Karanlık bir kuyunun içindeyim. Ellerim kollarım bağlı. Çıkamıyorum buradan. Derin derin nefes alıyorum. Oksijen bitmek üzere içeride... Bağırıyorum, ağlıyorum ama nafile kimse duymuyor sessiz çığlıklarımı... Her yerim kanamaya başlıyor sonra... Müthiş bir acı duyuyorum; ama acıyan ve kanayan bedenim değil... Ruhum bu... "Bırak beni..." diyor. "Bırak da gideyim..."
-Seninle yaşamak istemiyorum artık!
-Hayır sana ihtiyacım var! Hiçbir yere gidemezsin!
-İstemiyorum seni, anla artık bırak beni! Hem ölmekten neden korkuyorsun? Sen zaten yaşamıyorsun.
-Hayır, yaşıyorum ben. Yalan söyleme! Bak hala nefes alıyorum görmüyor musun? Kalbimin çarpışlarını duyuyor musun?
-Evet duyuyorum; ama yaşamıyorsun. Kendini kandırıyorsun sadece...
-Hayır, yaşıyorum ben!
-Peki söyle o zaman yaşıyorsan eğer, sen hiç hayatın boyunca rengini gördün mü? Bir an olsun mutlu oldun mu? Hayatı umursadın mı hiç?
Neden susuyorsun? Konuşsana! Kaldır kafanı, yüzüme bak ve cevap ver hadi bana! Veremiyorsun değil mi? İkimize de zindan ettin bu dünyayı.Sana uzanan elleri hep geri çevirdin. Karanlıklarda yaşamayı sen seçtin. Güneş gözlükleri vardı çünkü senin gözünde, asla çıkarmadığın... Oysa ki çoğu insanın kolay, kolay sahip olmayacağı şeylere sahiptin sen... Ama yine de yaranılmıyordu sana...
Çünkü sen nankördün... Yaptığın hiçbir şeyle mutlu olmasını bilmiyordun.
-Böyle olmayı ben seçmedim. Çok denedim o lanet güneş gözlüklerini çıkarıp atmayı ama başaramadım. Bırakma sen de beni ne olur çok yalnızım... Gitme, yalvarıyorum...
-Bak yine kendini düşünüyorsun sen. Umurunda bile değilim aslında... Yalnız kalmaktan korkuyorsun.
-Hayır doğru değil! Sana değer veriyorum. Gitmeni istemiyorum.
-Bugüne kadar hiç umursamadın beni. Şimdi neden, neden bu yalvarışlar? Hep karanlık kuyularda yaşatmadın mı sen beni?Ellerimi, kollarımı bağlamadın mı? Her yerimi kanatmadın mı? Hiç söz hakkı verdin mi bana? Fikrimi sordun mu? Ağzımdan çıkarken kelimeler yutmadın mı? Haydi söyle! Yapmak istediğim şeyleri hiç yaptırmadın. Beni hiç özgür bırakmadın. Senin istediğin olmalıydı değil mi?
Hep sen haklıydın, ben yanlıştım senin için... Dışarı çıkmamalıydım ben... Hep karanlıkları görmeliydim. Nefretle, kinle, acıyla yaşamalıydım.Üzgünüm artık katlanamam sana...Ellerimdeki ve ayaklarımdaki zincirleri kopardım sonunda...
Işığa gidiyorum artık, ait olduğum yere... Huzura kavuşuyorum geç de olsa... Vakit geldi artık... Bak, ışıkları görüyor musun? Ne kadar da güzeller... Tanrım ne güzel bir duyguymuş siyahtan başka renkleri de görebilmek... Evet, veda vakti gidiyorum işte... Ağlama boşuna fayda etmez bu saatten sonra... Üzgünüm seni terk ediyorum ve son bir soru soruyorum sana..
YAŞAMAK NEDİR? SADECE NEFES ALMAK MIDIR?
Alıntı()


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla