matbaaya gittim, boş kartvizitler kestirdim.... daha önce denemek için bir kaç tane daha sonra binlerce..... sayısını daha da biliyorum....

çünkü inglizce öğrenmeye karar vermiştim....
yılardan beri inglizce öğrenim gördüm. okullarda, üniveristede ve daha sonrada özel kurslarda ve çalıştığım şirketlerde.... hepsi nafile . bir türlü öğrenemedim....
sinemada olsun televizyonda olsun bir türlü o konuşanları anlayamıyorm....
okuduğumu iyi kötü anlıyorum ama bir türlü konuşamıyorum ve daha da kötüsü konuşanları da anlamıyorum.... mesleki açıdan zor duruma girmiştim, sıkışıp kaldım....

artık yeni kurslar veya özel dersler almak istemedim.... ama birşeylerde yapmak zorundaydım.... yetenek meselesi, gerçekten dil öğrenme açısında pek yetenekli sayılmam, şayet kurslarda pek kötü de sayılmam dı....

iş başvurumlarında yabancı dili hep iyi olduğunu yazarım çünkü bilirim.... orta dediğimde bu hep bilinmediği olarak algılanıyor.... onun için hep iyi olduğunu yazarım. bunu işveren hep yemiştir.... çünkü kendisi de bu zorluklardan geçtiği için beni deneyecek becerisi kendisinde yoktur....

o zamanları yönetici olarak bir işe başvurdum ve kabul edildi.... inglizem iyi olup olmadığını özel olarak soruldu.... no problem demiştim....

o gün gelmişti patronla yurtdışına çıkacağız.... iş konusunda özel hayatım olmadığı kadar biraz titizim..... bir gün gavurlarla temas edeceğimi tahmin etmiştim.... çünkü inglizce bilen sadece ben varım, diğerleri benim kadar biliyor ama bundan haberleri yok.....

işe başlar başlamaz kart vizit boyunda kartlar kestirdim ve inglize sözcükleri oraya yazdım ve arka tarafa türkçelerini.... paydos da olsun, servis aracında olsun, her boş zamanda ve her fırsat buldukça söçükleri ezberlemeye başladım..... gördüm ki sorunum inglizce gramer de değil... sorun yeterince kelime bilmemekte.... bu kartlardan önce yüzlerce ve daha sonrada binlerce oldu....
boş zamanlarımda herhangi fuarlara giderdim yabancılarla laflamaya çalışırdım.... lafa girmek hep zor olurdu, ve sonra açılırdım.... başlangıç hep tutuklu olurdu... ve sonra kendiliğinde gelirdi....
gramerim doğru olup olmadığını pek önemsemezdim... şimdi bile dikkat etmem, yanlış kullandığımı bir çoğu söyler. onuda önemsemiyorum çünkü onca yıl içerisinde bir çok iş bağlamıştırım....

avrupanın bir çok ülkesine gittim, rusya ya ve türk cumhurriyetler gittim, arap ülkelere ve ugandaya....
her ülke kendine has inglizce kulanım var bazen kelimeleri ayırt etmek zor oluyor.... dediğim gibi başlangıç hep zor oluyor. gözü kapatıp içeriye dalacaksın..... biraz cabbar olacaksın....)))) herkez anasının karnında öğrenmyorya....

karşı taraf inglizcenin yetersiz gördüğünde zaten konuşmasına daha dikkat ediyor ve zor kelimeleri konuşurken seçmiyor.... keza yabancılarda çok iyi bilmediğini tespit ettim. belirli kelime hazine içerisinde dönüp dolaşıyor... çoğu mesleki terimler....

inglizceyi ihtiyacın kadar öğrenmeli diye düşünüyorum..... çok ciddi alınmamalı bence.... benimkisi bir örnekti. herkes kendisi öğrenme yolunu bilmeli.

internetten dolayı inglizce şart ama abartmamak gerekiyor..... öğrenecek daha güzel şeyler vardır....

bu kartları kutulara yerleştirdim.... bildiğim sözcükleri her altı ayda bir gözden geçiririm.... yeni sözcükleri her hafta ezberlerim....
yurtdışından döndüğümde amerika filmlerin diyalokların bir kısmın anlıyorum, ama biliyorum ki amerikalarda inglizceyi kendi şiveleriyle konuşur, hepsini anlamak mümkün değil. keza yüzbinlerce kelimeler var hepsini ezberlemek mümkün olmadığı gibi gereği de yok..... ihtiyaca göre.

süper konuşmuş olsam bile bunun değerini anlayacak firma yok....

özet olarak kurslar yeterli değil.... mümkünse yurtdışına çıkmak gerekiyor.... en iyisi okuldan mezun olduktan sonra altı ay genç beyinler için yeterli olması gerekiyor.....
eğer iş hayatınız da yabancı dile gerekmiyorsa pek çok da germeyiniz kendinizi....
özgeçmişinize yabancı dili orta seviye olarak yazmayın.... hep iyi seviye...

.