.
.
Kim Gördü Rüzgârı?
Kim gördü rüzgârı?
Ne ben ne sen:
Oysa rüzgar geçiyordu
Yapraklar sallanırken.
Kim gördü rüzgârı?
Ne sen ne ben:
Oysa rüzgâr geçiyordu
Ağaçlar başını eğerken.
Çeviri: Nazan Başgan
.
.
.
.
Kim Gördü Rüzgârı?
Kim gördü rüzgârı?
Ne ben ne sen:
Oysa rüzgar geçiyordu
Yapraklar sallanırken.
Kim gördü rüzgârı?
Ne sen ne ben:
Oysa rüzgâr geçiyordu
Ağaçlar başını eğerken.
Çeviri: Nazan Başgan
.
.
Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....
.
.
Sen Yaşat Beni
Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni
Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni
Uzandığında elime, yoksa yerinde artık
Seni istese de gönül, biçareyse artık
Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri
Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni
Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri
Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni
Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini
Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni
Bir zamanlar beni saran o düşünceler
Sararıp solsa da yine sende yeşerseler
Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün
Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün
Çeviri: Oktay ESER
.
.
Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....
.
.
Ağıt
Gün gelipte ben ölünce, bir tanem
Ne arkamdan ağıtlar yakılsın
Ne bir servi boy atsın
Ne de yanıbaşımı güller sarsın
Yeşil çimeni sen ol toprağımın
Yağmur tanelerinden ıslak
Sonra da istersen hatırla
İstersen de unut.
Hava kararacak, görmeyeceğim
Yağmur yağacak, hissetmeyeceğim
Bir bülbül sesi yanık,
Ve ben duymayacağım
Arkasında güneş doğmayan
Karanlıkta bir hayal misali
Belki hatırlayacağım
Belki unutacağım.
Çeviren: Oktay Eser
.
.
Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....
.
.
Uyumak
uyumak en sonunda, biter dert ve kargaşa
uyumak en sonunda, geçer dehşet ve uğraşma,
üşümüş ve bembeyaz, dostun ve sevgilinin gözünden uzakta,
uyumak en sonunda.
yorgun bir kalp yok artık, yönelen aşağıya ya da kaplanan bulutlarla
buran sancılar yok artık ya da duran havada kaydırarak korkuları,
uyumak en sonunda çabucak kilitlenerek rüyasız bir uykuda.
uyuyakalmak hızla. şarkı söyleyen kuşlar yapraktan örtülerinin içersinde
uyandıramazlar onu, ne de sallarlar rüzgârlı cümbüşle.
erguvan renkli dağ kekiğinin altında ve yoncanın mor boyalı
uyumak en sonunda.
.
.
Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....
.
.
Senin kadar metin olabilsem-
— Gecenin tepesinde yapayalnız ihtişamıyla sallanan,
Ve sonsuz, bir orada bir burada göz açıp kapamalarıyla
Seyre dalan, doğanın uyku bilmez, sabırlı abdalı gibi,
Yeryüzünde insanoğlunun kıyıları etrafında
Arı duru abdestin dervişvari işinde devinen sularına, ya da,
Dağların ve fundalıkların üstüne yeni, yumuşacıktan yağan
Karın örtüsüne bakan— parlak yıldız!
Hayır! —metinim hala, değişmezim.
Güzel aşkımın serpilen göğsününe yaslanıp
Göğsünün yumuşacık iniş kalkışlarını daima hissederek
Daima tatlı bir yorgunlukla uyanık kalıp,
Hala, hala onun usul usul aldığı nefesi dinleyerek,
Ve daima böyle yaşamak —yoksa ölmek için.
.
.
Gelen gideni aratıyor mu bilinmez ama kalanın gelenlerin anasını ağlattığı aşikar.....