EĞER o güne kadar 'kapatma davası' gibi girişimlerle mağdur edilmez ise" diyerek başlamakta yarar var...
Sevgili dostlar, Türkiye'de son yaşananların ortaya çıkaracağı birçok "olumlu etki" ve "travma" olacak. Bunların detaylarını ve özellikle "Türkiye'de bugün ne olduğunu" tartışmadan, sadece değişen bir gerçeğin altını çizeceğim: 2003 seçimine "halkın mağdur olduğu" bir ortamda 28 Şubat'ın son dalgalarından mağdur olan kadroların oluşturduğu hatta başkanının "seçilmesinin yasaklı" olduğu bir "ana denklem" içinde giren AK Parti, bir önceki seçimde de "aynı durumu elektronik 28 Şubat dinamiği" sayesinde yakalamış ve bunu "oya çevirmeyi" başarmıştı!
Haklıydı da; halkın seçtiği TBMM'nin iradesine müdahale edilmek istenmiş ve edilmişti! Uzun lafın kısası; son iki seçimde "girişimler farklı ama sonuç aynı"ydı, birileri "ötekiler" konumuna itilmişti...
Şimdi durum farklı hatta çok farklı. 2001 krizinin "mağdur ettiği", küresel finansal dalgalarla "yıkılmış bir halk" yok. 1960'tan 2010'lara kadar çeşitli "bahaneler"le "ötekileştirilenler" ana aktör olarak ülkenin gündeminde "gecikmiş de olsa yerlerini almış durumdalar" ve en önemlisi 1960'tan elektronik müdahaleye kadar birilerini "mağdur edenler", şimdi halkın gözünde "mağdur duruma düşmek" üzereler! İşte böyle bir ana denklem içinde AK Parti ilk defa "ötekilerin, mağdur edilenlerin partisi olmadan ilk genel seçimine girecek. Bakalım Türk Halkı bu sefer ne karar verecek; kendine yeni mağdurlar mı bulacak yoksa "uç etkilerden arındırılmış bir ortamda" sadece "iş yapma kriterlerine" göre mi oy verecek? Başladığım cümleyi eklememde yarar var: Eğer o güne kadar "kapatma davası" gibi girişimler ile mağdur edilmez ise...
Bir not düşmeden de bitiremeyeceğim; AK Parti yine şanslı! Bu sefer de "elle tutulabilir alternatif politikalar üretebilen bir muhalefet" yok!
http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=11930


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla