• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
35 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    lycan000 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2008
    Mesajlar
    1,968
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Uyarı Hz. Muhammet ve cevap bekleyenler

    Ankebut Suresi, Ayet 48: “Sen Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş ya da eline kalem alarak yazmış biri değilsin. Öyle olsaydı batıl yanlısı inkârcılar kuşkulanırlardı.”


    Yukarıdaki Ayettede görüldüğü gibi Hz. Muhammed (s.a.v) nin Kuran-ı Kerim inmeden önce okuma yazma bilmediği ortadadır.Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı bir peygamberin okuma yazma bilmemesi biraz garip değilmidir


    Fakat Tahsin Mayatepek Atatürk'e öyle bir mektup yollamıştır ki.Benim kafamın karışmaya başladığı yer burası oldu diyebilirim.Bu mektup üzerine biraz araştırma yapınca aşağıda alıntı yaptığım arkadaşın yazısına rastladım ve çok ilgimi çekti.Sizinlede paylaşmak istedim.

    ALINTIDIR

    Tahsin Mayatepek, 30.03.1935 tarihinden itibaren Meksiko Maslahatgüzarlığı görevini yürüten ve bu görevi esnasındaki gözlemlerini 14 rapor halinde Atatürk’e gönderen eski diller uzmanı, tarihçi bir diplomattır. Tahsin Mayatepek'in Atatürk'e yazıp yolladığı 49 sahifelik 7. Raporunun içeriği 1931 yılında C.J.Churchward’ın
    dört ciltlik eserinin konu başlıkları ile özetlenmiş halidir.
    (Bu konu “Mu’nun Çocukları” adlı makalede daha detaylı olarak anlatılmıştır.)

    Tahsin Mayatepek,Atatürk’e gönderdiği raporların bir örneğini de Türk Dil Kurumu'na gönderiyordu. Kurumun gelen evrak kayıtlarına 743 sıra numarası ile kaydedilmiş, o dönemin genel sekreteri İbrahim Necmi Dilmen' e gönderdiği mektubun konumuzla alakalı bölümünü Tahsin Mayatepek' in kaleme aldığı orjinal hali ile aşağıya alıyorum.


    “…MU kıtası batmadan binlerce sene evvel çıkarak MU’nun ilimlerini ve dinini dünyanın birçok yerlerine ve ezcümle Mısır ve Hindistana yaymış olan (Naa-Cal)namındaki MU ilim ve din misyonerlerinin Himalay ve Eski Mısır mabedlerine nakl ettikleri tablet ve saireyi Musanın Sina dağındaki OZİRİS mabedinde ve İsanın hem Mısır ve hemde Hindistanda senelerce tetkik ettikleri ve bunlara kıyasen Kur’anda bir ayet başını teşkil eden (TA-HA)sözünün MU diline ait olduğunu Churchward’ın bu söz hakkındaki izahatını gördükten sonra Dini İslamı vaz eden zatında diğerleri gibi Mu’nun dil ve dinini Mısırda ve aglebi ihtimal Hindistan Manastırlarında tahsil ettiği neticesinin tebarüz etmekte olduğu…”


    Bu paragraftan anlaşıldığına göre Tahsin Mayatepek’in kanaati İslam Peygamberi’nin asla bir “Ümmi” olmadığı, Mu Dini’ne ait öğretiyi Mısır’da Oziris Mabedi’nde, bir ihtimal Hindistan manastırlarında öğrendiği, sonra da İslam Dini’ni uydurduğu yolundadır. Bu kanaatin en önemli delili olarak da Kur’an’a girmiş Mu Dili’ne ait kelimeleri göstermektedir.

    Ta-ha Kur’an’da bir surenin adıdır, Arapça olmadığı gibi bilinen hiçbir dile de ait değildir. Ne anlama geldiği bugüne kadar hiçbir İslam bilgini tarafından açıklana- mamıştır. Dahası, Ta-ha gibi Kur’an’da çok büyük önem atfedilen ve adına Ya-sin denilen bir süre daha var. Ya-sin’in ne anlama geldiğini de bugüne kadar hiçbir
    ulema açıklayamamıştır. Çünkü o da “Ta-ha” gibi Arapça değildir. James Churcward TA-HA sözünün Mu Medeniyeti’nin dili olan (Naga-Maya) diline ait olduğunu ispatlıyor ve “su içeren yıldız” anlamına geldiğini açıklıyor(3). YA-SİN sözü ise NAGA-MAYA dili ile aynı orijinden gelen Maya diline ait bir sözcük ve “kederli dünya” ya da “elem dünyası” olarak çevirilebiliyor.

    Tahsin Bey’e göre Muhammet bir Naa-cal rahibidir. Çok yüksek bir ezoterik bilgiye sahiptir. Tevrat’tan da İncil’den de haberi ve bilgisi vardır. Kur’an’a, Tevrat ve İncil’den aktarılmış pek çok masal göz önüne alındığında böyle bir olasılık seziliyor.

    Şimdi daha ilginç bir ayrıntıyı aktaracağım.
    Kur’an’da birbirini takip eden yedi sure “Ha-Mim” diye başlar, yani ilk ayetleri Ha ve Mim harfleridir. Bunlar 40ü’min 41:Fussilet 42ur’a 43uhruf 44: Duhan 45asiye 46:Ahkaf sureleridir.
    Bu surelerin niçin peşpeşe “Ha-Mim sedasıyla başladığı konusunu 1400 yıldır açık
    layabilen çıkmamıştır. Bazı İslamcılar bunun Allah ile Muhammet arasında bir şifre olduğunu,hikmetini kimsenin bilemeyeceğini söylüyorlar. Bazıları ise “Ha-Mim levh-i mahfuz şifresidir.” gibi ezoterik anlamlar veriyorlar.
    Bize göre de Harf-i mukatta’ a yani şifreleme olabilir. Muhammet Naga-Maya Ezoterik bilgilerine malik olduğunu ima etmiştir,bilinmez. Çünkü; HA-MİM Mayacadır ve “suya batmış mu kıtası” anlamına gelmektedir(3). Bu ayrıntılar bir araya gelince mozaik netleşmeye başlıyor. Bu noktada Tahsin Mayatepek’ e hak vermemek elde değildir.


    Muhammet dönemini yaşamış,onun çağdaşı ve arkadaşı olan insanlar tarafından aktarılmış, sağlamlığın en yüksek basamağı olan “mutevatır hadis”ler arasında bir hadis var. Buhari’nin “e’s-Sahih” adlı yapıtı dahil en sağlam kabul edilen hadis kitaplarında yer alan bu hadis “Iman Yemen’lidir.” der. Hatta “hikmet (bilgi, bilgelik) ve fıkıh da Yemen’lidir.”(4)

    Hadramilerin iki genç kölesi vardı. Yemen halkından olan bu iki köleden birinin adı Yessar, ötekinin adı Cebr’di. Bu iki kölenin sahipleri şunları anlatırlar: “Bizim iki genç kölemiz vardı. Kendi dilleriyle kitaplarını okurlardı. Peygamber de bunlara uğrar, durup bunları dinlerdi.İşte bunun için, puta tapanlar ‘Muhammed, bunlardan öğreniyor…’ dediler.” (5)

    Fahruddin Razi’nin de yer verdiği aktarmada, bunların yanında bir üçüncü köle daha var: Huvaytıb’ın kölesi Addas. Yemenli Cebr,Yessar ve Addas.

    Sözü uzatmadan söylersek; “Muhammet Kuran’ı ortaya koyarken bir takım kişilerden, bir takım şeyler öğrendi ve bu bilgileri (tanrı sözüymüş gibi) muhtelif Ayetlerde kullandı.” diye düşünülüyor.
    Acaba bu düşüncelerde gerçeklik payı var mıdır? Varsa ne kadardır?

    Başka bir aktarma daha var. Taberi aktarıyor: “ Peygamber, Mekke’de köle olan birine öğretimde bulunuyordu. Yabancıydı. Puta tapardı. Adı da Bel’am’dı. Peygamberin yanına girişinde ve çıkışında puta taparlar görüyorlardı. ‘Muhammed’e her şeyi öğreten Bel’am’dır diye konuştular.” (5)

    Nahl Süresi’nin 103.Ayeti bu söylentiler üzerine nazil olmuş. Ayetin Diyanet çevirisini aşağıya aldım.

    “And olsun ki biz, onların: ‘Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor kesinlikle.’ dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Bu ise (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.”

    Yukarıdaki ayette, Muhammet’e öğretmenlik yaptığı ileri sürülen kişinin “Arap olmadığı, yabancı olduğu” belirtilmektedir.
    Ayette sözü edilen “kimse” ya Yunanlı Bel’am ya da Yaiş’tir. Çünkü Bel’am için söylenenler ,Yaiş için de söyleniyordu.“Yaiş,Muhammed’e öğretmenlik yapıyor” deniyordu. (5)



    Din’i İslam’ın vaazı üzerinden bunca yıl geçtikten sonra, mevcutlardan ayrı kanıtlar ele geçirmek imkansızlık derecesinde zor.
    Muhammet belki Tahsin Mayatepek’in ileri sürdüğü gibi Mısır ya da Hindistan’daki mabetlerde öğrendiği Mu Dini’ nden esinlenerek Kur’an’ı ve İslam’ı uydurmuştur.
    Yukarıda adları geçen kişiler kaynaklık etmiş olabilirler. Belki de her iki kaynak etkili olmuştur. Çok kesin olarak bilmiyorum.

    Yalnız kesin olan bir şey var. Yukarıdaki ayetin son bölümünde Kur’an’ın apaçık bir Arapça olduğu ifade ediliyor. Bu doğru değildir. Çünkü Kur’an’da Yunanca, İbranice, Süryanice, Koptça, Mayaca ve çok eski ve ölü bir dil olan Naga-Maya dilinde sözcükler var. Ötekiler bir yana Mayaca ve Naga-Maya dilinden sözcüklerin nasıl olup
    da Kur’an’a girdiği konusunun yorumunu okuyucuya bırakıyorum.

    Sağlıcakla kalınız..


    Kaynakça:
    (1):www.darülkitap.com
    (2):www.kuranikerim.com
    (3).D.K Arşivi Güneş Dil Teorisi/Tahsin Mayatepek dosyaları 1
    (4): (Bkz.Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Meğazi/74; Tecrid, hadis no:1362; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Iman/81-91, hadis no:51-52, Ebu’l-Feyz Muhammed, Lukatu’l-Lai’l-Mütenasire Fi Ahadisi’l-Mutevatıre, Beyrut,1985, s.42-43,hadis no:10)
    (5)Bkz. Taberi, Cami’ul-Beyan, 14/119)
    Bkz. F.Razi, tefsir, 24/50)
    (7)Turan Dursun; Din Bu 4

    Kurandaki 2. Sure olan Bakara Suresinin ilk ayeti "Elif, Lâm, Mîm" dir.

    Diyanet işlerinin mealinde, benzer şekilde başlayan tüm sureler için, Bakara 1'e atıf yapılır ve Bakara 1'in şöyle bir dipnotu vardır:

    "Kur'an-ı Kerim'de yirmi dokuz sûrenin başında yer alan bu gibi harflere Hurûf-i Mukattaa veya Mukatta'ât (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz. Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır."


    Yani ya Surenin adı veya şifre diyor bu bilginler(!).


    Eğer bunlar ilk ayeti oldukları Surenin adı oluyorlarsa, mesela Bakara Suresinin adı neden "Elif Lâm Mîm" Suresi değil? Eğer bunlar şifre ise, neyin şifresi? Cebrail, vahiy vgötürdüğü Muhammed'i tanımıyor mu? Muhammed, kendisine Vahiy getiren Cebrail'i tanımıyor mu? Bir "parola-işaret" gibi birşey mi? Öyle ise, neden diğer surelerin şifreleri yok?

    "Elif Lâm Mîm" üclüsünü ben de merak etmistim. Arastirmalarim sonucunda Antik Keldaniler ve Kabala'dan kalma yaratilis inanclarina hitab eden ibranice harfler oldugunu ögrendim. Antik Kabala'ya göre:
    Elif; her sey olma potansiyeline sahip hiclikten dogan ruhun simgesidir.
    mim; (mem) "Elifin solugu" "bilinc sularina" sheen üfler ve böylece mem ve diger yapilar yaratilir. Bu soluk seen halinde tekrar elife döner. Hatta söyle bir denklem vardir;
    Elif=mem x seen x sheen

    Ayrica Antik Kabala'ya göre Yod ve Qof harflerinin büyük önemi vardir.
    Yod: zamansizliktan vazgecen elif'tir. Elif ve yod arasinda bitmek bilmez bir savas vardir.
    Qof: Elif ve yod arasindaki savasin zaferidir.

    Kabalist ve Eski Ahit uzmani Carlo Suares'in bu konuda calismalari vardir. Merak eden arkadaslar arastirabilir.

    Görüldügü gibi; elif ve mim'in nereden geldigini anliyoruz fakat "lam" harfinin ne olduguyla ilgili hicbir bilgi göremedim. Belki de Ibranice'deki elif ve diger harflerin önemini duyan Muhammed "lam" harfini bilmeden karistirdi araya.


    Gelecek yorumlar için şimdiden teşekkürler..
    kral tökezlerse,soytarı gülermiş
    Delikurt

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    23-01-2010
    Mesajlar
    387
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı lycan000 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ankebut Suresi, Ayet 48: “Sen Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş ya da eline kalem alarak yazmış biri değilsin. Öyle olsaydı batıl yanlısı inkârcılar kuşkulanırlardı.”


    Yukarıdaki Ayettede görüldüğü gibi Hz. Muhammed (s.a.v) nin Kuran-ı Kerim inmeden önce okuma yazma bilmediği ortadadır.Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı bir peygamberin okuma yazma bilmemesi biraz garip değilmidir


    Fakat Tahsin Mayatepek Atatürk'e öyle bir mektup yollamıştır ki.Benim kafamın karışmaya başladığı yer burası oldu diyebilirim.Bu mektup üzerine biraz araştırma yapınca aşağıda alıntı yaptığım arkadaşın yazısına rastladım ve çok ilgimi çekti.Sizinlede paylaşmak istedim.

    ALINTIDIR








    Gelecek yorumlar için şimdiden teşekkürler..
    Selamlar;
    Atatürk bu tarz mektuplara karşılık olarak birçokkez sormuştur Hz Peygamberimizin(sav) hayatı ortada iken bunları neye dayanarak söylemektesiniz diye ve Mayatepekte cevap verememektedir. Atatürk başlarda direkt olarak mektuplaşırken bu tarz mektuplar gelmeye başlayınca araya TDK'yı sokmuştur.

    Hz Adem'e öğretilmiş isimler vardır, bunların ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir, bunun gibi birçok kelimeninde anlamlarının bilinmediği dönemler olmuştur, olmayada devam edebilir. Fakat dünya ve kozmik dünya iç içedir, ve canlılar bu kozmik dünya aracılığı ile bağlantı halindedir. Kur'an'da bir çok şifrelenmiş anlatım mevcuttur, bunların anlaşılması zaman ile olucaktır, hıfz ile olucaktır, ilim ve bilim ile olucaktır. Belkide kalplerimizi Allah(c.c.)'ye açmış dualarımızı ederken ve ibadetlerimizi ederken bizlerede bunlardan bazılarını anlayabilmek malum olacaktır, inşAllah.

  3. #3
    lycan000 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2008
    Mesajlar
    1,968
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Evet Atatürk neye dayanarak bunları söylediğini Mayatepek'e sormuş oda sadece kendi düşüncem demekten ileri gidememiştir.Bu çok doğru fakat Kuran daki MU dili , Naga Maya dilindeki yazılanlara ne diyeceğiz.O dildeki ayetler Mayatepekin düşüncesini doğrulamıyor mu ?

    Yazının tamamını okumussanız zaten ne demek istediğimi anlıyacaksınz.
    kral tökezlerse,soytarı gülermiş
    Delikurt

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    23-01-2010
    Mesajlar
    387
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı lycan000 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet Atatürk neye dayanarak bunları söylediğini Mayatepek'e sormuş oda sadece kendi düşüncem demekten ileri gidememiştir.Bu çok doğru fakat Kuran daki MU dili , Naga Maya dilindeki yazılanlara ne diyeceğiz.O dildeki ayetler Mayatepekin düşüncesini doğrulamıyor mu ?

    Yazının tamamını okumussanız zaten ne demek istediğimi anlıyacaksınz.
    insanlık asla 10bin seneden ibaret olmadı, MU dilinde muhtemelen tek heceli kelimeler vardı. Ayetlerde bu gizemli MU dilindeki kelimelerin de geçmesi Kur'an'ın insan yazması olduğu düşüncesine sebebiyet vermez. Ayrıca Allah(c.c.) her zaman insanların doğru yolda olmaları için onları yanlız bırakmamıştır. Bu ibadetlerdeki figürlerde de dikkat çekmekte, asıl amaçlananın çok iyi anlaşılması gerekir, islamiyetin çok iyi anlaşılması gerekir.

  5. #5
    lycan000 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2008
    Mesajlar
    1,968
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    “And olsun ki biz, onların: ‘Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor kesinlikle.’ dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Bu ise (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.”


    Kuran apaçık Arapça ise Naga maya dilinin,MU dilinin,Kabalanın ne işi var ozaman orda ?????
    kral tökezlerse,soytarı gülermiş
    Delikurt

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    23-01-2010
    Mesajlar
    387
    Karizma Gücü
    3
    anlamsallık açısından birbirine eklenen kelimeler ve tek heceli kelimeler bulunmakta, eklenerek oluşan kelimeler iki anlamı ve daha fazlasını birden barındırmak için sonradan arapçaya kadar gelmiştir, bi araştırma yaptığında bu kelimelerden türkçede de bulucaksın, o zaman bununda türkçe olmadığı sonucuna varılır bu mantıkla, bence bakış açısını değiştirdiğinde görünenlerde değişicektir.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    23-01-2010
    Mesajlar
    387
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı lycan000 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    “And olsun ki biz, onların: ‘Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor kesinlikle.’ dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Bu ise (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.”


    Kuran apaçık Arapça ise Naga maya dilinin,MU dilinin,Kabalanın ne işi var ozaman orda ?????
    Bu arada kabala neymiş ya? kimin hizmetkarı olduğu belli, onun ile ilgili olanlar üzerinden yazmıyorum, ayrıca belirtmek istedim.

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Bu ise (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.
    Amma da açıkmış, hala hiçkimse Bakara süresinin başındaki Elif Lam Mim laflarının ne anlama geldiğini çözememiş.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    23-01-2010
    Mesajlar
    387
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Amma da açıkmış, hala hiçkimse Bakara süresinin başındaki Elif Lam Mim laflarının ne anlama geldiğini çözememiş.
    zamanı geldiğinde herşey olur.

  10. #10
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı lycan000 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ankebut Suresi, Ayet 48: “Sen Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş ya da eline kalem alarak yazmış biri değilsin. Öyle olsaydı batıl yanlısı inkârcılar kuşkulanırlardı.”


    Yukarıdaki Ayettede görüldüğü gibi Hz. Muhammed (s.a.v) nin Kuran-ı Kerim inmeden önce okuma yazma bilmediği ortadadır.Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı bir peygamberin okuma yazma bilmemesi biraz garip değilmidir


    Fakat Tahsin Mayatepek Atatürk'e öyle bir mektup yollamıştır ki.Benim kafamın karışmaya başladığı yer burası oldu diyebilirim.Bu mektup üzerine biraz araştırma yapınca aşağıda alıntı yaptığım arkadaşın yazısına rastladım ve çok ilgimi çekti.Sizinlede paylaşmak istedim.

    ALINTIDIR








    Gelecek yorumlar için şimdiden teşekkürler..
    Unutmamak gerekirki bulanlar arayanlar içinden çıkar diye bir tabir vardır. Peyganberimizinde bir arayış içinde olduğu bu olayların anlatılmasından bellidir. Bu kölelerin dini islam olması durumunda zaten peyganberimize ne hacet olacaktı. Zaten islamiyet olduğu için indirilmesinede gerek yoktu. Hindistanda ve mısırda zaten varmış. Eğer öyle ise neden tarihte yok. Birde ALLAH diğer toplumlara neden peyganber göndermemiş diyorlar. İnanmayan arkadaşlar neden mayalara bir uyarıcı gönderilmemiş veya diğer toplumlara diyorlardı. Şimdi bu onunda bir ispatı degilmi.

    Birde şunu sormak istiyorum. Neden peyganber bu köleler kendi dillerinde ibadet ederken veya dinlerini konuşurken bunları dinliyordu ise mutlaka anlaması gerekir. Yoksa bizim gericiler gibi kalpleri ilemi anlamış beynini kullanmadan. Eğer beynini kullanıp anladı ise demekki yabancı dilleri ögrenmiş olmalı, veya bu köleler arapçayı ögrendikleri için arapça olarak peyganberimize anlatmış olmalılar. Her iki durumda da bu kadar meraklı ve akıllı bir şahsın okumayı ögrenememesi insanları neden hiç düşündürmüyor. Hemde Kuranın ilk ayeti oku olmasına rağmen. Bunlar çelişki ise buda bir çelişki, degilmi hangi taraftan bakmak istiyorsunuz. ALLAH inanmak isteyenede inanmayanada haksızlık burda da etmemiş tercih size kalmış.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. cocacola hakkında(mekke ve muhammet yoktur)
    2006 Konuları bölümünde arsenik799 tarafından açılmış
    Yanıt: 16
    Son Mesaj: 24.02.06, 01:04
  2. Hz. Muhammet’le (S.A.V) dalga geçen çizimler yayınlandı.
    2005 Konuları bölümünde karargah tarafından açılmış
    Yanıt: 31
    Son Mesaj: 08.10.05, 16:02

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •