• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    Eleştiri Okuru Eğitmez!

    Eleştiri Okuru Eğitmez!

    Walter Benjamin, “Sanat ve Edebiyatta Eleştiri” adıyla kitaplaşan doktora tezinde romantik eleştirinin bilgilendirici ya da pedagojik bir amaç içermediğini söylüyor.

    Walter Benjamin’in 1919’da Bern Üniversitesi’ne sunduğu doktora tezinin “Sanat ve Edebiyatta Eleştiri- Alman Romantizminde Sanat Eleştirisi Kavramı” adıyla İletişim Yayınları tarafından basılması, düşünürün yayın dünyasında uyandırdığı ilginin gençlik dönemi eserlerine doğru genişlediğini gösteriyor. Bu tez, akademiyle arasının çok hoş olmadığı bilinen Benjamin’in akademik bağlamdaki ender ‘başarılarından’ biri.
    Kitabın sunuş yazısında Philippe Lacoue-Labarthe, tezin kabulünün akademiyle ilişkisi açısından Benjamin’in gördüğü son başarı, yazıyla ilişkisi açısındansa akademik disipline uyduğu son çalışması olduğunu gösterir.
    Labarthe -sözlerini Benjamin’e dayandırarak- yazarın yapıtları içinde şiirselliğin eksik olduğu bir eser aranacaksa, onun da bu doktora tezi olduğunu söyler. Eğer gerçekten böyleyse, bu sorunun üstesinden gelmemizi sağlayacak bir ironi söz konusu.
    Nihayetinde Benjamin’in ele aldığı konu, şiir eleştirisinin şiire dâhil olduğunu söyleyen romantik eleştiri.

    Formatın engelleri

    Kitapta iki sunuş yazısı yer alıyor. Philippe Lacoue-Labarthe imzalı sunuş yazısında, Benjamin’in tezinin sınırlarına işaret ediliyor.
    Labarthe, Benjamin’in konunun sınırlarını çizdiği bölümün bir dipnotunda “Bu bakış açısı romantik Mesihçilikte aranabilir” dediğine işaret ederek, mistik bir konuyu ele almaya uygun olmayan akademik formatın, yazarın üzerinde durmak istediği konuları sınırlandırdığını gösteriyor.
    Fred Rush’ın yazısı ise düşünürün “Alman Romantizmi’nde Sanat Eleştirisi Kavramı” eserini ele alarak Benjamin’in eleştirel epistemolojisini kaynaklarından sonuçlarına doğru irdeliyor.
    “Sanat ve Edebiyatta Eleştiri”de akademik disiplin varlığını hissettiriyor. Önce kavramlar yerli yerine konup bu kavramsal çerçevede konu ele alınıyor. Fichte’nin düşüncesinden Alman romantiklerine, özellikle de Schlegel ve Novalis’in düşüncelerine doğru ilerliyoruz.
    Kitaptaki en temel kavram ‘reflexion’ - düşünseme. Romantik sanat eleştirisini anlayabilmek için düşünsemeyi anlamak elzemdir.
    Benjamin, Novalis’in sanatı düşünseme ortamı olarak kavradığını, hatta sanat sözcüğünü “adeta aynı şeyin teknik bir terimi olarak” kullandığını belirtir.
    Eleştirinin varlığı da yine düşünsemeye, “her türlü düşünsemenin ilk şeması olarak düşünmenin düşünülmesine” dayanmaktadır. Sanat eseriyle eleştirinin bağı bu kavramın varlığında vücut bulur.
    Sanat eleştirisinin görevi, “sanatın düşünseme ortamı içindeki bilgiye” yine düşünseme aracılığıyla ulaşmaktır.

    Romantik eleştiri

    Eleştiri, sanat yapıtını canlandırmayı, onun kendi bilgisine ulaşmayı sağlamasını hedefleyen bir deneydir. Benjamin, sanat eleştirmeni teriminin ancak romantiklerle eski sanat yargıcı kavramının yerini aldığını söyler.
    Romantiklerden sonra kimse yargıç olduğunu söylemeye cesaret edemese de, eleştiri yargılamanın kötü emellerine alet edilebilmektedir. Yargılamaktan eleştiriye geçişin kökenlerine dönmek, çağdaş eleştiriye bir katkı olarak değerlendirilebilir.
    Romantik eleştiri; düşünceye, çağdaş dünyada değerlendirme (değer biçme) vasıtası olarak hoyratça kullandığımız eleştiri kavramından daha fazla imkân sağlar. Walter Benjamin, romantik eleştirinin bilgilendirici ya da pedagojik bir amacı içermediğini Schlegel’den aktardığı şu sözlerle belirtir:
    “Eleştirinin amacının okuru eğitmek olduğu söyleniyor! Eğitilmek isteyen, kendi kendini eğitebilir. Pek nazik değil, ama bunu değiştiremeyiz”.

    “Eleştiri bir üründür”

    Benjamin bu sözler vasıtasıyla eleştirinin görevinin yapıtı değerlendirmek değil, tamamlamak olduğunu vurgular; “Eleştiri bir üründür; gerçi ortaya çıkmasına bir yapıt vesile olmuştur, ama varlığını sürdürmesi o yapıttan bağımsızdır” diyerek analizini derinleştirir.
    Romantik eleştiri, onun yerini alan çağdaş eleştiriden öylesine farklıdır ki, bizler ancak kötü eserlerin eleştirilebileceğini düşünürken romantikler kötü bir eserin eleştirilemeyeceğini söylemektedir.
    Belki romantikler açısından şöyle bir tanım bile yapılabilir: Sanat eseri eleştiriye açılan eserdir.

    Mert Tokur/Milliyet
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    03-01-2010
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    3
    oysa özeleştiri,yapıcı ve eğiticidir.biri söylemiş de kimdi

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •