Islam disi kesimler tarafindan, Allah kelimesinin kökenine dair, "El-Ilah" ve "Al-Ilah" adli Ay tanrisi adlari ortaya atilmis ve Allah kelimesinin kökeninin bu oldugu söylenmistir. Bunu ilk olarak kimin ortaya attigini bilmiyorum fakat bu yanlistir. Tarihte hiç bir zaman "El-Ilah" veya "Al-Ilah" adinda bir tanri olusmamis ve böyle bir ad ile herhangi bir tanriya tapilmamistir.
Bu iddiaya bir zamanlar ben de inanmistim fakat iyice arastirdiktan sonra gördüm ki, bu içi bos bir idddiadir. Isin garip tarafi ise, bazi Islamci yazarlar, bu iddiayi yutmus ve buna karsi savunmaya geçmislerdir. Ve "Al" ve "El" kelimelerinin Arapça'da, Ingilizce'deki "the" artikelinin karsiligi oldugunu, Ilah kelimesinin ise, Arapça'da tanri manasina geldigini ve dolayisiyla Allah kelimesinin kökeninin bu olmasinin normal oldugunu" söyleyerek yanlisin üstüne yalan katmislardir. Bu da bize gösteriyor ki, bütün din alimleri, yanlis veya dogru bütün elestirileri, uydurma ve yalan savunmalarla cevaplamaktadirlar. Zaten dinleri bu günlere kadar tasiyan ve ayakta durmasini saglayanlar, simdiye kadar sayilari milyonlari bulan bu din tüccarlari degil midir? Elbette malinin kötülenmesine karsi çikacak ki, müsterisi azalmasin.
Herseyden evvel, Arapça'daki "El" ve "Al" ekleri Ingilizcedeki "the" sözcügünün karsiligi filan degildir. Eger böyle olsaydi, Kuran denmez, "El Kuran" veya "Al Kuran" denirdi; tipki Ingilizcede "the Quran" dendigi gibi.
Ingilizcedeki "the" artikeli manasiz bir sözcük degildir. Onun manasi sunlardir: "su bildigimiz" , "hani su malum" , "hani su herkesin bildigi" .
Örnek olarak "on the table" dediginiz zaman bunun manasi "hani o masa var ya! Iste onun üstünde" cümlesidir. "On a table" derseniz, "bir masanin üstünde" anlamina gelir ve bu durumda o kisi o masanin hangi masa oldugunu bilmiyordur. Basina "the" koydugunuz zaman, "su bildigimiz masa" , "hani su malum masa" , "hani su herkesin bildigi masa" olur. Baska bir örnekle, Hitap edilen kisi, bahsedilen kisiyi mutlaka taniyorsa veya bahsedilen kisi insanlarin çogunlugu tarafindan taniniyorsa, isminin basinda the the kullanilir ki o isim bir baskasi ile karistirilmasin. Eger "Al" ve "El" ekleri, the ile ayni anlamda artikeller olsalardi, Muhammed için de "El-Muhammed" veya "Al-Muhammed" denmesi gerekirdi.
Al ve El sözcükleri Arapça filan degildir. Bunlar Ibranice de vardir ve Ibranice de degildir. Bu sözcükler Sümer ve Babil dillerinden Ibranice ve Arapçaya girmistir ve artikel filan da degillerdir. Onlarin manasi sudur: Tanri.
Evet, "al" ve "el" kelimelerinin manasi tanri'dir. Örnegin Babil dilinde, "Ba-al" adli tanrinin adinin manasi; "Bag tanrisi"dir". Babil'in meshur asma bahçelerini korumakla görevli bag tanrisidir. Asil adi ise "Bag-Al" dir.
Bu al ve el kelimeleri Yahudilerin Babiller ve Sümerler ile olan yogun tesviki mesaileri sirasinda Ibraniceye girmistir. Ve normal olarak da, aslen Yahudi olan Araplara da, onlarin esas dili olan Ibraniceden geçmistir. Bu kelimeler hangi kelimelerin baslarina eklenmistir? Basta ithal ettikleri tanrilarin adlari olmak üzere, Sümer ve Babilden aldiklari kutsal isimlerin bazilarinin baslarina geçmistir. Bunlarin çogunlugu tanri ve tanriça adlaridir.
Al ve el kelimeleri sadece tanri manasina gelmez, ayni zamanda da yüce, ulu gibi manalara gelir. Hatta bu kelimeler, insan isimlerinin baslarina da taki olmustur. Çünkü o dönemler, tanrilastirilmis kutsal rahipler ve hükümdarlar çoktu.
Ara not: Simdi kimileri yine Arapça düsünmekten kopamayarak; "Allah kelimesi Ilah veya Ilou kelimesinden türemistir" diyecekler. Arapça düsünmekten kurtulamazlar çünkü Arapça yüzyillardir millete dünyanin en eski ve en mükemmel dili olarak anlatilmistir. Bu bir yalandir. Arapça tam aksine Dünyanin en yeni ve en ilkel dilidir. Çünkü Ibranice dilinin dejenere olmus halidir. (Bunu tartismayalim çünkü tartistik ve baslik konusu bu degil)
Biz burada Arapça'sindan degil, Sümer, Babil, Akad gibi, Araplardan ve Arapça'dan binlerce yil önceki dillerden bahsediyoruz.
Asagida, Sümer ve Babil'den ithal bazi tanrilarin adlarini görüyorsunuz:
Al-Lat
Al-Uzza
Al-Menat
Al-Mah
Al-Qaum
Kib-el-La
She-el-la(Sila veya Si-el-la veya She-Al-lah olarak da okuyabilirsiniz)
Hub-al
Ba-al
Bu örnekler daha da çogaltilabilir.
El ve Al kelimeleri, bu gün halen Ibranice'de "tanri" manasinda kullanilmaktadir. http://en.wikipedia..../El_%28deity%29
Hatta El veya Al kelimesinin yanina hiç bir sey ilave edilmediginde, "tanrilarin babasi" yani "baba tanri" manasina gelmektedir. Zaten ki sadece Ibranice'de degil, Sümerce, Akada'ca, Babil dilince ve eski misir dillerinin bazilarinda, al ve el kelimeleri tanri manasindadir, hatta bas tanri manasindadir. Francois Lenormant, "Chaldean magic and its origin and development" adli kitabinda, Al kelimesinin tanri manasinda oldugunu, hiç bir tartismaya yer birakmayacak sekilde detaylariyla anlatiyor.
Allah kelimesindeki "Al" hecesini açikladik. Simdi geçelim "lah" hecesine. O hece aslinda "lah" degil, "la" hecesidir. Ibranice ve Arapçaya "lah" olarak girmistir. Bazi diller, sonlarinda H olan kelimeleri ithal ederken, onu konusurken yuta yuta bir zaman sonra yok ederler. Arapça ve Ibranice'de ise tam tersine, bazi kelimelerin sonlarina H harfi eklerler. Çünkü bu dillerde H harfi bir ayraç gibi kullanilarak, üstüne vurgu yapilarak kullanilir. Hata bazen agh gibi, girtlaktan çikarilarak iyice vurgulanir. Bu diller için bosuna yallah, fellah, vallah dili dememisler. Çünkü çok sayida H harfi isitilmektedir.
Allah kelimesinin esasi "AL-La" dir. "EL-La" veya "EL-Le" de diyebilirsiniz. Çünkü sadece lehçe farki yapmis olursunuz.
La hecesi ise disilik ekidir. Sümer ve Babil kaynakli bazi tanriçalarin ve hatta bayanlarin isimlerin sonlarina eklenir. Örnekler:
Sinder-el-la
Mu-Al-la
Raffe-el-la
Ley-la
Sühey-la
Gabri-el-la
Annabel-La
Simdi "Al" ve "La" hecelerini toplayalim. Al+La=Tanriça.
Üzüldünüz degil mi? Bosa gitti bunca namaz, bunca oruç, bunca Fellah korkusu? Haci misin? Hoca misin? Imam misin? Eyvah, ne olacak simdi? Ya bu yaziyi müsterilerin okursa? Gitti paralar pullar, bagislar, el ayak öpmeler. Haydi bakalim simdiden basla kilif üretmeye. Ayni "El-Ilah" iddiasina uydurdugun yalanlar gibi, buna da yalanlar uydur, nasil olsa meslegin yalancilik. Ama telaslanma, beyinleri daha bebekken yikadigin için, senin cahillestirdigin müsterilerin benim bu yazdigim gerçeklere degil, senin yalanlarina inanmak için programlanmis. Isin o kadar da zor degil yani.
Devam edelim:
Nitekim bu "Ella" veya "Alla" sözcügü, pek fazla kullanilmayan bir sözcük olsa bile halen Ibranice'de manasi "tanriça" olarak kalmistir:
El-La: ???
Kaynak: http://en.wikipedia....Ella_%28name%29
"La ilahe il Allah" diyenler aslinda "tanriçadan baska tanriça yoktur" diyorlar. Çünkü Al-Lah zaten üniversal dilde tanriça demektir. "Ilahe" ise Arapça'da tanriça demektir. Kimileri "tanriça" kelimesinin Arapça'da karsiliginin "elahim" oldugu yalanini söylese de, elahim, Ibranice'deki "Elohim" kelimesidir ve her iki dilde de "tanrilar" manasina gelmektedir. Bu cümledeki manasizligin sebebi ise, Al-La kelimesinin Arapça'ya en az 500-600 yil ara ile iki kere girmis olmasidir. Ilk girisinde degisime ugradi ve sonra baska bir kelimeymis gibi gibi tekrar girdi ve o dönemin Arapça'sina uygun olarak tekrar degisime ugradi.
"La ilahe il Allah". Yani bir degil iki kere tastikli tanriça.
Yahudiler, tüm orta asya ve Anadolu'nun ana tanriçasi olan Kib-El-Le'yi, Kab-Al-Lah olarak telahfus ederek tanrilari arasina kattilar. Fakat onu fazla önemsemediler. Çünkü Yahudilerde tanri ve tanriçadan bol bir sey yoktu.(*1)
Arapogullari'nin Kib-El-La'yi önemsemis olmasi gayet dogaldi çünkü yeni kurulan milletler tek bir tanri ile insaa olur. Çünkü simdilerde bile geçerli oldugu gibi, o zamanlar da birlestirici etki, tanri ve din idi. Bu yüzden, dogal olarak çok tanri üzerine bir millet kurmak, zorlu bir yönetim olusturacagindan imkansiza yakindir.
Al-la veya Al-lah Yahudiler ve simdiki Araplarda farkli manalarda kullanilir. Çünkü aslen eski Yahudilerden bir soy olan Araplar, Sümerlilerin ana tanriçasi Kib-El-La'yi ana tanriça edinmislerdi. Ana tanriça edindikleri için ise, basindaki kib hecesine gerek duymamislardir. Çünkü Al-La veya El-La veya El-Le kelimesi, zaten tanriça demekti. Fakat simdiki Yahudiler olan Israilogullari bunu yapmadilar çünkü onlar Kib-El-La'yi ana tanriça edinmediler. Zira onlarin tanrilari ve tanriçalari çoktu. Diyebilirsiniz ki, "Araplarin da tanri ve tanriçalari çoktu". Evet ama Kib-El-La'yi ana tanriça edindiklerinde, onun es degerinde baska bir tanri veya tanriçalari yoktu. Diger tanri ve tanriçalari daha geç dönemlerde ithal edilerek önem kazanmaya basladi. Kabe'de o dönemlerde bas put'un Allah olmasinin sebebi budur. Çünkü o, Arap milleti ortaya çiktiginda onlarin ilk tanriçalari idi.
Allah da aslinda Ay kökenli bir tanriçaydi. Çünkü Mezapotamya ve anadolu'nun ay tanriçasi Kibele(Kible)'den devsirmedir. Daha sonralari ataerkil dinlerin etkisiyle melezlestirilerek cinsiyeti yok edildi. Özellikle Islamin gelisiyle tamamen erkek hüviyetine büründürüldü ve cinsiyeti de inkar edilmeye baslandi.
Allah(Kible,Kibele) neden Ay kökenlidir? Ay'in manasi nedir?
Bilinç insanoglu'nun ortaya çikisindan çok sonra basladi. Ancak, bilinç baslar baslamaz aniden simdiki seviyesinde ortaya çikmadi. Dolayisi ile, insanoglu yari bilinçli, hatta az bilinçli dönemlerini de yasadi. Yani, seviye bakimindan, simdiki hayvan ve insan arasi birseydi.
Kendinizi o dönemde dogmus yari bilinçli, zekasi kit bir insan olarak düsünün. Kendinizin hakkinda hiç birsey bilmediginiz bir gezegende buluyorsunuz. Böyle bir ortamda, o kit zekanizla bile olsa, ilk gözlemlemeye çalisacaginiz seyler, yeryüzündeki canlilar ve gökyüzündeki yildizlar, gezegenler olacaktir. Çünkü ilk dikkat çekecek olanlar bunlardir.
Yildizlar taslar gibi ölü degildi, onlar hereketliydi. Bir görünüp bir kayboluyorlardi. Bunlarin içinde en hareketli olanlari Günes ve Ay idi. Ayni zamanda da onlarin gözünde, gökyüzündekilerin en büyük olanlariydi. Iste bu yüzden, yildizlar canli olmaliydi.
Hele ki; bazen yarim ay olup, sekilden sekile giren, bazen büyüyüp, bazen küçülen Ay, mutlaka canli olmaliydi, Ayrica Ay, hem isik veriyor, hem de dogarak, batarak çok uzun bir mesafede hareket ediyordu. O mutlaka canli olmaliydi. Pekiyi ya Günes? O en koskoca olani? Ne kadar ilginç bir sey o degil mi? Bazen ormanlar yanarken çikan o sicak ve sari seyden yayiyordu.(Alev)
Bu çok büyük bir etkinlik; koskoca dünyayi isitiyor, bitkileri yesertiyordu. O da Ay gibi çok fazla hareket ediyordu. Evet evet, o mutlaka canlidir. Cani ne zaman isterse o zaman isitiyor, bitkileri cani istedigi zaman yesertiyor. Kizdigi zaman, ormanlara o sari ve sicak seyden gönderip yok ediyor.
O, o sari seylerden bizim üzerimize de gönderiyor. Demek ki bizi görüyor ve biliyor. O sari ve sicak seyleriyle bazen bizi bunaltiyor, ceza veriyor, bazen ise soguk kis aylarinda bizi bunaltmadan isitiyor, üsümekten kurtariyor. Evet, evet bütün bunlari yapan, bizi tanimiyor olamaz, hele hele ölü hiç olamaz.
Ay da geceleri o sari seylerden gönderiyor ama onunkiler sicak degil. Fakat bize yol gösteriyor. O ikisi neden hep buradalar? Neden baska yerlere gitmiyorlar? Gitseler bile geri geliyorlar? Neden bizlerle ve bizim Dünyamiz ile bu kadar ilgileniyorlar? Yoksa burasi onlarin mi? Günesin o sari seylerden gönderdigi bitkiler, onun kendi bitkileri mi? O yüzden mi onlari yesertip yasatiyor? Kendi bitkileri oldugu için mi? Ama bize de o sari seylerden gönderiyor? Bizimle de ilgileniyor. Yoksa biz de mi onunuz?
Onlar çok güçlü, hiç düsmanlari yok. Simdiye kadar onlardan daha güçlü bir seyin onlari kovaladigini veya avladigini görmedik.
Pekiyi ya yildizlar? Onlarda da var o sari seylerden. Onlar kim? Olsa olsa o iki tane büyük seyin çocuklari olabilirler. Acaba bu iki seyden hangisi disi? Olsa olsa o geceleri çikan disi olabilir. Çünkü o daha küçük ve daha az güçlü. O büyük olani ise çok büyük ve çok güçlü. O sari seylerden en çok onda var. Demek ki o da erkek olani.
Ilk bilinç basladiginda, iste buna benzer, ilkel ama çok da mantiksiz olmayan düsünceler ürettiler. Ve bunun neticesinde, Günes ve Ay'i efendileri olarak kabul edip, onlara tapinmaya basladilar. Insanoglunun ilk tapindigi seyler, Günes ve Ay'dir. Bütün diger tanrilar bunlardan türemistir. Çünkü dogaya gözle görülür bir biçimde en çok etki edebilen bu ikisi idi. Dogayi yönetiyorlardi.
Allah kelimesinin manasinin tanriça oldugunu anlattik. Pekiyi ama onun bir de simgesi olmasi gerekmiyor mu? Evet gerekiyor. Yukarida ne demistik? "Ilk tanrilar Ay ve günes idi" demistik degil mi? Allah bir tanriça olduguna göre, onun simgesi ne olabilirdi? Elbette ki çogu tanriça figürlerinde oldugu gibi, onun da simgesi Ay olacakti. Çünkü ilkel insanlardan baslamak üzere binlerce yil günes ve Ay'i canli sandilar, ve Ay'in disi, Günes'in ise erkek oldugunu, yildizlarin ise onlarin çocuklari oldugunu düsündüler. Iste bu yüzden Allah'in simgesi Ay'dir.
Iste size Allah'in bir kaç simgesi:
Neden Allah'in simgesi Ay'dir? Çünkü o bir Ay tanriçasidir da ondan. Tanriçalarin hepsi Ay kökenlidir. Tanrilarin ise hepsi Günes kökenlidir. Inegin boynuzlari da Ay'i simgeler. Çünkü iki boynuzu tek parça olarak düsündügünüzde hilal seklindedir. Bazi dinlerde inegin kutsal olmasinin sebebi de budur. Bazi simgelerde hem boynuz(Hilal olarak) hem de daire seklinde dolunay birlikte verilir. Asagidakiler bazi tanriçalarin simgeleridir:
Tanriça Hekate: Kib-El-Le'nin bir baska devsirmesi:
Dolunay'in üzerinde tanriça Victoria:
Tanriça selena: Boynuz/Hilal simgesi önünde poz veriyor:
Selena için Luna da deniyor.
Tanriça Hator: Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Hator tanriçalarin en eskilerindendir. O da Kible gibi ana tanriçadir.
Tanriça Isis: Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Misir tanriçasi Tehuti, Yunan versiyonundaki adi: Thot. Hilal içinde dolunay ile birlikte:
Bu örnekler de daha da çogaltilabilir. Yani Ay ile iliskisi olanlar mutlaka tanriçadir.
Simdi asagidaki iki resimi inceleyip arada bir fark olup olmadigina bakmanizi isterim:
Yukaridaki iki resimin birbirlerine benzerligini gördünüz degil mi? Neye benziyor onlar?
Figur 1'deki resim tanriça Sila'nin vajinasi. Figür 2'deki resim ise, Allah'in diger putunu içinde barindiran metal kap.
Simdi yukaridaki figürlerin orijinallerini gösterelim:
Üstteki her iki put da dogumu, dogurmayi, hamileligi simgeliyor.
Fakat Allah putunun bir baska özelligi daha var. Çünkü o ayni zamanda da içinde yuvarlak bir kara tas barindiriyor.
O kara tas, Allah'i simgeleyen diger putdur. Islam öncesi putperest Araplar, aynen simdiki müslümanlarin yaptiklari gibi, Allah putunun etrafinda dönerek hac vazifelerini yerine getiriyorlardi. Ve aynen simdiki gibi, orada seytan tasliyorlardi.
Su asagidaki ise yunanlilarin ask tanriçasi Aphrodite'in kara tasi:
Yollanan resim
Kaynak: http://imca.repetti....A-Insights4.htm
Asagidaki ise, Ay tanriçasi Kib-el-le'nin, yani gerçek Kible'nin kara tasi:
Yukaridaki resimdeki, kible'nin elinde bulunan tas; mermerden yapildigi için kara gözükmüyor fakat Ay tanriçasi Kible'nin gerçekte öyle bir tasi vardi ve tipki Kabe'deki put gibi kara idi. Onun kara tasi kayip yada çalindi. Söylentilere göre, Roma imparatorlugu zamaninda, Roma sehrine götürüldü. Yine bir rivayete göre su anda Vatikan'da saklaniyor. Hatta Kibele'nin kara tasinin çalinarak Kabe'ye götürüldügü ve o kara tasin oradaki tas oldugu dahi söyleniyor. Fakat Kible'nin kara tasi her nerede olursa olsun, onun bir kara tasi vardi.
http://en.wikipedia.org/wiki/Cybele
Kibele inanirlari, o kara tasin etrafinda dönerek hac vazifelerini yerine getirirlerdi. O zamanki inanisa göre, Tanriça Kible ve tanri Attis birbirlerine asik oldular fakat kavusamadilar. Bunun üzüntüsünden, tanri Attis kendi cinsel organini keserek erkekligini bitirdi ve bu sirada kan kaybindan öldü. Kibele yüzyillar boyunca üzüntüsünden gözyasi döktü. Bunun üzerine bazi dindar kisiler Kibele ayinleri esnasinda hüzünlenerek kendi cinsel organlarini kesme yoluyla mahtem tuttular. Bunu yapanlar, Kibele rahipleri, yani gallos oldular ve saygi duyuldular. Ve sonunda Kible'nin döktügü göz yaslari tanri Attis'i diriltti ve bu adet kalkti. Iste Islamdaki sunnetin kökeni de buradandir. Maksat Kible'nin yas'ina ortak olmaktir.
Not: Gerçek Kible, gerçekten de sevilesi bir tanri idi. Ve gelmis geçmis tüm tanrilar arasinda hiç bir tanri onun kadar sevilmemistir. Insanlik ona çok sey borçludur. Çünkü o erkeklestirilmis sahte Kible olan Allah ve benzeri tanrilar gibi savasmayi ve kavgayi degil, sevmeyi asiladi.
Tanriça Kibele'nin dininde çok fazla tapinak yoktur. Çünkü her nerede olurlarsa olsunlar, Kible'ye yönelerek selama durmak vardir. Matthew Bunson'un "A dictionary of the Roman Empire" kitabinda, bu rituellerin bir kismini bulabilirsiniz.
Dua ederken elleri avuçlari yukari dogru açmanin kökeni de Ay tanriçalarinin dinlerindendir. Ay'in isigina nur denirdi. Avuçlar açik ve yukariya bakacak sekilde dua edilirdi ki; avuçlarin içi Ay'dan gelen nur ile dolsun. Sonra da avuçlarda toplanan nur, yüze sürülür. Yani nur ile yüz yikayip, günahlardan arinmak.
Allah kelimesinde al Arapça alfabade Elif harfi ile baslar. Ibranice de ise Alef olarak geçer. Antik yunanca'da Alpha olarak geçer.
Biraz kökten alacagim ama kusuruma bakma çünkü sana cevap yaziyorum ama sen biliyor olsan bile bilmeyenleri de düsünüp yazmak zorundayim.
Alhabe kelimesinin kökeni yunanca AlphaBeta kelimesinden gelir. Beta latin alhabesindeki B'dir.
Alpha ise yine latin alhabemizdeki A'dir. Alpha inek demektir.
Neden öyle oldugunu anlamak için hiyeroglif alhabe zamanina kadar gitmek gerekir.
Hiyoroglif alhabe insanlarin kullandigi ilk alhabedir. Hiyeroglif alhabeden çivi yazilari çikti, çivi yazilarindan ise su anda kullandigimiz alhabeler çikti.
Hiyeroglif alhabede hece yoktur. Harfler ve semboller de yoktur, sadece resimler vardir. Her resimin bir manasi vardir. Resimler yan yana geldiginde yanindaki resim ile birlikte farkli manalar olustururlar. Fakat resim çizmek sembol çizmekten daha zor oldugu için, zamanla o resimler basitlese basitlese en sonunda sembol haline geldirler. Yani harf oldular. Harf olduktan sonra resim olduklari zamandaki manalarini kaybettiler, ama yanayana geldiklerinde heceleri olusturmaya basladilar. Elif; yani Alef, yani Alpha'nin manasinin inek oldugunu söylemistik. Inek su evrimlerle A harfi haline geldi:
Neden inek meselesine gelince; bunun sebebi tanriça Hator'dur. O; bilinen en eski tanriçadir. Miladdan 4000 yil öncesine kadar gider. Bütün tanriçalar gibi, o'nun da sembolü Ay'dir. Inegin boynuzlari hilal seklindir. Dolayisiyla Ay'i simgeler.
Asagidaki gördügünüz, Ay tanriçasi Hator'un putudur. Hilal seklindeki boynuzlarin içinde dolunay simgeleniyor:
Tabii ki bu, Elif harfinin inek manasina gelmesi, Allah'in tanriça oldugunun ayrica bir baska delili daha degil. Çünkü tanri manasina gelen Al kelimesinin de kökü yine, Elif, Alef, Alpha. Fakat alhabelerin en bas kösesine tanrilar yerine tanriçalarin yerlesmesi, o dönemlerde tanriçalarin öneminin ne kadar büyük oldugunu gösteriyor. C harfi de disidir, o da hilaldir.
R harfi ise Rah'dir, o da günes manasindadir. Misir'in günes tanrisi Rah'dan gelir.
Saygilar, sevgiler.


LinkBack URL
About LinkBacks














Alıntı Yaparak Cevapla

















'in") en büyük kizidir. Ayni zamanda da güzellikte ikinci kizidir. Yine Yunan mitinde Zeus'un hem karisi, hem de ablasidir. O da söyle olmustur. O serrrrefsiz Zeus, havanin çok soguk oldugu bir gün, yolda tir tir titreyen, soguktan donmak üzere olan bir guguk kusu kiligina girer. Zavalli Hera(Arap'in Allat'i) onu alip isitmak için kollariyla gögüslerinin arasina alir, sarilir. Tam o sirada o alçak Zeus, aniden tekrar kendi kiligina girerek, hazir sarilmisken, Hera'ya tecavüz eder. Böylelikle, Hera utancindan onunla evlenmeye mecbur kalir.


