• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
61 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Aslan Mashadov adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-12-2009
    Mesajlar
    84
    Karizma Gücü
    3

    Peygamber efendimizin kölelik

    bu konunun farklı konularda tartışıldıgını biliyorum ancak bunu bir başlık altında açmak istedim üstelik burada kölelik konusunda oldugu ateistlerce iddaa edilen bir ayetin ne demek istedigini de açıklmak yerinde olacaktır.şimdi

    İslam dininin gönderildiği dönemde Araplar arasında da kölelik ve cariyelik müessesesi vardı. Hz. Peygamber'e de küçüklüğünden beri dadılık eden Ümmü Eymen'in önemli bir yeri vardır. Erkekler arasından da Zeyd İbn Harise'nin ismi öne çıkmaktadır. dir. Peygamberimizin hizmetinde bulunan kadın ve erkeklerin sayısı bir hayli fazla olmakla birlikte bunlardan bir kısmı kendi rızasıyla bir kısmı da harp esiri olarak gelip Hz. Peygamber'in hizmetinde bulunmuşlardır. Daha önce köle olduğu halde müslüman olup Hz. Peygamberin yanında kalmaya ve hizmet etmeye devam edenler de olmuştur. Hz. Peygamber bunlara köle muamelesi değil de bir insan ve mümin kardeş muamelesi yaptığı için Hz. Peygamber'in yanında bulunmak ve ona hizmeti gönüllü olarak yerine getirmişlerdir. Hz. Peygamber'in yanında bulunan bu türden köle ve cariyelerin sayısını belirlemek ve tasnifini yapmak önemli ve hayli zaman alacak bir konudur.o yüzden peygamberimizin kölelerinin sayısının ne oldugunu ögrenmek isteyenlere yalnızca kaynak ismi verebilirim.

    diger bir mevzuya gelince ateist arkadaslar islamın köleligi besledigi gibi kendi bakış açılarıyla yorumlar yaparlar ve yalan yanlış bir kaç sonuca ulaşabilirler bunda da kendilerine en önemli delil olarak nahl suresinin 75.ayetini örnek gösterirler şimdi kurandaki ayetlerin nasıl yorumlanması gerektigini ve bu ayetin ne demek istedigine bakalım

    NAHL SURESİ 75.AYET

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

    Nahl suresinin söz konusu âyetinde ne demek istendiği âyet bağlamı içerisinde ve bu konuda sahabe ve tabiinden gelen rivayetler dikkate alındığında daha rahat anlaşılmaktadır. Her şeyden önce ayette bir misal verilmekte yani bir benzetmeyle bir şey anlatılmak istenmektedir. Bu Kur'an'ın anlatım yöntemlerinden biridir. Yani bir şeyi misallerle ve kıssalarla anlatma yöntemi. Bu itibarla Kur'an'ın anlaşılmasında yöntem konusunda geliştirilen usul-i tefsir ilminin bir konusu da "Kur'an'daki misaller/emslü'l Kur'an"dır. Bu bağlamda âyet değerlendirildiğinde aynı surenin 73 ve 74. âyetlerini ve yine 76. âyetini dikkate almak gerekir. Bütün bunlar bir misal ve benzetmeden söz etmektedir. Bu benzetme de o günün toplumu göz önüne alındığında fakir ve iradesi sınırlı bir köle ile hür zengin ve eli açık bir kimse arasında yapılmaktadır. İbn Abbas ve Katade bu misaldan kastın kafir ve mümin arasındaki farkın ortaya konulması olduğu yorumunu yapmışlar ve meşhur müfessirlerden İbn Cerir et-Taberi de bunu tercih etmiştir. Bu bakımdan âyette tevhid inancının güzelliği ile şirk/Allah'a ortak koşmanın kötülüğüne işaret edilmiş

    saygılarımla
    Surda Bir Delik Açtık;Mukaddesmi Mukaddes.Ey Kahpe Rüzgar Nereden Esersen Es..




    insanlık tarihinde; bireysel olarak herhangi bir dine inanmayanlara
    rastlan›yor… Ancak, dinsiz topluma rastlanm›yor…

  2. #2
    Lasıhyun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2010
    Mesajlar
    86
    Karizma Gücü
    3
    Öncelikle konu için teşekkür ediyorum.

    Nahl suresi 75. ayeti kimi İslam dışı unsurlarca anlamından çarpıtılarak takdim edilen Kuran ayetlerinden biridir. Ayette köle kişinin "durumuyla" hür kişinin "durumu"nadan örnekler verilmiş, bir vakıadan, "olgudan" söz edilmiştir. Ancak İslamdışı unsurlar ayete kendi fikirlerine yardımcı olacak şekilde anlam vermeye çalışır ve "buyurun işte ayette köle ve hür insan bir değildir" yazıyor diyerek çarpıtma yolunu seçerler. Elbetteki çarpıtacaklar, Allah'ın kelamını haksız çıkarmaya çalışmak kolay değil, bu yüzden ayetleri çarpıtarak ve anlamından saptırarak takdim etmek zorundalar.

    Şimdi hadis-i şeriflerden İslam'ın yüce peygamberinin ""köle ve efendi " hakkında verdiği hükümlere bir kaç örnek verelim;

    " Ma'rûr İbnu Süveyd rahimehullah anlatıyor: "Ebu Zerr'i gördüm, üzerinde bir takım (hulle) vardı, kölesi de aynı şekilde bir takım giyiyordu. Bunun sebebini sordum. Bana şu cevabı verdi: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan şöyle söylediğini işitmiştim:

    "Onlar sizin kardeşleriniz ve yakın adamlarınızdır. Allah Teâla Hazretleri onları ellerinizin altına (emaneten) koymuştur. Kimin kardeşi eli altında ise, yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin, yapamayacağı iş buyurmayınız, eğer buyurursanız onlara yardım edin."
    (Buhari, İman 22, Itk 15, Edeb 44; Müslim, Eyman 40 (1661); Ebu Davud, Edeb 133, (5157, 5158, 5161); Tirmizi, Birr 29, (1946).


    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Birinize hizmetcisi yemeğini getirince, onu beraber yemek üzere oturtmayacaksa, hiç olsun bir iki lokma veya bir iki yiyecek versin. Zira yemeğin hararet (pişirme) ve muamele (zahmeti)ni o çekmiştir."
    (Buhari, Et'ime 55, Itk 18; Tirmizi, Et'ime 44, (1854); Ebu Davud, Et'ime 51, (3846); Müslim, Eyman 42, (1663).



    "Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse "kölem", "cariyem" demesin. Köle de Rabbi (sahibim), rabbeti (sahibem) demesin. Malik (efendi) "Oğlum" "kızım" desin. Memluk (köle) de Seyyidi (efendim), seyyideti desin. Zira hepiniz memluklersiniz(kölesiniz). Rabb de aziz ve celil olan Allah'tır."
    (Buhari, Itk 17; Müslim, Elfaz 14, (2249); Ebu Davud, Edeb 83, (4975, 4976).



    Bir rivayette şöyle gelmiştir: "Hiç kimse "Rabbini (efendini) doyur"; "Rabbine abdest suyu dök"; "Rabbine su ver" demesin. Bilakis "Seyyidim", "efendim" desin.

    Sizden kimse abdî (kulum), emetî (cariyem) de demesin. Bilakis "oğlum", "kızım, yavrum" desin."
    Müslim. Elfaz 15, (2249).


    "Müslim'in bir diğer rivayetinde: "Sizden kimse "kölem!" "cariyem!" diye söylemesin. Hepiniz Allah'ın kölelerisiniz, bütün kadınlarınız da Allah'ın kullarıdır."
    Müslim, Elfaz 13, (2249).


    Bu ve bu örneklerdeki gibi hadislerde İslam'ın köleye bakışını çok net bir şekilde anlayabiliyoruz. Köle ahibi kölesine "evladı" gözüyle bakacaktır, sofrada birlikte yemek yiyecektir. Hiç biri diğerinden üstün değildir "herkes Allah'ın kölesidir."

    Resul-ü ekrem(sav) kendisine köle olarak verilen Zeyd bin Herise'yi dehal azad edip kendisine evlat edinmiştir.

    İslam'ın köleye ve köleliğe bakışını ayetlerin anlamını saptırarak irdeleyen çevreler acaba "insan yerine bile koymadığı kölesini azad edip kendisine evlat edinebilen" bir tek Hristiyan hükümdarın adını verebilirler mi?

  3. #3
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    İslam dininin gönderildiği dönemde Araplar arasında da kölelik ve cariyelik müessesesi vardı.
    Çok doğru. İslam dini de bu müesseyi kaldırmak yerine, ondan faydalanmak yolunu seçmiştir. Doğrusu, kölelik karlı bir işti, köleler hem satılıp para kazanılabiliyor, hem de boğaz tokluğuna çalıştırılıp ucuz işgücü olarak kullanılabiliyor.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Lasıhyun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    İslam'ın köleye ve köleliğe bakışını ayetlerin anlamını saptırarak irdeleyen çevreler acaba "insan yerine bile koymadığı kölesini azad edip kendisine evlat edinebilen" bir tek Hristiyan hükümdarın adını verebilirler mi?
    Beterin beteri var diyorsun yani?

  5. #5
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Evlat edindiği kölenin adı Zeyd değil miydi? Hani şu Ahzab-37'de adı geçen Zeyd.

    Ahzab-37. Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

    İmam Ahmed'in Abdullah kanalıyla Enes'den rivayetinde o şöyle anlatıyor: Zeyneb bint Cahş'in kocası Zeyd'den boşandığında iddeti sona erince Al*lah'ın Rasûlü (sa) Zeyd'e:

    "Zeyneb'e git ve onu benim için iste. Benim için senden daha güvenilir emîn birisi yok" buyurdular. Zeyd, Zeyneb'e vardığında hamur yoğurmaktaymış. Zeyd der ki:

    "Onu görünce gözümde büyüdü, ona ba*kamadım, arkamı döndüm ve:

    "Ey Zeyneb, sana müjdeler olsun, Allah'ın Rasûlü seni, kendisi için zikretmem, kendisi için sana dünürcü olmam için beni gönderdi." dedim. "Rabbıma danışmadan bir şey yapacak değilim." dedi ve evindeki namaz kılma yerine yöneldi. İşte o sırada Allah'ın Rasûlü (sa)'ne
    "Ni*hayet Zeyd, onunla bağını kopardıktan sonra onu seninle evlendirdik..." âyet-i kerimesi nazil olmuş. Rasûlullah bizzat kendisi Zeyneb'e geldi ve izin istemeden yanına girdi. Biz de anladık ki Rasûlullah ile Zeyneb'in düğünü olacak ve Allah'ın Rasûlü (sa) bize ekmek ve et yedirecek. Sonra gerçekten Rasûl-i Ek*rem bize düğün yemeği olarak ekmek ve et yedirdi. Yemek yiyenler birer birer çıktılar ama bir takım kimseler yemekten sonra çıkmayıp orada konuşmaya dal*dılar. Allah'ın Rasûlü onların yanından ayrılıp dışarı çıktı, ben de peşinden. Ha*nımlarına uğrayıp birer birer onlara selâm verdi. Hanımları da selâmını alarak:

    "Ey Allah'ın elçisi, yeni hanımını nasıl buldun?" diyorlardı. Sonra Hz. Peygam*ber (sa)'in odasında konuşmaya dalanların oradan ayrılıp gittiklerini ben mi ha*ber verdim, yoksa kendisinin mi haberi oldu hatırlamıyorum. Hz. Peygamber yeni eşinin yanına döndü. Ben de peşinden odasına girmek istedim de benimle arasına perdeyi çekti ve o sırada "Hicâb âyeti" nazil oldu da Hz. Peygamber ashabına daha önce yaptığı gibi va'zu nasihat eyledi ve kendisine inen âyet-i kerimeyi okudu:

    "Ey O iman edenler, O Peygamber'in evlerine yemeğe çağrılmaksızın ve vakitli vakitsiz girmeyin. Ama davet olunursanız girin ve yemeği yeyince de lâfa dalmadan dağılın. Sizin bu haliniz O Peygamber'i üzüyordu, ama size bir şey söylemekten de utanıyordu. Allah ise hakkı söylemekten utanmaz..."


    Bir kişinin, evlatlığının boşadığı kadınla evlenmesi ne kadar ahlakidir? Başka kadın mı kalmadı Medine'de? Üstelik zaten 4 karısı varken. Ya Zeyd'i dünür göndermesine ne demeli?

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evlat edindiği kölenin adı Zeyd değil miydi? Hani şu Ahzab-37'de adı geçen Zeyd.

    Ahzab-37. Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

    İmam Ahmed'in Abdullah kanalıyla Enes'den rivayetinde o şöyle anlatıyor: Zeyneb bint Cahş'in kocası Zeyd'den boşandığında iddeti sona erince Al*lah'ın Rasûlü (sa) Zeyd'e:

    "Zeyneb'e git ve onu benim için iste. Benim için senden daha güvenilir emîn birisi yok" buyurdular. Zeyd, Zeyneb'e vardığında hamur yoğurmaktaymış. Zeyd der ki:

    "Onu görünce gözümde büyüdü, ona ba*kamadım, arkamı döndüm ve:

    "Ey Zeyneb, sana müjdeler olsun, Allah'ın Rasûlü seni, kendisi için zikretmem, kendisi için sana dünürcü olmam için beni gönderdi." dedim. "Rabbıma danışmadan bir şey yapacak değilim." dedi ve evindeki namaz kılma yerine yöneldi. İşte o sırada Allah'ın Rasûlü (sa)'ne
    "Ni*hayet Zeyd, onunla bağını kopardıktan sonra onu seninle evlendirdik..." âyet-i kerimesi nazil olmuş. Rasûlullah bizzat kendisi Zeyneb'e geldi ve izin istemeden yanına girdi. Biz de anladık ki Rasûlullah ile Zeyneb'in düğünü olacak ve Allah'ın Rasûlü (sa) bize ekmek ve et yedirecek. Sonra gerçekten Rasûl-i Ek*rem bize düğün yemeği olarak ekmek ve et yedirdi. Yemek yiyenler birer birer çıktılar ama bir takım kimseler yemekten sonra çıkmayıp orada konuşmaya dal*dılar. Allah'ın Rasûlü onların yanından ayrılıp dışarı çıktı, ben de peşinden. Ha*nımlarına uğrayıp birer birer onlara selâm verdi. Hanımları da selâmını alarak:

    "Ey Allah'ın elçisi, yeni hanımını nasıl buldun?" diyorlardı. Sonra Hz. Peygam*ber (sa)'in odasında konuşmaya dalanların oradan ayrılıp gittiklerini ben mi ha*ber verdim, yoksa kendisinin mi haberi oldu hatırlamıyorum. Hz. Peygamber yeni eşinin yanına döndü. Ben de peşinden odasına girmek istedim de benimle arasına perdeyi çekti ve o sırada "Hicâb âyeti" nazil oldu da Hz. Peygamber ashabına daha önce yaptığı gibi va'zu nasihat eyledi ve kendisine inen âyet-i kerimeyi okudu:

    "Ey O iman edenler, O Peygamber'in evlerine yemeğe çağrılmaksızın ve vakitli vakitsiz girmeyin. Ama davet olunursanız girin ve yemeği yeyince de lâfa dalmadan dağılın. Sizin bu haliniz O Peygamber'i üzüyordu, ama size bir şey söylemekten de utanıyordu. Allah ise hakkı söylemekten utanmaz..."


    Bir kişinin, evlatlığının boşadığı kadınla evlenmesi ne kadar ahlakidir? Başka kadın mı kalmadı Medine'de? Üstelik zaten 4 karısı varken. Ya Zeyd'i dünür göndermesine ne demeli?
    Dünür olarakta eski kocası Zeyd'i gönderiyor işe bakın.Ya daha fazla yazmak istemiyorum yoksa problem çıkacak.

  7. #7
    Lasıhyun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2010
    Mesajlar
    86
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evlat edindiği kölenin adı Zeyd değil miydi? Hani şu Ahzab-37'de adı geçen Zeyd.



    Bir kişinin, evlatlığının boşadığı kadınla evlenmesi ne kadar ahlakidir? Başka kadın mı kalmadı Medine'de? Üstelik zaten 4 karısı varken. Ya Zeyd'i dünür göndermesine ne demeli?
    Burada hangi konu tartışılıyor? İslam ve kölelik.

    Biz yukarıdaki mesajımızda İslam dışı unsurların çarpıtmalarına cevap yazdık, hadis kaynakları üzerinden İslam'ın köleliğe ve köleye bakışını yazdık. Zaman olursa bu konuyla ilgili daha nice kaynaklar sunup görüşlerimizi yazabileceğiz.

    Ancak bakıyorum da sizler ne tartışılan konyula ilgili bir fikir yazabilmiş, ne de her hangi bir iddiamıza değinebilmişsiniz. Hz. Zeyneb ile evliliğin bu konuyla ne ilgisi var? Aslında çok ilgisi var. İslam dışı unsurlar bilgilerinin olmadığı, kapasitelerinin elverişsiz olduğunu farkettikleri konularda susmak yerine çantadan Hz. Zeynep veya Hz. Aişe ile evlilik meselesini çıkarmaya odaklanmıştır. Biz bu ezbercileri heryerde görebiliyoruz.

    Evet arkadaşım konu "kölelik" Hz. Zeyneb meselesini çok merak ediyorsan ilgili başlıkta tartışmaya açarsın. Müslüman kardeşlerin açtığı konuları mecrasından saptırarak katletmenize müsaade etmeyeceğim.

    Ben din rehberi bölümünde hz. Aişe ile peygamberimizin evliliği konusunda görüş yazmak istemiştim ancak gördüm ki konu tamamen saptırılmış, neyin tartışıldığı bile belli değil.. vazgeçmek zorunda kaldım. Bu durumu yöneticilerin de dikkatine sunuyorum.


    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Beterin beteri var diyorsun yani?
    Ne mi diyorum? açıklayayım.

    İslam ve Kuran'ın köleleleri hor gördüğü, Kuran'ın Köle ile hür bir değildir dediğini söyleyenler olmuş. Biz de diyoruz ki böyle olduğunu iddia ettiğiniz dinin peygamberi kölesini azat edip evlat edinmiş.. bu vakıa bile İslam'ın köleye bakışını anlamak için kafi değil midir diyoruz.

    Umarım bundan sonra yazdıklarıma size özel şerh düşmem gerekmez..

    Sahi sizin tarihinizde kölesini evlat edinmiş bir hükümdar var mıdır?

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Evet, İslam ve kölelik. Zeyd neydi peki? Azat edilmiş köle.

    Sahi sizin tarihinizde kölesini evlat edinmiş bir hükümdar var mıdır?
    Bizim tarihimizde kölelik diye birşey yoktu, ta ki, Araplar tarafından zorla islamlaştırılana kadar. İşte o tarihten sonra bu Araplar'ın kölelik anlayışı yavaş yavaş bizim tarihimizde de belirmeye başladı.

    Bakalım İslam köleliğe nasıl bakıyormuş:

    Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ

    Konu : Alım-Satımı Caiz Olmayan Eşyalar Hakkında

    Ravi : İbnu Ömer

    Hadis : Hz. Ömer (ra) buyurdu ki: "Efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe edemez, miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder. Ölecek olursa cariye hür olur."
    HadisNo : 240


    Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ

    Konu : Alım-Satımı Caiz Olmayan Eşyalar Hakkında

    Ravi : Ebu Ümame

    Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın. Onlara (musiki) de ögretmeyin. Onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır yoktur, onlar için ödenen para haramdır" Resulullah (sav) ilave etti: "Şu ayet bu gibiler hakkında nazil olmuştur: "İnsanlardan bazıları, bir bilgisi olmadığı halde, Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri çıkarlar. Allah yolunu alaya alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azab vardır." (Lokman 6)
    HadisNo : 250


    Fasil : NİKAH BÖLÜMÜ

    Konu : Veliler Ve Şahidler

    Ravi : Cabir

    Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hangi köle, efendilerinin izni olmadan evlenirse zanidir."
    HadisNo : 5655


    5582 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Beni'l-Mustalik'ten Cüveyriye Bintu'l-Hâris, Sâbit İbnu Kays İbni Şemmâs radıyallahu anh'ın hissesine düşmüştü (esaretten kurtulmak için mukâtebe anlaşması yaptı). O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukâtebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldi.
    Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resûlullah'ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından korktum). Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım.
    "Ey Allah'ın Resûlü dedi. Ben Hâris'in kızı Cüveyriye'yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sâbit İbnu Kays'ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukâtebe yaptım. Size, mukâtebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resûlullah:
    "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi.
    "Senin yerine mukâtebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. (Bunun üzerine, Sabit İbnu Kays'a adam göndererek Cüveyriye'yi ondan talep etti. Sabit: "O senindir, Ey Allah'ın Resûlü! Annem babam sana feda olsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm mukâtebe ücretini hemen ödedi. Cüveyriye ile evlendiğini işitince ellerindeki esirleri salıp azad ettiler ve: "Bunlar Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın artık akrabalarıdır (esir olarak tutulamazlar)!" dediler. Hz. Aişe devamla der ki: "Kavmine ondan daha hayırlı bir kadın görmedik; onun sebebiyle Benî Mustalik'ten yüz aile halkı azad olundu."
    Ebu Davud, Itk 2, (3931).


    6654 - Hz. Enes radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, mü'minlerin annesi Safiyye radıyallahu anhâ'yı yedi baş (cariye-köle) ile satın aldı."

    Hz. Peygamber (sav)'ın şöyle sölediğini işittim: "Kim döllemesi yapılmış bir hurmalık satarsa (bir başka rivayette satın alırsa) bunun meyvesi satana aittir. Satın alan kendisinin olacak diye şart koşmuşsa o hariç (bu durumda meyve müşterinindir). Kim de bir köle satarsa, kölenin malı satanındır, burada da satın alan "benim olacak" diye şart koşmuşsa o hariç, bu takdirde kölenin malı varsa müşterinin olur." Kütüb-i Sitte : Ağacı Ve Köleyi Satmak bölümü Hadis No : 0379

    5870 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Hanımını kocasına karşı, köleyi efendisine karşı ayartan bizden değildir!"
    Ebu Dâvud, Talâk 1, (2175), Edeb 135, (5170).


    838 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zaman zaman birleştiği bir câriyesi vardı. Hz. Aişe ve Hz. Hafsa (radıyallahu anhümâ) (cariyeye temasını önlemek için) peşini bırakmadılar. Sonunda Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu cariyeyi nefsine haram etti. Bunun üzerine: "Ey Peygamber, sen zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?..." diye başlayan Tahrim süresi nazil oldu."
    Nesâî, İşretu'n-Nisâ, 4, (7, 71).


    4271 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ali radıyallahu anh'ı humusu (ganimetin beşte birini) almak üzere Halid'e gönderdi. Halid radıyallahu anh, humusu ona verdi. ali, ondan (kendine) bir cariye seçti. Ali, geceleyin gusül yapmış olarak sabahha erdi. Ali'ye kızmıştım. Halid radıyallahu anh'a:
    "Şunu görmüyor musun?" diye söylendim. Sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince durumu anlattım.
    "Ey Büreyde! buyurdular, sen Ali'ye kızıyor musun?"
    "Evet!" dedim.
    "Kızma! buyurdular, zira onun humustaki hissesi aldığından fazladır." (Ondan sonra Ali en çok sevdiğim insan oldu.)"
    Buhari, Megazi, 61.


    3265 - Meymune radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselâm'dan izin almadan bir cariye azad ettim. Resulullah'ın benimle kalma günü gelip, beraber olduğumuz zaman:
    "Ey Allah'ın Resülü, câriyemi azad ettim, farkettlnlz mi?'' dedim.
    "(Sahi mi söylüyorsun), bunu yaptın mı?'' dedi. Ben, "Evet!'' deyince:
    "Keşke onu dayılarına verseydin, senin için daha hayırlı olacaktı!" buyurdular."
    Buhari, Hibe 15; Müslim, Zekât 44, (999); Ebu Dâvud, Zekât 45 (1690).


    Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder. (Veda hutbesinden)





    Müminün-6. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

    Mearic:
    29. Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
    30. Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.


    Nisâ(*) Sûresinin 92 . Ayetinde
    Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.



    Kölelerinize iyi davranın demek köleliğe karşı olmak mıdır yoksa köleliği onaylamak mıdır? Köleliğe karşı olan birisi ne köle edinir, ne de köle sahiplerini onaylar. içkiyi, k u m a r ı, zinayı, domuz eti yemeyi, faizi kesin bir diile yasaklayan Kuran'da köleliği yasaklayan tek bir ayet, yalnızca bir ayet var mıdır?

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Lasıhyun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    İslam'ın köleye ve köleliğe bakışını ayetlerin anlamını saptırarak irdeleyen çevreler acaba "insan yerine bile koymadığı kölesini azad edip kendisine evlat edinebilen" bir tek Hristiyan hükümdarın adını verebilirler mi?
    Onu verebilirler mi bilmiyorum ama, istersen ben, kendine kolesini evlat olarak alan ve bu almaylada yetinmeyerek onun karisinida alan birinin ismini verebilirim


    .

  10. #10
    TETKAY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2009
    Mesajlar
    483
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    ALINTI:
    İslam'ın köleye ve köleliğe bakışını ayetlerin anlamını saptırarak irdeleyen çevreler acaba "insan yerine bile koymadığı kölesini azad edip kendisine evlat edinebilen" bir tek


    Hristiyan hükümdarın adını verebilirler mi?



    SAYIN LASIHYUM : Konumuz Muhammed ve kölecilik ise bunların yaşadıgı dönemi çok iyi irdelemeden dogru sonuçlara varamayız.
    En eski antikçag köleci devletlerin ideolojilerinin ayırt edici özelligi,dinsel nitelikleridir.Bu Babil, Mısır, Hindistan ,İran ve eski Amerika devletleri için aynı ölçüde dogrudur. Dinlerin biçimleri,ayinleri, efsanelerin konusu degişik olmakla birlikte dinsel ögretilerin temeli aynı kalıyordu. ÇALIŞANLAR SÖZ DİNLEMELİ, BOYUN EGMELİYDİLER, yoksa bu dünyada yada öbür dünyada Tanrılar kendilerini cezalandırırdı.
    Binlerce dinsel ögreti daha o zamandan otoritelere boyun egmemiş olanların Tanrısal cezası olan cehennem kavramını yeryüzündeki acıların üzüntü ve güçlüklerin ödülü olarak cennet kavramını özünde taşıyordu. Dönemin din adamları kendilerini halk yıgınlarına zenginligin ve iktidarın Tanrıdan geldigine inandırmaya adıyorlardı.

    Bir toplumun yapısını belirleyen o toplumun üretim güçlerinin üretim ilişkileridir.
    Üretim ilişkileri,insanların iradesine baglı degildir,çünkü insanlar,kendi üretici güçlerini seçmekte özgür degildirler. Her kuşaga kendinden önceki kuşaklardan belirli bir üretici güçler düzeyi miras kalır ve bu kuşak, üretici güçlerin evrimi bu son üretim tarzınıda eskitip, degiştirip, yok edinceye kadar kendisine miras kalan ve belirli üretici güçler düzeyine uygun düşen bir üretim biçiminin yasalarına boyuneger.


    Muhammedin ve onun Tanrısınında elinden birşey gelmiyor o dönemin üretim ilişkileri olan köleci devlet sistemini degiştiremediler, ta ki yeni bir üretim ilişkisi olan FEODALİZM gelene kadar, buda Arabistan'na 7 yy da gelmeye başladı.

    Yani Peygamberin birkaç kişyi azad etmesi sistemi hiçmi hiç etkilemez,arkadaşlar gerekli ayetlerden örnekler verdigi için ben onları yeterli buluyorum.

    SAYIN BARRİSTOR.:
    Güneş balçıkla sıvanmıyormu ?yoksa mızrak çuvala sıgmıyormu? diyelim




    BÜTÜN ÇOCUKLAR ANNELERİNDEN ATEİST DOGARLAR.
    Bu mesaj en son " 16.03.10 " tarihinde saat 00:33 itibariyle TETKAY tarafından düzenlenmiştir...
    KULLUKLA KURTULUS OLMAZ!!!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Anglikan Kilisesi'nden kölelik özrü..
    2006 Konuları bölümünde PATAGONYALI tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 09.02.06, 05:40
  2. İşgal:Padişah Efendimizin Konukları
    2005 Konuları bölümünde galerihikmet tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 13.12.05, 13:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •