• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
39 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    24-05-2010
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0

    Evrımın kayıp bır halkası bulundu sahtekarlıgı ve evrıme daır her sey

    ben simdi forumda evrimin bir halkasi daha bulundu adli yazi sahtekarliginda cokca yazi yazdim ve cevap alamayinca konuyu kendim yazmaya karar verdim.Ben Australopithecus Sediba sahtekarligini,ondan onceki sahtekarliklari ve evrimi alt-ust eden bazi seyleri BILIMSEL delillerle yazicam asagida.
    1. Australopithecus Sediba.

    Güney Afrika’da Malapa mağarasında 2008 yılında bulunan fosil, iki canlıya ait parçalardan oluşuyordu. Darwinistler bulunan parçaların “tam bir iskelet” oluşturduğunu iddia ettiler. Ne var ki bu fosiller aslında tek bir kafatasından ve iki canlıya ait birkaç tane kemikten ibaretti. Daha açık bir deyişle ortada Darwinistlerin iddia ettiği gibi tam bir iskelet yoktu. Fakat elbette daha önce tek bir serçe parmak fosilinden hayali bir canlının sosyal ortamda kapsamlı rekonstrüksiyonunu yapmaktan çekinmeyen Darwinistler için bulunan kemik miktarı, üzerinde bolca spekülasyon yapmaya yetecek miktardaydı.
    Henüz tek bir proteini açıklayamayan Darwinistler, bu yeni fosillerin hayali “atamız” olduğunu iddia ettiler. Ancak bir metreye ulaşan boyları, 420-450 cc büyüklüğündeki beyin hacimleri (insanın 1200-1600 cc’lik beyin hacmine göre bu oran oldukça küçüktür), ağaçlara tırmanmalarını sağlayacak orangutanlarınkinden farksız uzun kolları, kısa bacakları kısaca tüm özellikleriyle tam anlamıyla birer maymun türü oldukları anlaşılan bu iki canlı fosili, bütün bu delillere rağmen her nedense Darwinistler tarafından “dik yürüyen canlılar” olarak ilan edildiler.
    Hemen her soyu tükenmiş maymun türü için evrimcilerin ortaya attıkları bu meşhur dik yürüme iddiasının elbette ki bu defa da hiçbir dayanağı yoktur. Konu hakkında tek bir delil bile sunulmamıştır. Fosiller yalnızca bu canlıların birer maymun türü olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılmak istenen şey, tıpkı Ardi aldatmacasında olduğu gibi, mükemmel bir şempanzeyi dik yürüyor göstererek insanın sahte evrimine sahte bir ara form oluşturabilmektir. Fakat tıpkı Ardi’de olduğu gibi bu iddia da tamamen delilsizdir, kesin olarak uydurmadır. Dahası yine tıpkı Ardi yaygarasında olduğu gibi Darwinistlerin çoğu bu yaygaradan duydukları utancı açıkça dile getirmektedirler.

    Daha henüz tek bir proteinin bile oluşumunu açıklayamayan Darwinistlerin ünlü bir Homo habilis iddiaları vardır. Darwinistler, genellikle soyu tükenmiş maymun fosillerini alır ve bunları bir anda Homo habilis ilan ederler. Fosille ilgili her şey onun bir maymun türünden başka bir şey olmadığını açıkça gösterirken Darwinistler, ellerinde hazır soyu tükenmiş bir fosil varken bunu kendilerince en iyi şekilde kullanmaya ve spekülasyonlarının bir parçası haline getirmeye çalışırlar. Bunun için de en ikna edici olan yol, “kolları bacakları, kafatası hacmi, büyüklüğü, uzunluğu vs., kısacası fosillerin gösterdiği tüm özellikler onun maymun olduğunu gösteriyor ama bu canlı muhtemelen dik yürüyordu” demektir. İşte bu yolla soyu tükenmiş her maymun fosilinin dik yürüdüğü “farzedilir” ve fosil, Darwinistler tarafından bir anda “Homo habilis”, yani hayali “maymun atamız” haline getirilir.

    Neyse ki bu aldatmaca çok önce deşifre edilmiştir ve Darwinistler bu aldatmacaya insanların büyük bir çoğunluğunu artık ikna edememektedirler. Nitekim Darwinistlerin üzerinde spekülasyon yaptıkları maymun fosilleri, her defasında Darwinistlerin kurguladıkları sahte evrim hikayesini ve bunun üzerine yapılan sahte tarihlemeyi tamamen altüst ettiğinden, daima Darwinistler açısından büyük bir sorun teşkil etmiş, sürekli aralarında anlaşmazlık çıkmıştır. Bu konuda Darwinistlerin, Homo habilis türünün bir maymun olarak değerlendirilmesi gerektiğine dair Associated Press internet sitesinde çıkan açıklamalarını da unutmamak gerekir.[1]
    Söz konusu fosilde de aynı durum söz konusudur. Darwinistler, 1.95 milyon ila 1.78 milyon yıllık olduğunu tahmin ettikleri bu fosilleri tarihleri itibariyle bir türlü kendi kurguladıkları hikayelerinde bir yere yerleştirememektedirler. Zaten bu sebeple sürekli hikaye değiştirmektedirler. Oysa ellerindeki bu kemik parçaları, gerçekte soyu tükenmiş bir maymun türüne aittir. Darwinistler asıl şundan endişelenmelidirler: Şu anda ellerindeki fosiller mükemmel canlılara aittir. Bu mükemmellik Darwinizm’in en büyük çöküş sebeplerinden birisidir. Şimdiye kadar ele geçirilmiş 300 milyon fosilin tamamı mükemmel yapıdaki, kusursuz anatomideki, olağanüstü simetriye sahip canlılardan oluşmaktadır. Demek ki canlılar mutasyonla evrimleşen, birbirinden türeyen, rastgele gelişip rastgele değişen, tesadüfen evrimleşen canlılar değildirler. Fosil kayıtları 150 yıldır Darwinistlere bu gerçeği haber verir. Darwinistlerin, evrim teorisini ortadan kaldıran bu mükemmel fosilleri evrime delil olarak sunmaya çalışmaları olağanüstü derecede şaşırtıcı ve onlar açısından utanç vericidir.

    Ida’da hüsranla sonuçlanan, Ardi’de Darwinistlerin rezil olmasına sebep olan bu yaygara metodunun yeni fosilde de etkili olacağını zanneden Darwinistler çok yanıldılar. Çünkü yapılan yaygara, bir yandan Darwinistleri oldukça küçük duruma düşürürken, diğer yandan da kendi saflarındaki bilim adamları tarafından yeriliyor. Artık oyunları öylesine zavallı bir hal aldı ki, Darwinist iddialar Darwinist bilim adamları tarafından eleştiriliyor.

    Darwinist bilim adamlarının yeni fosil hakkındaki iddialarının geçersizliğine dair ifadeleri
    Soyu tükenmiş mükemmel bir maymun fosilini, fiziksel özellikleri tam tersini göstermesine rağmen “dik yürüdüğünü umuyoruz” diyerek insanın atası ilan eden Darwinistlere en büyük tepki, artık bu mantık dışı yaygaradan utanan Darwinistlerden geldi.
    Söz konusu iddiayı duyan tanınmış Darwinist bilim adamı Carl Zimmer, söz konusu iddiaları, Ida hakkındaki aldatmacalara gönderme yaparak, “lütfen, lütfen, yine mi?” şeklindeki yakınmalarla karşıladı.
    Zimmer, Slate dergisi internet sitesindeki yazısında, bu haftanın yeni sözde “kayıp halka”sının ilk olarak Telegraph gazetesinde, ardından da hiç vakit geçirmeden diğer haber kanallarında tanıtıldığını belirtiyordu. Zimmer, fosil hakkında hiçbir bilgi verilmemiş olmasına rağmen söz konusu yayınların “sonunda atamız bulundu” şeklindeki haberlerine kinayeli bir üslupla dikkat çekiyordu. Nihayet fosil hakkındaki bilgiler Science dergisinde neredeyse bir hafta sonra yayınlandığında Zimmer’in deyimiyle dünya sonunda ünlü Australopithecus sediba ile buluşmuştu. Zimmer şöyle devam ediyordu: “Bu fosiller pek çok yönden oldukça önemliler, fakat bir şey var ki o da birer kayıp halka olmadıkları.” [2]
    New York’daki Stony Brook üniversitesinden Bill Jungers da, söz konusu fosilin Homo habilis tanımlamasıyla ilgisi olmadığını belirterek, bunu bir başka mükemmel maymun olarak tanımlıyordu.
    Nature News’daki haberde ise Michael Cherry şunları söylüyordu: “araştırmacıların fosilin insanın evrimindeki ara türleri temsil ettiği ve Australopithecus ve homo türleri arasında durduğu yönündeki önerileri, diğer araştırmacılar tarafından fazla abartılmış bulunarak eleştiriliyor”.[3]
    Fosil üzerinde araştırmayı yapan Lee Berger’in taraftarlarından biri ise şunu ifade ediyordu: “Malapa örnekleri Homo habilis diye bir sınıflandırma olup olmadığı konusundaki tartışmayı yeniden alevlendirecek.”[4]
    Başka bir eleştiri ise söz konusu fosilin, diğer bilinen türler arasındaki varyasyondan başka bir şey olmadığı yönündeydi. Yani Darwinistler de bunun yalnızca bir maymun türü olduğunu açıkça biliyorlardı.

    [1] Paleoanthropologists Disown Homo habilis from Our Direct Family Tree,
    http://www.evolutionnews.org/2007/08...disown_ho.html
    [2] Carl Zimmer, Yet Another "Missing Link", Slate, Posted Thursday, April 8, 2010,
    http://www.slate.com/id/2250212/pagenum/all/#p2
    [3] Michael Cherry, Claim over 'human ancestor' sparks furore, Published online 8 April 2010,
    http://www.nature.com/news/2010/1004....2010.171.html
    [4]Michael Cherry, Claim over 'human ancestor' sparks furore, Published online 8 April 2010,
    http://www.nature.com/news/2010/1004....2010.171.html

    2.simdide Homo habilis,ardi ve ida sahtekarliklarini yazmak istiyorum:

    HOMO HABILIS

    Australopithecus'un iskelet ve kafatası yapılarının şempanzelerden neredeyse farksız oluşu ve canlıların dik yürüdükleri iddiasının da sağlam kanıtlarla çürütülmesi, evrimci paleoantropologları oldukça zor durumda bırakmıştır. Çünkü hayali evrim şemasında Australopithecus'dan sonra Homo erectus gelir. Homo erectus, isminin başındaki "homo" yani "insan" teriminden de anlaşıldığı gibi bir insan grubudur ve iskeleti de tamamen diktir. Kafatası hacmi Australopithecus'un iki katı kadardır. Şempanze benzeri bir maymun türü Australopithecus'dan, günümüz insanından farksız bir iskelete sahip olan Homo erectus'a geçmek ise, evrimci teoriye göre bile mümkün değildir.

    Dolayısıyla "bağlantı"lar, yani "ara form"lar gerekir. İşte Homo habilis kavramı, bu zorunluluktan doğmuştur.

    Homo habilis sınıflandırması 1960'lı yıllarda ailece "fosil avcısı" olan Leakey'ler tarafından ortaya atıldı. Leakey'lere göre, Homo habilis olarak sınıflandırdıkları bu yeni tür canlı, dik yürüme yeteneğine, göreceli olarak büyük bir beyin hacmine, taştan ve tahtadan alet kullanma yeteneğine sahipti. Bu sebeple insanın atası olabilirdi.

    Oysa 80'li yılların ortalarından sonra bulunan aynı türe ait yeni fosiller, bu görüşü tamamen değiştirecekti. Yeni bulunan fosillere dayanan Bernard Wood ve Loring Brace gibi araştırmacılar, bunların, "alet kullanabilen insan" anlamına gelen Homo habilis yerine, "alet kullanabilen Güney Afrika maymunu" anlamına gelen Australopithecus habilis olarak sınıflandırılması gerektiğini söylediler. Çünkü Homo habilis, Australopithecus ismi verilen maymunlarla birçok ortak özellikler taşıyordu. Aynı Australopithecus gibi uzun kollu, kısa bacaklı ve maymunsu bir iskelet yapısına sahipti. El ve ayak parmakları tırmanmaya uyumluydu. Çene yapıları tamamen günümüz maymunlarınınkine benziyordu. 630 cc.'lik beyin hacimleri de bunların birer maymun olduklarının bir göstergesiydi. Kısacası bazı evrimciler tarafından bir ara form olarak gösterilen Homo habilis, gerçekte tüm diğer Australopithecuslar gibi soyu tükenmiş bir maymundu.

    İlerleyen yıllarda yapılan araştırmalar, Homo habilis'in gerçekten de Australopithecus'tan farklı bir canlı olmadığını ortaya koydu. 1984 yılında Tim White tarafından bulunan ve OH62 ismi verilen iskelet ve kafatası fosili, bu türün günümüz maymunlarınınki gibi küçük beyin hacmine, dallara tırmanmaya yarayan uzun kollara ve kısa bacaklara sahip olduğunu gösterdi.

    Amerikalı antropolog Holly Smith'in 1994 yılında yaptığı detaylı analizler de yine Homo habilis'in aslında "homo" yani insan değil, maymun olduğunu gösterdi. Smith, Australopithecus, Homo habilis, Homo erectus ve Homo neandertalensis türlerinin dişleri üzerinde yaptığı analizler hakkında şöyle diyordu:

    Dişlerin gelişimi ve yapısı kriterine dayanarak yaptığımız analizler, Australopithecus ve Homo habilis türlerinin Afrika maymunlarıyla aynı kategoride olduklarını, ancak Homo erectus ve Neandertal türlerinin günümüz insanlarıyla aynı yapıya sahip olduğunu göstermektedir. (Holly Smith, American Journal of Physical Antropology, cilt 94, 1994, s. 307-325.)

    Aynı yıl Fred Spoor, Bernard Wood ve Frans Zonneveld adlı üç anatomi uzmanı, çok farklı bir yöntemle yine aynı sonuca ulaştılar. Bu yöntem, insan ve maymunların iç kulaklarında yer alan ve denge sağlamaya yarayan yarı-çembersel kanalların karşılaştırmalı analizine dayanıyordu. Spoor, Wood ve Zonneveld vardıkları sonucu şöyle özetlediler:

    Fosil hominidler arasında, günümüz insanı morfolojisini gösteren ilk tür Homo erectus'tur. Tersine, güney Afrika'dan gelen ve Australopithecus ve Paranthropus olarak yorumlanan kafatasındaki yarı dairesel kanal boyutları, günümüze kadar yaşayan büyük maymunlara benzemektedir. (Fred Spoor, Bernard Wood & Frans Zonneveld, "Implications of Early Hominid Labyrinthine Morphology for Evolution of Human Bipedal Locomotion", Nature, vol. 369, 23 June 1994, p. 645)

    Stw 53 adındaki Homo habilis örneği üzerinde incelemeler yapan Spoor, Wood ve Zonneveld, "Stw 53'ün, Australopithecineler'den daha az iki ayaklı davranışları gösterdiğini" buldular. Bu H. habilis örneğinin Australopithecus türünden çok daha fazla maymuna benzediği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla söz konusu bilim adamları, Stw 53'ün "Australopithecineler ve H. erectus'da görülen morfolojiler arasında ara geçiş olması mümkün değildir." sonucuna vardılar. (Fred Spoor, Bernard Wood & Frans Zonneveld, "Implications of Early Hominid Labyrinthine Morphology for Evolution of Human Bipedal Locomotion", Nature, vol. 369, 23 June 1994, p. 648.)

    Bu bulgu çok önemli iki sonucu göstermektedir:

    (1) Homo habilis adıyla anılan fosiller, gerçekte "homo" yani insan sınıflamalarına değil, Australopithecus (maymun) sınıflamalarına dahildir.

    (2) Hem Homo habilis hem de Australopithecus türleri, eğik yürüyen, yani maymun iskeletine sahip canlılardır. İnsanlarla ilgileri yoktur.

    Ardi sahtekarligi :



    Darwinistler, 150 yıl boyunca sürekli olarak insanlardan özür dilemek zorunda kaldılar; “pardon sahteymiş” dediler, “yanlışlık olmuş, insan değil domuz dişiymiş” dediler, “kusura bakmayın; güveler ağaç kabuklarına kasten yapıştırılmış”, “kafatası eyelenmiş,” “dinozora elle tüy eklenmiş”, “meğer bu canlı hala yaşıyormuş ve ara fosil değilmiş,” “ilk atmosfer böyle değilmiş...” dediler. “Embriyolar böyle değilmiş, çizimler sahteymiş” dediler. “İnsanın atası demiştik ama meğer sıradan bir maymunmuş” dediler. Sürekli özür dilediler ve tüm iddialarını geri aldılar. Fosilleri alelacele müzelerden çıkardılar. Dergilerinin bir sayısında ara fosil ilan ederken ikinci sayısında özür dilediler. Bu, günümüze kadar aynı şekilde devam etti.

    Bunun sebebi şudur: DARWİNİZM YALNIZCA SAPKIN BİR İDEOLOJİDİR, BİLİMSELLİKLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR. TEK BİR BİLİMSEL DELİLLE BİLE DESTEKLENMEMİŞTİR. İşte bu yüzden Darwinistler sürekli olarak sahte delil üretirler. Sahtekarlığın ömrü ise elbette çok kısadır.

    Sahtekarlık ortaya çıkınca Darwinistler de kamuoyunun karşısına çıkıp özür dilemek zorunda kalırlar. Piltdown Adamı, Nebraska Adamı, Sanayi Devrimi kelebekleri, Haeckel’in embriyo çizimleri, Coelacanth, Lucy, Archaeoraptor, atın evrimi serisi, insanın hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan kafatasları, Archaeopteryx ve son olarak Ida gelmiş geçmiş en büyük sahtekarlık örnekleri olarak tarihe geçmiştir. Tüm dünyada adeta bir şov şeklinde sunulan Ida, bunun son örneği olmuş, “insanın hayali atası” denilerek hakkında belgesel filmler çekilen, basın toplantıları düzenlenen ve dünyanın en tanınmış TV kanallarından birinde “hayali evrime en büyük delil” olarak tanıtılan bu fosilin, sıradan bir lemur fosilinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Darwinistler, başlattıkları büyük yaygaranın sonrasında ise her zamanki gibi özür dilemek zorunda kalmışlardır. (Konu hakkında detaylı bilgiyi buradan okuyabilirsiniz.)


    Şimdilerde ise ARDİ, BU SAHTE YAYGARANIN YENİ BİR PARÇASIDIR. Darwinistler, sıradan bir maymun fosilini almış ve onun tamamen parçalanmış, hatta milimetrik parçaları da ufalanmakta olan leğen kemiğini “dik yürüyebilecek şekilde” yeni baştan inşa etmişlerdir. Zaten söz konusu fosilin hayali insanın evrimi senaryosuna en büyük aday olarak seçilmesinin tek sebebi, leğen kemiğinin Darwinist bilim adamları tarafından yeniden ve “istedikleri gibi” inşa ediliyor olmasıdır. Darwinistler tarafından Darwinizm adına gereken yapılmış ve Ardi, tüm dünyaya pervasızca, “dik yürüyen maymun” adı altında tanıtılmıştır. Hiç çekinmeksizin, insanın hayali evriminin en büyük delili olarak sunulmuştur. Fakat bu yaygara da diğerleri gibi çok uzun ömürlü olmamış, Darwinist sahtekarlık, kısa süre içinde ortaya çıkarılmıştır. Hem de doğrudan Darwinist bilim adamlarının açıklamalarıyla.

    Şimdi ise sıra, ARDİ KONUSUNDA ÖZÜR DİLEMEYE GELMİŞTİR.

    Long Island, Stony Brook Üniversitesi Tıp Merkezi’nde anatomik bilimler bölümü şefi olan Darwinist William Jungers, Ardi hakkındaki “insanın atası” iddialarıyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:


    Bu kişilerin (Ardi hakkında) söyledikleri şeylerin bazılarının yalnızca etki uyandırmak için olabileceğini düşünüyorum.1

    Ardi üzerinde incelemeler yapan ve Ardi’nin insanın hayali evriminde kayıp halka olduğunu öne süren California Üniversitesi’nden Darwinist Tim White ve çalışma arkadaşları da şu itirafı yapmak zorunda kalmışlardır:

    Ardipithecus ramidus’un (Ardi), Australopitecusların atası olduğu çıkarımını yeterli derecede haklı çıkaracak, görünürde hiçbir özellik bulunmamaktadır.2

    Tamamen bir kırıntı yığını şeklindeki leğen kemiği ve çevresinin, yalnızca Darwinist bilim adamlarının yorumlarına göre yeniden yapılandırıldığı gerçeği de, yine Darwinist bilim adamları tarafından açıkça ifade edilmiştir. Jungers, bu konu hakkında şunları söylemektedir:

    Belki de parçalar güzel bir şekilde bir araya getirilmiştir, ama gerçek şu ki oldukça hasarlı bir örnek üzerinde çalışmaya başladılar ve Australopitecine’lere (Lucy’nin dahil edildiği hayali bir insansı grubu) oldukça benzer bir şey ile bitirdiler. Eğer elinizde imkan varsa, bu parçaları, zihninizde olan şeye benzetmeme ihtimaliniz oldukça zor... Ardi, oldukça fazla tahmin gerektiriyor.3

    Jungers, fosili inceledikten sonra ise, “elde edilen veriler kasıtlı olarak ihmal edilmediği veya bunlar tamamen uydurma olmadığı sürece, böyle bir hayvanın arka bacakları üzerinde sürekli yürüyemeyeceğini” açıkça belirtmiştir.4 Bu açıklama ile Tim White ve ekibinin, Darwinizm adına yepyeni bir aldatmacaya imza atmış oldukları açıklanmış bulunmaktadır.

    Ardi hakkındaki iddiaları yalanlayan yalnızca leğen kemiği ile ilgili bulgular değildir. Science dergisinde yayınlanan bir yazıda, Ardi’nin ayak anatomisinin, onun bir tırmanıcı olduğunu ortaya koyduğu belirtilmiştir. Scientific American dergisinden Katherine Harmon tarafından kaleme alınan “How Humanlike Was Ardi?” (Ardi ne kadar insana benziyordu?) başlıklı yazıda ise, ayaklardaki tek bir parçanın bile, hayvanın ayakta durduğunu göstermediği açıkça ifade edilmiştir. Ayaklar ve özellikle ayaklardaki büyük başparmak, tamamen günümüzdeki şempanzelerde de halihazırda var olan ve tırmanmaya yarayan özellikler göstermektedir. Jungers bu durumu şöyle özetler:
    (Ardi) Hiçbir şekilde iki ayaklılığa doğru bir adaptasyon göstermemektedir.5

    Ellerinde iddialarını doğrulayacak delil kalmayan Darwinistler, son olarak bu canlıyı insanın hayali atası olarak gösterebilmek için şu aldatmacaya başvurmaktadırlar: “Dişleri küçük, çünkü erkekler avlanırken dişi olan çocuklara bakıyordu”. Bu aciz iddia aslında Darwinistlerin düştüğü çaresiz durumun önemli bir kanıtıdır. Elde kanıt olmadığından, artık açıkça, hiç çekinmeden demagojiye başvurmaktadırlar. Böyle bir iddia ile bir bilim adamının ortaya çıkması ve buna dayanarak tam anlamıyla mükemmel bir bonobo maymununu insanın atası ilan etmesi, o bilim adamı açısından utanç vericidir. Fakat Darwinistler, utanılacak duruma da düşseler, sapkın Darwinist ideoloji uğruna, bu aciz iddiaları tekrarlamak zorunda kalırlar.

    Böyle bir iddianın bilimsel anlamda dikkate alınıp cevaplanması bile oldukça gereksizdir. Fakat yine de bu iddiayı ortaya atanların düştüğü aciz durumu göstermek açısından şunu belirtmek yerinde olacaktır: Bir işbölümü dahilinde aile yaşantısı yaşayan canlılar yalnızca insanlar değildir. Doğada pek çok canlı bir aile olarak varlığını sürdürür ve bu aile içinde erkeğin de dişinin de üzerine düşen özel görevler vardır. Pek çoğunda avlanan erkek, dişilerin bakımını üstlenen ise dişidir. Dolayısıyla bir canlının dişisinin avlanmayıp çocuklarına bakıyor olması, ONU ELBETTE Kİ İNSAN YAPMAZ. Bu saçma iddia, Darwinist mantığın dayandığı aldatmacayı çok açık şekilde göstermektedir.

    Sonuç:

    Darwinist diktatörlük artık çaresizlik içindedir. Ölmüş Darwin’i ve onun fikirlerini nasıl dirilteceklerini bilememektedirler. Çaresizlik ve panik içinde durumu kurtarmaya çalışmaktadırlar. Bu uğurda birbirinden saçma iddiaları savunmayı, küçük duruma düşmeyi göze almışlardır. İşte 21. yüzyılda Darwinistlerin yıkım ve yenilgisi böyle olmuştur. Son olarak Ardi bu büyük yıkım ve yenilgiyi daha açık şekilde ortaya çıkarmıştır. Ardi konusunda tüm iddialarını geri almak zorunda kalan Darwinistler, geçmişte olduğu gibi insanları aldatamayacaklarını anlamışlardır. Eskiden 40 yıl müzelerde sergilenen sahte fosiller, günümüzde artık hemen deşifre edilmekte, sahtekarlık ömürleri birkaç günü, hatta birkaç saati geçmemektedir. Darwinistlerin sahte fosillerle evrimi canlandırmaya çalışmaları beyhude bir çabadır. Bunu Darwinistler de artık açıkça görmekte ve itiraf etmektedirler.



    [1] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/ar...nlike-was-ardi
    [2] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/ar...nlike-was-ardi
    [3] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/ar...nlike-was-ardi
    [4] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/ar...nlike-was-ardi
    [5] Katherine Harmon, How Humanlike Was "Ardi"?, Scientific American, 19 Kasım 2009, http://www.scientificamerican.com/ar...nlike-was-ardi

  2. #2
    Asitane ve yine hasret... <span style='color: #7FFFD4'><span class='glow_7FFFD4'>excalibur66</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2007
    Mesajlar
    33,028
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    bir ütopya bu teori zaten.sahte delilden başka ne bulunur.tüm deliller zaten sahteydi hepte sahte olmaya devam edecek
    CHP'de inanılmaz değişim!Artık CHP'ninde oy kullanmayı becerebilen bir başkanı var
    İyi Günde Sevmedim ki Kötü Günde Terk Edeyim
    En Kötü Gün Bugünse Bugün de FENERBAHÇE !

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    24-05-2010
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0
    evrim sadece bir vasitadir o materiyalizmin ve ateizmin kohnelmis teorisine canlilik vermek icin ateistler tarafaindan hep dunya basininda gundemde saklanmisdir nasil ki
    sahte oldugu gun gibi ortada olan evrimin bazi ulkelerde ders kitablarind oldugu gibi

  4. #4
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Vay be mümin bilimciler iki dakkada dünyanın en önemli üniversitelerinde ders olarak okutulan evrim teorisini çürüttü. İşte iman gücü.

    Şimdi adem elma yedi diye dünyaya geldik teorisine bilimsel ispat bekliyoruz.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  5. #5
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4
    Ne elmaymış arkadaş ya
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    24-05-2010
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Tek Adam tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Vay be mümin bilimciler iki dakkada dünyanın en önemli üniversitelerinde ders olarak okutulan evrim teorisini çürüttü. İşte iman gücü.

    Şimdi adem elma yedi diye dünyaya geldik teorisine bilimsel ispat bekliyoruz.
    kardesim
    1.dersi acikladim iyi okusaydin anlardin okumadan konusuyorsun
    ne cevap vere bilirsin ardiye,idaya,genom calismalarina ben demiyorum ki bunu o dediyin universitelerin bilimadamlari vermisdir senin yazilarindan buram-buram cehalet kokusu geliyor
    eger bilimi bilseydin anotomini okusaydin,ihtimal nezeryesini bilseydin bu kadar bos ve gereksiz konusmazdin.
    2.konumuz evrim bu konuyu curuteyim bu forumda ADEM (A) konusunda seve-seve genis bir bilgi veririm bizim
    3.sen git de evrimin acmazlarindan haber ver bana yukarda 1 ton delilli yazi yazdim ama onlardan haber yok sizin kisi hep bu hep propoganda,hep reklam,hep kacis hep sahtekarliklarin ardina saklanma,hep hor gorus
    ama evrim sadece koca bir BOSLUK

    Alıntı tek adam tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    vay be mümin bilimciler iki dakkada dünyanın en önemli üniversitelerinde ders olarak okutulan evrim teorisini çürüttü. Işte iman gücü.

    şimdi adem elma yedi diye dünyaya geldik teorisine bilimsel ispat bekliyoruz.
    bır tek proteını acıklayamayan kardes sen bılırmısın kı ıdda etdıyın gıbı her sey eger proteınden olusduysa buram-buram cahıllıyınız ortaya cıkıyo 1 proteın kendı basına var olamaz mutlaka canlı bır dnaya ıhtıyacı vardır
    ya ne kadar bos ve gereksız yorumlarla konudan sıyrılmaya calısıyorsunuz
    allah hıdayet eylesın bılım dıyıp ınsanları hep kandırdınız hep bugdaydan fare cıkaran bır bılımın ardına saklandımız bır tek delılı olmaya-olmaya ateızmın hep masası oldu evrım
    hep sahtekarlık,hep yalan-dolan
    bır tek delıl yok bır tek serce parmagı fosılınden hayalı bır ınsan babası cıkarıyor sonra yanılmısız maymunmus dıyorsunuz,
    arkadasın bırı ınsanlıgın bır halkasının bulundugu dıye yazmıs bu forumda o konu daha kapanmısdır ama arkadas yenı duydugundan sımdı yazmıs neyse kı batılı evrmcıler
    o bır ara fosıl dıyılmıs,o bır maymunmus dıye dedı de rencıde olcer tavan yaptı evrımcıler arasında
    Bu mesaj en son " 29.05.10 " tarihinde saat 13:37 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: ARD ARDA MESAJ...

  7. #7
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Tamam bilim insanı abdullah haklısın. Pes.

    Elma gibi bilimsel bir teori varken, evrim teorisi gibi bilim dışı ajan-provakatör-komunist-anarşist-ırkçıların uydurduğu teoriye inanmamak gerekir.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    24-05-2010
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Tek Adam tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tamam bilim insanı abdullah haklısın. Pes.

    Elma gibi bilimsel bir teori varken, evrim teorisi gibi bilim dışı ajan-provakatör-komunist-anarşist-ırkçıların uydurduğu teoriye inanmamak gerekir.
    iyiki varsiniz kardesim ne soylersek hep ora-bura atiyorsunuz
    bu ilkde diyil obur konudada hep boyleydi
    neyse kardes sana dnadan,rnadan,proteinin tek basina var olamayacagindan,idadan,ardiden bahs ediyorum burda kimse bilmiyordu ardi sahtekarligindan,ida sahtekarligindan,ilk poteinin nasil olamayacagindan,lizozimden,genom arastirmalarindan,mesela sen bilirmiydin genomun kesfinide evrimden konusuyorsun,yukarda gormuyormusun yazdiklarimi,anlamiyormusun? hepsinin delili vardir,gormedin mi birinin evrimin kayip halkasi bulundu diye soylediyi palavrani? yahu pes diyorum akil ve mantikla ilisgisi yok 1 tek cumlenizin hep elma,adem diye-diye konuyu baska yerlere cektiniz,bilimden uzaktan-yakindan alakaniz yok
    git de 17 mayis programini izle bir az evrimin ic yuzunu gor orda verilen evrimci cevaplari gor ve onlara verilen cevaplari gorde oyren ne nedir

  9. #9
    arwen_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2010
    Mesajlar
    778
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Allah yardımcınız olsun dini maksadınız için hala hakikatı göremeyenlere de yazıklar olsun ve bu dini alaya alıp ağızlarına sakız yapıp çiğnemeye çalışanlar yazık yazık ama o dalga geçtiğiniz din mevzu öyle kolay sakız değil çiğnediğini sanarsınız ama gün gelir yapışıverir günah olarak başınıza...
    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
    İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
    Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
    Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
    Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
    Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    24-05-2010
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0
    hala ben evrimcilerden bu SHTEKARLIGA dair yanit alamiyorum
    SUSMAK TASDIK ETMEKDIR

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •