Arnavut kaldırımında
Belediye otobüsünün kocaman tekerlerinin
çıkardığı o müthiş gürültüyü bir
hayal et
Dalgaların kıyıya son hızla çarpıp,
Sahil boyunca herkesi ıslattığını...
Göztepe köprüsü altında
sotelenip,
fıçıyı yudumladığını,
Sessiz akşamlarda balkondan,
Sabahın erken saatlerine kadar
eğlenen insanları izlediğini
ve
Eskilerin, yenilerin sıcaklığında unutulup
gitmediğini,
hayal et
hayal et...
Kısa ömründe,
Neyin ne kadar yer kapladığını değil,
günün sonunda ağzında nasıl
tat kaldığını
hayal et...
Tadına varmak da bir yana
Tebessümlerini alt alta topladığını,
Kederin bu işlemde "etkisiz" eleman olduğunu,
Bütün sevdiklerinin
aynı kümede olduğunu,
Unutanların dahi hatırlandığını,
hatırladığını,
Terkedilsen dahi sevmenin hayli
hunharca olan yanını hep sevdiğini...
Susuz kaldığın yolda bir damla suyun değilde
bir tutram "aşk"ın peşinde koştuğunu...
Tertemiz bir doğada
Havayı kirleten sigaranı ciğerlerine
zerk ettiğini,
Boğaza karşı Orhan Veli'yi yâd edip,
bir Büyük devirdiğini...
hayal et!
Günaha girdiğini,
bile bile...
"Sevdiğin" uğruna,
Adım adım
huzurlu bir sona yaklaştığını,
Cennet hayaliyle değil de
birlikte olmanın hevesi ile
sona yürüdüğünü,
hayal et...
Hayallerini avcunun içine koymadığını
ve giderken meçhule,
korkmadan el salladığını,
Unutmadığını,
Yaşanmışlıkları düşünüp,
bir köşede keyifle güldüğünü...
Hayal et,
Nereden bakarsan bak
Mazinin kalbinde yer kapladığını,
Acısıyla tatlısıyla,
Gündüzüyle gecesiyle,
Bir filmin daha sonuna geldiğini,
Başrolde olsan dahi,
Filmin sonunda ölmekten kurtulamadığını
hayal et...
"Nasıl bilirdiniz?"e mahal vermeden,
"İyi çocuktu" dendiğini ve duyduğunu
Uzaklarda olduğunu
fakat kalbindekilerle,
Bir nefes uzakta
Bir dudak ötede
Bir dokunuş mesafede olduğunu,
Hayal et...
Elini uzatsan ulaşacağını,
Şehvet kokan teninin
bir adım ötende olduğunu,
Dionysos'un bile aşkınıza
En özel meyi ikram ettiğini,
Korku nedir bilmediğini,
ab-ı hayatı
dudaklarından kana kana içtiğini,
parmaklarının buhulanmış camda
raksedercesine kayıp gittiğini,
Aklını meşgul edenlerin bir bir yok olduğunu,
Sonrasında elde avuçta kalanın
konsantre bir düş olduğunu,
Ne kadar üzersen üz,
Seni hâla çok seveceğini
Akşam eve gittiğinde
Seni bekleyenlerin olduğunu,
Her gece yatağın sol tarafına,
Sağının da boş olmadığını
bilerek yattığını,
Hayal et...
Gidenlerin geri dönüp dönmeyeceğini
değil de
Kalanların senin için ne kadar
değerli olduğunu,
O'nu ne kadar çok sevdiğini,
Onunla özel anlarınız olduğunu
değil de,
Onunla geçen her anın özel olduğunu,
Sıcak bir yaz akşamı;
Serinleten hafif esintisi olduğunu,
Soğuk bir kış gününde sımsıkı saran yorganı
olduğunu...
Kumsalda çıplak ayakla yürürken
Ayaklarına dolanan deniz olduğunu,
Hayal et,
Bir gece vakti
Güzelliğine ayna tutan
yıldız olduğunu,
Adının karşılığının
lügatında
"AŞK" olduğunu,
Hayal et...
Bartu DİNÇ.
01.05.2010 | Gölcük.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


