UyMaJeSTe tarafından gönderildi.
ateizm dini duyguları gereksiz bulan insanların din olmadan yaşayabilecekelri bir dünya kurar kendine ve her türlü dine karşı bir düşmanlık besler dinleri insanların hayal güçleriyle vb şeylerle ortaya çıktıgını savunur tabii ki bunlar kişilerin kendi düşünceleri,tercihleridir ancak bu gibi kişiler(islam adına konuşuyorum)kendilerine bakmadan islama küfretmeye kalkışırlar,islama her türlü iftirayı atar kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar nitekim bu ateistlerin asla başaramayacagı ve hüsranla bitecegi bir düşüncedir.ilk önce ateist kişilerin islama hangi noktalarda küfrettikleri ve küfrettikleri şeylerle kendilerinin nasıl alakalı oldugunu anlatmaya çalışacagım.
ateistler dini bilimin önündeki en büyük engellerden sayar onlara göre din insanları bilimden sogutan bilimden uzaklaştıran bir şeydir öyleki hangi ateiste sorarsanız sorun ben bilim insanıyım bilimle her şeyin çözülebilecegi kanısındayım dinler ise bilime engel teşkil eder gibi ifadeler kullanırlar ve tabii bu ifadelerini çagımızın en büyük fitnesi ve siyasi bir obje olarak kullanılan ve billimle zerre kadar ilgisi olmayan evrime dayandırırlar ateizm in en büyük destegi evrimdir çünkü evrim tanrının varlıgını yok sayar insanarın dogal seleksiyon ve mutasyonlar sonucu maymundan geldigini söylerler ve buna bilimsel bir şey gibi yaklaşırlar evrime karşı çıkanlarıda çag dışı geri kafalı kişiler olarak adlandırırlar şimdi kimmiş çag dışı ve geri kafalı onları burada anlataya çalışacagım.şimdi ateistlerin islam hakkındaki bir kaç görüüşüne deginelim;onlara göre islam köleligi emreder köleligi yasaklamaz aksine teşvik edeer,insanlar arasında ayrım yapar,dünyada insanlar din adına kan dökmüşlerdir,din katliamı emreder,islam dinine baglı kişielr dünyada geçmişte ve günümüzde hep kan dökmüşlerdir vs.
işte cevap verecegimiz bir kaç mesele;evrim insanların maymundan gelerek dogal seleksiyon ve mutasyon sonucu evrim basamagını tamamlayacagını söyler.dogal seleksiyon;ortamdaki zayıf halkanın güçlü halka tarafından yok edilecegi ve bu zayıf halkaların ortadan kalkması sonucu canlının evriminin tamamlanacagını söyler nitekim bu görüşler çogu katliamın ana nedeni olmuştur. meydana gelen iç çatışmaların, savaşların ve güvensizlik ortamının temelinde sapkın Darwinizm öğretileri vardır. Bu ideoloji, hayatın bir mücadele alanı olduğu; zayıf olanların, yoksul olanların, kendilerince "aşağı ırktan" olanların ezilmelerinin ve hatta yok edilmelerinin meşru olduğu; kıyasıya mücadele sonucunda "en uygun" olanların hayatta kalarak diğerlerinin yok olacağı, insanlığın böylece "ilerleyeceği" yalanını ortaya atmıştır.
Hayatın sözde bir "mücadele alanı" olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda "ayakta kalmak" için yaşaması gerektiği sapkınlığı, din ahlakına tümüyle aykırı, çarpık bir "dünya görüşü" olarak yaygınlaşmış ve dünyanın dört bir yanında insanlığa felaket getiren yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu sapkın inanışa göre, özürlü insanların, toplama kamplarında biraraya getirilip ölüme terk edilmeleri normal karşılanır. İnsanların kafataslarının, boylarının, burun genişliklerinin ölçülüp, bu ölçümlere göre sınıflandırılmaları gerekir. Buna göre sözde alt sınıflarda olanlar acımasızca ezilir, sömürülür ve ortadan kaldırılır. İnsanların ve toplumların ancak bu vahşeti uyguladıkları takdirde ilerleyeceğine inanan kişiler için, bu yolda yapılan katliamlar, soykırımlar, zulümler, acımasızlıklar adeta bir tür başarı olarak kabul edilir.
Bu acımasız ve zalim anlayışın büyük acılara, kayıplara ve felaketlere sebep olduğu yerlerden biri ise Afrika olmuştur. Darwin'e göre Avrupalı ırklar kayırılmış ırklardı. Tüm Asyalı ve Afrikalı ırklar ise Darwin'in çarpık mantığına göre sözde evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Darwin onları insan olarak bile görmüyordu. Darwin, İnsanın Türeyişi (Descent of Man) isimli kitabında bazı ilginç ırkçı kehanetlerde bulunmaya kalkışmıştı. Bu kitapta, zenciler ve Avustralya yerlileri gibi ırkları gorillerle aynı statüde ele almıştı:
"Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da, kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır." (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 178)
Afrikalı ırkları sözde evrim sürecinde yok olmak mecburiyetinde olan geri bir ırk olarak gören Darwin'in düşünceleri, Afrika'nın acımasızca sömürülmesine ve mazlum Afrika halkının köleleştirilmesine sözde bilimsel bir meşruiyet kazandırmıştır. Darwinizm'in Afrika'da neden olduğu felaketler sömürgecilik ve kölelikle sınırlı da kalmamış, Afrika'da yaşayan toplumların ve kabilelerin birbirlerini katletmesiyle neden olan çatışmalar da Darwinist zihniyet tarafından körüklenmiştir.
Fiziksel olarak sözde daha iyi evrimleşmiş ve Avrupalılar gibi ilerlemeye daha müsait olduğuna inanılan, sözde “üstün Afrikalılar” daha “aşağı Afrikalıların” başına yönetici olarak atandılar ve sömürgeci devletler kendilerince aşağı gördükleri ırkları üstün gördüklerinin eliyle zulme uğrattılar. Örneğin yönetici konuma getirilen gruplar rahat içinde yaşarken, aşağı konumunda görülen halklar tarlalarda ve madenlerde kırbaçlanarak çalıştırılmış, aç bırakılmış, kısırlaştırılmış, yani bu mazlum insanlara karşı tam bir kıyım uygulanmıştır. Daha sonra sömürgeci devletler, arkalarında hiçbir adil düzen ve sistem bırakmadan bu bölgelerden çekildiğinde ise, bu ülkelerde, Darwinist zihniyetin hazırladığı zemin, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği çatışmaları ortaya çıkarmıştır.
şimdi islama küfreden bu ateistler evrimi bilimsel bir şey kabul edip yazılar yazarlar ama görülüyor ki dünyada katliamı emreden insanalrın birbirini öldürmesini söyleyten evrimdir.buna evrimde dogal seleksiyon derler şimdi konuya biraz daha açıklık getirelim;şimdi avrupalıya soruyorlardı siz afrikada ve dünyanın bazı yerlerinde katliam yapıyorsunuz bunu nasıl açıklayacaksınız adamların cevabı şu;biz katliam yapmadık evrimin hızlanması için çalışmalar yaptık yani siyah ırkı ortadan kaldırmaya çalıştık beyaz ırkı siyahların üstüne koyduk gibi sallamalrla cevap vermeye çalışırlar batı kendine evrimi bahane ederek siyahı ortadan kaldırmak istedi ve dünyanın her yerinde kan döktü hitlerden tut staline kadar hepsi kendine evrimi kanıt göstermeye çalıştılar almanlar degil mi kendi toplumunda eleme yapan.
Darwin, teorisini ilk ortaya attığı zaman dönemin bilim adamları arasında yaygın bir kabul görmemişti. Özellikle fosil bilimciler, onun bu iddiasının hayal ürününden başka bir şey olmadığının farkındaydılar. Ancak buna rağmen Darwin'in teorisi zaman içinde daha fazla destek buldu. Çünkü Darwin, bu teoriyle birlikte, 19. yüzyılın hakim güçlerine bulunmaz bir temel sağlamış oluyordu.
Evrim fikri, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabıyla yaygınlık kazanırken, Avrupalılar da diğer kıta ve medeniyetlere yayılmayı sürdürüyorlardı. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere, Avrupalı devletler Güney Asya'nın önemli bir bölümünü, Afrika'nın neredeyse tümünü ve Latin Amerika'nın bir kısmını kolonileştirmekle uğraşıyorlardı. Kuzey Amerika'da ise kızılderili katliamı sürüyordu. Kısacası 19. yüzyılın ikinci yarısında, Batılı nedeniyetler diğer medeniyetleri yağmalıyorlardı. Hiçbir hak sahibi olmadıkları bir ülkeyi zorla ele geçiriyorlar, sonra bu ülkedeki insanları baskı altına alıyorlar ve ülkenin kaynaklarına el koyuyorlardı. Ancak Batı, yaptıklarına meşruiyet sağlayacak bir açıklama bulmak zorunda hissediyordu kendini. İşte Darwinizm bu noktada emperyalistlere büyük bir fırsat sundu. Bu teoriyle birlikte sömürülen halkların "bir tür hayvan" oldukları düşüncesine "sözde" bilimsel bir dayanak göstermek mümkün hale gelmişti.
Darwin, teorisinin insan hakkındaki kısmını, 1871 yılında yayınlanan İnsanın Türeyişi adlı kitabında açıkladı. Bu kitapta, insanın maymunlarla ortak bir atadan geldiklerini öne sürüyordu. Ancak Darwin'in ilginç bir düşüncesi daha vardı. Ona göre bazı ırklar, diğer insanlara göre daha çok evrimleşmiş ve ilerlemişlerdi. Bazı ırklar ise, neredeyse hala maymunlarla aynı düzeydeydi. Darwin'in teorisinin ikinci bir önemli yönü daha vardı. Darwin, canlıların ve insanların gelişimini "yaşam mücadelesi" kavramına dayandırıyordu. Ona göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi, daimi bir çatışma vardı. Güçlüler her zaman güçsüzleri alt ediyor ve gelişme de bu sayede mümkün oluyordu.
Darwin, bu yaşam mücadelesi kavramının insan ırkları arasında da geçerli olduğunu öne sürdü. Türlerin Kökeni kitabına koyduğu alt başlık bile, onun insanlığa ırkçı bir açıdan baktığını gösteriyordu: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla".
Darwin'e göre kayırılmış ırklar, Avrupalılardı. Kızılderililer, Afrikalılar ve diğer her türlü yerli halk ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Bu çarpık anlayışa göre, insanların maymunları ya da diğer hayvanları ehlileştirmeleri ve kullanmaları nasıl meşru ise, bu geri ırkları ehlileştirmeleri, onları köle olarak kullanmaları, topraklarına el koymaları, hatta öldürmeleri de o kadar meşru idi. Darwin kitabında bu ırklarla ilgili şöyle söylüyordu:
Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları yeryüzünden tamamen silecek ve onların yerine geçecek. Öte yandan insansı maymunlar da kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. 1
Bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, Darwin tam bir ırkçıydı. Avrupalılar'ın, dünyanın diğer ırklarından üstün olduğunu ve onları zaman içinde köleleştirip yok edeceklerini düşünüyordu. Darwin'in ileri sürdüğü evrim kuramının toplumlara uygulanması ile gelişen bu teori, Sosyal Darwinizm olarak adlandırıldı ve hem emperyalizmin en büyük meşruiyet gerekçesi, hem de ırkçılığın en büyük dayanağı haline geldi. Sosyal Darwinizm'in en büyük popülarite kazandığı ülkelerden biri ise Almanya oldu.
ve bu yazı uzar gider şimdi ateistlere soruyorum siz hangi hakla hangi düşünceyle islama köleligi emreden,katliam yapan vs bir din olarak görüyorsunuz ve kendinizi buna inandırmaya çalışıyorsunuz ama yaptıgınız sadece kendinizi küçük düşürmek
saygılar