılır. İkinci katta gelin-damat odası ve günlük oda yer almaktadır.

    Yazlık köşk kısmı, konağın batısındadır. Ahşap kolonlar üzerinde yükselir ve binaya sonradan ilave edilmiştir. Tavanı işlemeli olan köşkün önünü dekoratif taşlarla yapılmış bir havuz süsler.

    Evin Tarihi

    Kayseri'nin tarihinde de yazıldığı gibi 1419'da Mısır Kralı El Müeyeddin'in yardımı ile burada Zülkadiroğulları devleti kurulmuştur. Mısır'da o zamanlar Memlûkler saltanat sürüyordu. Memlûkler zamanında Kahire'de yapılan camilere bakarsak sofa'nın içinde, pencere kenarlarında kullanılan sütunların, onların zamanında yapılanlarla aynı olduğunu görürüz; ayrıca kapı üzerindeki siyah-beyaz taşlarla örülen kemerde ve kapı yanlarındaki taşa oyulan nişciklerdende bir Arap havası sezmek mümkündür.

    Fatih Sultan Mehmet 1468 de burayı bir Osmanlı eyaleti haline getirmişti. Kayseri bedesteninin kuzey tarafındaki eski Pamukçular Çarşısı'na açılan kapının üzerindeki mermer kitabeden banisinin Kayseri Emiri Mustafa Bin Abdullah Bey olduğu ve binanın 1497 yılında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme sicillerindeki kayıtlarla, vakfiyesinde yazılı bilgilerden bu zatın Bursalı olduğu yazılmaktadır. Buradan da Bursalı ustaların Kayseri'de çalıştıklarını anlıyoruz.

    Evin yapılış tarihi: 1419-1497 yılları arasıdır.




  3. #3
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Ayşepınar, Ayşepınar Tarihi

    Ayşepınar, Kayseri ilinin Develi ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihi Bilindiği kadarıyla ilk olarak Hititler devrinde yeleşim alanı olarak kullanılmıştır. Yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan bulgular bölgenin tarihi değerini gösterir derecede boldur. Şah Şirin(saserin), Ağzı Güzeller en önemli Hitit kalıntılarıdır.

    Hititlerden daha önce de buraların yerleşim alanı olarak kullanıldığı çıkan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Yer altından çıkan tarihi eserlerden bir kısmının Milattan Önce 5000 yıllarına ait olduğu belirlenmiştir.

    Anadolu Selçuklu Devleti'nin 1071 Malazgirt Savaşı'ndaki başarısıyla ORTA ANADDOLU ile birlikte buralarda Türklerin egemenliğine girmiştir. Ayşepınar Köyündeki Türkmen yerleşimi Osmanlı Devleti zamanında başlar ve Yavuz Selim'in Şah İsmail Hatayiyi yenmesi sonrasında bu çevredeki; Ayşepınar, Şıhlı, Karaköy, Saraycık, Şahmelik, Kale, Deresimli gibi köylere dalgalar halinde Avşar, Varsak, Cerit, Bozdoğan, Kocahallı(kocanallı, kocamanlı) gibi Türkmen boylarından oymaklar(kabileler) yerleşir.

    Bu köyün arazisi üzerinde yaşamış pek çok küçük ören yeri mevcuttur. Bunlardan bazıları Saserin (Şah Şirin), Kuyucak, Arıören, Havadan, Sağır Kilise, Kumluca, Yağlavak (Yağlı Koyak) tır. Arıören'den çıkan bazı çanak çömlekler Kayseri müzesindedir. Yapılan inceleme sonucu bunların Milattan Önce 5.000 yılına ait olduğu bildirilmiştir.

    Bu köy, adını şu hikâyeden almaktadır:Bir gün koyunlarını yitiren Eşe(ayşe=ayça) adında bir Türkmen kadını koyunları aramaya çıkar ve bir süre sonra onları bir su gözünün yanında otlarken bulur. Ortada buz gibi su akmaktadır. Eşe kadın hemen oraya daha sonra bulmasını kolaylaştıracak taşlardan bir bel koyar. Eşe ananın haber vermesiyle su gözünün olduğu yere gelen Türkmen obasının gençleri hemen oraya güzel bir kuyu yaptırır.Daha sonra Eşe kadının bağlı olduğu Türkmen obası gelip buraya yerleşir. O tarihten sonra buraya Eşe'nin yaptırdığı pınar manasına gelen Eşepınarı denilmeye başlanır. Cumhuriyet döneminde bu isim Ayşepınar olarak değiştirilir.Türkmen boylarının bir kısmı da buraya gelerek yerleşirler.

    Ayşepınar köyü, 1928 yılına kadar Kozan sancağına bağlı Feke ilçesine bağlıydı ve Zamantı(samantı=samanlı=şamanlı) ırmağı Kozan ile Develi arasındki sınırı oluşturuyordu. 1928 yılında Kozan sancağının Adana'ya bağlanarak ilçe statüsüne getirilmesiyle Ayşepınar, Şıhlı, Karaköy, Saraycık, Deresimli, Kale gibi köyler idari anlamda Kozan'dan ayrılarak Develi ilçesine bağlandılar.

    Türkmen oymakları bu bölgeye yerleşirken buralarda yaşamakta olan Türkçe konuşan Hıristiyanlar da vardı. Bu Türkçe konuşan Hıristiyanlar küçük bir dini cemaat olarak Kurtuluş savaşı dönemine kadar buralarda azınlık olarak kalırlar ama Kurtuluş Savaşı sonrasında da bir bölümü Yunanistan'a mübadil olarak gönderilir, bir kısmı ise İstanbul'a göçerler.

    Nüfusu yaklaşık 1800 olan Ayşepınar köyü çevre köylere oranla tarım ve hayvancılıkta gelişmiştir. Üç tarafı Zamantı Irmağı ile çevrili olan köy tarihi ve doğal dokusuyla görülmeye ve gezilmeye değerdir. Özellikle Azözeller (Ağzı Güzeller) diye bilinen mağaraların giriş kapısındaki süslemeler oldukça ilginç olup görülmeye değer yerlerdir. Saserin (Şah Şirin)'deki yer altı mağaraları da oldukça ilginç birer tarihi eserlerdir. Köyden bir çok ailenin Kozan, Ankara, İstanbul, Kuşadası, Antalya gibi yerlere göçmesine rağmen Ayşepınar hâlâ Develi'nin en büyük köyüdür.


    Kültür Köyün gelenek, görenek ve yemekleri genel olarak Kozan, Feke, Sarız gibi ilçelerimizin Varsak, Avşar, Ceritli, Bozdoğanlı Türkmen köyleriyle benzerlik gösterir. Örneğin köy düğünleri perşembe gününden başlayıp pazar gününe kadar sürer. Halı ve kilim dokumacılığında yine Ayşepınar köyü ile Kozan, Sarız, Feke çevresindeki Türkmen köyleri arasında kullanılan teknik ve desenler konusunda benzerlikler çoktur.


  4. #4
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kanesh (Kültepe) - Kayseri



    Yüksekliği 22 m. çapı 50 metreyi bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren "Karum" adı verilen aşağı şehirden ibarettir.

    1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki heyet tarafından sistemli olarak kazılmaktadır. Kazılarda höyükteki en eski yerleşimin Geç Katolik Çağ (M.Ö.300-2500) olduğu, onu Eski Tunç Hitit, Frig, Hellenistik-Roma çağlarının takip ettiği tespit edilmiştir.
    Karum sahası; höyüğün doğu ve güneydoğu eteklerini çevirmektedir. M.Ö. 1950-1650 yıllarında Anadolu'ya ticaret maksadıyla gelen Assurlu tüccarlar tarafından iskân edilmiştir. Höyük ve Karum alanında açığa çıkarılan büyük dinsel ve resmi yapılar, evler, dükkanlar ve atölyelere ait mimari kalıntılar açık hava müzesi olarak sergilenmektedir.
    Nasıl Gidilir: Kayseri Müzesi'ndeki eserlerin kaynağını temsil eden Kültepe, eski ismiyle Kaniş, Kayseri'nin 21 km. kuzeydoğusunda Kayseri-Sivas anayolu üzerinde, yolun 2 km. kuzeyindedir.

    Nerde Kalınır: Kayseri merkez.

    Ne Yenir: Yöresel lezzetler; Kayseri Mantısı, Yağlama, Pastırma...

  5. #5
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Sultan Sazlığı - Develi-Yahyalı- Kayseri



    Sultan sazlığı, İç Anadolu Bölgesinde Kayseri il sınırları içerisinde Develi, Yahyalı ve Yeşilhisar ilçelerinin oluşturduğu üçgen içerisinde bulunmaktadır.
    Alanın kuzeyi Erciyes (3916 m) dağı, doğusu Develi, Akpınar, Çiçekliyurt (2074-2057 m.) dağları, Güneyi Toros silsilesine bağlı Aladağlar (ort 3373 m) ve Elmalı dağları (2235 m) ile Batısı Kartalkaya (1958 M) ve İncil (1759 m) dağlarıyla çevrilidir.

    Jeolojik olarak Develi Ovası en eski jeolojik formasyon olan devondur. Yahyalının güneyinde orta devona ait ((370-410 milyon sene) Mercan faunası bulunmuştur. Göl sahası oluşumu miyosen devrinde başlamış pleistosen ve holosen devirlerinde erozyon malzemeleri ile dolmaya, tabakalar teşekkül etmeye başlamıştır. Bu tabakalar Kireçtaşı, Bazalt, Andezit ve Tüfden oluşmuştur. Jeomorfolojik anlamda düz bir yapıya sahip olan havzanın %2 meyili bulunmaktadır.

    100 km2'lik alanı kapsayan Develi Ovasının 21.000 ha'lık kısmını ise Sultan Sazlığı oluşturmaktadır. Develi kapalı havzasının en çukur yerinde oluşan Sultan Sazlığında, tatlı, tuzlu ve hafif tuzlu açık su yüzeyleri, geniş sazlık ve bataklık alanlar ile bunları çevreleyen sulak çayırlar yer almaktadır. Sultan sazlığının (3300 ha) suları tatlıdır. Derinliği 2.1 m. civarındadır. Su seviyesi mevsimlere göre 40 ile 60 cm kadar değişiklik göstermekte ve bu duruma bağlı olarak yüzey alanı genişlemekte veya daralmaktadır.

    Alanı besleyen başlıca akarsular Yahyalı, Yeşilhisar ve Dündarlı dereleri ile Develi çayı ve Ağcaşar yakınlarından çıkan su sayılabilir. İlkbaharda yağışların artmasıyla birlikte bol su alan Sultan Sazlığı genişlemekte ve belli bir yüksekliğe ulaşmasıyla da kuzeyindeki “Yırtnak” mevkiinden Yay gölüne boşalmaktadır. Havzanın kuzey bölümünde yer alan su rejimmmi düçgün olan Soysallı ve Çayırözü pınarları Yay gjlüne doğru yayılarak Kepir sazlıklarını oluşturmakta olup; bu sazlıklardan da Yay gölüne sulama mevsimi dışında tatlı su geeçişi olmaktadır. Sazlıklardaki suların yükselerek Yay gölüne geçmesi kendi başına fazla üretken olmayan bu ekosistemi organik madde yönünden zenginleştirmektedir. Bu durum, alnada kalabalık kuş topluluklarının beslenmesine imkan sağlamaktadır.

    1971 yılında alanın Orman Bakanlığı tarafından "Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası" olarak ilan edilmesini takiben koruma çalışmaları başlatılmıştır.

    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 1970'li yıllarda alanın tamamının drene edilerek kurutulması planlanmıştır. Ancak, gönüllü kuruluşlar ile kamu kuruluşlarının çabaları sonucunda proje revize edilmiş ve Yay gölündeki su kotunun 1070,80 m'de tutulması karara bağlanarak, alanın kurutulması önlenmiştir.

    Sultan Sazlığının korunması ve bölge halkının ekonomik çıkarları ile arazi kullanım dengesinin kurulması amacıyla saha için 1994 yılında bir Master Plan yaptırılmıştır. Sahadaki koruma çalışmaları Adana Milli Parklar ve Av-yaban Hayatı Başmühendisliğine bağlı bir şeflik tarafından yürütülmektedir.












  6. #6
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kayseride Kaplıca ve İçmeler

    KAYSERİDE KAPLICA VE İÇMELER

    TERMALIZM

    YEŞILHISAR İÇMECESİ

    Kayseri'nin 70 kilometre güneydoğusunda bulunan bu içmece, Yeşilhisar ilçesi yakınındadır. Tabi sıcak suyu yanında, mide, safra kesesi, böbrek taşlarının düşürülmesi gibi hastalıklara oldukça faydalı olan içme suyu vardır. Buradaki suyun bağırsaklardaki iç yaraları tedavi ettiği bilinmektedir.

    BAYRAMHACI KAPLICASI

    Kaplıcanın uzaklığı Kayseri'ye 60 km, Yuvalı üzeri 55 km dir. Şehrin batı kesiminde Bayramhacı köyündedir. 42 derecelik tabi sıcak suyu ile özellikle romatizmal hastalıklar için oldukça faydalıdır. Yeterli konaklama tesisleri vardır. Buralarda çadır termalciliği de önem taşır.

    TEKGÖZ KAPLICASI

    Kayseri'ye yaklaşık 40 kilometre mesafede ve şehrin batısındadır. Romatizmal hastalıklara, mafsal ağrılarına ve kadın hastalıklarına iyi gelen kaplıcada kabin şeklinde otel odaları vardır. Sosyal tesisleri yeniden düzenlenmiştir.

    ZİLE İÇMESİ

    Develi'nin Zile Bucağı'ndadır. Mide ve barsak hastalıkları için faydalı suyu vardır. Özellikle burasının yüksek ve açık havalı oluşu, suyun etkisini daha da arttırmaktadır. Çadırla konaklama imkanı vardır.

    HACI VELİ KAPLICASI

    Kayseri'ye 16 km de Adana yolu üzerindeki bu kaplıca 1994 yılında hizmete girdi. İçerisinde zengin minaralleri bulunan 36,5 C'deki suyuyla özellikle romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Kaplıca Erciyes'in yeraltı sularının bu bölgede ortaya çıkmasından oluşmaktadır.

  7. #7
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kapuzbaşı şelaleleri
















  8. #8
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kayseride Köşkler Ve Konaklar

    KAYSERİDE KÖŞKLER ve KONAKLAR

    HIZIR İLYAS KÖŞKÜ


    Erkilet'in kuzeyinde bulunmaktadır. Selçuklular döneminde İlyas bey adında bir şahıs tarafından 13.Yüzyılda inşa ettirildiği sanılmaktadır.

    Ön cephesi mermerden yapılan köşk, Etiler dönemine ait, tahminen M.Ö. 2. Bin yıllarında oluşturulmuş bir Tümülüs üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu sivil mimarisinin seçkin örneklerinden olan bu köşk 1994 yılında yeniden onarılarak yıkılma tehlikesinden kurtarıldı.

    HAYDAR BEY KÖŞKÜ

    Argıncık'ın kuzeyinde bulunan köşk 13. Yüzyılda Selçuklu beylerinden Haydar Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Minik bir kale görünümünde olan köşk boş olarak durmaktadır.


    GÜPGÜPOĞLU KONAĞI


    Güpgüpoğlu Konağı müze haline getirildiği için Müzeler bölümünde Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılmaktadır.
    Develi İlçesi'ndeki Askerlik Şubesi ve İl merkezinde bulunan Necmettin Fevzioğlu Evi de iyi korunmuş yapılar arasında olup, XIX.yüzyılında inşa edilmişlerdir. Atatürk'ün Kayseri'ye geldiğinde ikameti için 1927 yılında Talas'ta bir bina inşa edilmiştir. Bu bina uzun bir süre Kayseri valiliğinin yazlık evi olrak kullanılmıştır. Bina bugün valiliğin misafirhanesi olarak kullanılmaktadır.

    ATATÜRK(Raşit Ağa)KONAĞI


    Güpgpoğlu Konağının karşısında bulunan bu konak, XIX.yüzyıl sonlarında Raşit Ağa tarafından ev olarak yaptırılmıştır. Bina yonutaşından inşa edilmiş olup, üç katlıdır. Kayseri'de ender olrak korunmuş eski evler arasındadır.
    Atatürk Heyet-i Temsiliye Reisi olarak Sivas Kongresi'ni takiben Ankara'ya gitmek üzere Sivas'dan ayrılmış ve 19 Aralık 1919'da Kayseri'ye gelmiştir. Raşit Ağa'nın evinde konuk edilen Atatürk 21 Aralık 1919'da şehirden ayrılmıştır. Atatürk'ün kaldığı odada o günlere ait fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir. Günümüzde konağın bodrum ve girişi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.



  9. #9
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kayseri Yemekleri

    KAYSERİ YEMEKLERİ

    Kayseri nin mutfak kültürü

    Doğal olarak, en fazla ilgi duyduğum konu; yemek kültürü oluyor. İlk günü Sabancı Kültür Merkezi nde yemek konusunda araştırma yapmakla geçiriyorum. Bana kütüphane görevlileri çok yardımcı oluyorlar.

    İkinci gün, doğru Arkeoloji Müzesi ne gidiyorum. Kültepe de çıkan Asurlulardan kalma ocak çok ilgimi çekiyor. Dakikalarca onun başından ayrılamıyorum. Ya o muhteşem anforalar... Daha çok tahıl saklamak için kullanılan bu anforalar boğa başlı ve gövdeleri bir boğa kadar büyük... Üçbin sene önce insanlar tahıllarını bile büyük bir estetik içerisinde saklamışlar.

    Kayseri de Atatürk Müzesi ve Etnoğrafya Müzesi de var. Güpgüpoğlu ailesinin konağı yeni Etnoğrafya Müzesi haline getirilmiş. İçerisindekiler çok güzel de, ya konak... Doğrusu o şekilde bir ön mutfağı ve yanı sıra muhteşem bir ana mutfağı olan konağa hanım olmak isterdim!

    Talas ta eskiden bir Amerikan Koleji vardı. Küçücük bir kızken oralara gitmiş ve görmüştüm. Amerikan Koleji nin kapanmasıyla o kampüs şu anda Erciyes Üniversitesi nin misafirhanesi haline getirildi. Kampüs içerisinde Amerikalılardan kalma dev bir tandır fırın var. Düşünün o zaman Amerikalılar okullarındaki öğrenci, öğretmen ve personel için tandır ekmeği yapıp çıkartmışlar. Bugün, orası restore edilmiş, ancak kullanılıp kullanılmayacağını bilemiyorum.

    Geçmişten bir tarif

    Rektör Şahin, Üniversitesini geliştirmek kadar Kayseri kültürünün devamını sağlamaya da meraklı. Bana "Geliboğanlı gendime yemeği" ni tarif etti. Bir hikayesi olan bu yemeği okurlarla paylaşmak istedim. Eskiden Kayseri de sığırın ön ayaklarının diz kısmını üzerinde yer alan eti ile birlikte kuruturlarmış. Yani, eti pastırma yaparak saklamanın yanı sıra, bir de böyle bir yöntem izlemişler. Şimdilerde pek çok gelenekte olduğu gibi bu gelenek de sürdürülmüyor.

    Evet, Rektör Şahin in dediğine göre bu kısım pek de lezzetli olurmuş. Efendim, Anadolu nun ortasından doğusuna kadar pek çok ilde küp içerisinde dövme/yarma ile yemek pişirmek adeti vardır. Genellikle 30-40 cm. derinliğinde, 15-20 cm. ağzı olan bu küpler, köze gömülmek sureti ile 7-8 saat süresince orada tutularak yemek pişirilir. İşte Kayseri de de böyle bir adet var. Gendime denilen kabuğu soyulmuş buğday, kurutulmuş diz kemiği ile yeterli miktarda su ile sabahtan ateşe gömlüyor. Ve akşama kadar yavaş yavaş pişerek, akşam yemeği için hazır oluyor.

    Artık hikayemize gelebiliriz. Bu gendimeli/dövmeli ve kurutulmuş, diz kemikli yemek o kadar nefis oluyor ki, herkes daha fazlasını yemek için çabalıyor adeta. Biliyorsunuz eskiden, belki halen evdeki gelinin, kaynananın izni olmadan herhangi bir şey yemesi söz konusu değil. Halbuki bu yemek o kadar nefis ki, gelinin biri, kaynanasının yokluğundan istifade, bu harikulade yemeği ayakta başlıyor atıştırmaya. Kaşığına yemeğin belki en güzel yeri, diz kemiği takılıyor... Hiç tereddüt etmeden onu da götürüyor. Ve... kötü tesadüf tam bu sırada mutfağa kaynana giriyor. Gelin, aceleyle kemiği yutmaya çalışırken nefes borusuna takılıyor ve hemen orada yitiriyor yaşamını... Ve o tarihten sonra da bu yemeğin ismi, "gelinboğan gendime yemeği" kalıyor.

    Kayseri Köftesi

    Malzemeler
    500 gr
    patates
    1,5 çorba kaşığı yağ
    500 gr kıyma
    1 adet soğan
    3 ince dilim bayat ekmek
    1/4 bardak süt
    1
    yumurta
    1 demet maydanoz
    2 çay kaşığı
    tuz
    1 çay kaşığı
    karabiber
    1 çay kaşığı
    kimyon
    1/2 çay kaşığı
    yenibahar
    2
    domates

    Sos için:
    1 su bardağı sıcak su
    3 kaşık salça

    Yapilis Tarifi
    Patatesleri soyup 1 cm kalınlıkta dilimleyin. Yağlanmış bir tavaya dizin. Ağzını kapatıp rengi dönecek kadar kızartın. Bir tarafa bırakın.
    Ekmek dilimlerini süte batırarak yumuşatın, daha sonra da iyice sıkıp derince bir kabın içerisine koyun. Bu kaba kıymayı rendelenmiş soğanı, yumurtayı, incecik kıyılmış maydanozu, ve baharatları koyup iyice karıştırıp, yoğurun. Karışımı 12 parçaya ayırın. Yuvarlak ve yassı köfteler yapın. Et köftelerinin boyutlarını patateslerin boyutlarına göre ayarlayın. Patateslerin üzerine dizin. Et köftelerinin üzerine dilimlediğiniz domatesleri koyun.
    Orta hareretli fırında 30 dakika pişirin. Salçayı suda eritip köftelerin üzerine gezdirin. Tekrar fırına sürüp 10 dakika daha pişirin. Fırından alıp maydanozla süsleyip sıcak servis yapın.

    Etli Mantı

    Malzemeler :
    • 4 Su bardağı elenmiş un
    • 2 Adet yumurta
    • Yarım Paket margarin yağı (125 gram)
    • 250 gr. kıyma
    • 1 küçük demet maydanoz
    • 1 Adet baş soğan
    • 2 Bardak yoğurt
    • Yeterince tuz
    • Kırmızı biber,sarımsak.

    Kıymanın Hazırlanışı:
    Kıymanın içerisine çok ufak kıyılmış soğan, ince kıyılmış maydanoz, yeterince tuz, az miktarda kara biber, bol kırmızı toz biber eklenerek yoğrulur. SOSUNUN

    Hazırlanışı:
    Yarım paket margarin eritilerek içerisine bir yemek kaşığı dolusu salça, bir çay kaşığı kırmızı toz biber, bir çay kaşığı tuz, yarım çay bardağı su ile 2 dk. kaynatılır. (İçerisine Knor et suyu da ilave edebilirsiniz.)
    YAPILIŞI : Düz bir yere un elenir, ortasına yumurta kırılır, kafi miktarda tuzu eklenir, su ilavesiyle sert hamur yoğrulur. Hamur iki bezelere ayrılır, 1 mm' den biraz daha ince olarak hamur açılır, açıldıktan sonra 1,5 cm ebadında ve kare biçiminde hamur kesilir, bu karelerin içerisine hazırlanmış olan içten küçük miktarda iç konulur, köşeler birleştirilerek uç kısımlarından sıkıştırılarak kapatılır. Hazırlanmış olan mantılar geniş bir kapta kaynayan tuzlu suyun içerisine atılır, hamur kokusu gidinceye kadar haşlanır, (Hamur dişinize sert gelmeyecek duruma geldiği an haşlama işi bitmiş demektir) sonra ocaktan alınarak üzerine bir su bardağı soğuk su ilave edilir. (Sonradan eklenen su ilavesinin amacı mantının dibe çökmesini ve hamurların daha diri olmasını sağlar) bu işlemlerden sonra mantının fazla suyu süzülerek mantının içerisinde bir miktar su bırakılır. Hazırlanmış olan sos tenceredeki mantının içerisine ilave edilerek az miktarda karıştırılır. Tabaklara servis yapıldıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt ve sumak atılarak afiyetle yenilir.


    Kayseri Böreği




    Malzemeler:
    Hamuru için:

    • 4 yumurta
    • 4 yemek kaşığı yoğurt
    • 1 yemek kaşığı zeytinyağ
    • 1 paket kabartma tozu
    • 1 damla sirke
    • 300 gr tereyağ
    • Aldığı kadar un
    • Tuz
      Börek Harcı için:
    • 1 kg kuzu kuşbaşı
    • 2 soğan
    • Tuz,karabiber,pul biber
    • Peynirli harç:
    • Yarım kg beyaz peynir
    • 1 demet maydanoz
    Hamurun hazırlanışı:
    1. Dört yumurta ,zeytinyağı ve yoğurt mikserle çırpılır. Diğer malzemeler eklenir ve on dakika yoğrulur. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edilir.
    2. Sekize bölüp üzeri nemli bir bezle örtülür. Yarım saat dinlendirilir
    3. Et küçük küçük doğranır. İki kaşık tereyağ ekleyip biraz kavrulur.Soğan ince doğranır. Kavrulan ete eklenir.Baharat ve tuz eklenir.
    4. Peynir rendelenir. İnce kıyılmış maydanoz ilave edilir.
    5. Hamur unlanarak açılır. Yumuşamış tereyağ sürülür. Karşılıklı katlanarak bohça gibi kapatılır. Dolaba konur. Sekiz parçada bu şekide açılır.
    6. Dolaba konan ilk parça tekrar dikdötrtgen açılır. Ortaya arzu edilen iç konup karşılıklı kapatılır. Dört parmak arayla kesilir.
    7. Börekler katlanan taraf üste gelecek şekide tepsiye dizilir. Kalan bir yumurtanın sarısı çırpılır. Üzerine sürülür. Önceden ısıtılmış sıcak fırında pişirilir.







  10. #10
    Neşeli düşler√V^√V'^~--- zeyna_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    12,517
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Onay Kayseri Adak Yerleri

    KAYSERİ ADAK YERLERİ

    SEYYİD BURHANEDDİN TURBESİ

    Türbe, Selçuklu Mezarlığı olan Talas Caddesi üzerindeki bugünkü yerindedir. Daha önce Seyyid Burhaneddin için birkaç defa türbe inşa edildiği sanılmaktadır. Bugünkü türbeyi, 2. Abdülhamid yaptırmıştır. Türbede, Seyyid Burhaneddin'den başka, Zeynel Abidin'de yatmaktadır. Bu türbe, Emir Erdoğmuş Kümbedine bitişik bulunmaktadır. Özelljkle Cuma günü kadınlar buraya gelerek dileklerde bulunur, dua eder ve namaz kılarlar. Seyy'id Burhaneddin'in türbesine ayırıca sünnet edilecek çocuklar da getirilir.

    ZEYNEL ABİDİN TURBESİ

    Abdulhamit Han tarafından 1886 yılında inşa ettirildi. Daha sonra burası Cumhuriyet Döneminde ilk halk kütüphanesine verildi. Zeynel Abidin Hazretlerinin naaşıda Seyyid Burhaneddin Türbesine nakledildi. Ancak Kayserililerin ısrarlı takipleri sonucu ı 994'te Zeynel Abidi'nin naaşı buraya alındı. Türbe Osmanlı mimarı üslubunun en güzel örneklerinden birisidir. Daha önce şehir içerisinde, şimdiki Halk Kütüphanesinin ödünç verme servisinde bulunan türbe de önemli bir adak yeriydi. Daha sonra buradaki Zeynel Abidin Hazretlerinin mezarı Seyyid Burhaneddin'in türbesine taşındı.

    HELVACI DEDE MEZARI

    Serçeönü Mahallesinde bulunan bu mezar, artık eskisi kadar ziyaret edilemiyor. Helvacı Dede, rivayete göre, her Perşembe günü akşam namazından sonra halka helva ikram edermiş.

    SEYYİD HALİL DEVLETLİ

    Karakaya köyünde bulunan yatırı da çevre halkı ziyaret etmektedir.

    ÇELENLİ EFENDİ

    Gömeç köyünde bulunan bu yatır da yine çevre halkı tarafından sık sık ziyaret edilmekte ve çeşitli adaklar adanmaktadır.

    ŞAM BABA

    Pazar örenin Gülabi köyü yakınlannda bulunan bu yatır için de çevre halkı ziyarete gitmektedir.

    MELİKGAZİ TÜRBESİ

    Pazarören Melikgazi köyünde Türbe, çevrenin olduğu kadar tüm Anadolu1dan zaman zaman insanların ziyaret ettiği önemli bir yerdir.
    EMİR SULTAN

    Şıhh Camiinin güneyine düşen kendi adına yapılmış, zaviyede gömülüdür. Zaman zaman burası halk tarafından ziyaret edilmektedir.

    TENNURİ HAZRETLERİ

    Şıh Camii bitişiğindeki türbededir. Burası da önceki yıllarda sık sık ziyaret edilmekteydi. Şeyh Lütfullah ve Ali Sultan adındaki zatlar da bu türbede gömülüdürler.

    TAVİL BATTAL AHMET GAZİ

    Battal mevkiindedir. Halk arasında Battal Gazi diye anılan bu meşhur zatın da kabri önceki dönemlerde ziyaret edilmekteydi.

    ŞEYH DAVUD-I KAYSERİ

    Battal Gazi camiinin önündeki türbede Davud-u Kayseri' ye aittir. Burası da geçmişte büyük ziyaretgahlardan birisiydi.

    Bunlardan ayrı olarak, Necmeddin-i Kübra, Molla Tayyib, Firuz Sultan, Ömer Gazi Helvalı, Seyyid Mehmet Nurbaşı, Seyfullah Efendi, Ebu İshak Alemdari, Ekber Yemeni, Şeyh Hamid-i Kayseri "Somuncu Baba'', "Karamani Efendi, Mehmet Battal, Sabih Tatarhan, Seyyid Ömer Şeyh, Gülcemal, Şeyh Vahideddin Kirmani, Harzemşah sultan, Şeyh Şerafeddin, Hacı Galum, Kudbeddin Sincani, Şeyh Hasan, Ebu Ali Sina, Koyun Baba, Ahmet Tiraniya ait yatırlar, .zamanla şehrin imar hareketi içerisinde, ziyaretgah özelliklerini kaybetmişlerdır.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kıbrıs hakkında bilgiler...
    2005 Konuları bölümünde Mthan tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 04.06.06, 21:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •