• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    Nesl-i Cedit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2010
    Mesajlar
    343
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    İpucu İnsan Sadece Akılla Allah'a Ulaşabilir mi?

    Allah’ı bilmenin ve tanımanın çok şubeleri, çok mertebeleri, çok dereceleri vardır. Allah’ın sadece varlığını bilip kainatta tedbir ve tasarrufunu inkar etmek ve Rububiyet ve Uluhiyetinin eserlerini ve ipuçlarını kainat üstünde okuyamamak da bir bilmektir, ama kafi bir bilmek ve tanımak değildir.

    Halbuki Kur'an öyle bir marifet dersi veriyor ki; Allah'ın varlığının ve birliğinin yanında şuunatının, sıfatlarının ve isimlerinin kainattaki tecelli ve icraatlarını akla, kalbe ve hissiyatlara tesis ettirerek, dem ve damarlarına işlettiriyor. Her hadisede Allah'ın Rububiyet ve Uluhiyetini göstererek tam bir marifet dersi veriyor.

    Ama aklı esas alan felsefe ise, Allah’ı sadece bir ilk sebep olarak görür, onun dışında kainatı ve içindeki icraatları sebeplere taksim eder. Allah’ın kainattaki Rububiyetini, Uluhiyetini isim ve sıfatların tecelliyatlarını göremez ve inkar eder. Bu şekil bilmek ise Allah'ın istediği bir bilmek değildir. Yani akıl vahyin terbiye ve idaresi altına girmeden, hakiki ve tahkiki marifeti elde edemez. Buna şahit ise akılda çok ileri giden felsefenin ve filozofların Allah hakkındaki marifetlerinin varlık boyutundan öteye geçememesidir. Halbuki Allah’ı bilmek, sadece varlığını ilk sebep olarak kabul edip, kainatı sebeplere taksim edip, kainatta Rububiyet ve Uluhiyetini inkar etmek değildir. Mesela aklı esas alıp vahye yüz çeviren felsefenin ukulu aşere düşüncesi ne denli tevhitten uzak şirke yakın ve Allah’ın marifetinden uzak olduğu, misal olarak gösterilebilir.

    Yıldız böceği, küçük ışıkçığına itimat edip güneşin ışığına meydan okuduğu için, zifiri karanlığa mahkum olmuşlar. Bunun gibi filozoflarda vahiy güneşine teslim olmayıp kendi kafa fenerlerine itimat ettikleri için, kainat karanlığı içinde taklidi bir imanı zor elde etmişler. İbn-i Sina’nın, "Haşirde akıl ile gitmek imkansız, ama iman ile teslim oluruz." sözü, salt akılın olayları anlamakta ne kadar aciz ve ihatasız olduğunu gösterir. Ama aklı vahyin teslimiyetine ve terbiyesine verdiğin zaman, şu kainatın en ince ve en müşkül meselelerini açan bir anahtar hükmüne gelir. Kainatın ali ve yüksek bir mütefekkir nazırı olur.

    Özet olarak vahiyden uzak ve vahyin terbiyesine girmeyen salt ve soyut akıl Allah’ı kamil manada bilemez ve tahkiki bir marifete yetişemez. Bu sebeple akıl vahyin tedbir ve terbiyesine girip onun dairesinde işlemesi gerekir, yoksa şirk ve küfür bataklığında kaybolur gider. Tarihte sayısız dahi derecesinde filozoflar, salt akılları ile kainatta boğulup küfür ve şirk çukurundan kurtulamamışlar.
    "Siyasî, gayrisiyasî bir kısım düşüncelere angaje olmuş insanların evrensel değerleri anlayıp onlara sahip olmaları mümkün değildir. Açık bir zihin, engin bir his ve salim bir mantıktan mahrum olan bu dimağlar, âdeta kapalı kapılar arkasında mahpus ve ışığın zerresinin dahi sızmadığı panjurlarla çepeçevredirler. "

  2. #2
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Nesl-i Cedit tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Allah’ı bilmenin ve tanımanın çok şubeleri, çok mertebeleri, çok dereceleri vardır. Allah’ın sadece varlığını bilip kainatta tedbir ve tasarrufunu inkar etmek ve Rububiyet ve Uluhiyetinin eserlerini ve ipuçlarını kainat üstünde okuyamamak da bir bilmektir, ama kafi bir bilmek ve tanımak değildir.

    Halbuki Kur'an öyle bir marifet dersi veriyor ki; Allah'ın varlığının ve birliğinin yanında şuunatının, sıfatlarının ve isimlerinin kainattaki tecelli ve icraatlarını akla, kalbe ve hissiyatlara tesis ettirerek, dem ve damarlarına işlettiriyor. Her hadisede Allah'ın Rububiyet ve Uluhiyetini göstererek tam bir marifet dersi veriyor.

    Ama aklı esas alan felsefe ise, Allah’ı sadece bir ilk sebep olarak görür, onun dışında kainatı ve içindeki icraatları sebeplere taksim eder. Allah’ın kainattaki Rububiyetini, Uluhiyetini isim ve sıfatların tecelliyatlarını göremez ve inkar eder. Bu şekil bilmek ise Allah'ın istediği bir bilmek değildir. Yani akıl vahyin terbiye ve idaresi altına girmeden, hakiki ve tahkiki marifeti elde edemez. Buna şahit ise akılda çok ileri giden felsefenin ve filozofların Allah hakkındaki marifetlerinin varlık boyutundan öteye geçememesidir. Halbuki Allah’ı bilmek, sadece varlığını ilk sebep olarak kabul edip, kainatı sebeplere taksim edip, kainatta Rububiyet ve Uluhiyetini inkar etmek değildir. Mesela aklı esas alıp vahye yüz çeviren felsefenin ukulu aşere düşüncesi ne denli tevhitten uzak şirke yakın ve Allah’ın marifetinden uzak olduğu, misal olarak gösterilebilir.

    Yıldız böceği, küçük ışıkçığına itimat edip güneşin ışığına meydan okuduğu için, zifiri karanlığa mahkum olmuşlar. Bunun gibi filozoflarda vahiy güneşine teslim olmayıp kendi kafa fenerlerine itimat ettikleri için, kainat karanlığı içinde taklidi bir imanı zor elde etmişler. İbn-i Sina’nın, "Haşirde akıl ile gitmek imkansız, ama iman ile teslim oluruz." sözü, salt akılın olayları anlamakta ne kadar aciz ve ihatasız olduğunu gösterir. Ama aklı vahyin teslimiyetine ve terbiyesine verdiğin zaman, şu kainatın en ince ve en müşkül meselelerini açan bir anahtar hükmüne gelir. Kainatın ali ve yüksek bir mütefekkir nazırı olur.

    Özet olarak vahiyden uzak ve vahyin terbiyesine girmeyen salt ve soyut akıl Allah’ı kamil manada bilemez ve tahkiki bir marifete yetişemez. Bu sebeple akıl vahyin tedbir ve terbiyesine girip onun dairesinde işlemesi gerekir, yoksa şirk ve küfür bataklığında kaybolur gider. Tarihte sayısız dahi derecesinde filozoflar, salt akılları ile kainatta boğulup küfür ve şirk çukurundan kurtulamamışlar.

    Siz bana göre şunumu demek istiyorsunuz. AKLI VİCDANIN EMRİNE VERİP DÜŞÜNMELİ Mİ? DEMEK İSTİYORSUNUZ.

    YOKSA BAŞKA BİRŞEY Mİ? DEMEK İSTEDİNİZ, BENİM ANLAYACAGIM SADE BİR TÜRKÇE İLE YAZARSANIZ DÜŞÜNCELERİNİZİ ÖGRENMİŞ OLACAGIM.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-03-2010
    Mesajlar
    67
    Karizma Gücü
    0
    imam maturidi ye göre[/B]
    [B]AKIL düsünerek bir yaratanin varligini bulur.
    iman inanc AKIL ile baslar.
    AKLI olmayanin dinide yoktur.
    Sorumluluk AKIL iledir.
    Maturidi-Hanefi mezhebi inanci bu sekildedir.
    .
    Sait nursi Maturidi- Hanefi mezhebinden olmadigi icin
    imam Caferi-Esari nin fikirlerini savunuyor.
    Yani her ayeti Ayetullahlar yorumlamali
    üst imamlar SINIFI .
    AKIL yorumlayamaz demek istiyor.
    .
    Halbuki
    Kamer suresi - 17
    Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
    Allahin ayetlerini yorumlamak icin önder imamlara ihtiyac yoktur her okuyan anlar diyor.
    iman AKIL ile baslar diyor.

    .

    .
    Bu mesaj en son " 31.03.10 " tarihinde saat 18:32 itibariyle Batuhan40 tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Batuhan40 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    imam maturidi ye göre
    AKIL düsünerek bir yaratanin varligini bulur.
    Maturidi-Hanefi mezhebi inanci bu sekildedir.
    .
    Sait nursi Maturidi- Hanefi mezhebinden olmadigi icin
    imam Esari nin fikirlerini savunuyor.
    .

    .
    Tabi bu onun düşüncesi, o bu şekilde düşünmüş diye bütün inananlar böyle düşünecek değil.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-03-2010
    Mesajlar
    67
    Karizma Gücü
    0
    Biz Türkler cocuklarimiza malesef imam maturidi-henefi mezhebini tam olarak ögretemedigimiz icin,
    Kendini hanefi zannedenlerde yavas yavas Hanefilikten ayrilip
    özellikle Nurculuk propagandasi ile.
    Esari-ceferi mezhebinin görüslerini benimsiyorlar.
    AKIL inacdaki önemini yitiriyor.
    halbuki iman Maturudi-hanefi ye göre iman bile AKIL ile olur.

    .

    izleyin
    http://fethullahgulen.belgeleri.com/...p&contentid=74
    .
    .

  6. #6
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Akılsıza teklifat yoktur.Hesap ta sorulmaz.Dünya hayatında,maddi işlerde eğriyi doğrudan ayıracak araç akıldır.
    Akıl, kişilik/benlik de diyebileceğimiz NEFS'in emrindedir.Onun talimatlarına göre hüküm kurar.Nefsin haline ve derecesine göre..Böylece de bilerek yanlışlıklara hüküm kurabilir. Manen terbiye görmüş,"emmare/emredici"likten levvame/kendini kınayıcı"liğe geçmiş nefis ile geçmemiş nefsin emrindeki akıl,hakkaniyet mevzuunda aynı hükmü kuramaz.
    Akıl bir yaratıcının varlığını kavrayacak,algılayacak yetenektedir.Bu ise o kişiyi İSLAM yapar.
    İman ise kalbin ve gönlün işidir.
    Hucurat 14:

    Bedeviler "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslâm olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine itâ'at ederseniz, yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir."


    İşte orda akla düşen hayranlıktır!..
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı egdt1970 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Akılsıza teklifat yoktur.Hesap ta sorulmaz.Dünya hayatında,maddi işlerde eğriyi doğrudan ayıracak araç akıldır.
    Akıl, kişilik/benlik de diyebileceğimiz NEFS'in emrindedir.Onun talimatlarına göre hüküm kurar.Nefsin haline ve derecesine göre..Böylece de bilerek yanlışlıklara hüküm kurabilir. Manen terbiye görmüş,"emmare/emredici"likten levvame/kendini kınayıcı"liğe geçmiş nefis ile geçmemiş nefsin emrindeki akıl,hakkaniyet mevzuunda aynı hükmü kuramaz.
    Akıl bir yaratıcının varlığını kavrayacak,algılayacak yetenektedir.Bu ise o kişiyi İSLAM yapar.
    İman ise kalbin ve gönlün işidir.
    Hucurat 14:

    Bedeviler "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslâm olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine itâ'at ederseniz, yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir."


    İşte orda akla düşen hayranlıktır!..
    Çok güzel açıklamışsın bana görede akıl ve vicdan imanın yolundan gider. Akıl ve nefis imansızlığın yolundan gider. Bu da insanları itaat eden ve isyan eden diye ikiye ayırır. Akıllarını kullanmak istemeyenlerde sadece vicdan ve nefislerinin tercihine göre akıllarını kullananların arkasına takılır ğiderler. AYNI KOYUNLAR GİBİ, BİR BAKIMA BUNLAR BENİ GÜDÜN DİYENLERDİR. Bunları gütmek içinde birçok çoban hazırdır.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  8. #8
    <span style='color: #A9A9A9'>cicero</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2005
    Mesajlar
    4,014
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Gökkubbeyi görmez misiniz?
    Yıldızları görmez misiniz?
    Arzı ve semayı görmez misiniz?
    Keramet isteyen çok kerahattir.

    alıntı..




  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    AKIL OLMADAN ALLAHA ULAŞMAYI ALLAH MELEKLERDE DİLEMİŞ VE YAPMIŞTIR. Bunun için neden sonuç ilişkiside bir anlam taşımaz yap der yaparlar. Meleklerin yaptıklarında isteyerek veya istemeyerek bana döneceksiniz diye bir şey yoktur. Sadece bana döneceksiniz kavramı vardır. İrade olduğu yerde isteyerek veya istemeyerek bana döneceksiniz devreye girerki buda AKILLA OLUR. AKLIN OLDUĞU YERDE TERCİH VARDIR. TERCİHİN OLDUĞU YERDE BİRDEN FAZLA SEÇENEK VARDIR. Madde aleminde tercih yoktur. Emir ne ise o yapılır. Meleklerde böyledir.

    RA'D
    15 – Halbuki göklerde olsun, yerde olsun kim varsa, isteyerek veya istemeyerek, hem kendileri hem gölgeleri hepsi sabah akşam Allah’a secde ederler.

    Emirlerine boyun eğerler denilmek isteniyor. Nitekim insan inanmayıp isyan edse bile isyan ederek tarcihini yapmış olan beynin biyolojik olguları ALLAH'ın koymuş olduğu fizik kanunları ile çalışmakta ve hiç bir zaman bu insan inkar ediyor diye isyan ederek görevlerini yapmama diye bir tercihleri de yoktur.

    ALİ-İMRAN
    83 – Göklerde ve yerde bulunan kim varsa, gerek isteyerek, gerek istemeyerek Allah’a itaat ederken, Hepsi döndürülüp O’na götürülürken, Onlar kalkıp Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar?

    Şimdi inanmayanlar diyebililer biz ALLAH'a nasıl döndürülüyoruz. diye ALLAH'da ayetinde şöyle cevap veriyor.

    VAKIA
    80 – Rabbülâlemin tarafından indirilmiştir.
    81 – Şimdi bu kelamı mı siz küçümsüyorsunuz?
    82 – Bu nimete teşekkürünüz, onu yalan saymanız mı olmalıydı!
    83 – Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde,
    84 – O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.
    85 – Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz.
    86 – Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa,
    87 – İddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o rûhu geri döndürsenize!
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Başarılı İnsan İle Başarısız İnsan Arasındaki Farklar
    2006 Konuları bölümünde _Marx_ tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.04.06, 13:32
  2. Allah'a en çok Türkler inanıyor
    2005 Konuları bölümünde cindycate tarafından açılmış
    Yanıt: 12
    Son Mesaj: 14.07.05, 16:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •