• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Onur woofeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    6,558
    Karizma Gücü
    9

    Babil Balığı ve Tanrı Açmazı

    "Babil Balığı, küçük ve sarı renkli olup sülüğü andırır ve büyük olasılıkla evrendeki en garip şeydir. Taşıyıcısından değil, onun çevresindekilerden aldığı beyin dalgası enerjisiyle beslenir. Besinini sağlamak için bu beyin dalgası enerjisindeki bütün bilinçalti zihinsel frekansları emer. Sonra taşıyıcısın zihnine, bilinçli düşünce frekanslarıyla, beynin onları üreten konuşma merkezlerinden alınan sinir sinyallerinin karışımından oluşan telepatik bir matriks atar.

    Bütün bunların pratik sonucu şudur : Kulağınıza bir Babil Balığı soktuğunuzda herhangi bir dilde söylenen herşeyi anında anlarsınız. aslında duyduğunuz konuşma sablonları, Babil Balığınız tarafından beyninize aktarılan beyin-dalgası matriksini çözümler.

    Şaşkınlık uyandıracak kadar yararlı bir şeyin tamamen şans eseri evrimleşmesi öyle tuhaf ve öyle olanaksız bir rastlantıdır ki bazı düşünürler bunu tanrı'nın var olmadığının nihai ve sağlam bir kanıtı olarak görür.

    Bu sav şuna benzer bir şeydir : 'ben var olduğumu kanıtlamayı reddediyorum', der Tanrı, 'çünkü kanıt inancı yadsır ve inanç olmadan ben bir hiçim.

    'Ama', der kişi, 'Babil Balığı tamamen bedavadan, öyle değil mi? şans eseri evrimleşmiş olamaz. O senin var olduğunun kanıtıdır, öyleyse senin kendi savınla senin var olmadığın kanıtlanıyor. '

    'Vay canına', der Tanrı, 'bunu hiç düşünmemiştim.' ve o anda bir mantık dumanı içinde puf diye kaybolur.


    'Ah, bu kolaydı', der kişi ve zaferinin ardından bir bis yapmak adına siyahın beyaz olduğunu kanıtlamaya girişir ve bir sonrakı yaya geçidinde canından olur.

    Bir çok teolog bu savın bir yığın saçmalıktan ibaret olduğunu iddia eder, ama bu, konuyu en çok satanlar listesinde başı çeken kitabı "İşte Bu Tanrının Defterini Dürer"de ana tema olarak kullanan Oolon Colluphid'in küçük bir servet elde etmesine engel olamamıştır.

    Bu sırada, zavallı Babil Balığı farklı ırklar ve kültürler arasındaki bütün iletişim engellerini etkili bir biçimde ortadan kaldırarak, yaratılış tarihindeki diğer her şeyden çok daha fazla kanlı savaşlara neden olmuştur."


    -Douglas Noel Adams, Otostopçunun Galaksi Rehberi

    --

    Otostopçunun Galaksi Rehberi şu ana kadar okuduğum kitaplar arasında belki de en zihin açıcı olanıydı. Bu da o kitaptan bi bölüm.

    Bilhassa din ve inanç konusunda detaylı yorumlar yapabilecek durumda değilim. Fakat, konuyu tartışabilecek düzeyde bilgi birikimine sahip arkadaşların yorumlarını da okumak isterim.

    Buyrunuz. Yaratılış -olduğunu kabul edenler için- , aslında Tanrının var olmadığına bi kanıt değil midir?

    Veya şöyle soralım, dinde yer alan mucize hikayeleri (ayı ikiye bölme ve benzeri) , dinin temelindeki inanç yapısı bakımından sakıncalı değil midir? Bu mucizeleri gören insanlar -varsa-, Tanrı'nın varlığına dair kanıtları olduğu için onlarda uygulanan "sınav" mantığı daha mı farklı? Değilse ortadaki adaletsizliğin sorumlusu kim?

    Ve üstteki alıntıyla ilgili olarak, yaratılış şayet gerçekse, mucizeden sayılmaz mı? Sayılıyorsa, üstteki tüm sorular bunun için de geçerli.

    --

    Bir alttaki yorumdan sonra gelen düzenleme

    --

    Sorumu anlayamayıp, kendi mantık çerçevesinde benim hakkımda yorum yazıcak olanlar, rica ediyorum zahmet edip yazmasınlar.
    "just a perfect day,
    you made me forget myself.
    i thought i was someone else,
    someone good..."


    Zopacılar Birliği

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2006
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0
    ya kardeş yanlış anlama ama Yaratıcının varlığını apaçık ortaya sunan o kadar hayvan cisim insan madde varken olmadığını çok saçma bi sebeple babil balığıyla açıklamaya çalıştığın şeye yönelmen garip İşte burda amaç devreye giriyor. Amaç inanmamak olduğundan tüm gözönündeki gözardı ediyorsun. Ne yapsan ne desen sana etki etmez. Amaç belli
    Düşüncen sana özgüdür senin fikrindir. Ne dalga geçerim ne alay ederim.
    İnanmadığın Rabbim seni ıslah etsin.

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Yazmıyorum.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    10-04-2010
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    ben bi pantolon balığını bilirim gerisini bilmem

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu bölümde yazı yazmaya başlamadan önce, kurandan ve dininden edindiğim ,Ademin yaratılışı ile ilgili felsefe şu idi.
    Allah melekleri toplayıp, hepsine yeni bir kul yaratacağını bildiriyor.. Bu kulu kokuşmuş balçıktan yaratacağını ve en makbul kul olarak kabul edeceğini söylüyor.Şeytan,büyük Allahım sen bizi nurdan (kutsal ışıktan) yarattın,bizim sana saygmızda bir kusurumuzmu varki,şimdi adi bir şeyden,kokuşmuş balçıktan yaratacağın bu kulu bizden makbul tutacaksın diye soruyor.Allah,sizler benim gücümü,yapabilirliğimi biliyorsunuz ama bu kul beni bilmeyecek diyor.Şeytan itiraz ediyor,Allahım bu kul seni bilmezse, nasıl bizim kadar sana saygı gösterebilir,seni sevebilir diyor.O halde diyor Allah,senin görevin kıyamete kadar onları benim aleyhimde kışkırtmaktır,hem senin kışkırtmalarına ,hemde beni bilmemelerine rağmen eğer benim yolumu,bulup seçerlerse ,tabidirki en makbul kulum o olacaktır.


    Daha sonra Ademin yaratılışı ile ilgili bir yığın saçma sapan yazılarda okudum.Bu yazılar bu yukarıdaki görüşümü baya bulandırdı,ama yinede doğru mantık bu olması lazımdır.


    Yaratılış felsefesi,çok önemli bir felsefedir.Bunu zemin olarak kullanıp bir çok başka felsefelerde üretebilirsiniz.Sizinde işaret ettiğiniz gibi,bu mantığa dayanarak ayın ikiye ayrılması,kızıl denizin yine ikiye ayrılması gibi mucizelerin ,hatta kuranın bile Allahın sözü olamıyacağı sonuçlarını bile çıkartabiliriz.
    Bu mucizelerin olması evet bu yukarıdaki düşüncenin sona ermesi,Allahın artık bariz olarak kendisini göstermesi demektir.Böyle bir şeyde, yaşamın öneminin,insanın kendisini geliştirmesinin,hatta özgür iradesinin manasını ortadan kaldırır.O zaman herkez, sabahtan akşama kadar Allah ne istiyorsa onu yaparlar,ve bir an öncede ölmek isterler.

    Peki dinler Allahın olabilirmi?Buda mümkün değildir.Buda sınavda kopya çekmek gibi olacaktır.Yani insanın hammaddesinin kokuşmuş balçık olduğunu düşünürsek,daha kutsal ışığa, nura terfi etmeden,tekamül gelişim olmadan ,kolay bir yol bulup senaryoyu bozmak,Allahı aptal durumuna sokmak gibi olur.

    Örnek olarak verirsek,her türlü kötülükten uzak dağda yaşıyan bir çoban,dini vazifelerinide biliyor olsun,sabah akşam namaz kılıyor,zaten kötülük yapma şansıda yok ,peki şimdi bu insan meleklerden dahamı makbul olacaktır?Veya hayatında her türlü kötülüğü yapmış bir insan,hayatınn son 10 yılında dini vazifelerini yerine getirse,birde hacca gitse,hiç müslüman olmamış,ateist veya başka bir dinden olan, ama insanlık ve doğa için ömrünü adamış, sayesinde fakirler ,fukaralar yararlanmış bir insandan dahamı makbul olacak?
    Sonra bu Allahın belirli bölgedeki insanlara kıyağı ,rüşveti gibi olmazmı bu?.Yani şu andaki iletişim imkanlarıyla bile,var sayalım Allah peygamber gönderdi,bunun tüm dünya insanlarına bildirilmesi,öğretilmesi, on yıllar alır.O günlerde insanlar bin Km uzakta ejderhalar yaşıyor zannediyordu.Onun için Allahın bir bölgeye kıyak yapmasıda söz konusu olamaz.


    Peki Allah varmıdır?Ya bu, bir bölgenin insanlarının uydurduğu bir şeyse?
    Tüm dinlerin içinde bunu en iyi,ilkel bir şaman rahibi anlatır.İnsanın hayvanlıktan ilk ayrıldığı,kendisini ayrı hissettiği gün var olan inanıştır şamanlık.Yani insanın çevresini tasarlıyana olan hayranlığı,öğrenme isteğidir.
    Bir şaman rahibine dini ve tasarlıyan gücü sorduğunuzda, sizi doğanın içine sokacak,çiçeklerden,fırtınalara,yıldızlara kadar size anlatacaktır.Şimdi o şaman rahibinin yapacağını bilim adamları yapıyor.Asla varlıklarından haberdar olamıyacağımız,uzaydaki,binlerce metre denizin altındaki olup bitenleri bizlere aktarıyorlar.Artık insanın ufku ,eski zamandaki bir insanın yaşadığı dar bir alanın birlerce katı olmuştur.


    Tekrar baştaki felsefeye dönersek,yaratıcı gücün kendisini gizlemeye itina göstermesine rağmen,peki onun yolu nasıl bulunupta,nurani,kutsal duruma gelinecektir?
    İnsanoğlu bunu yapıyor aslında.Eski zamanın kurdunu alıp evcilleştirdi,şimdi koyunlarını onunla koruyor.Kurtla ,koyunu dost yaptı.Yabani bitkileri aldı,bunlardan çeşit çeşit değişik meyvalar üretti.Turunç bitkisinden limon,portakal,mandalina greyfut gibi.
    Tabiyatda karma karışık ,cılız bitkileri şimdi ordu ordu yetiştiriyor.Balıkçılıkla denizlerdeki balık, tükenme durumuna gelince ,onlarıda inceledi,üreme zamanlarını,zararlı olan planktonları buldu.Bunlarada çözüm buluyor.Yani dünyaya yep yeni bir düzen getiriyor insanoğlu.İlimde ilerliyerek yakın bir zamanda ölümsüzlüğüde bulacaktır.Uzay yolculukları,uzayda şehirler..Evet bu hızla gerçekleşiyor.

    Gelişmenin yanında kamil insan olabilmek..
    Uygarlıktaki gelişme eğer diktatör rejimlerin önderliğinde ilerliyorsa,yani sevgisiz toplumların elindeyse ,bu gelişme insanlığın sonunu getirebilir.Gelişmenin yanında insanında eremliliğinin paralel gelişmesi gerekir.Bunun için gönlümüzden dolup taşacak kadar herşeye sevgi duymamız,yemek yemekten daha çok öğrenmeye ihtiyaç hissetmemiz gerekir.


    Tanrı vardır veya yoktur.Tekte olmayabilir.Fakat elimizde en geçerli kanıt olarak, milyonlarca canlı çeşidi içinde bir tek bizim farklı olmamız ve bize tanınan imkanlar, şanslar vardır.Tek akılcıl yol, bilimi ve sevgiyi seçmektir.
    Bir yaratıcı güç varsa onu daha iyi anlıyabilmenin yolu budur,eğer yok olduğuna inanıyorsak, yinede bu yol insanoğlunun varlığı ve gelişmesi için sahip çıkılacak tek yoldur.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •