• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 15 1234567891011 ... SonSon
143 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Nefesinizi Tutun ,Bir solukta Okuyun !!ISTE GERCEKLER !!!

    Islam disi kesimler tarafindan, Allah kelimesinin kökenine dair, "El-Ilah" ve "Al-Ilah" adli Ay tanrisi adlari ortaya atilmis ve Allah kelimesinin kökeninin bu oldugu söylenmistir. Bunu ilk olarak kimin ortaya attigini bilmiyorum fakat bu yanlistir. Tarihte hiç bir zaman "El-Ilah" veya "Al-Ilah" adinda bir tanri olusmamis ve böyle bir ad ile herhangi bir tanriya tapilmamistir.
    Bu iddiaya bir zamanlar ben de inanmistim fakat iyice arastirdiktan sonra gördüm ki, bu içi bos bir idddiadir. Isin garip tarafi ise, bazi Islamci yazarlar, bu iddiayi yutmus ve buna karsi savunmaya geçmislerdir. Ve "Al" ve "El" kelimelerinin Arapça'da, Ingilizce'deki "the" artikelinin karsiligi oldugunu, Ilah kelimesinin ise, Arapça'da tanri manasina geldigini ve dolayisiyla Allah kelimesinin kökeninin bu olmasinin normal oldugunu" söyleyerek yanlisin üstüne yalan katmislardir. Bu da bize gösteriyor ki, bütün din alimleri, yanlis veya dogru bütün elestirileri, uydurma ve yalan savunmalarla cevaplamaktadirlar. Zaten dinleri bu günlere kadar tasiyan ve ayakta durmasini saglayanlar, simdiye kadar sayilari milyonlari bulan bu din tüccarlari degil midir? Elbette malinin kötülenmesine karsi çikacak ki, müsterisi azalmasin.

    Herseyden evvel, Arapça'daki "El" ve "Al" ekleri Ingilizcedeki "the" sözcügünün karsiligi filan degildir. Eger böyle olsaydi, Kuran denmez, "El Kuran" veya "Al Kuran" denirdi; tipki Ingilizcede "the Quran" dendigi gibi.
    Ingilizcedeki "the" artikeli manasiz bir sözcük degildir. Onun manasi sunlardir: "su bildigimiz" , "hani su malum" , "hani su herkesin bildigi" .
    Örnek olarak "on the table" dediginiz zaman bunun manasi "hani o masa var ya! Iste onun üstünde" cümlesidir. "On a table" derseniz, "bir masanin üstünde" anlamina gelir ve bu durumda o kisi o masanin hangi masa oldugunu bilmiyordur. Basina "the" koydugunuz zaman, "su bildigimiz masa" , "hani su malum masa" , "hani su herkesin bildigi masa" olur. Baska bir örnekle, Hitap edilen kisi, bahsedilen kisiyi mutlaka taniyorsa veya bahsedilen kisi insanlarin çogunlugu tarafindan taniniyorsa, isminin basinda the the kullanilir ki o isim bir baskasi ile karistirilmasin. Eger "Al" ve "El" ekleri, the ile ayni anlamda artikeller olsalardi, Muhammed için de "El-Muhammed" veya "Al-Muhammed" denmesi gerekirdi.

    Al ve El sözcükleri Arapça filan degildir. Bunlar Ibranice de vardir ve Ibranice de degildir. Bu sözcükler Sümer ve Babil dillerinden Ibranice ve Arapçaya girmistir ve artikel filan da degillerdir. Onlarin manasi sudur: Tanri.

    Evet, "al" ve "el" kelimelerinin manasi tanri'dir. Örnegin Babil dilinde, "Ba-al" adli tanrinin adinin manasi; "Bag tanrisi"dir". Babil'in meshur asma bahçelerini korumakla görevli bag tanrisidir. Asil adi ise "Bag-Al" dir.

    Bu al ve el kelimeleri Yahudilerin Babiller ve Sümerler ile olan yogun tesviki mesaileri sirasinda Ibraniceye girmistir. Ve normal olarak da, aslen Yahudi olan Araplara da, onlarin esas dili olan Ibraniceden geçmistir. Bu kelimeler hangi kelimelerin baslarina eklenmistir? Basta ithal ettikleri tanrilarin adlari olmak üzere, Sümer ve Babilden aldiklari kutsal isimlerin bazilarinin baslarina geçmistir. Bunlarin çogunlugu tanri ve tanriça adlaridir.

    Al ve el kelimeleri sadece tanri manasina gelmez, ayni zamanda da yüce, ulu gibi manalara gelir. Hatta bu kelimeler, insan isimlerinin baslarina da taki olmustur. Çünkü o dönemler, tanrilastirilmis kutsal rahipler ve hükümdarlar çoktu.

    Ara not: Simdi kimileri yine Arapça düsünmekten kopamayarak; "Allah kelimesi Ilah veya Ilou kelimesinden türemistir" diyecekler. Arapça düsünmekten kurtulamazlar çünkü Arapça yüzyillardir millete dünyanin en eski ve en mükemmel dili olarak anlatilmistir. Bu bir yalandir. Arapça tam aksine Dünyanin en yeni ve en ilkel dilidir. Çünkü Ibranice dilinin dejenere olmus halidir. (Bunu tartismayalim çünkü tartistik ve baslik konusu bu degil)
    Biz burada Arapça'sindan degil, Sümer, Babil, Akad gibi, Araplardan ve Arapça'dan binlerce yil önceki dillerden bahsediyoruz.

    Asagida, Sümer ve Babil'den ithal bazi tanrilarin adlarini görüyorsunuz:

    Al-Lat
    Al-Uzza
    Al-Menat
    Al-Mah
    Al-Qaum
    Kib-el-La
    She-el-la(Sila veya Si-el-la veya She-Al-lah olarak da okuyabilirsiniz)
    Hub-al
    Ba-al

    Bu örnekler daha da çogaltilabilir.

    El ve Al kelimeleri, bu gün halen Ibranice'de "tanri" manasinda kullanilmaktadir. http://en.wikipedia..../El_%28deity%29
    Hatta El veya Al kelimesinin yanina hiç bir sey ilave edilmediginde, "tanrilarin babasi" yani "baba tanri" manasina gelmektedir. Zaten ki sadece Ibranice'de degil, Sümerce, Akada'ca, Babil dilince ve eski misir dillerinin bazilarinda, al ve el kelimeleri tanri manasindadir, hatta bas tanri manasindadir. Francois Lenormant, "Chaldean magic and its origin and development" adli kitabinda, Al kelimesinin tanri manasinda oldugunu, hiç bir tartismaya yer birakmayacak sekilde detaylariyla anlatiyor.

    Allah kelimesindeki "Al" hecesini açikladik. Simdi geçelim "lah" hecesine. O hece aslinda "lah" degil, "la" hecesidir. Ibranice ve Arapçaya "lah" olarak girmistir. Bazi diller, sonlarinda H olan kelimeleri ithal ederken, onu konusurken yuta yuta bir zaman sonra yok ederler. Arapça ve Ibranice'de ise tam tersine, bazi kelimelerin sonlarina H harfi eklerler. Çünkü bu dillerde H harfi bir ayraç gibi kullanilarak, üstüne vurgu yapilarak kullanilir. Hata bazen agh gibi, girtlaktan çikarilarak iyice vurgulanir. Bu diller için bosuna yallah, fellah, vallah dili dememisler. Çünkü çok sayida H harfi isitilmektedir.
    Allah kelimesinin esasi "AL-La" dir. "EL-La" veya "EL-Le" de diyebilirsiniz. Çünkü sadece lehçe farki yapmis olursunuz.

    La hecesi ise disilik ekidir. Sümer ve Babil kaynakli bazi tanriçalarin ve hatta bayanlarin isimlerin sonlarina eklenir. Örnekler:
    Sinder-el-la
    Mu-Al-la
    Raffe-el-la
    Ley-la
    Sühey-la
    Gabri-el-la
    Annabel-La

    Simdi "Al" ve "La" hecelerini toplayalim. Al+La=Tanriça.

    Üzüldünüz degil mi? Bosa gitti bunca namaz, bunca oruç, bunca Fellah korkusu? Haci misin? Hoca misin? Imam misin? Eyvah, ne olacak simdi? Ya bu yaziyi müsterilerin okursa? Gitti paralar pullar, bagislar, el ayak öpmeler. Haydi bakalim simdiden basla kilif üretmeye. Ayni "El-Ilah" iddiasina uydurdugun yalanlar gibi, buna da yalanlar uydur, nasil olsa meslegin yalancilik. Ama telaslanma, beyinleri daha bebekken yikadigin için, senin cahillestirdigin müsterilerin benim bu yazdigim gerçeklere degil, senin yalanlarina inanmak için programlanmis. Isin o kadar da zor degil yani.

    Devam edelim:
    Nitekim bu "Ella" veya "Alla" sözcügü, pek fazla kullanilmayan bir sözcük olsa bile halen Ibranice'de manasi "tanriça" olarak kalmistir:

    El-La: ???
    Kaynak: http://en.wikipedia....Ella_%28name%29

    "La ilahe il Allah" diyenler aslinda "tanriçadan baska tanriça yoktur" diyorlar. Çünkü Al-Lah zaten üniversal dilde tanriça demektir. "Ilahe" ise Arapça'da tanriça demektir. Kimileri "tanriça" kelimesinin Arapça'da karsiliginin "elahim" oldugu yalanini söylese de, elahim, Ibranice'deki "Elohim" kelimesidir ve her iki dilde de "tanrilar" manasina gelmektedir. Bu cümledeki manasizligin sebebi ise, Al-La kelimesinin Arapça'ya en az 500-600 yil ara ile iki kere girmis olmasidir. Ilk girisinde degisime ugradi ve sonra baska bir kelimeymis gibi gibi tekrar girdi ve o dönemin Arapça'sina uygun olarak tekrar degisime ugradi.

    "La ilahe il Allah". Yani bir degil iki kere tastikli tanriça.


    Yahudiler, tüm orta asya ve Anadolu'nun ana tanriçasi olan Kib-El-Le'yi, Kab-Al-Lah olarak telahfus ederek tanrilari arasina kattilar. Fakat onu fazla önemsemediler. Çünkü Yahudilerde tanri ve tanriçadan bol bir sey yoktu.(*1)
    Arapogullari'nin Kib-El-La'yi önemsemis olmasi gayet dogaldi çünkü yeni kurulan milletler tek bir tanri ile insaa olur. Çünkü simdilerde bile geçerli oldugu gibi, o zamanlar da birlestirici etki, tanri ve din idi. Bu yüzden, dogal olarak çok tanri üzerine bir millet kurmak, zorlu bir yönetim olusturacagindan imkansiza yakindir.


    Al-la veya Al-lah Yahudiler ve simdiki Araplarda farkli manalarda kullanilir. Çünkü aslen eski Yahudilerden bir soy olan Araplar, Sümerlilerin ana tanriçasi Kib-El-La'yi ana tanriça edinmislerdi. Ana tanriça edindikleri için ise, basindaki kib hecesine gerek duymamislardir. Çünkü Al-La veya El-La veya El-Le kelimesi, zaten tanriça demekti. Fakat simdiki Yahudiler olan Israilogullari bunu yapmadilar çünkü onlar Kib-El-La'yi ana tanriça edinmediler. Zira onlarin tanrilari ve tanriçalari çoktu. Diyebilirsiniz ki, "Araplarin da tanri ve tanriçalari çoktu". Evet ama Kib-El-La'yi ana tanriça edindiklerinde, onun es degerinde baska bir tanri veya tanriçalari yoktu. Diger tanri ve tanriçalari daha geç dönemlerde ithal edilerek önem kazanmaya basladi. Kabe'de o dönemlerde bas put'un Allah olmasinin sebebi budur. Çünkü o, Arap milleti ortaya çiktiginda onlarin ilk tanriçalari idi.

    Allah da aslinda Ay kökenli bir tanriçaydi. Çünkü Mezapotamya ve anadolu'nun ay tanriçasi Kibele(Kible)'den devsirmedir. Daha sonralari ataerkil dinlerin etkisiyle melezlestirilerek cinsiyeti yok edildi. Özellikle Islamin gelisiyle tamamen erkek hüviyetine büründürüldü ve cinsiyeti de inkar edilmeye baslandi.

    Allah(Kible,Kibele) neden Ay kökenlidir? Ay'in manasi nedir?

    Bilinç insanoglu'nun ortaya çikisindan çok sonra basladi. Ancak, bilinç baslar baslamaz aniden simdiki seviyesinde ortaya çikmadi. Dolayisi ile, insanoglu yari bilinçli, hatta az bilinçli dönemlerini de yasadi. Yani, seviye bakimindan, simdiki hayvan ve insan arasi birseydi.
    Kendinizi o dönemde dogmus yari bilinçli, zekasi kit bir insan olarak düsünün. Kendinizin hakkinda hiç birsey bilmediginiz bir gezegende buluyorsunuz. Böyle bir ortamda, o kit zekanizla bile olsa, ilk gözlemlemeye çalisacaginiz seyler, yeryüzündeki canlilar ve gökyüzündeki yildizlar, gezegenler olacaktir. Çünkü ilk dikkat çekecek olanlar bunlardir.

    Yildizlar taslar gibi ölü degildi, onlar hereketliydi. Bir görünüp bir kayboluyorlardi. Bunlarin içinde en hareketli olanlari Günes ve Ay idi. Ayni zamanda da onlarin gözünde, gökyüzündekilerin en büyük olanlariydi. Iste bu yüzden, yildizlar canli olmaliydi.
    Hele ki; bazen yarim ay olup, sekilden sekile giren, bazen büyüyüp, bazen küçülen Ay, mutlaka canli olmaliydi, Ayrica Ay, hem isik veriyor, hem de dogarak, batarak çok uzun bir mesafede hareket ediyordu. O mutlaka canli olmaliydi. Pekiyi ya Günes? O en koskoca olani? Ne kadar ilginç bir sey o degil mi? Bazen ormanlar yanarken çikan o sicak ve sari seyden yayiyordu.(Alev)
    Bu çok büyük bir etkinlik; koskoca dünyayi isitiyor, bitkileri yesertiyordu. O da Ay gibi çok fazla hareket ediyordu. Evet evet, o mutlaka canlidir. Cani ne zaman isterse o zaman isitiyor, bitkileri cani istedigi zaman yesertiyor. Kizdigi zaman, ormanlara o sari ve sicak seyden gönderip yok ediyor.
    O, o sari seylerden bizim üzerimize de gönderiyor. Demek ki bizi görüyor ve biliyor. O sari ve sicak seyleriyle bazen bizi bunaltiyor, ceza veriyor, bazen ise soguk kis aylarinda bizi bunaltmadan isitiyor, üsümekten kurtariyor. Evet, evet bütün bunlari yapan, bizi tanimiyor olamaz, hele hele ölü hiç olamaz.

    Ay da geceleri o sari seylerden gönderiyor ama onunkiler sicak degil. Fakat bize yol gösteriyor. O ikisi neden hep buradalar? Neden baska yerlere gitmiyorlar? Gitseler bile geri geliyorlar? Neden bizlerle ve bizim Dünyamiz ile bu kadar ilgileniyorlar? Yoksa burasi onlarin mi? Günesin o sari seylerden gönderdigi bitkiler, onun kendi bitkileri mi? O yüzden mi onlari yesertip yasatiyor? Kendi bitkileri oldugu için mi? Ama bize de o sari seylerden gönderiyor? Bizimle de ilgileniyor. Yoksa biz de mi onunuz?

    Onlar çok güçlü, hiç düsmanlari yok. Simdiye kadar onlardan daha güçlü bir seyin onlari kovaladigini veya avladigini görmedik.

    Pekiyi ya yildizlar? Onlarda da var o sari seylerden. Onlar kim? Olsa olsa o iki tane büyük seyin çocuklari olabilirler. Acaba bu iki seyden hangisi disi? Olsa olsa o geceleri çikan disi olabilir. Çünkü o daha küçük ve daha az güçlü. O büyük olani ise çok büyük ve çok güçlü. O sari seylerden en çok onda var. Demek ki o da erkek olani.

    Ilk bilinç basladiginda, iste buna benzer, ilkel ama çok da mantiksiz olmayan düsünceler ürettiler. Ve bunun neticesinde, Günes ve Ay'i efendileri olarak kabul edip, onlara tapinmaya basladilar. Insanoglunun ilk tapindigi seyler, Günes ve Ay'dir. Bütün diger tanrilar bunlardan türemistir. Çünkü dogaya gözle görülür bir biçimde en çok etki edebilen bu ikisi idi. Dogayi yönetiyorlardi.

    Allah kelimesinin manasinin tanriça oldugunu anlattik. Pekiyi ama onun bir de simgesi olmasi gerekmiyor mu? Evet gerekiyor. Yukarida ne demistik? "Ilk tanrilar Ay ve günes idi" demistik degil mi? Allah bir tanriça olduguna göre, onun simgesi ne olabilirdi? Elbette ki çogu tanriça figürlerinde oldugu gibi, onun da simgesi Ay olacakti. Çünkü ilkel insanlardan baslamak üzere binlerce yil günes ve Ay'i canli sandilar, ve Ay'in disi, Günes'in ise erkek oldugunu, yildizlarin ise onlarin çocuklari oldugunu düsündüler. Iste bu yüzden Allah'in simgesi Ay'dir.

    Iste size Allah'in bir kaç simgesi:















    Neden Allah'in simgesi Ay'dir? Çünkü o bir Ay tanriçasidir da ondan. Tanriçalarin hepsi Ay kökenlidir. Tanrilarin ise hepsi Günes kökenlidir. Inegin boynuzlari da Ay'i simgeler. Çünkü iki boynuzu tek parça olarak düsündügünüzde hilal seklindedir. Bazi dinlerde inegin kutsal olmasinin sebebi de budur. Bazi simgelerde hem boynuz(Hilal olarak) hem de daire seklinde dolunay birlikte verilir. Asagidakiler bazi tanriçalarin simgeleridir:

    Tanriça Hekate: Kib-El-Le'nin bir baska devsirmesi:






    Dolunay'in üzerinde tanriça Victoria:





    Tanriça selena: Boynuz/Hilal simgesi önünde poz veriyor:





    Selena için Luna da deniyor.

    Tanriça Hator: Hilal içinde dolunay ile birlikte:





    Hator tanriçalarin en eskilerindendir. O da Kible gibi ana tanriçadir.

    Tanriça Isis: Hilal içinde dolunay ile birlikte:





    Misir tanriçasi Tehuti, Yunan versiyonundaki adi: Thot. Hilal içinde dolunay ile birlikte:





    Bu örnekler de daha da çogaltilabilir. Yani Ay ile iliskisi olanlar mutlaka tanriçadir.

    Simdi asagidaki iki resimi inceleyip arada bir fark olup olmadigina bakmanizi isterim:





    Yukaridaki iki resimin birbirlerine benzerligini gördünüz degil mi? Neye benziyor onlar?
    Figur 1'deki resim tanriça Sila'nin vajinasi. Figür 2'deki resim ise, Allah'in diger putunu içinde barindiran metal kap.
    Simdi yukaridaki figürlerin orijinallerini gösterelim:





    Üstteki her iki put da dogumu, dogurmayi, hamileligi simgeliyor.
    Fakat Allah putunun bir baska özelligi daha var. Çünkü o ayni zamanda da içinde yuvarlak bir kara tas barindiriyor.
    O kara tas, Allah'i simgeleyen diger putdur. Islam öncesi putperest Araplar, aynen simdiki müslümanlarin yaptiklari gibi, Allah putunun etrafinda dönerek hac vazifelerini yerine getiriyorlardi. Ve aynen simdiki gibi, orada seytan tasliyorlardi.

    Su asagidaki ise yunanlilarin ask tanriçasi Aphrodite'in kara tasi:
    Yollanan resim
    Kaynak: http://imca.repetti....A-Insights4.htm

    Asagidaki ise, Ay tanriçasi Kib-el-le'nin, yani gerçek Kible'nin kara tasi:





    Yukaridaki resimdeki, kible'nin elinde bulunan tas; mermerden yapildigi için kara gözükmüyor fakat Ay tanriçasi Kible'nin gerçekte öyle bir tasi vardi ve tipki Kabe'deki put gibi kara idi. Onun kara tasi kayip yada çalindi. Söylentilere göre, Roma imparatorlugu zamaninda, Roma sehrine götürüldü. Yine bir rivayete göre su anda Vatikan'da saklaniyor. Hatta Kibele'nin kara tasinin çalinarak Kabe'ye götürüldügü ve o kara tasin oradaki tas oldugu dahi söyleniyor. Fakat Kible'nin kara tasi her nerede olursa olsun, onun bir kara tasi vardi.
    http://en.wikipedia.org/wiki/Cybele

    Kibele inanirlari, o kara tasin etrafinda dönerek hac vazifelerini yerine getirirlerdi. O zamanki inanisa göre, Tanriça Kible ve tanri Attis birbirlerine asik oldular fakat kavusamadilar. Bunun üzüntüsünden, tanri Attis kendi cinsel organini keserek erkekligini bitirdi ve bu sirada kan kaybindan öldü. Kibele yüzyillar boyunca üzüntüsünden gözyasi döktü. Bunun üzerine bazi dindar kisiler Kibele ayinleri esnasinda hüzünlenerek kendi cinsel organlarini kesme yoluyla mahtem tuttular. Bunu yapanlar, Kibele rahipleri, yani gallos oldular ve saygi duyuldular. Ve sonunda Kible'nin döktügü göz yaslari tanri Attis'i diriltti ve bu adet kalkti. Iste Islamdaki sunnetin kökeni de buradandir. Maksat Kible'nin yas'ina ortak olmaktir.
    Not: Gerçek Kible, gerçekten de sevilesi bir tanri idi. Ve gelmis geçmis tüm tanrilar arasinda hiç bir tanri onun kadar sevilmemistir. Insanlik ona çok sey borçludur. Çünkü o erkeklestirilmis sahte Kible olan Allah ve benzeri tanrilar gibi savasmayi ve kavgayi degil, sevmeyi asiladi.

    Tanriça Kibele'nin dininde çok fazla tapinak yoktur. Çünkü her nerede olurlarsa olsunlar, Kible'ye yönelerek selama durmak vardir. Matthew Bunson'un "A dictionary of the Roman Empire" kitabinda, bu rituellerin bir kismini bulabilirsiniz.

    Dua ederken elleri avuçlari yukari dogru açmanin kökeni de Ay tanriçalarinin dinlerindendir. Ay'in isigina nur denirdi. Avuçlar açik ve yukariya bakacak sekilde dua edilirdi ki; avuçlarin içi Ay'dan gelen nur ile dolsun. Sonra da avuçlarda toplanan nur, yüze sürülür. Yani nur ile yüz yikayip, günahlardan arinmak.

    Allah kelimesinde al Arapça alfabade Elif harfi ile baslar. Ibranice de ise Alef olarak geçer. Antik yunanca'da Alpha olarak geçer.
    Biraz kökten alacagim ama kusuruma bakma çünkü sana cevap yaziyorum ama sen biliyor olsan bile bilmeyenleri de düsünüp yazmak zorundayim.

    Alhabe kelimesinin kökeni yunanca AlphaBeta kelimesinden gelir. Beta latin alhabesindeki B'dir.
    Alpha ise yine latin alhabemizdeki A'dir. Alpha inek demektir.
    Neden öyle oldugunu anlamak için hiyeroglif alhabe zamanina kadar gitmek gerekir.
    Hiyoroglif alhabe insanlarin kullandigi ilk alhabedir. Hiyeroglif alhabeden çivi yazilari çikti, çivi yazilarindan ise su anda kullandigimiz alhabeler çikti.
    Hiyeroglif alhabede hece yoktur. Harfler ve semboller de yoktur, sadece resimler vardir. Her resimin bir manasi vardir. Resimler yan yana geldiginde yanindaki resim ile birlikte farkli manalar olustururlar. Fakat resim çizmek sembol çizmekten daha zor oldugu için, zamanla o resimler basitlese basitlese en sonunda sembol haline geldirler. Yani harf oldular. Harf olduktan sonra resim olduklari zamandaki manalarini kaybettiler, ama yanayana geldiklerinde heceleri olusturmaya basladilar. Elif; yani Alef, yani Alpha'nin manasinin inek oldugunu söylemistik. Inek su evrimlerle A harfi haline geldi:





    Neden inek meselesine gelince; bunun sebebi tanriça Hator'dur. O; bilinen en eski tanriçadir. Miladdan 4000 yil öncesine kadar gider. Bütün tanriçalar gibi, o'nun da sembolü Ay'dir. Inegin boynuzlari hilal seklindir. Dolayisiyla Ay'i simgeler.

    Asagidaki gördügünüz, Ay tanriçasi Hator'un putudur. Hilal seklindeki boynuzlarin içinde dolunay simgeleniyor:





    Tabii ki bu, Elif harfinin inek manasina gelmesi, Allah'in tanriça oldugunun ayrica bir baska delili daha degil. Çünkü tanri manasina gelen Al kelimesinin de kökü yine, Elif, Alef, Alpha. Fakat alhabelerin en bas kösesine tanrilar yerine tanriçalarin yerlesmesi, o dönemlerde tanriçalarin öneminin ne kadar büyük oldugunu gösteriyor. C harfi de disidir, o da hilaldir.
    R harfi ise Rah'dir, o da günes manasindadir. Misir'in günes tanrisi Rah'dan gelir.


    Saygilar, sevgiler.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Rahman ve de rahim olan yüce Shiva'nin adiyla;

    Bu topic aslinda "Allah kelimesinin kökeni" adli açtigim topigin devami niteligindedir fakat bu yazi arada kaynamasin diye ayri açtim.

    Yukaridaki topic'te Allah kelimesinin manasinin tanriça oldugunu ve Ay tanriçasi Kible'nin Allah oldugunu anlattim.


    Simdi ise Kible-Shiva-Allah iliskisini anlatacagim.

    Allah'in orijinali Ay tanriçasidir. Adini bir kenara birakirsak, kendisi tüm Asya'nin ve eski Misir'in bereket, gida, as tanriçasidi. Asya'ya bu ismi veren de odur. (Asya: As diyari. Bereket, bolluk ve gida diyari).

    Pekiyi gerçek adi nedir bu tanriçanin? Gelmis geçmis zaman uzunca bir süre dilimidir. Bu uzun tarih boyunca, çok genis bir cografyada çok çesitli milletler yasamis ve çok çesitli diller kullanmislardir. Bu sebeple, bu tanriçaya tapinan her millet kendi dilinin kendi döneminde kullanilan adiyla ona tapmistir. Millet ayni millet olsa dahi çesitli zamanlar içinde yine farkli veya benzer adlarla bu tanriçaya tapmislardir. Kendi dilinizi düsünün. 2500 yil önceki Türkçe ile simdiki Türkçe ayni mi? O halde tek bir millet bile ona farkli zamanlarda farkli isimlerle tapmistir. Asya'nin farkli farkli milletlerini ve onlarin farkli kabilelerinin lehçelerini ve farkli mezheplerini vs. düsünürsek; bu tanriçanin yere ve zamana göre farkli isimlerinin olmasi normaldir.

    Önemli olan, Allah adli tanriçanin muhadili olan diger tanriçalarin hangileri oldugudur.
    Örnegin yere ve zamanna göre bunlar hep ayni tanriçayi isaret etmistir: Kible, Kibele, Kubbeba, Cybele, Ella, Elle, Alla, Allah, Shin, sin, Shella, Shiva(Siva). Yunanlilarda Aphrodite.

    Lafi uzatmadan; Rahman ve de rahim olan yüce Shiva'ya geçelim. Çünkü bu tanriçaya yukarda saydigim isimlerden, günümüzde sadece Rahman, Rahim, Allah ve Shiva(Siva) adiyla tapinilmaktadir.
    Fakat lafa baslamadan, Siva'nin, Araplarin Allah'i ve Mezopotamya'nin Kible'sinin(kibele), Hinduizm versionu oldugunu tekrar belirtlelim. Yani neticede bunlarin üçü de ayni tanriçalar.

    Önce vajinalarina bakalim. Bakalim bunlar ayni tanriça miymnis?














    Evet, ayni tanriça olduklarini vajinalarindan tespit ettik.
    Önceki topicte Kible'nin kara tasini, Aphrodite'in kara tasini ve Allah'in kara tasini göstermistik. simdi ise Shiva'nin kara tasini görmüs oldunuz.
    Vajina, dogumu/dogurani/yaratani, kara tas ise dogan'i temsil eder. Neden beyaz degil de kara oldugu konusunda tarihçilerin çesitli teorileri var. Fakat ben o muglak konuya girip birilerine konuyu dagitma firsati vermeyecegim. Çünkü gereksiz yere bu konuya girersem, ben A derim, o da gelir sanki konuyla direkt alakasi varmis gibi, sirf mevzuyu dagitmak için hikayenin B versionunu bulur getirir kasten konuyu dagitir.

    Shiva kimdir?
    Köken olarak Hindu Ay tanriçasidir. En az 5-6 bin yildir Hindular tarafindan hala tapinilmaktadir. Arap yarim adasi, Mezopotamya'da Sin (Sin) ve Hubal olarak bilinirdi.
    Kiliktan kiliga giren son derece esnek bir tanridir. Çok genis bir cografyaya ve uzun bir zaman dilimine yayilabilmesinin sebebi de bu esnekligidir. Çünkü hangi milletin dinine girse, bukalemun gibi o milletin eski tanrisinin renklerini almistir. Üstün yetenekli bir tiyatrocudur. Zaman zaman erkek kiligina bile girmekten çekinmemistir. Hatta yari erkek yari kadin olarak shemale kiliginda bile sahneye çiktigi olmustur. fakat çogunlukla kadin versionu mevcuttur.
    Öyle bir tiyatrocudur ki, sadece Hindu tapinaklarinin üzerindeki formlarinin çesidi bile 30 milyondan fazla oldugu söylenmektedir. (Hindularin kendi iddasi).

    Asagidaki resimde görüldügü gibi, tipki Kible(Kib-el-lah) ve Arap'in putu Allah gibi onun da simgesi hilaldir. Çünkü bunlar zaten birbirlerinin biraz farkli versionlaridir:





    Burada da shemal kiliginda:






    En güzel isimler onundur demistik degil mi? Demediysek diyelim ve duaya baslayalim:

    Rahman ve de rahim olan yüce Shiva'nin adiyla,
    Sivastakam (Stanza 8):
    Haram sarpa haaram chitta bhu viharam Bvaham veda saram sada nirvikaram Smashane vasantam manojam dahantam Sivam shankaram shambu meshan meday.

    Türkçesi:
    Sana siginirim Siva! Sen Haram olarak da taninirsin. Sen ki yilanlarin çelenklerini giyinen(tasiyan), ölülerin yakildigi yerlerde gezen, kainatin kendisi olan, Vedalar'in özü olansin.

    Bu dua M.Ö. 1500 yillarinda yazilmis olan, Vedalardandir. Vedalar tipki Kuran gibi Hindu kutsal metinleridir ve vahiy yoluyla gelmistir.

    Siva'nin doguran vajinasini/Rahimini gördünüz degil mi? Pekiyi evinin adi nedir?
    Garbha griha : Rahim evi. Sanskritçe : garbha=rahim , griha=ev.

    Garbha griha, Hindu tapinaklarinin tam ortasinda bulunur. Mescid-i Haram'in tam ortasinda bulunan Kabe gibi.
    Garbha griha küb,kab,kare seklindedir. Tipki Kabe gibi.
    Garbha griha'nin tek girisi vardir. Tipki Kabe gibi.
    Garbha griha'nin pencereleri yoktur. Tipki Kabe gibi.
    Garbha griha'nin içine siradan halk giremez. Tipki Kabe gibi.
    Garbha griha'nin Sanskritçedeki diger adi Haram. Tipki Mescid-i Haram gibi.
    Hindular, Garbha griha'nin etrafinda, 7 kez dönerek haci olurlar. Tipki kabe'nin etrafinda 7 kez dönen hacilar gibi.
    Hindu hacilari Tirtham denen kutsal suyu içerler. Tipki zemzem gibi.
    Hindu hacilari saçlarini tras ederler. Tipki putperest islam hacilari gibi.
    Hindu hacilari tavaf esnasinda iki parçadan olusan beyaz çarsaf giyerler. Tipki putperest müslümanlar gibi.
    Hindular sabah ve aksam "namazkar" kilarlar, tipki müslümanlarin namaz kilmasi gibi:
    http://www.youtube.c...h?v=rxBIPlYRojw
    (Çok tesekkürler Mohammed arkadasim)

    Simdi de su hacilarin resimine bakin bakalim, hangileri Müslüman hangileri Hindu anlayabilecek misiniz? :










    Evet simdi de Rahman ve de Rahim olan yüce Siva'nin Haram'daki kara tasina bakalim:







    Bu tasa hala tapinmaktadirlar. Tipki putperest müslüman hacilar gibi.
    Fakat bu tas sadece .... filan fismandir, biz bu tasin kendisine tapmiyoruz diyorlar. Tipki putperest müslüman hacilar gibi.
    Yani her ikisi de gerçekte neye taptiginin farkinda degil.

    Bu bilgilerin çoguna, geçen sene bir Hindu'nun yardimiyla ulastim. Adini hatirlamasam da kendisine çok tesekkür ederim. Gerçi onun maksadi bana yardim etmek degil, beni Hindu dinine çekmekti ama yine de sag olsun. Bir de çok ilginç bir sekilde Big-Bang patlamasini kendi dinine yontuyordu. Tipki müslümanlar gibi fakat daha saglam argümanlarla.

    Bankamatikler arasi anlasma yapildi. Hangi bankanin oldugu fark etmeksizin istedigin bankamatikte islem yapabiliyorsun. Simdi sira tapmatikler arasi anlasmaya geldi. Bu yapilirsa çok büyük bir tasarruf saglanacak. Mesela Hint tapinaklarina yakin olan müslüman Hint tapinagindaki kara tasin etrafinda dönüp onu öpecek, buna mükabil, Hindulara da müslümanlarin putunun etrafinda dönme hakki verilecek. Namazi kaçiran müslüman, Sivaya yönelip Hint manazi kilacak, kurban bayraminda koyun kesemezse, Hindularin keçi bayraminda Rahman ve de rahim olan yüce Siva'nin adina keçi kesecek. Ne güzel kolaylik degil mi?
    Nasil olsa Hindu dininde hemen hemen hepsi var. Bir tek sunlar yok:
    * 9 yasindaki kizlara sarkintilik yapmak.
    * El, bacak, kol kesmek.
    * Yol kesmek.
    * Cizye ve haraç kesmek.
    * Kan davasi gütmek.
    * Baslik parasiyla öz kizini satmak.
    * Kadini dövülmesi gereken esek olarak görmek.
    * Ramazanda oruç tutmuyorlar diye McDonald'si bombalamak.
    * Mini etek giydi diye küçücük kizlarin bacaklarina kezzap atmak.
    * Allah adina yapilan her türlü dolandiriciligi, yalanciligi, sahtekarligi mübah saymak.
    * Bunlari da saydigin zaman bir o tarafa, bir bu tarafa kivirtmak.
    Olsun bunlari da artik kendi tapmatiklerinizde yaparsiniz.

    Simdi bir müslüman gibi konuya hazir cevap vereyim:
    e nolcek ki bütün dinler aslinda islamdi ama deistirdiler öle ibadetlerin olmasida normal bu benzerliklerde normal siz zaten bunlari hiristiyan sitelerde buluyosunuz ibatetler normal

    Hindular da aynisini söylüyor. 2 farkla: 1- Konustugu dilin imla kuralarini azicikta olsa uyarak. 2- Yeninin eskiden degil, eskinin yeniden türedigini bilerek.

    Saygilar, sevgiler.
    Bu mesaj en son " 01.05.10 " tarihinde saat 22:05 itibariyle barristor tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Okudunuz mu? Nasil? Begendiniz mi yeni kara tasinizi? Yeni degil o, sizin putdan eski. Kab'e'ye kadar gitmisken, Hindistana devam edip 7 kez de yüce Siva'nin Haram'daki kara tasinin etrafinda dönün; cennet süper garanti.
    Yetmez mi diyorsunuz? O halde hazir dinler arasi diyalog baslamisken size diger putunuzu da tanitayim da, gidip orda da 7 kez dönün, toplam 21 kez ile cennet multi garanti olur.
    Buyrun yeni putunuz. Yeni dedigime bakmayin, bu da sizin putdan eski.







    Sen kab ne demektir bilir misin ey mah Amid?
    Kab; kab demektir. Kab-kacak, küp demektir. Kirk küp kirkinin da kulpu kirik küp var ya hani! Hani su kirk haramilerin haram ganimetlerini sakladiklari kulpu kirik küpler? Iste öyle küb.

    Hala anlamadin mi ey mah Ammid? Iste söyle küb:







    O yukardaki küpler, Misir'daki, El-Kab adli tapinaginizda bulundular.

    Hala anlamadin mi ey mah Ammid? Iste söyle küp:







    Üstteki küp ise Kible tapinaginizdan.
    Sen Kible ne demektir bilir misin ey mah Ammid?
    Kible; Kib-Elle demektir. Esasi ise Küb-Ella'dir. Siz ona Küb-Allah veya Kab-Allah da diyebilirsiniz. Siva, Rahim veya Haram da diyebilirsiniz. Farketmez, ayni kapiya çikar. Nasil olsa en güzel isimler onundur.

    Ay tanriçasi Küb-Allah, küpleri koruyan bir tanriçadir. O yüzden Hindistandaki bir adi da Haram'dir. Haram kutsal demektir.
    Haram yeme: Kutsal bir hakki yeme.
    Haram aylar: Kutsal aylar.
    Haram bölge: Kutsal bölge.
    Mescid-i Haram: Kutsal mescid.
    Harami: Kutsal hak yiyen serrrrefsiz.

    Iste bu yüzden, Rahman ve de Rahim olan yüce Siva'nin bir adi da Haram'dir. O yüzden onun mescidinin adi da Haram'dir.

    Eskiden kiymetli ziynet esyalari küplerde saklanirdi. Küpünü iyice doldurmus deyimi burdan gelmedir. Bu küpler ise baskasinin bulamamasi için genellikle gömülürdü. Fakat gömmek iyi bir çözüm degildi. En azindan gömülecek kadar ziynet esyasi yoksa, yani çok asiri degerli degilse, gömmeye degmezdi. Çünkü henüz tam dolmamis, çok degerli olmayan küpler sahibi zenginlestikçe devamli çikarilip tekrar tekrar gömülmesi gerekiyordu. Oysaki onu devamli gömüp çikarmak büyük bir risktir. Zira her seferinde birisinin görme ihtimali olabilir.
    Bu sebeple, henüz çok degerlenmemis küpler bankaya yatirilirdi. Bu bankalara ise Kab(Kab'e) adi verilirdi. Herkes küpünü Kab'e'lere emanet eder ve yeri geldiginde küpünü ister, içine bir sey koyar veya içinden bir sey alir, tekrar emanetçiye teslim ederdi. Emanetçiye de güvenilmeyecek kadar dolarsa, iste o zaman alip bir yere gömerdi.

    Bu emanetçiler kimlerdi? Elbette ki tapinak rahipleri ve rahibeleri idi. Çünkü en güvenilir kisiler onlardi. Gerek Hinduizm'de olsun, gerek Islamda olsun, Kab'elerin içine siradan halkin girmesinin yasak olmasinin sebebi budur. Çünkü içerde emanet küpler vardir.

    Fakat sorun su ki; Kab'elerin de soyulma ihtimali vardi. Iste buna karsi önlem olarak putlari Kab'elere yerlestirerek orayi tamamen kutsallastiriyorlardi. Yani putlar Kab'e denen bankalarda bekçi köpegi vazifesi görüyordu. Kab'enin içine ve üzerine yüzlerce put asilmasinin sebebi de buydu. Birinden korkmayan öbüründen korksun da soyguna girismesin diyedir.
    Böylelikle, putlarin orada çogalmasi, Kab'eleri en kutsal yerler yapiyordu. Ve böylelikle bu bankalar en önemli tapinaklar haline geliyordu.

    O küpleri en iyi koruyan ise, en çok müridi olmasi sebebiyle, Rahman ve de Rahim olan yüce Siva, yani; Sümer'deki(Babil, Anadolu vs.) adiyla, Küp-Elle(Küb-Ella, Küb-Alla , Kab-Allah) idi.

    Kab-Allah(Kab'e Allah'i , Küb Allah'i) hepinizin kübünü korusun.

    Bu resmini gösterdigim son tapinaginizdaki kara tasinizi henüz bulamadim. Orada da bir kara tastan bahsediliyor ama resmi yok. Bilgiler de net degil. Hatta birden fazla kara tastan bahsediliyor.

    Size Afrodit'in kara tasini, Kible'nin kara tasini, Kab'e deki Arap'in putunun kara tasini ve Hindistan'daki kara tasinizi gösterdim. El-Kab daki kara tasinizi ise artik oraya haci olmaya gidince kendiniz bulun bir zahmet.

    Nasil? Begendiniz mi kara taslarinizi? Begenmezseniz begenmeyin. Ben Dilber hala gibi tasimi ortaya goruuuum, begenen alur geder; begenmeyen birahgir gaçar.

    Katkida bulunan arkadaslara selamlarimla,
    Harkese saygilar, sevgiler.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Taslar yerli yerine oturdu mu simdi? Bir tane daha kara tasiniz var, yakinda o da gelecek.

    Itiraz eden müslüm var mi? Yok. Ancak çamur atmak var. Çökertemiyorum bari pisleteyim de kimse yanasmasin. Tü kaka yapayim da kimse yaklasmasin. Elleme, yaklasma, "pis o" , "uff o" , "cis o" , "yakar o". "Copy paste o" , "hristiyanlarin uydurmasi o" , "bilgileri harmanlamis o". Yaklasma pis o, uf o, cis o.
    Kendisi çocuk zekali ya! Herkesi kendi gibi saniyor. Notamatik'in iletilerine bile "copy paste" diyecek kadar alçak o. Yapacak, edecek, diyecek baska bir seyi kalmayacak kadar zavalli o.

    Saniyor ki biz burada kendisi gibi zavallilara anlatmak için yaziyoruz. Saniyor ki bu yazilari okuyan herkes kendisi gibi cühelaya abone, cehalete müptela.

    Öbür topici de ihmal ettim. Hiç kimse oraya yazilanlara cevap veremedigimi sanmasin. Her satira ayri ayri verilecek tonlarca cevabim var. Ama vaktim yok. Nasil olsa Notamatik bir sürü pislige cevap verecek vakit bulamaz hevesiyle sevinenler sevinmesin. Notamatik'i taniyanlar verilecek cevabi oldugunu bilirler, çünkü onlar cehaletin degil, bilim ve fennin çocuklaridirlar.

    Sen Arab nedir bilir misin ey mah Ammid? Biraz bekle, sana bu topicte Arap'in kim oldugunu, neden çorap degil de Arap dendigini, Arap kelimesinin kökenini anlatacagim.
    Sana en son Kibele olarak Misir'daki El-Kab'i göstermistim degil mi? Senin Kible'ni yine çevirecegim, felegini sasiracaksin.
    Dahasi, sana senin kim oldugunu, nereden geldigini anlatacagim, el aleme rezil olacaksin.

    Sen "Rah" ne demektir bilir misin ey mah Ammid?
    Rah (Ra, "rah" diye okunurdu), eski Misir dilinde günes demektir. Yani günes tanrisi Ra demektir. Yunan'da ise Zeus demektir.

    Sen "A" ve "M" kelimeleri yanyana geldigi zaman olusan o kelime ne demektir bilir misin ey mah Ammid?
    A+M delik demektir, oyuk demektir, kovuk demektir.
    Rah+A+M ise "Günes deligi" demektir.(Oyugu,kovugu)

    Sen o kara tasi oraya koyan, yani o vajinayi oraya koyan Ab-rah-am'i tanir misin ey mah Ammid?
    Ab=Kul
    Rah=Günes
    A+M=Delik
    Ab+Rah+Am=Günes deliginin kulu.
    Yani seyin kulu demektir.

    (Neden günesin deligi oldugunu daha sonra detaylari ile resimli anlatacagim)

    O sey kimin seyidir ey mah Ammid?

    Hindistan'da Rahman ve de Rahim olan yüce Siva'nin, Sümer'de Kible/Kibele'nin, Yunan'da Afrodit ve Hera'nin, Arabistan'da ise Allah'in vajinasi demektir.

    Sevgili dostlar,
    Bu topici takip edin. Bu topicteki ikinci iletimi okumadiysaniz okuyun. Bundan sonra bütün taslar yerine oturacak. Akillarda hiç bir soru isareti kalmayacak.

    Bu topicte size vakit buldukça sunlari anlatacagim:
    * Arap kimdir? Yahudi kimdir? Nereden gelmistir?
    * Arap kelimesinin açilimi nedir?
    * Muhammed kimdir? Necidir? Muhammed kelimesinin tam manasi nedir?
    * Neden beyaz degil de kara tas?
    * Neden Kab'e'de vajinayi öpmek var, penisi ise taslamak var.
    * O tasin etrafinda neden dönülüyor? Maksat nedir?

    Elbette yine her zamanki gibi, resimleriyle, ispatlariyla olacak. Ondan sonra da yolcudur Abbas, baglasan durmaz.
    Herkese saygilar, sevgiler.
    Bu mesaj en son " 01.05.10 " tarihinde saat 22:06 itibariyle barristor tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Kab kelimesinin, kab-küp- , kap-kacak oldugunu, Kab'e'lerin aslinda ilk önceleri küplerin saklandigi bankalar olduklarini ve putlari oraya küpleri korumalari için koyduklarini anlatmistim. En kuvvetli putlar Kab'elere yerlestigi için, o bankalarin kutsallasarak, zamanla en önemli tapinaklar haline geldiginden de bahsetmistim.
    Simdi biraz hafiza tazeleyelim:
    Kab = Kab,küb.
    Kab'e = kab,küb, çanak, çömlek evi. (Küb bankasi)
    Al=Tanri.
    La= Disilik eki.
    Alla = Tanriça.
    Küb-Al-La = Küb tanriça.
    Kab-Allah = Kab-küp tanriça. (Üsttekiyle ayni sey).

    Pekiyi Allah orijininde bir küb tanriçasi olduguna göre, o hangi küpleri koruyordu? Elbetteki Arab'in Kab'esindeki küpleri koruyordu. Pekiyi o küplere ne oldu? Nerede Allah'in korudugu küpler? Nerede olabilir? Tabii ki; müslümanlarin Kab'esinde:
    Buyrun, küpler burada:







    Böylece tanriçanin Yunan tapinagindaki küplerini, Misir'daki El-Kab'daki küplerini ve Arap'in Kab'esindeki küplerini görmüs oldunuz.

    Simdi size neden vajinanin öpülüp, penisin taslandigini anlatacagim.
    Önce su M.Ö 7.yy Grek mitini okuyalim sonra devam edecegiz:
    (Gaia bir Ay tanriçasidir.)

    ""Gaia çocuklarina dedi ki: "Günahkar babali çocuklarim! Bana sorarsaniz, babanizin asagilik zorbaliklarini
    cezalandirmaliyiz ki, yaptigi utanç verici davranislari ilk kez olsun düsünsün."
    Sonra Gaia dedi ki: "Ama onlarin hepsini korku sardi, hiç birisi sesini çikarmadi ama yüce ve seytani Kronos cesaretini topladi ve sevgili annesine: "Anne! Babamizin adinin kötüye çikmasina sebep olmamak ve o yaptigi zorbaliklar hakkinda ilk kez olsun düsünmesini saglamak için bu isi yapmayi üstlenecegim." dedi.""

    Yukaridaki bir alintiydi ve Ingilizce'sinden tam olarak çevirdim. Devamini ise özet olarak verecegim:

    Kronus ve annesi Gaia bir plan yaptilar. Plana göre Kronus bir yere saklandi. Sonra babasi Ouranos, gelerek, keyifli bir sekilde, soyunup, cinsel iliski için tam Gaia'nin üzerine çikmaya hazirlanmisken, Kronus aniden ortaya çikip,
    elindeki keskin bir orak ile babasinin cinsel organini kesti.

    Mitten birebir alinti burada bitiyor ve devamini ben anlatacagim.
    Kronus, babasi Ouranos'un cinsel organini keserek onu hadim eder. Böylece tanrilarin kraliyet tahtina kendisi geçer. Fakat mitin bu döneminde Kronus'un kendisi de seytani, kötü ruhlu, ahlaksiz bir tanridir.
    Tahta geçen Kronus'un karisi Rheia'dir. Rheia'nin büyük bir sorunu vardir ki o da sudur: Her ne zaman Rheia bir çocuk dogursa Kronus o çocugu yutmaktadir.(Farkli mite göre, yutmaz ama Rheia'nin bagrindaki karanliga hapseder.) Yani Kronus, yeni tanri ve tanriçalarin dogmasina engel olur. Çünkü kendisinin babasina yaptigini, çocuklarinin da kendisine yapmasindan korkar. (Kisi, kendinden bilir isi).
    Rheia, her dogurdugu çocugun yutulmasina hayli üzgündür. Sonunda bir plan yapar ve bir tanri daha dogurur ama o tanriyi bir keçiye emanet ederek bir magarada saklar. Çocuklarini yutan Kronus'a ise, içinde bebek olmayan bir kundak verir. Agirlik çeksin de anlamasin diye kundagin içine bir de kara tas koyar. Kronus, bebek yerine o kara tasi yutar.
    Asagidaki figürde Rheia'nin, içinde tas olan bebek kundagini Kronus'a vermesini görüyorsunuz:








    Hangi tasi mi veriyor? iste su kara tasi:







    Bu tas müzelerden birinde ama sanirim Vatican müzesinde.

    Böylece, Kronus bebek yerine kara tasi yutunca yeni dogan tanri(Kim oldugunu sonra anlatacagim) kurtulmus olur. Bu esnada, diger tanrilar, Rheia'ya yardim etmek için, kiliçlarini çekip birbirleriyle savasir gibi yaparlar. Maksat kiliç seslerinden dolayi, bebegin gizlendigi magaradan bebek aglamasi sesi gelmesin ki Kronus numarayi anlamasin.

    Bu hikayenin Yunan versionunda Kronus'un kesilen penisi lanetlenmistir. Kronus, Misir mitinde Gebeb ile esdeger tutulmustur. Fakat Arap mitinde Misir'daki Seth(Sethan), Seytan ile esdeger tutulmustur. Misir'da Seth, babasi Gebeb'in penisini kesmistir. daha sonra Seth'in de penisi kesilmistir.(hiyerogliflerde anlatilmaktdir fakat Seth'in penisini kimin kestigi tipki Arap mitindeki seytanin penisini kimin kestigi gibi belirsiz.)

    Yani sizin anlayacaginiz; orada seytan diye taslanan direk, aslinda Seytanin kendisi degil, pipisidir.

    Simdi bu asamada kafanizin biraz karistigina eminim. Çünkü diyorsunuz ki; "Rheia nerden çikti? Hani doguran tanriça Kible/Kibelle/Kab Allah idi?"
    Hiç kafaniz karismasin. Rheia=Kible=Siva=Allah. Sadece farkli dönemlerde ve/veya farkli milletlerindeki adlari degisik. Günümüzde bile ayni tanri diyerek dilden dile bir sürü farkli ad söylemiyorlar mi? Hatta ayni dinde ayni tanrinin bir sürü adi yok mu? Neden binlerce yil içinde, yüzlerce millet arasinda ayni tanriçanin farkli isimleri olmasin? Simdi ne ise eskiden de öyleydi. Hatta mitler birebir tutmayabilir de. Simdi bile ayni dinde dahi mezhepler birbirlerini tam tutuyor mu?

    Bildiginiz gibi, her çagin ve her milletin miyolojisi ayridir. Bu sebeple, bazen tanrilarin adlari, hatta tanrilarin anasinin babasinin kim olduklari, mitten mite degiskenlik gösterebilir. Bu degiskenligin sebebi sadece milletler arasi veya çaglar arasi farklilik degildir. Ayni zamanda da rejim degisiklikleri ve savaslarin sonuçlari da mitler arasi farkliliklara yol açmistir. Örnegin; yeni bir kral basa geçer ve radikal degisiklikler yapmak isterse mitlerde degisiklik yapmak zorundadir. Veya bir ülke ilhak edilmisse, ilhak eden millet, ilhak edilen milletin mitinde degisiklikler yaparak kendi mitine uydurur. Bu tamamen politik bir meseledir. Gerektigi zaman tanrilardan biri öldürülür veya daha önce olmayan bir tanri dogdurulur. Sonra bir bakarsiniz tanrilarindan biri öldürülmüs olan bir millet yeniden güçlenir ve eski tanrisi yeni tanrilardan birinin çocugu olarak yeniden dogdurulur. Bu sebeplerden dolayi, bazen bir tanri bir tanriçanin koca iken, bir de bakmissiniz ki baska bir mitte torunu veya oglu olmus. O yüzden biraz farkli adlar, biraz farkli mitler dogaldir.

    Evet, söz verdigim gibi, senin Kible'ni yine degistirdim ay mah Ammid?
    Alin bakalim yeni kara tasinizi. Gidin Vatican müzesine, bol bol dönün etrafinda.

    Bir daha ki sefere, tasin renginin neden beyaz degil de siyah oldugunu anlatacagim.

    Saygilar, sevgiler.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu hakikatten önemli bir basliktir. Nedeni ise su: Dinlerin masallardan, mitolojilerden türedigini hepimiz biliyoruz. Fakat mitleri bir çok insan, eninde sonunda okumaktan sikiliyor. Çünkü okurken, bir yerden sonra kendisini kaybolmus hissediyor. Çünkü bir mit öbürünü tutmayabiliyor ve tutmadigi zaman, birinden birinin, anlatan kisilerin yalani veya yanlisi oldugu saniliyor. Ve bunun neticesinde, hangisinin dogru olan, hangisinin yanlis olan oldugunu bilemediginden, okuduklarinin hepsine güveni kayboluyor. Oysa ki birbirini tutmadigi hallerde dahi, okuduklarinin hemen hemen hepsi de dogru. Birisi I.Ö falanca yilin, falanca mitinin dogrusu, digeri ise I.Ö falanca yilinin falanca baska bir milletinin dogrusu. Bu önemli kriter göz önünde bulundurulmadigi için, bazen taslar yerine oturamiyor, sinsileyi takip zorlasiyor ve sonunda mitlerin içinde kaybolunup, sikilip okumaktan vaz geçiliyor. Ben bunu bildigim için, her ne kadar sizlere mitlerden örnekler versem dahi, aslinda en çok, tarihteki insanlarin zihniyetlerinin ve zanlarinin neler oldugunun üstünde duruyorum. Çünkü o zamanin psikolojisini anlamak, o zamanki insanin ne anlatmis oldugunu anlamaktan daha önemlidir. Bunu anladiktan sonra her sey çorap sökügü gibi geliyor. O zamanin insaninin psikolojisini anlamanin en iyi yolu ise, kendini o zamanin insaninin yerine koyabilmektir.

    Örnegin, bundan 10.000 yil önce dogmus olsaydiniz, Ay'in aslinda bir gezegen oldugunu anlayabilecek miydiniz? Hayir, asla! Çünkü bakinca anlasilmiyor. Pekiyi cansiz oldugunu anlayabilecek miydiniz? Asla! Bütün insanlar onun canli oldugunu söylerken, onun cansiz oldugu aklinizin ucundan bile geçmezdi. Üstelik büyüyen, küçülen, oradan buraya hareket eden bir seyin cansiz oldugunu nasil düsünebilirdiniz? Üstelik dogaya direk olarak gözle görülür etkileri varken? Mesela Ay, o koca denizleri çekiyor.(Gel-git olayi) Isik veriyor. Günes, isitiyor.
    O zamanlar size birisi Ay'in cansiz oldugunu söyleseydi, vereceginiz cevap, biyük bir ihtimalle, "hadi ordan dümbük" olurdu.

    Ay'in canli oldugu zihniyetiyle düsünmeye baslayalim;
    * Ay neden bazen Dolunay, bazen ise Hilal seklini aliyor?

    Dolunay oldugu zaman, hamiledir. Hamile olmasi normal çünkü, o bir kadindir. Kadin oldugu nerden belli? Çünkü Günes erkek boyutunda, Ay kadin boyutunda. Üstelik Günes erkek gibi güçlü, kasip kavuruyor. Ay ise narin, nazik; nur'u ile sefkat dolu. Kadin oldugu buradan belli. Kadin olduguna göre, hamile olmasi da normaldir.
    Pekiyi Dolunay iken, onun hamile oldugu nerden belli?
    Çünkü sonradan içinden bir sey çikariyor da ondan. Pekiyi biz o çikan seyi niçin tam göremiyoruz? çünkü, gökyüzü siyah, o çikan sey de siyah, o yüzden tam göremiyoruz. Ama Ay'in içinden siyah bir sey çikigini görebiliyoruz.
    Iste söyle:







    Simdi anladiniz mi neden beyaz veya yesil tas degil de kara tas oldugunu? Ay'in içinden çikan sey kara da ondan.
    Ay dolunay olana kadar, o kara tasi dogurma sürecindedir.
    Daha sonra, o kara tas ana tanriçanin bilgeligi ile(Nur'u, isigi ile), aydinlanarak ertesi gün, erkek ise yeni bir Günes olarak dogar.("1")

    Kimdir bu dogan Günes?
    Zamana, döneme ve hangi milletin miti olduguna bagli.
    Yunan mitinde Zeus. Misir'in eski mitinde Ra(Rah), farkli dönem mitinde Horus.
    Allah'in Rahman ve de Rahim olmasinin sebebi de budur.
    Rah= Günes.
    im veya A+m= Delik, yarik, kovuk.
    Rah+Am= Günesin deligi. (Günesin çiktigi delik anlaminda).
    Ab-Rah-Am= Günesin çiktigi deligin kulu. (Abd-Rah-Am ayni sey)

    Misir'daki "Rah" ile Babil'deki "Al" özdes tanrilardir. Her ikisi de, erkek olmalarindan dolayi Günes kökenlidir.
    Al, tanri demektir çünkü günestir.
    Allla, tanriça demektir, çünkü Ay'dir.
    Günesin kuluna Abd-Al denir(Pir Sultan Abd-Al gibi), Ay'in kulun ise Abd-Alla denir.(Abdallah/Abdullah)

    Önceki iletide anlatigim mitte, o kara tas, Kronus'un karisi Rheia'nin dogurup magarada sakladigi Zeus'dur. Kronus'a sahte bir kara tas yutturmustur. Zeus'u bir magarada bir keçiye emanet ederek gizlice büyütmüstür. Kronus(Seytan) hadim edildikten sonra, Zeus tahta geçmistir. Kronus(Seytan) ise lanetlenmis, ötelenmis, hor görülüp yok sayilmis yani afaroz edilmistir. Isa'nin babasinin olmamasinin sebebi budur; Kronus'u(Seytan'i) reddetmek, inkar etmek, lanetleyip yok etmek.
    Birçok hristiyan mezhebinde, Isa'nin(=Zeus'un) tanrinin oglu sayilmasinin sebebi budur. Çünkü onun babasi tanri, annesi de tanriçadir.

    Rheia, Kibele, Kible, Ella,Allah, Siva, Rahim, Afrodit; bunlarin hepsi farkli dönemlerin farkli mitlerinin ama ayni tanriçayi ifade eden tanriçadir. Bu tanriça, eninde sonunda, kocasi yok edilerek Meryem'e dönüsmüstür.

    Buradan sonrasi sir degil, çünkü hristiyan ülkelerin ateistlerinin ortaya çikardigi, Isa=Zeus ve Meryem=Rheia bilgisini, internette resimleriyle ve fazlasiyla bulabilirsiniz.
    Fakat ben üzerinde durulmamis bir isim ayniyetine dikkat çekmek istiyorum:
    Yunanca: Zeus(Zeus için)
    Ingilizce: Jesus(Isa için)
    Hollandaca: Jezus(Isa için)
    Ermenice: Hisus(Isa için)
    Eski Misir: Horus(Horus için)
    Isis, Misir'da Horus'un annesidir. Fakat bu Grek dilinde ona devsirilmis bir isimdir. Misir'daki gerçek adi Ese'dir.
    Grek dilinde, "Isis-os" , "Isis'in oglu" demektir. Kisaltilmisi ise "Isos"dur.
    Bazi dillerde, Isa hala Isos olarak geçmektedir. Yani, Isa kelimedindeki kök, "Is" dir, Yani tanriça Isis'dir.

    Bütün bunlardan anlasildigi üzere, hristiyanlik, her ne kadar Yahudiler tarafindan uydurulmus olsa da, Helenist bir dinin devamidir. Elbette ki, din akiskan bir sey oldugu için diger bütün dinlerden de fazlasiyla etkilenmistir.

    Bunlar hep politik meselelerdir. Elinde nasil olsa, hazir teist karakterlestirilmis, milyonlarca insan var. Dinleri birbirine karistir, kendi politikana uygun bir hap yap, sonra da o teiste o hapi yuttur. Al sana yeni bir inançli. Karsindaki zaten teist karakterli. Ona din adina ne versen yutar. Yeter ki o nasil yasamasi gerektigi hakkinda kafasini yormasin, hazir lokma olarak dogma'yi kapsin.
    Teist her dine müsatittir. Dedesi farkli hapi yutmakta biraz zorlanir ama kafasina sopayi yedigi anda yutar hapi. Onun çocuklari ise, yeni hapa öyle bir alisir ki; baska milletlerin din hapini saçma bulur.

    Bu yazi dizisini bitirdikten sonra, daha derin arastirmak isteyenlere çesitli kaynaklarla yol gösterecegim.

    Devam edecek..
    Hepinize tesekkürler, Saygilar, sevgiler.


    1: Bu dogurma isleminin detaylari da vardir. Örnegin her dogan tanri günes olmaz. Bazilari direkt yildiz olarak adi bile koyulmayan önemsiz bir tanri olur. Dogan çocuk kiz ise ve önemli bir tanriça olacaksa, bu defa anasi yildiz olur, kendisi ise bir dahaki seferki Ay olur. Önemsiz kiz ise o da direkt olarak yildiz olur. Daha da detayi var ama gerek yok.

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Türkçe'de bir laf vardir; "Kisi, kendinden bilir isi".
    Dini adina hiç bir seyden süphe duymamak üzere üretilmis bu kisiler, konu dinine aykiri olunca, her türlü sahtekarliktan süphe duyarlar nedense! Ne demisler? Kisi, kendinden bilir isi.
    Dini adina her türlü sahtekarligi yapan insanlar; elbette ki baskalarinin da inanç adina sahtekarlik yapacagini sanacaktir. (inanç sanarak)
    Kisi, kendinden bilir isi.
    Oysa ki; bilmez ki eger ben sahtekar olsaydim, onu photoshop hileleriyle kandirmaya ugrasmaz, hacisi hocasi, seyhi sihi olur, ona her dedigimi yaptirirdim. Bunu bilmez çünkü bunu bilmeyecek sekilde üretildi. Fabrikadan böyle çikti. Islam aleyhine ne kanit gösterirsen göster, kendi deyimiyle sadece gülecek sekilde Islam fabrikalarinda yaratildi.
    Böylelerine degil, 7 kere tavafi, degil Misir'daki El-Kab adli Kabeyi, degil onlarca tanriçanin kara taslarini, Kuran'da apaçik bir sekilde "Allah diye bir sey yoktur" yazan bir ayet dahi göstersen onu dahi görmez.
    Tam onu gösterirsin. Tam onu bulmusken kulunu arar. Kulunu da gösterdik ama bu sefer kilini arar.
    Ne gösterirsen göster, fark etmez. Onu o dinden yapmislar, o din giderse kendisi de yok olur. Çünkü din onun boyasi degil, kisiliginin ham maddesi.

    Resim de göstersen, isim de göstersen, cisim de göstersen; "Bu mu bilimsel kanit" deyip reddeder, ama öbür taraftaki o dini ona satan, çoban ona ne söylerse söylesin sorgusuz sualsiz kabul eder.
    Ne demis çoban? "O muhafaza 754 yilinda takildi". Pekiyi nerden biliyormus 754 de takildigini? Kanit sormaya gerek yok, yeter ki Islam yanlisi bir sey söylesin.

    Bu daha bir sey degil. Gerçekler internet sayesinde yeni yeni aydinlaniyor. Simdiden basladilar, hadisleri inkar etmeye. Geçenlerde Islam'in camilerinin en büyük sembolu olan Ay'i da inkar ettirdim. O da sonradan Islama girmismis. Simdi de kara tasin kabini inkar ettirdim. O da Islama sonradan girmismis. Yakinda kara tasin kendisini de inkar edecekler. Sonra sira Kuran'a gelecek. Onu da inkar edecekler: "Bizim dinimizde kitap yok, ilham var. O Kitabi Islam düsmani Yahudiler/Hristiyanlar uydurdu." diyecekler. Sadece çobani bekliyorlar. 3-4 büyük Çoban'in bunu demesi lazim. Ilim, bilim, aydinlanma devam ettikçe, yakinda çobanlar onu da demek zorunda kalacaklar. Elbette ki biz görmeyeegiz ama en sonunda Allah'i da inkar etmeye baslayacaklar Allah nasip ederse. "Bizim dinimizde tanri yok, Yahudilerin komplosu" diyecekler. Ama din yine kalacak. Çünkü onun bedeni teist. Çoban issiz kalmak ister mi? Allah'li veya Allahsiz, yine teist ekecek, yine teist biçecek ki; geçimini saglasin. Din olmadi fal, fal olmadi büyü, büyü olmadi, kaval esliginde La Fontenden masallar. Maksat teist misil misil uyusun, o da rahat rahat sütünü sagsin.


    Bu arada, "Bu mu bilimsel kanit" deyip, bilimsel diye alinti yaptigi sayfada yazanlari da okumadan geçmeyin hee. Adam bilimsel bir sekilde öyle bir masal anlatmis ki, onun yaninda ne Alaaddin'in lambasi, ne pamuk prenses, ne de kirmizi sapkali kiz masalina masal denebilir. Allah'ini seven ateist, kaçirmasin o bilimsel makeleyi.

    En iyisi geçelim böylelerini de, anlayana anlatmaya devam edelim.
    Kuranda adlari geçen, Allah'nin kizlari Lat , Uzza ve menat'dan bahsetmek istiyorum. Bu üç tanri sadece Islamda yok. Baska adlarla baska mitlerde de "Triple goddess" olarak geçiyor. Ben bunun detayina girmeyip sadece asagida o tanriçalarin Islamda nasil tasvir edildigini vurgulkayan bir tarihi eser gösterip, Muhammed konusuna geçecegim.
    Bakiniz: Allah ve kizlarinin tasviri:





    Arkadaslar, Muhammed konusunda geri adim atiyorum. Çünkü tahminlerim tam dogru çikmadi. Fakat yine de Muhammed'in yasayip yasamadigi konusuyla ilgilenenler için ilginç olabilecek bir kaç done vermek istiyorum.

    Daha önce baska konularda da anlattigim gibi, Mah/Muh kelimelerinin manasi "aziz" , "yüce" demektir. Bu sözcük Sanskritçe'de aynen bu manada kullaniliyor fakat sadece Sanskritçe'de degil, bir çok Mezopatamya dilinde kullanilmis bir sözcüktür. Türkçeye bile (bazi sözcüklerde) girmistir:
    Muh-Hakeme: Yüce hakemlik.
    Muh-Arrem: Aziz Aram.
    Muh-Harebe: Kutsal savas.(Cihat)

    Mah/Muh kelimelerinin yüce, aziz, ulu vs. gibi manalarda olduguna süphe yoktur. Fakat burdan sonrasi süpheli, bu sebeple, iyice arastirilmadan emin olunamaz.
    Mah-Amid:

    Amid, sözcügü Hamid , Ahmet kelimesiyle aynidir. Sanskritçe karsiligi Amith kökünden gelent, Amitabha'dir.
    Amitabha sözcügü, Sanskritçe'de, sinirsiz aydinlanma manasina gelmektedir ve bu sözcük Amida olarak da kullanilmaktadir.
    Amidah sözcügü Ibranice'de "dua eden/duaci" anlamina gelmektedir.

    Japonlar Amid kelimesini hala isim olarak kullanmaktadirlar. Eski Tibet dilinde ise, "Ag-Med" olarak geçmektedir.
    Hindu dininde, kesislerin(Rahip), bir adi da Amid'dir. Hatta Hindu dininden çikmis olan Budizm'in, bir kolu da Amida Budizm'dir. Kurucusu ise Amida Buda'dir.(Yasadiysa tabii ki)
    ibranice'deki Amidah("dua eden/duaci"), sözcügü ile Hinduizm ve Budizm'deki Amida(Rahib/Kesis/Dervis), sözcügü biribiriyle mana bakimindan da uyusmaktadir.
    (Budizm'i arastirdim, orada Islam uyumu yok denecek kadar az.)

    Bütün bunlarin isiginda, benim tahminimce, Mah-Ammed sözcügünün manasi, Aziz Rahib olmalidir.
    Fakat dikkat ederseniz, Mah ve Ammed olarak, bu iki sözcük, Ibranice hariç, hepsi orta Asya ve (hatta) dogu Asya kökenlidir. Ibranice'ye de bu dillerden girmis olabilir.
    Ve internette arastirirsaniz, Muhammed tasvirleri hep Japon/Çinli/Hintli gibi çekik gözlüdür. Hatta bazi resimlerinde bire bir upuzun saçli, up uzun "çift keçi sakalli"dir. Sadece Muhammed degil, yanindakiler de, hatta cennette tasvir edilenler bile, çekik gözlü tasvir edilmistir.

    Bütün bunlardan ne sonuç çikiyor?
    * Mah-ammid aslinda Asyali/Hindu bir rahip/dervis miydi?
    * Bildiginiz gibi, dervisler devamli gezerdi, acaba orada yasamadi da sadece bir süre bulundu mu?
    * Mekke ve Medine çevrelerinde yasayan orta Asya'li kavimler de mi vardi? Yoksa sonradan mi geldiler?
    * Yoksa o yerlerde orta Asyalilar yasiyordu da, Sami irki orayi sonradan mi isgal etti?
    * Yoksa Sami irki zaten ilk önceleri çekik gözlü, orta Asya irki miydi? Ya da çekik gözlü Hintlilerden miydiler? Biz nasil çekik gözden simdiki irka döndüysek, onlar da mi öyle oldular?
    * Eski misir tabletlerine, papiruslarina ve heykellerine bakiyoruz, neredeyse tamami çekik göz olarak tasvir edilmis. Yoksa bizim beyaz irkin tamami çekik gözden mi dönüstü?
    * Iskandinav ülkelerinde, (Finlandya, Isveç, Norveç) Sami'ler denen bir irk var. M.Ö 2000 yillarinda oraya yerlesmisler. Ve bunlar bildigimiz eski çekik göz Türklerin tipkisinin aynisi. Bunlara neden Sami deniyor?

    Iste bu sorular çikiyor. Benim bu konuda tahminlerim var fakat hem emin olmadigim için hem de biraz da evrimin konusuna girdigi için bu baslikta yazmak istemedim. Fakat gerek Muhammed konusu olsun, gerek buna benzer konular olsun, merak edip arastirmak isteyenlere bir kivilcim atmak istedim.

    Pante'nin Hacer yumrugu da muhtasem olmus. Bu benim hiç aklima gelmemisti. Hepinizin ellerinize saglik, çok çok tesekkür ederim.


    Bir sonraki iletimde, arastirmacilara, bu topicteki konular hakkinda isik tutacak kaynaklari ve yöntemleri anlatacagim.
    Hepinize saygilar ve sevgiler.

    ------------------------------------------------------------------------

    Evet, Osmanli Araplar'ina hak ettikleri cevabi hem bu topicte hem de öteki topicte verecegim, biraz daha beklesinler. Nasil olsa, beklemekten baska bir ise yaramazlar. Beklesinler.

    Kaynaklik edecek bilgiler verecektim ama Arap'in kim oldugu bilgisini vermeyi unutmusum. Simdilik onu anlatayim, sonra kaynaklari yazarim.
    Ama önce su cemaat-i müslüm'ün Kibele'sini bir daha degistirelim de iyice dön baba dön olsunlar.
    Kible'nizi yine degistirdim ey cemaati müslüm! Buyrun yeni Kab'eniz:






    Yeni Kab'eniz Suriye'de, Palmyra denen tarihi bir antik sehrin içinde. Adi da Allat tapinagi. Tipki Mekke'deki Kab'eniz gibi tek kapili, penceresiz, ve tablo temel üzerinde yükseltilmis. Hik demis putunuzun evinin burnundan düsmüs.

    Kusura bakmayin biraz harap vaziyette ama sizde para boldur, tamirini yaptirirsiniz. Nasil olsa yüzyillardir, cizye yediniz, haraç yediniz, kan içtiniz, ganimet yediniz. Nasil olsa hala Ermeni'nin Rum'un, Alevi'nin, Ateist'in, laik dinlinin, dinsizin ekmek parasini.. Yetimin, öksüzün, evsizin, garibanin evlat parasini, süt parasini; Diyanet yoluyla, vatana millete hiyanet yoluyla, zorbali din dersleri nemalanmalari yoluyla, her yil devletten katrilyonlarca lira haraç kesme yoluyla, hirsizlik yoluyla kazandiginiz tonlarca paraniz var. Tamir yaparsiniz yeni kab'enizi bir zahmet. Yabanci da yer degil hee! Putunuzun kizi Allat'in evi. Istediginiz kadar dönebilirsiniz, helal mal yani.

    Simdi su Arap kimdir, ona gelelim. Ilk önce su Ella'nin kizi Allat'in resmine bir bakin:






    Simdi de tanriça Hera'nin resmine bakin:








    Hera ve Allat esdeger tanriçalardir. Yunan mitindeki anasinin adi, önceki iletilerimden birinde bahsettigim Rheia'dir. Hera, Rheia'in("Arap mitindeki Alla'in") en büyük kizidir. Ayni zamanda da güzellikte ikinci kizidir. Yine Yunan mitinde Zeus'un hem karisi, hem de ablasidir. O da söyle olmustur. O serrrrefsiz Zeus, havanin çok soguk oldugu bir gün, yolda tir tir titreyen, soguktan donmak üzere olan bir guguk kusu kiligina girer. Zavalli Hera(Arap'in Allat'i) onu alip isitmak için kollariyla gögüslerinin arasina alir, sarilir. Tam o sirada o alçak Zeus, aniden tekrar kendi kiligina girerek, hazir sarilmisken, Hera'ya tecavüz eder. Böylelikle, Hera utancindan onunla evlenmeye mecbur kalir.

    Rheia Hera'yi dogurmadan önce, Arap yarimadasinda ona tapildigi için, diger milletler o bölgeyi "Rhebia" (Rheia'nin diyari) olarak andilar. Türkçe aksanla "Rehabiya" diyebiliriz. Daha sonra Hera dogunca, zaten yakin bir ad olmasindan dolayi bazi milletler onun adiyla da anmaya basladilar: Herabia. Ve sonunda, yüzyillar içerisinde;
    Herabia > Erabia > Arabia
    oldu.
    Ve orada yasayanlari, hangi milletten olursa olsun, irki ne olursa olsun, ülkelerinin adindan dolayi;
    Herab > Erab > Arab
    olarak andilar.

    O bölgede yasayanlar, yogunluklu olarak, anaerkil, Ay dini insani olduklari için, meseleleri kadinca çözen, siddete mümkün oldugunca basvurmayan, (Kadin elinden geldigince siddete basvurmaz, güç kullanmaz, çünkü zaten güçlü olmadigi için uyumdan, anlasmadan yanadir) insanlar idiler. Daha sonra Asur'un Günes tanrilari etkisiyle, Allah da erkeklestirildi. Allah da Asur'un tanrilari gibi, vurdulu kirdili, kapitalist, kavgaci, pislik bir tanri haline geldi. Dolayisiyla, o bölgenin insanlari da bu hale geldi. Yani esasinda bu pislik kültürü yayanlar, Asiretçi(Asuriyetçi), kavgaci ve özellikle kinci, rezil Asur milletidir. Ortadogudaki en kanli savaslari, kavga kültürünü bu Asurlular baslatmistir. Bu millet, dünyanin gelmis geçmis en zalim milletidir. Simdiki mirasçilari da öyle.

    Arap, irk olarak Ibrani/Nebati irkidir. Ilk önceleri tipki Israilogullari gibi, fakat ondan çok daha küçük bir kabile olarak Arapogullari adiyla, Ibrani/Nebati milletinden çikti. Asur'un bu vurdulu kirdili, el-kol ve bacak kesen, haraca baglayan kültürünü ilk kapanlar Ibranilerdir. Hala da bu huylarindan vazgeçmemislerdir. Bu kültür yüzünden, öz kardesi Arap'la birbirlerini yemektedirler.
    Dinsizin hakkindan imansiz gelir; karismayin, yesinler birbirlerini.

    Saygilar, sevgiler.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    12-12-2009
    Mesajlar
    231
    Karizma Gücü
    3
    nedir bütün bunlar?

    kimin neyi nereden ne amaçla nasıl aldığını nereden bileceksiniz belki yunan mitolojisi tevhid dinlerinden esinlenip kendi ritüellerinie kattığı bir şeyler olmuştur çünkü Tevhidin başlangıcı ilk insan ve ilk peygamber adem a.s dönemidir,hoş siz buna zaten inanmazsınız

    ayrıca photoshopla horizontal yapılıp elips şekli verilen hacerül esved şapkadan tavşan çıkaran ateistlerin hilesini deşifre etmiştir ,bundan sonra biraz daha dikkatli olsunlar.

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı nosano tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    nedir bütün bunlar?

    kimin neyi nereden ne amaçla nasıl aldığını nereden bileceksiniz belki yunan mitolojisi tevhid dinlerinden esinlenip kendi ritüellerinie kattığı bir şeyler olmuştur çünkü Tevhidin başlangıcı ilk insan ve ilk peygamber adem a.s dönemidir,hoş siz buna zaten inanmazsınız

    ayrıca photoshopla horizontal yapılıp elips şekli verilen hacerül esved şapkadan tavşan çıkaran ateistlerin hilesini deşifre etmiştir ,bundan sonra biraz daha dikkatli olsunlar.



    Ya ne tevhid dini ya.Biraz kafanızı çalıştırın lütfen.Merak etmeyin kafanız şişipte patlamaz..



    Barristor çok güzel bir çalışma ,tebrik ederim seni ve Notamatiği

    İnternetde buna benzer çalışmalar var ama bu çok detaylı ve derli toplu.Eline sağlık arkadaşım.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı EL-TURUK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ya ne tevhid dini ya.Biraz kafanızı çalıştırın lütfen.Merak etmeyin kafanız şişipte patlamaz..



    Barristor çok güzel bir çalışma ,tebrik ederim seni ve Notamatiği

    İnternetde buna benzer çalışmalar var ama bu çok detaylı ve derli toplu.Eline sağlık arkadaşım.
    Tesekkur ederim ama daha bitmedi sevgili el-turuk kardesim.Once bunu bir incelesinler,geriside gelecek

    Incelesinler derken ben bu yukarida okuduguna bile emin olmadigim adamlar icin degil,sizler icin soyledim. Cunku onlar icin gerekli aciklamayida araya sikistirmis notamatik.
    bknz: son yazinin en ust bolumu


    .

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 50 Cent'in oyununu Çocuklarınızdan uzak tutun...
    2005 Konuları bölümünde MuRaT_KsK tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 27.11.05, 05:45
  2. dünyada saklanan gerçekler (dünya siyaseti nerelerde okuyun)
    2005 Konuları bölümünde Mustafa tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 14.10.05, 15:16
  3. Çok dikkatli okuyun. Aklınızda tutun.
    2005 Konuları bölümünde dj-existent tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 20.07.05, 15:59

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •