• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3

    Tarihteki ünlü restleşmelerimiz!



    Kim ne derse desin Davos’ta Başbakanımızın kendisine ve makamına yapılan saygısızlığa karşı rest çekmesi çoğumuzun göğsünü kabartmıştır. En azından tanzimat döneminden bu yana içimize işlenmekte olan aşağılık kompleksini kırmak için güzel bir örnek oldu bize… Neyse tabi geride bıraktığımız yüzyılda buna benzer restlerşmeler elbette olmuştu. Bakalım bu seferki resleşmelerdeki kahramanlarımız ve olaylar nelermiş:
    SARACOĞLU’NUN MOLOTOV VE STALIN’LE İMTİHANI
    1 Eylül günü Alman ordularının Polonya’ya girmesiyle II. Dünya Savaşı fiilen başladı. 3 Eylül’de İngiltere ve Fransa, Almanya’ya savaş ilan etti. Büyük savaş tüm Avrupa’yı sarmaya başlamıştı. Sovyet Rusya, Almanlar ile bir saldırmazlık paktı imzalamıştı. Tam olarak hangi tarafta olduğu belli değildi ama en azından Almanların şimdilik karşısında olmayacağı belliydi. Peki Türkiye bu durumda Sovyetler’le ne yapacaktı? Müzakere hazırlıklarına başlandı. Zaten 9 Temmuz’da Moskova’ya bildirilen projede Karadeniz ve Boğazlar bölgesinde savaşı doğurabilecek bir saldırı karşısında Türkiye ve Sovyetler Birliği’nin fiilen işbirliği yapacağını öngörüyorlardı. Ayrıca imzalanacak bir Türk-Sovyet antlaşmasına İngiliz-Fransız çekincesi konacaktı.
    Bütün bu gelişmeler üzerine 15 Eylül’de Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu, Moskova’ya davet edildi. İki gün süren gemi yolculuğunun ardından Sovyet Rusya’nın liman kenti Odessa’ya gece yarısı vardılar. Limanda birkaç alt düzey memur tarafından karşılandılar. Bu durum can sıkıcıydı ama asıl karşılamanın Moskova’da yapılacağı söylenerek durum Sovyet yetkililerce telafi edilmeye çalışıldı.
    Spiridonova adındaki konukevinde ağırlandılar. Yabancı misafirlerin ağırlandığı bu bina eski yapı olmasına karşın zamanında birçok ünlü misafiri konuk etmişti. Üç günü aşan yol tüm heyeti fazlasıyla yormuştu. Odalarına çekildiler.
    Saracoğlu da üstünü değiştirip yatağa uzandı ama bırakın uyumayı, düzgün bir şekilde yatmak bile mümkün değildi. Kamburu çıkmış yatağın içinde toplanan pamuklar eni konu tepecikler oluşturmuştu. Saracoğlu burada uyunmaz diyerek odadan çıkıp Feridun Cemal’in odasının kapısını çaldı.
    Bir yandan da söyleniyordu:
    - İlk andan itibaren bizi bıktırmaya bezdirmeye çalışıyorlar. Benim yatağın halini bir görsen.
    - Efendim benimki de iyi değil. Ama isterseniz siz bu odaya buyurun.
    - Hayır ben şuradaki koltukta kıvrılıp uyumaya çalışacağım. Eğer uyuyamazsam bakarız bir çaresine.
    Ruslar psikolojik savaşı başlatmışlardı.
    ***
    Ertesi gün ikili görüşmelere geçildi.
    Sovyet Hariciye Komiseri Molotov toplantı sırasında aniden Saracoğlu’nun önüne bir kağıt uzattı. Saracoğlu kağıdı eline almadan ‘Nedir bu’ diye sordu. Molotov, Montreux Anlaşması’ndaki bazı maddelerin tadiline ilişkin bir düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye’nin Montreux anlaşmasıyla kazandığı hakları Ruslar’la paylaşmasını öngörüyorlardı. Saracoğlu böyle bir düzenlemeyi konuşmanın gereksiz olduğunu belirterek kağıdı eline dahi almadı:
    - Böyle bir teklifi kabul etmemiz mümkün değildir.
    Molotov, Saracoğlu’nun kararlı tutumu karşısında biraz şaşırsa da hamlesini sürdürdü:
    - Bu kararınızı Ankara’ya sormadan mı vereceksiniz?
    - Evet. Ankara’ya sormaya gerek yoktur. Yetkim bunu burada reddetmeye yeterlidir!
    Artık her şey Stalin’le yapılacak görüşmeye kalmıştı.
    ***
    Ertesi sabah Molotov’la yapılacak görüşme ani bir kararla ertelendi. Molotov Alman Hariciye Vekili Ribbentrop’u kabul edeceğini söyleyerek Saracoğlu’ndan özür diledi. Ve görüşmelerini bir gün sonraya ertelemeyi teklif etti. Alman
    Dışişleri Bakanı’nın bu ani ziyaretinin bir sebebi de Türkiye’nin bir gün önce Türk-Fransız-İngiliz ortak metnini paraf ettiğinin duyulmasıydı. Gerçi anlaşmaya son şekli verilmemiş ve askeri stratejik birçok konu henüz boşlukta bırakılmıştı ama yine de Türkiye, Dışişleri Bakanı’na yapılan Sovyet teklifine bu parafla karşılık vermeyi planlamıştı.
    Tam bir satranç maçı onanıyordu.
    Saracoğlu, Alman Dışişleri Bakanı’nın gelişini ve kendi programlarının ertelendiğini duyduğunda öfkeden çılgına dönmüştü:
    - Ne yaptıklarını sanıyor bunlar! Çocuk oyuncağı mı bu!
    Öfkeyle kaldıkları konukevinin salonunda bir aşağı bir yukarı turlamaya başladı.
    ‘Yoo anladım. Bunların niyeti bizi bıktırmak, sinirlerimizi altüst etmek. Ama öyle yağma yok. Direneceğiz! Hemen Paşa’yla konuşmamız lazım’ diyerek Moskova Elçiliği’ne doğru harekete geçti. İsmet Paşa ile yapılan şifreli telsiz konuşmasında durumu olduğu gibi anlattı. Paşa durumun nezaketsiz bir davranış olduğunu anladığını ancak her ne olursa olsun beklemek gerektiğini söyledi.
    Saracoğlu da bunu tahmin etmişti zaten. Mecburen bekleyeceklerdi.
    Ruslar, resmi temas olmayacak bu günde Türk heyetine bir program hazırlamayı da ihmal etmediler. Sovyet Hariciyesi’nde protokol şef yardımcısı olan Pontikov, Türk heyetine mihmandarlık yapacaktı. İlk günün programında önce bir tarım sergisi vardı. Sovyetler’de üretilen tarım ürünleri ve hayvancılıkla ilgili ayrıntılı bilgi verildi. Akşam ise Bolşoy Balesi’nde yer ayrılmıştı. Gönülsüz olarak baleye gittiler. Ancak akılları Rus-Alman görüşmesindeydi.
    Asıl can sıkıcı haber ertesi gün ortaya çıktı. Sovyet-Alman anlaşması imzalanmıştı. Anlaşmada her iki ülkenin de birbirine gerek askeri gerekse ekonomik destek olacağı ve barışı sağlamak üzere ortak hareket edecekleri yazılıydı.
    Herkes hem yanındakine hem de karşısındaki ülkeye durmadan mesaj veriyordu.
    Rusların Türk heyetiyle yeniden görüşmek üzere verdikleri randevu tarihi 1 Ekim oldu. Bu kez görüşmelerde Devlet Başkanı Jozef Stalin de olacaktı. Akşam saatlerinde Kremlin Sarayı’nda yerini alan Türk heyetinde heyecan yüksekti. Bu kez kartların daha açık olacağı bir görüşme bekleniyordu ancak yine de zorlu geçeceği muhakkaktı.
    Molotov ilk günkü görüşmelerde cebinde taşıdığı notu görüşmelerin başında yeniden masaya taşıdı. Boğazlarla ilgili taleplerini yineliyordu. Ayrıca Sovyetler Birliği’nin Bulgaristan ve Romanya’dan toprak talepleri konusunda Türkiye’nin tarafsız kalması isteniyordu.
    Tabii bunları dile getiren Sovyet Hariciye Komiseri Molotov’du. Stalin iyi polisi oynuyordu. Bütün taleplerini Hariciye Komiseri’ne söyletiyor, kendisi de iyimser ve yumuşak bir hava yaratmaya çalışarak denge yaratmaya çabalıyordu.
    Stalin, Molotov’un yeniden masaya taşıdığı notu aldı, ilk defa görüyor gibi baştan sona okudu, yüzünü buruşturdu ve ‘Bu çok kötü yazılmış, bunu geri çekiyorum’ dedi. Türk tarafında tedbirli bir iyimserlik havası belirse de ilerleme henüz sağlanamamıştı. Stalin üçlü ittifakta yer alan Sovyet çekincesinin daha kalın çizgilerle belirtilmesini ve Türkiye’nin her ne koşulda olursa olsun Sovyetler’le savaşmamasını istiyordu. Ayrıca Romanya ve Yunanistan’a yapılacak saldırılarda Müttefiklerle beraber savaşa girme ilkesinin gözden geçirilmesini istiyordu.
    Aslına bakılacak olursa Stalin’in talepleri çok ağır değildi. Ancak bu karar için Fransa ve İngiltere’ye de danışılması gerekliydi. Saracoğlu olumlu bir sonuç çıkmayabileceğini söylese de Stalin ‘Deneyelim’ dedi.
    Saracoğlu kabul etti.
    Durum Ankara’ya bildirilecek ve elçiler vasıtasıyla Müttefik ülkelerin görüşleri alınacaktı. Yorucu gün böylelikle sona ermiş, 5.5 saatin sonunda Ankara’da merakla bekleyen İnönü’ye görüşmelerin raporu sunulduktan ve gelinen nokta aktarıldıktan sonra ‘havayı’ özetleyen bir cümle iletilmişti:
    ‘Bugünkü temaslara görüşmeden ziyade boğuşma adı verilebilir!’
    Saracoğlu’nun bu telgrafı aslında çok şeyi özetliyordu. Akşam kaldıkları
    konukevine dönerken Feridun Cemal’e mırıldandı:
    - Şu Rusların başı bir sıkışsa!.. Yemin ederim kalkıp zeybek oynayacağım.




    İsterseniz Rum İmparatorluğu deyin

    ORHAN Eralp deneyimli bir büyükelçimizdi. Milli mücadele kahramanlarımızdan Kazım Özalp’in yeğeniydi, ne yazık ki dramatik bir intiharla yaşamına son verdi. Ama Eralp’i asıl unutulmaz kılan Birleşmiş Milletler’de yaptığı ünlü konuşmaydı. Kıbrıs Rumlarının ‘Neden bizi tanımıyorsunuz? 150 BM üyesi ülke tanıdı’ yollu sataşmalarına verdiği cevap hiç unutulmadı: ‘Kıbrıs sorunu bir cebir denklemidir. Bu denklemin ‘x’i de Türkiye’dir. Tüm dünya sizi tanısa bile Türkiye sizi tanımadıkça bu denklem çözülemez. Şimdi kendinize isterseniz ‘Kıbrıs Rum imparatorluğu’ bile diyebilirsiniz!’



    Bulgar Kralı’nın arkasında yürümem!

    VELİAHT Yusuf İzzeddin Efendi, 1910′da VII. Edward’ın cenaze töreninde Osmanlı İmparatorluğu’nu temsil etmişti. Protokolce hazırlanan programa göre kendisinin Bulgar Kralı’nın arkasından yürüyeceğini gören Veliaht Yusuf İzzettin Efendi, ‘Ben burada Osmanlı İmparatorluğu’nu temsil ediyorum. Katiyen Bulgar Kralı’nın arkasından yürümem’ diye dayatmıştı. Durum İngilizleri telaşa düşürmüş, fakat ısrar karşısında Veliahtı Bulgar Kralı’nın önüne almaktan başka çare bulamamışlardı.



    İsmet Paşa’dan koltuk salvosu

    LOZAN Barış Konferansı’nın ilk günü, toplantı Mont Benon Gazinosu’nda yapılacaktı. Türk delegasyonunu temsilen salona gelen İsmet İnönü, karşılaştığı manzaraya hemen tepkisini gösterdi. Salonda kendisine öteki heyet başkanlarına göre daha küçük bir koltuk ayrıldığını gördü. Nedenini sordu. Aynı boyutta bir başka koltuk bulunmadığı yanıtını aldı. ‘O takdirde bulunduğu zaman toplantıya girerim’ dedi. Odasına çekildi. İnönü’nün bu ilginç tepkisi etkili oldu. Çok geçmeden Lord Curzon’unki gibi aynı boyutta bir koltuk bulunup yerine konuldu.

    Kaynak:uzmanportal.com
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  2. #2
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Bu nasıl bir saçmalıktır? Tanzimattan bu yana aşağılık kompleksi kimin var? Bu genellemenin anlamı nedir?
    Ayrıca Türkiye neden hala Osmanlı imparatorluğuymuş gibi söylemler ortada dolanıyor?

    Tanzimattan bu yana göğsümüzü en çok kabartam Atatürk'ün önderliğinde,Türk halkı ile birlikte emperyalistlere karşı verdiği bağımsızlık savaşı ve bağımsız Türkiye cumhuriyetinin kurulmasıdır.
    Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta yüzeysel, göstermelik ve popülist ''van münüt'' çıkışı değil.
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  3. #3
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı erin 16 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu nasıl bir saçmalıktır? Tanzimattan bu yana aşağılık kompleksi kimin var? Bu genellemenin anlamı nedir?
    Ayrıca Türkiye neden hala Osmanlı imparatorluğuymuş gibi söylemler ortada dolanıyor?

    Tanzimattan bu yana göğsümüzü en çok kabartam Atatürk'ün önderliğinde,Türk halkı ile birlikte emperyalistlere karşı verdiği bağımsızlık savaşı ve bağımsız Türkiye cumhuriyetinin kurulmasıdır.
    Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta yüzeysel, göstermelik ve popülist ''van münüt'' çıkışı değil.
    Pardon ama yazıdan senin çıkardığın sonuçları çıkarmadım.Bahsedilen konular da zaten Cumhuriyet döneminde yaşanmış olaylar.Türkiye'nin imparatorlukdan kalan bir ülke olduğunu da ayrıca kimse inkar edemez."İçimize işlenmekte olan aşağılık kompleksi" tanımını da o bahsettiğin emperyalistler tarafından bize uygulanan bir durum olarak yorumladım ve yalan olduğunu düşünmüyorum.Ha kompleks hissettik mi? Kendi adıma en ufak bir kompleks hissetmiyorum,yazıyı okuyunca da üzerime alınmadım, senin de alınmana bir sebep göremedim ortalıkta.Fakat emperyalistlerin hayranları olan ,kompleksliler olduğunu da hepimiz biliyoruz.Ve bana göre bu yazı "van minüt" e karşı derlenmiş gerçek restler içeren bir yazıdır.
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  4. #4
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı balauz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Pardon ama yazıdan senin çıkardığın sonuçları çıkarmadım.Bahsedilen konular da zaten Cumhuriyet döneminde yaşanmış olaylar.Türkiye'nin imparatorlukdan kalan bir ülke olduğunu da ayrıca kimse inkar edemez."İçimize işlenmekte olan aşağılık kompleksi" tanımını da o bahsettiğin emperyalistler tarafından bize uygulanan bir durum olarak yorumladım ve yalan olduğunu düşünmüyorum.Ha kompleks hissettik mi? Kendi adıma en ufak bir kompleks hissetmiyorum,yazıyı okuyunca da üzerime alınmadım, senin de alınmana bir sebep göremedim ortalıkta.Fakat emperyalistlerin hayranları olan ,kompleksliler olduğunu da hepimiz biliyoruz.Ve bana göre bu yazı "van minüt" e karşı derlenmiş gerçek restler içeren bir yazıdır.
    O zaman neden Tanzimattan beri diye başlamış konuya yazan her kimse?

    Türkiye imparatorluktan kalan değil, çıkan bir ülkedir her şeyden önce...

    Aşağılık kompleksi asırlardır emperyalistler tarafından uygulanmaya çalışılıyor, başarılı olunduğu da bir gerçek. Eğer bu tip yazılar devam ederse bu başarı da devam eder...

    Bu yazı hiç bir marifeti ve içeriği olmayan popülist bir ''van münüt'' yapaylığını derin ve önemli bir aktivite olarak göstermeye çalışmakatn başka hiç bir şeye yaramıyor kanımca...

    Parti politikası, tarih bölümünde de yakamızı bırakmıyor kısacası...
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  5. #5
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    "Kim ne derse desin Davos’ta Başbakanımızın kendisine ve makamına yapılan saygısızlığa karşı rest çekmesi çoğumuzun göğsünü kabartmıştır. En azından tanzimat döneminden bu yana içimize işlenmekte olan aşağılık kompleksini kırmak için güzel bir örnek oldu bize… Neyse tabi geride bıraktığımız yüzyılda buna benzer restlerşmeler elbette olmuştu. Bakalım bu seferki resleşmelerdeki kahramanlarımız ve olaylar nelermiş:"

    Sanırım bu kısma takılmışsın Bu paragraf yazıyı derleyenin kendi düşüncesi olabilir , belki sahiden dediğin gibi bir parti politikası olabilir,haklı olabilirsin.İmparatorluktan kalan ya da çıkan,her ikisi de benim kabulümdür,zira Osmanlı İmparatorluğu'nu tarihimden reddetmem mümkün değil.İmparatorluk kalıntısı olmak bana göre utanç duyulacak bir durum değil.Bu konudaki çıkışlarını doğrusu yadırgadım,sanki biraz kelimeler üzerine yorum yaptın gibi gibi
    Ben iyi geceler dilemek durumundayım
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  6. #6
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı balauz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    "Kim ne derse desin Davos�a Başbakanımızın kendisine ve makamına yapılan saygısızlığa karşı rest çekmesi çoğumuzun göğsünü kabartmıştır. En azından tanzimat döneminden bu yana içimize işlenmekte olan aşağılık kompleksini kırmak için güzel bir örnek oldu bize�Neyse tabi geride bıraktığımız yüzyılda buna benzer restlerşmeler elbette olmuştu. Bakalım bu seferki resleşmelerdeki kahramanlarımız ve olaylar nelermiş:"

    Sanırım bu kısma takılmışsın Bu paragraf yazıyı derleyenin kendi düşüncesi olabilir , belki sahiden dediğin gibi bir parti politikası olabilir,haklı olabilirsin.İmparatorluktan kalan ya da çıkan,her ikisi de benim kabulümdür,zira Osmanlı İmparatorluğu'nu tarihimden reddetmem mümkün değil.İmparatorluk kalıntısı olmak bana göre utanç duyulacak bir durum değil.Bu konudaki çıkışlarını doğrusu yadırgadım,sanki biraz kelimeler üzerine yorum yaptın gibi gibi
    Ben iyi geceler dilemek durumundayım
    İmparatorluk kalıntısı olmak utanç verici bir durum demedim düpedüz yanlış bir tanım diyorum. Burada bağımsızlık savaşı aynı zamanda imparatorluğa karşı da verildi çünkü.
    Çıkışlarım yerli yerinde, yadırganacak bir durum söz konusu değil, saçma sapan bir ''van münüt'' maskaralığı değil asırlardır aşılanan aşağılık kompleksini durdurmak, daha da derinleştirecek bir yozluk, gelmiş bir de bunu önemli bir olay gibi ortaya koy, tabiki parti politikası.
    Onun için siyasi bölüm var, tarih bölümünü alet etmeyin bari...
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  7. #7
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı erin 16 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İmparatorluk kalıntısı olmak utanç verici bir durum demedim düpedüz yanlış bir tanım diyorum. Burada bağımsızlık savaşı aynı zamanda imparatorluğa karşı da verildi çünkü.
    Çıkışlarım yerli yerinde, yadırganacak bir durum söz konusu değil, saçma sapan bir ''van münüt'' maskaralığı değil asırlardır aşılanan aşağılık kompleksini durdurmak, daha da derinleştirecek bir yozluk, gelmiş bir de bunu önemli bir olay gibi ortaya koy, tabiki parti politikası.
    Onun için siyasi bölüm var, tarih bölümünü alet etmeyin bari...

    1.Tarih bölümünü söylediğin gibi bir şeylere alet ettiğimi sanmıyorum.
    2.Daha önce de yazdığım gibi o paragraf yazanın görüşüdür mutlaka.Kimin yazdığını bilemediğim için parti politikası olabilir, ya da olmayabilir diyebilirim ancak.Bana göre "van münüt" önemli bir olay değil,konuyu çarpıtmasan iyi olur.
    3.Verilen örneklere bakılırsa ,parti politikası olduğuna inanmak da zor.Söz konusu parti bu türden örnekler vermeyecektir.
    4.Konuyu bir bütün olarak değerlendirdiğime göre verilen örnekler son derece güzel seçilmiş,herkesin bilmediği türden örnekler olduğu için de fazlasıyla değerli bir konu."Van münüt" detayına takılarak bu olayı önemli hale getiren sensin.
    5.Eğer konu yanlış yerde açılmışsa bu forumun bölümden sorumlu görevlileri ilgili yere taşırlardı.
    6.Forumlar bilgi,fikir paylaşımı yapmak içindir.Konu da buraya bu amaçla aktarılmıştır tarafımdan.Ancak yorumlarından anladığım kadarıyla amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.Detaylara takılıp gereksiz polemikler yaratmak hiç bana göre değil.Konuları özünden saptırmak , kişileri bir şeylerle suçlamak kimseye bir şey kazandırmaz.
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  8. #8
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Amacım kimseyi dövmek değil...
    Abartıyorsun.
    Sadece görüşümü belirttim, nedenleriyle belirttim. Herkes katılmak zorunda değil görüşüme. Seninkine de...
    Görüşümü belirtmemim seni rahatsız etmesi senin sorunun...
    Fikir özgürlüğü herkese uygun gelmeyebiliyor malesef...
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  9. #9
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı erin 16 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Amacım kimseyi dövmek değil...
    Abartıyorsun.
    Sadece görüşümü belirttim, nedenleriyle belirttim. Herkes katılmak zorunda değil görüşüme. Seninkine de...
    Görüşümü belirtmemim seni rahatsız etmesi senin sorunun...
    Fikir özgürlüğü herkese uygun gelmeyebiliyor malesef...

    Yine aynı şeyi yaptın Erin Bir şeylerle suçlamayı bırak,fikir özgürlüğünü kısıtlamış değilim,bu konu ve sonrasındaki yorumlarımla bunun bana uygun gelip gelmediğine karar veremezsin,veriyorsan bu da senin sorunun
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  10. #10
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    uygun olmadığını madde madde açıklamışsın?
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •