• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
51 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    Deccal ve Mehdi

    BEŞİNCİ ŞUA'IN

    İkinci Makamı ve Mes'eleleri

    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

    BİRİNCİ MES'ELE: Rivayette var ki: "Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyan'ın eli delinecek."

    Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, "Filân adamın eli deliktir." Yani çok müsriftir.

    İşte, Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tama'ı uyandırarak insanların o zaîf damarlarını tutup kendine musahhar eder diye bu hadîs ihtar ediyor. İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer diye haber verir.

    İKİNCİ MES'ELE: Rivayette var ki: "Âhirzamanın dehşetli bir şahsı, sabah kalkar; alnında "Hâzâ kâfir" yazılmış bulunur."

    Allahu a'lem bissavab.. bunun tevili şudur ki: O Süfyan, kendi başına firenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâ ihtida eder, daha herkes -yalnız istemeyerek- onu giymekle kâfir olmaz.

    ÜÇÜNCÜ MES'ELE: Rivayette var ki: "Âhirzamanın müstebid hâkimleri, hususan Deccal'ın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur." َالْعِلْمُعِنْدَاللّهِ bunun bir tevili şudur ki: Hükûmet dairesinde karşı karşıya kurulan ve birbirine bakan vaziyette bulunan hapishane ile lise mektebi, biri huri ve gılmanın çirkin bir taklidi, diğeri azab ve zindan sûretine girecek diye bir işarettir.

    DÖRDÜNCÜ MES'ELE: Rivayette var ki: "Âhirzamanda, Allah Allah diyecek kalmaz."

    (Orjinal Sayfa:460)

    لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: "Allah!. Allah!. Allah!. deyip zikreden tekyeler, zikirhaneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kamet gibi şeairde ismullah yerine başka isim konulacak" demektir. Yoksa umum insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünki Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hata ediyorlar.

    Diğer bir tevili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü'minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir; kıyamet, kâfirlerin başlarında patlar.

    BEŞİNCİ MES'ELE: Rivayette vardır ki: "Âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar, uluhiyet dava edecekler ve kendilerine secde ettirecekler."

    Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Nasılki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de: Tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet tahayyül ederler ve raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârane serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir.

    ALTINCI MES'ELE: Rivayette var ki: "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra مِنْفِتْنَةِالدَّجَالِوَمِنْفِتْنَةِآخِرِالزَّمَان ِ vird-i ümmet olmuş.

    Allahu a'lem bissavab, bunun bir tevili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler. Meselâ; Rusya'da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler ve kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlub olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid'aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, ser


    (Orjinal Sayfa:461)

    sem eder. Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.

    YEDİNCİ MES'ELE: Rivayette var ki: "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilim ile dalalete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi' olacaklar."

    Vel'ilmu ind, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine tarafdar eder ve din derslerinden tecerrüd eden maarifi rehber edip tamimine şiddetle çalışır, demektir.

    SEKİZİNCİ MES'ELE: Rivayetler, Deccal'ın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş.

    لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ Bunun bir te'vili şudur ki: İslâmların Deccal'ı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali'nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal'ı Süfyan'dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal'ı ayrıdır. Yoksa Büyük Deccal'ın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.

    DOKUZUNCU MES'ELE: Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisat-ı istikbaliye Şam'ın etrafında ve Arabistan'da tasvir edilmiş. Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilafet eski zamanda Irak'ta ve Şam'da ve Medine'de bulunduğundan, râviler kendi içtihadlarıyla -daimî öyle kalacak gibi- mana verip "merkez-i hükûmet-i İslâmiye" yakınlarında tasvir etmişler, Haleb ve Şam demişler. Hadîsin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.

    ONUNCU MES'ELE: Rivayetlerde, eşhas-ı âhirzamanın fevkalâde iktidarlarından bahsedilmiş.

    Vel'ilmü ind, bunun tevili şudur ki: O şahısların temsil ettikleri manevî şahsiyetin azametinden kinayedir. Bir vakit Rusya'yı mağlub eden Japon Başkumandanının sureti; bir ayağı Bahr-i Muhit'te, diğer ayağı Port Artür Kal'asında olarak gösterildiği gibi, şahs-ı manevînin dehşetli azameti, o şahsiyetin mümessilinde, hem



    (Orjinal Sayfa:462)

    o mümessilin büyük heykellerinde gösteriliyor. Amma fevkalâde ve hârika iktidarları ise, ekser icraatları tahribat ve müştehiyat olduğundan fevkalâde bir iktidar görünür, çünki tahrib kolaydır. Bir kibrit bir köyü yakar. Müştehiyat ise, nefisler tarafdar olduğundan çabuk sirayet eder.

    ONBİRİNCİ MES'ELE: Rivayette var ki: "Âhirzamanda bir erkek kırk kadına nezaret eder."

    Allahu a'lem bissavab, bunun iki tevili var:

    Birisi: O zamanda meşru nikâh azalır veya Rusya'daki gibi kalkar. Birtek kadına bağlanmaktan kaçıp başıboş kalan, kırk bedbaht kadınlara çoban olur.

    İkinci tevili: O fitne zamanında, harblerde erkeklerin çoğu telef olmasından, hem bir hikmete binaen ekser tevellüdat kızlar bulunmasından kinayedir. Belki hürriyet-i nisvan ve tam serbestiyetleri kadınlık şehvetini şiddetle ateşlendirdiğinden fıtratça erkeğine galebe eder; veledi kendi suretine çekmeğe sebebiyet verdiğinden, emr-i İlahiyle kızlar pekçok olur.

    ONİKİNCİ MES'ELE: Rivayetlerde var ki: "Deccal'ın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür." لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ Bunun iki tevili vardır:

    Birisi: Büyük Deccal'ın kutb-u şimalî dairesinde ve şimal tarafında zuhur edeceğine kinaye ve işarettir. Çünki kutb-u şimalînin mevkiinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür. Bir gün şimendifer ile bu tarafa gelse, yaz mevsiminde bir ay mütemadiyen güneş gurub etmez. Daha bir gün otomobil ile gelse, bir haftada daima güneş görünür. Ben Rusya'daki esaretimde bu mevkiye yakın bulunuyordum. Demek büyük Deccal, şimalden bu tarafa tecavüz edeceğini mu'cizane bir ihbardır.

    İkinci tevili ise: Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. "Bir günü; bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş.
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Saçmalamış,Rusyayı tanımayan bir adamın kıyametten haber vermesi saçma,Batıda porno filmlerinin sokaklara kadar yayıldığı bir dönemde sovyet filmlerinde öpüşme sahneleri bile yasaktı.1300 sene sonrası tarih verip aklı sıra Atatürkü deccal ilan ediyor,Atatürk bunların Halife kanalı ile tarikatlarını yayıp nemalanmalarını kesmiştir mevzu bundan ibarettir.

    Bir müslümanın iftira atması en büyük günahtır,bu adam iftiracıdır.

    Bunu yazanda bir müslüman.

  3. #3
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı 1959 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Saçmalamış,Rusyayı tanımayan bir adamın kıyametten haber vermesi saçma,Batıda porno filmlerinin sokaklara kadar yayıldığı bir dönemde sovyet filmlerinde öpüşme sahneleri bile yasaktı.1300 sene sonrası tarih verip aklı sıra Atatürkü deccal ilan ediyor,Atatürk bunların Halife kanalı ile tarikatlarını yayıp nemalanmalarını kesmiştir mevzu bundan ibarettir.

    Bir müslümanın iftira atması en büyük günahtır,bu adam iftiracıdır.

    Bunu yazanda bir müslüman.

    Tarikat cemaat ayrımını bilmeden "tarikat" diye yaftamışsın.Bu da bilgi eksikliğini gösteriyor.Bence bilmediğin konuda konuşmak yerine araştırmak daha faydalı olacaktır.Çünkü ezber eninde sonunda kendini açığa verir...
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Nesl-i Cedit tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tarikat cemaat ayrımını bilmeden "tarikat" diye yaftamışsın.Bu da bilgi eksikliğini gösteriyor.Bence bilmediğin konuda konuşmak yerine araştırmak daha faydalı olacaktır.Çünkü ezber eninde sonunda kendini açığa verir...
    Kardeşim ezber yapan sizsiniz,Rusyada sizlerin yazdığı gibi bir aile yapısı yoktu,halende yoktur,bu Komünizmi karalamak isteyen,aynen Alevileri (ana bacı bilmez,mum söndü iftirası yapan kafa)araştırmadan yazmak bence ayıp.
    İnanmıyorsanız buyur gel Antalyaya eski sovyet vatandaşı Türklerle veya ruslarla tanıştırayım gayet mazbut aile yapıları olduğunu,sovyet dönemindede ahlaki değerlere değer verdiklerini gözünle gör,sor.En doğrusu gözünle görmendir.

    Tarikat meselesini ayırayım haklısınız,Sadece Nakşibendi tarikatını o dönem yöneten tarikat şeyhlrini kastettim.Nakşibendi tarikatını kuran Büyüklere sözüm olamaz,sadece kurtuluş savaşında İngilizlerle işbirliği yapan Halifeyle işbirliği yapıp ingilizlerle bir olup kurtuluş savaşını baltalayanları kastediyorum.
    Tekrar ediyorum Nakşibendi tarikatını kuran ve o günlere getiren büyük insanlara sözüm yok olamaz,sözüm yanlış taraf tutanlara.

    Şu 1300 yıl sonrasında portresi çizlen Deccal Atatürkmü değil mi,,bana cevap verebilirmisiniz?

    Hayırlı günler insan olarak kişiliğinize anlamayın lütfen,yazınıza karşıyım.
    Bu mesaj en son " 21.03.10 " tarihinde saat 23:18 itibariyle 1959 tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı 1959 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kardeşim ezber yapan sizsiniz,Rusyada sizlerin yazdığı gibi bir aile yapısı yoktu,halende yoktur,bu Komünizmi karalamak isteyen,aynen Alevileri (ana bacı bilmez,mum söndü iftirası yapan kafa)araştırmadan yazmak bence ayıp.
    İnanmıyorsanız buyur gel Antalyaya eski sovyet vatandaşı Türklerle veya ruslarla tanıştırayım gayet mazbut aile yapıları olduğunu,sovyet dönemindede ahlaki değerlere değer verdiklerini gözünle gör,sor.En doğrusu gözünle görmendir.

    Tarikat meselesini ayırayım haklısınız,Sadece Nakşibendi tarikatını o dönem yöneten tarikat şeyhlrini katettim.Nakşibendi tarikatını kuran Büyüklere sözüm olamaz,sadece kurtuluş savaşında İngilizlerle işbirliği yapan Halifeyle işbirliği yapıp ingilizlerle bir olup kurtuluş savaşını baltalayanları kastediyorum.
    Tekrar ediyorum Nakşibendi tarikatını kuran ve o günlere getiren büyük insanlara sözüm yok olamaz,sözüm yanlış taraf tutanlara.

    Şu 1300 yıl sonrasında portresi çizlen Deccal Atatürkmü değil mi,,bana cevap verebilirmisiniz?

    Hayırlı günler insan olarak kişiliğinize anlamayın lütfen,yazınıza karşıyım.
    Belirtilen yazının müellifi bizzat milli mücadeleye destek vermiştir.Bunu belirtelim.

    Yazıdaki ifadeler hadislerin tevilidir ve teviller de yaşananları doğrulamaktadır
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    14-11-2009
    Mesajlar
    1,895
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Nesl-i Cedit tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Belirtilen yazının müellifi bizzat milli mücadeleye destek vermiştir.
    Milli mücadeleye degil bilakis isgalcilere ve isgalcilerin yerli isbirlikcilerine desdek vermistir.

    sait nursinin yada günümüzdeki nurcularin amerikayi ingiltereyi elestiren görüslerini varsa yazin burayada görelim.
    IRAK da 2 milyon kardesimizi sehit edenleri elestiremezler.

    sait nursi prens sebahattin görüslerini savunan itilaf partisi tarftari isgalcilerin isbirlikcisi damat ferit hükümetini destekleyen biridir.
    sait nursi kendini peygamber zanneden bir ingiliz amerikan ajanidir.
    .
    Risalei nurlarda esmaül hüsna sayisi kadar Amerikaya ingiltereye övgü var.
    .
    heralde sait nursi esmaül hüsna kadar amarika ve ingiltereyi seviyor.

    Risalei nurun icyüzü - Abdullah Tekhafizoglu
    http://islah.de/menhec/men00015.pdf

    isa mehdi deccal gelmeyecek
    http://ekitap.hanifdostlar.org/isame...gelmeyecek.rar


    .
    Bu mesaj en son " 21.03.10 " tarihinde saat 23:49 itibariyle ibrahim-ch tarafından düzenlenmiştir...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Nesl-i Cedit tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Belirtilen yazının müellifi bizzat milli mücadeleye destek vermiştir.Bunu belirtelim.

    Yazıdaki ifadeler hadislerin tevilidir ve teviller de yaşananları doğrulamaktadır
    Biraz daha açık ve net sölyliyebilirmisiniz?Atatürk o tevillerde deccal olarakmı tasvir ediliyor?
    2.sorum Bu hadislerin kaynak kitaplarını verebilirmisiniz?
    3.Din ve devlet işlerinin ayrılmasına nasıl bakıyorsunuz?Başımızda annelerinin alayı ermeni,rum,sırp olan ve sarayda su gibi şarap içen osmanlı evlatlarından birinin olmasımı gerekiyor?Halifesiz müslümanlık olmazmı?
    4.Halife hangi mezhep veya tarikattan olması gerekiyor sizce?
    5.Müslüman olarak hangi ülkede yaşamak isterdiniz?Türkiyede yaşanan müslümanlıkmı güzel,yoksa iran veya suudi arabistandakimi?

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    14-11-2009
    Mesajlar
    1,895
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı 1959 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Biraz daha açık ve net sölyliyebilirmisiniz?Atatürk o tevillerde deccal olarakmı tasvir ediliyor?
    2.sorum Bu hadislerin kaynak kitaplarını verebilirmisiniz?
    3.Din ve devlet işlerinin ayrılmasına nasıl bakıyorsunuz?Başımızda annelerinin alayı ermeni,rum,sırp olan ve sarayda su gibi şarap içen osmanlı evlatlarından birinin olmasımı gerekiyor?Halifesiz müslümanlık olmazmı?
    4.Halife hangi mezhep veya tarikattan olması gerekiyor sizce?
    5.Müslüman olarak hangi ülkede yaşamak isterdiniz?Türkiyede yaşanan müslümanlıkmı güzel,yoksa iran veya suudi arabistandakimi?
    1- evet nurculara göre deccal Atatürk Cünki Türklere Türk olduklarini hatirlatti.
    2- uyduruk hadisler.
    3- Nurcular Dünyayi ingilizce dili etrafinda birlestirmek isteyen komünist bir sistem savunurlar. Milet miliyet yok.
    4- halifelik yok cünki zaten abdülhamiti devirip II mesrutiyeti bayram havasinda 1908 in 100 yilini 2008 de kutladilar.

    5- Amerika eyalet sistemi .
    Bu mesaj en son " 22.03.10 " tarihinde saat 02:37 itibariyle ibrahim-ch tarafından düzenlenmiştir...

  9. #9
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı ibrahim-ch tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle


    Milli mücadeleye degil bilakis isgalcilere ve isgalcilerin yerli isbirlikcilerine desdek vermistir.

    sait nursinin yada günümüzdeki nurcularin amerikayi ingiltereyi elestiren görüslerini varsa yazin burayada görelim.
    IRAK da 2 milyon kardesimizi sehit edenleri elestiremezler.

    sait nursi prens sebahattin görüslerini savunan itilaf partisi tarftari isgalcilerin isbirlikcisi damat ferit hükümetini destekleyen biridir.
    sait nursi kendini peygamber zanneden bir ingiliz amerikan ajanidir.
    .
    Risalei nurlarda esmaül hüsna sayisi kadar Amerikaya ingiltereye övgü var.
    .
    heralde sait nursi esmaül hüsna kadar amarika ve ingiltereyi seviyor.

    Risalei nurun icyüzü - Abdullah Tekhafizoglu
    http://islah.de/menhec/men00015.pdf

    isa mehdi deccal gelmeyecek
    http://ekitap.hanifdostlar.org/isame...gelmeyecek.rar


    .

    Yalan olduğu şuradan belli ki Hutuvâtt-ı sitte kitabını bizzat işgalcilere karşı tokat mahiyetinde yazmıştır.
    Hutuvât-ı Sitte’de çürütülen İngiliz propagandası şu maddelerden meydana geliyordu:

    -Kadere boyun eğerek işgalcilerin her türlü muamelesine rıza gösterilmesi,

    -Daha önce Almanlarla dost olunduğu gibi İtilaf Devletleri’yle de iyi geçinmekte dinen bir sakınca olmadığı,

    -Geçmiş idarecilerden herkesin şikayetçi olması sebebiyle duruma rıza gösterilmesi gerektiği,

    -Anadolu’daki sergerdelerin niyetlerinin din ve İslâmiyet olmadığı,

    -Hilafet’in söz konusu sergerdelerin aleyhinde olduğu.


    Millî hareketi desteklemekteki gayretleri ve eserleri Ankara Hükümeti’nce takdirle karşılanan Bediüzzaman, şifre ile Ankara’ya davet edilmiştir. Mustafa Kemal, Bediüzzaman’ı: “Bu kahraman Hoca bize lazımdır.” sözleriyle taltif etmiştir. O ise bu davete verdiği cevapta şöyle demiştir:

    “Ben tehlikeli yerde mücadele etmek isterim. Siper arkasında mücahede hoşuma gitmiyor. Burasını daha tehlikeli görüyorum. Buradaki vazifem henüz tamam olmamıştır. Tehlikeyi bertaraf edince inşaallah oraya geleceğim.”
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

  10. #10
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    İftiracılara belgelerle cevap veriyorum.


    Harbiye Nezâreti, Tahrirat Dairesi, Şifre Kalemi
    Musul Valisi Memduh Beyefendi Hazretlerine Şifre

    —Mahrem ve Müsta’celdir—

    Bitlisli Bediüzzaman Said-i Kürdî Bey taraf-ı âlîlerince Bitlis gönüllü kumandanlığı vazîfesiyle tavzîf olunduğu ve Muş’un sükûtunda orada kalan on iki topu kurtararak Bitlis Muhârebesi’ne iştirâk ile orada mecrûhen esîr düşdüğü ve bu defa tahlîs-i nefs ile Dersaâdet’e geldiğini beyân ediyorsa da buna dair buraca bir gûnâ ma’lûmât mevcûd olmadığından bu bâbdaki ma’lûmât ve mütâla’anın inbâsı mütemennâdır.

    Muamelât: 5593
    Harbiye Nâzırı nâmına Kâzım

    Aslına Mutâbıktır
    21 Temmuz sene [13]34
    (mühür)

    EK: II19

    Sicill-i Nüfûs İdâre-i Umûmiyesi Tahrîrât Kalemi
    Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye Azâsından Molla Said Beyefendi Hazretlerine

    Etnoğrafik harita tanzîmi içün Bitlis vilâyetinin bazı aksâmı hakkında ma’lûmât ve mu’âvenet-i aliyyesinden istifâde olunmak üzre Cağaloğlu’ndaki dâireye teşrifleri ricâ olunur, ol bâbda.

    30 Kânûn-ı Evvel 334 [30 Aralık 1918]

    EK: III20

    Kürdler ve İslâmiyet

    Boğos Nubar ile ma’hûd Şerif (Paşa)’nın birleşerek Kürdler’i câmi’a-i İslâmiyyeden ayırmak teşebbüs-i hâinânesinde bulundukları haber alınır alınmaz gerek burada gerek Kürdistan’daki bütün Kürdler kemâl-i nefretle protestolarda bulundular. Salâbet-i dîniye hususunda pek yüksek bir mertebede bulunan Kürd ihvân-ı dînimizden beklenen de bu idi. Her millet arasında zuhûr etdiği gibi Kürdler arasında da türeyen birkaç hamiyetsiz iftirakcının, politikacının, hiçbir kıymeti olmayacağı şübhesizdir. Bilakis, bu kabîl kesânın ızhâr-ı nifâk etmeleri vahdet-i İslâmiyyeyi daha ziyâde te’yîd ve teşyîd eder. Nitekim o haber üzerine umûm Kürdler’in galeyân ve tezâhürât-ı vahdetkârânesi bunu pek güzel isbât etmiştir. Bu husûsda en ziyâde söz söylemek salâhiyetini hâiz bulunan ve Kürdler’in salâbet-i dîniye, necâbet-i ırkıye ve celâdet-i İslâmiyyesini bi-hakkın temsîl eden ve Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye a’zâsından, Kürd eşrâf ve mütehayyizânından bulunan fâzıl-ı şehîr Bedîuzzamân Said el-Kürdî Efendi hazretleri buyuruyorlar ki:

    “Boğos Nubar ile Şerif (Paşa) arasında akdedilen mukaveleye en müskil ve belîğ cevâb vilâyât-ı şarkıyyede Kürd aşâiri rüesâsı tarafından çekilen telgraflardır. Kürdler câmi’a-i İslâmiyyeden ayrılmağa aslâ tahammül edemezler. Bunun aksini iddiâ edenler mutlaka makasıd-ı mahsûsa tahtında hareket eden ve Kürdlük nâmına söz söylemeğe salâhiyetdâr olmayan beş on kişiden ibâretdir.

    Kürdler, İslâmiyet nâm ve şerefini i’lâ içün 500 bin kişi fedâ etmişler ve makam-ı Hilâfet’e olan sadâkatlerini îsâr etdikleri kan ile bir kat daha te’yîd eylemişlerdir. Ma’hûd muhtıranın esbâb-ı tanzîmine gelince; Ermeniler, vilâyât-ı şarkiyyede ekl-i kalîl derecesinde bulundukları içün aslâ bir ekseriyet te’mînine ve ne kemmiyyeten ne de keyfiyyeten Şarkî Anadolu’da iddiâ-yı temellüke muvaffak olamayacaklarını son zamânlarda anladılar. Maksatlarına Kürdler nâmına hareket etdiklerini iddiâ eden Şerif (Paşa)’yı âlet etmeği müsâ’id ve muvafık buldular. Bu sûretle Kürd ve Ermeni da’vâsı ortada kalmayacak ve Şarkî Anadolu’daki iftirâk a’mâli mevki’-i fi’le çıkmış olacaktı. İşte bu gaye ile o ma’hûd beyânnâme müştereken imzâlandı ve konferansa takdîm olundu. Ermeniler’in maksadı Kürdler’i aldatmakdan başka bir şey olamaz. Çünkü ileride Kürdler’in kemmiyyeten hâl-i ekseriyyetde bulunduklarını inkâr edemeseler bile keyfiyeten ya’nî ilmen, irfânen kendilerinden dûn oldukları bahânesiyle Kürdler’i bir millet-i tâbi’a hâline getirecekleri muhakkakdır. Buna ise aklı başında olan hiçbir Kürd tarafdâr değildir. Zâten Kürdler bu beyânnâmeye yalnız sözle değil bi’l-fi’l muhâlif olduklarını isbât ediyorlar.

    Kürdler’in da’vâsı pek ma’nâsız bir iddi’âdır. Çünkü her şeyden evvel müslümândırlar, hem de salâbet-i dîniyeyi ta’assub derecesinde îsâl eden hakiki Müslümanlardan. Binâenaleyh Ermeniler’le aynı ırkdan bulunup bulunmadıkları meselesi onları bir dakika bile işgal etmez. “el-İslâmu cebbe’l-asabiyyeti’l-câhiliyye”. İslâm, uhuvvet-i İslâmiyyeye münâfî olan kavmiyyet da’vâsını men’ eder.

    Esâsen bu târîhe âid bir şeydir. Kürdler’in asl u nesebleri ne olursa olsun İslâm’dan iftirâka vicdân-ı millîleri aslâ müsâ’id değildir. Bununla berâber Kürdler’in Arab kavm-i necîbi ile ırken alâkadâr bulunduğu hakayık-ı târîhiyedendir. İslâmiyet, herhangi bir ırkın diğer bir unsur-ı İslâm aleyhine olarak menfî sûretde intibâh hâsıl etmesini kabûl edemez. Binâenaleyh Kürdler’i Müslümanlıktan ayırmak isteyenler, esâsât-ı İslâmiyyeye muhâlif hareket ediyorlar. Fakat bunlar da kimlerdir? Bir iki kulüpte toplanan beş on kişiden ibâret. Hakiki Kürdler, kimseyi kendilerine vekîl-i müdâfi’ olarak kabûl etmiyorlar.

    Onların vekîli ve Kürdlük nâmına söz söyleyecek ancak Meclis-i Meb’ûsân-ı Osmâniyye’deki meb’ûslar olabilir.

    Kürdistan’a verilecek muhtâriyetden bahsediliyor. Kürdler, ecnebî himâyesinde bir muhtâriyeti kabûl etmektense ölümü tercîh ederler. Eğer Kürdler’in serbestî-i inkişâfını düşünmek lâzım gelirse bunu Boğos Nubar’la Şerif (Paşa) değil, Devlet-i Aliyye düşünür. Hülâsa Kürdler, bu husûsda kimsenin tavassut ve müdâhalesine muhtac değillerdir.

    Seyyid Abdülkadir Efendi’nin beyânât-ı ma’lûmesine gelince bu husûsda şimdilik bir şey söyleyemem. Bununla berâber bu beyânâtın tahrîf edilüp edilmediğini bilemiyorum.”

    EK: IV21

    Kürdler ve Osmanlılık

    Şerif Paşa’nın Ermeniler ile İtilâfı; Kürdler’in Hiddet ve Galeyanı

    Paris’de bulunan Şerif Paşa’nın Boğos Nubar Paşa ile Kürd milleti nâm ve hesâbına olarak akdetdiği itilâf hakkında yazmış olduğumuz başmakalede bu itilâfın ciddî ve hakiki olamayacağı fikir ve kanaatini dermeyân etmiş idik. Zira her zamân, merd ve necîb Kürd milletinin câmi’a-i Osmâniye’den iftirâk etmeyi aslâ hatırından geçirmediğini ve Hilâfet’e dâimâ merbût kalmak fikir ve emeli perverde eylediğini... o kavmin şimdiye kadar gösterdiği harekât ve sekenâtdan tamâmen anlamış idik.

    Fi’l-hakika makalemizin intişârı üzerine bir çok Kürd mu’teberânı idârehânemize gelerek Şerif Paşa’nın itilâfı umûm Kürd milletine izâfe edilemeyeceğini ve Şerif Paşa’nın böyle bir itilâf akdine aslâ salâhiyetdâr olmadığını beyân eylemişlerdir.

    Şehrimizde sâkin Kürd ricâlinden bu itilâfı protesto yolunda bir çok muharrerât vârid olmuşdur. Bunlardan birini ber-vech-i zîr aynen derc ediyoruz:

    İkdâm Cerîde-i Mu’teberesine

    Evvelki günkü gazeteler Paris’de Şerif Paşa ile Ermeni Heyet-i Murahhasası reisi Boğos Nubar Paşa arasında Kürdistan ve Ermenistan hakkında bir itilâf akdedildiğini yazarak Kürd efkâr-ı umûmiyesinden istîzâhâtda bulunuyorlardı.

    Dört buçuk asırdan beri vahdet-i İslâmiyye’nin fedâkâr ve cesur hâdim ve tarafdârları olarak yaşamış ve dinî an’anesine sadâkati gaye-i hayat bilmiş olan Kürdler, henüz beş yüz bine karîb şühedâsının kanı kurumadan, şişlere geçirilen yetimlerinin, gözleri oyulan ihtiyarlarının hatıralarını teessürle anarken, İslâmiyet’in zararına olarak tarihî ve hayatî düşmanlarıyla itilâf akdetmek sûretiyle salâbet-i dîniyyeleri hilâfında iftirâk-cûyâne âmâli ta’kib edemezler. Binâenaleyh Kürd vicdân-ı milliyesinin bu tarz tahassüsüne mugayir hareket eden zevâtı da tanımazlar ve yegâne emelleri de vahdet-i dinî ve millîlerini muhâfaza olduğundan keyfiyetin izahâtına delâlet buyurulmasını muhterem gazetenizden istirhâm ederiz.

    Sâdât-ı Berzenciye’den Dava Vekîli
    Ahmed Arif

    Hizan Sâdât-ı kirâmından İhtiyât Binbaşısı
    Muhammed Sıddık

    Ulemâ-yı Ekrâd’dan
    Said-i Kürdî



    Revandiz hânedânından binbaşılıkdan müteka’id Ahmed Reşid Bey dahi şu sûretle beyân-ı efkâr eylemişdir.

    Şerif Paşa Kürd milletini temsîl edemez. Millet ona murahhaslık salâhiyeti vermemişdir. Kürd milleti Devlet-i Osmaniye’den infikâk etmeğe şiddetle muârızdır. Hilâfet’den ayrılmak onlar içün en büyük bir günâhdır. Hattâ Şâfi’l-mezheb olanlar Hilâfet’den iftirâkın talâkı mûcib olacağına imân ederler. Kürdler’in mukadderâtı ta’yîn edilirken asıl Kürd milletine mürâca’at olunmak lâzımdır. Onun bu husûsda vereceği karâr ise, ebediyyen Hilâfet’e merbût kalmak merkezinde olacakdır.

    Bu bâbda diğer Kürd ricâli ve erbâb-ı siyâseti nezdinde icrâ etmekde olduğumuz tahkikatı dahi peyderpey işbu sütûnlarda efkâr-ı umûmiyemizin pîş-i dikkatine arz etmekde devâm eyleyeceğiz.
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •