Bir ağacı diker ve beklersiniz.
Sonra onu kurudu diye söker, köklerini çıkarır fakat daha yaş olduğunu görür ve teessüre düşersiniz...
Sebepsiz ve vakitsiz üzüntülerle vakit geçirmemek, manasız hareketlere kalkmamak, beklemek ve zamanını anlayabilmek marifettir.
Bazen birçok seneler hiçbir karşılık görmeden beklemek lüzumu hasıl olur.
Bu kadar manasız bir bekleyişin üzerinde sebat edebilmek
sağlam bir karakter ve yüksek bir cesarete bağlıdır.
Öyle meyve veren ağaçlar vardır ki
onların neşvü neması birçok senelere bazen de bir ömre bedeldir.
Fakat gene bunu dikerler.
Kendileri o ağaca verdikleri emeklerin neticesini görmeseler bile
kendilerinden sonra gelenlere bir yardımı olur düşüncesi,
onları böyle karşılıksız fedakarlığa sevk etmiştir.
Beklemek- sabır-teslimiyet anahtarlarıdır hayatın kapalı kapılarının...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

Elbette benim gibi hırçın ve evde tek başına olmaktan kafayı yemeyen daha masum,daha insancıl daha uysal çocuklarda vardı.Böyleleri bekler, edinmek için birşey bile yapmaz gider usluca annelerinden oyuncağı isterler ve anneleri de kibarca "şuanda onu alacak durumumuz yok UysalCancığım biliyorsun." der...Ve konu kapanır.
