• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    06-05-2010
    Mesajlar
    66
    Karizma Gücü
    3

    Muhammed'in Burak atı Pegasus mu?

    .

    Tanrıların atı diye Yunan mitolojisinde yer alan Pegasus atı, aynı zamanda Kuran'da ifade edilen Burak atıyla aralarında büyük benzerlikler mevcuttur. Muhammed miraca çıkacağı gece, Burak atına bindiğini ve onunla yükseldiğini biliyoruz. 7. yy'da toplumlar bu ata hala inanmışlardır. Bu at aynı zamanda Yunan mitolojisinde tanrıların atı diye bilinen Pegasus'la nerdeyse aynı benzerliklere sahiptir. Şimdi önce Yunan mitolojisine, sonrada peygamberin anlattığı Burak atından biraz söz edelim.

    Eski Yunan mitolojisinde kanatlı attır. Zeus un oğlu ve Herkül ün kardeşidir. Doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Rengi tamamen beyaz ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada kuş gibi görünür. Yıldırım kadar hızlıdır. Aynı zamanda astronomide gökadasının ismidir. Zeus ün yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir. Daha sonraları kendine eş olarak Euippe (ya da Ocyrrhoe)’yi aldığı ve kanatlı atların soyunu başlattığı söylenir. Kanatlı at Pegasus’un Türk mitolojisindeki adı Tulpar’dır.

    BURAK : Hz.Muhammed’in Miraç gecesi bindiği efsanevi at (Tulpar) Türk mitolojisinde, Tatar mitolojisinde ise kanatlı atın adıdır. Bu atın Yunan mitolojisindeki karşılığı veya adı Pegasus’tur. Daha sonra Cebrâil Peygamberimizi “Burak”a bindirerek birlikte Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya geldiler. Manevî bir binit olan Burak’ı Peygamberimiz şöyle tarif ediyor: “Bu, merkepten büyük, katırdan küçük uzun ve beyaz bir hayvandı. Adımını gözünün görebildiği en son noktaya koyardı.”

    Hızı şimşeği andırdığı, renginin son derece parlak olması sebebiyle Burak ismi verilmiştir. Burak ismi, berk-yıldırımdan türetilmiştir. Pegasus, Zeus ün yıldırımları getirme görevini üslenmiştir.
    Miraç nasıl oldu?



    Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Allah ın daveti üzerine Cebrail rehberliğinde Hz. Muhammed Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
    Hz. Muhammed Mescid-i Haramdan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ’ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miracını kutladılar. Hz. Muhammedin burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
    Bir rivayette Hz. İsa’nın doğduğu yere uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraca yükseldi.

    Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema katlarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.

    http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basi...id=25&sayfa=18

    Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile sınıra geldiler. Hz. Muhammed orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan dört nehir gördü. Açıkta akan nehirlerin biri Fırat, diğerinin ise nil olduğu rivayet edilir. Sonra her gün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.
    Hz. Cebrail’in sınırı buraya kadardı. Hz. Muhammed bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan uzakta olan Allah la görüştü… Aralarında sadece bir perde olduğu söylenir. Yani peygamber de “Allah”ı görmüş değil.
    Zeus, eski Yunan mitolojisinde tanrıların kralı, en güçlü ve önemli tanrıdır. Babası kronus’a savaş açmış ve onu yenmiştir.

    Gökyüzünün, şimşek ve gök gürültülerinin tanrısıdır. Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir. Bereket ile özdeşleşmiştir, yağmur ondan beklenir. Titan Kronusun ve eşi Rheia’nın oğludur. Cronos ya da Kronus, Yunan mitolojisinde titanların başıdır. Babası Uranus ve annesi Gaia’dır. Zeus ta en güçlü oğlu olarak kabul edilir. Yunan mitolojisinde on iki titan vardır. Bunların hepsinin görevleri ayrıdır. Titan kronus’tan söz ettikten sonra, diğer titanlar hakkında detaylı bilgiler vermeye devam edeceğim.
    Annesi Gaia’nın yardımıyla, babasını alt ederek Tartarus’un derinliklerine hapsetmiş ve kendisi başa geçmiştir. Kronus’un başta olduğu bu çağa Altın Çağ denir. Nitekim kronusun babasından öğrendiğini ve babasına karşı kullandığını , çocuklarının kendisine karşı kullanmasından korktuğu için. Aynı kadere sahip olacağı gerçeğinden olacak ki, bütün çocuklarını yutmaya başlamıştır. Eşi ve kız kardeşi Rheia’dan olan Demeter, Hera, Hades, Hestia ve Poseidon’u doğar doğmaz yutmuş, Rheia sonraki çocukları Zeus’u korumak için bir plan yaparak Kronus’a zeus yerine bir taş yedirtmeyi başarmıştır. Zeus’u büyüyene dek İda dağında saklamıştır, Zeus büyüdüğünde babasını yenmiş ve kardeşlerini kurtararak olimpos dağında hüküm sürmeye başlamıştır.
    Zeus, Tanrıça Hera’nın kocasıdır. Simgesi şimşeğin yanında boğa, kartal ve meşe ağacıdır. Aynı zamanda tanrıların kralı olduğu için taht ve asa ile de sık sık betimlenir.




    .

  2. #2
    Berxwedan Jiyane Bedirhan. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-11-2009
    Mesajlar
    751
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    hayır ufo.
    burak atı o zamanki cahil tabakanın anlayabilmesi için söylendi.
    aslında ufodur o burak atı.
    Bu ülkede her Kuş Leylek mi ki, bende Türk olayım !
    meselemiz şu : kürtlüğümüz ile ilgili sorunlar var!
    Tu dojehi nebini behişt bi te xwes nabe--Cehennemi görmezsen cennet sana tatlı gelmez.
    Feqir çûn xwe daliqinin ditin ku dewlemend li ba dibin--Fakir kendini asmaya gitti , zenginlerin ipte sallandıklarını gördü.
    Aqlê sıvık barê gıranê--Hafif akıl ağır yüktür..

    http://fizy.com/#s/16js0d

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    06-05-2010
    Mesajlar
    66
    Karizma Gücü
    3
    Bak bunu hiç düşünmemiştim.... Güzel fikir...Bunun İslamla bağlantısını bulup,övgüler yağdırabilirsen Arap tanrısı seni cennetine alacak, huriler verecek....



    Bu ülkede her Kuş Leylek mi ki, bende Türk olayım ! ifadene karşı.... Sana kendini bilmez birtakım çevreler, iktidar sahipleri bayaa kızdırmış. Ben bir Türk olarak senden daha fazla Sizdenim, Onlardanım, bizdenim. Ben İnsanım. Bizleri, insanlığı farklılaştıranlara karşıyım.
    Bu mesaj en son " 08.05.10 " tarihinde saat 17:18 itibariyle ebru.aksoy tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    Berxwedan Jiyane Bedirhan. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-11-2009
    Mesajlar
    751
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    şöyle bir durum var...insanlar beyninin yüzde dördünü kullanabilmiş...şu an uzayın yüzde dördü çözülebilmiş...atomun yüzde dördü parçalanabilmiş..ve bu yüzde dörtlük bir dilim bazı insanların bir yaratıcıyı inkar etmesine yetmiş...yüzde beş altı yedi sekiz ... olunca ....... )))

    burak atının ne olduğunu anlayabilmek için yüzde dörtlük dilimin üstüne çıkmak gerek
    Bu mesaj en son " 08.05.10 " tarihinde saat 17:28 itibariyle Bedirhan. tarafından düzenlenmiştir...
    Bu ülkede her Kuş Leylek mi ki, bende Türk olayım !
    meselemiz şu : kürtlüğümüz ile ilgili sorunlar var!
    Tu dojehi nebini behişt bi te xwes nabe--Cehennemi görmezsen cennet sana tatlı gelmez.
    Feqir çûn xwe daliqinin ditin ku dewlemend li ba dibin--Fakir kendini asmaya gitti , zenginlerin ipte sallandıklarını gördü.
    Aqlê sıvık barê gıranê--Hafif akıl ağır yüktür..

    http://fizy.com/#s/16js0d

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    06-05-2010
    Mesajlar
    66
    Karizma Gücü
    3
    % 4 aklımızı kullanıyoruz anlayışı eskidi. Bu artık kabul edilebilir, bilimsel değil. Ama yinede dediğin olsun, 21. yy insanlığı % 4'ünü kullandığını düşünelim. Peki 7. yy pagan arapları % kaçını kullanmışlar ki bizim bile mitoloji dediğimiz Burak'ı bulmuşlar. Geçmişin toplumları binlerce din uydurmuşlar.

    Yeter ki inanmak iste, hemen basına bir tanrı dikilir.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    06-05-2010
    Mesajlar
    66
    Karizma Gücü
    3

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Bedirhan. tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    hayır ufo.
    burak atı o zamanki cahil tabakanın anlayabilmesi için söylendi.
    aslında ufodur o burak atı.
    Resmini koysaymış o zaman Kuran'a,resimli fotoroman olurdu.Muhammed'in özel hayatı ve seyahatleri.Mucizeyse mucize yani.Bu eğer UFO'ysa yolda diğer peygamberle karşılaştığında bu UFO nereye yanaşıp durmuş?Demekki o peygamberlerin makamının UFO iniş kalkış limanları varmış.Yoksa havada asılı mı bekliyorlarmış?


    Musa'nın asası içinde ''Işın Kılıcıydı'' derseniz hiç ama hiç şaşırmam.Zaten ''Uzay yolu'nu'' çekenler Kurandan esinlenmişlerdir.Aaron amca yakında bunun içinde bir iki ayet sündürür.

  8. #8
    AlayinaAsiKral adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2010
    Mesajlar
    14
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ebru.aksoy tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    % 4 aklımızı kullanıyoruz anlayışı eskidi. Bu artık kabul edilebilir, bilimsel değil. Ama yinede dediğin olsun, 21. yy insanlığı % 4'ünü kullandığını düşünelim. Peki 7. yy pagan arapları % kaçını kullanmışlar ki bizim bile mitoloji dediğimiz Burak'ı bulmuşlar. Geçmişin toplumları binlerce din uydurmuşlar.

    Yeter ki inanmak iste, hemen basına bir tanrı dikilir.
    Aklını kullanarak hazırlamış olduğun bu copy paste yazının altına alıntıdır yazmayı es geçecek kadar(!) kullanamadığın aklınla görüyoruz ki o asırda yaşayan araplardan daha az aklını kullanıyorsun.

    Az orjinal fikirlerinle gelsen. Varsa tabi Aklını kullanmakdan bahsediyor dine karşı çıkıyor aklınla dinden öte gittiğini söylüyorsun kendine ama kendini kandırıyorsun. Sende sana öğretilenleri ötüyorsun herkes gibi. Kimi dinin öğretilerini sen ise dinsizliğin öğretilerini satıyorsun. O zaman ayıplamakdan vazgeç. Ayıbın içindesin
    "Din zeka testi değildir, sadece inançtır" E.W. HOWE

    "Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki, din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır" Mustafa Kemal Atatürk

    "Din toplum yaşayış biçimini belirleyici ve düzenleyici kurallar bütünüdür" Alayına Asi Kral.

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı AlayinaAsiKral tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Aklını kullanarak hazırlamış olduğun bu copy paste yazının altına alıntıdır yazmayı es geçecek kadar(!) kullanamadığın aklınla görüyoruz ki o asırda yaşayan araplardan daha az aklını kullanıyorsun.

    Az orjinal fikirlerinle gelsen. Varsa tabi Aklını kullanmakdan bahsediyor dine karşı çıkıyor aklınla dinden öte gittiğini söylüyorsun kendine ama kendini kandırıyorsun. Sende sana öğretilenleri ötüyorsun herkes gibi. Kimi dinin öğretilerini sen ise dinsizliğin öğretilerini satıyorsun. O zaman ayıplamakdan vazgeç. Ayıbın içindesin
    En azından dümdüz ötüyor size öğrettikleri gibi tecvitli değil.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    5
    Mitolojideki at yalnızca miraç olayında mı yer alıyor? Bütün siyaset alanındaki ya da toplumu ilgilendiren diğer alanlarda da geçmişten gelen ortak özellikler bulunuyor. Acaba bazı sayıların hep altı üzerine kurulmuş olması nereden kaynaklanıyor? Altıyı tutturmak, altılı ganyan vs. Acaba bütün bunların arkasında ortak olan şey nedir? Aşağıdaki konu buna biraz ışık tutabilir:


    Hilal tapınması

    Hilal sözcüğü "Seherin oğlu Hilal, Parlak Yıldız" (Helel Ben Shachar - İbranice) sözcüklerinden gelir. Buradaki helel hilal, ben oğlu, Shachar seherdir. Batı dillerinde bu sözcükler "O Lucifer (Crescent), son of the morning star" (İngilizce) olarak çevrilmiştir.

    Helel Ben Shachar - Hilel Ben Şeher: Ey seherin oğlu Hilal, Parlak Yıldız - O Lucifer (Crescent), son of the morning star

    Hilal Babil'in üçlü tanrılarından biri olan Sin'in sembolü olarak kullanılmaktaydı. Sin Babil'in hilal tanrısının adıydı ve diğer tanrılarla, İştar (beş köşeli yıldız-pentagram) ve Şamaş (güneş) ile üçü birarada bulunan bir üçlüğü oluşturuyordu. Sin'in sembolü hilal şeklindeki bir Ay'dı. Hilal (Sin) aynı zamanda insanların kaderlerini belirleyen bir tanrı olarak görülüyordu. Özellikle Arabistan yarımadasında bu tanrıya ait tapınaklar bulunuyor ve tapınılıyordu. Bu yöredeki Ay tanrısının adı, Babil'deki Sin'den farklı olarak Hubal'dı. Hilal başlı başına bir tanrı olmayıp, Baal'ın-Hubal'ın simgelerinden biridir. Allah sözcüğü sessiz harflerle yazıldığında Hilal sözcüğünün ayna görüntüsünü oluşturan bir sözcük olarak Hilal'i vurgular.

    Hilal ve Beşgenyıldız simgeleri Baal ve İştar adıyla, güneş simgesi ise Baal'ın diğer bir adı olan Tammuz'la özdeştirler. Bu nedenle genellikle hilal ve beşgenyıldız birarada bulunurken, Tammuz'un sembolü haç işareti bunlardan ayrı olarak yer alır. Bununla birlikte her üçü birden, efendi anlamına gelen tek bir tanrı Baal'dır. Bunların asıl üçlük olarak birleştikleri tanrı ise, aslında Babil'in baş tanrısı olan Marduk'tur.

    Miraç'la ilgili olayların aslı, iki sevgili olarak görülen Baal ile Astarti'nin (İştar'ın) birbirlerine kavuşmalarıyla ilgilidir. Baal'ın simgesi hilal göktedir, yerdeki sevgilisi Beş köşeli yıldız ise kendisinden uzaktadır. Miraç'da yerdeki Beş köşeli yıldız yükselerek sevgilisi Hilal'e kavuşur. Beş köşeli yıldız, Hilal'e o kadar yakınlaşır ki, bunun ölçüsü olarak "iki yay arası, hatta daha yakın oldu" ifadeleri kullanılır. Buradaki ölçünün yay olarak verilmesi hilalin yay şeklinde olmasındandır. Hilal ve Beş köşeli yıldızlar birlikte resmedildiklerinde verilen ölçü yaklaşık olarak bu ölçüdedir. Hilal sözcüğü Allah sözcüğünün ayna görüntüsünü oluşturur ve aynı zamanda simgesidir. Muhammed sözcüğü arapça yazılışıyla kenarları birleştirildiğinde Beş köşeli yıldız şeklindedir. Bu şekilde Miraç olayı dinsel bir görünüm kazanır. Hilal ve Lale sözcükleri ebced hesabıyla 66'dır ve aynı zamanda Marduk ve Baal'ın sayısıdır. Allah "Lale" ile simgelenirken, Muhammed de "Gül" ile simgelenir. Kırmızı Gül'le ilgili kavramlar benzer şekilde Da Vinci Şifresi romanındaki beş köşeli şifre kutusunun üstünde de bulunur. Gül'ün adı filmi ya da Gül-Haç örgütü gibi kavramlarda da yer bulan Kırmızı gül, hem dinsel alanda hem de ruhçulukta önemli bir yere sahiptir. Buradaki sözkonusu gülün ilk başta gelen bir türünün, beş köşeli yıldız şeklindeki bir çiçek olduğu akılda tutulması gereken önemli bir ayrıntıdır.

    Simgeleri Güneş, Ay ve Yıldız olarak gösterilen Babil üçlüğü, daha sonraki dönemlerde farklı adlarla devam eder. Bu simgelerin ait oldukları tanrıların farklı adlar alması, bu tanrıların farklı tanrılar oldukları anlamına gelmemektedir. Yalnızca yöresel lisana ve sözcüklerin taşıdıkları anlama göre yapılan ilaveler olarak görülmelidirler. Aşağıdaki farklı tanrı adları bunların devamıdırlar.

    Marduk: Güneş, Ay-Hilal ve Yıldız. Işık veren üç temel gök cismi.
    Güneş: Şamas, Tammuz, Dionisos, Adonis
    Ay-Hilal: Sin, Baal (Ha Baal, Hubal)
    Yıldız: İştar, Astarti, Aştoret, Kibele, Venüs

    Bu tanrıların temelde tek bir tanrı Marduk'a ait oldukları, bunlara ait simgelerin ve birbirleriyle ilişkilerinden görülmektedir. Marduk'la ilgili temel simgesel sayı 6 ve katlarıdır. Marduk aynı zamanda güneş tanrısıdır. Bu nedenle daha sonra Tammuz gibi bir adı taşıyan bir tanrının, aynı tanrı olduğu kullanılan simgelerden anlaşılmaktadır. Tam Ateş anlamına gelen Tammuz sözcüğü güneş için uygun bir sıfattır ve Tammuz'un sayı simgesi de, Marduk'la aynı olarak 6 ve katlarıdır. Her ne kadar Baal ile ilgili simge hilal olarak güneşten farklı olsa da, Tammuz'la Baal'ın sayı simgesi de ortaktır. Baal'in 6 ve katları olan simgesi laleyle simgelenir. Lalelerin farklı türleri bulunmakla birlikte, bazı laleler sarı renkleriyle, ortasındaki siyahlıkla ve altı yaprağıyla Baal'ın simgesidir. Ancak açıldığında güneş gibi olan bu laleler (Manisa Lalesi) bu özelliğiyle güneşi simgeledikleri için aynı zamanda güneş tanrısı Tammuz da olmaktadır. Baal sözcüğünün içinde efendi, koca ve sahip anlamları bulunduğundan, ayrıca hem Tammuz'un, hem de Baal'ın Astarti'yle evli olmasından dolayı da bunların aynı tanrı oldukları görülebilmektedir. Buna göre "Baal Tammuz" sözcükleri yaklaşık olarak "Efendi Tam Ateş", ya da "Efendi Güneş" olarak çevrilebilir.

    Yıldız tanrısı İştar (Astarti) Tammuz'un eşidir ve Baal sözcüğü "koca" anlamını taşıdığından, aynı zamanda farklı bir tanrı olan Baal'la da evli gibi görülmesi çelişkili bir durum değildir. Bu durum Beş köşeli yıldız simgeli İştar'ın yıldızının, ülke bayraklarında hem Tammuz'un simgesi güneşle (haçla), hem de Baal'ın simgesi hilalle yanyana kullanılmasından da anlaşılır. Ancak gerek bu tanrıların simgelerinin birden fazla oluşu, gerekse birbiriyle ilişkilerinin tam bilinmemesi nedeniyle bu durum gözden kaçırılır. Aşağıda bunlara ait baş simgelerin yanı sıra alt ya da ikincil simgeler bunu anlatmaktadır:

    Tammuz: Güneş
    6 ve 66 sayıları (Bazı ilkeler ve inanç sayı ve şartları altıdır)
    Haç şeklinde T harfi
    Gamalı Haç
    Güneş çemberi ya da Güneş Diski
    Sarı renk
    Altıgen (Bal peteği)
    Altı köşeli yıldız (İçiçe iki piramit yandan altı köşeli yıldız resmini verir)
    Birbirine ters olarak içiçe iki piramit.

    Baal: Ay
    Hilal
    6 ve 66 sayıları
    Boynuz
    Boyunduruk
    Lale (Özellikle, içi siyah dışı sarı laleler. Laleler dinsel anlamda kullanıldıklarında asıl olarak Baal adıyla anılan tanrı için kullanılmış olur.)

    İştar: Yıldız
    Beş köşeli yıldız (Bazı inanç sayı ve şartları beştir)
    Meşe yaprağı (Beş köşeli yıldız şeklindedir.)
    Meşe ağacı
    Odun direk (Kutsal odun: Holy Wood -> Hollywood, Yüksektepe sözcüğü Baal ve İştar'a tapınılan yerler olarak önem taşıdığından Hollywood sözcüğü yüksekçe bir tepede yer alır. Ayrıca Baal ve İştar tapınması bunlara ait felsefeleri de içererek, Yüksektepe felsefeleri özel bir anlam taşır.)
    Kırmızı gül (Kırmızı gülün bir türü beş köşeli yıldız şeklindedir. Kırmızı gül olarak kastedilen gül bu türdür. Ancak normal güller de İştar'ın simgeleridir. Kırmızı gül dinsel anlamda kullanıldıklarında asıl olarak İştar adıyla anılan tanrıça için kullanılmış olur.)
    Kalp sembolü (Ters şekliyle İştar'ın kalçalarını simgeler. Şekli İştar'ın beş köşeli yıldızını içine alacak yapıdadır.)

    Bütün dünya ülkelerinin bayrakları ve siyasi partiler, bu simgelerden bazılarını ülkelerinin ya da partilerinin bayrağının simgeleri olarak kullanırlar. Bununla birlikte, ülkelerin ve siyasi partilerin sayılarının çok olmasından ötürü buradaki simgeler hepsine yetmediğinden, birçok ülke bayrağı yalnızca şeritler içerir. Bu şeritler genellikle üç şerit olarak Babil'in bu üçlü tanrılarını simgelerler. Ancak bu şeritlerin üç olması da şart değildir, bazılarında iki simge olarak iki şerit de kullanılır. Bir bayraktaki üçgen bir piramiti simgeler. Ayrıca bazı bayraklarda simgeler biraz daha gizlenmiş bir şekil alır. Örnek olarak "orak ve çekiç" hilal ve haç simgesidir. Başka bir örnek "meşe yaprağı" şeklindeki bayrakla ilgilidir. Bunun asıl anlamı beş köşeli yıldızdır. Benzer şekilde bütün dünyada olmak üzere siyasi partiler de bir şekilde bu simgeleri kullanırlar. Ancak buradaki simgeler hepsine yetmeyeceğinden, burada simgelerle oynanarak biraz farklılıklar yapılır ve simgelerin simgeleri de denilebilecek şekilde, daha farklı simgelerin kullanımına gidilir. Örneğin güneşi simgeleyerek bir ampul, akşam maviliğinde gökteki hilali simgeleyerek denizde sıçrayan bir yunus balığı, altıgen ve sarı rengiyle güneşi simgeleyerek bal peteği, Babil kökenli mitolojideki atı simgeleyerek beyaz at ve Babillilere yol gösteren altılı fal oklarını simgeleyerek oklar gibi sayısız simge bunlara birer örnek olarak verilebilir.

    Yukardaki bütün simgeler ve bunların birbirleriyle ilişkileri, bir bütün oluşturarak "Canavarın Sayısı Altıyüzaltmışaltı" olarak adlandırılan kavramın içeriğini meydana getirirler. Temel olarak siyaset, ticaret ve din üçlüsü bu kavramın temel unsurları olduklarından, bütün bu simgeler bütün dünya çapında ve hemen hemen her alanda kullanılırlar. Örnek olarak bir futbol topundaki altıgen ve beşgenden oluşan parçalar, ya da Hollywood yıldızlarının beş köşeli yıldızla simgelenmesi, bunların temelde Baal ve İştar tapınmasıyla ilgili olması ve felsefelerinin bunlara özgü "yüksektepe" felsefelerinin bir kısmını oluşturmasındandır.

    Tesbihlerin 33'erlik olması 66 sayısı ve piramitlerle ilgilidir. Bunlar aynı zamanda hilal tapınmasında kullanılan sayılardır. Hilal sözcüğü ebced hesabında, lale sözcüğünde olduğu gibi 66 sayısını verir. Bu sayı üçü de aynı tanrı olan Marduk, Tammuz ve Baal'ın sayısıdır. 33 sayısı yerdeki piramiti simgeler. Diğer bir 33, ilk 33'ü 66'ya tamamlayarak ters duran ikinci piramiti verir. Bu şekilde 66 sayısı tamamlanarak Marduk'un simgelediği Şeytan yüceltilir. Alttaki piramit Şeytan'ın yerdeki örgütsel yapısını simgeler. Bu piramit görünür maddi bir yapıyken, üstteki ters piramit Şeytan'ın görünmez varlıklardan oluşan örgütsel yapısını simgeler. Bu şekilde Şeytan hem yerdeki hem de gökteki örgütün baş yöneticisi sıfatına sahiptir. Yerdeki örgütlenmeyi simgeleyen alttaki piramit, aynı zamanda "Canavarın Sayısı Altıyüzaltmışaltı"yı oluşturmaktadır. Tesbihin ayrıca 33'erli olmasının başkaca bir anlamı da, ilk 33'le yerdeki örgütün, 66'yla Şeytan'ın ve 99 ile gökteki örgütünü oluşturan görünmez varlıkların yüceltilmesidir. Bu şekilde 99 ile Marduk ve ona bağlı tüm varlıklar ve düzeni simgelenmiş olur.

    Bir 33: Yerdeki (görünür) piramit: Canavar (Altıyüzaltmışaltı - Yerdeki örgüt.)
    Diğer 33: Üstteki (görünmez) ters piramit: (Göksel görünmez örgüt -> Agarta)
    33'lük zikir: Yerdeki örgütün anılması için,
    66'lık zikir: Marduk'un anılması için,
    99'luk zikir: Göksel görünmez örgütün anılması için.

    http://tr.wikipedia.org/w/index.php?...&oldid=7622401

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •