• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: ...Tespit...

  1. #1
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    ...Tespit...

    Seni düşündüren asıl şey; ateşin ne derece sıcak olduğu değil, onun karşısında ne denli soğuk durabildiğindir..."alperkaya"

    Olaylar hep başucumuzda seyir ediyorlar. Bir film şeridi örneği misali, akıp gidiyor yanıbaşımızdan. Ve her yaşadığımız olay bir suyun derede yarattığı oyuklar gibi iz bırakıyor ömrümüzde

    Olay; Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise. Mademki her oluşan durum bir olay, öyleyse olaysız geçen bir an yok hayatta. Belkide hayat dediğiniz olaylar zinciri. Sadece halkalar değişik. Kimi hatalarla kimi başarılarla, iyiliklerle, kötülüklerle acı ve sevinçlerle bezenmiş bir zincirin herbir halkası olan olaylar...

    İşte asıl yaşamak dediğimiz bu olayları nasıl karşıladığımızdır. Ne denli karşısında cesur ve yenilmez durabildiğimizdir.

    Sonundaki ateşten korkan sizler; söylesenize, içinize işleyen soğuklar değil midir şimdi sizi tir tir titreten ?

  2. #2
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Yapabildiğim tek tespit bu edebiyatçı-felsefesini anlamadığım ve herhangi bir olayı açıklamakta yetersiz bulduğumdur..."Franchise"

    Aslında düşündüm yazmadan önce, düpedüz hakaret edip sonra yarattığım olaya nasıl tepki verirsiniz diye- ya da verir misiniz? Ama bunu yapıp sonrada yazdığınız bu yazıyla kıyasa girişecek olmam da sanırım aramızdaki muhabbet geçmişine hakaret olurdu.

    Tabii bütün bunlar bu konu hakkında hiçbir diyaloğa girişemeyeceğimiz yönündeki düşüncemi ve konunun kendisinin bu tarz bir "diyaloğa izin verecek anlaşılırlıkta olmadığı" gerçeğini değiştirmiyor.

  3. #3
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    edebiyatçı-felsefesini anlamadığım ve herhangi bir olayı açıklamakta yetersiz bulduğumdur..."Franchise"
    Bu konuda yine kendi görüşümü dile getirmek isterim...

    Edebiyat söz sanatı ise felsefe de düşünce sanatıdır.

    Takdir edersiniz ki Düşündüklerinizi dile getirebilmek için yahut yazıya dökmek için edebiyata ihtiyacınız olduğu gerçeği kaçınılmazdır..

    Bu sebeple bu iki bilim birbirinden ayrı düşünülemez.

    Anlamamanızı doğal karşılarım. Hatta buna sevinirim bile. Anlamıyor olmak asla kabahat değildir. Anlaşılamadığımız için bizim de üzüntü duymamıza gerek yok elbette. Bu yüzden tartışma yaratacak herhangi bir söz söylememiş olduğunuzu bilmenizi isterim...

    Beni anlamayan birçok dostum var ama ben şu konuya seviniyorum ne yazık, ben onların hepsini anlıyorum. Hatta beni anlamıyor olmalarını bile...

    Sevgilerimle...

  4. #4
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı alperkaya tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu konuda yine kendi görüşümü dile getirmek isterim...

    Edebiyat söz sanatı ise felsefe de düşünce sanatıdır.

    Takdir edersiniz ki Düşündüklerinizi dile getirebilmek için yahut yazıya dökmek için edebiyata ihtiyacınız olduğu gerçeği kaçınılmazdır..

    Bu sebeple bu iki bilim birbirinden ayrı düşünülemez.

    Anlamamanızı doğal karşılarım. Hatta buna sevinirim bile. Anlamıyor olmak asla kabahat değildir. Anlaşılamadığımız için bizim de üzüntü duymamıza gerek yok elbette. Bu yüzden tartışma yaratacak herhangi bir söz söylememiş olduğunuzu bilmenizi isterim...

    Beni anlamayan birçok dostum var ama ben şu konuya seviniyorum ne yazık, ben onların hepsini anlıyorum. Hatta beni anlamıyor olmalarını bile...

    Sevgilerimle...
    Edebiyatçı felsefe derken...Hayır. Belki konuşma dilinde söyleseydim anlamını tam olarak analyacaktınız ancak yazı dilinde tabiiki bazen ironiler veya mecaz anlamlar karşılığını bulamıyor.

    Edebiyatçı felsefesi derken...Örnekse konuşma dilinde düşünelim "Edebiyat yapma!! Ne söyleyeceksen onu söyle de anlayalım" cümlesindeki gibi...Bu anlamda edebiyatı kastediyorum.Bir söz sanatı olan edebiyatı değil.Söz sanatı yapmaya çalışırken bir şey yapamamayı, bir şey anlatmamayı. Söz sanatları güzel gelir ama bir şey anlatmıyorsa saçma durur çünkü anlatımı güzel ve tam olarak anlaşılır kılmak yerine yazarın kendisini şişirme çabası vardır.Çoğu şair de bu var...Yadırgıyor muyum? Hayır. Ama yararlanıyor muyum? Yine hayır...Çünkü bişey yok. Bence yayınlamalarına gerek de yok bu tip sadece söz sanatı içeren ama bişey anlatmayan şiirleri. Çünkü zaten kendileri için yapıyorlar.Kendini ifade yok burda, burda bir insanlar beni övsün "aa bak ne güzel şiir yazıyor adam, ne güzel..." desin çabası...

    Lafı geviş getirmek de değil bu,biraz güzel bir şey anlatıyorum hissiyle(ki hakikaten gereklidir) bir şey anlatmamak...Güzel bir şey yapıyorsunuz yazmaktan keyif alıyorsunuz ama birşey anlatmıyorsunuz.Bilmiyorum belki burda böyle bir konu seçtiniz, bir seçim meselesi de olabilir.Ama madem öyle o halde neden soru cümlesiyle bitiyor? Katılmamızı istiyorsanız bu bir monolog...Söylediğim şey budur.Bu bir diyaloğa izin vermez türden bir konuşma.Dinleyici baştan pasif konumda...

    Belkide sadece bir şeye önhazırlık yapmak gibi..Söyleyeceğiniz gerçek birşey var ama ona önhazırlık yapıyormuşsunuz gibi bir girizgah...Ama söyleyeceğiniz şey ortada yok dolayısıyla bişey anlaşılmıyor, niye anlamadığımın sebebini anlayabilirsiniz ama altında bir yan anlam düşerek arıyorsanız anlattığım sebebi ıskalayadabilirsiniz.Ki şuan yan anlam olmadan konuşuyorum.Genelde çok yaparım.Hitap ettiğim kişi herhangi gerçeği veya kendisine dair düşünceyi direkt olarak kabullenemeyecek pozisyonda olursa yan anlam kullanmak gerekir.

    Ama neyseki sizinle böyle bir problemimiz yok forumda açıkgörüşlü biri olarak bilirim sizi bu yüzden böyle yersiz gibi görünen bir çıkış yapıyorum hatta...Çünkü önhazırlığa ihtiyaç duymuyorum.Kaldırabilecek durumdasınız.

  5. #5
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Hitap ettiğim kişi herhangi gerçeği veya kendisine dair düşünceyi direkt olarak kabullenemeyecek pozisyonda olursa yan anlam kullanmak gerekir. Ama neyseki sizinle böyle bir problemimiz yok forumda açıkgörüşlü biri olarak bilirim sizi bu yüzden böyle yersiz gibi görünen bir çıkış yapıyorum hatta...Çünkü önhazırlığa ihtiyaç duymuyorum.Kaldırabilecek durumdasınız.
    Böyle birşey söz konusu değil elbette. Bunun adı münazaradır olsa olsa... Görüşler bildirilmezse söyler misin ne işe yarar anlatılanlar ? Eğer bir görüş beyan etmiyorsan bu dinlemediğini göstermez mi ?

    Sonra biz eski dosttan düşman olmayacağını da iyi biliriz... Forumun eskilerinin yeri bizde numaralıdır...

    Ama sadece şuna üzülüyorum ki olaylar karşısında cesur ve yenilmez olmayı anlatırken bahsettiğim bundan başkası değildi...

    Şimdi benim karşıma geçmiş, benim yazdıklarımın bizi ya da okuyanları tatmin edecek düşünceler olmadığını söylüyorsun. Hiçbir anlam taşımayan tümcelerin sadece yazarı tatmin eden düşünce dizilerinden başkası olmadığını savunuyorsun.

    Ve benim buna karşılık tepkimin ne olacağını biliyorsıun... "Şimdi benim karşıma geçmiş, benim yazdıklarımın bizi ya da okuyanları tatmin edecek düşünceler olmadığını söylüyorsun." cümlesini yukarıda okurken sert konuştuğumu düşündün öyle değil mi eski dost Oysa tepkimin bu olmayacağını gayet iyi biiyorsun.

    Demek ki iyi bildiğin şeyler, senin canını yakmaya yetmez. Karşısında korkusuzca durabildiğin ne varsa bil ki aynı derecede senden çekinecektir...Şu anda birbirimizi kırmaktan çekindiğimiz gibi. Birbirimize karşı güçlüyüz.

    Oysa biliyoruz ki aslında birimizin sözü diğeri için altın bir bilezik örneği misalidir...Ama yine de hala eski bir dostu kırmadan eleştri yapmak üzere sarfettiğimiz gayret bizim bu ateş karşısında ne kadar güçsüz olduğumuzu göstermez mi ? Ben senden korkarsam sen benden korkarsan içinde bulunduğumuz bu olay ikimizi de yakmaz mı ? Söylemek istediklerimizi söyleyemezken söylemek istemediklerimiz çıkar ağzımızdan ki bundan başka da alternatif yoktur zaten... Ve işte bu cesaretsiz tavrımız bizi bizden etmez mi ?

    Söylemek istediklerim her zaman yaşadıklarımızın içinden alıntılar olmuştur. İlk günden bu yana....

    Farkedememek tabiride buradan gelmektedir. Yaşadıklarının farkında olmayan insan elbette anlayamaz anlatılmak isteneni.. Bunu doğal karşılamak bir anlayanın başlıca görevi değil midir ?

    Nasıl ki yazdıklarını dost sevgilerle karşılayacağımdan eminsin, ve bu senin için kıyısında durduğun bir ateş çemberi değil...

    Nasıl ki ben senin için ve sen benim için kesinlikle, yamacında durduğumuz lav püsküren bir yanardağ misali değiliz...

    İşte hayatın içinde dolaşırken de bu kendinden emin ifadeyle, başına gelen olayı göğsünde yumuşatıp pasa çevirmesini iyi bilmen gerektiğidir anlatmaya çalıştığım...

    Şimdi ikimizin yaptığı anlattıklarımdan başkası değildir işte bilmem farkında mısın ?

    Oysa sen benimle konuşurken tepkimden çekinseydin ben senin tavırlarından korksaydım. Bu titremeler bizim o ateş karşısındaki korkularımızdan başkası olur muydu ?

    Sevgilerimle...
    Bu mesaj en son " 09.03.10 " tarihinde saat 14:24 itibariyle alperkaya tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    "Şimdi" konuyu anlatmaya başladınız işte...

    Ya da

    Şimdi konuyu anlatmaya "başladık" işte...

    Birincisinde şimdi seni yola getirdim manası var.
    İkincisi çekinceden(kesinlikle uzlaşıya yönelik manasıyla kulanıyorum) kaynaklı ama niyet olarak olumlu olandır.

    Peki hangisi doğru olacak? Elbette ikisi de...Ama ikincisinde kesinlikle ben devreden çıkmıştım,ikincisinde önemli olanın birlikte ortaya çıkarttığımız anlattığımız ifade olması var. Ne mutualist yaklaşım ama...

    Zihinsel olarak bir yere vardığımız kesin ve ben bilerek yapmasamda konuyu açıklamanızı sağladı.Çünkü konuyu son yazdığınız yazıda anladım.

    O halde tepkiden korkmakla, uzlaşıya varma çabasıyla varlıkları konunun dışında tutmanın getirdiği saygı farklı. Üstelik bu yaltaklanmanın veya korkunun getirdiği bir saygı değil, o ikiyüzlü edinilmesi gereken zorunlu saygı değil olması gereken, belirli bir olgunluk durumunda kendiliğinden gelen saygı...

    İkisinde(korkuda ve uzlaşı çekincesinde) de susup bişey söylenilmeyebilir ama ikincisinin geliş şekli farklı.Varlıklar konunun dışında, zihinler konunun içinde...Sadece konuyu konu ediniyoruz.

    Peki insan neden korkar?Neden korkuyla çekinir...Nedenini bulabiliriz belki ama öneri nedir? Korkmamak için ne yapmak gerekir.Neden böyle saçma bir korku gelir...Ve yarattığı çekince...İnsanın diğer insanlardan korkması...
    Konuyu bu kısma taşımak isterseniz belki bir soru olarak değerlendirilebilir, ya da değerlendirilmeyebilir.

  7. #7
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Nedenini bulabiliriz belki ama öneri nedir? Korkmamak için ne yapmak gerekir.Neden böyle saçma bir korku gelir...Ve yarattığı çekince...İnsanın diğer insanlardan korkması...
    Kormamak için önce içindeki endişeyi atmalı insan. Endişe korkmak korkusudur. Acaba bundan korkar mıyım ? Bu beni korkutur mu korkusunun adıdır endişe... Birşeyden korktuğunuzu hissettiğin anda üstüne gitmeli. Hayatın birçok yerinde bunu uygulamıyoruz. Bakmaktan korkuyoruz, söylemekten korkuyoruz, utanıyoruz yahut çekiniyoruz ve buna rağmen sorulduğunda yaşadığımızı savunuyoruz.

    Ve endişe gerçekten vazgeçilmez bir ihtiyaçtır bünyede. Bir durağa henüz gelmişsinizdir ve acaba beklediğim otobüs geçti mi endişesi düşer içinize. Trafik yoğundur uçağı kaçırma endişesiyle karşı karşıya kalırsınız. İnsanın beklemekten, bekletmekten veya kaçırmaktan duyduğu endişeyi milyonlarca örnekle sıralayabiliriz. Bunlar ne kadar gereksiz korkuların başlangıcı değil midir ?

    Basit örneklerle konuyu yumuşattıktan sonra gerçek korkularımızdan bahsedeyim. Hiçbir endişe duymaksızın direk ruhumuzda yer eden evcil korkularımız. Emirler ve Yasaklar...

    Büyük bir cenneti arzulayan insan ona kavuşmak için milyarlarca şeyden vazgeçmektedir bütün bir yaşam boyunca. Yasak dediğimiz nedir ? Neden vardır yasaklar ? Tanrının bizim üzerimize oynadığı bir k.u.m.a.r değil midir yaşam ? Yasakları çiğneyip çiğnemeyeceğimiz üzerine oynanan...

    İşte korkuların temeli tanrıdan korkmakla başlar. Ve ondan korkmaya başladığınız anda biter özgürlüğünüz.Bir ateş düşlemeye başlarsınız. Sonunda yanmaktan korkarsınız ki tir tir titreyen bu mart ayında...

    İşte bu temel korku sizin diğer korkularınızın fitilini ateşler.

    Hayatı bu korkuların gölgesinde yaşarsınız. Her hesabınızda cehennem ateşi korkusu. Sevdiğinizi bile söyleyemez olursunuz. Hiçbir olayı başlatamamak en büyük olayınız olur hayatta.

    Eğer tanrı sizi bu kadar korkutmasaydı inanın beşeri ilişkilerimizde hiçbir sorun kalmazdı... Bağlayacak olursak. Önce tanrıdan korkmaktan vaz geçmeli... Bakın demiyorum ki ona inanmayın... Yalnızca bu kadar korkmayın. Hayatın başka birşey olduğunu farkedeceksiniz...

    Sevgilerimle...


 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •