http://www.turkforum.net/436898-06-06-2006-666-felaket-gunumu-5.html
Ne Maya takvimi ne de Marduk diye bir gezegenin bağlayıcılığı yok. Sonla ilgili günün tarihini bunlar tespit etmeyecek. Bir son gelecekse ki, elbette gelecek ama bunu tayin eden güçler ne Mayalar ne de Marduk gezegeni vs. Zaten Marduk diye bir gezegen yok. Eski Babil'de insanlar çeşitli yıldızlara, gezegenlere tapınıyorlardı. Astroloji, burçlar bunlarla ilgilidir. Örneğin Babillilerin üç tanrısının adları şöyleydi:
- Güneş tanrısı: Şamaş (Arapça Şems)
- Ay tanrısı: Sin (Hilal şeklindedir ve aynı zamanda kader tanrısıdır)
- Yıldız tanrısı: İştar (Star)
Ay tapınması Mezopotamya ve Arap yarımadasında eski zamanlardan beri yaygındı. Bugüne kadar güneş, ay ve yıldız tapınması Dünya çapında bir olgudur. Sunday, Monday (Moon), Saturday (Saturn) ve bugün değişmiş olsa da diğer günler için de başka gezegenler kullanıldı. Güneş, ay ve yıldızla ilgili simgeler hem dinsel alanda hem de başka alanlarda toplumlar tarafından her yerde kullanılıyor.
Hakimler 8:
8: 24 Sonra, "Yalnız sizden bir dileğim var" diye sözünü
sürdürdü, "Ele geçirdiğiniz ganimetin içindeki küpeleri bana
verin." -İsmaililer altın küpeler takarlardı.-
8: 25 İsrailliler, "Seve seve veririz" diyerek yere bir üstlük
serdiler. Herkes ele geçirdiği küpeleri üstlüğün üzerine attı.
8: 26 Hilaller, kolyeler, Midyan krallarının giydiği mor giysiler
ve develerin boyunlarından alınan zincirler dışında, Gidyon'un
aldığı altın küpelerin ağırlığı bin yedi yüz şekel [1] tuttu.
8: 27 Gidyon bu altından bir efod* yaparak onu kendi kenti olan
Ofra'ya yerleştirdi. Bütün İsrailliler bu put yüzünden RAB'be
vefasızlık ettiler. Böylece efod Gidyon ile ailesi için bir tuzak oldu.
Eyüp:
31: 26 Işıldayan güneşe,
Parıldayarak hareket eden aya bakıp da,
31: 27 İçimden ayartıldımsa,
Elim onlara taptığımı gösteren bir öpücük yolladıysa,
31: 28 Bu da yargılanacak bir suç olurdu,
Çünkü yücelerdeki Tanrı'yı yadsımış olurdum.
Marduk Babillilerin baş tanrısıdır. Simgesi Ejderdir. Kitabı Mukaddes'te Şeytan'da ejder olarak söz edilir. Bu ejderle simgelenen Şeytan bütün Dünya'nın geçici hakimidir. Bu yetkiyi Tanrı'dan almıştır. İnsanları perde arkasından yöneten güçler Şeytan ve kendisine katılan başka isyankar melekler olan cinlerdir. Onların süreleri hemen hemen doldu, ama tam günü kimse bilemez. Son işaret-alamet insanların barış ve güvenlikle ilgili çalışmalarıyla ilgilidir ve şimdilerde bu yönde bütün dünyada buna yönelik adımlar atılıyor. Öyleyse bu son işaret olduğuna göre yakında (ille de 2012 değil) büyük değişikliklerin olmasını bekleyebiliriz. Zaten dünyanın gidişatı da onu göstermiyor mu? Dünya bu ekonomik gelişmeyi kaldırabilir mi? Çevre felaketleri giderek artmıyor mu? Nedeni nedir? İnsanların ortaya koydukları düzen bütün bunlara yol açmadı mı? Hangi düzen? 666 adı verilen perde arkasında Şeytan ve cinlerin bulunduğu insan yönetimlerinden oluşmuş bu bozuk düzen. Bu 666'nın üç temel unsuru: Siyaset, ticaret (ekonomi), sahte dinler. İşte 666'nın hep Şeytan'la ilgili olması veya Şeytan'la ilgili simgelerin 6'yla ilgili olması bu yüzdendir. Çünkü Şeytan'a tanınan sürede simgesel 6 gündür.
Satan-istlerin yıldızı altı köşelidir.
http://images.google.com.tr/imgres?i...%3D2%26hl%3Dtr
Onlar Davud'un yıldızı deseler de, İsraillilerin yıldızı
gerçekte put krallarını simgeleyen bir putperestlikti:
38. Amos 5:26
Gerçekte kralınız Sakkut'u, putunuz Kayvan'ı,
Kendiniz için yaptığınız ilahın yıldızını taşıdınız.
31. Yeşaya 47:13
Aldığın öğütlerin çokluğu
Seni tüketti.
Yıldız falcıların, yıldızbilimcilerin, (astrologların)
Ay başlarında ne olacağını bildirenlerin,
Şimdi kalksınlar da
Başına geleceklerden seni kurtarsınlar.
Pentagram yıldız beşlidir ama bu da Şeytan'la ilgilidir. Daha doğrusu Marduk ya da diğer bir adı olan Baal'ın eşi İştar'ı simgeler.
Elbetteki ne Marduk ne de İştar diye tanrılar vardır. Fakat Şeytan hem şimdi hem de geçmişte insanları bu simgelerle hem putlara, hem de Marduk tanrısıyla kendisine tapındırmıştır.
Sümer diye bilinen bölge Babil şehrinin güneyindeki bölgenin adıdır. Babil'in kuzey kısmına da Akad denilirdi. Babil'de bir dönem Kildan hanedanlığı hüküm sürdüğünden bunlara Kildaniler de denilirdi. Sahte inançların doğum merkezi Babil'di. Nimrod'la (Nemrut) başlayan olaylarla 666 ilk olarak Şinar Ovası'nda yani Mezopotamya'da (Mezopotamya: Irmaklar arasındaki ülke demektir. Dicle ve Fırat) ortaya çıktı. Yani siyaset, ticaret ve sahte din üçlüsü. Binlerce yıldır dünyada bütün ülkeler bu üç unsurla içiçe yönetildi. Günümüzde de dinler hala daha siyasette etkindirler ve birçok yerde de onu ele geçirebilmek için hem siyasi, hem ticari, hem de çatışma yoluyla bunu sürdürüyorlar. Ama bu hep böyle sürmeyecek, çünkü pek yakında siyasal güçler dinsel güçlere büyük bir saldırı yapacak ve bütün bu Babil doğumlu dinlerin kökü kazınacak. Ama ya geri kalan iki unsur olan siyasal güçler ve ekonomik güçler ne olacak. Önce din olmak üzere bütün hepsi yok olacak. Çünkü bütün bu üçlü 666 adıyla Şeytan'ın düzenidir. Bu olmazsa zaten Dünya varlığını yine sürdüremeyecek ve bir çöküşe gidecektir. Ama bu olursa bütün Dünya'nın ekolojisi bozulur ve kendini onarma özelliğini koruyamaz.
Canavar insan yönetimlerinden oluşan Dünya çapındaki siyasal sistemi, fahişe olarak adlandırılan kadın ise Babil'le de temsil edilen sahte dinleri simgeliyor. Bütün bu dinler Tanrı'nın gözünde bir fahişe gibidir ve binlerce yıldan beri insanları dinsel zulümlerle ve çatışmalarla katlettiği için eli kanlıdır:
Vahiy 17
17: 1 Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: "Gel!" dedi. "Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim.
17: 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular."
17: 3 Bundan sonra melek beni Ruh'un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne oturmuş bir kadın gördüm.
17: 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar,
incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu
altın bir kâse vardı.
17: 5 Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:
BÜYÜK BABİL,
DÜNYA FAHİŞELERİNİN
VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI
17: 6 Kadının, kutsalların ve İsa'ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş
olduğunu gördüm. Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.
17: 7 Melek bana, "Neden şaştın?" diye sordu. "Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım.
17: 8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz
derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı
beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşacaklar. Çünkü
o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.
17: 9 "Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi tepedir; aynı zamanda yedi kraldır.
17: 10 Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi. Gelince kısa
süre kalması gerek.
17: 11 Yaşamış, ama şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da
yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir.
17: 12 Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar.
17: 13 Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara
verecekler.
17: 14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır."
17: 15 Bundan sonra melek bana, "Şu gördüğün sular -fahişenin kenarında oturduğu sular- halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir" dedi.
17: 16 "Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar.
17: 17 Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler.
17: 18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir." (Büyük Kent: Büyük Babil)
Babil'in Yıkılışı
18: 1 Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
18: 2 Melek gür bir sesle bağırdı:
"Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı!
Cinlerin barınağı,
Her kötü ruhun uğrağı,
Her murdar* ve iğrenç kuşun sığınağı oldu.
18: 3 Çünkü bütün uluslar
Azgın fuhşunun şarabından içtiler.
Dünya kralları da
Onunla fuhuş yaptılar.
Dünya tüccarları
Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler."
18: 4 Gökten başka bir ses işittim:
"Ey halkım!" diyordu.
"Onun günahlarına ortak olmamak,
Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!
18: 5 Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti,
Ve Tanrı onun suçlarını anımsadı.
18: 6 Babil nasıl davrandıysa, karşılığını ona aynen verin,
Yaptıklarının iki katını ödeyin.
Hazırladığı kâsedeki içkinin
İki katını hazırlayıp ona içirin.
18: 7 Kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda
Istırap ve keder verin ona.
Çünkü içinden diyor ki,
`Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.
Asla yas tutmayacağım!'
18: 8 Bu nedenle başına gelecek belalar
Ölüm, yas ve kıtlık-
Bir gün içinde gelecek.
Ateş onu yiyip bitirecek.
Çünkü onu yargılayan Rab Tanrı güçlüdür.
18: 9 "Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler.
18: 10 Çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup,
`Vay başına koca kent,
Vay başına güçlü kent Babil!
Bir saat içinde cezanı buldun' diyecekler.
18: 11 "Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın
alacak kimse yok artık.
18: 12-13 Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve
kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı,
en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve
kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük, şarap, zeytinyağı, ince un ve buğdayı,
sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın
alacak kimse yok artık.
18: 14 "Diyecekler ki,
`Canının çektiği meyveler elinden gitti,
Bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu.
İnsanlar bunları bir daha göremeyecek.'
18: 15 Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği
ıstıraptan dehşete düşecekler. Uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar.
18: 16 "`Vay başına, vay!' diyecekler.
`İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış,
Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş
Koca kent!
18: 17-18 Onca büyük zenginlik
Bir saat içinde yok oldu.'
"Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan
ateşin dumanını görünce uzakta durup, `Koca kent gibisi var mı?' diye feryat
ettiler.
18: 19 Başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler:
`Vay başına koca kent, vay!
Denizde gemileri olanların hepsi
Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla
Zengin olmuşlardı.
Kent bir saat içinde viraneye döndü.'
18: 20 Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler!
Onun başına gelenlere sevinin!
Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı."
18: 21 Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi:
"Koca kent Babil de
İşte böyle şiddetle atılacak
Ve bir daha görülmeyecek.
18: 22 Artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların,
Kaval ve borazan çalanların sesi
Hiç işitilmeyecek.
Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak.
Sende artık değirmen sesi duyulmayacak.
18: 23 Artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak.
Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak.
Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.
Bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı.
18: 24 Peygamberlerin, kutsalların
Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı
Sende bulundu."
19: 1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses
işittim. "Haleluya [1] !" diyorlardı.
"Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız'a özgüdür.
19: 2 Çünkü O'nun yargıları doğru ve adildir.
Yeryüzünü fuhşuyla yozlaştıran
Büyük fahişeyi yargılayıp
Kendi kullarının kanının öcünü aldı."
Dinler birbirlerinden çok farklı görünselerde bütün bunların temel inançları birbirlerine çok benzerler. En başta gelen sahte inançları "ruhun ölümsüzlüğü" inancıdır. Cinler bu gibi inançlar yoluyla insanları gerçeklerden uzak tutmayı başarmışlardır. İnsanlar bu gibi inançlar yoluyla cesaretlendirilerek bir şekilde kötülüklerini sürdürmeleri istenmiştir. Nasıl olsa ölümde ruhun yaşamaya devam etmesi öbür dünyaya otomatik bir geçiş sağlamaktadır. Bu inanç kötülerin kötülüklerini sürdürmelerini destekler; çünkü bu inanç Tanrı'ya muhtaçlığı bir dereceye kadar ortadan kaldırma görevi görmektedir. Yani Tanrı'nın ölen bir kişi için birşey yapması gerekmemektedir. Oysa eğer insan öldüğünde ruhu yaşamaya devam etmiyorsa, o zaman bu durumda Tanrı'ya muhtaçlık doğar. Yani Tanrı isterse bir kişiyi diriltecektir, ama acaba isteyecek midir? İşte o zaman böyle bir korku kötü birinin öbür aleme gitmenin öyle sanıldığı gibi kolay olmadığını gösterecektir. Bu inanç hiçbir şekilde cinlerin işine gelmez.
6'yla ilgili olan eksikliği, bozukluğu simgeler. 6 bitince 7 başlayacak. Yedi ise tamlığı ve mükemmelliği simgeler. Yani aslında 666 bitecek diye korkmaya gerek yok. Ama ne yapmak gerektiğini de bilmek gerekir. Yedinci gün bir rahat ve huzur zamanı olacak:
220. İbraniler 4:9
Böylece Tanrı halkı için bir Şabat (Dinlenme) Günü rahatı kalıyor.