• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    UyMaJeSTe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-04-2010
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    3

    Islama küfreden evrimci ateistler hadi cevap verin

    ateizm dini duyguları gereksiz bulan insanların din olmadan yaşayabilecekelri bir dünya kurar kendine ve her türlü dine karşı bir düşmanlık besler dinleri insanların hayal güçleriyle vb şeylerle ortaya çıktıgını savunur tabii ki bunlar kişilerin kendi düşünceleri,tercihleridir ancak bu gibi kişiler(islam adına konuşuyorum)kendilerine bakmadan islama küfretmeye kalkışırlar,islama her türlü iftirayı atar kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar nitekim bu ateistlerin asla başaramayacagı ve hüsranla bitecegi bir düşüncedir.ilk önce ateist kişilerin islama hangi noktalarda küfrettikleri ve küfrettikleri şeylerle kendilerinin nasıl alakalı oldugunu anlatmaya çalışacagım.

    ateistler dini bilimin önündeki en büyük engellerden sayar onlara göre din insanları bilimden sogutan bilimden uzaklaştıran bir şeydir öyleki hangi ateiste sorarsanız sorun ben bilim insanıyım bilimle her şeyin çözülebilecegi kanısındayım dinler ise bilime engel teşkil eder gibi ifadeler kullanırlar ve tabii bu ifadelerini çagımızın en büyük fitnesi ve siyasi bir obje olarak kullanılan ve billimle zerre kadar ilgisi olmayan evrime dayandırırlar ateizm in en büyük destegi evrimdir çünkü evrim tanrının varlıgını yok sayar insanarın dogal seleksiyon ve mutasyonlar sonucu maymundan geldigini söylerler ve buna bilimsel bir şey gibi yaklaşırlar evrime karşı çıkanlarıda çag dışı geri kafalı kişiler olarak adlandırırlar şimdi kimmiş çag dışı ve geri kafalı onları burada anlataya çalışacagım.şimdi ateistlerin islam hakkındaki bir kaç görüüşüne deginelim;onlara göre islam köleligi emreder köleligi yasaklamaz aksine teşvik edeer,insanlar arasında ayrım yapar,dünyada insanlar din adına kan dökmüşlerdir,din katliamı emreder,islam dinine baglı kişielr dünyada geçmişte ve günümüzde hep kan dökmüşlerdir vs.

    işte cevap verecegimiz bir kaç mesele;evrim insanların maymundan gelerek dogal seleksiyon ve mutasyon sonucu evrim basamagını tamamlayacagını söyler.dogal seleksiyon;ortamdaki zayıf halkanın güçlü halka tarafından yok edilecegi ve bu zayıf halkaların ortadan kalkması sonucu canlının evriminin tamamlanacagını söyler nitekim bu görüşler çogu katliamın ana nedeni olmuştur. meydana gelen iç çatışmaların, savaşların ve güvensizlik ortamının temelinde sapkın Darwinizm öğretileri vardır. Bu ideoloji, hayatın bir mücadele alanı olduğu; zayıf olanların, yoksul olanların, kendilerince "aşağı ırktan" olanların ezilmelerinin ve hatta yok edilmelerinin meşru olduğu; kıyasıya mücadele sonucunda "en uygun" olanların hayatta kalarak diğerlerinin yok olacağı, insanlığın böylece "ilerleyeceği" yalanını ortaya atmıştır.
    Hayatın sözde bir "mücadele alanı" olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda "ayakta kalmak" için yaşaması gerektiği sapkınlığı, din ahlakına tümüyle aykırı, çarpık bir "dünya görüşü" olarak yaygınlaşmış ve dünyanın dört bir yanında insanlığa felaket getiren yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu sapkın inanışa göre, özürlü insanların, toplama kamplarında biraraya getirilip ölüme terk edilmeleri normal karşılanır. İnsanların kafataslarının, boylarının, burun genişliklerinin ölçülüp, bu ölçümlere göre sınıflandırılmaları gerekir. Buna göre sözde alt sınıflarda olanlar acımasızca ezilir, sömürülür ve ortadan kaldırılır. İnsanların ve toplumların ancak bu vahşeti uyguladıkları takdirde ilerleyeceğine inanan kişiler için, bu yolda yapılan katliamlar, soykırımlar, zulümler, acımasızlıklar adeta bir tür başarı olarak kabul edilir.

    Bu acımasız ve zalim anlayışın büyük acılara, kayıplara ve felaketlere sebep olduğu yerlerden biri ise Afrika olmuştur. Darwin'e göre Avrupalı ırklar kayırılmış ırklardı. Tüm Asyalı ve Afrikalı ırklar ise Darwin'in çarpık mantığına göre sözde evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Darwin onları insan olarak bile görmüyordu. Darwin, İnsanın Türeyişi (Descent of Man) isimli kitabında bazı ilginç ırkçı kehanetlerde bulunmaya kalkışmıştı. Bu kitapta, zenciler ve Avustralya yerlileri gibi ırkları gorillerle aynı statüde ele almıştı:


    "Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da, kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır." (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 178)


    Afrikalı ırkları sözde evrim sürecinde yok olmak mecburiyetinde olan geri bir ırk olarak gören Darwin'in düşünceleri, Afrika'nın acımasızca sömürülmesine ve mazlum Afrika halkının köleleştirilmesine sözde bilimsel bir meşruiyet kazandırmıştır. Darwinizm'in Afrika'da neden olduğu felaketler sömürgecilik ve kölelikle sınırlı da kalmamış, Afrika'da yaşayan toplumların ve kabilelerin birbirlerini katletmesiyle neden olan çatışmalar da Darwinist zihniyet tarafından körüklenmiştir.
    Fiziksel olarak sözde daha iyi evrimleşmiş ve Avrupalılar gibi ilerlemeye daha müsait olduğuna inanılan, sözde “üstün Afrikalılar” daha “aşağı Afrikalıların” başına yönetici olarak atandılar ve sömürgeci devletler kendilerince aşağı gördükleri ırkları üstün gördüklerinin eliyle zulme uğrattılar. Örneğin yönetici konuma getirilen gruplar rahat içinde yaşarken, aşağı konumunda görülen halklar tarlalarda ve madenlerde kırbaçlanarak çalıştırılmış, aç bırakılmış, kısırlaştırılmış, yani bu mazlum insanlara karşı tam bir kıyım uygulanmıştır. Daha sonra sömürgeci devletler, arkalarında hiçbir adil düzen ve sistem bırakmadan bu bölgelerden çekildiğinde ise, bu ülkelerde, Darwinist zihniyetin hazırladığı zemin, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği çatışmaları ortaya çıkarmıştır.

    şimdi islama küfreden bu ateistler evrimi bilimsel bir şey kabul edip yazılar yazarlar ama görülüyor ki dünyada katliamı emreden insanalrın birbirini öldürmesini söyleyten evrimdir.buna evrimde dogal seleksiyon derler şimdi konuya biraz daha açıklık getirelim;şimdi avrupalıya soruyorlardı siz afrikada ve dünyanın bazı yerlerinde katliam yapıyorsunuz bunu nasıl açıklayacaksınız adamların cevabı şu;biz katliam yapmadık evrimin hızlanması için çalışmalar yaptık yani siyah ırkı ortadan kaldırmaya çalıştık beyaz ırkı siyahların üstüne koyduk gibi sallamalrla cevap vermeye çalışırlar batı kendine evrimi bahane ederek siyahı ortadan kaldırmak istedi ve dünyanın her yerinde kan döktü hitlerden tut staline kadar hepsi kendine evrimi kanıt göstermeye çalıştılar almanlar degil mi kendi toplumunda eleme yapan.

    Darwin, teorisini ilk ortaya attığı zaman dönemin bilim adamları arasında yaygın bir kabul görmemişti. Özellikle fosil bilimciler, onun bu iddiasının hayal ürününden başka bir şey olmadığının farkındaydılar. Ancak buna rağmen Darwin'in teorisi zaman içinde daha fazla destek buldu. Çünkü Darwin, bu teoriyle birlikte, 19. yüzyılın hakim güçlerine bulunmaz bir temel sağlamış oluyordu.

    Evrim fikri, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabıyla yaygınlık kazanırken, Avrupalılar da diğer kıta ve medeniyetlere yayılmayı sürdürüyorlardı. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere, Avrupalı devletler Güney Asya'nın önemli bir bölümünü, Afrika'nın neredeyse tümünü ve Latin Amerika'nın bir kısmını kolonileştirmekle uğraşıyorlardı. Kuzey Amerika'da ise kızılderili katliamı sürüyordu. Kısacası 19. yüzyılın ikinci yarısında, Batılı nedeniyetler diğer medeniyetleri yağmalıyorlardı. Hiçbir hak sahibi olmadıkları bir ülkeyi zorla ele geçiriyorlar, sonra bu ülkedeki insanları baskı altına alıyorlar ve ülkenin kaynaklarına el koyuyorlardı. Ancak Batı, yaptıklarına meşruiyet sağlayacak bir açıklama bulmak zorunda hissediyordu kendini. İşte Darwinizm bu noktada emperyalistlere büyük bir fırsat sundu. Bu teoriyle birlikte sömürülen halkların "bir tür hayvan" oldukları düşüncesine "sözde" bilimsel bir dayanak göstermek mümkün hale gelmişti.

    Darwin, teorisinin insan hakkındaki kısmını, 1871 yılında yayınlanan İnsanın Türeyişi adlı kitabında açıkladı. Bu kitapta, insanın maymunlarla ortak bir atadan geldiklerini öne sürüyordu. Ancak Darwin'in ilginç bir düşüncesi daha vardı. Ona göre bazı ırklar, diğer insanlara göre daha çok evrimleşmiş ve ilerlemişlerdi. Bazı ırklar ise, neredeyse hala maymunlarla aynı düzeydeydi. Darwin'in teorisinin ikinci bir önemli yönü daha vardı. Darwin, canlıların ve insanların gelişimini "yaşam mücadelesi" kavramına dayandırıyordu. Ona göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi, daimi bir çatışma vardı. Güçlüler her zaman güçsüzleri alt ediyor ve gelişme de bu sayede mümkün oluyordu.

    Darwin, bu yaşam mücadelesi kavramının insan ırkları arasında da geçerli olduğunu öne sürdü. Türlerin Kökeni kitabına koyduğu alt başlık bile, onun insanlığa ırkçı bir açıdan baktığını gösteriyordu: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla".

    Darwin'e göre kayırılmış ırklar, Avrupalılardı. Kızılderililer, Afrikalılar ve diğer her türlü yerli halk ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Bu çarpık anlayışa göre, insanların maymunları ya da diğer hayvanları ehlileştirmeleri ve kullanmaları nasıl meşru ise, bu geri ırkları ehlileştirmeleri, onları köle olarak kullanmaları, topraklarına el koymaları, hatta öldürmeleri de o kadar meşru idi. Darwin kitabında bu ırklarla ilgili şöyle söylüyordu:


    Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları yeryüzünden tamamen silecek ve onların yerine geçecek. Öte yandan insansı maymunlar da kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. 1


    Bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, Darwin tam bir ırkçıydı. Avrupalılar'ın, dünyanın diğer ırklarından üstün olduğunu ve onları zaman içinde köleleştirip yok edeceklerini düşünüyordu. Darwin'in ileri sürdüğü evrim kuramının toplumlara uygulanması ile gelişen bu teori, Sosyal Darwinizm olarak adlandırıldı ve hem emperyalizmin en büyük meşruiyet gerekçesi, hem de ırkçılığın en büyük dayanağı haline geldi. Sosyal Darwinizm'in en büyük popülarite kazandığı ülkelerden biri ise Almanya oldu.

    ve bu yazı uzar gider şimdi ateistlere soruyorum siz hangi hakla hangi düşünceyle islama köleligi emreden,katliam yapan vs bir din olarak görüyorsunuz ve kendinizi buna inandırmaya çalışıyorsunuz ama yaptıgınız sadece kendinizi küçük düşürmek

    saygılar

  2. #2
    Ad gloriam <span style='color: #D3D3D3'>justblbn99</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2008
    Mesajlar
    1,911
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Bak sen şu ırkçıya neler söylemiş neler :

    "Bugünkü insan ırkları, renk, saç, kafatası biçimi, vücut oranları, vb. gibi birçok bakımdan farklı olmakla birlikte, yapılarının tümü dikkate alınırsa, pek çok noktada birbirlerine büyük ölçüde benzemektedirler. Bunların birçoğu öylesine önemsiz ya da apayrı niteliktedir ki, kökenleri başka olan türlerin ya da ırkların onları ayrıca kazanmış olması, son derece olanaksızdır. Aynı düşünce, en farklı insan ırkları arasındaki zihni benzerliğin pek çeşitli yönleri için de, aynı ölçüde ya da daha çok geçerlidir"
    Amerikalı yaratılışcılarının safsatalarını dikkate almamak gerekir.
    Hell is other people - Jean-Paul Sartre

  3. #3
    UyMaJeSTe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-04-2010
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı justblbn99 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bak sen şu ırkçıya neler söylemiş neler :



    Amerikalı yaratılışcılarının safsatalarını dikkate almamak gerekir.
    bence evrimcilerin hiçbirinin safsatalarının gale alınmaması gerekir.

  4. #4
    iknowihavelost adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2009
    Mesajlar
    676
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı UyMaJeSTe tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bence evrimcilerin hiçbirinin safsatalarının gale alınmaması gerekir.
    Türkçede gale diye bir sözcük yoktur. Dilinimizi bile bilmiyorsunuz..
    Galileo "Ben dönmüyor desemde dünya dönmeye devam ediyor" demişti.
    Aynısı sizin içinde geçerli. Evrim var. Kesinlike. Ama tüm insanların evrim geçirdiğini söylemek imkansız. Bazılarının evrimi 1000 yıl önce durmuş çünkü..
    Yalnızlıktan hoşlanan ya vahşi hayvandır ya TANRI

  5. #5
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Kimsenin İslam'a küfrettiği yok

    Üstelik evrim kuramı tam tersine yüz yıldır Hrsitiyanlıkla ve yahudilikle kapışmaktadır.
    İslam bulunduğu ülkeri o kadar geri bırakmıştır ki, böyle bir bilimsel tartışmaya girmek yasaktı ya da ülkeler bu tür bilimsel tartışmalar yerine abu subuk teolojik kavgalarla meşguldüler.
    Yeni yeni bu tür tartışmalar başlamıştır.

    Bir de dincilerin yanıldığı nokta Darwin'i kendi peygamberleri gibi değişmez bir teoriyle ortaya çıktığını zannetmeleri.
    Darwin bir peygamber bir din alimi değildir bir BİLİM ADAMIDIR. Onun söylediği bir teoridir. O teori daha sonra gelen bilim adamları tarafından geliştirmiştir. Darwin'in o zaman söyledikleri veya yaptıkları o kadar da önemli değildir.
    Darwin ortaya bir teori atmış, bu teori ise günümüzdeki teknik gelişmelerel geliştirilmiştir. Üstelik bu eoriyi ilk ortaya atan da o değildir.
    Ondan evvel de bir sürü bilim adamı evrim konusunda eserler vermiş fakat ilk olarak en detaylı ve bilimsel araştırmayı Darwin yapmıştır.

    Bir dincinin bilimi anlamasının en önemli sebebi budur. Bilim EVRİMLEŞİR VE GELİŞİR. Dogmalara bağlı kalmaz. Bir teori ortaya çıkar daha sonra başka bilim adamları o teoriyi geliştirir.

    Newton büyük bir bilim adamıydı ama onun teorileri de EVRİMLEŞMİŞ VE GELİŞMİŞTİR.
    Einstein da öyle...


    Bu yazdıklarımdan konuyu açan tipin en ufak bir şey anlamasını beklemiyorum da yine de yazayım dedim
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  6. #6
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı UyMaJeSTe tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ateizm dini duyguları gereksiz bulan insanların din olmadan yaşayabilecekelri bir dünya kurar kendine ve her türlü dine karşı bir düşmanlık besler dinleri insanların hayal güçleriyle vb şeylerle ortaya çıktıgını savunur tabii ki bunlar kişilerin kendi düşünceleri,tercihleridir ancak bu gibi kişiler(islam adına konuşuyorum)kendilerine bakmadan islama küfretmeye kalkışırlar,islama her türlü iftirayı atar kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar nitekim bu ateistlerin asla başaramayacagı ve hüsranla bitecegi bir düşüncedir.ilk önce ateist kişilerin islama hangi noktalarda küfrettikleri ve küfrettikleri şeylerle kendilerinin nasıl alakalı oldugunu anlatmaya çalışacagım.

    ateistler dini bilimin önündeki en büyük engellerden sayar onlara göre din insanları bilimden sogutan bilimden uzaklaştıran bir şeydir öyleki hangi ateiste sorarsanız sorun ben bilim insanıyım bilimle her şeyin çözülebilecegi kanısındayım dinler ise bilime engel teşkil eder gibi ifadeler kullanırlar ve tabii bu ifadelerini çagımızın en büyük fitnesi ve siyasi bir obje olarak kullanılan ve billimle zerre kadar ilgisi olmayan evrime dayandırırlar ateizm in en büyük destegi evrimdir çünkü evrim tanrının varlıgını yok sayar insanarın dogal seleksiyon ve mutasyonlar sonucu maymundan geldigini söylerler ve buna bilimsel bir şey gibi yaklaşırlar evrime karşı çıkanlarıda çag dışı geri kafalı kişiler olarak adlandırırlar şimdi kimmiş çag dışı ve geri kafalı onları burada anlataya çalışacagım.şimdi ateistlerin islam hakkındaki bir kaç görüüşüne deginelim;onlara göre islam köleligi emreder köleligi yasaklamaz aksine teşvik edeer,insanlar arasında ayrım yapar,dünyada insanlar din adına kan dökmüşlerdir,din katliamı emreder,islam dinine baglı kişielr dünyada geçmişte ve günümüzde hep kan dökmüşlerdir vs.

    işte cevap verecegimiz bir kaç mesele;evrim insanların maymundan gelerek dogal seleksiyon ve mutasyon sonucu evrim basamagını tamamlayacagını söyler.dogal seleksiyon;ortamdaki zayıf halkanın güçlü halka tarafından yok edilecegi ve bu zayıf halkaların ortadan kalkması sonucu canlının evriminin tamamlanacagını söyler nitekim bu görüşler çogu katliamın ana nedeni olmuştur. meydana gelen iç çatışmaların, savaşların ve güvensizlik ortamının temelinde sapkın Darwinizm öğretileri vardır. Bu ideoloji, hayatın bir mücadele alanı olduğu; zayıf olanların, yoksul olanların, kendilerince "aşağı ırktan" olanların ezilmelerinin ve hatta yok edilmelerinin meşru olduğu; kıyasıya mücadele sonucunda "en uygun" olanların hayatta kalarak diğerlerinin yok olacağı, insanlığın böylece "ilerleyeceği" yalanını ortaya atmıştır.
    Hayatın sözde bir "mücadele alanı" olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda "ayakta kalmak" için yaşaması gerektiği sapkınlığı, din ahlakına tümüyle aykırı, çarpık bir "dünya görüşü" olarak yaygınlaşmış ve dünyanın dört bir yanında insanlığa felaket getiren yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu sapkın inanışa göre, özürlü insanların, toplama kamplarında biraraya getirilip ölüme terk edilmeleri normal karşılanır. İnsanların kafataslarının, boylarının, burun genişliklerinin ölçülüp, bu ölçümlere göre sınıflandırılmaları gerekir. Buna göre sözde alt sınıflarda olanlar acımasızca ezilir, sömürülür ve ortadan kaldırılır. İnsanların ve toplumların ancak bu vahşeti uyguladıkları takdirde ilerleyeceğine inanan kişiler için, bu yolda yapılan katliamlar, soykırımlar, zulümler, acımasızlıklar adeta bir tür başarı olarak kabul edilir.

    Bu acımasız ve zalim anlayışın büyük acılara, kayıplara ve felaketlere sebep olduğu yerlerden biri ise Afrika olmuştur. Darwin'e göre Avrupalı ırklar kayırılmış ırklardı. Tüm Asyalı ve Afrikalı ırklar ise Darwin'in çarpık mantığına göre sözde evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Darwin onları insan olarak bile görmüyordu. Darwin, İnsanın Türeyişi (Descent of Man) isimli kitabında bazı ilginç ırkçı kehanetlerde bulunmaya kalkışmıştı. Bu kitapta, zenciler ve Avustralya yerlileri gibi ırkları gorillerle aynı statüde ele almıştı:


    "Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da, kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır." (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 178)


    Afrikalı ırkları sözde evrim sürecinde yok olmak mecburiyetinde olan geri bir ırk olarak gören Darwin'in düşünceleri, Afrika'nın acımasızca sömürülmesine ve mazlum Afrika halkının köleleştirilmesine sözde bilimsel bir meşruiyet kazandırmıştır. Darwinizm'in Afrika'da neden olduğu felaketler sömürgecilik ve kölelikle sınırlı da kalmamış, Afrika'da yaşayan toplumların ve kabilelerin birbirlerini katletmesiyle neden olan çatışmalar da Darwinist zihniyet tarafından körüklenmiştir.
    Fiziksel olarak sözde daha iyi evrimleşmiş ve Avrupalılar gibi ilerlemeye daha müsait olduğuna inanılan, sözde “üstün Afrikalılar” daha “aşağı Afrikalıların” başına yönetici olarak atandılar ve sömürgeci devletler kendilerince aşağı gördükleri ırkları üstün gördüklerinin eliyle zulme uğrattılar. Örneğin yönetici konuma getirilen gruplar rahat içinde yaşarken, aşağı konumunda görülen halklar tarlalarda ve madenlerde kırbaçlanarak çalıştırılmış, aç bırakılmış, kısırlaştırılmış, yani bu mazlum insanlara karşı tam bir kıyım uygulanmıştır. Daha sonra sömürgeci devletler, arkalarında hiçbir adil düzen ve sistem bırakmadan bu bölgelerden çekildiğinde ise, bu ülkelerde, Darwinist zihniyetin hazırladığı zemin, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği çatışmaları ortaya çıkarmıştır.

    şimdi islama küfreden bu ateistler evrimi bilimsel bir şey kabul edip yazılar yazarlar ama görülüyor ki dünyada katliamı emreden insanalrın birbirini öldürmesini söyleyten evrimdir.buna evrimde dogal seleksiyon derler şimdi konuya biraz daha açıklık getirelim;şimdi avrupalıya soruyorlardı siz afrikada ve dünyanın bazı yerlerinde katliam yapıyorsunuz bunu nasıl açıklayacaksınız adamların cevabı şu;biz katliam yapmadık evrimin hızlanması için çalışmalar yaptık yani siyah ırkı ortadan kaldırmaya çalıştık beyaz ırkı siyahların üstüne koyduk gibi sallamalrla cevap vermeye çalışırlar batı kendine evrimi bahane ederek siyahı ortadan kaldırmak istedi ve dünyanın her yerinde kan döktü hitlerden tut staline kadar hepsi kendine evrimi kanıt göstermeye çalıştılar almanlar degil mi kendi toplumunda eleme yapan.

    Darwin, teorisini ilk ortaya attığı zaman dönemin bilim adamları arasında yaygın bir kabul görmemişti. Özellikle fosil bilimciler, onun bu iddiasının hayal ürününden başka bir şey olmadığının farkındaydılar. Ancak buna rağmen Darwin'in teorisi zaman içinde daha fazla destek buldu. Çünkü Darwin, bu teoriyle birlikte, 19. yüzyılın hakim güçlerine bulunmaz bir temel sağlamış oluyordu.

    Evrim fikri, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabıyla yaygınlık kazanırken, Avrupalılar da diğer kıta ve medeniyetlere yayılmayı sürdürüyorlardı. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere, Avrupalı devletler Güney Asya'nın önemli bir bölümünü, Afrika'nın neredeyse tümünü ve Latin Amerika'nın bir kısmını kolonileştirmekle uğraşıyorlardı. Kuzey Amerika'da ise kızılderili katliamı sürüyordu. Kısacası 19. yüzyılın ikinci yarısında, Batılı nedeniyetler diğer medeniyetleri yağmalıyorlardı. Hiçbir hak sahibi olmadıkları bir ülkeyi zorla ele geçiriyorlar, sonra bu ülkedeki insanları baskı altına alıyorlar ve ülkenin kaynaklarına el koyuyorlardı. Ancak Batı, yaptıklarına meşruiyet sağlayacak bir açıklama bulmak zorunda hissediyordu kendini. İşte Darwinizm bu noktada emperyalistlere büyük bir fırsat sundu. Bu teoriyle birlikte sömürülen halkların "bir tür hayvan" oldukları düşüncesine "sözde" bilimsel bir dayanak göstermek mümkün hale gelmişti.

    Darwin, teorisinin insan hakkındaki kısmını, 1871 yılında yayınlanan İnsanın Türeyişi adlı kitabında açıkladı. Bu kitapta, insanın maymunlarla ortak bir atadan geldiklerini öne sürüyordu. Ancak Darwin'in ilginç bir düşüncesi daha vardı. Ona göre bazı ırklar, diğer insanlara göre daha çok evrimleşmiş ve ilerlemişlerdi. Bazı ırklar ise, neredeyse hala maymunlarla aynı düzeydeydi. Darwin'in teorisinin ikinci bir önemli yönü daha vardı. Darwin, canlıların ve insanların gelişimini "yaşam mücadelesi" kavramına dayandırıyordu. Ona göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi, daimi bir çatışma vardı. Güçlüler her zaman güçsüzleri alt ediyor ve gelişme de bu sayede mümkün oluyordu.

    Darwin, bu yaşam mücadelesi kavramının insan ırkları arasında da geçerli olduğunu öne sürdü. Türlerin Kökeni kitabına koyduğu alt başlık bile, onun insanlığa ırkçı bir açıdan baktığını gösteriyordu: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla".

    Darwin'e göre kayırılmış ırklar, Avrupalılardı. Kızılderililer, Afrikalılar ve diğer her türlü yerli halk ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Bu çarpık anlayışa göre, insanların maymunları ya da diğer hayvanları ehlileştirmeleri ve kullanmaları nasıl meşru ise, bu geri ırkları ehlileştirmeleri, onları köle olarak kullanmaları, topraklarına el koymaları, hatta öldürmeleri de o kadar meşru idi. Darwin kitabında bu ırklarla ilgili şöyle söylüyordu:


    Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları yeryüzünden tamamen silecek ve onların yerine geçecek. Öte yandan insansı maymunlar da kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. 1


    Bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, Darwin tam bir ırkçıydı. Avrupalılar'ın, dünyanın diğer ırklarından üstün olduğunu ve onları zaman içinde köleleştirip yok edeceklerini düşünüyordu. Darwin'in ileri sürdüğü evrim kuramının toplumlara uygulanması ile gelişen bu teori, Sosyal Darwinizm olarak adlandırıldı ve hem emperyalizmin en büyük meşruiyet gerekçesi, hem de ırkçılığın en büyük dayanağı haline geldi. Sosyal Darwinizm'in en büyük popülarite kazandığı ülkelerden biri ise Almanya oldu.

    ve bu yazı uzar gider şimdi ateistlere soruyorum siz hangi hakla hangi düşünceyle islama köleligi emreden,katliam yapan vs bir din olarak görüyorsunuz ve kendinizi buna inandırmaya çalışıyorsunuz ama yaptıgınız sadece kendinizi küçük düşürmek

    saygılar

    Bu anlattıkların darwin teorisini doğruluyor. Aksi olmuş olsa idi şimdi onların nesilleride ayakta olur soylarını sürdürürlerdi. Ben yapılanın doğru olduğunu savunmuyorum. Gerçekleri olduğu gibi kabul edilmesini savunuyorum. Şimdi sizde aynı hatayı kafirlere bakarak yapıyorsunuz. ALLAH'a evrim teorisi ile yaratamaz diyorsunuz. Böyle bir yakıştırma ALLAH'a yapılamaz. ALLAH her türlü yaratmayı bilir. İster sizin anladığınız şekilde ister darwincilerin anladığı şekilde isterse bilmediğimiz bir şekilde yaratmayı yapar. ALLAH'ın kudretine sınır koymayın şirk koşmuş olursunuz.

    Zamanında papazlarda bu şekilde bir tutum sergilediler ve bu dinsizler ortaya çıktı. Bu yanlıştır. Darvinide teorisini yaratanda ALLAH'dır.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  7. #7
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Soru nedir?

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    14-11-2009
    Mesajlar
    1,895
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    EVRiM-Avalüasyon-Tekamül-Kamillesme-Olgunlasma vardir.
    .
    Bunu yapanda üniversumu (uzay) idare eden güctür
    Allah-TANRI-Yehova-siva......vs....
    .

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bizim size küfür gibi gelen yazılarımız varsa ,onlar islami kaynaklardır.

    Onların haricinde siz kızdırmadıkça bizim islama veya başka bir dine alayımız,hakaretimiz söz kosusu olamaz.

    Örnek...Bakın aşağıdaki örnek size yine alay gibi gelecek ama bunu biz söylemiyoruz islami kaynaklar söylüyor.

    Hz Muhammet namaz kıldıracakken ,cenabet olduğunu hatırladı ve birden kalkıp gitdi.Herkez gelmesini bekledi.Üzerinden sular damlıyorken geldi ve namazı kıldırdı..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atatürk evrimci miydi?
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde |BenHur| tarafından açılmış
    Yanıt: 50
    Son Mesaj: 16.08.11, 11:22
  2. küfreden BEN değildim
    2006 Konuları bölümünde hemmatolo tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 15.02.06, 18:49

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •