• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0

    Papa Ratzinger'in papalığından sonra kıyamet mi geliyor?

    Aziz Malaki adlı biri tarafından papalar hakkında kehanetler veriliyor. İşin ilginç yanı bu kehanetlerin yüzyıllar sonra bile gerçekleşmesi. Kehanete göre şu an 111. Papa görevde. Bu geleneksel anlamda görev yapan son papa. Bundan sonra gelecek olan 112. Papa için çok farklı şeylerin olacağı söyleniyor. Kısacası tam bir felaket! Acaba bu felaket kehaneti tutarsa neler olacak?

    Papa Benuva sondan bir önceki papa mı?

    http://tr.wikipedia.org/wiki/XVI._Benedictus

    Papa XVI. Benedictus (Latince: Benedictus PP. XVI, Almanca: Benedikt XVI, Fransızca: Benoît XVI, İngilizce: Benedict XVI, Papa olmadan önceki adı: Joseph Alois Ratzinger, Türkçeleştirilmiş: Papa Benuva) (16 Nisan 1927 Marktl am Inn, Bavyera, Almanya) taşıdığı Papa ünvanıyla dünya çapında 1 milyarı aşkın üyesi bulunan Katolik Kilisesinin en büyük ruhani lideridir.

    112. papayla ilgili sözler:

    In persecutione extrema S.R.E. Sedebit...

    Petrus Romanus,qui pascet oves in multis tribulationibus..;

    quibus transactis civitas septicollis diruetur...

    et Iudex tremendus iudicabit populum suum....


    (Kutsal Roma Kilisesi'nin karşılaştığı son zulüm sırasında...

    Romalı Peter hüküm sürecek ve o sürüsünü bir çok musibet ortasında doyuracak..;

    ki bunu takiben, yedi tepeli şehir yok edilecek...

    ve heybetli Yargıç insanlığı yargılayacak....)
    [/INDENT]


    http://hasat.org/forum/Aziz_Malacchi...__-k10788.html

    Alıntı:

    cebedexx09-11-06, 14:48
    İrlandalı Psikopos Mallaccia (Aziz Malaki)' nin (1094-1148) son 111 papa ile ilgili yaptığı kehanetlerin tamamı gerçek çıkmış. Son 111 papanın kimisinin arması, kimisinin doğduğu yeri, kimisinin ismi'ni sırasıyla tarif eden psikopos'un 112. papanın son papa olacağı kehaneti düşündürücüdür.

    ''Roma Kilisesinin son zulmü esnasında başında Romalı Peter bulunacak ve koyunlarını sayısız felaketlerin ortasında otlatacaktır. Bunlar da sona erdikten sonra yedi tepeli şehir (Roma) yıkılacak ve korkunç hakim halkı yargılayacak''
    Bu kehanet farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bazılarına göre kıyameti işaret ederken, diğer bir kısım hristiyanlığın sonu veya hristiyanlıkta aydınlanma ve yeni çağ olarak yorumlanır.

    Şu anki papa 16.Benetict 111.papa dır ve bundan sonraki 112.papa ile birlikte kehanetin doğru çıkıp çıkmayacağı anlaşılacaktır.

    Aziz Malaki kendi ölüm tarihi olan 2 Kasım'ı da önceden bildirmiştir

    http://forum.kanka.net/archive/index.php/t-230965.html

    http://www.google.com.tr/webhp?hl=tr...57bb6dda7b34d2

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Aziz Malaki'nin 112. papayla ilgili kehanetiyle Fatima'nın üç sırrı arasında büyük bir benzerlik vardır. Fatima'nın üç sırrından üçüncü sır bu konuyla ilgilidir. Aşağıdaki konu bu üçüncü sırla ilgili değil ama bunu da ekleyelim.


    Alıntı cinselcin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konuyla bağlantılı ayrı bir konu:

    "...
    Maddesiz bedenli ruh varlıklar ve verdikleri mesajlar

    Bunlar mesajlarını nasıl verirler? Bunu çok çeşitli şekillerde ve bazı aracıları ve yöntemleri kullanarak yaparlar. Bu aracıların adının her zaman medyum olması gerekmez. Adı ne olursa olsun, önemli olan onların amaçlarına hizmet etmeleridir. Ve onlar da genellikle kendi amaçlarına hizmet edenleri çok zengin ederler. Bunu yaparken de diğerlerinin (çoğu kez müridlerinin) onlara bu zenginliği vermelerini sağlarlar. Yöntemler çok sinsicedir. Birçoğu masum dinsel inançlar şeklindedir. Bir kişi kendine şunu sormalıdır: Neden birçok inanç birbirinden bu kadar farklı olduğu halde, bir o kadar da benzerlik gösterir? Nedeni çok basittir. Çünkü bütün bu inançların kökeni Nemrut'un (Nimrod) kurucusu olduğu Babil şehridir. Ayrıca ruhçuluğun beşiği, anayurdu da Babil'dir. Bugün de var olmaya devam eden pek çok inanç ta o zamandan beri vardır. Bu inançların içeriği maksatsız değildir. Hepsi genellikle bir amaca hizmet ederler; çünkü, zaten bunun için tasarlanmışlardır. Tıpkı bir satranç oyununda olduğu gibi çok zekicedirler. İlk bakışta anlaşılması nerdeyse olanaksızdır. Konu gider gelir, Kitabı Mukaddes'e dokunur ve onun etrafında döner. Ancak, konular Kitabı Mukaddes'e göndermeler yapsa da, verilen mesajlar onunla zıttırlar. Benzerliklerin kurulması ise, onun mesajını saptırabilmek içindir. Şu soruları soralım: İnsan ölünce ne oluyor? Yanıt hemen hemen bütün inançlarda aynıdır. İnsan ölünce ruhu bir yerlerde yaşamaya devam ediyor, denilir. Oysa Kitabı Mukaddes insanın ruhunun, yalnızca bir kuvvet olduğunu ve kişiliği olan bir şey olmadığını söyler. Tıpkı, farklı aygıtların, bir radyonun, bir makinenin elektrik kuvvetini kullanması gibi. Elektrik hiç bir zaman ne bir radyonun, ne de bir makinenin özelliğini alır. Kitabı Mukaddes'e göre insan ölünce, toprağa döner ve geriye ondan hiç bir şey kalmaz. Tek kalan şey ise, Tanrı'nın o kişiye ait bilgileri hatırlamasıdır. Ve o kişinin gelecekte yaşayıp yaşamayacağı Tanrı'ya bağlıdır, denilir. Bu dirilmeyle ilgili bir konudur. Peki, ruhun ya da canın ölmezliği öğretisinin benimsetilmesi ile amaçlanan nedir? Kitabı Mukaddes insanların yaşadığı yerin ve gelecekte de cennet bir ortamda yaşayacakları yerin Dünya olduğunu söyler. Başlangıçta Dünya'da bir cennet vardı ve bu cennet gelecekte de gene Dünya'da olacaktır. İşte bunun baltalanması gereklidir. İnsanlara, Dünya'nın tamamen, bir daha yaşanmamak üzere yok edileceği inancı benimsetilmelidir. Bu daha da uzun açıklanabilir. Ayrıca insanlara, insanın ölünce ruhunun yaşadığına inandırtmanın başka bir faydası daha vardır. Bu sayede, maddesiz bedenli ruh varlıklar - cinler - bu ölmüş kişilerin kılığına girebilirler ve insanları aldatabilirler. Çoğu kez de bunu yaparken, insanların gözünde dinsel yönden değerli sayılan kişileri kullanırlar. İnsanlar kendi inançlarında değerli saydıkları birini rüyalarında görürlerse, onun verdiği mesajı kolaylıkla kabul edebilirler. Rüyaların ya da diğer ruhçulukla ilgili konuların bütün Dünya çapında yer alan konular olduğunu aklımıza getirirsek, bunların Dünya çapında bütün insanları aynı yolla saptırdıklarını anlayabiliriz. Ufak bir farkla, her ülkede o insanların inancına ters düşmeyecek şekilde yapılır. Tam tersine bu insanlar, bu tip olayları yaşayıp, birbirlerine anlattıkça, inançları daha da perçinleşir. Yani, maddesiz ruh varlıkların, Babil'de diktikleri inanç fidanları ara sıra sulanmalı ve bakılmalıdır ki, aldatmanın devamı sağlanabilsin.

    İnanç 1: İnsan ölünce ruhu yaşamaya devam eder.

    İnanç 2: Ölen kişinin ruhu, başka birisi olarak tekrar beden alabilir. (Reenkarnasyon)

    İnanç 3: Ölen kişinin cennetle cehennem arasında bekleyeceği bir yer vardır. (Araf)

    İnanç 4: Ölen günahkarın azap çekeceği bir cehennem vardır. (Hell, Inferno)

    İnanç 5: Tanrı insanların kaderini belirler. İnsanlar bunun dışına çıkamazlar. (Predestination)

    Bu liste böyle uzayıp gider.


    En az iki mesaj örneği: Ruhun yaşamaya devam etmesi ve cehennem:

    Örneğin "Fatima'nın üç sırrı" diye bilinen bir konu vardır. Dindar Katolikler, "Meryem Ana"'nın keçi çobanlığı yapan Lúcia dos Santos, Jacinta und Francisco Marto adlı üç çocuğa görünerek, onlara bazı sırlar verdiğine inanırlar. Olayın geçtiği yer Fatima adlı bir yerdir (Lizbon, Portekiz). (http://de.wikipedia.org/wiki/F%C3%A1tima) "Meryem Ana" ilk olarak 13 Mayıs 1917'de görünür. Bu tarih 1. Dünya Savaşı'nın dolu dizgin devam ettiği bir tarihtir. Alev atan makineler ve zehirli kimyasal gazlar vs. kullanılan, tam bir deliliğin hüküm sürdüğü bir tarih. Fatima'da yaşayan bu üç çocuk ise, yoksulluğun olduğu ve doğru dürüst okur-yazarlığın bile olmadığı ancak, inançlarının güçlü olduğu bir köyde yaşamaktadırlar. "Meryem Ana" bu mesajları hemen vermez, çocuklara her ayın 13'ünde aynı yere kendisiyle buluşmak için gelmelerini söyler. Çocuklar buna uyarlar. Üçüncü gelişlerinde "Meryem Ana" çocuklara bir vizyonla cehennemi gösterir. Bu cehennemin yeri olarak da Dünya'nın merkezi gösterilir. Orada bir ateş denizi vardır. İçinde günahkarların ruhları ve şeytan ile cinler cayır cayır feryatlar ederek yanmaktadırlar. "Meryem Ana" çocuklara şöyle der: "Günahkarların ruhlarının gidecekleri yeri gördünüz. Arkasından çocuklardan "Her gün tespih duası edin" diyerek ibadet etmelerini ister. Ayrıca daha önemlisi de, her yıl belli bir ayın 13'ünü "Meryem Ana"yı kutlama günü olarak dinsel tören olarak kutlamalarını talep eder. Peki sormak gerekir. Neden, ayın 13'ü. Bu sayı satanizmle ilgili kutsal bir sayı değil mi? Evet, öyledir. İsa'nın 12 takipçisi vardı. Bunlardan biri Yahuda İskariyot hain oldu ve onun yerine bir başkası seçildi. Yahuda İskariyot görevinden alındı ve görev başkasına verildi. Yahuda İskariyot 13. olarak dışarda bırakıldı. Şeytan'ın Tanrı'nın meleklerinin arasından çıkmasına güzel bir örnek olarak, bu olay ve sayı satanizm için uygun bir sembol olabilir. Peki "Meryem Ana" neden bu sayıyı kullanmaktadır? O tarihlerde bir gün "Meryem Ana" çocuklara tekrar göründüğünde yalnız gelmez. Biraz arkasında ve sağında duran alev alev yanar şekilde elinde bir kılıçla bir melek durmaktadır. "Meryem Ana"'nın çocuklara verdiği sırların bir bölümü 1. Dünya Savaşı'yla ilgilidir. "Meryem Ana" sırlarla ilgili olarak, eğer söyledikleri yapılırsa, yani tespih duası ve kendisiyle ilgili anılma töreni vs. o zaman günahkarların ruhlarının kurtulacağını söyler. Bu arada arkasındaki korkutucu alev alev yanan melek, çocuklara "tövbe edin, tövbe edin, tövbe edin" diye bağırarak, onlara alevler fırlatır. Ama korkmaya gerek yok! "Meryem Ana" devreye girer ve elini açarak gelen alevlere bir toz gibi ışık tanecikleri saçar ve saçtığı bu pırıltılar alevleri söndürür. İşin garip tarafı şu ki, savaşı yapanlar bir başkasıyken, bu alev alev yanan melek, çocukların tövbe etmesini istemektedir. Savaş meydanı ve korkunç savaş makineleriyle savaşanlar başka yerdedirler. Bu çocukların yaşadığı yer ve onların köyü ise zavallı, masum ve üstelik dindar insanlardan oluşan bir köydür. Üstelik bunlarda aklı bir şeye ermeyen ufak çocuklardır. Acaba alevler saçan bu melek, savaşan askerlerden ve silahlardan, büyük adamlardan korktuğu için mi bu çocuklara gelip tövbe etmelerini istemektedir? Bu çocuklar mı savaşı çıkardılar ki, tövbe etsinler? Bu konuları saçma gören olursa, bilsin ki, bunlar koskoca bir Katolik inancının benimseyip kutsal saydığı bir konudur. Öyle olmasa, Papa'nın vurulduğu merminin, daha sonra "Meryem Ana"nın tacına kaynak yapılması sözkonusu olur muydu? Artık o kurşun, kutsal bir nitelik kazanmıştır. Çünkü o kurşun "Fatima'nın üç sırrı" ile ilgilidir. Hatta bu nedenle vurulan Papa, bu olayın arkasında ilahi nedenler (kader) olduğuna inandığından, kendisini vuranı bağışlamıştır.

    Papa ayın 13. de vuruldu.
    Rahibe Lucia ayın 13. de öldü.
    Mehmet Ali Ağca: 13 harfle yazılır.
    Türkiye'ye getirilişi: ayın 13'ü.


    http://en.wikipedia.org/wiki/F%C3%A1tima%2C_Portugal

    http://en.wikipedia.org/wiki/Three_Secrets_of_Fatima

    http://www.vatican.va/roman_curia/co...fatima_en.html

    http://en.wikipedia.org/wiki/Our_Lady_of_Fatima

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_Mir...Lady_of_Fatima

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_%22..._of_the_Sun%22

    http://en.wikipedia.org/wiki/Marian_apparition

    http://de.wikipedia.org/wiki/F%C3%A1tima

    http://www.vatican.va/roman_curia/co...fatima_ge.html

    http://www.indian-skeptic.org/html/hanauer/fatima.html

    http://www.portugal-reiseinfo.de/orte/fatima/fatima.htm

    Vatikan'ın resmi inancının bir kısmı olarak kabul ettiği “Fatima'nın üç sırrı”nda cehennemle ilgili bir görüm (vizyon) anlatılır. 13 Mayıs 1917'de “Meryem Ana” o zamanlar Cova de Iria'da (Lizbon-Portekiz) çobanlık yapan Yacinta, Francisco ve Lucia adlı üç Portekiz'li çocuğa ilk defa ışıklar içinde göründüğünde, onlara her ayın 13'ünde tekrar o yere gelmelerini söyler. Ve 3. kez göründüğü 13 Temmuz 1917'de bu çocuklara bazı sırlarla dolu açıklamalarda bulunur. Her buluşmanın sonunda “Meryem Ana” şu tembihte bulunur: “Her gün tespih duası edin.” Rahibe Lucia, Vatikan tarafından kendisiyle bu sırlar hakkında konuşturulmak üzere görevlendirilen Leiria-Fatima rahibine bunlar hakkında açıklamalarda bulunur. Rahibe Lucia'nın cehennemle ilgili anlattığı görüm şöyledir:

    “Bizim Sevgili Hanımımız, bize Dünya'nın derinliklerinde olduğu görülen büyük bir ateş denizi gösterdi. Bu ateşin içinde şeytanları ve insanların ruhlarını, saydam siyah ya da kahverengi, insan şeklinde yanan kömürler olarak gördük. Bunlar ateşin içinde oraya buraya gidip, içinden dumanlar çıkan alevler tarafından yukarı fırlatıldılar. Birisini, bu gördükleri karşısında dehşetten titretecek ve kanını dondurtacak şekilde, bunlar acı feryatlar ve ümitsizlik çığlıkları altında dengeleri ve ağırlıkları olmaksızın, muazzam büyüklükteki alevler içinde kıvılcımlar gibi bütün her yöne doğru düştüler. Şeytanlar korkunç ve ürpertici iğrenç, bilinmeyen hayvanlar şeklinde görünüyorlardı, hem de ayrıca saydam ve siyahtılar.”

    “Bu görüm bir an için sürdü. Göksel annemize şükürler olsun ki, bize (ilk göründüğünde) bizi göğe (cennete) götüreceğine söz vermişti. Öyle olmasaydı, sanırım korkudan ve dehşetten ölürdük. Bakışlarımızı, sevgili hanımımıza doğru kaldırdığımızda, tam bir iyilik ve hüzünle konuştu: - Zavallı günahkarların ruhlarının gidecekleri cehennemi gördünüz. Tanrı onları kurtarmak için, benim lekesiz kalbimi Dünya'da anmak üzere bir kutlama töreni oluşturmanızı istiyor. Size söylediğim yapılırsa, birçok insanın ruhu kurtulacak ve barış olacak.”

    http://en.wikipedia.org/wiki/Three_Secrets_of_Fatima

    http://en.wikipedia.org/wiki/Hell

    Buradaki resimler cehennemin çeşitli katmanlarını göstermektedir. Cehennemdeki işkenceler çok çeşitlidir. Bazı işkenceler insanların kaynar kazanlara atılarak yakıldığını bazıları da çeşitli işkence aletleri kullanılarak cehennemliklere işkence edildiğini anlatır.

    Bu resimlerde sergilenen cehennem anlayışı, orta çağdaki hristiyanlık düşüncesini derinden etkileyerek, kafir olarak adlandırılan kişilerin benzer işkencelere tabi tutulması gerektiğini düşündürtmüştür. Bunun sonucunda yaklaşık yüz bin kadar kadın, cadı oldukları gerekçesiyle direklere bağlanıp yakılmıştır. Ayrıca orta çağdaki engizisyonda (Engizisyon: Peşine düş, yakala, işkence et, öldür.) bir çok çeşitli işkence aletleri kiliseler tarafından icat edilmiş ve kafir olarak adlandırılanlara karşı uygulanmıştır. Bu aletler bugün Avrupa'daki bazı müzelerde sergilenmektedir. Bu müzelerden biri Almanya'nın Rüdesheim şehrinde bulunmaktadır..."

    http://tr.wikipedia.org/w/index.php?...t&oldid=245880
    http://www.turkforum.net/showthread....34#post5390834

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Fatima'nın üçüncü sırrı Katolikler için tamamen felaket haberiyle doludur. Üçüncü sır özet olarak şöyledir:

    Fatima'nın üçüncü sırrında son papanın kilisenin rahip ve rahibeleriyle birlikte yaşayacakları büyük bir felaketten sözedilir. Bunlar yüksekçe bir tepedeki haça doğru yürürler. Papa yürürken gördüğü ölüler için bir yandan dualar eder. Papa titreyerek yürür, büyük acı ve keder içindedir. Tepedeki haça ulaştığında diz çöker ve burada askerler ateş ederek papayı da diğerleri gibi öldürürler. Aynı şekilde papayla birlikte etrafındaki bütün kilise mensupları, rahipler, rahibeler, bütün din görevlileri, ayrıca kilise dışından olan taraftarlar vurularak yere serilirler. Sırda bütün bunları yaptıranın Tanrı olduğu belirtilir. Özeti böyle.

    Öte yandan Aziz Malaki'nin kehaneti de aynı buna benzemektedir. Her ikisinde de Katolik dini büyük bir felakete uğramaktadır. Acaba bütün bunlar şimdiki Papa Ratzinger'den sonra gelecek olan Romalı Petrus'un mu başına gelecek? Kilise adamları bu kehanetlerden ötürü tir tir titriyorlar olsa gerek!

    Bu durumda bütün bunlar dine karşı yapılan bir saldırı anlamına geliyor. Papa ve peşindeki bütün din adamları ve din taraftarları askerler tarafından yokediliyorlar. İşin ilginç yanı ise, Fatima'nın üçüncü sırrında ve Aziz Malaki'nin kehanetinde bu felaketi getirenin Tanrı olduğu gösterilmeye çalışılmış. Gerçi dolaylı olarak anlatılsa da bu anlama gelen sözler var. Felaketi getiren için Korkunç Hakim, Heybetli Yargıç gibi anlamlar var.

    Acaba bütün bunların doğru olup olmadığına ilişkin başka kanıtlar ve bilgiler bulabilir miyiz? Gerçekten bu kehanetler tutacak olursa, ilerde insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor diyebiliriz? Bazı kehanetlerin tutmadığından yola çıkarak, bunları da gözardı edebilir miyiz?

    Acaba bütün bu olaylar yalnızca Katolik dininin mi başına gelecek, yoksa günümüz Babil'inin bütün diğer sahte dinleri de benzer bir sona mı uğrayacaklar?

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    112. Papa'yla ilgili kehanette yedi tepeli bir şehirden sözedilir. Bu Katolik dini için söylendiğinde Vatikan'ı, Roma'yı kastedebilir. Fakat öte yandan sahte dinlerin başına gelecekler için yazılan sözlerde Nimrod tarafından inşa edilerek başlatılan Babil şehri, o zamandan beri sahte dinlerin baş simgesi olmuştur. Bu yüzden sahte dinler için Büyük Babil deyimi kullanılır. Ayrıca Babil bir şehir olduğu için, aynı anlamda Büyük Şehir de denir. Bundan başka Büyük Babil bir fahişeyle de simgelenir. Bu dinsel fahişe insanların kanını dökmekten sorumludur ve savaşları destekleyerek binlerce yıldır döktürdüğü insan kanlarından sarhoştur. Bu fahişenin suçu daha da fazladır ama uzatmaya gerek yok. Zamanı gelince fahişe canavar tarafından yokedilecek.

    Gelelim Fatima'nın üç sırrı ya da Aziz Malaki'nin kehanetlerine. Aslında her ikisi de cin kaynaklıdır, ama öte yandan bir dereceye kadar da doğrudur. Acaba Aziz Malaki nasıl oluyor da geleceği önceden bilebiliyor? Gayet basit. Bütün sahte dinler Şeytan ve cinlerin kontrolündedir. Bu yüzden başa geçen papalar vs. onların seçtikleridir. Bu yüzden önceden söyleyip, sonra da söylediklerine uygun birinin başa geçmesini sağlayabiliyorlar. Yine de bu kehanetlerin ve sırların gerçek yönü var. Artık ne Şeytan ne de cinler bu dinleri kurtaramazlar. Onlar da biliyorlar ki, "Korkunç, Heybetli Hakim" 666'ya son verecek ve kendi taraftarlarını rahata kavuşturacak. Artık bunun zamanı geldi.

    Korkunç Hakim yargı tahtına oturur, mahkeme kurulur ve yargılamaya başlar:
    ...
    7: 7 "Bundan sonraki gece görümlerimde korkunç, ürkütücü, çok
    güçlü dördüncü bir yaratık gördüm. Büyük demir dişleri vardı;
    yiyip parçalıyor, artakalanı ayakları altında çiğniyordu.
    Kendisinden önceki yaratıklara benzemiyordu. On boynuzu vardı.
    7: 8 "Ben gözümü dikmiş boynuzlara bakarken, onların arasından daha küçük başka bir boynuz çıktı. İlk boynuzlardan üçü onun önünde söküldü. Bu boynuzun insan gözü gibi gözleri, böbürlenen bir ağzı vardı.
    7: 9 "Ben bakarken
    Tahtlar kuruldu,
    Eskiden beri var Olan yerine oturdu.
    Giysileri kar gibi beyaz,
    Başındaki saçlar yün gibi apaktı.

    Tahtı alev alev,
    Tekerlekleri kızgın ateş gibiydi.
    7: 10 Önünden ateşten bir ırmak çıkıp akıyordu.
    Binlerce binler
    O'na hizmet ediyordu;
    On binlerce on binler
    Önünde duruyordu.
    Mahkeme kuruldu,
    Kitaplar açıldı.

    7: 11 "Boynuzun söylediği övüngen sözleri duyunca baktım, yaratık
    gözümün önünde öldürüldü, bedeni kızgın ateşe atıldı, yok oldu.
    7: 12 Öbür yaratıklara gelince, egemenlik onlardan alınmış, ancak
    belirli bir süre için yaşamalarına izin verilmişti.
    7: 13 "Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün
    bulutlarıyla geldiğini gördüm. Eskiden beri var Olan'ın yanına
    doğru ilerledi, O'nun önüne getirildi.
    7: 14 Ona egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır."
    7: 15 "Ben Daniel'e gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.
    7: 16 Orada duranlardan birine yaklaştım, bütün bunların gerçek
    anlamını açıklamasını istedim.
    "O da bana bunların ne anlama geldiğini açıkladı:
    7: 17 'Bu dört büyük yaratık yeryüzünde ortaya çıkacak dört kraldır.
    7: 18 Ama Yüceler Yücesi'nin kutsalları krallığı alacak, sonsuza
    dek ellerinde tutacaklar. Evet, sonsuzlara dek.
    7: 19 "Bundan sonra öbürlerinden farklı, çok korkunç, demirden dişleri, tunçtan* tırnakları olan, yiyip parçalayan, artakalanı ayakları altında çiğneyen dördüncü yaratığın ne anlama geldiğini öğrenmek istedim.
    7: 20 Bunun yanısıra başındaki on boynuzdan sonra çıkan öbür
    boynuzun ne olduğunu da öğrenmek istedim. Bu boynuzun önünden üç
    boynuz düşmüştü, sanki ötekilerden daha iriceydi. Gözleri ve
    böbürlenen bir ağzı vardı.
    7: 21 Ben baktığım sırada bu boynuz kutsallarla savaşıyor ve
    onları yeniyordu.
    7: 22 Eskiden beri var Olan -Yüceler Yücesi- gelip kutsallarının
    lehine yargı verene dek bu böyle sürdü. Kutsalların krallığı alma
    zamanı gelmişti.

    7: 23 "Bana şu açıklamayı yaptı: 'Dördüncü yaratık yeryüzünde
    ortaya çıkacak dördüncü krallıktır. Bütün öbür krallıklardan
    farklı olacak, bütün dünyayı yiyip bitirecek, çiğneyip parçalayacak.
    7: 24 On boynuz bu krallıktan çıkacak on kraldır. Bunlardan sonra
    öncekilerden farklı bir başka kral ortaya çıkıp üç kralı tahtlarından indirecek.
    7: 25 Yüceler Yücesi'ni kötüleyen sözler söyleyecek, O'nun
    kutsallarına baskı yapacak. Belirlenen zamanları, yasaları değiştirmeyi amaçlayacak. Kutsallar üç buçuk yıl için eline teslim edilecekler.
    7: 26 "'Ama mahkeme kurulacak, onun egemenliğine son verilecek,
    büsbütün yok edilecek.

    7: 27 Göklerin altındaki krallıklara özgü krallık, egemenlik ve
    büyüklük kutsallara, Yüceler Yücesi'nin halkına verilecek. Bu halkın krallığı sonsuza dek sürecek, bütün uluslar ona kulluk edip sözünü dinleyecek.
    7: 28 "İşte olayın gelişimi burada bitiyor. Ben Daniel'e gelince,
    düşüncelerim beni çok ürküttü, benzim soldu. Ama bu olayı içimde sakladım."

    Şeytan ve cinleri bu olayların tam gününü bilmeseler bile, hiç değilse belki ayını ya da yılını biliyor olabilirler. Bu yüzden bu tür bir kehanette bulunabilirler. Ancak benim için önemli olan onlardan gelen bir kehanet değildir. Zaten Kitabı Mukaddes tümüyle bir bütün olarak bu olayları ele alır. Ancak herkesin anlayacağı bir dille anlatılmaz.

    Kitabı Mukaddes'in Vahiy bölümü Yuhanna'ya vizyonlar şeklinde gösterilmiştir. Ve anlatım tarzı büyük oranda simgelerle doludur. Vahiy kitabındaki anlatılanlardan konumuzla ilgili olanları aşağıdaki gibidir:


    Alıntı cinselcin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    http://www.turkforum.net/436898-06-06-2006-666-felaket-gunumu-5.html

    Ne Maya takvimi ne de Marduk diye bir gezegenin bağlayıcılığı yok. Sonla ilgili günün tarihini bunlar tespit etmeyecek. Bir son gelecekse ki, elbette gelecek ama bunu tayin eden güçler ne Mayalar ne de Marduk gezegeni vs. Zaten Marduk diye bir gezegen yok. Eski Babil'de insanlar çeşitli yıldızlara, gezegenlere tapınıyorlardı. Astroloji, burçlar bunlarla ilgilidir. Örneğin Babillilerin üç tanrısının adları şöyleydi:

    • Güneş tanrısı: Şamaş (Arapça Şems)
    • Ay tanrısı: Sin (Hilal şeklindedir ve aynı zamanda kader tanrısıdır)
    • Yıldız tanrısı: İştar (Star)


    Ay tapınması Mezopotamya ve Arap yarımadasında eski zamanlardan beri yaygındı. Bugüne kadar güneş, ay ve yıldız tapınması Dünya çapında bir olgudur. Sunday, Monday (Moon), Saturday (Saturn) ve bugün değişmiş olsa da diğer günler için de başka gezegenler kullanıldı. Güneş, ay ve yıldızla ilgili simgeler hem dinsel alanda hem de başka alanlarda toplumlar tarafından her yerde kullanılıyor.

    Hakimler 8:
    8: 24 Sonra, "Yalnız sizden bir dileğim var" diye sözünü
    sürdürdü, "Ele geçirdiğiniz ganimetin içindeki küpeleri bana
    verin." -İsmaililer altın küpeler takarlardı.-
    8: 25 İsrailliler, "Seve seve veririz" diyerek yere bir üstlük
    serdiler. Herkes ele geçirdiği küpeleri üstlüğün üzerine attı.
    8: 26 Hilaller, kolyeler, Midyan krallarının giydiği mor giysiler
    ve develerin boyunlarından alınan zincirler dışında, Gidyon'un
    aldığı altın küpelerin ağırlığı bin yedi yüz şekel [1] tuttu.
    8: 27 Gidyon bu altından bir efod* yaparak onu kendi kenti olan
    Ofra'ya yerleştirdi. Bütün İsrailliler bu put yüzünden RAB'be
    vefasızlık ettiler. Böylece efod Gidyon ile ailesi için bir tuzak oldu.

    Eyüp:
    31: 26 Işıldayan güneşe,
    Parıldayarak hareket eden aya bakıp da,
    31: 27 İçimden ayartıldımsa,
    Elim onlara taptığımı gösteren bir öpücük yolladıysa,
    31: 28 Bu da yargılanacak bir suç olurdu,
    Çünkü yücelerdeki Tanrı'yı yadsımış olurdum.

    Marduk Babillilerin baş tanrısıdır. Simgesi Ejderdir. Kitabı Mukaddes'te Şeytan'da ejder olarak söz edilir. Bu ejderle simgelenen Şeytan bütün Dünya'nın geçici hakimidir. Bu yetkiyi Tanrı'dan almıştır. İnsanları perde arkasından yöneten güçler Şeytan ve kendisine katılan başka isyankar melekler olan cinlerdir. Onların süreleri hemen hemen doldu, ama tam günü kimse bilemez. Son işaret-alamet insanların barış ve güvenlikle ilgili çalışmalarıyla ilgilidir ve şimdilerde bu yönde bütün dünyada buna yönelik adımlar atılıyor. Öyleyse bu son işaret olduğuna göre yakında (ille de 2012 değil) büyük değişikliklerin olmasını bekleyebiliriz. Zaten dünyanın gidişatı da onu göstermiyor mu? Dünya bu ekonomik gelişmeyi kaldırabilir mi? Çevre felaketleri giderek artmıyor mu? Nedeni nedir? İnsanların ortaya koydukları düzen bütün bunlara yol açmadı mı? Hangi düzen? 666 adı verilen perde arkasında Şeytan ve cinlerin bulunduğu insan yönetimlerinden oluşmuş bu bozuk düzen. Bu 666'nın üç temel unsuru: Siyaset, ticaret (ekonomi), sahte dinler. İşte 666'nın hep Şeytan'la ilgili olması veya Şeytan'la ilgili simgelerin 6'yla ilgili olması bu yüzdendir. Çünkü Şeytan'a tanınan sürede simgesel 6 gündür.

    Satan-istlerin yıldızı altı köşelidir.

    http://images.google.com.tr/imgres?i...%3D2%26hl%3Dtr

    Onlar Davud'un yıldızı deseler de, İsraillilerin yıldızı gerçekte put krallarını simgeleyen bir putperestlikti:

    38. Amos 5:26
    Gerçekte kralınız Sakkut'u, putunuz Kayvan'ı,
    Kendiniz için yaptığınız ilahın yıldızını taşıdınız.

    31. Yeşaya 47:13
    Aldığın öğütlerin çokluğu
    Seni tüketti.
    Yıldız falcıların, yıldızbilimcilerin, (astrologların)
    Ay başlarında ne olacağını bildirenlerin,
    Şimdi kalksınlar da
    Başına geleceklerden seni kurtarsınlar.

    Pentagram yıldız beşlidir ama bu da Şeytan'la ilgilidir. Daha doğrusu Marduk ya da diğer bir adı olan Baal'ın eşi İştar'ı simgeler.

    Elbetteki ne Marduk ne de İştar diye tanrılar vardır. Fakat Şeytan hem şimdi hem de geçmişte insanları bu simgelerle hem putlara, hem de Marduk tanrısıyla kendisine tapındırmıştır.

    Sümer diye bilinen bölge Babil şehrinin güneyindeki bölgenin adıdır. Babil'in kuzey kısmına da Akad denilirdi. Babil'de bir dönem Kildan hanedanlığı hüküm sürdüğünden bunlara Kildaniler de denilirdi. Sahte inançların doğum merkezi Babil'di. Nimrod'la (Nemrut) başlayan olaylarla 666 ilk olarak Şinar Ovası'nda yani Mezopotamya'da (Mezopotamya: Irmaklar arasındaki ülke demektir. Dicle ve Fırat) ortaya çıktı. Yani siyaset, ticaret ve sahte din üçlüsü. Binlerce yıldır dünyada bütün ülkeler bu üç unsurla içiçe yönetildi. Günümüzde de dinler hala daha siyasette etkindirler ve birçok yerde de onu ele geçirebilmek için hem siyasi, hem ticari, hem de çatışma yoluyla bunu sürdürüyorlar. Ama bu hep böyle sürmeyecek, çünkü pek yakında siyasal güçler dinsel güçlere büyük bir saldırı yapacak ve bütün bu Babil doğumlu dinlerin kökü kazınacak. Ama ya geri kalan iki unsur olan siyasal güçler ve ekonomik güçler ne olacak. Önce din olmak üzere bütün hepsi yok olacak. Çünkü bütün bu üçlü 666 adıyla Şeytan'ın düzenidir. Bu olmazsa zaten Dünya varlığını yine sürdüremeyecek ve bir çöküşe gidecektir. Ama bu olursa bütün Dünya'nın ekolojisi bozulur ve kendini onarma özelliğini koruyamaz.

    Canavar insan yönetimlerinden oluşan Dünya çapındaki siyasal sistemi, fahişe olarak adlandırılan kadın ise Babil'le de temsil edilen sahte dinleri simgeliyor. Bütün bu dinler Tanrı'nın gözünde bir fahişe gibidir ve binlerce yıldan beri insanları dinsel zulümlerle ve çatışmalarla katlettiği için eli kanlıdır:

    Vahiy 17
    17: 1 Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: "Gel!" dedi. "Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim.
    17: 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular."
    17: 3 Bundan sonra melek beni Ruh'un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne oturmuş bir kadın gördüm.
    17: 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar,
    incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu
    altın bir kâse vardı.
    17: 5 Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:

    BÜYÜK BABİL,
    DÜNYA FAHİŞELERİNİN
    VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI


    17: 6 Kadının, kutsalların ve İsa'ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş
    olduğunu gördüm. Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.
    17: 7 Melek bana, "Neden şaştın?" diye sordu. "Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım.
    17: 8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz
    derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı
    beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşacaklar. Çünkü
    o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.
    17: 9 "Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi tepedir; aynı zamanda yedi kraldır.
    17: 10 Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi. Gelince kısa
    süre kalması gerek.
    17: 11 Yaşamış, ama şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da
    yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir.
    17: 12 Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar.
    17: 13 Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara
    verecekler.
    17: 14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır."
    17: 15 Bundan sonra melek bana, "Şu gördüğün sular -fahişenin kenarında oturduğu sular- halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir" dedi.
    17: 16 "Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar.
    17: 17 Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler.
    17: 18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir." (Büyük Kent: Büyük Babil)

    Babil'in Yıkılışı

    18: 1 Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
    18: 2 Melek gür bir sesle bağırdı:
    "Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı!
    Cinlerin barınağı,
    Her kötü ruhun uğrağı,
    Her murdar* ve iğrenç kuşun sığınağı oldu.

    18: 3 Çünkü bütün uluslar
    Azgın fuhşunun şarabından içtiler.
    Dünya kralları da
    Onunla fuhuş yaptılar.
    Dünya tüccarları
    Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler."

    18: 4 Gökten başka bir ses işittim:
    "Ey halkım!" diyordu.
    "Onun günahlarına ortak olmamak,
    Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!
    18: 5 Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti,
    Ve Tanrı onun suçlarını anımsadı.
    18: 6 Babil nasıl davrandıysa, karşılığını ona aynen verin,
    Yaptıklarının iki katını ödeyin.
    Hazırladığı kâsedeki içkinin
    İki katını hazırlayıp ona içirin.
    18: 7 Kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda
    Istırap ve keder verin ona.
    Çünkü içinden diyor ki,
    `Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.
    Asla yas tutmayacağım!'
    18: 8 Bu nedenle başına gelecek belalar
    Ölüm, yas ve kıtlık-
    Bir gün içinde gelecek.
    Ateş onu yiyip bitirecek.
    Çünkü onu yargılayan Rab Tanrı güçlüdür.

    18: 9 "Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler.
    18: 10 Çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup,
    `Vay başına koca kent,
    Vay başına güçlü kent Babil!
    Bir saat içinde cezanı buldun' diyecekler.
    18: 11 "Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın
    alacak kimse yok artık.
    18: 12-13 Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve
    kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı,
    en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve
    kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük, şarap, zeytinyağı, ince un ve buğdayı,
    sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın
    alacak kimse yok artık.
    18: 14 "Diyecekler ki,
    `Canının çektiği meyveler elinden gitti,
    Bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu.
    İnsanlar bunları bir daha göremeyecek.'
    18: 15 Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği
    ıstıraptan dehşete düşecekler. Uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar.
    18: 16 "`Vay başına, vay!' diyecekler.
    `İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış,
    Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş
    Koca kent!
    18: 17-18 Onca büyük zenginlik
    Bir saat içinde yok oldu.'
    "Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan
    ateşin dumanını görünce uzakta durup, `Koca kent gibisi var mı?' diye feryat
    ettiler.
    18: 19 Başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler:
    `Vay başına koca kent, vay!
    Denizde gemileri olanların hepsi
    Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla
    Zengin olmuşlardı.
    Kent bir saat içinde viraneye döndü.'
    18: 20 Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler!
    Onun başına gelenlere sevinin!
    Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı."
    18: 21 Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi:
    "Koca kent Babil de
    İşte böyle şiddetle atılacak
    Ve bir daha görülmeyecek.
    18: 22 Artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların,
    Kaval ve borazan çalanların sesi
    Hiç işitilmeyecek.
    Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak.
    Sende artık değirmen sesi duyulmayacak.
    18: 23 Artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak.
    Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak.
    Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.
    Bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı.
    18: 24 Peygamberlerin, kutsalların
    Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı
    Sende bulundu."


    19: 1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses
    işittim. "Haleluya [1] !" diyorlardı.
    "Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız'a özgüdür.
    19: 2 Çünkü O'nun yargıları doğru ve adildir.
    Yeryüzünü fuhşuyla yozlaştıran
    Büyük fahişeyi yargılayıp
    Kendi kullarının kanının öcünü aldı."

    Dinler birbirlerinden çok farklı görünselerde bütün bunların temel inançları birbirlerine çok benzerler. En başta gelen sahte inançları "ruhun ölümsüzlüğü" inancıdır. Cinler bu gibi inançlar yoluyla insanları gerçeklerden uzak tutmayı başarmışlardır. İnsanlar bu gibi inançlar yoluyla cesaretlendirilerek bir şekilde kötülüklerini sürdürmeleri istenmiştir. Nasıl olsa ölümde ruhun yaşamaya devam etmesi öbür dünyaya otomatik bir geçiş sağlamaktadır. Bu inanç kötülerin kötülüklerini sürdürmelerini destekler; çünkü bu inanç Tanrı'ya muhtaçlığı bir dereceye kadar ortadan kaldırma görevi görmektedir. Yani Tanrı'nın ölen bir kişi için birşey yapması gerekmemektedir. Oysa eğer insan öldüğünde ruhu yaşamaya devam etmiyorsa, o zaman bu durumda Tanrı'ya muhtaçlık doğar. Yani Tanrı isterse bir kişiyi diriltecektir, ama acaba isteyecek midir? İşte o zaman böyle bir korku kötü birinin öbür aleme gitmenin öyle sanıldığı gibi kolay olmadığını gösterecektir. Bu inanç hiçbir şekilde cinlerin işine gelmez.

    6'yla ilgili olan eksikliği, bozukluğu simgeler. 6 bitince 7 başlayacak. Yedi ise tamlığı ve mükemmelliği simgeler. Yani aslında 666 bitecek diye korkmaya gerek yok. Ama ne yapmak gerektiğini de bilmek gerekir. Yedinci gün bir rahat ve huzur zamanı olacak:

    220. İbraniler 4:9
    Böylece Tanrı halkı için bir Şabat (Dinlenme) Günü rahatı kalıyor.
    http://www.turkforum.net/showthread....8617962&page=2
    http://www.turkforum.net/showthread....35#post7617035

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    1,726
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bir papa kalmıştı kıyamet senaryosuna dahil olmayan. O da oldu tam oldu. Eksik kalmadı sağolsun. Zaten her yıl en az bir kere kıyamet kopacak. Kopsa da kurtulsak.

  6. #6
    Your Hustler <span style='color: #FF0000'>Ramataklan</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2005
    Mesajlar
    3,814
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    papa ratzi...muahauhua isime bak.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Kıyamet kopması ne demek? Kıyamet sözcüğü aslında yanlış kullanılıyor. Kıyamet dirilme demektir. Ama Dünya'nın sonu anlamında kullanılıyor. Gerçek şu ki, Dünya yok olmayacaktır. Ama bir değişim geçirecek ve yalnızca iyilerin yaşayacağı bir yer haline gelecek. Ama herkes kendi düşüncesine göre bir gelecek bekleyebilir.


    Yalanlar:

    • İnsanın ruhu ölümsüz olduğundan, ölen kişinin ruhu yaşamaya devam eder.
    • Ölmüş kişi ölümünden rahatsızlık duymaz; öbür alemde huzurlu ve mutludur.
    • Ruh yeniden başka bedenlerle Dünya'ya yaşamaya gelir. (Reenkarnasyon)
    • İnsan bir yolla (vizyon veya rüyalar yoluyla) gelecekte olacak şeyleri önceden bilebiliyorsa bu Tanrı'nın bütün olayları önceden belirlediği demektir. (Kader)
    • İnsanlar gördükleri olayların birçoğunda vahşet türünden olayları yaşarlar ya da başkalarının bunları yaşadıklarına tanık olurlar. Ve bu kişiler bunların kendilerine önceden gösterilmesi yoluyla, bu olayların kendilerine Tanrı tarafından bildirildiğini düşünürler. Çünkü gelecekte olacak şeyleri bilen yalnızca Tanrı'dır diye fikir yürütürler. Ve sonuçta insanlar gördükleri bu olayları ve vahşet sahnelerini Tanrı'nın takdir etmiş olduğu olaylar olarak görürler. Böylece insanların yaşadıkları birçok sadistlik yansıtan olayların Tanrı'nın insanları denemek amacıyla kader şeklinde O'nun tarafından düzenlenmiş ve değiştirilemez olduğuna inanırlar. Bu şekilde cinler arkalarında kendilerinin bulunduğu bazı olaylardaki sadistliklerini de Tanrı'yı kötülemek amacıyla kullanmış olurlar. (Cinlerin insanlara Tanrı'yı kötülemeleri)


    Yakup 1:
    1: 13 Ayartılan kişi, "Tanrı beni ayartıyor" demesin. Çünkü Tanrı kötülükle
    ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.

    Tanrı kimseyi denemez demiyor, kötülükle denemez diyor. Örneğin Tanrı Adem'i denedi ama bu ona kötülük türünden bir deneme değildi. Eyüp peygamberin başına gelen olayları getiren ise Tanrı değil, Şeytan'dı. Tanrı bütün bunlara belirli bir nedenle izin veriyor o kadar. Fakat kendisine sadık kalanları ise sonunda ödüllendireceğini ve bütün çektikleri sıkıntıları telafi edeceğini söylüyor. Ama bütün bu sadistlikleri, kötülükleri yapanlar, hem insanlar hem de cinler ise zaman gelecek ve yaptıklarının karşılığını alacaklar.

    Altıncı Günün Bitişi:

    Yeşaya 24
    24: 21 O gün RAB yukarıda, gökteki güçleri (Şeytan ve cinlerini)
    Ve aşağıda, yeryüzündeki kralları cezalandıracak.
    24: 22 Zindana tıkılan tutsaklar gibi Cezaevine kapatılacak
    Ve uzun süre sonra (Bin yıl sonra) cezalandırılacaklar.


    Yedinci Gün Rahatı:

    Mezmurlar 37

    Davut'un mezmuru

    37: 1 Kötülük edenlere kızıp üzülme,
    Suç işleyenlere özenme!
    37: 2 Çünkü onlar ot gibi hemen solacak,
    Yeşil bitki gibi kuruyup gidecek.
    37: 3 Sen RAB'be güven, iyilik yap,
    Yeryüzünde otur, sadakatle çalış.
    37: 4 RAB'den zevk al,
    O senin içindeki istekleri yerine getirecektir.
    37: 5 Her şeyi RAB'be bırak,
    O'na güven, O gerekeni yapar.
    37: 6 O senin doğruluğunu ışık gibi,
    Hakkını öğle güneşi gibi
    Aydınlığa çıkarır.
    37: 7 RAB'bin önünde sakin dur, sabırla bekle;
    Kızıp üzülme işi yolunda olanlara,
    Kötü amaçlarına kavuşanlara.
    37: 8 Kızmaktan kaçın, bırak öfkeyi,
    Üzülme, yalnız kötülüğe sürükler bu seni.
    37: 9 Çünkü kötülerin kökü kazınacak,
    Ama RAB'be umut bağlayanlar Yeryüzünü miras alacak.
    37: 10 Yakında kötünün sonu gelecek,
    Yerini arasan da bulunmayacak.
    37: 11 Ama alçakgönüllüler Yeryüzünü miras alacak,
    Derin bir huzurun zevkini tadacak.

    37: 12 Kötü insan doğru insana düzen kurar,
    Diş gıcırdatır.
    37: 13 Ama Rab kötüye güler,
    Çünkü bilir onun sonunun geldiğini.
    37: 14 Kılıç çekti kötüler, yaylarını gerdi,
    Mazlumu, yoksulu yıkmak,
    Doğru yolda olanları öldürmek için.
    37: 15 Ama kılıçları kendi yüreklerine saplanacak,
    Yayları kırılacak.
    37: 16 Doğrunun azıcık varlığı,
    Pek çok kötünün servetinden iyidir.
    37: 17 Çünkü kötülerin gücü kırılacak,
    Ama doğrulara RAB destek olacak.
    37: 18 RAB yetkinlerin her gününü gözetir,
    Onların mirası sonsuza dek sürecek.
    37: 19 Kötü günde utanmayacaklar,
    Kıtlıkta karınları doyacak.
    37: 20 Ama kötüler yıkıma uğrayacak;
    RAB'bin düşmanları kır çiçekleri gibi kuruyup gidecek,
    Duman gibi dağılıp yok olacak.
    37: 21 Kötüler ödünç alır, geri vermez;
    Doğrularsa cömertçe verir.
    37: 22 RAB'bin kutsadığı insanlar Yeryüzünü miras alacak,
    Lanetlediği insanların kökü kazınacak.
    37: 23 RAB insana sağlam adım attırır,
    İnsanın yolundan hoşnut olursa.
    37: 24 Düşse bile yıkılmaz insan,
    Çünkü elinden tutan RAB'dir.
    37: 25 Gençtim, ömrüm tükendi,
    Ama hiç görmedim doğru insanın terk edildiğini,
    Soyunun ekmek dilendiğini.
    37: 26 O hep cömertçe ödünç verir,
    Soyu kutsanır.
    37: 27 Kötülükten kaç, iyilik yap;
    Sonsuz yaşama kavuşursun.
    37: 28 Çünkü RAB doğruyu sever,
    Sadık kullarını terk etmez.
    Onlar sonsuza dek korunacak,
    Kötülerinse kökü kazınacak.
    37: 29 Doğrular Yeryüzünü miras alacak,
    Orada sonsuza dek yaşayacak.

    37: 30 Doğrunun ağzından bilgelik akar,
    Dilinden adalet damlar.
    37: 31 Tanrısı'nın yasası yüreğindedir,
    Ayakları kaymaz.
    37: 32 Kötü, doğruya pusu kurar,
    Onu öldürmeye çalışır.
    37: 33 Ama RAB onu kötünün eline düşürmez,
    Yargılanırken mahkûm etmez.
    37: 34 RAB'be umut bağla, O'nun yolunu tut,
    Yeryüzünü miras almak üzere seni yükseltecektir.
    Kötülerin kökünün kazındığını göreceksin.
    37: 35 Kötü ve acımasız adamı gördüm,
    İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi
    Dal budak salıyordu;
    37: 36 Geçip gitti, yok oldu,
    Aradım, bulunmaz oldu.
    37: 37 Yetkin adamı gözle, doğru adama bak,
    Çünkü yarınlar barışseverindir.
    37: 38 Ama başkaldıranların hepsi yok olacak,
    Kötülerin kökü kazınacak.

    37: 39 Doğruların kurtuluşu RAB'den gelir,
    Sıkıntılı günde onlara kale olur.
    37: 40 RAB onlara yardım eder, kurtarır onları,
    Kötülerin elinden alıp özgür kılar,
    Çünkü kendisine sığınırlar.

    Cinlerden kaynaklann ruhun ölümsüzlüğü ve ölenlerin göğe gittikleri yalanının en başta gelen nedeni, zamanı gelince Yeryüzünün yalnızca iyilerin yaşayacağı bir cennet olacağı mesajını gizlemektir.

    http://www.turkforum.net/12948-cin-a-rma-olay-27.html

  8. #8
    Your Hustler <span style='color: #FF0000'>Ramataklan</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2005
    Mesajlar
    3,814
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    sana profesyonel yardim lazim

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Ramataklan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sana profesyonel yardim lazim
    Olur.

    Alıntı binyubil tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    GÜNÜMÜZÜNDE GERÇEKLEŞEN İŞARETLER - ALAMETLER


    Matta
    24: 3 İsa, Zeytin Dağı'nda otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler.
    "Söyle bize" dediler, "Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın
    bitimini gösteren belirti ne olacak?"
    24: 4 İsa onlara şu karşılığı verdi: "Sakın kimse sizi saptırmasın!
    24: 5 Birçokları, 'Mesih* benim' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi
    aldatacaklar.
    24: 6 Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın!
    Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir.
    24: 7 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler
    olacak.
    24: 8 Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.

    ...
    24: 21 Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın
    başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

    24: 22 O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş
    olanlar uğruna o günler kısaltılacak.


    Luka
    21: 7 da, "Peki, öğretmenimiz, bu dediklerin ne zaman olacak? Bunların
    gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?" diye sordular.
    21: 8 "Sakın sizi saptırmasınlar" dedi. "Birçokları, 'Ben O'yum' ve 'Zaman
    yaklaştı' diyerek benim adımla gelecekler. Onların ardından gitmeyin.
    21: 9 ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce bunların olması gerek, ama son hemen gelmeyecek."
    21: 10 onlara şöyle dedi: "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak.
    21: 11 depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç
    olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak.


    Markos
    13: 3-4 İsa, Zeytin Dağı'nda, tapınağın karşısında otururken Petrus, Yakup,
    Yuhanna ve Andreas özel olarak kendisine şunu sordular: "Söyle bize, bu
    dediklerin ne zaman olacak, bütün bunların gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?"
    13: 5 İsa onlara anlatmaya başladı: "Sakın kimse sizi saptırmasın" dedi.
    13: 6 "Birçokları, 'Ben O'yum' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi
    saptıracaklar.
    13: 7 Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyunca korkmayın. Bunların olması gerek,ama bu daha son demek değildir.
    13: 8 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer depremler, kıtlıklar
    olacak. Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.



    http://babylon-the-great.xanga.com/694540944/item/
    http://watchingthenews.xanga.com/678834854/item/
    http://watchingthenews.xanga.com/678834234/item/
    http://watchingthenews.xanga.com/678837253/item/
    http://watchingthenews.xanga.com/678839435/item/
    http://weatherpics.xanga.com/674399337/item/

    Yeşaya
    29: 6 Her Şeye Egemen RAB gök gürlemesiyle,
    Depremle, büyük gümbürtü, kasırga ve fırtınayla,
    Her şeyi yiyip bitiren ateş aleviyle seni cezalandıracak.


    Habakkuk
    3: 3 Tanrı Teman'dan,
    Kutsal Tanrı Paran Dağı'ndan geldi.
    Görkemi kapladı gökleri,
    O'na sunulan övgüler dünyayı doldurdu.
    3: 4 Güneş gibi parıldıyor,
    Elleri ışık saçıyor.
    Gücünün gizi ellerinde.
    3: 5 Yayılıyor salgın hastalıklar önüsıra,
    Ardısıra da ölümcül hastalıklar.
    3: 6 Duruşuyla dünyayı sarstı,
    Titretti ulusları bakışıyla,
    Yaşlı dağlar darmadağın oldu,
    Dünya kurulalı beri var olan tepeler O'na baş eğdi.
    Tanrı'nın yolları değişmezdir.
    3: 7 Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm,
    Midyan konutları korkudan titriyordu.
    3: 8 Ya RAB, nehirlere mi öfkelendin?
    Gazabın ırmaklara mı?
    Yoksa denize mi kızdın da,
    Atlarına, yenilmez savaş arabalarına bindin?
    3: 9 Gerdin yayını,
    Okların içtiğin antlardır.
    Yeryüzünü akarsularla yardın.
    3: 10 Sarsıldı dağlar seni görünce,
    Seller her yanı süpürüp geçti.
    Engin denizler gürledi, dalgalar yükseldi.
    3: 11 Uçuşan oklarının pırıltısından,
    Parlayan mızrağının ışıltısından,
    Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.
    3: 12 Gazap içinde ilerledin yeryüzünde,
    Ulusları öfkeyle çiğneyip ezdin.


    http://weatherpics.xanga.com/674395182/item/
    http://weatherpics.xanga.com/674395956/item/
    http://weatherpics.xanga.com/674396614/item/


    Dünya çevre bakımından gitgide daha da hızlı bir şekilde bozulmaya doğru yol alıyor. İnsanların kıyamet olarak adlandırdıkları şeyler yalnızca birer tahmindirler. Ama bu site aslında Kitabı Mukaddes'te kıyametle ilgili olarak söylenenlerle, günümüzde gerçekleşen çevre felaketleri arasındaki bağlantıyı göstermeye çalışıyor. Kıyamet günü ortalığı kasıp kavuracak şeylerin ön belirtilerinin zaten başlamış olduğuna dikkat çekiyor. Bu ön belirtiler gitgide şiddetlenerek, en sonunda bir zirveye ulaşacak, bu belirtiliyor.

    Markos:
    13: 8 ... Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.

    Matta
    24: 21 Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın
    başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

    24: 22 O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş
    olanlar uğruna o günler kısaltılacak.

    Luka
    21: 25 ayda ve yıldızlarda (simgesel anlatım) belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların (toplumların çalkalanmasından) uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler.
    21: 26 üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak.
    21: 27 zaman İnsanoğlu'nun* bulut içinde büyük güç ve görkemle geldiğini
    görecekler.

    http://weatherpics.xanga.com/674396614/item/

    Kıyamet silahları:

    Depremler
    Fırtınalar
    Yıldırımlar
    İri dolu yağmuru
    Salgın hastalık
    İnsanların birbirine saldırması

    http://watchingthenews.xanga.com/678837926/item/
    http://www.turkforum.net/8584-dunya-nin-sonu-sizce-nasil-gelecek-58.html

  10. #10
    Your Hustler <span style='color: #FF0000'>Ramataklan</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2005
    Mesajlar
    3,814
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    seni kim uyandirdi

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •