• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Halil Cibran Şiirleri

    ACI

    Ve bir kadin, 'Bize acidan bahset' dedi.

    Ve o cevap verdi:

    'Aciniz, anlayisinizi saklayan kabugun kirilisidir.

    Nasil bir meyvenin çekirdegi, kalbi Günes'i görebilsin diye
    kabugunu kirmak zorundaysa, siz de aciyi bilmelisiniz.

    Ve eger kalbinizi, yasaminizin günlük mucizelerini
    hayranlikla izlemek üzere açarsaniz, acinizin, nesenizden
    hiç de daha az harikulade olmadigini göreceksiniz;

    Ve kirlarinizin üstünden mevsimlerin geçisini kabul ettiginiz gibi,
    ayni dogallikla, kalbinizin mevsimlerini de onayliyacaksiniz.

    Ve kederinizin kisini da, pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.

    Acilarinizin çogu sizin tarafindan seçilmistir.

    Aciniz, aslinda içinizdeki doktorun, hasta yaninizi
    iyilestirmek için sundugu 'aci' ilaçtir.

    Doktorunuza güvenin ve verdigi ilaci sessizce ve sakince için;

    Çünkü size sert ve hasin de gelse, onun elleri
    'Görülmeyen'in sefkatli elleri tarafindan yönlendirilir.

    Ve size ilaci sundugu kadeh dudaklarinizi yaksa da,
    O'nun kutsal gözyaslariyla islanmis kilden yapilmistir.'

    Halil Cibran

  2. #2
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Arkadaşlık

    Ve bir genç, şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.'

    Ve o cevap verdi:

    'Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
    O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

    O sizin sofranız ve ocak başınızdır.
    Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

    Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
    ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz.

    Ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
    Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular
    ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

    Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
    Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
    daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
    dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi...

    Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
    kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

    Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
    olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
    ve sadece yararsız olan yakalanır.

    Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
    Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
    meddini de bilmesine izin verin.

    Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
    aramanızın anlamı olabilir mı?
    Onu, zamanı yaşatmak için arayın.

    Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
    boşluğunuzu doldurmak için değil.

    Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
    kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
    Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
    yürek sabahını bulur ve tazelenir.'

    Halil Cibran

  3. #3
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Aşk

    Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
    Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
    Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk 'ı soran sizler,
    Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
    Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
    İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
    Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
    Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
    Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
    Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
    Uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
    Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
    Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
    Yaşam 'dan ve Ölüm 'den, Yaşam 'dan daha acayip, Ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
    Söyleyin bana dostlar, içinizde Yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
    Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
    İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
    Hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
    Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir Tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
    Dün kapısından geçenlere Aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
    'Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
    Yiğit bir genç karşılık verdi:
    'Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
    Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
    'Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
    Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
    Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
    'Aşk Şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
    Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
    'Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
    Bir başkası gülümseyerek açıkladı:
    'Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
    Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
    'Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
    yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
    Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
    'Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
    Yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
    Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
    'Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
    Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
    'Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
    Ve böylece Aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
    O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
    'Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk 'tır.'
    Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
    'Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
    Tanrım beni kutsal ateşine at...'

    Halil Cibran

  4. #4
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Beraberlik

    Sonra Almitra tekrar konustu: 'Peki ya beraberlik? '

    Ve o cevap verdi:

    'Siz beraber dogdunuz ve hep öyle kalacaksiniz.
    Ölümün beyaz kanatlari, sizin günlerinizi
    dagittiginda da beraber olacaksiniz.

    Siz Tanri'nin sessiz belleginde bile beraber olacaksiniz.

    Fakat birlikteliginizde belli bosluklar birakin.

    Ve izin verin, cennetlerin rüzgarlari aranizda dans edebilsin...

    Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bag olmasin,
    Daha ziyade, ruhlarinizin sahilleri arasinda
    hareket eden bir deniz gibi olsun.

    Birbirlerinizin bardaklarini doldurun;
    ancak ayni bardaktan içmeyin...
    Ekmeklerinizi paylasin; ama
    birbirinizinkini yemeyin...

    Beraberce sarki söyleyin, dans edin, cosun;
    fakat birbirinizin yalnizligina izin verin;
    Tipki bir lavtanin tellerinin ayri ayri olup,
    yine de ayni müzikle titresmeyi bilmeleri gibi...

    Birbirinize kalbinizi verin; ama digerinin saklamasi için degil;
    Çünkü yalnizca Hayat'in eli, sizin kalplerinizi kavriyabilir...

    Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakin degil,
    Çünkü bir mabedin ayaklari arasinda mesafe olmalidir;
    Ve mese agaciyla, selvi agaci,
    birbirinin gölgesi altinda büyüyemez.'

    Halil Cibran

  5. #5
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Çocuklar

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
    Çünkü ruhlar yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

    Halil Cibran

  6. #6
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Diğer Yanın

    En şık elbiselerin
    Diğer yanının tezgahında dokundu.
    En tatlı yemeklerin
    Diğer yanının sofrasında yediğin.
    İstirahat ettiğin en rahat divan
    Diğer yanının evindeki.
    Allah aşkına!
    De bana
    Nasıl olur da
    Kendini diğer yanından ayırabilirsin?

    Halil Cibran

  7. #7
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Düşünceler

    Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
    kumla köpüğün arasında.
    Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
    rüzgar köpüğü önüne katacak,
    ama denizle kıyı daima kalacak.


    Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

    Anımsamak bir tür buluşmadır.
    Unutmak ise bir tür özgürlük.

    Yüreğimdeki mühür
    kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

    Sevgililer birbirlerinden çok
    aralarındakini kucaklarlar.

    Arkadaşlık her zaman için
    tatlı bir sorumluluktur,
    asla bir fırsat değil.

    Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
    senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
    İşte böyle bir anda
    ya güneş altında çıplak danset,
    ya da çarmıhını taşı.

    İnsanlık, sonsuzluğun dışından
    sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

    Şafağa ancak
    gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

    Gariptir ki,
    kimi zevklerin tutkusudur,
    acılarımızın bir kısmını oluşturan.

    Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
    yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

    Cennet orada,
    şu kapının ardında,
    hemen yandaki odada;
    ama ben anahtarı kaybettim.
    Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

    Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
    toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
    daha güzel olmadığı gerçeğinde,
    yaşamın adaletine olan inancımı
    yitirmem mümkün mü?

    Bana kulak ver ki,
    sana ses verebileyim.

    Karşındakinin gerçeği
    sana açıkladıklarında değil,
    açıklayamadıklarındadır.
    Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
    söylediklerine değil,
    söylemediklerine kulak ver.

    Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
    ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
    diye konuşuyorum.

    Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
    sessiz erdemlerimi eleştirmeye
    başladığında doğdu.

    Bir gerçek her zaman bilinmek,
    ama ara sıra söylenmek içindir.

    İçimizdeki gerçek olan sessiz,
    edinilmiş olan ise gevezedir.

    İçimdeki yaşamın sesi,
    senin içindeki yaşamın
    kulağına ulaşamaz.
    Yine de kendimizi yalnız
    hissetmemek için konuşalım.

    Sözcüklerin dalgası
    hep üstümüzde olsa da,
    derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

    Yaşam kalbini okuyacak
    bir şarkıcı bulamazsa,
    aklını konusacak
    bir filozof yaratır.

    Zihnimiz bir süngerdir,
    yüreğimizse bir nehir.
    Çoğumuzun akmak yerine,
    sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

    Eger kış,
    'Baharı yüreğimde saklıyorum'
    deseydi, ona kim inanırdı?

    Her tohum bir özlemdir.


    Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
    Arkasındaki gerçeği görürsün,
    ama cam seni gerçekten ayırır.

    Haydi seninle saklambaç oynayalım.
    Yüreğime saklanırsan eğer,
    seni bulmak zor olmaz.
    Ancak kendi kabuğunun
    ardına gizlenirsen,
    seni bulmaya çalışmak
    bir işe yaramaz.

    Neşeli yüreklerle birlikte
    neşeli şarkılar söyleyen
    kederli bir kalp ne kadar yücedir.

    Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
    durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

    Hayır, boşuna yaşamadık biz!
    Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

    Özel ve ayrımcı olmayalım.
    Unutmayalım ki, şairin aklı da,
    akrebin kuyruğu da gururla
    aynı yeryüzünden yükselir.

    Evim der ki, 'Beni bırakma,
    çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
    Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
    çünkü ben senin geleceğinim.'
    Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
    'Benim ne geçmişim,
    ne de geleceğim var.
    Eğer kalırsam,
    kalışımda bir ayrılış vardır;
    gidersem,
    ayrılışımda bir kalış.

    Yalnızca sevgi ve ölüm
    her şeyi değiştirebilir.'

    Daha dün, yaşam küresi içinde
    uyumsuzca titreşen bir kırıntı
    olduğumu düşünürdüm.
    Şimdi biliyorum ki,
    ben kürenin ta kendisiyim,
    ve uyumlu kırıntılar halinde
    tüm yaşam içimde devinmekte.

    Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
    ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
    işte o zaman büyüyen her şeyle
    beraber büyüyecek ve
    üst benliğine uzanacaksın.

    Ağaçlar yeryüzünün
    gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
    Ama biz onları devirir ve
    boşluğumuzu kaydedebilmek için
    kağıda dönüştürürüz.

    Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
    çölün ortasında tek başına olsan bile
    bir dinleyicin olacaktır.

    Esin daima şarkı söyler;
    asla açıklamaya çalışmaz.

    En büyük sarkıcı,
    sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

    Eğer ağzın yemekle doluysa
    nasıl şarkı söyleyebilirsin?
    Ve eğer elin altınla yüklüyse,
    şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

    Sözler zamansızdır.
    Onları zamansızlıklarını bilerek
    söylemeli ya da yazmalısın.

    Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
    O, kanayan bir yaradan
    veya gülümseyen bir ağızdan
    yükselen bir şarkıdır..



    Kum ve Köpük - 1926

    Halil Cibran

  8. #8
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Eğitim

    Sonra bir ögretmen, 'Bize egitimden bahset.' dedi.

    Ve o cevap verdi:

    'Hiç kimse size, içinizdeki bilginin safaginda halen
    yari uykuda olandan bir zerre fazlasini açiklayamaz.

    Takipçileri arasinda mabedin gölgesinde
    yürüyen bir ögretmen, size bilgeligini degil
    sadece inancini ve sevgisini verebilir.

    Eger gerçek bir bilgeyse,
    bilgeliginin evine davet etmek yerine,
    sizi kendi aklinizin esigine dogru yönlendirir.

    Bir astronomi bilgini,
    size uzayla ilgili anlayisindan bahsedebilir
    ama anlayisini size veremez.

    Bir müzisyen her yerde var olan ritimlerle
    bir sarki söyleyebilir; ancak ne ritmi yakalayan kulagi,
    ne de onu ekolayan sesi size sunabilir.

    Ve semboller ilminde usta biri,
    size simgesel alanlardan söz eder,
    ama sizi oralara tasiyamaz.

    Çünkü bir kisinin sahip oldugu ilham,
    kanatlarini baska birine ödünç veremez.

    Ve nasil herbiriniz Tanri'nin bilgisinde özgün
    bir yere sahipseniz, sizin de Tanri'yi kayrayisiniz
    ve dünyayi anlayisiniz tek basiniza ve size özel olacaktir.'

    Halil Cibran

  9. #9
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ermiş

    Kendi gününün şafağında, seçilmiş ve sevilen insan Al Mustafa,
    tam oniki yıl boyunca Orphales şehrinde, gemisinin geri dönüp
    kendisini doğduğu adaya götürmesini bekledi.

    Ve onikinci yılda, hasat ayı olan Ielool'un yedinci gününde,
    şehir duvarlarından uzak bir tepeye tırmandı, denize doğru baktı
    ve gemisinin sisle beraber gelişini seyretti.

    O anda kalbinin kapıları açıldı ve sevinci denize doğru uzandı.
    Ve gözlerini kapadı, ruhunun sessizliğinde dua etti.

    Tepeden inerken bir hüzün hissetti ve kalbinde şöyle düşündü:

    'Nasıl huzur içinde ve üzülmeden gidebilirim?
    Hayır, ruhum yara almadan bu şehri terketmeliyim..

    Duvarlar arasında acı dolu geçen uzun günler,
    yalnızlık içinde uzun geceler; kim acıdan ve
    yalnızlıktan pişmanlık duymadan buradan kopabilir?

    Bu caddelere ruhumdan o kadar çok parça saçtım ki,
    özlemimin o kadar çok çocuğu bu tepelerde çıplak dolaştı ki,
    sıkıntı ve ıstırap çekmeden onlardan kendimi ayıramam..

    Bugün üstümden çıkardığım bir giysi değil,
    kendi ellerimle yırttığım derim, kabuğum..

    Geride bıraktığım bir düşünce değil,
    açlık ve susuzlukla tatlandırılmış bir gönül...

    Yine de daha fazla oyalanamam...

    Herşeyi kendine çeken deniz beni de çağırıyor;
    yola çıkmalıyım...

    Çünkü kalmak, saatler geceyle yanarken,
    donmak, kristalleşmek ve bir kalıba dökülmek demek...

    Buradaki herşeyi memnuniyetle yanıma alırdım, ama nasıl?

    Bir ses, dili ve ona kanat olan dudakları taşıyamaz.
    Boşluğu yalnız başına aramalı...

    Ve kartal, tek başına,
    yuvasını taşımadan Güneş'e uçmalı...'

    Tepenin yamacına eriştiğinde tekrar denize döndü
    ve baş tarafında kendi yöresinden gemicileri barındıran
    gemisinin limana yanaştığını gördü.

    Ruhundan kopan sözlerle onlara seslendi:

    'Kadim annemin oğulları, med-cezir süvarileri...
    Ne kadar sık benim rüyalarıma yelken açtınız.
    Şimdi benim uyanışıma geldiniz,
    ki bu benim en derin rüyam olmalı...

    Gitmeye hazırım ve şevkimin yelkenleri rüzgarı bekliyor.

    Bu durgun havadan sadece bir nefes daha alacağım,
    sadece bir bakış daha geriye, sevgi dolu...

    Ve sonra aranızda yerimi alacağım,
    gemiciler arasında bir deniz yolcusu olarak ben...

    Ve sen, engin deniz, uyuyan anne,
    nehrin, ırmağın özgürlüğü...

    Bu nehir sadece bir kıvrım daha yapacak,
    bu arazide bir kere daha çağıldayacak...
    Ve ben sana geleceğim,
    sınırsız okyanusa sınırsız bir damla...'

    Yürürken, uzaktaki tarlalardan, bağlardan,
    erkeklerin ve kadınların
    şehir kapılarına doğru koşuştuklarını gördü.
    Birbirlerine geminin gelişinden bahsettiklerini
    ve kendi adını çağırdıklarını duydu.

    Şöyle düşündü:

    'Ayrılık günü, aynı zamanda toplanma günü mü olacak?
    Benim akşamımın aslında şafağım olduğu söylenecek mi?

    Sabanını tarlanın ortasında bırakana,
    üzüm cenderesinin çarkını durdurana
    ben ne verebilirim?

    Kalbim meyveyle yüklü bir ağaca dönüşse de
    derleyip onlara sunabilsem..

    İştiyakım bir pınar gibi aksa da kaplarını doldurabilsem...

    Bir yücenin elinin dokunmasını bekliyen bir harp mı,
    yoksa nefesinin içimden geçeceği bir flüt müyüm?

    Sessizliğin arayıcısı olan ben, sessizlik içinde
    başkalarına güvenle dağıtabileceğim
    nasıl bir hazine buldum?

    Eğer bugün hasat günüyse, hangi tarlalara
    ve hangi anımsanmayan mevsimlerde
    tohumları ekmiş olabilirim?

    Ve eğer fenerimi yükselteceğim saat gelmişse,
    içinde yanan benim alevim olmayacak...

    Kendimi bomboş ve karanlık hissederek
    fenerimi kaldıracağım...

    Ve gecenin bekçisi fenerimin içine yağı koyacak;
    onu yakacak da...'

    Bunlar kelimelere dökülenlerdi.
    Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı.
    Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı...

    Ve şehre döndüğünde, herkes onu karşılamaya geldi.
    Adeta tek bir ses olarak ağlıyorlardı.

    Ve şehrin yaşlıları ileri çıkıp şöyle dediler:

    'Henüz gitme; bizi bırakma.

    Bizim alacakaranlığımıza öğle ışığı oldun;
    ve gençliğin, hayallerimize hayaller getirdi.

    Sen aramızda bir yabancı, bir misafir değilsin.
    Çok sevdiğimiz oğlumuzsun...

    Gözlerimiz, senin yüzününü görememenin açlığını
    ve acısını yaşamasın.'

    Ve rahiplerle rahibeler konuşmaya başladılar:

    'Denizin dalgalarının bizi ayırmasına,
    aramızda geçirdiğin yılların bir anı olmasına izin verme.

    Aramızda bir hayalet gibi yürüdün ve gölgen,
    yüzümüze düşen bir ışık oldu.

    Seni çok sevdik; ama sevgimiz
    sözlere dökülmedi ve örtülü kaldı.

    Ama şimdi sana yüksek sesle haykırılıyor;
    sevgimiz önüne seriliyor.

    Hep yaşandığı gibi, ne yazık ki sevgi kendi derinliğini,
    ayrılma anına kadar anlıyamıyor...'

    Diğerleri de ona yalvardılar; ama o hiç cevap vermedi.
    Sadece başını önüne eğdi ve ona yakın duranlar,
    göğsüne düşen göz yaşlarını gördüler.

    Sonra, kalabalıkla birlikte
    tapınağın önündeki meydana doğru yürüdüler.

    Ve mabetten Almitra adında bir kahin kadın çıktı.

    Ve o, kadına sonsuz bir şefkatle baktı;
    çünkü daha şehirdeki ilk gününde onu bulan
    ve inanan bu kadın olmuştu.

    Ve kadın onu selamlıyarak konuşmaya başladı:

    'Tanrının sevgili kulu,
    son noktayı keşfedebilmek için
    uzun zamandır uzakları gözlüyor, gemini bekliyorsun.

    Ve şimdi gemin burada, sen de gitmelisin.

    Anılarındaki ülke ve büyük dileklerinin mekanı için
    duyduğun hasret çok derin.
    Ve ne sevgimiz seni bağlıyabilir,
    ne de sana olan ihtiyacımız seni tutabilir.

    Ancak bizden ayrılmadan önce bizimle konuşmanı
    ve bize gerçeği anlatmanı istiyoruz.

    Ve biz onu çocuklarımıza,
    onlar da kendi çocuklarına aktaracaklar
    ve o hiç bir zaman yok olmayacak...

    Yalnızlığında bizim günlerimizi gözlemledin ve
    uyanıklığında, bizim uykumuzun hıçkırıklarını
    ve kahkahalarını dinledin.

    Şimdi bizi bize aç ve doğumla ölüm arasında
    yer alanlardan sana aşikar olanları bize de anlat.'

    Ve o cevap verdi:

    'Orphales halkı,
    tam şu anda ruhlarınızda devinmede olandan öte,
    size neden bahsedebilirim? '



    Halil Cibran

  10. #10
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,894
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Evlilik

    Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
    Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
    Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
    Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
    Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
    Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
    Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
    Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
    Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
    Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
    Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
    Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
    Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
    Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
    Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
    Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....

    Halil Cibran

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •