Bu tarihi iftira son yıllarda çokça gündeme getirilmeye başladı. Tarihlerinde bir çok soykırıma imza atmış başta ABD, Fransa ve Almanya olmak üzere emperyalist Batılı ülkelerin siyasi parlementoları adeta tarihi yargılama misyonu yüklenmiş ve tarihte eşine zor rastlanır parlemento kararlarıyla Müslüman Türk milletini bu tarihi iftirayla mahkum etmeye çalışmaktalar. Bunu icra etmelerindeki tek gaye Osmanılı ve Müslüman Türk'leri karalayıp küfür ederek egolarını tatmin etmek değildir şüphesiz. Ermeni'lerin Türkiye'nin doğu bölgesinde gözü vardır ve o bölgeyi işgal altındaki öz toprakları kabul etmekteler. Ağrı dağını milli sembol olarak kullanmalarının ve soyumuzu kırdılar diyerek Batılı ülkelerin parlementolarını turlamalarının en büyük sebebi bu süreç sonunda Türkiye'den toprak kazanabilmektir. Oynanan oyunun asıl maksat ve hedefi budur.
Ben burada Ermeni soykırımı iftirasını farklı bir tarihi gözlemle ele almak istiyorum. Acaba o günün şartlarında Osmanlılar'ın böyle bir soykırımı gerçekleştirilebilmesi maddeten ve manen mümkün müydü? Sırpların tüm dünyanın gözü önünde müslüman Boşnak'lara uyguladığı soykırım örneğinden hareketle konunun bu yönü üzerinde duralım.
Bilindiği gibi Sırplar 1992'den 1995'e kadar Avrupa'nın göbeğinde Boşnak'lara insanın kanını donduran bir vahşet ve soykırım uyguladı.
Bunu yaparken Müslüman Boşnak'lara tarihten kalma kinlerini kustukları biliniyor.
Sırplar yer yer Hırvat'larla çatışma dışında tüm güçleri ve tüm imkanlarıyla Boşnak'lara saldırdılar.
Ellerinde tankından,uçağından tutun otomatik silaha kadar her türlü imkan varken, Boşnak'lara BM kararyla silah ambargosu uygulanıyordu.Tanklar ve uçaklarla sivil insanların yaşadığı şehirler gece gündüz bombalandı. Hatta ateşkes zamanlarında dahi...
Su almak için eviden çıkan insanlar ya keskin nişancının yada topçu ateşinin hedefi oluyordu.
Mediyetin beşiği(!) Avrupa'nın göbeğinde Boşnak'lar sahipsizdi. Toplu kıyım merkezlerine dönüşen Toplama kamplarında insanı insan olduğundan utandıracak bir vahşet sergileniyor; kadınından tutun çocuğuna kadar insanların türlü
işkencelerle katledildiğni bu gün kimse inkar edemiyor.
Ermeni iddialarını tanıma konusunda insanlık yarışına(!) giren Avrupa da boş durmadı bu arada,
Sreprenica katliamının Hollanda askerlerinin nezaretinde yapıldığı itiraf edildi. Tam 8 bin masum Sırp kasaplarının eline teslim edildi. 90 yıl önce yaşandığı iddia edilen Ermeni iftirasının yılmaz savunucusu Avrupalı ülkelerin tamamı kotuklarına yaslanıp yanı başlarında 3 yıl süren bu insanlık tarhinin en vahşi soykırımlarından birini izlemekle yetindi.
Bu ülkelerin bir çoğunun başkentleri bu gün iğrenç görünümlü, kin ve nefret saçıcı Ermeni soykırım anıtlarıyla süslenmektedir. Ancak bir tek Boşnak soykırım anıtına rastlayabilmek mümkün değildir. Bu vakıa bile bu güruhların insanlığını yitirmiş hümanismini görmeye ve asıl niyetlerini ifşa etmeye kafidir.
Bosna'da 3 yıl süresince yaşanan korkunç vahşetin neticesinde ölen Boşnakların sayısı 200-250 bin civarında.
Şimdi gelelim Osmanlıların 1.5 Milyon Ermeniyi katlettiği iddia edilen dönemin şartlarına. Bu dönemde Osmanlılar dünya harbine girmiş, o dönemin en güçlü ülkelerine karşı ölüm kalım savaşı veriyordu.
Osmanlı 7 cephede 7 düvele karşı savaş veriyordu. Yemen'e giden asker geri gelmiyordu
Irak'ta, Süveyş'te İngilizlere karşı amansız bir mücadele veriliyordu.
Çanakkale'de sadece şehit düşen askerimizin sayısı 250 bin.
Osmanlının elinde ne TANK vardı,ne UÇAk ve nede makinalı tüfek.. belki de Osmanlı 1.5 milyon ermeniyi ATOM BOMBASI kullanarak katletmiştir(!)
Fakat Sarıkamışta 90 bin asker üzerine giyebilecği kışlık elbisesi olmadığı için donarak ölmüştür.
Evet doğuda Ruslar'la mücadele ediliyor, 1.5 milyonu katledildiği iddia edilen Ermeni'ler ise Ruslar'la bir olarak erkeklerinin tamamına yakını askere alınmış olan Türk köylerinde kana doymuyorlardı. Bilindiği gibi gayrimüslim Ermeni'lerin askere gitme zorunluluğu yoktu, bu yüzden hemen hiç bir Ermeni cepheye gitmemiş ve ellerine geçen bu tarihi fırsatı en kanlı şekilde değerlendirmekten sakınmamışlardır
.Bu durum karşısında Osmanlı'ların, Ermeni'leri tehcir kanunuyla Suriye-Lübnan taraflarına göndermekten başka çaresi kalmamıştır.
Osmanlı'nın, Ermeni'lere karşı tarihi bir kini de yoktu. Aksine Osmanlı'ların Ermeni'leri; ÜMEM-İ SADIKA, DOST MİLLET, güvenilir millet olarak vasıflandırdığı tarihi vesikalarla sabittir.
Sanırım çoğunu yazmaya imkanım olmayan tüm bu tarihi gerçeklerden o dönemde Osmanlı'ların böylesi bir katliamı gerçekleştirebilmesinin ne derece "imkansız" olduğu anlaşılır.
Ermeni soykırım iftirasını savunanlar önce bu sayının 250 bin olduğunu söylemişlerdir. Bilahere sayı arttırılmaya başlamıştır. 500 bin, 1 milyon derken şu an için 1.5 milyonda karar kılınmıştır. Sayıyı artırmanın işe yaradığı kesinlikle söylenebilir. Hani bir söz vardır "söylenen yalan ne kadar büyük olursa inandırıcılığı da o kadar artar." Ermeni soykırımı iddiacıları sözde soyukırılanların sayısını arttırdıkça bu yalana inanan veya inanıyor taklidi yapan ülkelerin sayısı da doğru orantılı artmıştır.
Şimdi Ermeni soykırımı iddiacılarına sesleniyorum: Siz bu Ermeni soykırımı yalanınızı Cezayir'de Araplara, kendi ülkesinde Yahudilere?, dağdan gelip bağdaki milyonlarca Kızılderili'ye soykırım uygulayıp yok edenlere; atom bombasıyla bir anda yüzbinleri katledenlere, Karabağ'da kana doymayanlara inandırabilirsiniz;
Ancak bizim gibi ta İspanyada zulme uğrayan Yahudi'leri bile sizin medeniyetinizin elinden kurtarıp topraklarına getirebilmiş bir Milletin torunlarına asla yutturamazsınız...!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
