• Reklam
1 sonuçtan 1 --- 1 arası gösteriliyor
  1. #1
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Kılıçdaroğlu ve 4 silahşörler!

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun “genel başkanlığa adaylığını açıklama” sürecinde CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın da destek vermesi önemliydi.

    Ama bundan sonra -yıpranmış bir isim olarak- onun da gücü elinde tutma direnişinden vazgeçmesi, CHP’nin yepyeni bir başlangıç yapmasına, bunu yaparken de her türlü baskıdan arındırılmış olarak yapmasına fırsat vermesi gerekiyor. Halk nezdinde belli nedenlerle antipati toplamış, statükocu -değişimin önünü tıkayan- bir isim olarak görülen Önder Sav bu dönemde geri çekilmeyi mutlaka bilmeli, bilmiyorsa bu sağlanmalıdır.

    Diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu için Bülent Arınç’ın konuşmasında geçen bazı cümleler önemli;

    “CHP’nin tabanında ona bir karşılık vardı, cesur davrandı... “Yüzde 40 oy alacağım açıklaması bir genel başkan adayı için isabetli bir hedef ama buna halk karar verir. Baykal’ın kabahati yüzde 20’yi aşmayı başarı olarak görmesiydi” demiş.


    HERKES SEVİYOR

    Oysa Kılıçdaroğlu için (Baykal’dan farklı olarak) sadece CHP tabanında değil diğer partilerin tabanında da oy şansı olacaktır. Dürüstlüğü, sözünün arkasında durması, halkın içinden gelen kişiliği, tevazusu, sempatisi, “gerçek demokrasi”ye inancı ile örneğin İstanbul Belediye Başkan seçiminde son saatlere kadar seçimi önde götürmesi başka kesimlerden de oy aldığını göstermişti.

    Bu nedenle “Baykal’ın yüzde 20’yi başarı görmesi” ile kıyaslama yapılabileceğini hiç sanmıyorum, çünkü Baykal uzunca bir süredir “gitmesi gerektiği halde çekilmeyen” ve son dönemde görevini iyi yapmasına rağmen yıpranmış bir siyasetçiydi.

    Kılıçdaroğlu ise tam aksine değişimi, gençleşmeyi temsil eden bir genel başkan adayı...


    LİDER DEĞİL EKİP

    Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bir CHP’nin yüzde 40 oya ulaşabileceği daha adaylığını açıklama noktasında anketlerden de anlaşılıyor. Ama bugüne kadar Türkiye’de partiler hep “liderin partisi” olarak süregeldi. Kılıçdaroğlu seçim sistemini değiştirerek bu durumu da ortadan kaldırabilecek bir lider olacaktır. Yüzde 10 barajını değiştirecek, dokunulmazlıkları kaldıracak cesarete sahip olan da odur.

    Bunları yapacağını “tek başına değil, devamlı üç dört kişilik bir ekiple, ortaya çıkarak” açıkça anlatabilir. Bu ekip parti içinden Gürsel Tekin, Atilla Kart, Kemal Anadol, Muharrem İnce, İsa Gök gibi yine halka yakın ve akılcı isimler arasından seçilebilir. Parti dışından Süheyl Batum gibi bazı anketlerde “ikinci isim” olarak çıkan değerli bilim adamlarına teklif götürülebilir. Ki kendisi 16 Mayıs’ta Her Açıdan’da “böyle bir teklifi değerlendirebileceğini” açıkladığı andan itibaren gelen yüzlerce mesaj “bunun beklendiğini” gösteriyordu.

    Kılıçdaroğlu “her tür baskıya direneceğini” adaylığı ile ortaya koydu. Bundan sonra da attığı adımlarla bunu pekiştirmesi gerekiyor.

    Alexandre Dumas’nın kitabından uyarlanan 4 Musketeers (4 Silahşörler) filmi geliyor aklıma... Silahşörlerin kılıçlarının yerine beyinlerini koyacak, hırsları unutup güçlerini birleştirecek 4 akıllı siyasetçi “lider hegemonyasını yıkarak” ve bunun yanında halka gerçekleri anlatarak kimbilir neler başarır?.. Türkiye bunu onlardan bekliyor! (Filmi birlikte izlemelerini öneririm.)



    *****



    Baykal’a düşen tek görev!

    Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasından sonra kendisi aday olup olmayacağını net şekilde söylememiş, bunu Cevdet Selvi ile CHP il başkanları toplantısına gönderdiği mesajda da açıklamamıştı. Hatta toplantı günü (dün) gazetelerde MYK üyelerinin kendisine yaptığı “dön” çağrısına karşılık “Üzerime düşeni yapacağım” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığından duyduğu telaşı ve “imkân olsa hemen geri döneceğini” belli etti.

    Aynı sıralarda Yılmaz Ateş’in, Kılıçdaroğlu’nun en doğal hakkı olan “adaylığını açıklaması” ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu’na ve onu destekleyen Önder Sav’a “Bizi arkadan hançerlediler, bu tuzaktır, ihanettir” benzeri anti demokratik sözlerinin de Baykal’ın tutumundan geri kalır yanı yoktur.

    81 il başkanının 77’si Kılıçdaroğlu’nu desteklemişken ve AG’nin son yaptığı ankette de yüzde 70.4 Baykal’ın geri dönmesine “hayır” derken (CHP’nin de 62.7’si) artık Baykal’a “olgunluk göstererek kenara çekilmek”ten başka düşen bir görev kalmamıştır.

    Şu anda partide son derece demokratik bir tablo var, buna rağmen CHP’nin rakiplerinin yaratmaya çalıştığı “CHP’de çatlak var” havasının başarıya ulaşmasına katkıda bulunmak istemiyorsa Baykal artık susup partiyi tümüyle özgür bırakmalıdır. Bu noktadan sonra ona “onursal başkan”lık gibi bir pozisyonun verilmesinin bile parti içi baskıların ve entrikaların sürmesine neden olabileceği düşünülmeli, deneyimiyle vereceği desteği milletvekili konumunda vermesi sağlanmalıdır.

    Anayasa değişikliğindeki sakıncalarını halka anlatma, Anayasa Mahkemesi’nin yanlış tanıtılmasını önleme, terör tehditleri gibi çok önemli konular dururken parti içi sorunları en kısa sürede kestirip atmaları gerekiyor.


    *****



    Çoğulculuk

    Bilgi Üniversitesi’nde 19-24 Mayıs tarihlerinde yapılacak İstanbul Seminerleri’yle ilgili bilgi geldi dün.

    İlk paragrafında Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın yerli-yabancı sosyolog ve filozoflarla birlikte “çoğulculuğu yerleşik hale getirme” ile ilgili toplantı yapacakları belirtilmiş.

    Okur okumaz “Çoğulculuğu yerleşik hale getirmede ilk adım bir toplumun yaşam kontratı olan anayasasındaki değişiklikleri çoğulcu demokrasiye saygılı şekilde yapmak değil midir” diye düşünüyor insan...

    “Tek bir partinin istediği şekilde hazırlanmış” maddeleri halka dayatmak “çoğulculuğun neresinde” duruyor acaba? Toplantıda sormak isterdim.

    http://haber.gazetevatan.com/haberde...?Newsid=306346

    sağlam bir ekip beklentilerimiz çok ...
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler
    • Dosya Türü: jpg 0..jpg (42.7 KB, 0 Görüntülenme)
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •