Susmayın ağalar,
Susmayın beyler,
...Susmayın her şeyi çok bilenler,
Ya da
Bildiğini zannedenler.


Konuşun!!!
Bir şeyler söyleyin.
Ama yalan, ama doğru
Ama yanlış, ama gerçek
Ama manalı, ama manasız,
Fark etmez;
Yeter ki bir şeyler söyleyin…


Siz değil misiniz her şeyi çok bilen,
Siz değil misiniz ülkeyi yöneten,
Siz değil misiniz
“ÇOBANI İNEĞE GÜTTÜRÜP”,
“ALEMİ BİZE GÜLDÜREN”
Siz değil misiniz?...


Haydi…
Konuşun!..
Bir şeyler söyleyin.
Susmasın o bal damlayan ağızlarınız,
Susmasın o vaadler dağıtan dudaklarınız.


Konuşun!..
Bir şeyler mırıldanın.
Mesela…
Bir hikaye anlatın,
Ya da bir masal.


Farketmez bizim için.
Yeter ki edebi,
Yeter ki uyutucu,
Yeter ki damardan,
Oyalayıcı olsun;
Dört, beş yıl kadar…


Fakir edebiyatı olabilir,
Ya da çiftçi- köylü edebiyatı.
İşçinin hakkı kalmasın haaaaa!...
O’nlardan da bahsedin biraz.
Biraz Milliyetçilik,
Biraz da Müslüman’lıktan katın ki,
Gencimin duyguları,
Bacımın türbanı da nasibini alsın…


Zaten ne aldı ki geriye;
Bir tek “ORTA DİREK”.
Sabit gelirliymiş, memur muş size ne ki,
Boşverin.
O’nlar da taş yesinler.
Zaten O’nlar alışıktırlar,
Önlerine ne koyarsan yerler…


Susmayın ağalar,
Susmayın beyler.
Konuşun!..
Bir şeyler söyleyin.
Güceniriz haaaaa…
Devir sizin devriniz,
Meydanlar sizindir artık.
Konuşun dilediğinizce,
Konuşun konuşabildiğiniz kadar…


Susmayın ağalar,
Susmayın beyler.
Konuşun!...
Şimdi konuşma zamanı.
Boşverin gerçeği, yalanı,
Boşverin filanı, falanı,
Karıştırma Kitab-ı, Kur’an ı,
Çünkü…
“ŞİMDİ SEÇİM ZAMANI…”

“GÜT KOYUNU”,
“AL OYUNU”.


28.Ocak.1999