Hepsinin bir bir kitapları yazılmış, Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerle bezenmiştir.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“Doğrusu kitaplılar kendi dinlerinde yetmişiki fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecektir. Biri hariç diğerleri cehennemliktir.” (Ahmed bin Hanbel)
Yahudiler, hıristiyanlar ve müslümanların nasıl ilâhi hükmü bıraktıklarına dair Allah-u Teâlâ bize Âyet-i kerime’lerle açık açık buyuruyor ve iman edenlere duyuruyor.
Yahudiler, hıristiyanlar ve müslümanlar nasıl çıktılar ve başkalarını nasıl çıkardılar? Kendilerini ilâh olarak halka kabul ettirdiler. Bunun içindir ki Allah-u Teâlâ bazısını köpeğe benzetiyor, bazısını eşeğe benzetiyor.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendi ümmeti için buyururlar ki:
“Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir. Onlar Kur’an okuyacaklar, fakat Kur’an’ın feyzi onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır.) Nitekim onlar okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar, bir daha da ona dönemeyeceklerdir. İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü bunlardır.” (Müslim: 1067)
Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’e iman ederek takip ederseniz çok şeyler öğrenmiş olacaksınız.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
“İyi bilin ki yaratmak da emretmek de O’na mahsustur.” (A’raf: 54)
Yaratmak da emretmek de Allah-u Teâlâ’ya âittir, mahlukun hiç hükmü yoktur, kim olursa olsun.
Böyle olduğu halde emr-i ilâhîyî kenara itip bırakan, kendi arzu ve reyini ortaya koyan, kendi nefsini ilâh olarak ilân etti demektir. Bu gibi kimselerin sözüne doğrudur diyenler de onu ilâh edinmiştir.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Resulüm! Gördün mü o nefis arzusunu ilâh edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın? (Onu şirkten sen mi koruyacaksın?)” (Furkan: 43)
Nefis putuna dayanmış olduğundan, bunlara uyan ve tâbi olan kimse, bunları ilâh olarak kabul etmiştir.
İşte bunun için helâk oldular, bunun için hüsrana uğradılar.
Ve fakat bütün bölücülere bakın, hak yoldan çıkmış imamlara nasıl sarılmışlar. Sanki bu ilâhi hükümler kendilerine hitap etmiyormuş gibi kulak vermek bile istemezler.
Oysa Allah-u Teâlâ kendi yolunu açık açık tarif ediyor.
Âyet-i kerime’sinde:
“İşte bu benim dosdoğru yolumdur, siz ona uyun. Başkaca yollara gidip de onlar sizi Allah’ın yolundan ayırmasın.” (En’am: 153)
Buyurmasına rağmen bunu hükümsüz bilen, bu Âyet-i kerime’yi inkâr edip, kendi reyini ahkâm yerine koyan kimse gizli şirk koşmuştur, onun için de müşrik olmuştur.
Rabbânî Önderler, Şeytânî Önderler:
İmam; insanlara öncülük eden, beraberinde de kendi yolunca giden ve peşinden gelen bir topluluk meydana getiren lider, önder demektir.
Bu bakımdan Allah yoluna dâvet eden, birliğe beraberliğe gayret eden imamlar olduğu gibi, cehenneme dâvet eden imamlar da vardır.
Ve bunlar size bir bir Âyet-i kerime’lerle izah edilecek.
Allah yoluna dâvet edenlere gelince, onlar;
“Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.” (A’raf: 181)
Âyet-i kerime’si mucibince halkı Hakk’a götürenlerdir.
Bir Hadis-i şerif’te şöyle buyuruluyor:
“Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)
Âyet-i kerime’de ise şöyle buyuruluyor:
“Bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir.” (Mâide: 32)
Bunlar ölü olan ruhları Allah-u Teâlâ’nın izniyle diriltenlerdir.
•
Bir de öyle imamlar vardır ki halkı cehenneme götürürler.
Arkasına taktığı topluluğu ateşe sürükleyen imamlar ve kötülük üzerinde birleşmiş ümmetler de vardır.
Hadis-i şerif’te şöyle buyuruluyor:
“Ümmetimden yalancılar deccaller vücuda gelir.” (Münavî)
Âyet-i kerime’lere gelince, Allah-u Teâlâ onları da bize şöyle tanıtıyor:
“Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41)
Kendilerine teveccüh eden azabı hiç bir kimse onların üzerinden kaldıramayacak. Ahiret azabının yanısıra dünya rüsvaylığına çarptırılacaklar.
“Sen o münâfıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider ve söylerlerse dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler. Ve her gürültüyü, korkularından aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, onun için (kendilerine emniyet etme) onlardan sakın. Allah kahretsin onları. Hakk’tan nasıl çevriliyorlar.” (Münâfikun: 4)
Nûrdan karanlığa nasıl da döndürülüyorlar.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


