Searcher1 tarafından gönderildi.
Kehf Suresi:
65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
67. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”
68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
69. Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
70. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
72. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
73. Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.
74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
75. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.
76. Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.
77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
78. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”
79. “O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
80. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”
81. “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”
82. “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”
Kuran'da Musa ile Hızır'ın hikayesi böyle anlatılır. Hikayeden anladığım kadarıyla, Hızır bayağı sinirli ve kibirli birisi, soru sorulmasına hiç tahammülü yok. 80. Ayette çocuğu neden öldürdüğünü açıklarken, biz ifadesini kullanıyor. Bir tanrı neden bir çocuğun, anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korkar ki? İnsan işlemediği bir suç için cezalandırılır mı? Denebilir ki, tanrı onun suç işleyeceğini biliyordu da, o yüzden cezalandırıldı. O zaman da akla şu soru gelir, tanrı sadece o çocuğun mu ilerde suç işleyeceğini biliyor? Başkalarını bilmiyor mu? İlerde suç işleyebilir diye herkesi öldürmek mi lazım?
Bir de şu var: Musa, Hızır, Musa'nın kardeşi Harun ve Şuayb, hepsi peygamber ve hepsi de aşağı yukarı aynı dönemlerde yaşamışlar. Demek ki o zamanlar peygamber bolluğu varmış, bereketli zamanlarmış. Dünya nüfusu arttıkça kişi başına düşen peygamber sayısı azalmaya başlamış. 1400 yıl öncede nesilleri tamamen tükenmiş. Bir tanrı bir zamanlar zırt pırt peygamber gönderirken, neden birdenbire peygamber göndermeyi kessin? 21 YY.'da yaşayan bizlerin başı kel mi? Bazıları peygamberleri bizzat görüp, mesajlarını 1. elden alırken, bizler bilmemkaçıncı ağızdan duyuyoruz. Yoksa imtihanda bazılarına torpil mi yapılıyor? o zaman bu haksız bir imtihan değil mi?