• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Kuran'da Musa ile Hızır'ın Kıssası

    Kehf Suresi:

    65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

    66. Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.

    67. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”

    68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

    69. Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.

    70. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”

    71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.

    72. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.

    73. Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.

    74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

    75. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.

    76. Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.

    77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.

    78. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”

    79. “O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”

    80. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”

    81. “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”

    82. “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”


    Kuran'da Musa ile Hızır'ın hikayesi böyle anlatılır. Hikayeden anladığım kadarıyla, Hızır bayağı sinirli ve kibirli birisi, soru sorulmasına hiç tahammülü yok. 80. Ayette çocuğu neden öldürdüğünü açıklarken, biz ifadesini kullanıyor. Bir tanrı neden bir çocuğun, anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korkar ki? İnsan işlemediği bir suç için cezalandırılır mı? Denebilir ki, tanrı onun suç işleyeceğini biliyordu da, o yüzden cezalandırıldı. O zaman da akla şu soru gelir, tanrı sadece o çocuğun mu ilerde suç işleyeceğini biliyor? Başkalarını bilmiyor mu? İlerde suç işleyebilir diye herkesi öldürmek mi lazım?

    Bir de şu var: Musa, Hızır, Musa'nın kardeşi Harun ve Şuayb, hepsi peygamber ve hepsi de aşağı yukarı aynı dönemlerde yaşamışlar. Demek ki o zamanlar peygamber bolluğu varmış, bereketli zamanlarmış. Dünya nüfusu arttıkça kişi başına düşen peygamber sayısı azalmaya başlamış. 1400 yıl öncede nesilleri tamamen tükenmiş. Bir tanrı bir zamanlar zırt pırt peygamber gönderirken, neden birdenbire peygamber göndermeyi kessin? 21 YY.'da yaşayan bizlerin başı kel mi? Bazıları peygamberleri bizzat görüp, mesajlarını 1. elden alırken, bizler bilmemkaçıncı ağızdan duyuyoruz. Yoksa imtihanda bazılarına torpil mi yapılıyor? o zaman bu haksız bir imtihan değil mi?

  2. #2
    abdi1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2007
    Mesajlar
    3,912
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kehf Suresi:

    65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

    66. Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.

    67. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”

    68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

    69. Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.

    70. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”

    71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.

    72. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.

    73. Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.

    74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

    75. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.

    76. Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.

    77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.

    78. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”

    79. “O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”

    80. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”

    81. “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”

    82. “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”

    Kuran'da Musa ile Hızır'ın hikayesi böyle anlatılır. Hikayeden anladığım kadarıyla, Hızır bayağı sinirli ve kibirli birisi, soru sorulmasına hiç tahammülü yok. 80. Ayette çocuğu neden öldürdüğünü açıklarken, biz ifadesini kullanıyor. Bir tanrı neden bir çocuğun, anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korkar ki? İnsan işlemediği bir suç için cezalandırılır mı? Denebilir ki, tanrı onun suç işleyeceğini biliyordu da, o yüzden cezalandırıldı. O zaman da akla şu soru gelir, tanrı sadece o çocuğun mu ilerde suç işleyeceğini biliyor? Başkalarını bilmiyor mu? İlerde suç işleyebilir diye herkesi öldürmek mi lazım?

    Bir de şu var: Musa, Hızır, Musa'nın kardeşi Harun ve Şuayb, hepsi peygamber ve hepsi de aşağı yukarı aynı dönemlerde yaşamışlar. Demek ki o zamanlar peygamber bolluğu varmış, bereketli zamanlarmış. Dünya nüfusu arttıkça kişi başına düşen peygamber sayısı azalmaya başlamış. 1400 yıl öncede nesilleri tamamen tükenmiş. Bir tanrı bir zamanlar zırt pırt peygamber gönderirken, neden birdenbire peygamber göndermeyi kessin? 21 YY.'da yaşayan bizlerin başı kel mi? Bazıları peygamberleri bizzat görüp, mesajlarını 1. elden alırken, bizler bilmemkaçıncı ağızdan duyuyoruz. Yoksa imtihanda bazılarına torpil mi yapılıyor? o zaman bu haksız bir imtihan değil mi?
    ALLAH kuranda her şeyi misallerle anlatır.
    Çocuğun öldürülmesini Anlamak için İLMİ LEDÜNNİYİ bilmek ,Çocuk deyince anlatılanı bu yönlü idrak gerekir.
    ANLATILAN madde değil manadır.Yolculuk dışa değil İÇEDİR.Yani kişinin kendi iç dünyasına.Sıratı Mustakim dıştan içe dönüştür. Adem iken İnsan olma,İNSAN'ın nefsin azgınlıkarından kurtulma ve Hz.İnsan olma çabasıdır bu.
    İnsanların iç dünyasında Kurtulamadıkarı bir sürü Alışkalıkları ve huyları vardır.Bunlar Vucut ülkesinde ÇOCUK mesafesindedir ki.Kişi Günah yolunda edndiği alışkanlıklarını,hallerini düşünce ve tavırlarını bu yönlü alışkanlıklarını bazen görürde onlardan kurtulamaz.Kurtulamadığı bu ÇOCUK onu iki cihanda mesul kılar.Tövbe ile ALLAH'a sığınan bahtiyarın imdadına ALLAH yetişir.O işini Vesilelerle görür.Kişinin bu yönlü kutuluşuna vesile Mürşidi Kamildir.Bu yolculukta yani dıtan içe dönüş yolculuğunda Mürşidi KAMİL gereklidir.O bu yolculuğun ALLAH'ın kuluna gönderdiği REHBERİDİR.
    İç dünyana dönük bu yoculukta Ona teslmiyet gereklidir.O senin temizlenip arınmana vesiledir.Kötülükten yana oan huyların senn günah youyla edindiğin Nikahsız doğan çocukların gibidir. Mürşidin vazifesi ALLAH'ın izni ile senin iç dünyanda bu çocuğu öldürmektir ki onun yerine tertibi ilahiden Hayra vesile ÇOCUKLARIn olsun.Vucut gemsi hayatında çok yolculuk yapar nefsn bütün halerini bilen ALLAH'tır Allah'ın tertibi üzere vesile olan Mürşidi Kamil yarın kişinin nefsini kendisinden iyi bilen şeytanın tuzağına düşmesin,varlık ve benlik onu kaplamasın diye O gemiye bir delik açar yani enaniyete düşmesine engel olacak hali ona talim etirir ki şeytanın tuzagına düşmesin.Kulun İman duvarını Tamir edip, kişinin KENDİSİNDE OLAN HAZİNEYİ BULMASINA YARDIMCI olmak mürşidin işidir.
    O mürşit ALLAH'ın kullarından bir kuldur ki ALLAH ona KATINDAN BİR İLİM ve yine KATIDAN RAHMET ve HİKMET vermiştir.

    Son paragrafta yazdığın itirazın muhteşem.
    ALLAH hiç bir zamana yada ferde TORPİL yapmaz.ALLAH Adem a.s ile başlayan Dünya hayatında sayısı zatına malum Elçiler göndermiştir.Peygamber olmadığı zamanı boş bırakmamış Şerat ve Tarik verilen Peygamberlerin kıyamete kadar var olacak olan Şeriat ve Tarikleri üzere PEYGAMBER VARİSLERİ olan EVLİYAULLAH yani MÜRŞİDİ KAMİLLER göndermiştir.Onlar Peygaberlerinin ALLAH'tan vazifeli VARİSLERİDİR ki kıyamete kadar bir an YOKLUKLARI DÜŞÜNÜLMEZ.Onların yokluğu ALLAH'a onun sıfatlarına YAKIŞMAZ.
    Peygamber yada varisi Evlyaullahın REHBERLİĞİ olmadan DIŞTAN İÇE dönüş olan SIRATI MUSTAKİM idrak edilp yaşanmaz.
    İlim ALLAH'ı bilmektir.ALLAH'ı bilmenin yolu KENDİN bilmektir.Onun için Dıştan içe dönüş olan SIRATI MUSTAKİM yolculuğu ALLAH'ı bilmek için her kula gereklidir.Kendini Bilmenin REHBERİ MÜRŞİDİ KAMİLDİR ki ALLAH'ın verdiği VAZİFESİ ile ,O seni sana bildirir.
    Benim Gibi Niçin İnanmamış Diye,O Hem Cinsimi Yermek, Benim İnancım ve Yaşantımla bağdaşmıyor, her Hangi Bir Şahsı Aşağılamak, Hakkı Kimseye Verilmemiştir!..

    Pir.H. Galip Hasan Kuşçuoğlu

    ALLAH:hzALLAH

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    [I]Kehf Suresi:

    Bir de şu var: Musa, Hızır, Musa'nın kardeşi Harun ve Şuayb, hepsi peygamber ve hepsi de aşağı yukarı aynı dönemlerde yaşamışlar. Demek ki o zamanlar peygamber bolluğu varmış, bereketli zamanlarmış. Dünya nüfusu arttıkça kişi başına düşen peygamber sayısı azalmaya başlamış. 1400 yıl öncede nesilleri tamamen tükenmiş. Bir tanrı bir zamanlar zırt pırt peygamber gönderirken, neden birdenbire peygamber göndermeyi kessin? 21 YY.'da yaşayan bizlerin başı kel mi? Bazıları peygamberleri bizzat görüp, mesajlarını 1. elden alırken, bizler bilmemkaçıncı ağızdan duyuyoruz. Yoksa imtihanda bazılarına torpil mi yapılıyor? o zaman bu haksız bir imtihan değil mi?
    Musa'yla, Musa'nın kardeşi Harun'un isimleri ve yaptıkları vs. Kitabı Mukaddes'te kayıtlıdır. Peki bu Hızır ve Şuayb kim? Ne zaman yaşamışlar, nerede yaşamışlar? Bunlar gerçekten Musa'nın devrinin insanları mı?

    Bu Hızır, Hızır İlyas denen kişi mi? Eğer öyleyse gerçekten bunlar aynı devirde mi yaşamışlar? Kitabı Mukaddes'e göre Musa ve İlyas arasında yüzlerce yıl var. Ayrıca İbrahim ve Nemrut öyküsü vardır. Bunların da aralarında yüzlerce yıl vardır ve birbirlerini görmüşlüğü yoktur.

    Hikayeler, rivayetler iyi de, dinsel bir konuda önemli olan şey gerçeklerdir. RivAyetler değil, yalnızca Ayetler

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kuran'da Atomlar
    2005 Konuları bölümünde bacanak tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 11.05.06, 21:30
  2. Kuran'da Astronomİ
    2005 Konuları bölümünde bacanak tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 04.05.06, 23:18

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •