Merhaba,
Yıl 1971... Güzel bir bahar akşamı, saat 21.45'de gelmişim dünyaya. Tam olarak 28 Nisan'da. Boğa burcuyum yani. Hem de tipik bir boğa. Almanya'da doğdum, büyüdüm. İlköğretim yıllarım Stuttgart'a bağlı Karlsruhe/Bruchsal'da geçti. Mutlu, üç çocuklu ailenin en büyüğüydüm. Kardeşlerim, ortancamız Ömer, bugün İngilizce öğretmeni. Küçüğümüz Özkan, başarılı bir subay. Liseyi Türkiye'de okudum. Turizm Bakanlığı'na bağlı meslek okulu, "Balçova Turizm Eğitim Merkezi"nde mesleğimle tanıştım. Otelci oldum. 1992'de tekrar Almanya.
Özel Turizm İşletme Yüksekokulu'nda işletme okudum. Devlet onaylı "Otel İşletme Diploması" aldım ve döndüm yurduma. Halen otelciyim. İzmir'in gözbebeği otellerinden, 40 yıllık KARACA Otel'in genel müdürü olarak kazanıyorum hayatımı.
Öğrencilik yıllarımdan beri merak duyduğum yazı sanatı zamanla bir tutkuya dönüştü. Okul panolarını süsleyen kompozisyonlarımın yerini ödüllü yazılar, derken Ege'nin en büyük bölgesel gazetelerinden GAZETEM EGE'de yazılan günlük köşeler aldı. Yazmak, dinlenmek benim için. Dinlemek... İçimdeki beni.
İlk romanım, "Kayıp Mezar - Meryem'in Sırrı", 2010 başında çıktı. Duyduğum heyecan, canım oğlum Kaan'ı kollarıma aldığım gün duyduğuma benziyor. "İkinci çocuğumuz doğdu" dediğimde sevgili eşim İffet'e, "kalabalık bir ailenin habercisi olsun" diye yanıtladı beni.
Dilerim, yazarken aldığım keyfi alırsınız okurken.
Sevindim tanıştığımıza...
Özgür ARDİL
Eserleri
*Meryem'in Sırrı
Yazar Röpörtajı
>>> Sayın Özgür Ardil , bize özgeçmişinizden söz eder misiniz?
Merhaba,
Yıl 1971... Güzel bir bahar akşamı, saat 21.45'de gelmişim dünyaya. Tam olarak 28 Nisan'da. Boğa burcuyum yani. Hem de tipik bir boğa. Almanya'da doğdum, büyüdüm. İlköğretim yıllarım Stuttgart'a bağlı Karlsruhe/Bruchsal'da geçti. Mutlu, üç çocuklu ailenin en büyüğüydüm. Kardeşlerim, ortancamız Ömer, bugün İngilizce öğretmeni. Küçüğümüz Özkan, başarılı bir subay. Liseyi Türkiye'de okudum. Turizm Bakanlığı'na bağlı meslek okulu, "Balçova Turizm Eğitim Merkezi"nde mesleğimle tanıştım. Otelci oldum. 1992'de tekrar Almanya.
Özel Turizm İşletme Yüksekokulu'nda işletme okudum. Devlet onaylı "Otel İşletme Diploması" aldım ve döndüm yurduma. Halen otelciyim. İzmir'in gözbebeği otellerinden, 40 yıllık KARACA Otel'in genel müdürü olarak kazanıyorum hayatımı.
Öğrencilik yıllarımdan beri merak duyduğum yazı sanatı zamanla bir tutkuya dönüştü. Okul panolarını süsleyen kompozisyonlarımın yerini ödüllü yazılar, derken Ege'nin en büyük bölgesel gazetelerinden GAZETEM EGE'de yazılan günlük köşeler aldı. Yazmak, dinlenmek benim için. Dinlemek... İçimdeki beni.
İlk romanım, "Kayıp Mezar - Meryem'in Sırrı", 2010 başında çıktı. Duyduğum heyecan, canım oğlum Kaan'ı kollarıma aldığım gün duyduğuma benziyor. "İkinci çocuğumuz doğdu" dediğimde sevgili eşim İffet'e, "kalabalık bir ailenin habercisi olsun" diye yanıtladı beni.
Dilerim, yazarken aldığım keyfi alırsınız okurken.
Sevindim tanıştığımıza...
>>> Nasıl yazarsınız? Yazarken güçlük çeker misiniz?
Yazmaya başlamadan, kitabın öyküsü şekillenir kafamda. uzunca bir süre evirip çeviririm zihnimde. Bu arada araştırma yapmaya başlarım. tarihi gerçekleri araştırırım. Kitabımda kullanacağım mekanları seçerim. her olayın geçeceği yeri tespit eder fotoğraflarım. Sonrasında, yazarken bu fotoğraflardan yararlanarak tasvir yaparım. İsterim ki kitabımı okuyan her kimse, oralara yolu düştüğünde gerçek mekanları bulsun. Öykü canlansın, okuru içine alsın.
Meryem'in Sırrı'nda bunu başardığıma inanıyorum. Şirince'de, profesörün tutulduğu tarihi ev, pazarcı Bekir'in evi, Levent'in villası, hepsi gerçekte var olan yerler. Okur yorumlarında görebiliyorum bunu. İnsanlar gitmişler buralara yada bildikleri yerler.
Araştırma sonrası yazmaya başlarım. Bölüm bölüm yazıyorum. Her bölümü bir sahne gibi düşünüyorum. Böylece okur sıkılmadan, öykü içinde, karekterler arasında yolculuk yapabiliyor.
Yazarken güçlük çekmek bir yana, dinlenirim...Dünyadan kopar, soyutlanırım.
>>> Kitabı (Meryemin Sırrı) olusturmaniz aslinda biraz eskiye dayaniyor... Yazmaya baslamanizdan, eserin cikisina kadarki surecten bahseder misiniz?
Meryem'in Sırrı, toplamda 3 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. İlk 10 ayı tarihsel gerçekleri araştırmak, mekanları tespit ederek dolaşmakla geçti. Ailemle birlikte, 4 kez Efes Antik Kenti'ne ve Şirince'ye gittik. 2 kez de Meryem Ana Evi'ne.
Sonrasında, yazma serüveni de yaklaşık bir yıl sürdü. Tabii bunda yoğun bir şekilde otelde çalışıyor olmamın etkisi büyük. Akşamları ve hafta sonları, evimdeki çalışma ofisimde yazıyorum. Anlayacağınız, eşimin ve oğlumun zamanını çalarak yazdım Meryem'in Sırrı'nı.
En son, bir yıldan biraz fazla, kitabımı bastırmak için çaba sarf ettim. Toplarsanız 3 yıl...
>>> Kurguyu olustururken, geçmişten yararlandiginiz kesitler oldu mu?
Kurguyu ben oluşturmam aslında, kurgu ve öykü beni sürükler. Hikayeye katılan her yeni karekteri ayrı bir çalışma sayfasında işler, kanlı, canlı, yaşayan bir insana dönüştürür, sonra hikayeme eklerim.
Olaylar, diyaloglar, doğal bir şekilde, adeta kendiliğinden gelişir.
>>> Eserinizin(Meryemin Sırrı) kahramanı hakkında okuyucularımıza biraz bilgi verirmisiniz?
Meryem'in Sırrı'nda aslına bakarsanız 2 kahraman var. Levent ve tarih öğretmeni Zafer. İkisi de, günlük hayatımızda karşılaşabileceğimiz olağan tipler. Onlara, pazarcı Bekir gibi sıradan karakterler le, Elişeva veya Profesör Woodgate gibi, arkeolog Saskia veya Annibale gibi sıradışı karakterler eşlik ediyor.
>>> Bu kitapla(Meryemin Sırrı) vermek istediğiniz mesaj varmı? Varsa nedir?
Kitabımla vermeye çalıştığım birkaç mesajım oldu.
En önemli iki tanesi, "İnsanoğlu adaleti polis, avukat, savcı ve hakim dörtlüsünde arar. Devlet şemsiyesinde, kanunlar nezdinde, hukuk çerçevesinde arar. Burada bulamaz ise, karanlık güçlerin, kanun dışı insanların kucağına düşer. Onlara minnet duyar hale gelir. gebe kalır. Dolayısıyla bu karanlık güçlerle devletin mücadele etmesi zorlaşır. Çünkü, masumiyetini kaybetmiş masum insanlarca korunurlar, destek görürler".
Diğer mesajım, "dünya üzerinde en önemli şey bir canlının yaşam hakkı, hayatıdır bana göre. Bunun ötesinde herşey anlamsızdır, teferruattır. Günümüzde, rada bir husumet,bir hesaplaşma yada bir çıkar yoksa eğer insan insanın canını tek bir nedenle alıyor. İnanç körlüğüyle cinayet işliyor. Buradaki inancı hemen dini inanç olarak düşünmeyelim. İdeolojik inanç da olabilir".
Ayrıca birçok alt mesaj var kitapta.
>>> Şimdi meşgul olduğunuz yeni eserleriniz, projeleriniz var mı?
İkinci kitabımın çalışmalarına başladım. Yine tarih olacak ve öykü İzmir ve çevresinde geçiyor. Zaman dilimi farklı bu kez. Hikaye günümüz ile M.Ö. 1200 yılları arasında gidip gelecek. Henüz çok başındayım. Tarihi gerçeklerin araştırmasını yapıyorum şu sıra...
>>> Sizi de billboard'larda görebilmek söz konusu mu?
Billboardlarla ilgilenmiyorum. benim için kitabımın çok satmasının önemi yok. Kıymetini bilecek okurların elinde keyifle okunması daha önemli ve anlamlı benim için.
>>> Son Olarak Okurlarınıza Vermek İstediğiniz Bir Mesaj Varmı?
Kitap kurtları, yabancı yazarlara gösterdikleri ilginin yarısını yerli yazarlarımıza göstersinler isterim. Yabancılar, dikkat edin, her zaman kendi medeniyetlerinin öykülerini anlatırlar. Kendi yurtlarını, kendi insanlarını. Oysa bizler, Türkiye'nin öykülerini anlatan ozanlara benzeriz. ne kadar çok kulak dinlerse bizleri, o kadar çok mutlu ve üretken oluruz.
Yine yerli yazarlardan adı sanı duyulmuş, "çok satanlar" listelerinden düşmeyenlere gösterdikleri teveccühün yarısını adı duyulmamış, çiçeği burnunda yazarlara göstersinler.
İnanın, göreceklerine kendileri de şaşacaktır.
"Kitap Kurdu" sayfasının yönetici ve üyelerine kucak dolusu sevgiler...
Röpörtaj Facebook Kitap Kurdu Sayfasından Alıntıdır http://www.facebook.com/kitapseverle...fasiKitapKurdu


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla
