• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Türk imamın videosu polisi harekete geçirdi

    İSVİÇRE polisi Alman vatandaşı Türk asıllı ‘Abu Anas' takma adlı imam Muhammed Çiftçi için alarma geçti. İsviçre’deki radikal İslamcılar'ın Grabünden kantonunda düzenledikleri seminer dolayısıyla eğitim amaçlı video kaseti gösterilen Muhammed Çiftçi kasetteki konuşmasında, dinden çıkanların ve küfre batanların kafasını kesmenin caiz olduğunu ve ayrıca kadınların itaat etmedikleri zaman dövülmesi gerektiğini söylemesi polisi alarma geçirdi. Federal polisle birlikte kantonal düzeyde önlem alan polis seminere katılanları taşkınlık olasılığına karşı sadece izledi. Seminere özellikle Almanya’dan radikal görüşleriyle tanınan İslamcı imamlar katıldı.

    İsviçre televizyonun geniş yer verdiği radikal İslamcıların seminerine video kaset aracılıyla katılan Türk asıllı Alman vatandaşı, avukat Muhammed Çiftçi, kasetinde şunları söylüyor: “Burada bahsedilen konu: Dinden dönen, dini terk eden veya emirlerini uygulamayıp küfre batmış erkeklerdir. Sünni fıkhına ve Hz. Muhammed'in uygulamalarına göre bu kişilerin kafası kesilmelidir. Bu ceza bu dünyada onlara verilecek cezadır. Ama bu kişi yanlış şeylere inanmış, günahkarlar gibi yanmayacaktır. Kafa kesme cezası yalnız İslam halifesinin olduğu İslam devletinde uygulanacak bir cezadır. Hiç şüphe yok ki bu ceza sadece İslam devleti tarafından icra edilecektir. Eğer bir baba dinden dönerse, oğlunun kafasını kesme hakkı yoktur. Bu görev devlete aittir. Böyle bir durum ortaya çıktığında ona verilecek ceza devlet tarafından kafası kesilerek ölümdür. Dinden dönen Kadınlar da erkekler gibi cezalandırılacak mı? Yoksa sadece erkeklere mi ait bu ceza şekli? Bu konu da 2 görüş var. Birinci görüş dinden dönene kadının doğru yola gelinceye kadar ev hapsinde tutulması. İkinci görüş ise öldürülmeleri. Ama erkekler için kesin ceza ölüm.” Alman vatandaşı olan Türk asıllı Avukat imam Muhammed Çiftçi ‘Abu Anas' adıyla tanınıyor, Çiftçi'nin internet aracılıyla eğitim alınan hem de Almanya da kurs gibi gidilerek eğitim alınan İslam okulu bulunuyor. Okul 8 sınıftan oluşuyor ve her sınıf 6 ay sürüyor. Internet aracılıyla eğitim almak isteyenler 80 Euro kayıt ücreti ve 55 Euro aylık olmak üzere eğitim parası yatırılıyorlar. Okul için en başta en az 410 Euro yatırmak gerekiyor. Kişi eğitimden memnun kalmazsa kurs parası iade edilmiyor ancak bir sonraki kursa gitmek istemezse ilk kursun en geç Haziran ayı başında haber vermek suretiyle kurstan ayrılabiliyor. Aksi taktirde kalan 6 ayın parasını da ödemek zorunda kalıyor.

    Eğer İslam okuluna giderek eğitim alınmak isteniyorsa 6 aylık kurs için 590 Euro ödeniyor. Kurstan ayrılma koşulları ise İnternet kursuyla aynı. Kişiler 6 aylık peşin yatırmak zorunda tutumuyor. Ayrılırken de bir üst sınıfa devam etmeyeceklerse bunu bir önceki kursun son ayının ilk günü bildirmek zorunda olduğu vurgulanıyor.

    http://www.milliyet.com.tr/turk-imam...ult.htm?ver=03

    Bu vahşeti öğrenmek ve tatbik edebilmek için birde üstüne para veriyorsunuz.Dünyada katil yetiştiren tek okul müslümanlar da,tebrik ederim.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    12-12-2009
    Mesajlar
    231
    Karizma Gücü
    3
    Mürtedin öldürülmesiyle ilgili önce aşağıdaki alıntıya bir bakalım

    İddia, mürtedin katli hükmünün pek çok Kur'an ayetine aykırılık teşkil ettiği yönünde. Bu iddiaya delil getirilen ayetlerden bazıları şunlar:
    - "Din'de zorlama yoktur. İman ile küfür apaçık ortaya çıkmıştır…"
    - "De ki: "Hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr…"
    - "De ki: "Ey kâfirler! Ben sizin kulluk etmekte olduğunuza kulluk etmem. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk etmezsiniz. Ben elbette sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Ve sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benimki bana."
    Bunlar ve benzeri ayetler, Kur'an'ın, din seçimini kişilerin özgür tercihine bıraktığını, dolayısıyla bu alana hiçbir güç tarafından karışılmayacağını anlatmaktadır. Kur'an'da irtidat için herhangi bir ceza belirlenmemiştir. İrtidat meselesine değinilen ayetlerde bile somut herhangi bir müeyyideden söz edilmemiştir.
    Söz gelimi Kur'an'da şöyle buyurulur: "Hakikat şu ki, iman edip de sonra küfre sapanlar, sonra yine iman ederek (arkasından tekrar) küfre dönenler ve sonra da küfürlerinde ileri gidenler var ya; Allah onları bağışlamayacak ve doğru yola eriştirmeyecektir."
    Yine şöyle buyurulur: "Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, artık onların bütün amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliktir. Orada devamlı kalıcıdırlar."
    Netice olarak Kur'an, irtidat meselesine değindiği halde bu suçun herhangi bir müeyyidesinden söz etmemişken ve dahi kimin neye inanacağı meselesine hiçbir şekilde müdahalede bulunmamışken, irtidat fiilinin bir "suç" olduğunu ve dünyevî bir cezasının –hem de cezaların en ağırı– bulunduğunu söylemek Kur'an'a aykırılık arz eder.
    İzahtan anlaşılacağı gibi mürtedin öldürülmesiyle ilgili bir emir içeren ayet yok zaten uygulaması şartlara tabi tutulmuştur örneğin: savaş halinde dinden dönmek gibi,diğer zamanlarda ise hapis cezası vermek gibi bir yaptırımla cezalandırılıp İman ettim dediği takdirde bu cezadanda kurtulması mümkün kılınmıştır, ayrıca bu konuyla ilgili sahih Hadis yoktur,bu konuyu tamamen reddeden alimlerde olmuştur

    İbnu’l-Münzir’in Kitâbu’l-İcmâ’ında[1] herhangi bir ihtilaf zikredilmezken İbn Hazm, Merâtibu’l-İcmâ’ adlı eserinde[2] Hz. Ömer, Süfyân es-Sevrî ve İbrahim en-Neha’î’den, mürtedin öldürülmeyeceğini, ölene kadar tevbe etmesinin isteneceğini söylediklerini belirtir. İbn Teymiyye bu eser üzerine yazdığı Nakdu Merâtibi’l-İcmâ’da bu kayda herhangi bir itiraz getirmemiştir. Bu iki eseri birlikte neşreden Zâhid el-Kevserî de bu noktada herhangi bir şey söylememiştir.
    Kaldıki burada asl olan İslam devletinde var olan bir kuraldır yaptırımdır, yani bir devletin kurallarında ölüm cezasının varoluşu tuhafsanamaz siz asıl aşağıdaki alıntıyı okuyunda İsrail ve ölüm kusan mossadın yediği haltları görün ondan sonra Alarmamı geçeceksiniz yoksa görmezdenmi geleceksiniz görelim.

    İşte ; ŞAKA değil GERÇEK - İsrail ve Mossadın KATİL ÜNİVERSİTESİ

    Bolivya'daki kokain mafyasının ötesinde, bölgedeki asıl kokain merkezi kuşkusuz Kolombiya'dır. Döviz gelirlerinin yarısını sağlayan kokain ticareti, ülkenin en önemli yasal ihracat maddesi olan kahveden üç kat daha fazla girdi sağlar. Genel olarak kokain ticaretinin para hacmi inanılmaz boyutlardadır. Kokain işlerinde dönen para, BM tahminlerine göre, 300 milyar doları bulmaktadır. İnterpol'un tahmini ise 500 milyar dolar civarındadır. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, fakir ülkelerin faturasını ödemekte o kadar zorlandıkları petrol ticaretinin yıllık hacmi, sadece 180 milyar dolardır.
    Bu kirli ticaretin merkezi de Kolombiya'dır. Dünyanın en büyük kokain üreticisi olan ülke, yüzyılın ikinci yarısından itibaren aynı zamanda dünyanın en kanlı ülkelerinden biri oldu. Çünkü ülke içinde farklı kokain mafyaları, daha doğru bir deyimle "kokain kartelleri" vardı. Bu kokain kartelleri, üslendikleri şehirlerin adlarıyla anılıyorlardı: Cali ve Medellin Kartelleri. Ülkeyi yıllar yılı adeta bu iki kartel yönetti: Hükümet görevlilerini ya tehdit ederek ya da satın alarak, kendi adlarına çalıştırabiliyorlardı.
    En önemlisi, uzun süre bu iki kartel arasında iç savaşı andıran bir çatışma yaşandı. Birbirini yok etmek ve kokain pazarına tek başına sahip olabilmek için savaşan bu kartellerin doğurduğu terörizm, yani "narko-terörizm", Kolombiya'ya "ölümün tatil yapmadığı yer" denmesine neden olmuştur. Ülkede yalnızca 1992 yılında tamı tamına 28 bin cinayet işlendi. Uzmanlar, cinayetlerin bu hızla işlenmesi halinde ilerdeki 10 yıl içinde ülkenin 32 milyon nüfusunun 3 milyondan fazlasının öleceğini belirtmişlerdi. Kartellerin bu kanlı mücadelesi sırasında en çok acı çeken taraf ise kuşkusuz halk oldu. Çoğu çiftçi olan Kolombiya halkı, kartellerin birinin emri altında tarlada çalışıp kokain üretmek zorundaydı; ancak her an rakip kartelin saldırısı yüzünden hayatını yitirebilir, işkence görebilirdi.
    Kartellerin uyguladığı terör, oldukça sistemli bir terördü. Öyle ki ülkede, kartellerin "tetikçi"lerine eğitim verdiği bazı "özel üniversiteler" kurulmuştu. Bunlar bildiğimiz üniversitelerden oldukça farklıydı; burada öğrencilere uygulamalı 'işkence ve cinayet dersleri' veriliyordu. Nokta dergisi, 1989 yılında bu "üniversite"lerle ilgili olarak şunları yazmıştı:
    Kolombiya Güvenlik Dairesi'nin bir sokak çatışmasında yakaladığı Camilo Zamora Guzman, ya da kod adıyla Travolta, polisleri La Sesenta çiftliğine götürdü. Çiftlikte, beş cesetin bulunduğu bir mezarlık, silah deposu ve 'okul ' vardı. Okul, yani katil üniversitesi. La Sesenta çiftliği, kendi binaları, kooperatifleri, eczaneleri, özel haber alma birimleri, motorize ekipleri olan bir şirkete ait. Yasal olarak bir çiftçi-tüccar ortak yatırımı gibi görünen La Sesenta'nın en etkili faaliyeti de bu üniversite işte, daha doğrusu üniversiteler. Uygulamalı vahşet eğitimi. Şirketin tam 32 ayrı birimi var. Kontenjan iki ayda elli mezun verecek düzeyde. Öğrenciler, kokain mafyasının başkenti olarak bilinen Medellin'in yoksullarından seçiliyor. Okulda eğitim, gün doğarken yapılan egzersizlerle başlıyor. İşin en masum yönü bu belki. Sonra patlayıcı ve silah kullanma dersine geçiliyor. Derken: 'arkadaşlar dersimiz işkence'. Hem de canlı vücutlar üzerinde. Nasıl olsa bölgede gariban köylü bolluğu var. Hele o gariban bir de sol görüşlü ise üniversitenin uygulamalı eğitimi için biçilmiş kaftan olarak görülüyor. Sonra da, acımadan biçilmiş insan haline getiriliyor.108
    Peki bu vahşet üniversitelerindeki "öğretim üyeleri" kimlerdi dersiniz?
    Tahmin edilebileceği gibi kokain kartellerinin kurdukları ölüm timlerinin en büyük "öğretmen"leri İsrailli subaylar ve Mossad ajanlarıydı. İsrailli askeri uzmanlar, hem Cali hem de Medellin Kartellerinin "ölüm üniversiteleri"nde narko-teröristlere İsrail tarzı eğitim verdiler. Bu konuda en çok ün salmış İsrailli ise İsrail ordusundan Albay Yair Klein'dı.109
    Olay sadece Mossad ajanı İsrailli askerlerin, para karşılığı narko teröristleri eğitmeleri ile kısıtlı değildir. İsrail, bu ajanlarını uyuşturucu trafiğini kontrol etmek için de kullanır. Kokain satışından elde edilen paralar, ya Amerika'da yaşayan Yahudi işadamı ve politikacıların hesabına yatırılır ya da İsrail'e aktarılır.
    Fransız Arabies dergisi, "İsrail'in Narko-Terörizm Bağlantısı" başlığı altında verdiği bir haberde, Yahudi Devleti'nin kokain ticareti içindeki inanılmaz rolünü gözler önüne sermişti. Buna göre, Kolombiya kokain kartellerinin ölüm timlerinin çok büyük bir bölümü İsrailliler tarafından eğitiliyordu. Yair Klein'in komutasındaki İsraillilerden oluşan Hod-Hahanit adlı terör timi, narko-teröristlerin eğitimini üzerine almıştı. Bu işi yapanların arasında, Yair Klein'in yanında Pesakh Ben Or adlı İsrailli "para aklayıcı", Mossad ajanı Mike Harari, İsrailli General Ze'evi ve Lübnanlı Yahudi işadamı Amiram Nir de yer alıyordu.110

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Benim katilim senin katilini döver tadında bir yorum olmuş,tebrikler

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    12-12-2009
    Mesajlar
    231
    Karizma Gücü
    3
    senin iddia ettiğin gibi bir katil olayı olmadığını ve burada katil üniversitesi diye adlandırılacak bir kuruluşunda olamayacağını olmadığını açıkça izah ettim sonrasındada gerçekte böyle bir şey dünyada varmıdır veya olabilirmi diye araştırdım ve evet var işte buyur dedim gerek kişilerin gerekse mekanlarının adresinide verdim,anlıyacağın benim katilim yok senin katillerin varmış,deşifre olmasına vesile olduğun için teşekkürlerimii sunarım.

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı nosano tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    senin iddia ettiğin gibi bir katil olayı olmadığını ve burada katil üniversitesi diye adlandırılacak bir kuruluşunda olamayacağını olmadığını açıkça izah ettim sonrasındada gerçekte böyle bir şey dünyada varmıdır veya olabilirmi diye araştırdım ve evet var işte buyur dedim gerek kişilerin gerekse mekanlarının adresinide verdim,anlıyacağın benim katilim yok senin katillerin varmış,deşifre olmasına vesile olduğun için teşekkürlerimii sunarım.
    Onlar benim katilim olamaz,onlarda tıpkı senin gibi tek olana inanıyorlar.Al birini vur ötekine yani.Ne kadar da benziyorsunuz birbirinize.Bir bak bakalım Peygamberiniz öldükten sonra Ebu Bekir dinden öbek öbek çıkanları nasıl çukurlarda yaktırdı mı.Katillikse al sana işkenceci katil.Ama siz ona hazret dersiniz.Kim katil acaba,ben mi,sen mi?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kaddafi'nin eşi harekete geçti
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 22.10.11, 01:19
  2. Türk imamın oğlu yine İslam’a çattı
    2005 Konuları bölümünde KARECHi tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 07.07.05, 01:14
  3. Rum Yönetimi Türk’ün izi olan herşeyi yok etmek için harekete geçti...
    2005 Konuları bölümünde Xtreme-Power tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 13.05.05, 04:12

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •