ADINI EYLÜL KOYDUM
Geldin yalnızlığın öteki adından,
Düşlerin yamalıydı,
Saçların ihanete boyalı,
Ve bir mayıs sonrası,
Çığlık çığlığa geldin,
Geldin de, durdun gözbebeklerimde,
Adını eylül koydum.
Geldin yüreğin elinde,
Sırtında ihanetin hançeri,
Kan revan içinde,
Dudağın esrikti, saçların savruk
Ellerin buz, yüreğin vurgun,
Geldin de, yüreğimin sıcağına durdun,
Adını eylül koydum.
Geldin, acını koyacak yürek bulmadan,
Düşlerinden, gülüşlerinden koparak,
Ve mevsimsiz çiçekler gibi,
Kendi dalından kırılarak geldin,
Üşüyen yalnızlığında,
Vura vura kıyılarına hayatın,
Geçtin yağmuru, ihaneti ve külü,
Küller seni seni tanımlamaz,
Söküp aldım hançeri, yüreğinden kanadın,
Yarana gül bastım.
Geldin, mazlum bir öykünün kahramanı gibi,
İhanetin mührünü sökerek,
Ve yeni bir gülü sulayarak,
Geldin de şiirlerime girdin,
Ve dedin ki;
Ödendi bedelleri tüm ihanetlerin,
Üstü kalsın..!
Herkesin bir öyküsü vardır,
Herkesin bir aşkı
Bir dostu,
Bir düşmanı,
Bir de ihaneti vardır,
Fırtınalar gibi kopup geldin,
Hoşgeldin..!
Tufanın kaç de-sibel?
Geldin geçmişe duyulan öfkeyle,
Yeniden kurgulayıp yaşamı,
Masalımsı sayfalar açtın,
Aldırma demiyorum sana,
Aldırarak,
İçindeki aşkı ihanete uyandırma !
Gittin..!
Aşkın künyesine gün ekleyerek,
Ve sonrası bildik törenler işte..
Toplayıp durdum dağılan sevinçleri,
Ve bir mayıs sonrası,
Mevsimler hızla geçmekte şimdi,
Haziran, temmuz ve ağustos
Eylül koydum adını,
Bende sen kaldın.
( Veysel Boğatepe/ İSTANBUL'A KIRK SATIR adlı kitabından...)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla