Görevini kötüye kullanmakla suçlanan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Yargıtay’da yargılandığı davada beraat etti.
Üstelik ‘Görevi kötüye kullanma’ ve ‘Hazırlık soruşturmasının gizliliğini ihlal’ suçlarından yargılanan Kaçmaz’ın beraatini, bizzat Yargıtay Cumhuriyet Savcısı istedi!
Böylece yakın döneme damgasını vuran çok önemli bir “yürütme-yargı” kavgası; yargı lehine sonuçlanmış oldu...
***
İyi de şimdi ne olacak?
Sırf Cumhurbaşkanı’nın kayıp trilyon davasında yargılanmasını istedi diye Hâkim Kaçmaz’ı, hem de birinci sayfalarından “Ergenekoncu” ilan eden yandaş medyanın yaptığı yanına kâr mı kalacak?
Köşelerde atılan iftiralar, edilen hakaretler, meslek onuruna uzanan diller görmezden mi gelinecek?
Ve en önemlisi:
Kaçmaz’ın meslekten ihracını isteyen Adalet Bakanı, şimdi onunla çalışmaya nasıl devam edecek?
Yoksa... Yaptığının yanlış olduğunu görerek, istifa yoluna mı başvuracak?
***
Bir yandan, “Umarım; siyasi hedeflerine ulaşmak için insanların onurlarıyla, namuslarıyla oynayanlar, dünkü tarihi karardan ders alırlar. Umarım Osman Kaçmaz olayı; bir ‘milat’ olur” demek istiyorum...
Ama... Diğer yandan da ne yazık ki bu dileğimin asla gerçekleşmeyeceğini...
Daha nice onurlu insana milyonlarca kez çamur atılacağını biliyorum!
***
Yaklaşık bir yıldır çok zor günler geçiren; ama hiçbir baskıya boyun eğmeyerek sadece kendisini değil, mesleğini de savunan Osman Kaçmaz’ı yürekten kutluyorum.
Umarım bu, uğradığı son haksızlık olur!
***
VAKİT!
Aralarında dört eski kuvvet komutanının da bulunduğu 312 general, “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlıklı köşe yazısı nedeniyle açtıkları davada, Anadolu’da Vakit Gazetesi’nden kişi başına 2 bin TL olmak üzere toplam 624 bin TL manevi tazminat kazandı.
O generallere bir tavsiyem olacak:
Tamam; davayı kazandınız da... Sakın o parayı alacağınızı sanıp boşuna umutlanmayın!
Unutmayın ki bu gazete, üzerindeki tazminat yüklerinden kurtulmak için daha önce “Akit” olan adını bile değiştirdi.
Şimdi de mahkûm olduğu onlarca davada, hak sahiplerine tek kuruş ödeme yapmamaya devam ediyor!
***
Eğer generaller bu paraları almayı başarırsa; bu, Vakit için bir “ilk” olacak!
***
GÜNÜN SORUSU
Anayasa değişikliği teklifinde AKP’ye açıktan destek veren eski ÖDP’li, yeni BDP’li Ufuk Uras, bu desteğin nedenini, “Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran 8. maddenin Meclis’te kabul edilmemesi sonrasında Ergenekon’un sevinç çığlıklarını gördüm” diyerek açıklamış. O oylama sırasında ve sonrasında Meclis’te olan meslektaşlarımız ise, “Kimse sevinç çığlığı falan atmadı. Ufuk Uras gerçekleri söylemiyor” diyor...
Uras, madem gördüğünü söylüyor; o zaman Meclis’teki o Ergenekoncuları neden isim vererek açıklamıyor?
***
Demirel’in içi sızlıyormuş!
Dünkü yazımda Süleyman Demirel’in; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972’de asılmasından bir numaralı sorumlu olduğunu yazmıştım.
Çünkü idamlar, Meclis Genel Kurulu’nda CHP’lilerin karşı çıkmasına rağmen Demirel’in önderliğindeki Adalet Partisi Grubu’nun oylarıyla onanmıştı!
Sayın Demirel dün bir açıklama yaptı ve topu Meclis’e attı:
“Bu hadise devletin tasarrufudur, yani mahkemeden geçmiştir, Meclis tasdiklemiştir. İcra edilmiştir. Karar meşrudur. Bu idamlar için sadece içim sızlar, şimdi de sızlar. O zaman da sızlamıştı. Ama ülkede kanunu, nizamı çiğneyemeyiz.”
***
Keşke geçmişteki günahlarımızdan bu kadar kolay kurtulabilseydik!
Demirel bugün istediği kadar nedamet getirsin; o günleri hâlâ hatırlıyoruz...
Adımız gibi biliyoruz ki; Demirel’in 12 Eylül’den önceki Başbakanlık döneminde yaptığı hatalar ve tarafı olduğu zıtlaşmalar, sadece o üç gencin değil, binlercesinin hayatına mal oldu.
Ve yine çok iyi hatırlıyoruz ki; bugünkü Demirel ne kadar “İçim sızlıyor” dese de tüm bunlar; o günkü Demirel’in umurunda bile değildi!
http://haber.gazetevatan.com/haberde...ryid=4&wid=102


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
CHP'de inanılmaz değişim!Artık CHP'ninde oy kullanmayı becerebilen bir başkanı var