• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Cennet..

  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Cennet..

    BÖLÜM 1..



    CENNET.


    Cennete İlk Girecek Olan, Rasûlullah (s.a.v.)'dir:

    O, bütün peygamberlerden ve ümmetlerden önce cennete girecektir.
    Nitekim Sahih-i Müslim'de... Enes'ten rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetin kapısını ilk çalacak olan benim."
    Yine aynı senedle rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetin kapısına gelir, açmalarını söylerim. Bekçi: "Sen kimsin?" diye sorar. "Muhammed'im" derim. O da der ki: "Senden önce bu kapıyı hiç kimseye açmama emrini aldım." [248]
    Buharı ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Hüreyre'den rivayet olundu ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Biz sonda (gelen bir ümmetiz), kıyamet günündeyse önde olacağız ve biz, cennete ilk girenler olacağız."
    Hafız Ziya... Ömer b. Hattab'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Ben içine girmedikçe diğer peygamberlerin cennete girmeleri haram kılınmıştır. Ümmetim içine girmedikçe ve diğer ümmetlerin cennete girmeleri haram kılınmıştır." [249]

    "Müminler cennetin kapısına vardıklarında kilitli olduğunu görürler.' [266] Kapının açılmasını sağlamak için Aziz ve Celil olan Allah'tan, aracılık yapmasını dilerler."
    Sûr hadisinde ise şöyle denilmektedir:
    "İnsanlar Âdem'e, sonra Nuh'a, sonra İbrahim'e, sonra Musa'ya, sonra İsa'ya gelirler. Hepsi onların şefaat isteminden yüz çevirir. Sonra o insanlar Rasûlullah (s.a.v.)'e gelirler. O, gidip cennetin kapısının halkasını şiddete vurur. Bekçi: "Kim O?" der. O da: "Ben Muhammed'im" der. Bunun üzerine bekçi: "Bu kapıyı senden önce kimseye açmama emrini adım." der. (Kapı açılır. Rasûlullah) cennete girer. Allah katında, müminlerin keramet yurduna girmeleri için şefatte bulunur. Allah onun şefaatini kabul eder. Böylece Rasûlullah (s.a.v.), cennete ilk giren peygamber olur. Onun ümmeti de cennete ilk giren ümmet olur."
    Sahih'de rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:[267]
    "Cennette ilk şefaat edecek olan ve cennetin kapısına şiddetle ilk vuracak olan benim."


    Rasûlullah (S.A.V.)'in Ümmetinden Cennete Girecek İlk Kişi, Ebubekir Es-Sıddîk (R.A.)'Dır:

    Sünen-i Ebû Davûd'da.., Ebû Hüreyre'den rivayet olundu ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cibril bana geldi ve ümmetimin gireceği Cennet kapısını bana gösterdi." Hz. Ebubekir dedi ki:
    — Ey Allah'ın Rasûü! O kapıya bakmak için (o zaman) senin yanında olmayı isterdim.
    — Ama sen ey Ebû Bekir, ümmetimden cennete girecek ilk kişisin!" Sahih-i Buharî'de sabit olduğuna göre Cenab-ı Allah, Rasûlullah'a şöyle buyuracaktır:
    "Ümmetinden üzerinde hesap bulunmayanları sağ kapıdan cennete koy. Onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktıklar."
    Buharı ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Hüreyre'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Her kim Allah yolunda malından bir çift şeyi infak ederse o kişi, cennetin kapılarından çağırılır. Cennetin sekiz kapısı vardır. Namaz ehlinden olan kişi, namaz kapıcından çağırılır. Sadaka ehlinden olan kişi, sadaka kapısın çağırılır. Cihâd ehlinden olan kişi, cihad kapısından çağırılır. Oruç ehlinden olan kişi, oruç kapısından çağırılır."
    Ebubekir (r.a.) dedi ki: "Bir kimse bu kapılardan hangisinden çağırılacak olursa olsun, vallahi o kimseye zarar yoktur. Ey Allah'ın Rasûlü! Bir adamın bu kapıların tümünden çağırılması mümkün müdür?" [250] Rasûlullah buyurdu ki: "Evet. Senin de onlardan biri olacağını umuyorum." [251]

    Sadece Oruç Tutanlar Reyyan Kapısından Cennete Girerler:

    Buharı ve Müslim'in sahihlerinde... Sehl b. Sa'd'dan rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Cennetin sekiz kapısı vardır. Onlardan birine Reyyan kapısı denir. Bu kapıdan, ancak oruç tutanlar cennete girerler. Girince de kapı kilitlenir. Onlardan başkası o kapıdan giremez." [252]

    Cennet Kapılarının Adları:

    Halimi dedi ki: "Cennetin kapılarından biri Muhammed (s.a.v.)'in kapı¬sıdır ki, bu, tevbe kapısıdır. Ondan başka şu kapılar da vardır: Namaz kapısı, oruç kapısı, zekât kapısı, sadaka kapısı, Hac kapısı, Umre kapısı, Cihâd kapısı ve sıla kapısı."
    Başkaları şu ilâveyi yapmışlardır: "Öfkelerini yutanların kapısı, razı olanların kapısı ve eymen (sağ) kapısı ki, üzerinde hesap bulunmayan kimseler bu kapıdan cennete girerler."
    Tirmizî tarafından da rivayet edildiği gibi Kurtubî, "İki kanadı arasındaki genişliğin, rahvan ata binmiş bir süvari tarafından üç günde katedilebilen yol kadar olduğu kapı1 ön üçüncü kapıdır" demiştir. [281] Doğrusunu Allah bilir. [282]


    Fakirler, Zenginlerden Önce Cennete Girerler:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Müslümanların fakirleri, zenginlerinden yarım gün Önce -ki o da beşyüz senedir- cennete girerler." [253]
    Bu hadisin bir varyantında,ise Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, müminlerin fakirleri, zenginlerinden yarım gün önce -ki o da beş-yüz senedir- cennete girerler." [254]

    imam Ahmed b. Hanbel... İbn Abbas'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Dünyadayken biri zengin diğeri de fakir olan iki mümin, cennetin kapısında karşılaşırlar. Fakir olan cennete konulur. Zengin olansa, Allah'ın dilediği bir süre alıkonulur. Sonra cennete konulur. Fakir olan cennette onunla karşılaşır ve ona: "Ey kardeşim! Seni alıkoyan sebep neydi? Vallahi o kadar bekletildin ki, doğrusu senin adına korktum." der. O da şöyle cevap verir: "Ey kardeşim, senden sonra çok feci ve rahatsız edici bir yerde hapsedildim. Üzerimden su gibi ter aktıktan sonra ancak sana ulaşabildim. Üzerimden akan terleri bin deve içmeye gelseydi ve onların hepsi de hims yeyicisi [256] olsaydı yine de kanıp giderlerdi." [257]

    Cennetliklerin Çoğu Düşkünler Ve Fakirlerdir. Cehennemliklerin Çoğu İse Zenginler Ve Kadınlardır:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Üsâme b. Zeyd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetin kapısında durdum; oraya girenlerin çoğunu düşkünlerin oluşturduğunu gördüm. Cehennemin kapısında durdum; oraya girenlerin çoğunu ise kadınların oluşturduğunu gördüm." [258]
    Abdürrezzak... İmrân b. Husayn'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennete baktım; oradakilerin çoğunun fakir olduğunu gördüm. Cehenneme baktım; oradakilerin çoğunun da zengin olduğunu gördüm." [259]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Abdullah b. Amr'dan rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennete baktım; oradakilerin çoğunun fakir olduğunu gördüm. Cehenneme baktım; oradakilerinse çoğunun zenginler ve kadınlar olduğunu [260] gördüm."



    Allah Yolunda Az Bir Amel, Dünyadan Ve İçindeki Şeylerden Daha Hayırlıdır. Cennetteki Az Bir Şey De Dünyadan Ve İçindeki Şeylerden Daha Hayırlıdır:

    Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Öğlenden önce veya sonra bir kerecik Allah yolunda yola çıkmış, dünyadan ve içindeki şeylerden daha hayırlıdır. Birinizin yayının ve kırbacının miktarı kadar (cennetteki) bir yer, dünyadan ve içindeki herşeyden daha hayırlıdır. Şayet cennet kadınlarından biri uzanıp da göktekilere ve yerdekilere bakacak olursa, gök ile yerin arasını aydınlatır ve gök ile yerin arasını kendi kokusuyla doldurur. Onun başörtüsü, dünyadan ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."[288]
    Katâde'den gelen bir rivayette ise şöyle buyurulmuş:
    "Firdevs, cennetin ortasındaki en yüksek ve en faziletli yeridir."
    Bu hususta yüce Allah'ta şöyle buyurmuştur:
    "Yüksek bir cennette bahçedir." (Hakka, 69/22)
    "İşte onlara en üstün dereceler vardır." (Tâ-Ha, 20/75)
    "Rabbinizin mağfiretine, ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun." (Âi-imrân, 3/133)
    "Ey insanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütufdur. Allah, büyük lütuf sahibidir." (Hadid, 57/21)
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Allah'a ve Rasûlüne inanan, namaz kılan, Ramazan orucunu tutan kimse, Allah yolunda hicret etse de doğduğu yerde ikamet etse de, onu cennete koymak, Allah'ın üzerine bir haktır." Sahabiler, 'Bunu insanlara bildirelim mi ey Allah'ın Rasûlü?' diye sorduklarında Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi:[289]
    "Cennette yüz derece vardır. Cenabı Allah orayı, kendi yolunda cihâd eden kimselere hazırlamıştır. Her derecenin arasında gökle yer arası kadar uzaklık vardır. Allah'tan istediğinizde firdevs cennetini isteyin. Çünkü orası cennetin orta yerinin en üst katıdır. Üzerinde Rahman'in arşı vardır. Cennet nehri (veya nehirleri) oradan kaynarlar." [290]

    Firdevs, Cennetin En Yüksek Derecesidir. Namaz ve Oruç'ta Yüce Allah'ın Bağışlanması İcâb Ettirirler:

    Ebü'l-Kasım et-Taberanî... Muaz b. Cebel'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Şu beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan (zekâttan söz etti mi, etmedi mi? Bilmiyorum) bir kimse hicret etmişte olsa veya anasının kendisini doğurduğu yerde oturmuşta olsa onu bağışlamak, Allah'ın üzerine bir haktır."
    Muaz diyor ki: "Bunu çıkıp insanlara duyurayım mı?" diye sordum. Rasûlullah (s.a.v.) bana buyurdu ki:
    "Bırak insanları, amellerini yapmaya devam etsinler. Cennette yüz derece vardır. Her iki derecenin arasında, gök ile yer arası kadar mesafe vardır. Bu derecelerin en yükseği Firdevs'tir. Onun da üzerinde Arş vardır. O, [291] cennetin ortasının en üst katıdır. Cennetin nehirleri oradan kaynayıp çıkarlar. Allah'tan dilekte bulunduğunuzda Firdevs cennetini dileyin." [292]

    Cennetin Nehirleri Firdevs'ten Kaynar:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Ubade b. Samit'ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet yüz derecedir. Her iki derecenin arası yüz senelik yoldur." İbn Affan dedi ki: "Cennetin her iki derecesinin arası, yer ile göğün birbirine olan uzaklığı kadar uzaktır. Firdevs, cennetin en yüksek derecesidir. Dört nehir oradan kaynayıp çıkar. Arşta onun üstündedir. Allah'tan dilekte bulunduğunuzda Firdevs cennetini isteyin."[293]
    Ben derim ki: Cennet, kubbemsi bir yapıdır. Kubbenin en yüksek yeri de orta noktasıdır. Doğrusunu Allah bilir. [294



    Cennetin Dereceleri Farklıdır. Dereceler Arasındaki Farkın Miktarını Ancak Alemlerin Rabbi Allah Bilir:

    Ebubekir b. Ebi Davûd... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet yüz derecedir. Her iki derecenin arası, beşyüz senelik yoldur."
    Tirmizî'nin... Yezid b. Harun'dan rivayet ettiğine göre; "her iki derece arasındaki mesafe, yüz senelik yoldur."
    Hafız Ebû Ya'lâ... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:[295]
    "Cennet yüz derecedir. Bütün âlemler bunlardan birinde toplanacak olsa, yine de hepsine yeter." [296]

    Cennetliklerin En Düşük Mertebelisine De En Yüksek Mertebelisinede Verilecek Geniş Ve Büyük Mülk:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün." (insan, 76/20)
    Önceki kısımlarda geçen, sahihliği üzerinde Buharî ile Müslim'in ittifak ettikleri ve İbn Mes'ud'un Peygamber (s.a.v.)'den rivayet ettiği bir hadiste ifade edildiğine göre Muhammed ümmetinden cennete en son girecek olan şahsa Cenab-ı Allah şöyle buyuracaktır:
    "Dünya ve on katı kadar yerin sana verilmesine razı olmaz mısın?"
    İmam Ahmed b. Hanbel... İbn Ömer'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetliklerin mertebece en düşük olanı kendi bahçesine, nimetlerine, hizmetçilerine ard arda gelen bağışlarına bakar. Cennetinin genişliği bin senelik yoldur. Cennetliklerin Allah katında en üstün olanı ise sabah akşam Rabbinin mübarek yüzüne bakar." Hz. Peygamber böyle dedikten sonra şu âyeti okudu:
    "O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır." [297]
    Yine İmam Ahmed b. Hanbel... İbn Ömer'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetliklerin en küçük mertebelisi iki bin senede bir ucundan diğer ucuna gidilebilecek olan bir mülke bakar. O mülkün yakınını gördüğü gibi en uzak noktasını da görebilir. (Mülküne), eşlerini ve hizmetmetçilerini görür. Cennetliklerin en yüksek mertebelisi ise her gün Allah'ın mübarek yüzüne [298] İki kez bakar."[299]
    Müslim... Muğire b. Şube'den rivayet etti ki; Musa (a.s.) şöyle demiştir: "Ya Rab! Cennetliklerin mertebece en düşük olanım bana bildirirmisin?" Yüce Allah buyurdu ki: "Evet. O, insanların cennetteki yerlerine yerleşmelerinden ve alacaklarım almalarından sonra gelecek olan bir adamdır. Kendisine, "Cennete gir" denilir. O da der ki:
    — Ya Rab! Nasıl gireyim ki? Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almıştır.
    — Dünya meliklerinden birinin mülkü kadar sana verilmesine razı olmaz mısın?
    — Razı oldum ya Rab.
    — Sana onun mülkü bir kat fazlasıyla verildi (Böyle derken hadisin ravisi Süfyan beş parmağını yumdu).
    — Razı oldum ya Rab.
    Musa (a.s.) demiş ki: "Ya Rab! Bana cennetliklerin en yüksek mertebelisini bildir(ir misin?)". Yüce Allah buyurdu ki: "Evet... Zaten kasdettiğim de onlardır. Onlar hakkında sana haber vereceğim. Şeref ve üstünlüklerini ellerimle diktim, üzerini mühürledim. Onlara vereceğim şeyleri hiç bir göz görmemiştir. O şeyleri hiç bir kulak işitmemiştir ve o şeyler hiç bir insanın kalbinden geçmemiştir." Bunu doğrulayan ölçü, Allah'ın kitabındadır: "Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez." [300]
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Hüreyre'den rivayet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.), yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
    "Gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve beşer kalbinden geçmeyen şeyleri salih kullarım için hazırladım." Bunu doğrulayan ölçü, yüce Allah'ın kitabındadır: "Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez." [301]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Sehl b. Sa'd'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'in bir oturumunda hazır bulundum. O oturumunda cennetin evsafını anlattı. Sözlerinin sonuna geldiğinde şöyle dedi:
    "Cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve beşer kalbinden geçmeyen şeyler vardır." Böyle dedikten sonra da şu âyeti okudu:[302]
    "Ayetlerimize ancak vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır. Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez." [303]

    Cennetin Odaları, Bu Odaların Genişlik Ve Büyüklüğü.
    Bu Odaları Bol Lutfuyla Bize Bahşetmesini Allah'tan Dileriz:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Fakat Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır. Altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden caymaz." (Zümer. 39/20)
    "İşte onların yaptıklarına karşılık mükâfatları kat kattır. îşte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler." (Scbe\ 34/37)
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennetlikler, üzerlerindeki (yani içinde bulundukları) odalardan görünürler. Tıpkı ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. Aralarındaki fazilet farkı onları böyle yukarıda gösterir." [304]
    Bunun üzerine asha: "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu söylediğiniz, peygamberlerin makamı olmalı. Başkaları oraya ulaşamamalı." dedi. Ancak Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Canım kudret elinde bulunan zât'a yemin ederim ki, o odalarda kalanlar, Allah'a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir." [305]


    Allah İçin Birbirlerini Sevenlerin Cennetteki Yerleri Ve Mertebeleri:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Allah için birbirlerini sevenlerin [306] cennetteki odaları doğu veya batı ufkunda doğan yıldız gibi görünür. "Bu odalardakiler kimlerdir?" diye sorulur. "Bunlar, Allah için birbirlerini sevenlerdir." diye cevap verilir." [307]
    Atiyye, Ebû Saîd'den merfu olarak şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    "(Cennetin) İlliyyin tabakasındaki kimseleri, başkaları sizin göğün ufkundaki yıldızı görmeniz gibi görürler. Şüphesiz, Ebubekir ve Ömer de onlardandır." [308



    Cennetteki En Yüksek Makam, Rasûlullah (s.a.v.)'in Vesile Adlı Makamıdır:



    Kaynak..EL BİDAYE VEN-NİHAYE İBNİ KESİR

  2. #2
    mustangank adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-11-2009
    Mesajlar
    145
    Karizma Gücü
    3
    Cennet

    Zamanında oralardan arsalar villalar satıyorlardı yanlış hatırlamıyorsam

    öyle bişe varsa şu an banka kredileri de düşmüşken alabilirim önünde havuzu olan bir villa, cariyeleri ise ücrete dahil edelim
    Ben, manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
    Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.
    Mustafa Kemal ATATÜRK...

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    BÖLÜM 2.

    Cennetin en üst makamı Vesile’dir.Kim dualarında, Allahın Vesileyi Hz Muhammede bahşetmesi ile ilgili dua ederse ,Peygamberde kıyamet günü onun hakkında şefeat eder ve şahit olur.

    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Bana salât okuduğunuzda Allahtan benim için vesileyi isteyin." Ashab: "Ey Allah'ın Rasûlü! Vesile nedir?" diye sordu. RasûluIIah (s.a.v.) buyurdu ki: "Cennetteki en yüksek derecedir. Oraya ancak bir adam ulaşacaktır. Umarım ki o adam da ben olurum." [312]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Vesile, Allah katında bir derecedir. Onun üstünde bir derece daha yoktur. Vesileyi bana bahşetmesini Allah'tan dileyin." [313]
    İmam Ahmed b. Hanbel... İbn Abbas'tan rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Allah'tan benim için vesileyi isteyin. O makamı dünyadayken benim için isteyen kula kıyamet gününde mutlaka şefaatçi bir rivayete göre şahid Oİurum." [314




    Cennet Köşklerinin Yapısı Nedendir?


    imam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bizler, Allah Rasûlü (s.a.v.)'e dedik ki:
    — Ya Rasulallah! Seni gördüğümüz de kalbimiz yufkahyor ve ahiret ehli kimseler oluyoruz. Ama senin yanından ayrıldığımızda dünya hoşumuza gidiyor, kadınlar ve çocuklar bizi kendilerine bağlıyorlar.
    — Benim yanımdayken büründüğünüz halinizi her zaman devam ettirecek olsanız, melekler ellerini uzatıp sizinle tokalaşır ve sizi evlerinizde ziyaret ederler. Hiç günah işlemeseniz, Allah kendilerini bağışlamak için günah işleyen bir kavim getirir.[315]
    — Ey Allah'ın Rasûlü! Bize cennetten bahset. Onun yapısı nedendir, nasıldır?
    — Bir kerpiç gümüşten, bir kerpiç altındandır. Harcı misktir. Kumu, inci ve yakuttur. Toprağı safrandır. Cennete giren, nimete garkolur. Asla perişan olmaz. Ebediliğe ve ölümsüzlüğe erer. Elbiseleri çürümez. Gençliği yok
    Olmaz." [316]
    Ebubekir b. Ebi'd-Dünyâ... Enes'ten rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cenab-ı Allah Adn cennetini kendi eliyle yarattı. Bir kerpiç beyaz inciden, bir kerpiç kızı) yakuttan, bir kerpiçten yeşil zebercedden. Harcı misktir. Kumu incidir. Otu safrandır. Sonra Cenab-ı Allah, cennete: "Konuş" der. Cennet şöyle der: "Müminler saadete ermişlerdir." [317] Yüce Allah da: "Onur ve üstünlüğüme yemin ederim ki; senin içinde cimri kimse bana komşu olamaz." Böyle dedikten sonra RasûluIIah (s.a.v.) şu âyet-i kerimeyi okudu: "Nefsinin tamahkârlığından korunan kimseler, işte onlar saadete erenlerdir." [318]
    Ebubekir b. Merdeveyh... tbn Ömer'den rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) -kendisine cennet sorulduğunda- şöyle buyurmuştur:
    "Cennete giren (ebedi) yaşar, ölmez. Nimete gark olur, mahrumiyet görmez. Elbiseleri çürümez, gençliği de yok olmaz." Ashab: "Onun yapısı nasıldır ya Rasulallah?" diye sorunca buyurdu ki: "Bir kerpiç ahundan, bir kerpiçte gümüştendir. Harcı, halis misktir. Kumu, inci ve yakut, toprağı da safrandır." [319]
    Bezzâr... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cenab-ı Allah, cenneti bir kerpiç altundan, bir kerpiç gümüşten, harcı da miskten olarak bina etti. Sonra ona: "Konuş" dedi. O da: "Müminler saadete ermişlerdir" [320] dedi. Melekler, ona: "Ne mutlu sana! Hükümdarların konağısın sen" dediler." [321]
    Beyhakî'nin ve diğerlerinin rivayetine göre bu sözü ona Cenab-ı Allah Söylemiştir. [322]
    Davud b. Ebi Hind... Enes'ten merfu olarak şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    "Doğrusu Cenab-ı Allah, firdevs cennetini kendi eliyle yarattı. Onu müşrik ve içkiye devam eden her sarhoşa yasaklamıştır."
    Ebubekir b. Ebi Şeybe... İbn Ömer'den rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) cennetin yapısı nasıldır? diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
    "Bir kerpiç gümüşten, bir kerpiç altundan. Harcı misktir. Kumu, inci ve yakuttur. Toprağı da safrandır." [323]
    Taberanî... Muhacir b. Meymun'dan rivayet etti ki; Hz. Fatıma, Peygamber (s.a.v.) efendimize şöyle bir soru sormuş:
    — Annemiz Hatice nerededir?
    — İçi delikli inciden yapılmıştır köşktedir. Orada boş sözler ve yorgunluk yoktur. Meryem ile Firavun'un karısı Âsiye'nin arasındadır.
    — Kamıştan yapılmış bir evde midir?[324]
    — Hayır. İnci, mercan ve yakutla örülü bir köşktedir."
    Ben derim ki: Bu garip bir hadistir. Ancak Sahih-i Buharî'de bunu teyid edici bir rivayet vardır. Şöyle ki: "Doğrusu Allah bana, Hatice'ye, kendisi için cennette inciden yapılma bir köşk hazırlandığını müjdelememi emretti. Orada gürültü ve yorgunluk yoktur."
    Bazı alimler dediler ki: Hz. Hatice'nin cennetteki köşkü, tele geçirilmiş inci dizileriyle inşâ edilmiştir. Çünkü o, 'Bi'setin başlangıcı' hadisinin de delâlet ettiği gibi, Aziz ve Celil olan Allah tarafından elçi olarak gönderildiğinde Hz. Peygamberi tasdik yarışında ipi göğüslemişti. ilk imân eden, o olmuştu. İlk vahiy geldiğinde Hz. Peygamber: "Vallahi aklımı yitireceğimden korktum" deyince Hz. Hatice ona şöyle demişti: "Hayır, yemin ederim ki Allah seni asa rüsvay etmeyecektir. Çünkü sen akrabalık bağlarını muhafaza ediyor, sözünü doğru söylüyor, sabrediyor, yoksulu kazandırıyor ve zamanın musibetlerine maruz kalanlara yardım ediyorsun."
    Bu hadiste Meryem ile Âsiye'den bahsedilmesi, Rasûlullah (s.a.v.)'m âhiret yurdunda bunlarla evleneceğine bir işarettir. Bazıları bu manâyı şu âyetlerden çıkarmaya çalışmışlardır:
    "Ey peygamber! Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine yasak ediyorsun?" (Tahrim, 66/1)
    "Rabbi ona dul ve bakire eşler verebilir." (Tahrîm, 66/5) Sonra da bu surenin nihâyetinde Âsiye ile Meryem'den söz edilmiştir.[325]
    Berâ' b. Azib'den veya ondan başka seleften bu yolda rivayetler varid olmuştur. Doğrusunu Allah bilir.



    Gece Namazının, Yemek Yedirmenin Ve Çok Oruç Tutmanın Fazileti:

    Ebubekir b. Ebi Davud... Ali b. Ebi Tâlib'den rivayet etti ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennette; dışı içinden, içi de dışından görünen odalar vardır. Cenab-ı Allah bu odaları; yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken geceleyin namaz kılan kimseler için hazırlamıştır." [327]
    Taberanî... Ebû Musa el-Eş'arî'den rivayet etti ki; Rasûiullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennette; dışı içinden içi de dışından görünen odalar vardır. Bunlar, konuşmayı güzel yapan, yemek yediren, insanlar uyurken kendileri geceyi namaz kılarak geçirenler içindir." [328]
    Yine Taberanî... Abdullah b. Amr'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) Şoylebuyurmuştur:
    "Doğrusu cennette; dışı içinden içi de dışından görünen odalar vardır."
    Ebû Mâlik el-Eş'arî: "Ey Allah'ın Rasûlü! O odalar kimler içindir?" diye sordu.
    Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Konuşmayı güzel yapan, yemek yediren, insanlar uyurken kendileri geceyi namaz kılarak geçirenler içindir." [329]
    Bazı hadislerde anlatıldığına göre; cennetteki köşk kapıları, kapı kanatları ve tavanlarıyla birlikte yekpare inciden yapılmıştır.
    Başka bir hadis-i şerifteyse şöyle buyurulmuştur:
    "Cennetin çatıları nurdandır. Çakan şimşek gibi parıldar. Cenab-ı Allah insanların gözlerini sabitleştirmeseydi, bu parlaklık onların gözlerini kısa sürede kör ederdi."
    Beyhakî... Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlulah (s.a.v.) bize şöyle buyurdu:
    — Size cennetin odalarından bahsedeyim mi?
    — Evet, anlat ya Rasulallah, anamız babamız sana feda olsun.
    — Cennette öyle odalar var ki, yapımında bütün mücevher çeşitleri kullanılmıştır. Dışı içinden, içi de dışından.görünür. Oralarda gözlerin görmediği, kulakların duymadığı nimetler, lezzetler ve imrenilecek şeyler vardır.
    — O odalar kimler içinde ya Rasulallah?
    — Selâmı yayan, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken geceleyin namaz kılanlar içindir.
    — Ey Allah'ın Rasûlü! Buna kim güç yetirebilir?
    — Ümmetim buna güç yetirebilir. Bunu size haber vereceğim. Şöyleki: Bir kimse müslüman kardeşiyle karşılaştığında ona selâm verir, kardeşi de selâmını alırsa selâmı yaymış olur. Ailesine ve hâne halkına doyurasıya yemek yediren kişi, yemek yedirmiş olur. Ramazan ayını ve her ayın da üç gününü oruçlu geçiren kimse, oruca devam etmiş olur. Yatsı ve sabah namaza-nnı cemaatle eda eden kimse, insanlar yani yahudi, hristiyan ve mecusiler uyurken geceleyin namaz kılmış olur." [330]
    Beyhakî... İmrân b. Husayn ile Übeyy'den rivayet etti ki; "Sizi Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar." (Tevbe, 9/73) âyet-i kerimesini kendisine sorduklarında Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "İnciden bir saray... Bu sarayda, yakuttan inşâ edilmiş yetmiş bina; her binada yeşil zümrütten yetmiş oda; her odada bir kanepe; her kanepede her renkten yetmiş yatak; her yatakta iri gözlü hurilerden bir zevce; her odada yetmiş sofra; her sofrada yetmiş türlü yemek; her evde de yetmiş câriye bulunacak ve bu anlatılanların hepsine varacak kadar bir güç, mümine verilir." [331]

    Abdullah b. Vehb... Zeyd b. Eslem'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "(Cennette) bir tek kişiye mükâfat olarak yekpare inciden yapılma bir saray verilir. O sarayda yetmiş oda, her odada iri gözlü hurilerden bir zevce, her odada bir kapı vardır. Her kapıdan cennetin ayrı bir kokusu içeri girer."
    Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) şu âyeti okudu: "Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez." (Secde, 32/17)
    Kurtubî... Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennette öyle odalar vardır ki; onları üstten tutan askılar olmadığı gibi, alttan tutan direkler de yoktur." "O odalar kimler içindir ya Rasûlallah?" diye sorulduğunda buyurdu ki: "Hastalanan, ağrılarla sancılarla ve belâlara müptelâ olan kimseler [334] içindir."[335




    Cennetteki Çadırlar:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız." (Rahman, 55/72-73)
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Musa el-Eş'arî'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu mümin kişiye cennette içi delik yekpare inciden, altmış mil uzunluğunda bir çadır verilir. Müminin o çadırda aile efradı vardır. Dolaşıp onlara uğrar ve birbirlerini görmezler."
    Buharî'ye ait bir rivayette, bu çadırın uzunluğunun "otuz mil" olduğu ifade edilmiştir. Ama "altmış mil" olduğunu ifade eden rivayet daha sahihtir. [336]
    Ebubekir b. Ebi'd-Dünyâ... Ebû Salih'ten rivayet etti ki; İbn Abbas şöyle demiştir:
    "(Cennetteki) çadır, içi oyuk inciden yapılmıştır. Uzunluğu bir fersah, eni de bir fersahtır. Onun altından yapılmış bir kapısı vardır. Oraya Aziz ve Celil olan Allah'tan bir hediye ile her kapıdan girilir. Yüce Allah'ın şu sözünde anlatılan'da budur: [337] "Melekler her kapıdan yanlarına girerler." (Ra'd, 13/23)
    İbn Mübarek... İkrime'den rivayet etti ki; İbn Abbas şöyle demiştir: "(Cennetteki) çadır, içi oyuk inciden yapılmıştır. Eni, boyu birer fersahtır. Altundan mamul dört bin kapısı vardır."[338]
    Katâde... Ebû Derdâ'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "(Cennetteki) çadır, yekpare inciden yapılmıştır. Ve toprağı da misktir." [339




    Cennetin Toprağı:

    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde yer alan Miraç hadisinde... Ebû Zer'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennete girdirildim. Orada çok büyük incilerle karşıaştım. Toprağının da misk olduğunu gördüm." [340]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), İbn Sâid'e cennetin toprağını sorduğunda İbn Sâid şöyle cevap verdi:
    "(Elbise ağartmada kullanılan) bembeyaz taş gibidir ve katıksız misktendir." Rasûlullah (s.a.v.) de: "Doğru söyledi" dedi. [341]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Câbir b. Abdullah'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), yahudiler hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Onlara cennetin toprağını soracağım. O toprak (elbise ağartan) bembeyaz taş gibidir." Bunu yahudilere sorduğunda onlar: "O toprak, hubzedir ey Ebû Kasım" diye cevap verdiler. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Hubz da incidendir." [342]
    Cennetin binasının evsafı hakkında önceki kısımlarda geçen ve Ebû Hüreyre ile İbn Ömer'den ve diğerlerinden rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulmaktadır:
    "Cennet binasının harcı misk, kumu inci ve yakut, toprağı da safrandır." Belki de toprağının bir kısmı misk, bir kısmı da safrandır. Doğrusunu Allah bilir.
    Cennet bu kadar geniş ve büyük olmakla birlikte, Sahih-i Buharî'de... Enes'ten rivayet olunan bir hadiste Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden birinizin yayının miktarınca cennetin yeri veya kılıcınızın miktarınca cennetin yeri, dünyadan ve içindeki herşeyden daha hayırlıdır." [343]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden birinin kırbacının kapladığı kadar cennetteki bir yer, gökten ve yerden daha hayırlıdır." [344]
    İbn Vehb... Sa'd b. Ebi Vakkas'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Şayet cennetten azıcık bir nûr dünyaya görünecek olsa, o nûr sayesinde gök ile yerin arası parıldar." [



    Cennetin Irmakları, Ağaçları Ve Meyveleri:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "İnananlar ve yararlı işler yapanlara, onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele." (Bakara, 2/25)
    "Cennette altlarından ırmaklar akar." (A'râf, 7/43)
    "Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır." (Muhammed, 47/15)
    "Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin altından ırmaklar akar. Oranın yiyecekleri ve gölgeleri süreklidir. Bu, sakınanların mükâfatıdır. İnkarcıların cezası ise ateştir." (Ra'd, 13/35)
    İmam Ahmed b. Hanbel... Muaviye b. Ebi Behz'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette süt denizi, su denizi, bal denizi ve şarap denizi vardır. Bundan sonra ırmaklar (kollara) ayrılırlar." [346]
    Tirmizî... Abdullah b. Kays'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet ırmaklarının yer üzerinde bir sınır gibi (akıp gittiğini) sanıyorsunuz. Hayır vallahi o ırmaklar (bir şerit ve çığır takib etmeksizin) yerin üstüne yayılarak akarlar. Kıyıları inci, kubbeleri inci, kokusu da katıksız misktir."
    İbn Ebi'd-Dünyâ... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, Allah'ın âhirette kendisine şarâp içirmesinden hoşlanıyorsa onu dünyada içmeyi bıraksın. Bir kimse Allah'ın âhirette kendisine ipek (elbise) giydirmesinden hoşlanıyorsa, onu dünyada giymeyi bıraksın. Cennetin ırmakları, misk tepelerinin (veya dağlarının) altından çıkar. Cennetliklerin en kıymetsiz elbiselisinin elbisesi ile dünyadakilerin tümünün elbiseleri karşılaştırılacak olursa, o cennetliğin elbisesinin, dünyadaki herkesin elbisesinden daha üstün olduğu görülür."
    Ebû Muaviye... Meserre'den rivayet etti ki; Abdullah şöyle demiştir: "Cennetin ırmakları, misk dağının altından çıkar."



    Kevser Irmağının Vasfı

    Bu, Cennet ırmaklarının en meşhurudur. Yüce Allah, kendi lütuf ve keremiyle bize ondan içmeyi nasib eylesin.
    Bununla ilgili olarak Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır:
    "Ey Muhammed! Doğrusu sana Kevser'i vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir." (Kevser, 108/1-3)
    Sahih-i Müslim'de... Enes'ten rivayet olundu ki; bu sûre kendisine nazil olduğu zaman Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kevser'in ne olduğunu biliyor musunuz?"
    Sahabiler dediler ki:
    — Allah ve Rasûlü daha iyi bilir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "O bir nehirdir, Allah, azze ve celle bana vaad etmiştir; onda birçok hayır vardır." [348]
    Sahihayn'da... Enes'ten rivayet olundu ki; Mirâc hadisinin bir bölümünde Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Bir ırmağın yanına götürüldüm. O ırmağın kıyılarında içi oyuk iri inciler vardı. "Ey Cibril! Bu nedir?" diye sordum. "Bu, Aziz ve Celil olan Allah'ın sana bahşetmiş olduğu Kevser'dir." dedi."
    Bu hadisin bir varyantında şöyle bir ifadeye rastlanmaktadır: "Elimi suyun açtığı yere vurduğumda su yatağının katıksız bir misk olduğunu gördüm." [349]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Enes'ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kevser, cennette bir ırmaktır. Aziz ve Celil olan Rabbim onu bana vadettî." [350]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Enes'ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Bana Kevser verildi. Onun yer üzerinde akan bir ırmak olduğunu gördüm. Kıyılarında iri inciler vardır. Üstü kapalı değildir. Elimi toprağına (yatağına) vurduğumda katıksız misk olduğunu gördüm. Çakılları da incidendi." [351]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki; kendisine Kevser'in ne olduğu sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kevser, Allah'ın bana bahşettiği bir cennet ırmağıdır. Toprağı misktir. Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır. Oraya boyunları deve boynu gibi (uzun) kuşlar su içmeye gelirler."
    Ebubekir dedi ki:
    — Ey Allah'ın Rasûlü! O çok hoştur.
    — Onu yemek çok daha hoştur." [352]
    Hâkim... Huzeyfe'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette horasan devesi gibi (iri) bir kuş vardır." Ebubekir dedi ki:
    — O çok hoştur ya Rasulaüah.
    — Onu yiyenler daha hoştur. Ve ey Ebubekir! Sen de onu yiyenlerden biri olacaksın." [353]
    İmam Alımed b. Hanbel... Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki; kendisine Kevser'in ne olduğunu sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kevser, Aziz ve Celil olan Allah'ın bana bahşettiği bir ırmaktır, (suyu) sütten beyaz, baldan tatlıdır. Onda boyunları deve boynu gibi (iri) kuşlar vardır."
    Ömer (r.a.) dedi ki:
    — Ey Allah'ın Rasûlü! O kuşlar hoştur.
    — Onu yemek daha hoştur ey Ömer." [354]
    İmam Ahmed b. Hanbel... İbn Ömer'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    'Kevser, cennetteki bir ırmaktır. Kıyıları altındandır. Suyu, incinin üzerinden akar. Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır." [355]
    İsmail b. Aliyye... İbn Ömer'den merfu olarak, şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    "Kevser, cennetteki bir ırmaktır. Kıyıları altundandır. Yatağı, inci ve yakuttandır. Toprağı miskten daha hoştur. Suyu, kardan daha beyazdır." [356]
    Bu hadisin bir varyantında şöyle bir ifade vardır: "Suyu sütten daha beyaz, baldan tatlıdır; süt, kaymak ve köpüktür." [357]
    Buharı... Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti ki; İbn Abbas, Kevser hakkında şöyle demiştir:
    "O, Allah'ın Muhammed (s.a.v.)'e verdiği bir hayırdır."
    İbn Bişr dedi ki: Ben Saîd b. Cübeyr'e şöyle dedim:
    — Bazi kimseler Kevser'in cennette bir ırmak olduğunu söylüyorlar. Buna sen ne dersin?
    — Cennetteki ırmak, Cenab-ı Allah'ın, Peygamber (s.a.v.)'e bahşetmiş Olduğu hayırdandır." [358]
    İbn Cerir... İbn Abbas'ın Kevser hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kevser, Cennetteki bir ırmaktır. Kıyıları altın ve gümüştendir. înci ve yakut(tan yapılma bir su yatağının) üzerinden akar. Suyu kardan beyaz, bal¬dan tatildir." [359]
    Buharî... Ebû İshak'tan rivayet etti ki; Ebû Ubeyde şöyle demiştir: "Ey Muhammed! Doğrusu sana Kevser'i vermişizdir." (Kevser, 108/1) âyetinin ne mânaya geldiğini Hz. Âişe'ye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Kevser, Peygamberiniz (s.a.v.)'e verilen bir ırmaktır. Kıyıları, içi oyuk incidendir. Susakları yıldızlar sayısincadir." [360] Mücahid, Kevser'in, "Cennetin kendisi" olduğunu söylemiştir. Hz. Aişe dedi ki: "Kevser, cennetteki bir ırmaktır. Parmaklarını kulaklarına koyduğunda bile bu ırmağın şırıltısını duymayan bir kimse yoktur."[361]
    İbn Cerir... Hz. Âişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kevser ırmağının şırıltısını duymak isteyen kimse, o sesi gözüyle duyamaz. Aksine o akıntının uğultusu, insanın parmaklarını kulaklarına koyduğunda duyduğu uğultu gibidir." [362]

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bölüm 3.

    Cennetteki Beydah Irmağı:
    İmam Ahmed b. Hanbel... Sabit'ten rivayet etti ki; Enes şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) güzel rüyadan hoşlanırdı. Bazı kereler, "Bir rüya göreniniz oldu mu?" diye sorrardı. Bir adam bir rüya görmüşse (tabirini) ona sorardı. Eğer sakıncası yoksa rüyasını hoş gösterirdi o adama. Kadının biri gelip dedi ki: "Ya Rasûlallah! Rüyada cennete girdiğimi gördüm. Bir gürültü duydum orada. O gürültü nedeniyle bütün cennetlikler yüksek sesle ağlayıp feryâd ettiler. Bir de ne göreyim: Falan oğlu falanı, falan oğlu falanı... getirdiler." Kadın, on iki adamın adını verdi: Bu olaydan bir süre önce Rasûlullah (s.a.v.) bir seriyye göndermişti. Kadın, anlatmaya devam etti rüyasını: "O adamlar (on iki kişi) getirildi. Üzerlerinde eski püskü elbiseler vardı. Şah damarlarından kan akıyordu. 'Bunları Beydaha (ya da Beydah ırmağına) götürün' denildi. Irmağa daldılar. Çıktıklarında, yüzleri dolunay gecesindeki ay gibiydi. Sonra altın kürsüler getirildi. O kürsülerin üzerine oturdular. İçinde taze yiyecekler bulunan bir tabak veya kâse getirildi. Ondaki yiyecekleri yediler. Hangi tarafa çevirdilerse, tabağın o tarafında diledikleri yiyecekleri mutlaka yediler. Ben de onlarla beraber yedim." Kadın rüyasını anlatırken mezkûr seriyenin habercisi gelip şöyle dedi: "Ya Rasûlallah! Başımıza şunlar ve şunlar geldi. Falan vuruldu; falan vuruldu..." Rüya sahibi kadının adlarını vermiş olduğu on iki adamı saydı. Rasûlullah (s.a.v.): "O kadını bana çağırın" dedi. Kadın geldi. Rasûlullah (s.a.v.): "Rüyanı şu adama da anlat" diye emretti. Kadın anlattı. Seriyyenin habercisi: "Tıpkı şu kadının anlattığı gibi oldu ya Rasûlallah" dedi. [363]





    Cennetin Kapısındaki Barık Irmağı:

    İsrâ hadisinde Rasûlullah (s.a.v.) Sidre-i Müntehadan bahsederken şöyle buyurmuştur:
    "Baktım ki oranın dibinden ikisi açık, ikisi de gizli (olmak üzere dört) ırmak çıkıyor. Gizli olanlar cennettedir. Açık olanlarsa Nil ile Fırat'tır." [364]
    İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ve Müslim'in Sahih'inde... Ebû Berire'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:[365]
    "Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil. Bütün bunlar Cennet ırmaklarındandır.[366]
    İbn Abbas, Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
    "Cenab-ı Allah, cennetten şu beş ırmağı (dünyaya) indirdi: [367] Seyhun... Bu, Hindistan'daki bir ırmaktır. Ceyhun. Bu, Belh'teki bir ırmaktır. [368] Dicle ve Fırat... Bunlar, Irak ırmaklarıdır. Nü. Bu da Mısır'daki bir ırmaktır. Cenab-ı Allah bunları cennetin en alt derecelerinden Cebrail'in iki kanadı üzerinde (dünyaya) indirmiş, dağlara bırakmış ve sonra da yeryüzüne akıtmıştır. Maişetlerinin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak üzere o ırmaklarda çeşitli faydalar meydana getirmiştir.
    Şu ayette kastedilen manâ da budur: "Gökten suyu ölçü ile indirdik de onu yerde durdurduk." (Müminûn, 23/18)
    Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, cennet ırmaklarını çok akan ırmaklar olarak nitelemiş ve cennetliklerin o ırmakları diledikleri tarafa çekebildiklerini bildirmiştir. Onlara bu ırmaklar vesilesiyle çeşitli pınarlar ve otlaklar yaratır. İbn Mes'ud bu hususta şöyle demiştir: "Cennetteki her pınar mutlaka bir misk dağının altından kaynayıp çıkar." [370]
    Müstedrek adlı eserinde Hâkim... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Ahirette Cenab-ı Allah'ın kendisine şarâb içirmesinden hoşlanan kimse, onu dünyada içmeyi bıraksın. Ahirette Cenab-ı Allah'ın kendisine ipek (elbise) giydirmesinden hoşlanan kimse, dünyada onu giymesin. Cennetin ırmakları, misk tepelerinin (veya dağlarının) altından kaynayıp çıkar. Cennetliklerin en kıymetsiz elbiselisinin elbisesiyle dünyalıların tümünün elbiseleri mukayese edilecek olsa, ahirette Cenab-ı Allah'ın o cennetliğe giydirmiş olacağı elbise, dünyalıların tümünün elbiselerine [371] üstün gelir." [372]

    Cennetin Ağaçları:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "İnanıp yararlı iş işleyenleri, içinde temelli ve ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada ter temiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz." (Nisa, 4/56)
    "Bu iki cennet, türlü ağaçlarla doludur. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?" (Rahman, 55/48-49)
    "Renkleri yemyeşildir." (Rahman, 55/64)
    Yani koyu yeşil renkte olduklarından ve ağaçlarının dallan birbirine girdiğinden dolayı siyaha mail bir renktedirler.
    "Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar." (Rahman, 55/54)
    Yani onlar yataklarında oldukarı halde ağaçların meyveleri, ellerini uzatıp koparacak kadar kendilerine yakındır. "Artık o, meyveleri sarkmış yüksek bir bahçedir." (Hakka, 69/22-23)
    "Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır." (İnsan, 76/14)
    "Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçlan, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında, yüksek dösekler üzerindedirler." (Vakıa, 56/28-34)
    "İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır." (Rahman, 55/68)
    "Bu cennetlerde her türlü meyveden çift çift vardır." (Rahman, 55/52)
    Ebubekir b. Ebi Dâvud... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûiullah (s.a.v.) şöye buyurmuştur:[373]
    "Cennetteki ağaçların tümünün gövdeleri altundandır."[374]
    Ebubekir b. Ebi'd-Dünyâ... Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti ki; İbn Abbas şöyle demiştir:
    "Cenneti hurma ağacının gövdesi yeşil zümrütten, dalları da kızıl altundandır. Yaprakları, cennetlikler için giysidir. Çeşitli elbiseleri hep ondan yapılır. O ağaçların meyveleri testi ve kovalar gibi (iri) olup sütten beyaz, [375]baldan tatlıdır. Sütün kaymağı gibidir. Ve de çekirdeksizdir.[376]
    İbn Ebi'd-Dünyâ... İkrime'den rivayet etti ki; İbn Abbas şöyle demiştir: "Zıll-i Memdud, cennette bir ağaçtır. Gövde üzerindedir. (Gölgesi o kadar uzundur ki,) rahvan ata binmiş bir süvari, onun gölgesinde, yani her taraftan gölgesinde yüz yıl gider. Cennetlikler, cennetteki özel odalarda (gurfelerde) bulunanlar ve diğerleri o ağacın altına gider, gölgesinde konuşup sohbet ederler. Bazısının arzuları kabarır. Dünya eğlencelerini hatırlar. Cenab'i Allah cennetten bir rüzgarı o tarafa estirir. Rüzgar dünya eğlencelerinin her çeşidiyle o ağacı hareketlendirip oynatır." [377]

    Cennette O Kadar Büyük Bir Ağaç Var Ki, Süratli Bir Binek Üzerindeki Süvari Yüz Senede Bile Onun Gölgesini Bir Baştan Bir Başa Katedemez:

    Buharı ve Müslim'in sahihlerinde... Sehl b. Sa'd'den rivayet olundu ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl gittiği halde yine de gölgenin sonuna ulaşamaz." [378]
    Bu hadisin râvisi Sehl diyor ki: Ben bu hadisi Numan b. Ebi'l-Abbas er-Rızkî'ye anlattığımda bana dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî de Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu bana nakletti:[379]
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, seri ve rahvan ata binen bir süvari (onun gölgesinde) yüz yıl gittiği halde (gölgesinin) sonuna ulaşamaz." [380]
    Sahih-i Buharî'de... Enes'ten rivayet olundu ki; "Ve zillin memdûd" âyet-i kerimesiyle ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl gittiği halde yine de sonunu getiremez." [381]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki; süvari bir kimse onun gölgesinde yüz sene yol gider." [382]
    Dilerseniz "Ve zillin memdud" âyetini okuyun.
    Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Cennette bir yay ve kırbaç kadar yer, güneşin üzerine doğup battığı yerlerle sahib olmak)dan daha hayırlıdır." [383]
    Müslim... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl gittiği halde yine de sonunu getiremez."[384]
    İmam Ahmed b. Hanbel, Haccac tarikıyla... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl yol gider." [385]
    İmam Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman tarikıyla... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir* ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl yol gi¬der."
    İmam Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman ve Hammad tarikıyla... Ebû Hü¬reyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette öyle bir ağaç var ki, süvari onun gölgesinde yüz yıl yol gittiği halde yine de sonunu getiremez." [386]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennette öyle bir ağaç var ki, süvari bir kimse onun gölgesinde yetmiş (veya yüz) yıl yol gider. O, ebediyet ağacıdır." [387]

    Tûbâ Ağacı:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Utbe b. Ubeydullah es-Sülemî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
    Bedevinin biri Peygamber (s.a.v.)'e gelerek (cennetteki) havuzu sordu. Peygamber (s.a.v.), ona cenneti anlattı. Bedevi sordu:
    — Orada meyve var mı?
    — Evet...
    — Orada tuba adında bir ağaç var mı?
    Peygamber (s.a.v.) ona, anlamadığım bir şeyler söyledi. Bedevî sordu:
    — Memleketimizin hangi ağacına benzer?
    —- Senin memleketindeki hiç bir ağaca benzemez. Sen Şam'a gittin mi?
    — Hayır.
    — Tûbâ ağacı, Şam'da yetişen, tek gövde üzerinde biten, tepe kısmı açılıp yayılan cevze denen bir ağaca benzer.
    — Gövdesinin büyüklüğü ne kadardır?
    —- Senin kabilenin develerinden güçlü bir deve onun gövdesinin etrafında dolansa, arka ayaklarının diz bağı çözülünceye ve ihtiyarlayıncaya kadar yol alsa, yine de gövdenin etrafındaki turunu tamamlayamaz.
    — Orada üzüm var mıdır?
    — Evet.
    — Üzüm salkımlarının büyüklüğü ne kadardır?
    — Alaca karganın kesintisiz olarak uçması halinde bir ayda alabileceği yol kadar uzun ve büyüktür.
    — Üzüm taneleri ne kadar iridir? Bir taneyle bir kovayı doldurabilir miyiz?
    — Evet...
    — Anlattığın bu cennet, beni ve ailemi içine alabilecek kadar büyük müdür?
    — Hem de aşiretinin tümünü içine alabilecek kadar büyüktür." [388]
    Harmele... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; adamın biri Peygamber (s.a.v.)'e şöyle dedi:
    — Ey Allah'ın Rasûlü! Seni gören ve sana inanan kimseye ne mutlu!
    — Beni gören ve bana inanan kimseye ne mutlu! Beni görmediği halde bana inanan kimseye ne mutlu, hem de ne mutlu!..
    — Tûbâ nedir ya Rasûlallah?
    — Cennetteki bir ağaçtır. Büyüklüğü, yüz senelik yoldur. [389] Cennetliklerin elbiseleri, onun kapçıklarından elde edilir." [390]

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    BÖLÜM 4.


    Sidretü'l-Müntehâ

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Andolsun ki Muhammed, Cebrail'i sınırın sonunda (Sidretü'l-Münte-hâ'da) başka bir inişinde de görmüştür. Orada Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi bürüyen bürüyordu. Muhammed'in gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı. Andolsun ki, Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü." (Necm, 53/J3-1S)
    Tefsirde (İbn Kesir tefsirinde) demiştik ki: "Sidretü'l-Müntehâ'yı yüce Rabbin nuru bürür. Onu melekler adeta kargalar gibi örterler. Onu altından kelebekler kaplar. Onu çeşitli renkler bürür."
    Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Onu, ne olduğunu anlayamadığım ve kimsenin nitelemeyeceği renkler bürür."
    Buharı ve Müslim'in sahihlerinde yer alan mirâc hadisinde Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    "... Sonra yedinci gök tabakasındaki Sidretü'l-Münteha'ya yükseltildim. Meyvesinin Hacer testisi, yaprağının fil kulağı kadar iri olduğunu gördüm. Kökünden de ikisi zahir, ikisi de batın olan (dört) ırmağın çıkmakta olduğunu gördüm. Ey Cibril, bu nedir? diye sordum. Dedi ki: "Batın olan iki ırmak, [391] cennettedir. Zahir olan iki ırmağınsa biri Nil, diğeri Fırat'tır." [392]
    Hafız Ebû Ya'lâ... Esma binti Ebi Bekir'den rivayet etti ki; Rasûlullah (Ş-a.v.), Sidretü'l-Müntehâ'dan bahsederek şöyle buyurmuştur:
    - "Sidretü'l-Müntehada'ki pınarın gölgesinde bir süvari yüz yıl yol alır (veya şöyle demiştir: Onun gölgesinde yüz süvari gölgelenir). Orada altından bitkiler vardır. O bitkilerin meyveleri testi iriliğindedir." [393]
    Ebubekir b. Ebi'd-Dünyâ... Süleym b. Âmir'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.)'in ashabı şöyle diyorlardı: "Doğrusu Allah bizi bedevilerden ve onların sordukları sorulardan yararlandırıyor." Süleym diyor ki: Bir gün bedevinin biri gelip dedi ki: "Ya Rasûlallah! Cenab-ı Allah cennette, dikeniyle sahibine eziyet veren bir ağaç bulunduğunu bildirmiş." Rasûlullah (s.a.v.) ona şu cevabı verdi: "Cenab-ı Allah, 'Onlar dikensiz sedir ağaçlarındadırlar.' (Vakıa, 28) diye buyurmamış mı? Cenab-ı Allah onun dikenlerini kesmiş, her dikenin yerinde bir meyve yaratmıştır. O ağaç öyle bir meyve verir ki, ondan da yetmiş iki renk (tür) meyve çıkar ve bunların hiç biri diğerine benzemez." [394]
    Ebubekir b. Ebi Dâvûd... Habib b. Utbe b. Abdüsselâm'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında oturmaktaydım. Bedevinin biri gelip şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü! Duyuyorum ki sen cennette bir ağaçtan bahsediyorsun. Ben ondan daha büyük bir ağaç bulunduğunu bilmiyorum. (Bununla muz ağacını kasd etmişti.)" Rasûlullah (s.a.v.) ona şu cevabı verdi:
    "Doğrusu Cenab-ı Allah o ağaçtaki her dikenin yerinde bir meyve .yaratmıştır. O meyveler de yaprağısı birbirine yapışmış tekenin taşağı iriliğincedir. Ondan yetmiş renk (tür) taam çıkar ve o taamların hiç biri diğerine benzemez." [395]




    Cennetin Meyveleri:

    Cenab-ı Allah'tan, kendi lütuf ve keremiyle bize o meyvelerden yedir¬mesini diliyoruz. Amin.
    Cennet meyveleriyle ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır:
    "İkisinde de türlü türlü meyveler hurmalıklar ve nar ağaçlan vardır." (Rahman, 55/68)
    "Bu cennetlerde her türlü meyveden çift çift vardır." (Rahman, 55/52)
    "Orada örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar." (Rahman, 55/54)
    "Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır." (İnsan, 76/14)
    "Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükünmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler." (Vakıa, 56/27-34)
    "Oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur." (Ra'd, 13/35)
    Orası, yani cennet; meyveleri bazı mevsimlerde ortaya çıkan, bazı mevsimlerde yok olan, ağaçları bir zaman yapraklanan, bir zaman da ağaçları yaprak döken dünyâ gibi değildir. Meyveleri her zaman mevcud olup yasak da değildir. İsteyene vardır ve elde edilmesi de kolaydır. Meyvelerle, onları koparmak isteyenler arasında bir engel yoktur. Hatta meyve, ağacın en yüksek yerinde olsa bile kişi onu koparmak istediğinde aşağı doğru sarkıp kendisini koparmak isteyene yaklaşır.
    "Onların koparılması kolaylaştırılmıştır." (insan, 76/14) Ebû İshak, Berâ'ın bu âyeti böyle açıkladığını söylemiştir. Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki:
    "İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğun müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde "Bu, daha önce de rızıklandığımizdır" derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar." (Bakara, 2/25)
    "Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar. Canlarının istediği meyveler arasındadırlar. Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyiniz, içiniz. Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz." (Mürselât, 77/41-44)
    "Seçecekleri meyveler, arzu 1 ayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşledikleri¬ne karşılık olarak, sedeflerdeki inciler gibi ceylan gözlüler vardır." (Vakıa, 56/20-24)
    "Orada güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler." (Duhân, 44/55)
    Önceki sayfalarda naklettiğimiz hadislerde anlatıldığına göre Cennetin toprağı misk ve safrandır. Oradaki her ağacın gövdesi de altundur. Cennetin toprağı ve ağaç gövdeleri böyle olduğuna göre, bu ağaçların verdiği parlak, olgun ve o güzelim meyveleri varın siz düşünün. O meyveler ki, dünyada kendileri değil, sadece isimleri vardır.
    İbn Abbas (r.a.) demiş ki: "Dünyada cennetten sadece isimler vardır." [398]
    Örneğin dünyadaki sedir ağacı, sadece nebak gibi zayıf bir meyve ve çok diken veriyor. Muğaylan ağacı da dünyada sadece gölgesinden yararlanmak amacıyla dikiliyor. İşte bu iki ağaç, cennette çok güzel ve bol meyveler verecektir. Hatta bunların bir meyvesi yarılarak ondan, tad ve renk bakımından birbirine benzer yetmiş çeşit meyve daha çıkacaktır. Dünyadayken de güzel meyveler veren elma, hurma ve üzüm ağaçlarının cennette ne kadar lezzetli meyveler vereceklerini artık siz düşünün. Ya güzel kokular saçan bitki ve çiçeklere ne dersiniz?!. Hülâsa cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanın kalbinden geçmemiş güzel şeyler ve nimetler vardır. Bizi o nimetlere kavuşturmasını yüce Allah'ın lutfundan diliyoruz.
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Güneş tutulması namazıyla ilgili hadiste İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Sahabiler: Ey Allah'ın Rasûlü! Şuracıkta elini bir şeye uzattığını ama sonra da (o göremediğimiz şeyden) geri çektiğini gördük. (Bu ne demek oluyor?) Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Cenneti gördüm. Elimi oradaki bir üzüm salkımına uzattım. Eğer onu almış olsaydım ve siz de yeseydiniz dünya yerinde durmazdı!" [399]
    Müsned'de, Abdullah b. Muhammed b. Akil'in naklettiği hadiste, Câbir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    "Cennet, ondaki çiçekler ve parlaklık bana arzedildi. Getirip size vermek niyetiyle oradan bir salkım üzüm koparmak için elimi uzattığımda benimle o salkımın arasına bir engel girdi (koparamadım). Şayet onu size getirmiş olsaydım ve gökle yer arasındakilerin tümü ondan yeseydi yine de ondan bir şey eksiltemezlerdi."[400]
    Sahih-i Müslim'de yine Câbir'den nakledilen bir rivayet bunu teyid et¬mektedir.
    Önceki sayfalarda da nakedildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsnedinde... Abdullah b. Utbe es-Sülemî'den rivayet olundu ki; bedevinin biri Rasûlullah (s.a.v.)'e sormuş:
    — Cennette üzüm var mıdır?
    — Evet, vardır.
    — Salkımı ne kadar büyüktür?
    — Dazlak karganın ara vermeksizin bir ay müddetle uçarak katedeceği mesafe kadar büyüktür.
    Kasım et-Taberanî... Sevbân'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Adam cennetten bir meyve kopardığında yerinde bir başkası biter." [401]
    Hafız'ın ifadesine göre bu hadisin râvilerinden Abbad, bazı âlimler tarafından eleştirilmiştir.
    Taberanî... Ebû Musa'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur¬muştur:[402]
    "Âdem (a.s.) cennetten yeryüzüne indirildiğinde Cenab-ı Allah ona her işi yapmayı öğretti. Azık olarak ona cennet meyvelerini verdi. Şu yedikleriniz cennet meyvelerindendir. Şu farkla ki bunlar değişirler ama, cennetteki meyveler değişikliğe uğramazlar." [403]

    Fasıl:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "(Cennetlikler) seçecekleri meyveler ve arzulayacakları kuş elleriyle dolaşırlar." (Vakıa, 56/20-21)
    Hasan b. Arefe... Mesud'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetteyken bir kuşa bakar, onu iştahın çeker ve hemen pişmiş olarak O, senin Önüne düşer." [404]
    Tirmizî'nin hasen saydığı ve kendi Sünen'inde yer verdiği bir rivayete göre Enes (r.a.) şöyle demiştir: Kendisine Kevser'i sorduklarında Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "O, Aziz ve Celil olan Allah'ın bana bahşettiği bir ırmaktır. Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır. Onda, boyunları develerinki gibi uzun olan kuşlar vardır." [405]
    Ömer (r.a.): "Onlar çok hoştur ya Rasûlallah" deyince Rasûlullah (s.a.v.): "Onları yemek daha hoştur" diye cevap verdi.
    Sa'lebî'nin [406] tefsirinde Ebû Derdâ'dan merfu olarak şöyle rivayet edilmiştir: "Cennette boyunları horasan develerininki gibi uzun olan kuşlar vardır. Bunlar Allah'ın veli kulunun eline konup sıra halinde dizilirler. Bunlardan biri: "Ey Allah'ın dostu! Ben, arşın altındaki altun kırıntılarını yiyerek yayıldım. Nesim pınarlarının suyundan içtim. Beni ye." der. Adamın karşısında kendini över. Nihayet adam, onlardan birin yemeyi içinden geçirir. Kuş, çeşitli şekillerde ve renklerde pişmiş olarak önüne düşer. Adam doyuncaya kadar ondan yer. Doyduktan sonra o kuşun kemikleri toparlanır ve cennetin dilediği yerinde dolaşıp yayılmaya başlar." Ömer (r.a.): "Ey Allah'ın Rasûlü! O çok hoştur" deyince Rasûlullah (s.a.v.): "Onu yemek daha hoştur" [407] diye cevap verdi. [408]

    Cennetliklerin Yiyecek Ve İçecekleri

    Yüce Allah'ın lutfundan bize de o yiyecek ve içeceklerden ihsan etmesini diliyoruz.
    Kur'ân-i Kerîm'de bu hususta şöyle buyurulmuştur: "Onlara şöye denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle y ey iniz, içiniz." (Hakka, 69/24)
    "Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazar. Sadece selâma karşılık selâm sözü işitirler." (Vakıa, 56/25-26)
    "Orada azıklarını sabalı akşam hazır bulurlar." (Meryem, 19/62)
    "(Cennetlikler) seçecekleri meyveler ve arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar." (Vakıa, 56/20)
    "Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada temellisiniz." (Zuhraf, 43/71)
    "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allahm kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır." (İnsan, 76/5-6)
    "Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır. Onları ölçüp ölçüp dağıtırlar." (insan, 76/15-16)
    Çevrelerinde dolaştırılan kaseler, parlaklık ve saflıkta gümüş gibi olup dünyada benzerleri yoktur. O kâselerin hacmi, Allah'ın velisine yetecek miktarda içeceği içine alır. Ne fazla ne de eksik. Bu da onlara ne kadar özen gösterildiği ve ne kadar şerefli olduğunu gösteriyor.
    "Orada, zencefil karışık bir tasa içirilirier. O pınara selsebil (tatlı su) denir." (İnsan, 76/17-18)
    "Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde: "Bu daha önce de n-zıklandırdığımızdır" derler. Bunlar söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur." (Bakara, 2/25)
    Hizmetçileri cennetliklere öncekinden değişik bir meyve getirdiğinde onlar, hakikatte değişik olmakla birlikte görünürde benzer oluşundan dolayı bunu, önceki meyvenin aynısı sanırlar. Şekil bakımından birbirlerine benzerler, ama hakikat, tad ve koku bakımından birbirlerine benzemezler.
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu cennetliklerin mertebece en düşük olanının yedi katlı binası ve üç yüz hizmetçisi vardır. Bunlar sabah akşam ona üç yüz tabak (öyle sanıyorum ki, altın tabak dedi) içinde her birinde ayrı turdan yemekler sunarlar. O, evvelkinden lezzet aldığı gibi ondakinden de lezzet alır. Ona, her birinde ayrı türden olmak üzere üç kap içinde de içecek sunarlar. Öncekinden lezzet aldığı gibi sondakinden de lezzet alır ve şöyle der: "Ya Rab! İzin versen de bunlardan cennetliklere de yedirip içirsem. Onların yeyip içmesiyle yanımdaki erzaktan bir şey eksilmez." O cennetlik adama, dünyadaki zevcelerinden ayrı olarak iri gözlü yetmiş iki huri verilir. [409] Onlardan birinin oturağı, bir millik yeri kaplar."[410]
    Bunu İmam Ahmed b. Hanbel, münferid olarak rivayet etmiştir. Bunda gariplik ve inkıta vardır.
    İmam Ahmed b. Hanbel... Stimame b. Ukbe'den rivayet etti ki; Zeyd b. Erkam şöyle demiştir: Yahudilerden biri Peygamber (s.a.v.)'e gelip şöyle dedi: "Ey Ebu'l-Kasım! Sen cennetliklerin (cennette) yeyip içtiklerini İddia ediyorsun, değil mi?" Bu adam, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gelirken arka¬daşlarına: "Muhammed eğer bu soruma evet diye cevap verirse ben onu tartışmada yenerim" demişti. Onun bu sorusuna Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi: "Evet. Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki, onlardan bi¬rine; yeme, içme ve cinsel iktidar bakımından yüz erkeğin gücü verilir." [411] Yahudi: "Yeyip içen kimsenin def-i hacette bulunması gerekmez mi?" diye sorunca Rasûlullah (s.a.v.) ona şu cevabı verdi: "Onların def-i hacetleri ter halinde derilerinin dışına çıkar ve misk gibi bir koku saçar. Bir de bakarsınız ki karınlan zayıftır." [412]
    Bu hadisin Ebû Cafer er~Razî kanalıya A'meş'ten nakledilen bir varyantında şöyle denmektedir: Yahudi: "Yeyip içen kimsenin def-i hacette bulunması gerekir. Peki cennette def-i hacette bulunmak yok mudur?" diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi: "Onların def-i hacetleri derilerinden çıkan ter şeklinde olur. Misk gibi koku saçar ve karınları zayıf kalır." [413]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Câbir'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet ehli kimseler cennette yeyip içerler ama büyük-küçük def-i hacette bulunmaz, sümkürmez ve tükürmezler. Yiyecekleri de misk gibi bir terleme ve geğirmeyle (sindirilir ve) dışarı çıkar." [414]
    Müslim de... Câbir'den böyle bir rivayette bulunmuştur. Bu rivayette Câbir'in anlattığına göre sahabiler: Ya yemek nasıl hazmedilecek ve artığı nasıl dışarı atılacak? diye sormuşlar; Rasûlullah (s.a.v.) de onlara şöyle cevap vermiş:
    "Geğirme ve misk gibi kokan bir terle dışarı atılır. Teşbih ve hamd getirmeleri, kendilerine ilham edilir."
    Bu hadisin bir varyantında da şöyle denmektedir:
    "Onların bu yedikleri misk gibi kokan bir geğirmeyle sindirilir. Nefes alıp vermeleri kendilerine ilham edildiği gibi, teşbih ve tekbir getirmeleri de kendilerine ilham edilir." [415]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Câbir b. Abdullah'tan rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) kendisine "Cennetlikler bir şeyler yerler mi?" diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir:
    "Evet... Yerler ve içerler. Ama büyük-küçük abdest bozmazlar ve sümkürmezler. Ancak gerek akacak şekilde çok gerek zerrecikler halinde terleyerek misk gibi koku saçan bir ter ciltlerinden çıkar. Kendilerine nefes alıp vermeleri ilham edildiği gibi, teşbih ve tahmidde bulunmaları ilham edilir." [416]
    Müsned adlı eserinde Hafız Ebubekir el-Bezzâr... Câbir b. Abdullah'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetlikler yerler, içerler ama dışkı yapmaz ve sümkürmezler. Nefes alıp vermeleri kendilerine ilham edildiği gibi, teşbih ve hamdde bulunmaları da kendilerine ilham edilir." [417]
    Hasan b. Arefe... Abdullah b. Mes'ud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana buyurdu ki:
    "(Cennetteyken) sen kuşa bakarsın. İştahın onu çeker. O da pişmiş olarak senin Önüne düşer."[418]

    Cennetliklerden Biri Ekin Ekmek İstiyor. Allah Onun İsteğini Kabul Buyuruyor Ve Rasûlullah'ın (S.A.V.)'İ Güldüren Hoş Bir Söz:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Ali b. Atâ b. Yesar'dan rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir: pir gün yanında bedevilerden bir adam varken Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Cennetliklerden bir adam, ekin ekmek için Aziz ve Celil olan Rabbin-den izin istedi. Rabbi ona dedi ki:
    — Dilediğin şeyin içinde değil misin?
    — Evet ama kendim ekin ekmek istiyorum.
    İzin verildi. Ekin ekti. Ekini hemen tuttu. Köklerinin üstünde dikilip durdu. Biçilmeye hazır hale geldi. Dağlar kadar oldu. Aziz ve Celil olan Rabbi ona: "Ekinden geri dur. Çünkü seni hiç bir şey doyurmaz!" dedi.[419]
    Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında oturmakta olan bedevî dedi ki: "O adam mutlaka Kureyşli ya da Ensarî olmalı. Çünkü ekin sahipleri onlardır. Bize gelince biz ekin sahibi değiliz." Bedevinin bu sözüne Rasûlullah (s.a.v.) güldü." [420]

    Cennetliklerin Yiyeceği İlk Şey:

    İmam Ahmed b. Hanbel... Enes b. Abdullah b. Selâm'dan rivayet etti ki; Medine'ye geldiğinde Rasûlullah (s.a.v.)'e sorulan suallerden biri de şuydu: "Cennetliklerin yiyeceği ilk şey nedir?" Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Ballk Cİğerİn Üzerindeki fazlalıktır." [421]
    Sahih-i Müslim'de... Sevbân'dan rivayet olunduğuna göre bir yahudi Rasûlullah (s.a.v.)'e: "Cennete girdiklerinde müminlere ilk ikram edilecek şey nedir?" diye sormuş; Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle cevap vermiş: "Balık ciğerinin fazlalığıdır." Yahudi: "Onun peşi sıra yiyecekleri nedir?" diye sorunca Rasûlullah (s.a.v.): "Cennetin etrafından (yayılıp) yiyen cennet sığın (pişmiş olarak) önlerine düşer." diye cevap vermiş. Yahudi: "Bunun üzerine onların içecekleri nedir?" sorusunu sorunca Rasûlullah (s.a.v.) buyurmuş ki: "Selsebil (tatlı su) denen bir pınardan içerler." Bu cevaplan alan Yahudi:
    "Doğru Söyledin" diye karşılık verrnİŞ. [422]
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Saîd'den rivayet olundu ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kıyamet gününde yer yüzü bir ekmek parçası gibi olur. Her şeye güç yetiren Allah onu tıpkı sizden birinin seferdeyken ekmeğini evirip çevirmesi gibi elinde evirip çevirir. Bu, cennetliklere sunulan bir konukluktur." Yahudilerden biri gelip dedi ki:
    — Allah sana bereket ihsan eylesin ey Ebâ Kasım. Kıyamet gününde cennetliklere sunulacak bir konukluk var mıdır?
    — Evet vardır. Kıyamet gününde onlara konukluk olarak sunulacak şeyi sana bildireyim mi?
    — Evet, bildir.
    — Kıyamet gününde yer (yüzü) bir ekmek parçası gibi olur (ve onlara sunulur).
    — Onlara yerilecek katığı da sana bildiriyem mi?
    — Evet, bildir.
    — Katıkları sığır ve balıktır.
    — O da ne?
    — Sığır ve balık... Yetmiş bin kişi bunlardan birinin ciğerinin üzerindeki fazlalıktan yer." [423]
    "Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler." [424]
    A'meş... Bu âyet-i kerimeyi İbn Mes'ud'un şöyle tefsir ettiğini rivayet etmiştir: Âyet-i kerimede geçen ve 'içecek' diye tercüme ettiğimiz rahik, ağzı kapalı bir kapta olup onu içtikten sonra misk kokusu duyarlar."
    "Onun katkısı gözdelerin içtiği tesnîm (yüce kaynak)dandır." [425]
    Süfyân b. Atâ b. Sayib... Bu âyet-i kerimeyi İbn Abbas'ın şöyle tefsir et¬tiğini rivayet etmiştir: "Tesnim, cennetliklerin en üstün içeceğidir. Mukarreb (Allah'a çok yakın) olanlar onu katıksız olarak içerler. Defterleri sağ ellerinden verilenlere ise karışık olarak içirilir."
    Ben derim ki: Aziz ve Celil olan Allah, cennet içeceklerini, dünya içeceklerinin sahib olmadığı çok güzel sıfatlarla nitelemiştir. Onların akmakta olan ırmaklar olduğunu anlatmıştır. Allah Teâlâ'nın buyurduğu gibi:[426]
    "Orada akan kaynak vardır." (öâşiye, 88/12)
    "Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarâb ırmakları, süzme bal ırmakları vardır." (Muhammed, 47/15)
    Bu içecekler akan ırmaklardadır. Bu ırmaklar; oralardaki büyük denizlerden, misk tepelerinin altından çıkan pınarlardan ve Aziz ve Celil olan Allah'ın dilediği yerlerden kaynayıp çıkarlar. Bu ırmaklar, adamların ayaklan altında akmakta olan perişan haldeki ırmaklar değildirler. Bu ırmaklardaki içecekler, içkiler, içenlere zevk ve lezzet verirler. Dünyadaki içkiler gibi tadı pis değildir bunların. İçenin aklını bozmazlar. Karın ağrıtmazlar, baş döndürmezler. Yüce Allah, cennet içkilerini bu pis nitelikteliklerden tenzih etmiştir:[427]
    "Karın ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bah'ş eden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur."[428]
    Bu ayette bembeyaz kaynak sözüyle, güze görünümü bir kaynak; içen¬lere zevk bahşeden sözüyle, tadı hoş ve güzel içki kastedilmiştir. İçki içmekle aşırı derecede gönül süruru amaçlanır. İşte bu amaç, cennet içkileriyle elde edilir. Akim baştan gitmesi ve içein, ortada bir hayvan ya da cansız varlık gibi kalması bir kusur ve ayıptır ki, bu da dünya içkisini içme nedeniyle meydana gelir. Cennet içkilerini içmekle bu gibi ayıplar ortaya çıkmaz. O içkilerle sevinç, güzellik ve neşe meydana gelir. Bu nedenle yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Karın ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen..." (Saffât, 37/45)
    "Ölümsüz gençler yanlarında, başağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler ile dolaşırlar." (Vâ-kıa, 56/17-19)
    "Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynak (tesnim)dandır." (Mutaffifîn, 83/27)
    Tefsirimizde (İbn Kesir tefsirinde) Abdullah b. Abbas'tan şöyle bir rivayette bulunmuştuk: "Cennetliklerden bir cemaat, dünyadakilerin yaptıkları gibi- şaraplarının çevresinde toplanırlar. O esnada üzerlerinden bir bulut geçer. Diledikleri her şey, o buluttan üzerlerine yağdırılır. Hatta onlardan biri: "Bize, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar yağdır" der ve bulut, onlara, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar yağdırır."
    Önceki kısımlarda nakledilen bir rivayette de şöyle denilmişti: "Cennetlikler Tûbâ ağacının yanında toplanıp dünya eğlencelerini anlatmaya başlarlar. (O eğlence de sarhoşluk ve neşedir) Cenab-ı Allah onlara cennet tarafından bir rüzgar estirir ve bu rüzgarın etkisiyle o ağaç, dünyadaki bütün eğlencelerle hareketlenir."
    Eserlerden birinde de şöyle denmektedir: "Cennetliklerden bir cemaat, cennetin asil develerine binmiş olarak geçip giderken saf halinde ki ağaçarın karşısına çıkarlar. Toplulukları dağılmasın diye o ağaçlar sağa sola açılarak onlara yol verirler. Bütün bunlar onlara Allah'ın lutfu ve rahmetidir. Hamd ve minnet Allah'adır."
    "Dolu kadehler vardır." (Nebe\ 78/34)
    "Orada boş ve yalan söz işitmezler." (Nebe\ 78/35)
    İçki içtiklerinden ötürü orada boş ve kötü söz ağızlarından çıkmaz. Yalan da söylemezler. Nitekim yüce Allah buyurdu ki:
    "Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler." (Meryem, 19/62)
    "Fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır." (Tûr, 52/23)
    "Orada boş söz işitmezler." (Ğâşiye, 88/11)
    "Orada boş ve günâha sokacak bir söz duymazlar. Sadece selâma karşılık selâm sözü işitirler." (Vakıa, 56/25-26)
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde... Huzeyfe'den rivayet olundu ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:[429]
    "Altın ve gümüş kaplarda ve tabaklarda içmeyiniz. Çünkü bunlar dünyada (inkarcıların) âhirette ise sizlerindir." [430]

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    BÖLÜM 5.



    Cennet Ehlinin Hülleleri, Elbiseleri Ve Güzellikleri:

    Allah'tan onlardan bize vermesini dileriz.
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Üzerlerinde ince yeşil ipekleri, parlak atlastan giyimlikler vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir." (insan, 76/12)
    "Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir." (Fâtır, 35/33**
    "Doğrusu inanıp iyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. İşte onlara, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar. İnce ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükâfat ve ne güzel duraktır!" (Kehf, 18/30-31)
    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "(Cennetteki) müminin hüllesi (elbise ve zineti) abdest alırken suyun ulaştığı yere kadar uzanır."[431]
    Hasan-ı Basrî dedi ki: "Cennette erkekler üzerindeki hülle kadınlar üzerindekinden daha güzeldir."
    Ibn Vehb... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Ebû Ümame kendisine şöyle demiştir: RasûluUah (s.a.v.) bizimle sohbet ederken cennetliklerden de söz edip şöyle buyurdu:
    "Onlar altın ve gümüş bilezikler, inciden taçlarla süslenirler. Üzerlerinde inci ve yakuttan taçlar vardır. Üzerlerinde hükümdarların tacı gibi taç vardır. Genç, tüysüz ve sürmelidirler."
    îbn Ebi'd-Dünyâ... Davud b. Âmir b. Sa'd b. Ebi Vakkas'ın babası ve dedesinden rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Eğer cennetliklerden bir adam bileziğinin bağını çıkarıp (dünyaya) gösterecek olursa, güneşin yıldızların ışığını bastırışı gibi o da güneşin ışığını bastırır (karartır)."
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennete giren, nimete gark olur, ümitsiz olmaz, elbiseleri çürümez, gençliği tükenmez. Cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve beşer kalbinden geçmeyen nimetler vardır." [432]
    Müslim... Hammâd b. Seleme'den rivayet etmiştir ki:
    "Orada elbisesi eskimez ve gençliği gitmez." [433]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Rafi'den rivayet etti ki; Allah'ın peygamberi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "(Cennette) müminin iki zevcesi olur ki, bunların bacak kemiklerindeki ilik, elbiselerinin üstünden dahi görünür." [434]
    Taberanî... Abdullah'tan rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyur¬muştur:
    "Cennete giren ilk zümrenin yüzleri, dolunay gecesindeki ayın ışığı gibidir. İkinci zümrenin yüzleri ise, semadaki en güzel ve en parlak yıldız gibidir. Cennetliklerden her birinin iri ve güzel gözlü hurilerden ikişer zevcesi olur. Bu zevcelerden her birinin üzerinde yetmiş elbise olur. Bunların bacak kemiklerindeki ilik kırmızı şarâbın beyaz bardakta görünüşü gibi etlerinin ve elbiselerinin üstünden görünür." [435]
    Ziya dedi ki: Bu hadis bana göre sıhhat şartlarım taşımaktadır.
    İmam Ahmed b. Hjanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden birinin cennette kırbacının kaplayacağı kadar bir yer, dünyâdan ve dünya ile birlikte bir mislinden daha hayırlıdır. Cennet ehlinin kadınlarından biri dünyaya görünecek olsa, gök ile yerin arasım güzel kokularla doldurur. Onun başındaki örtü, dünyâdan ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır." [436]
    Harmele... Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennetteki bir adam kımıldamaksızın yetmiş sene müddetle bir yere yaslanır. Sonra zevcesi gelip omuzlarına vurur. Adam, zevcesinin yanağına bakar. Yanağının aynadan daha saf olduğunu görür. Zevcesinin üzerindeki en düşük değerli inci dahi doğu ile batı arasını aydınlatır. Zevcesi ona selâm verir. O da selâmını alır ve "Sen kimsin?" diye sorar. O da: "Aziz ve Celil olan Allah'ın bol lütuf ve ihsanındanım" diye cevap verir. O kadının üzerinde yetmiş elbise vardır. En düşük değerisi, Tûbâ ağacından olup kan gibi (kırmızı renkli)dir. Gözlerini o kadına dikip iyice bakar. İçini görür. Hatta bunun ötesinde bacağının (kemiğindeki) iliği görür. O kadının üzerinde taçlar vardır. Onun üzerindeki en düşük değerli inci dahi doğu ile batı arasını aydınlatır." [437]
    "Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bileziklerle süslenirler." (Fâtır, 35/33)
    İbn Vehb'in... Ebû Saîd'den rivayetine göre Rasûlullah (s.a.v.) yukarıdaki âyet-i kerimeyi okuduktan sonra şöyle buyurmuştur:
    "Cennetliklerin üzerinde taçlar vardır. O taçlardaki incilerin en düşük değerli olanı dahi doğu ile batı arasını aydınlatır." [438

    İmam Ahmed b. Hanbel... Cebbar b. Harice es-Sülemî'den rivayet etti ki; Abdullah b. Ömer şöye demiştir: Adamın biri Hz. Peygamber'e gelip; "Ey Allah'ın Rasûlü! Bize cennet elbiseleri hakkında bilgi ver: Bunlar hazır
    olarak mı yaratılmışlardır? Yoksa dokunarak mı imâl edilmişlerdir?" diye sordu. Orada bulunanların bir kısmı buna gülünce Rasûlullah (s.a.v.): "Neden gülüyorsunuz? Cahil birinin bilen birine sormasına mı gülüyorsunuz?" dedi. Sonra başını önüne eğip sustu. Ardından, "Soru sahibi nerede?" diye sordu. Adam: "İşte buradayım ey Allah'ın Rasûlü!" deyince Rasûlullah (s.a.v.) ona şu cevabı verdi: "Hayır o elbiseler, cennet ağacının meyvelerinden çıkarlar." Bu cevabı üç kez tekrarladı. [439]

    İmam Ahmed b. Hanbel de... Ebû Saîd'den böyle bir rivayette bulunmuştur: Adamın biri: "Tûbâ nedir ya Rasûlallah?" diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle cevap verdi:
    "Cennette bir ağaç olup büyüklüğü yüz senelik yol kadardır. Cennet ehlinin elbiseleri onun tomurcuklarından çıkar." [440]
    Ebubekir Abdullah b. Muhammed b. Ebi'd-Dünyâ... Ebû Ümame'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden cennete giren herkes mutlaka tûbâ ağacının yanma götürülür. Tûbâ da ona tomurcuklarını açar. Adam da gelincik gibi hatta daha ince daha güzel olan bu tomurcuklardan dilediğini alır. Dilerse beyazını, dilerse yeşilini, dilerse sarısını, dilerse siyahını alır."
    Bu, garip ve hasen bir hadistir.
    İbn Ebi'd-Dünyâ... Simâk'ın, İbn Abbas'a şöyle bir soru sorduğunu rivayet etmiştir:
    — Cennetliklerin elbiseleri nedir?
    — Cennette bir ağaç vardır. O ağacın nar gibi meyveleri vardır. Cenab-ı Allah bir dostuna elbise giydirmek istediğinde o ağacın dalı o dosta doğru eğilip uzanır ve (ucundaki meyvesinden) rengârenk yetmiş elbise çıkar ve sonra o dal eski yerine ve eski haline döner."
    Önceki kısımlarda da nakledildiği gibi Sevrî... İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
    "Cennetteki hurma ağaçlarının kökü zümrütten, dalları kızıl altındandır. [441] Yaprakları da cennet ehli için giysidir. Çamaşırları ve hülleleri (güzel elbiseleri) de ondan yapılır."[442]

    Cennet Ehlinin Yatakları:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Orada astarlan parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar." (Rahman, 55/54)
    İbn Mes'ud dedi ki: "O yatakların astarları parlak atlastan olduğuna göre yüzleri acaba nedendir dersiniz?"
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Yüksek döşekler üzerindedirler." (Vakıa, 56/34)
    İmam Ahmed b. Hanbel ile Tirmizî... Ebû Saîd'den rivayet ettiler ki; Rasûlullah (s.a.v.) yukarıdaki âyet-i kerimeyi okudu ve sonra da şöyle buyurdu:
    "Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; o döşeklerin yüksekliği, yer ile gök arasındaki kadardır. [443] Yer ile gök arasındaki yükseklik ise beşyüz senelik yoldur," [444]
    Tirmizî dedi ki: Bazı ilim ehli bu hadisi açıklarken şöyle demişlerdir: "Bu hadiste anlatılan yatakların yüksekliğinden kasıt, manevi derece yüksekliğidir. Her iki derecedeki yatakların arası da yerle gök arası kadardır."
    Ben derim ki: Bu manâyı teyid sadedinde Abdullah b. Vehb... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; "Onlar yüksek yataklar üzerindedir" mealindeki âyet-i kerimeyi açıklarken Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "İki yatak arasındaki mesafe, gök ile yer arası kadardır."
    Hammad b. Seleme... "Onlar yüksek yataklar üzerindedir" mealindeki âyet-i kerimeyle ilgili olarak Kâ'b'ül-Ahbâr'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "O yatakların yüksekliği kırk senelik yol kadardır."

    Yani cennetin her yerinde ihtiyaç duyulacağı düşünülerek hazır durumda yataklar vardır. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:
    "Orada akan kaynak vardır. Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır. Yerleştirilmiş kâseler, sıra sıra yastıklar, serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır." [445]
    Cennetin şurasında, burasında, bir çok yerinde dizili yastıklar vardır. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:
    "Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar." (Rahman, 55/76)
    Bu âyet-i kerimelerde araplara, nazarlarında en güzel, gönüllerde en muazzam ve en kıymetli olan şeylerle, zevk ve manzara cinsinin her sınıf ve nev'i ile hitab edimiştir.
    Yardımına başvurulacak olan zât, yüce Allah'tır. [446]


    Hurilerin incileri, Dünya Kadınlarının Onlardan Üstün Oluşu Ve Dünya Kadınlarından Her Birine Kaç Hizmetçinin Verileceği:

    Yüce Allah buyurdu ki;
    "Orada örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Oralarda, bakışlarını yalnız erkeklerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Onlar yakut ve mercan gibidirler. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir? Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?" (Rahman, 55/54-61)
    "Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!" (Rahman, 55/70-78)
    "Onlara orada tertemiz eşler vardır." (Bakara, 2/25) Yani âdet kanamasından, lohusalıktan, idrardan, dışkıdan, tükürük ve balgamdan arınmış eşler vardır. Bu gibi şeyler onlardan çıkmaz. Aynı şekilde huyları, nefesleri, sözleri karakterleri ve elbiseleri de temizdir.
    "Onlara orada tertemiz eşler vardır" mealindeki âyet-i kerime hakkında Abdullah b. Mübarek... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: .
    "O eşler; âdet kanamasından, dışkıdan, balgam ve tükürükten arınmışlardır." [447]
    "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır." (Rahman, 55/72) mealindeki âyet-i kerimeyle ilgili olarak Ebü'l-Ahves şöyle demiştir:
    "Bize ulaşan bir rivayette anlatıldığına göre arşın altında ki bir buluttan yağmur yağmış. O yağmurun damlalarından ceylan gözlü huriler yaratılmıştır. Sonra nehir kıyılarında o ceylan gözlülerden her birinin üzerine bir çadır kurulmuştur. O çadırların genişliği kırk mil olup kapıları yoktur. Öyleki Allah dostu bir kul o çadıra girmek istediğinde kapı tarafı (denebilecek bir yerde) bir yarılma olur (ve o yarıktan içeri girer) ki Allah dostu o kul, melek ve hizmetçi gibi yaratıkların dahi o ceylan gözlüleri görmemiş olduklarım anlasın. O ceylan gözlüler çadırlarda ve yaratıklarından ve gözlerinden uzaktadırlar."
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceyan gözlüler vardır." (Vakıa, 56/22-23)
    "Onlar (huriler) örtülü yumurta gibidirler." (SaiTât, 37/49)
    Denildi ki: Bu ayette geçen yumurta kelimesiyle, kumlarda saklı devekuşu yumurtasıdır. Bu yumurtanın beyazlığı, araplara göre beyazın en güzel tonudur.
    Şöyle diyenler de olmuştur: Ayette geçen yumurta kelimesiyle, sedefinde çıkmamış inci kastedilmiştir.
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır. Onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kilmışızdır." (Vâ-kıa, 56/35-38)
    Yani dünyada yaşlılık, acizlik ve zayıflıklarından sonra âhirette onları Cenâb-ı Allah yeniden yarattı. Hepsi de taze, bakire, aynı yaşta kızlar oldular. Defterleri sağdan verilen kocaları tarafından sevilen ve onlarla aynı yaşta kızlar oldular. [448]

    Cennet Ehlinin Kadınları Hakkında Ümmü Seleme'nin Sorduğu Sorulara Rasûlullâh (s.a.v.)'in Verdiği Cevaplar:

    Taberânî... Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben dedim ki:
    — Ya Rasûlallah, âyette geçen 'Hûr-ı în' ne demektir? Bana anlatır mısın?
    —., Hûr-ı în, iri özlü demektir. Onların kiprikleri, kartal kanadı gibidir.
    — "Sedefteki inciler gibi" sözünü biraz açıklar mısın?, .
    — Henüz sedeflerinden çıkarılmamış ve el değmemiş inciler gibi saf ve temizdirler.
    — "Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır" ne demek?
    — Yani cennette huyu iyi, yüzü güzel kadınlar vardır. ,
    — "Onlar (huriler) Örtülü yumurta gibidirler" âyetini bana açıklarmısın?';
    —- Derileri yumurta akının üzerindeki zar kadar incedir.,
    — "Onları eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır" âyetini açıklar mısın?
    — Yani onlar dünyada gözü çapaklı acuzeler olduktan sonra cennette kocalarına düşkün ve aynı yaşta (genç) kadınlar olurlar.
    — Ya Rasûlallah! Dünya kadınları mı yoksa huriler mi daha üstündürler?
    — Elbisenin yüzünün astarından üstün oluşu gibi dünya kadınları da hurilerden üstündürler.
    — Neden ya Rasûlallah?
    — Namaz kılmalarından, oruç tutmalarından ve Allah'a ibadet etmelerinden dolayı... Cenab-ı Allah onların yüzlerine nûr, bedenlerine ipek giydirmiştir. Tenleri beyaz, elbiseleri yeşil, zinetleri san, buhurdanlıkları inci, tarakları altındır, Şöyle derler: "Biz ebedi yaşayacaklarız; ölmeyiz. Nimete gark olmuşlarız; asla yoksul düşmeyiz. Biz mukim kimseleriz; göçmeyiz. Razı olanlarız; asla darılmayız. Bize koca olarak verilenlere, zevce olarak kendilerine verildiğimiz kimselere ne mutlu!"
    — Ya Rasulallah! Bir kadın bu dünyada bir, iki, üç veya dört evlilik yapar, sonra Ölür, cennete girer. Kocaları da kendisiyle birlikte cennete girerler. Orada kocası hangisi olur?"
    — Ey Ümmü Seleme! O kadın seçim yapar. Onları en güze ahlâklısını seçer ve: "Ya Rab! Bu, dünyadayken de benimle en iyi geçinen kocamdı. Burada da ona eş olarak beni ver" der. Ey Ümmü Seleme! Güzel ahlaklı kimse dünyanın da ahiretin de iyiliklerini elde eder." [449]
    Ebubekir b. Ebi Şeybe... Saîd b. Müseyyeb'den rivayet etti ki; Âişe (r.a.) şöyle demiştir: Ensarilerden bir kocakarı Hz. Peygambere gelip: "Ya Rasulallah! Allaha duâ et de beni cennete koysun" dedi. Hz. Peygamber ona: "Cennete kocakarı girmez" diye cevap verdi. Ve gidip namaz kıldı. Sonra Âişe (r.a.)'nin yanma döndü. Âişe (r.a.) ona: '"Kadıncağız senin sözünden çok rahatsız oldu" deyince Hz. Peygamber buyurdu ki:
    "Evet tıpkı dediğim gibidir. Cenab-ı Allah yaşlı kadınları cennete koyarken onu bakirelere dönüştürür." [450]
    Önceki sayfalarda geçen sûr hadisinde müminlerin cennete girişinin niteliği anlatılırken şöyle buyurulmuştu:
    "Erkek, Allah'ın yarattığı (hurilerden) yetmiş iki zevceyle cinsel ilişkide bulunur. Âdem neslinden gelen iki kadınla da temas kurar. Ancak bunlar dünyadayken ibadet ettiklerinden dolayı, Allah'ın dilediği kimselerden üstün olurlar.
    Yakuttan bir odada, inciyle taçlanmış altın karyola üzerinde bu kadınlardan biriyle yatar. O odada atlas ve ibrişim giysilerle dolu yetmiş dolap vardır. Adam elini o kadının omuzları arasına koyar, sonra dönüp göğsünden bakınca kendi elini o kadının etinin, cildinin ve elbisesinin içinden görür (çünkü o kadının her tarafı saydamdır). Kadının bacaklarına bakar. Kemiklerindeki iliği görür. Tıpkı yakuta geçirilen gümüş tel bacaklarındaki iliği görür. O bu haldeyken kendisine şöyle seslenilir: [451] Senin bıkmayacağını ve bıktırmayacağını anladık. Ancak senin bundan başka zevcelerin de vardır." Adam o karısının yanından çıkar. Diğer eşleriyle de birer birer ilişkide bulunur. Onlardan her birine uğradığında şöyle der: "Vallahi cennette senden daha güzel bir şey yoktur. Cennette senden daha çok sevdiğim bir şey yoktur." [452]
    Önceki sayfalarda da nakledildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kişinin dünyadaki zevcelerinden ayrı olarak hurilerden de yetmiş iki eşi olacaktır. [453] Onlardan birinin makadının kapladığı yer, bir mil kadardır. "[454]
    Harmele... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur¬muştur:
    "Cennetliklerin mertebece en düşük olanının seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki zevcesi olacaktır. [455] Onun için Câbiye ile San'a arasındaki mesafe büyüklüğünce inci, zeberced ve yakuttan bir kubbe kurulur."[456]
    Muhammed b. Cafer el-Feryabî... Ebû Ümâme'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennete giren her kul mutlaka yetmiş iki eşle evlenir. Bunların ikisi ceylan gözlü hurilerden, yetmişi de kendi zamanındaki dünya kadınlarındandır."[457]

    İmam Ahmed b. Hanbel, Tirmizî ve İbn Mâce... Mikdam b. Madikerib'den rivayet ettiler ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Doğrusu Allah katında şehid için altı şey vardır: Kanının ilk damlası yere düştüğünde Allah onu bağışlar. O da cennetteki yerini görür. Kendisine imân elbisesi giydirilir. Kabir azabından emin kılınır. (Kıyametteki) büyük korkudan emin olur. Başına vakar tacı konulur. O tâcdaki bir yakut parçası, dünyâdan ve içindeki her şeyden daha iyidir. Şehid yetmişiki tane ceylan gözlü huri ile evlenir. Akrabalarından da yetmiş kişiye şefaatçi olur." [459]
    Sahih adlı eserinde Müslim... İbn Aliyye'den rivayet etti ki; Eyyub b. Muhammed şöyle demiştir: "Cennette erkeklerin mi, yoksa kadınların mı çok olduğu konusunu niye övünerek müzakere etmiyorsunuz?" Eyyub'un bu sözü üzerine söze giren Ebû Hüreyre dedi ki: Ebü'l-Kasım (s.a.v.) şöyle buyurmadı mı:
    "Cennete giren ilk zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedirler. Bunların ardından gelen zümrenin suretleri, semadaki en parlak yıldız gibi ışık saçar. Onlardan her birinin yetmiş iki eşi vardır. Eşlerinin bacaklarındaki kemiklerin ilikleri, etlerinin dışından görünür. Cennette bekâr kimse olmayacaktır." [460]
    Bu eşlerden ikisi, dünya kadınlarındandır. Beraberlerinde Aziz ve Celil olan Allanın dilediği sayıda ceylan gözlü huriler vardır. Nitekim bununla ilgili açıklama, az önce geçti. Doğrusunu Allah bilir.
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre'den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet ehlinden (her) bir adamın ceylan gözlü hurilerden iki zevcesi olur. Bu hurilerden her birinin üzerinde yetmiş güzel elbise olur. Bacaklarındaki (kemiklerin) ilikleri, elbiselerinin üstünden görünür."
    (Ahmed b. Hanbel, Bu hadisler, Buharı ve Müslim'in sahihlerinde yer alan şu hadisle çelişmemektedir:
    "Cehenneme baktım; oradakilerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm."[461]
    Cennet ehlinin, cehennem ehlinin veya sadece cehennem ehlinin çoğunluğunu kadınlar teşkil edebilirler. Ama bu kadınların bir kısmı şefaat sayesinde cehennemden çıkıp cennete gider ve oranın sâkinlerinin sayısını artırır. Doğrusunu Allah bilir.
    Derâc... merfu olarak Ebû Saîd'den şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    "Adam cennette yetmiş sene müddetle hiç bir tarafa dönmeden (yastığa) dayanıp oturur. Sonra bir kadın gelip omuzlarına vurur. Kadının yüzüne, yanağına bakar. Yüzünün aynadan daha saf olduğunu görür. Kadının üzerindeki en basit inci bile doğuyla batı (ufkunun) arasını aydınlatır. Kadın ona selâm verir. Selâmım alır ve kadına: "Sen kimsin?" diye sorar. Kadın da: "Ben, yüce Allah'ın bol lutfundan ve ihsanındanım." diye cevap verir. Üzerinde de yetmiş elbise vardır. O elbiselerin en basiti, kan kırmızısı rengindedir. Adamın gözü, kadının iç kısımlarını görebilir. Öyle ki onun bacak (kemik)lerindeki iliği [462] elbisesinin dışından görür."[463]

    Ebû Hüreyre dedi ki: "Cennette kendisine 'Ceylan gözlü' denen bir huri vardır ki; yürürken etrafında yetmiş bin hizmetçi de yürür ve kendisi: "İyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar nerede?" der." [466]
    İmam Ahmed b. Hanbel*in Müsned'inde Kesir b. Mürre, merfu olarak Muaz'dan şöyle bir rivayette bulunmuştur:
    "Dünyadayken bir kadın, kocasına eziyet ederse, o kocanın huri eşi mutlaka o kadına şöyle beddua eder: 'Allah seni kahretsin! O misafirdir. Yakında senden ayrılıp yanımıza gelecektir!" [468]

    Hurilerin Cennette Şarkı Okumaları:

    Tirmizî... Ali (r.a.)'den rivayet etti ki; Rasûİullah (s.a.v.) şöyle buyur¬muştur:
    "Cennette kara gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada benzerini mahlukatın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar ve şöyle derler:
    "Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz!
    Bizler nimetlere mazhanz, yoksulluk görmeyiz.
    Rabbimizden razıyız, kederlenmeyiz.
    Bize koca olanlara ve kendilerine zevce olduklarımıza ne mutlu!" [469]
    İbn Ebi Züeyb... Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennet ehlinin zevceleri kocalarına hiç kimsenin duymadığı en güzel sesle şarkı okurlar. Şarkılarından biri şudur:
    "Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz. Bizler güvendeyiz, hiç korkmayız.
    Bizler kalıcıyız, hiç göç etmeyiz." [470]
    Leys b. Sa'd... Velid b. Abde'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) Cebrail'e: "Beni ceylan gözlü hurilerin yanında durdur." dedi. Cebrail onu götürüp orada durdurdu. O da onlara: "Siz kimlersiniz?" diye sordu. Onlar şu cevabı verdiler: "Bizler; yerleşen ve göçmeyen, gençleşen ve ihtiyarlamayan, takvalı olan ve günah işlemeyen bir kavmin cariyeleriyiz."

    Kurtubî, ceylan gözlü hurilerin şarkı okumalarıyla ilgili olarak yukarıda geçen hadisi naklettikten sonra der ki: Onlar bu şarkıyı okuduktan sonra dünyalı mümine kadınlar da onlara şöyle karşılık verirler:
    "Bizler namaz kılanlarız; siz kılmadınız. Bizler oruç tutanlarız siz tutmadınız. Bizler abdest alanlarız; siz almadınız. Bizler sadaka verenleriz; siz vermediniz." [471]
    Hz. Âişe dedi ki: "Böylece dünyalı kadınlar, hurileri mağlub ederler."
    Doğrusunu Allah bilir. Kurtubî, Tezkire adlı eserinde böyle demiştir. Bu dediklerini hiç bir kitaba dayandırmamıştır. Doğrusunu Allah bilir. [472]

    Cennet Ehlinin Kendi Kadınlarıyla Cinsel İlişki Kurmaları. Onlardan Biri Dilemedikçe De Çocuğu Olmaz:

    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Doğrusu bugün cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır. Merhametli olan Rab katından onlara selâm vardır." (Yasin. 36/55-58)
    İbn Mes'ud, İbn Abbas ve diğer bazı tefsircüer, ayette geçen meşguliyetle, hurilerin bekâret zarını parçalama meşguliyetinin kastedilmiş olduğunu söylemişlerdir.[473]
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar. Bu böyledir. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz. Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler. Orada ilk ölümden başka bir ölüm tadmazlar. Rabbin lutfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur." (Duhân, 44/51-57)
    Ebû Davud et-Tayalisî... Enes'ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette mümin kişiye şu kadar ve şu kadar erkeğin kuvveti verilir." Ben, "Ya Rasulallah, bu kadar gücü olur mu?" diye sorduğumda buyurdu ki: "Ona yüz erkeğin kuvveti verilir." [474]
    Taberanî... Muhammed b. Sîrin'den rivayet etti ki Ebû Hüreyre şöyle demiştir:
    "Denildi ki: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Adam cennette cinsel ilişkide bulunur mu?" (Başka bir rivayete göre ise şu soru soruldu: 'Cennette kadınlarımızla cinsel ilişkide bulunur muyuz?'
    Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; adam sadece bir sabahta, yüz bakireyle cinsel ilişkide bulunur!"
    Hafız Ziya: Benim görüşüme göre bu hadis sıhhat şartlarını taşımaktadır, demiştir.
    Bezzâr... Ammare b. Raşid'den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir Rasûlullah (s.a.v.)'e: "Cennet ehli kimseler zevceleriyle cinsel ilişkide bulunurlar mı?" [475] diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: "[476]
    Harmele... Abdurrahman b. Humeyre'den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'e: "Cennette cinsel ilişkide bulunurmuyuz?" diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi: "Evet... Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; hem de bastıra bastıra yaparsınız. [477] Adam, cinsel temasta bulunduktan sonra karısı tekrar temiz ve bakire olur." [478]
    Taberanî... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur¬muştur:
    "Cennet ehli kimseler kadınlarıyla cinsel ilişkide bulunduktan sonra kadınları tekrar bakire olurlar." [479]
    Taberanî... Ebû Ümame'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.)'e: "Cennetlikler cinsel ilişkide bulunurlar mı?" diye sorulduğunda şu cevabı verdi: "Hem de bastıra bastıra. Ama meni (dölsuyu) ve ölüm yoktur orada."[480]
    Taberanî... Ebû Ümame'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), kendisine: Cennetlikler cinsel ilişkide bulunurlar [481] mı?" diye sorulduğunda şu cevabı verdi:[482]

    Cennetliklere Doğum Yoluyla Çocuk Bahsedilmesi:

    Cennetliklerden biri, dünyadaki gibi çocuk sahibi olma arzusuna kapılırsa (ona hemen bir çocuk bahşedilir). Bununla ilgili olarak şöyle bir hadis varid olmuştur: İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; Allah'ın Peygamberi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Cennette mümin kişi çocuk sahibi olmayı arzulayınca (karısının) hamile kalıp doğurması ve çocuğunun da yaşını doldurması, arzu duyduğu o anda hemen oluverir." [483]
    Tirmizî ve îbn Mâce de... Muaz'dan böyle bir rivayette bulunmuşlardır. Ancak Tirmizî, bunun hasen ve garib olduğunu söylemiştir. .
    Süfyan-ı Sevrî... Ebû Saîd'den rivayet etti ki; RasÛlullah (s.a.v.)'e şöyle bir, sual soruldu; "Ey Allah'ın Rasûlü! Cennetliklerin çocukları olur mu? Çünkü çocuklar, mutluluğu tamamlayan faktörlerdendir."
    RasÛlullah (s.a.v,) buyurdu ki: ,
    "Evet... Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; sizden birinin orada çocuk sahibi olmayı dilemesiyle karısının hamile kalıp (doğurması) emzirmesi ve çocuğun yetişip gençleşmesi hemen hemen aynı anda olur."
    Bu ifadeler gösteriyor ki; cennette bu iş Buharî ve Tirmizî'nin rivayetlerinin aksine gerçekleşecektir.
    Yalnız şunu da söylemek gerekir ki, cennetlik, eğer isterse çocuk sahibi ölür. Ama o böyle bir istekte bulunmayacaktır ki Tavus, Mücahid, İbrahim en-Nehaî ve diğer bazı tabiilerden şöyle bir rivayet varid olmuştur:
    "Doğrusu cennette çocuk doğurulmaz."[484]
    Bu doğrudur. Çünkü cennetliklerin cinsel ilişkileri dünyadaki gibi olmayıp çocuk doğumunu gerektirmez. Çünkü dünya, varlığını sürdürmek için neslin bekası için bir diyardır. Cennet ise mülkün bekası için bir diyardır. Bu nedenle cennettekilerin cinsel ilişkilerinde lezzeti sona erdirici meni (döl suyu) akmaz. Ama onlardan biri, çocuk sahibi olmayı dileyince, dileği doğrultusunda çocuğu doğar. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:
    "Onlara, Rablerinin katında diledikleri şeyler vardır. Bu iyilerin mükâfatıdır." [485]

    Hayatları Kâmil Olduğundan Cennetlikler Ölmezler:

    Ayrıca onların gençliklerinin kuvveti, yüzlerinin parlaklığı, görünümlerinin güzelliği, yaşamlarının hoşluğu artar. Bu nedenle bazı hadislerde anlatılmıştır ki; lezzetlerden ve mutlu yaşantıdan alıkonmamak için uyumazlar. Allah bizleri de cennetliklerden kılsın..
    Yüce Allah buyurmuş ki:
    "Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tadmazlar. Rabbin lutfuyla onları cehennem azabından korumuştur." (Duhân, 44/56)
    "Ama inanıp yararlı iş işleyenlerin konakları firdevs cennetleridir. Orada temelli kalırlar. Başka bir yere gitmek istemezler." (Kelıf, i8/]Q7-i()8)
    Yani oradan başka bir konağı seçmezler. Aksine en çok orayı arzularlar. Orada sıkılıp usanmazlar. Oysa dünyada insan, hoş ve lezzetli, de olsa bazı durumlarda mekânlarından sıkılıp usanırlar. Şairler ve fesahat sahibi edipler ne güzel söylemişler:
    "Süveyda, gönlüme yerleşti. Ondan başkasını istemiyorum.
    Bu halimden başka bir hale dönmeyi de taleb etmiyorum."
    Önceki kısımlarda nakedilen bir hadiste anlatıldığı gibi ölüm, cennet ile cehennem arasında boğazlanacak ve o esnada bir ünleyici şöyle seslenecektir:
    "Ey cennetlikler! Size ebediyet var, ölüm yok. Ey Cehennemlikler! Size de ebediyet var, ölümjyok. Herkes bulunduğu yerde sonsuza dek kalacaktır." [486]
    İmam Ahmed b. Hanbel... Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd'den rivayet etti ki; RasÛlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: .
    "O ünleyici şunları da söyleyecektir: 'Sizler yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz. Sağlıklı olacak, hiç hastalanmayacaksınız, Genç kalacak, hiç ihtiyarlamayacaksınız. Nimete mazhar olacak, hiç yoksulluk görmeyeceksiniz.' Evet, işte bu dört husus da ilân edecektir." [487]
    Nitekim şu âyet-i kerimede de buna değinilmektedir:[488]
    "Onlara: 'İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet' diye seslenilir." [489]

    Cennetlikler Uyumazlar:

    Hafız Ebubekir b. Merdeveyh... Câbir'den rivayet etti ki; RasÛlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Uyku ölümün kardeşidir ve cennetlikler uyumazlar."
    Taberanî... Câbir'den rivayet etti ki; RasÛlullah (s.a.v.); kendisine. 'Cennetlikler uyurlar mı?'diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
    "Uyku, ölümün kardeşidir ve cennetlikler uyumazlar," [490]
    Beyhakî... Abdullah b. Ebi Evfâ'dan rivayet etti ki; adamın biri, Rasülullah (s.a.v.)'e şöyle bir suâl sordu: "Cenab-ı Allah, dünyada gözlerimizi uykuyla dinlendiriyor. Şu halde cennetlikler de uyurlar mı?" RasÛlullah (s.a.v.) ona şöyle cevap verdi:
    "Doğrusu uyku Ölümün ortağıdır. Cennette Ölüm yoktur."
    Peki ya cennetliklerin dinlenmesi nasıl olacaktır? diye sorduklarında RasÛlullah (s.a.v.) şöyle cevaplandırdı:
    "Doğrusu orada usanç yoktur. Onların bütün işleri rahattır."
    Bunun ardından Cenab-ı Allah şu âyet-i kerimeyi inzal buyurdu:[491]
    "Orada bize ne bir yorgunluk gelecek, ne de bir usanç gelecektir." [492]

    Cennetliklerin İlahî Hoşnutluğa Mazhar Olmaları:

    Bu da onlardaki fazilet ve üstünlükten dolayıdır.
    Yüce Allah buyurdu ki:
    "Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve rablerinden mağfiret vardır." {Muhammed, 47/15)
    "Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn [493]cennetlerinde hoş meskenler vâdetmiştir. Allah'ın hoşnud olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur." [494]

    Onur Ve Üstünlük Sahibi Olan Allah, Cennet Ehlinin Üzerine Sürekli Hoşnutluğunu İndirir.

  7. #7
    Kouga_Gennosuke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-08-2007
    Mesajlar
    1,854
    Karizma Gücü
    5
    benim şimdiden canım sıkıldı orda atraksiyon yok anlaşılan...
    Ben yer altı efsanesiyim yavru kuş adım gamlı baykuş
    Gagamla tokuş yaptırırım alayına alaskada buz gibi duş
    Şimdi kur düş seni düşmüşten beter eder kaf kef aklı berduş
    Bakışlar betuş bu dala konma budala kuş da nereye uçuşursan uçuş

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Kur'an hakkında çeşitli çalışmalar yapan Ömer Çelakıl'ın cennet konusunda değişik fikirleri var. Cennet konusu açılmışken söyleyeyim dedim. Bilgisi olan arkadaşlar da görüşlerini paylaşırlar.

    Bir programda izlemiştim, kendisi cenneti, insanoğlunun ilerleyen yüzyıllarda dünyadaki enerji kaynaklarının ve yaşam alanlarının tüketilmesi sonucu, yeni bir yaşam alanının oluşturulacağı ayrı bir gezegen olarak tanımlıyordu. Bu görüşün bilimsel bir temeli var mı yok mu bilmiyorum. Ama ben başta dediğim gibi cennet konusu açılınca söyleyeyim dedim. Bilgisi olan arkadaşlar bir yorum getirirler artık.

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili Tuğrul,Ömer Çerakıl tam bir sahtekardır,eğer öyle olmasaydı,dini bütünler eteklerine sarılırlardı.

    Bu yukarıda cennet hakkında verdiğim bilgiler ,islamın en muteber bilgileri olmakla beraber ilahiyat fakültelerinde ders olarak işlenmektedir.

    Vaktiniz olursa serbest düşünceyle lütfen okuyun.Ve okuduktan sonra bir düşünün.

    Yazım 6 bölümdür ama her yazıyı imla hatalarından temizliyorum,düzenliyorum vakit alıyor.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Tuğrul tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kur'an hakkında çeşitli çalışmalar yapan Ömer Çelakıl'ın cennet konusunda değişik fikirleri var. Cennet konusu açılmışken söyleyeyim dedim. Bilgisi olan arkadaşlar da görüşlerini paylaşırlar.

    Bir programda izlemiştim, kendisi cenneti, insanoğlunun ilerleyen yüzyıllarda dünyadaki enerji kaynaklarının ve yaşam alanlarının tüketilmesi sonucu, yeni bir yaşam alanının oluşturulacağı ayrı bir gezegen olarak tanımlıyordu. Bu görüşün bilimsel bir temeli var mı yok mu bilmiyorum. Ama ben başta dediğim gibi cennet konusu açılınca söyleyeyim dedim. Bilgisi olan arkadaşlar bir yorum getirirler artık.
    Gezegen olduğunu sanmam.Bak ne diyor,

    Sûr hadisinde ise şöyle denilmektedir:
    "İnsanlar Âdem'e, sonra Nuh'a, sonra İbrahim'e, sonra Musa'ya, sonra İsa'ya gelirler. Hepsi onların şefaat isteminden yüz çevirir. Sonra o insanlar Rasûlullah (s.a.v.)'e gelirler. O, gidip cennetin kapısının halkasını şiddete vurur. Bekçi: "Kim O?" der. O da: "Ben Muhammed'im" der. Bunun üzerine bekçi: "Bu kapıyı senden önce kimseye açmama emrini adım." der. (Kapı açılır. Rasûlullah) cennete girer. Allah katında, müminlerin keramet yurduna girmeleri için şefatte bulunur. Allah onun şefaatini kabul eder. Böylece Rasûlullah (s.a.v.), cennete ilk giren peygamber olur. Onun ümmeti de cennete ilk giren ümmet olur."
    Sahih'de rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:[267]
    "Cennette ilk şefaat edecek olan ve cennetin kapısına şiddetle ilk vuracak olan benim."

    Şiddet cennetin kapısında bile devam ediyor.Umarım bekçi uyumuyordur.Yoksa kapının tokmağınıııı,offf,kafasında paralarlar.Yani burası gezegen olamaz.

    ''Tokmak,bekçi,kim o,benim canım aç kapıyı ...'' gibi şeyler gezegen girişlerinde yaşanmaz diye düşünmekteyim ama İslam'da her an her şey olabilir yani.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bir Başka Cennet !!!
    2005 Konuları bölümünde HyDRaLisK tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 28.02.05, 16:29
  2. Cennet Vatanım
    2003 - 2004 Konuları bölümünde NoiaN tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 23.10.04, 05:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •