• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    İyiligi Yay Kötülüğü Önlemeye Çalış

    Hazreti Allahın (celle celaluhu) selamı üzerinize olsun insallah



    Sünnetler

    Euzu billahi mineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim.

    Peygamber Efendimizin Günlük Hayata Ait Sünnetleri:
    Peygamber efendimiz söyle buyurmaktadir: Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.


    1- ) En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı
    Pazartesi ve Perşembe Allah'a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: "
    Ameller her pazartesi ve perşembe Allah'a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken
    amelimin Allah'a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir.
    Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için "bunları
    geri bırakın" der.

    2- ) Cumartesi ve pazar günleri de umumiyetle oruç tutardı. ve şöyle derdi:
    " Bu iki gün müşriklerin bayram günleridir. Onlara muhalif olmaktan
    hoşlanırım.

    3- ) Yüzüğü gümüştendi yüzüğü akik taşıydı.

    4- ) Gözleri uyurdu lakin kalbi uyumazdı.

    5- ) Ahlakı Kur'an'dı.

    6- ) Umumiyetle cuma günü yıkanırdı bazen de terk ederdi.

    7- ) Çocuklara karşı çok merhametliydi.

    8- ) Su içtiği zaman 3 defa nefes alır üç nefeste içerdi ve " Bu daha
    mutlu daha afiyetli ve daha sağlıklıdır. " buyurdu.

    9- ) Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı.

    10- ) Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaad ettiği zaman imkanı
    olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi.

    11- ) İçinde su içilen bir cam kasesi vardı.

    12- ) Sukunu uzun gülmesi azdı.

    13- ) Hizmetçiye söyledikleri sözlerden biri de " Bir ihtiyacın var mı? "
    idi.

    14- ) Eza veren kötü huyu olmazdı. Birisinin diğeri aleyhine olan sözünü de
    kabul etmezdi.

    15- ) Kendisine meleklerin gelmesi ve Hz. Cebrail (as) ile konuşması
    sebebiyle pırasa sarımsak soğan gibi şeyler yemezdi.

    16- ) Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasindan iki kisi yürüyemezdi.

    17- ) Gece ağzına misvak sürmeden kalmazdı.

    18- ) Gusulden sonra abdest almazdı.

    19- ) Tebbessüm etmeden kesinlikle konuşmazdı.

    20- ) Ramazan Bayramında bir şey yemeden camiye çıkmazdı.

    21- ) Kurban Bayramında kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi.

    22- ) Üçten sonra sözü tekrar etmezdi.

    23- ) Gece veya gündüz uyuyup da uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı.

    24- ) İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi.

    25- ) Biad esnasında kadınların elini tutmazdı.

    26- ) Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı.

    27- ) Gülüşü tebessümlerden ibaretti.

    28- ) Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi.

    29- ) Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı; Ayna sürme kabı tarak
    misvak ve ustura.

    30- ) Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça karanlık evde oturmazdı.

    31- ) Bir yerden kalkarken mutlaka " Subhaneke Allahümme Rabbi vebi hamdike
    la ilahe illa ente estağfiruke ve etübi ileyke" der ve şöyle buyururdu: "
    Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka mecliste kendisinden südur eden
    günahları bağışlanır."

    32- ) Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer
    yapmak isterse evet derdi. İstemezse sükut ederdi.

    33- ) Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı
    da bizzat kendi eliyle verirdi kimseyi bunun için rahatsız etmezdi.

    34- ) Ne yemek ne de başka bir şey O'nu akşam namazından alıkoyamazdı.

    35- ) Dişlerini temizlemeden uyumazdı.

    36- ) Daima misvağı başucunda bulunurdu öylece uyurdu. Uyanınca hemen
    onunla dişlerini fırçalardı.

    37- ) Kahkaha ile gülmezdi.

    38- ) Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı.

    39- ) Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. (Buhari)

    40- ) Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp
    giyindirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

    41- ) Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

    42- ) Yanına çocuklar geldiği zaman onları tebrik eder güzel karşılar ve
    onalara dua ederdi.

    43- ) Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı.

    44- ) Buğday ekmeği ile hurma yerdi ve " Bunlar pek hoştur. " derdi.
    (Tayalisi )

    45- ) Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. ( Taberani )

    46- ) Hediye edileni yerdi sadakayı yemezdi. ( İbn-i Said )

    47- ) Üç parmak ile yerdi onları silmeden iyice yıkardı.

    48- ) Hanımlarından biri yatıp uyumak istedikleri zaman ona 33 kere
    Subhanallah 33 kere Elhamdülillah 33 kere de Allahuekber demesini
    emrederdi. ( Mendi )

    49- ) İnsanları birbirine bağlamak ve sevindirmek için hediyeleşmelerini
    emrederdi. ( İbn-i Asakiri )

    50- ) Günes tutulduğu zaman kilinan küsuf namazinda köle azad edilmesini emrederdi.


    51- ) Nazar değmesinde ( hastalanınca ) Kalem Suresi 51 52. ayetlerin
    okunmasını emrederdi.

    Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). (Kalem süresi 51. ayet)
    (Ve inkâr edenler, zikri (Kur'ân'ı) işittikleri zaman gerçekten seni, neredeyse gözleri ile devirirler. Ve: “Muhakkak ki o, gerçekten mecnundur (delidir).” derler.)
    Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).(Kalem süresi 52. ayet)
    (Ve O (Kur'ân), âlemlere zikirden (öğütten) başka bir şey değildir.)

    52- ) İnsana ait 7 şeyin gömülmesini emrederdi: Saç kan tırnak diş
    pıhtılaşmış kan perde hayız kanı. ( Hakim )

    53- ) Oruçlu iken iftar edeceği zaman ilkin su ile başalardı. Suyu iki veya
    üç defada nefes alarak içerdi yani bir defada içmezdi.

    54- ) Yüzüğünü sağ eline takardı. ( Müslim )

    55- ) Yüzüğünü sol eline takardı. ( Buhari )

    56- ) Yüzüğünü sağ aline takardı sonra sola değiştirirdi. ( İbn-i Asakir
    Aişe (r.a. )

    57- ) Cinlerden ve nazar değmesinden Rabbine sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn
    nazil olunca onları okumaya başladı. Diğer duaları terk etti. Ani ölümden
    Allah'a sığınırdı ölümden önce hastalanmasını isterdi. ( Taberani )

    58- ) Her namazdan sonra abdest alırdı. ( Buhari )

    59- ) Kurfuaz şeklinde ( Dizlerini karnına birleştirerek ) otururdu.

    60- ) Başına sarık sarıp ona kuyruk yaparak iki omuzu arasından sarkıtırdı.

    61- ) Bütün vakitlerde Allah'ı (c.c.) zikrederdi.

    62- ) Gece karanlığında gündüzün ışığında gördüğü gibi görürdü. ( Beyhaki )

    63- ) Enine doğru misvak kullanırdı.

    64- ) Sabah namazının sünnetini kıldığı zaman sağ ayağının üzerine yatardı.

    65- ) Aksırınca " Elhamdülillah" derdi. Bunu işiten " Barekallah" derdi.
    Tekrar Efendimiz: " Yehdina ve Yehdikümullah" derdi.

    66- ) Aksırdığı zaman elini ya da elbisesini ağzına koyardı sesini
    alçaltırdı.


    67- ) Ayaktayken öfklendiklerinde hemen otururlardı. Otururken
    öfkelendiklerinde hemen yatarlardı. Böylece öfkeden teskin olup giderdi.

    68- ) Öğleden önce dört rekatı kaçırdıkları zaman onu farzı müteakiben iki
    rekattan sonra kılardı.

    69- ) Arkadaşlarından birini üç gün görmediği zaman onu sorarlardı. Eğer
    gaib ( kayıp )ise ona dua ederlerdi.

    70- ) Dualarının daha şümüllü (kapsamı geniş) olanını severdi diğerlerini terkederdi.
    (Taberani )

    71- ) Tabaklanmış koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı. ( İbn-i Said )

    72- ) Bahçelerde namaz kılamaktan hoşlanırdı. ( Tirmizi )

    73- ) Duasına " Subhane Rabbiyel aliyyül ağlel vehhab " ile başlardı.

    74- ) Açlıktan beline taş bağlardı. ( İbn-i Said )

    75- ) Yeşilliğe akan suya bakmaktan hoşlanırdı. ( Ebu Nuaym )

    76- ) Ağzı kapanan kaptan hoşlanırdı.

    77- ) Hediyeyi kabul ederdi. Ona karşılık olarak bir şey verirdi. Sadakayı
    kabul etmezdi. ( Taberani )

    78- ) Kıraatini ayetlerin başında dura dura icra ederdi. " Elhamdülillahi
    Rabbil Alemin" der sonra durur " Errahmanirrahim" der ve yine dururdu.

    79- ) Cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpardı tırnaklarını
    keserdi.

    80- ) Namazda esnemekten hoslanmazdi.

    81- ) Dağlamak yani bir nevi tedavi şeklinden ve sıcak yemekten hoşlanmazdı
    ve şöyle buyururdu: " Soğuk yiyin çünkü bereketlidir. Dikkat edin sıcak
    yemekte bereket yoktur. " ( Ebu Nuaym )

    82- ) Nübüvvet mührünün görülmesinden hoşlanmazdı.

    83- ) Çok sorulmaktan hoşlanmazdı ve bunu ayıplardı. Ama Hz. Ebubekir (r.a)
    sorduğunda cevap verirdi ve bundan hoşlanırdı. ( Taberani )

    84- ) Yemeği ortasından yemekten hiç hoşlanmazdı.

    85- ) Yürüyüşünden aciz ve tembek olmadığı anlaşılırdı.

    86- ) Secdede bazen kendisinden geçinceye kadar uykuya dalardı. Gözleri
    uyuyup kalbi uyumadığı için sonra klakıp abdest almaya ihtiyaç duymadan
    namazını kılardı. ( Ahmet bin Hanbel )

    87- ) Son sözü su olomustur: " Namazi sakin terk etmeyin. Namazi sakin terk etmeyin, elleriniz altinda bulunanlar hakkinda Allah (c.c )'tan korkun, adaletle muamele edin. ( Ebu Davut )

    8 Bıyığı kısaltmak

    89-) Sakalı uzatmak

    90-) Misvak kullanmak

    91-) Abdestte mazmaza [Ağza su vermek]

    92-) Abdestte istinşak [Burna su vermek]

    93-)Tırnak kesmek

    94-)Ayak parmaklarını yıkamak

    95-) Koltuk altını temizlemek

    96-) Kasıkları temizlemek

    97-)İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak

    9Namazları sarık veya takkeyle kılmak

    99-) Abdestte, eli ve ayakları üç defa yıkamak

    100-)Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır]

    101-) Misvak kullanmak

    102-)Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tehiyyet-ül-mescid, Sübha namazı kılmak

    103-)İstişare ve istihare yapmak

    104-)Aksırınca Elhamdülillah demek

    105-)Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur

    106-) Sünnete uygun selam vermek

    107-) Cuma günü gusletmek

    10 Duada elleri sünnete uygun açmak

    109-)Faydalı işe başlarken Besmele çekmek

    110-) Tesbihati sünnete uygun çekmek (tesbihinizi belden yukarı tutarak cekiniz)

    111-) Yatağa abdestli girmek

    112-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek

    113-) Sürekli abdestli olmak

    114-) Sakalı bir tutam yapmak

    115-) Yemeğe tuzla başlayıp, tuzla bitirmek (mideniz için sağlıklıdır)

    116-) Sofrada sirke bulundurmak

    117-)Kaylule yapmak [öğleden önce az uyumak]

    11 Teke riayet etmek (114,115,117 ve119 dakı gibi)

    119-) Müslümanın evine sağ ayakla girip, sol ayakla çıkmak. [Camiye de böyle girip çıkılır. Mubah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılır. Tuvalete, sol ile girilip sağ ile çıkılır.],

    120-) Kesilen tırnak, saç ve çıkan dişleri gömmek

    121-)Cuma günleri yeni ve temiz elbise giymek

    122-) Yemeklerden önce ve sonra elleri yıkamak. [Yemekten önce yıkanan elleri kurulamamak sünnettir. Yemekten sonra yıkanınca kurulamakta mahzur yoktur.].

    123-) Camiye Girerken birileri varsa selam vermek yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek

    124-)Namazda Ruküya giderken erkeğin sırtının düm düz olması, kadınınki düze yakın ama tam düz olmaması (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Namazın Sünnetleri)

    125-) Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)

    126-)Ezan okunurken durmak. Gidebiliyorsa camiye koşmak.

    127-)Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını yıkamak.

    12İmanını sık sık tazelemek. -Bunun nasıl olduğunu sahabe-i kiram Efendimiz (s.a.v) 'e sorduklarında -La İlahe İllallah diyerek buyurmuşlardır. (İmam Gazali -Mukafeşetük Kulb)

    129-)Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.

    130-)Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek

    131-)Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek

    132-)Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek

    133-)Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)

    134-)Cenaze evine yemek göndermek

    135-)Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak

    136-)Cenaze namazından sonra ayakta dua yapmamak

    137-)Cenaze namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK

    13Ölüm halinde su içirmek

    139-)Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek

    140-) Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek

    141-)Günde iki öğün yemek

    142-)Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak

    143-)Yemekte hayırlı konulardan bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)

    144-)Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu)

    145-) Yemekten sonra parmağını yalamak

    146-)Yemeği tek bir kaptan yemek

    147-)Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek

    14Abdest bozarken kıbleye dönmemek

    149-) Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)

    150-)Mahrem yerleri traş etmek (En fazla15-40 günü geçmemek)

    151-)Güzel koku sürünmek

    152-) Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak

    153-)Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek

    154-)Yolda başı öne eğik yürümek

    155-) Güneş doğduktan sonra bir miktar uyumak

    156-) Kabirleri ziyaret etmek

    157-)Her gün tövbe etmek

    15Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz,İsmi duyunca vacip,her seferinde ismi duyulunca müstahap)

    159-)Gözlere sürme çekmek yatarken

    160-)Her gün ölümü düşünmek

    161-)Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)

    162-) Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak

    163-)Ezanın yüksekte okunması (mikrofonsuz)

    164-)Uşur vermek (Farz)

    165-) Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek

    166-) Abdestli yatmak

    167-)Yatarken sağ tarafına yatmak

    16Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak

    169-)Ölüye definden sonra telkin vermek

    170-)Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak

    171-)Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek

    172-)Çevreyi temizlemek

    173-)Müsafeha etmek (iki müminin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)


    HAZRETİ ALLAHIM (CELLE CELALUHU) YAPABILECEKLERIMIZI YAPABILMEK ICIN GUC KUVVET VE SABIR VERSİN İNSALLAH (AMİN)...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    İyiligi Yay Kötülüğü Önlemeye Çalış

    Hazreti Allahın (celle celaluhu) selamı üzerinize olsun insallah

    Sünnet Çeşitleri


    Euzu billahi mineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim.

    Sünnet ikiye ayrılır:
    1- Sünnet-i hüda
    2- Sünnet-i zevaid

    1-Sünnet-i hüda:
    Buna sünnet-i müekkede de denir. İslam dininin şiarıdır, başka dinlerde yoktur. Peygamber efendimiz bunları devamlı yapmış, nadiren terk etmiş ve terk edenlere de bir şey dememiştir. Ara sıra terk ettiği sünnetlere de (gayri müekkede) denir. Müekked sünneti, özürsüz [mazeretsiz] devamlı terk etmek mekruhtur, küçük günah olur. Namaz içindeki müekked sünnetleri terk etmek ise tahrimen mekruhtur. (Redd-ül Muhtar)

    Dinimizin bütün hükümleri Kur'an-ı kerimden çıkmaktadır. Bu hükümler üç kısımdır:
    a- Manaları açık olan ve ilim ehli tarafından bildirilen hükümlerdir. [Allah birdir gibi]

    b- Müctehidler tarafından ictihadla çıkarılan hükümlerdir. [Abdestin farzının, Hanefi’de dört, Hanbeli’de on olması gibi.]

    c- Bir kısmı ise çok gizlidir. Allahü teâlâ bildirmedikçe anlaşılamaz. Bunlar sadece Peygamber efendimize bildirilmiştir. Bu hükümler de Kur'an-ı kerimden çıkartılıyor ise de, Peygamber efendimiz tarafından açıklandığı için bunlara (Sünnet) denir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m. 55)

    Ezan okumak, cemaatle namaz kılmak gibi sünnetler (Sünnet-i hüda)dır. (Hadika)

    2-Sünnet-i zevaid:
    Peygamber efendimizin, ibadet olarak değil de âdet olarak devamlı yaptığı şeylere denir. Zevaid sünnetleri terk etmek mekruh değildir. Peygamber efendimizin giyiniş şekli, iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi şeyleri sünnet-i zevaiddir. (Redd-ül Muhtar)

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Farza bağlı olan ve olmayan sünnet vardır. Farzdaki sünnetin aslı Allah’ın kitabındadır. Bu sünneti, [sünnet-i hüda’yı] almak hidayet, terki ise dalalettir. Diğer sünneti [sünnet-i zaide’yi] almak fazilet, terki ise günah değildir.) [Taberani]

    Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de [Bir mazeret yoksa] Resulullaha tâbi olmak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.55)

    Kitab ve Sünnet denilince, buradaki sünnet, hadis-i şerifler demektir. Farz ve Sünnet denince, buradaki sünnet, Peygamber efendimizin farz olmayarak yaptığı işler demektir. Sünnet, yalnız olarak kullanılınca (İslamiyet) demektir. Bu sünnete uyanlara (Ehl-i sünnet) denir. (Cevhere)

    Şeyh-ul-islam İbni Kemal Paşazade hazretleri, (Şerh-ı hadis-i erbain) kitabında, (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki: Bu hadis-i şerifteki sünnet, İslamiyet demektir. Çünkü mümin, büyük günah işlese de şefaatten mahrum kalmaz. Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ümmetimden, büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Ebu Davud]

    Görüldüğü gibi Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefaate kavuşamayacaklardır. (Şir’a)

    (Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır) hadis-i şerifi, fitne zamanında, ehl-i sünnet ve cemaat itikadında olup, beş vakit namazı cemaat ile kılana yüz şehid sevabı verileceğini bildirmektedir. (Rıyad-un-nasıhin)

    Bunun için, önce ehl-i sünnete uygun iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekruhlardan sakınmak, sonra müekked sünnetleri, daha sonra da müstehapları yapmak gerekir.

  3. #3
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    37- ) Kahkaha ile gülmezdi.
    1233 - Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hacc yapmak üzere Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte çıktık. Arc nâm mevkiye kadar geldik. Orada Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir'in yanına oturdum. Resûlullah'ın binek devesi ile, Hz.Ebu Bekir'in binek develeri tekdi ve o da Ebu Bekir'e ait bir köle ile birlikte (yolda) idi. Ebu Bekir (radıyallahu anh) oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz.Ebu Bekir (radıyallahu anh): "- Deven nerde?" diye sordu. Köle:

    "- Sabahleyin onu kaybettim!" dedi. Ebu Bekir (radıyallahu anh):

    "- Tek bir deveyi kayıp mı ettin!" deyip köleye vurmaya başladı.

    Resûlullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu:

    " Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor!"(İbnu Ebi Rizme der ki: Resûlullah: "Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?" deyip gülüyor, (başka bir Şey söylemiyordu)."

    Ebu Dâvud, Menâsik 30, (1818); İbnu Mâce, Menâsik 21, (2933).

    Ebu Bekir'in köleyi dövmesi, Muhammed'in çok hoşuna gitmiş olmalı ki, gülmekten kendisini alamamış.

    7070 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh ticari maksatla, Aleyhissalatu vesselâm'ın vefatından bir yıl önce Busra ya kadar gitmişti. Beraberinde Nu'aymân ve Suvaybıt İbnu Hermele de varlardı. Bunlar Bedir gazilerindendi.. Nu'aymân erzakları gözetiyordu. Suvaybıt mizahı seven şakacı birisiydi. Nuayman'a (bir ara): "Bana yiyecek bir şeyler ver!" dedi. O ise: "Bekle de Ebu Bekir gelsin!" dedi. Suvaybıt (biraz öfkelenerek) "Vallahi seni kızdırmasını bilirim!" dedi. Râvi der ki: "(Bir müddet sonra) bunlar bir kavme uğradılar. Suvaybıt onlara:

    "Benim bir kölem var, satın alırsanız (ucuza vereceğim)" der. Onlar da "Alırız!" derler. Suvaybıt: "Ancak şimdiden söyleyeyim, kölem çenebazdır, o size: "Ben hür kimseyim (köle değilim)" diyecektir. Eğer o böyle dedi diye almaktan vazgeçecekseniz (alıcı olup da) kölemle arama fesad sokmayın!" dedi. Onlar: "Hayır! biz onu senden satın alacağız!" dediler ve (pazarlık edip) on deve mukabili Nuayman'ı satın aldılar. Sonra yanına gelip, boynuna sarık veya ip bağladılar. Nu'ayman: "Bu adam sizinle alay ediyor, ben hürüm, köle değilim" dedi. Adamlar: "Senin böyle söyleyeceğini bize haber vermişti (yalanlarınla bizi kandıramazsın)" dediler ve Nuayman'ı alıp götürdüler.

    Derken Hz. Ebu Bekr geldi. Durumu kendisine haber verdiler. Ravi der ki: "Hz. Ebu Bekr o kavmin peşine düştü, develerini geri verdi ve Nu'âyman'ı kurtardı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına döndükleri zaman hâdiseyi haber verdiler. Bu hadiseye Aleyhissalatu vesselâm ve ashabı bir yıl güldüler."

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir. (Tirmizî, Ilm, 14.)

    Allah Resulü, bir gün ashabına sordu: Size en sevimsiz ve en yararsız insanın kim olduğunu söyleyeyim mi? Ashap: Söyle ya Resulallah! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: Kendisinden Allah için yardım istenildiğinde vermeyen (yok diyen cimri) kimsedir.
    Hadis (İbn-i Ebi’d-Dünya).

    İnsanlar arasında, iyilik ve hayrın anahtarları şerrin ve kötülüğün kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri olan kişilerde mevcuttur. Ne mutlu, Allah’ın iyilik ve hayrın anahtarlarını eline verdiği kimselere!... Yazıklar olsun, kötülük ve şer anahtarlarını eline alan kişilere!..
    hadis (Ramuz).


    Kul tövbe ettiğinde, Allah onun günahlarını amelleri kaydeden hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun günahı işleyen organlarına da unutturur.Günahı işlediği yerdeki suç, delil ve izlerini de yok eder. Ta ki, Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair, aleyhinde şahitlik edecek hiçbir şey bulunmasın.
    Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).

    Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir. [Deylemi]

    Sizden Allah (c.c) o yüceler yücesinin rizasını kazanmak ve kazandırmak ıcın yardım istiyorum Allah(c.c) rıza ıcın bu beşere yardım edin Yayalım bu Şuuru Hz. Muhammed Mustafa efendimizi (s.a.v) bilmeyen okumayın tasdık etmeyen Gönül kalmasın


    Onu kotuleyenlere karşı Açtıgım Savaşa Sizde Allah rıza İçin Yardımda Bulunun Yayın bunu Gerçeklerle yasasin muslumanlar Dinimizi...

    Peygamberımıze hakeret eden ıcı dolu merkeplerden Ögrenmesin Lutfen!!!!!!

    Dinimizi Yorumlama basladılar Bizm dinimiz Bizim gibi aciz mi aciz Lerin Yorumuna ihtiyacı yoktur.

    Nisa 174; Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, her şeyi açık seçik gösteren bir ışık gönderdik. 175. ayet; Allah'a inanıp O'na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.

    Yardımlarınızı Esirgemeyın Bu yolda Ruhunuzu ve Bedenınızı Paspas Yapın Ne olur Yalvarıyorum Peygamber EFendimizi Muhammede Mustafa (s.a.v)'mi Dogru anmayan Gonul kalmasın!!!!

    Resulullah'a (S.A.V) "Hayırlı bir iş yapıp ta, insanların kendisini methettiği kimse hakkında ne buyurursunuz" diye soruldu..
    Resulullah (S.A.V) : "Bu, mü'minin dünyada iken peşin aldığı bir mükafattır." buyurdu. (Müslim, Birr 166)

    Allah(c.c) bizi de O pesin mükafat alanlardan eylesin inşallah (amin)
    Allah (C.c)'nin Selamı üzerine Olsun İnsallah (amin)
    SAKIN TESEKKUR ETME !!!! CEVAP DA YAZMA SADECE GİR OKU VE NEFSINE ISLETEBILDIKLERINI YAP

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir. (Tirmizî, Ilm, 14.)

    Allah Resulü, bir gün ashabına sordu: Size en sevimsiz ve en yararsız insanın kim olduğunu söyleyeyim mi? Ashap: Söyle ya Resulallah! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: Kendisinden Allah için yardım istenildiğinde vermeyen (yok diyen cimri) kimsedir.
    Hadis (İbn-i Ebi’d-Dünya).

    İnsanlar arasında, iyilik ve hayrın anahtarları şerrin ve kötülüğün kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri olan kişilerde mevcuttur. Ne mutlu, Allah’ın iyilik ve hayrın anahtarlarını eline verdiği kimselere!... Yazıklar olsun, kötülük ve şer anahtarlarını eline alan kişilere!..
    hadis (Ramuz).


    Kul tövbe ettiğinde, Allah onun günahlarını amelleri kaydeden hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun günahı işleyen organlarına da unutturur.Günahı işlediği yerdeki suç, delil ve izlerini de yok eder. Ta ki, Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair, aleyhinde şahitlik edecek hiçbir şey bulunmasın.
    Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).

    Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir. [Deylemi]

    Sizden Allah (c.c) o yüceler yücesinin rizasını kazanmak ve kazandırmak ıcın yardım istiyorum Allah(c.c) rıza ıcın bu beşere yardım edin Yayalım bu Şuuru Hz. Muhammed Mustafa efendimizi (s.a.v) bilmeyen okumayın tasdık etmeyen Gönül kalmasın


    Onu kotuleyenlere karşı Açtıgım Savaşa Sizde Allah rıza İçin Yardımda Bulunun Yayın bunu Gerçeklerle yasasin muslumanlar Dinimizi...

    Peygamberımıze hakeret eden ıcı dolu merkeplerden Ögrenmesin Lutfen!!!!!!

    Dinimizi Yorumlama basladılar Bizm dinimiz Bizim gibi aciz mi aciz Lerin Yorumuna ihtiyacı yoktur.

    Nisa 174; Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, her şeyi açık seçik gösteren bir ışık gönderdik. 175. ayet; Allah'a inanıp O'na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.

    Yardımlarınızı Esirgemeyın Bu yolda Ruhunuzu ve Bedenınızı Paspas Yapın Ne olur Yalvarıyorum Peygamber EFendimizi Muhammede Mustafa (s.a.v)'mi Dogru anmayan Gonul kalmasın!!!!

    Resulullah'a (S.A.V) "Hayırlı bir iş yapıp ta, insanların kendisini methettiği kimse hakkında ne buyurursunuz" diye soruldu..
    Resulullah (S.A.V) : "Bu, mü'minin dünyada iken peşin aldığı bir mükafattır." buyurdu. (Müslim, Birr 166)

    Allah(c.c) bizi de O pesin mükafat alanlardan eylesin inşallah (amin)
    Allah (C.c)'nin Selamı üzerine Olsun İnsallah (amin)
    SAKIN TESEKKUR ETME !!!! CEVAP DA YAZMA SADECE OKU VE NEFSINE ISLETEBILDIKLERINI YAP

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    1233 - Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hacc yapmak üzere Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte çıktık. Arc nâm mevkiye kadar geldik. Orada Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir'in yanına oturdum. Resûlullah'ın binek devesi ile, Hz.Ebu Bekir'in binek develeri tekdi ve o da Ebu Bekir'e ait bir köle ile birlikte (yolda) idi. Ebu Bekir (radıyallahu anh) oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz.Ebu Bekir (radıyallahu anh): "- Deven nerde?" diye sordu. Köle:

    "- Sabahleyin onu kaybettim!" dedi. Ebu Bekir (radıyallahu anh):

    "- Tek bir deveyi kayıp mı ettin!" deyip köleye vurmaya başladı.

    Resûlullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu:

    " Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor!"(İbnu Ebi Rizme der ki: Resûlullah: "Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?" deyip gülüyor, (başka bir Şey söylemiyordu)."

    Ebu Dâvud, Menâsik 30, (1818); İbnu Mâce, Menâsik 21, (2933).

    Ebu Bekir'in köleyi dövmesi, Muhammed'in çok hoşuna gitmiş olmalı ki, gülmekten kendisini alamamış.

    7070 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh ticari maksatla, Aleyhissalatu vesselâm'ın vefatından bir yıl önce Busra ya kadar gitmişti. Beraberinde Nu'aymân ve Suvaybıt İbnu Hermele de varlardı. Bunlar Bedir gazilerindendi.. Nu'aymân erzakları gözetiyordu. Suvaybıt mizahı seven şakacı birisiydi. Nuayman'a (bir ara): "Bana yiyecek bir şeyler ver!" dedi. O ise: "Bekle de Ebu Bekir gelsin!" dedi. Suvaybıt (biraz öfkelenerek) "Vallahi seni kızdırmasını bilirim!" dedi. Râvi der ki: "(Bir müddet sonra) bunlar bir kavme uğradılar. Suvaybıt onlara:

    "Benim bir kölem var, satın alırsanız (ucuza vereceğim)" der. Onlar da "Alırız!" derler. Suvaybıt: "Ancak şimdiden söyleyeyim, kölem çenebazdır, o size: "Ben hür kimseyim (köle değilim)" diyecektir. Eğer o böyle dedi diye almaktan vazgeçecekseniz (alıcı olup da) kölemle arama fesad sokmayın!" dedi. Onlar: "Hayır! biz onu senden satın alacağız!" dediler ve (pazarlık edip) on deve mukabili Nuayman'ı satın aldılar. Sonra yanına gelip, boynuna sarık veya ip bağladılar. Nu'ayman: "Bu adam sizinle alay ediyor, ben hürüm, köle değilim" dedi. Adamlar: "Senin böyle söyleyeceğini bize haber vermişti (yalanlarınla bizi kandıramazsın)" dediler ve Nuayman'ı alıp götürdüler.

    Derken Hz. Ebu Bekr geldi. Durumu kendisine haber verdiler. Ravi der ki: "Hz. Ebu Bekr o kavmin peşine düştü, develerini geri verdi ve Nu'âyman'ı kurtardı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına döndükleri zaman hâdiseyi haber verdiler. Bu hadiseye Aleyhissalatu vesselâm ve ashabı bir yıl güldüler."
    HAZRETİ PEYGAMBER EFENDİMİZ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VESSELLEM KAHKAHA İLE GULMEZDI
    Kaynakların ittifakla kaydettiklerine göre, Rasûlullah Efendimiz, yaradılıştan beşûş çehreli, yani güleç yüzlü idi. Tebessüm denen "gülümseme", O'nun mübarek yüzünden hiç eksik olmazdı. En sıkıntılı anlarında bile, üzüntülerini belli etmezler, yanındakilerin içlerini karartacak bir tavır sergilemezlerdi. Bilhassa sevdikleri kimselerle karşılaştıklarında, öylesine tebessüm ederlerdi ki, böyle anlarda, yüzleri ay gibi parıldardı.



    Bu tabii halleri dışında, Rasûlullah Efendimiz'in, bir de gülüşleri vardı. Hadis kaynakları, O'nun nelere ve nasıl güldüklerine dair pek çok vesika kaydetmişlerdir. Özellikle Âişe (ra) validemiz, Peygamber Efendimiz'in gülüş tarzlarını şu şekilde anlatmışlardır: "Rasûlullah Efendimiz'in küçük dili gözükecek şekilde, kendinden geçercesine güldüklerini hiç görmedim. O'nun gülüşü, tebessüm şeklinde idi." (Buharî, el-Cami'us-Sahih, VII, 94-95; el-Edeb'ül-Müfred, s.97, nu:251). Hz. Peygamber'in diğer sahabilerinin bir çoğu da, çeşitli münasebetlerle, O'nun bu gülüş tarzını anlatırlarken "...öyle ki, azı dişleri gözükecek derecede güldüler!" şeklinde bir ifade kullanmışlardır. Bu gülüş tarzında, dişler gözükür; fakat ses işitilmez. İşte bu, Peygamber Efendimiz'in gülüş tarzıdır.


    HAZRETİ PEYGAMBER EFENDIMIZ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VESSELLEM HİÇ BİR ZAMAN KAHKAHA İLE GULMEZDİ!!!!!!!

    TEK BİR SUNNETE DEGİL BUTUN HEPSİNE SARIL!!!!!!!!!!!!

    HAZRETİ ALLAH CELLE CELALUHU BİZİ AFFETSİN İNSALLAH (AMİN)
    Bu mesaj en son " 17.03.10 " tarihinde saat 01:05 itibariyle celikreva tarafından düzenlenmiştir...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    1233 - Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hacc yapmak üzere Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte çıktık. Arc nâm mevkiye kadar geldik. Orada Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir'in yanına oturdum. Resûlullah'ın binek devesi ile, Hz.Ebu Bekir'in binek develeri tekdi ve o da Ebu Bekir'e ait bir köle ile birlikte (yolda) idi. Ebu Bekir (radıyallahu anh) oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz.Ebu Bekir (radıyallahu anh): "- Deven nerde?" diye sordu. Köle:

    "- Sabahleyin onu kaybettim!" dedi. Ebu Bekir (radıyallahu anh):

    "- Tek bir deveyi kayıp mı ettin!" deyip köleye vurmaya başladı.

    Resûlullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu:

    " Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor!"(İbnu Ebi Rizme der ki: Resûlullah: "Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?" deyip gülüyor, (başka bir Şey söylemiyordu)."

    Ebu Dâvud, Menâsik 30, (1818); İbnu Mâce, Menâsik 21, (2933).

    Ebu Bekir'in köleyi dövmesi, Muhammed'in çok hoşuna gitmiş olmalı ki, gülmekten kendisini alamamış.

    7070 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh ticari maksatla, Aleyhissalatu vesselâm'ın vefatından bir yıl önce Busra ya kadar gitmişti. Beraberinde Nu'aymân ve Suvaybıt İbnu Hermele de varlardı. Bunlar Bedir gazilerindendi.. Nu'aymân erzakları gözetiyordu. Suvaybıt mizahı seven şakacı birisiydi. Nuayman'a (bir ara): "Bana yiyecek bir şeyler ver!" dedi. O ise: "Bekle de Ebu Bekir gelsin!" dedi. Suvaybıt (biraz öfkelenerek) "Vallahi seni kızdırmasını bilirim!" dedi. Râvi der ki: "(Bir müddet sonra) bunlar bir kavme uğradılar. Suvaybıt onlara:

    "Benim bir kölem var, satın alırsanız (ucuza vereceğim)" der. Onlar da "Alırız!" derler. Suvaybıt: "Ancak şimdiden söyleyeyim, kölem çenebazdır, o size: "Ben hür kimseyim (köle değilim)" diyecektir. Eğer o böyle dedi diye almaktan vazgeçecekseniz (alıcı olup da) kölemle arama fesad sokmayın!" dedi. Onlar: "Hayır! biz onu senden satın alacağız!" dediler ve (pazarlık edip) on deve mukabili Nuayman'ı satın aldılar. Sonra yanına gelip, boynuna sarık veya ip bağladılar. Nu'ayman: "Bu adam sizinle alay ediyor, ben hürüm, köle değilim" dedi. Adamlar: "Senin böyle söyleyeceğini bize haber vermişti (yalanlarınla bizi kandıramazsın)" dediler ve Nuayman'ı alıp götürdüler.

    Derken Hz. Ebu Bekr geldi. Durumu kendisine haber verdiler. Ravi der ki: "Hz. Ebu Bekr o kavmin peşine düştü, develerini geri verdi ve Nu'âyman'ı kurtardı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına döndükleri zaman hâdiseyi haber verdiler. Bu hadiseye Aleyhissalatu vesselâm ve ashabı bir yıl güldüler."
    -Hz.Ebu Bekr-i Sıddik hakkında HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA (SALLALLAHU ALEYHİ VESSELLEM) Efendimizin Hadis-i Seriflerinden bazıları;

    Melekler Mekanı - Hz.Ebubekir Hakkındaki Hadisler!
    -Ebu Bekr-i imanı, bütün müminlerin imanları ile tartılsa, Ebu Bekrin imanı agır gelirdi.

    -Cehennemden atik olanı (azad edilmis kimseyi) görüp sevinmek isteyen kimse Ebu Bekre baksın.

    -Münafıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz; Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali.

    -Hz.Ebu Bekr-i Sıddık (R.A.), Peygamberlerden sonra insanların ve Eshabı Kiramın en efdali, İslamın birinci halifesidir. Asıl adı Abdullah bin Ebu Kuhafe, babasının adı Osman olup Ebu Kuhafe künyesi ile meshurdur. Annası, Ümmül Hayr lakabıyla tanınan Selma binti Sahrdır.

    -Hz.Ebu Bekir (R.A), Rasulullah Efendimizin en yakın dostuydu. Ondan hic ayrılmazdı. Onların bu beraberligi, Mekkeden Medineye Hicrette de devam etti. Ona magara arkadası oldu. Magarada üc gün kaldıktan sonra, ikisi de birer deveye binerek yolculuk ettiler. Medineye varıncaya kadar Rasulullah Efendimizin bütün hizmetini O gördü. Medinedeki mescid yapılırken birlikte calıstılar. Hicbir hizmet ve fedakarlıktan geri kalmadı.

    Hazreti Allah Celle Celaluhu Bizi Affetsin İnşallah (amin).

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Sağol, sarılmayayım, başkalarını taklit etmek huyum değildir. Ayrıca kahkaha ile gülmenin neresi kötü ki? Ne demiş atalarımız: "bir kahkaha, bir kilo pirzola."

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    15-03-2010
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    Kafirun Suresi

    Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

    l.De ki: "Ey kafirler."

    2."Ben sizin taptıklarınıza tapmam."

    3."Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz."

    4."Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim."

    5."Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz."

    6. "Sizin dininiz size, benim dinim bana."

  10. #10
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Aynen sizin dininiz size, yeter ki dinin kurallarını evrensel kurallar diye herkese dayatmadığınız sürece.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •