bakışların dipsiz kuyulardan su çeker
çıkrığı boşaltır rakımı demlerim
yüzümü nefesinle yıkamışım çünkü çoktan
zamanı rakı şişesinden bilmeyi
senden öğrenmişim ansızın
baktım ki bakamıyorum
vazgeçmenin vaktidir
kalbimi avuçlar uzatırım
aşk damlar avuçlarımdan
dokunur parmakların

biri kapımı çalar
ardına kadar açık olsa da
işaret eder ikinci
sana çıkan sokakları
hepsini ezbere bilirim oysa
küfreder öteki
bilmezden geldiğimi sanıp
söz verip suçu üstlenecek
ve kelepçelenecektir bir diğeri
en güzel hep masum kalsın diye

parmak uçlarınla geçersin
çizgilerimin üstünden tek tek
kimseler duymaz bu yüzden
ne uzun yürüyüştür bu
bütün sokaklarında hayatımın
parmak izlerini bırakır
bir meydanda bulurum düşünceli
-burada kaç aşkın yitip gittiğine
ve adımızın neden verilmediğine-
parmak basıp sızlanırken kendimi

avuçlarımdan kazıdığın barutu
sıkı tut avuçlarında
çünkü havaya uçurulacak
sevda dolusu bir yürek
bulunamıyor her zaman
kibritlerimi güneşe serdim
sağanak yağışlar altında
kuru yük gemileri üzerine
bahse girerim hiç bilmeyeceğiz
fitili ateşleyen korsanın adını


Arsen Altan