• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Işte evrimle ilişkili olduğunu düşündüğüm kuran ayetleri

    ŞUARA
    78 – O’dur beni yaratan ve hayat imkânlarını veren, maddeten ve mânen yol gösteren.
    SECDE
    7 – Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapıp insanı ilkin çamurdan yarattı.
    8 – Sonra onun neslini, önemsiz bir suyun özünden, menîden üretti.
    9 – Sonra ona en uygun şeklini verdi, ona ruhundan üfledi.Size kulaklar, gözler, gönüller verdi.Ne az şükrediyorsunuz! [4,171; 17,85]
    10 – Bir de: “Â! Toprağın dibinde toz olup kaybolduğumuz zaman, gerçekten bu hale gelmiş olan bizler mi yeniden yaratılacağız!” derler. Hatta onlar Rab’lerinin huzuruna varacaklarını da inkâr ederler.
    LOKMAN
    28 – Ey insanlar! Sizin hepinizi yaratmak veya hepinizi öldükten sonra diriltmek bir tek kişiyi diriltmek gibidir. Allah semîdir, basîrdir (her şeyi hakkıyla işitir ve görür). [36,82; 54,50]

    RUM
    11 – Allah, kâinatı yaratmaya ilkin başlayan,sonra onu tekrar yapan, öldürdükten sonra diriltendir.İşin sonunda da hesap vermek üzere O’nun huzuruna götürüleceksiniz.
    20 – O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri:Sizi topraktan yaratmış olmasıdır.Sonra dünyaya yayılmış beşeriyet haline geldiniz.
    21 – O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri deendilerine ısınmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır. [7,179]
    22 – O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır. [4,1; 29,43; 49,13; 78,8]
    ANKEBUT
    19 – Peki o inkâr edenler dünyada gezerek Allah’ın, mahlukatı yoktan nasıl yarattığını,sonra da bu yaratmayı tekrar tekrar yaptığını görmüyorlar mı?Şüphesiz ki bu işler, Allah’a göre kolaydır.

    20 – De ki: “Dünyayı gezin dolaşın da,Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını anlamaya çalışın. Sonra, Allah tekrar yaratmayı da ölümden sonra diriltmeyi de gerçekleştirecektir.Allah elbette her şeye kadirdir.”

    Darvinde belgeselcilerde bunu görüyor ve bir çogu tastik ediyor.


    FATIR
    11 – Allah sizi (atanız Âdemi) topraktan, sonra(ki nesilleri de) nutfeden yarattı. Sonra sizi çift çift yaptı.Onun bilgisi dışında hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur.Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır.Bütün bunlar, Allah’a göre, elbette pek kolaydır. [6,59; 3,8-9]

    12 – (Allah sınırsız miktarda birbirinden farklı varlıkları yaratabilir. Bu cümleden olarak) iki denizin suyu bir olmaz: şu tatlı, içimi âfiyetli, boğazdan kayıverir; o ise tuzlu, acıdır. Bununla beraber her iki denizden de taptaze et yersiniz ve takındığınız inci gibi süs eşyası çıkarırsınız.Allah’ın lütfundan nasip arayıp bulmak için gemilerin suları yardığını, denizlerde devamlı dolaştıklarını görürsün. Umulur ki bütün bu nimetlere şükredersiniz. [55,22-23]
    16-17 – O dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize başka mahlûklar yaratır. Bunu yapmak Allah’a zor değildir.



    YASİN 79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir.”

    SAFFAT
    11 – Onlara bir sor bakalım: Kendileri mi yaratılışça daha güçlü kuvvetli, yoksa Bizim diğer yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.

    SA'D
    71 – Bir vakit Rabbin meleklere: “Ben,” dedi, “çamurdan bir beşer yaratacağım.”
    72 – Onu iyice biçimlendirip ona Rûhumdan üfleyince hep birden, secde ediniz.” [2,34; 7,11; 15,29]

    FURKAN
    59 – Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra da arşı üzerine hükümran olan O’dur. O rahmandır, sen O’nu, Kendisine, o her şeyi Bilen’e sor!

    NUR
    45 – Allah her canlıyı sudan yarattı: Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür.Allah dilediğini yaratır. Çünkü Allah her şeye kadirdir.


    MÜ'MİNUN
    12 – Şu bir gerçektir ki Biz insanı süzme çamurdan yaratırız. [30,20; 6,2; 32,8]
    13 – Sonra onu nutfe (sperm) halinde sağlam bir yere yerleştiririz.
    14 – Sonra nutfeyi (rahim cidarına) yapışan bir hücreye, bunu da mudgaya, yani bir çiğnem et görünümündeki varlığa, mudgayı kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz. İşte bak da Allah’ın ne mükemmel yaratan olduğunu bir düşün! [22,5]
    15 – Ve bütün bunlardan sonra, siz ey insanlar, ölürsünüz. [21,35]
    16 – Sonra büyük duruşma (kıyamet) günü diriltilirsiniz.
    17 – Yine şu da bir gerçektir ki, Biz sizin üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz yaratmadan da, yarattıklarımızdan da habersiz değiliz.
    ENBİYA
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?
    104 – Gün gelir, gök sahifesini, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl başladıysak diriltmeyi de Biz gerçekleştiririz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaaddir. Bunu gerçekleştirecek olan da Biz’iz.

    TA-HA
    50 – “Rabbimiz,” dedi, “her şeyi yaratan, sonra da onu yaratılış gayesine uygun yola koyan,Yüce Yaradandır (buna iyice inan)”
    51 – Firavun dedi ki: “Peki o zaman, önceki nesillerin durum ve âkıbeti ne olur?”
    52 – “Onların durumu, Rabbimin yanındaki bir kitaptadır. O, ne şaşırır, ne de unutur.” dedi.
    53 – O’dur ki yeri size beşik yaptı. Orada sizin için yollar ve geçitler açtı. Gökten de size yağmur indirdi. İşte o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık. [21,31; 13,3]
    54 – Hem siz yiyin, hem davarlarınızı otlatın! Elbette bunda aklı olanlar için âyetler, Allah’ın kudretine deliller vardır.
    55 – Sizi, ey insanlar, Biz yerden yarattık. Yine oraya göndereceğiz ve oradan tekrar Biz çıkaracağız.

    MERYEM
    35 – Allah’ın evlat edinmesi olacak iş değildir. O bundan münezzehtir! Bir işi yapmak istedi mi, “şöyle olsun” demesi kâfidir.


    İSRA
    99 – Görüp düşünmüyorlar mı ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya elbette kadirdir?


    Herkes maymunları hakir görüyor aynı şeytanın insanı hakir gördüğü gibi ama şu bir gerçekki insan olmaya en yakın aday maymundur. Bu ayette onun bir işaretidir.

    NAHL
    8 – Hem binmeniz, hem de zinet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı. Hem sizin bilemeyeceğiniz daha neler neler yaratacak!

    Buda avatar filminde ki canlıların biyo teknoloji sayesinde bir gün gerçek olacagının bir kanıtı, bu bilim dalı başladı bile çalışmalara insan eli ile evrim hızlandırılacak bu ayettin geregide yapılmış oalcak, hemde bunu inanan inamayan bilim adamları yapacak. sanıyorum.

    71 – Allah sizi, maişet ve rızık hususunda kiminizi kiminize üstün kıldı.Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede, yanlarında çalıştırdıkları köle ve hizmetçilere vermezler.O halde nasıl olur da Allah’ın nimetini, Allah’ın kendilerinin üzerindeki hakkını bile bile inkâr ederler?
    101 – Biz bir âyetin yerine onun hükmünü neshedecek başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah göndereceği âyetleri pek iyi bilmektedir- onlar: “Sen iftiracının tekisin!” dediler.Hayır, hiç de öyle değil! Onların çoğu işin gerçeğini bilmiyorlar.

    Bu ayette evrimin bir kanıtı, evrim olmasa idi neden ALLAH sonra degiştirecegini bildiği ayeti indirecekti........ SÖYLERMİSİNİZ BANA BUNU BİR AÇIKLAYIN EVRİME İNANMAYAN MÜSLÜMAN ARKADAŞLARIM.


    İBRAHİM
    19-20 – Görüp anlamadın mı ki Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve ciddî bir maksat için yaratmıştır.Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah’a göre bu, sözü edilecek bir şey değildir.

    HİCR
    26 – Biz insanı kara çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. [55,14-15; 6,2]

    Diğer ayetlerle birlikte düşünün üç yaşındaki çocuk gibi algılamayın.

    27 – Cinleri de daha önce, zehirli ateşten yaratmıştık.
    28 – Ve hani Rabbin meleklere: “Ben, demişti, kuru çamurdan, şekillenmiş bir çamurdan bir beşer yaratacağım.”
    29 – “Bu itibarla, Ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanınız.”
    86 – Elbette senin Rabbin mükemmel yaratan ve her şeyi hakkıyla bilendir.
    RA'D
    4 – Dünyada birbirine komşu parçalar, üzüm bağları, ekinler, dallı veya dalsız hurma ağaçları vardır ki, hepsi aynı su ile sulanmaktadır. Bununla beraber yemede biz onların bazısını bazısından daha üstün, daha kaliteli kılarız. Elbette bunlarda aklını kullanan kimseler için alacak nice dersler, nice ibretler vardır.
    8 – İşte O Allah’tır ki her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını, ve rahimlerin neleri eksik bırakıp, artırdığını bilir. Doğrusu O’nun katında her şey bir ölçü iledir.

    RA'D
    38 – Senden önce birçok peygamber göndermiş, onlara da eşler ve evlatlar vermiştik. Bunlar peygamberliğe aykırı değil ki? Mûcize iddialarına gelince Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir resul mûcize gösteremezdi. Her devrin bir hükmü vardır. Her işin bir vâdesi vardır.
    39 – Allah, dilediği hükmü iptal eder, dilediğini sabit bırakır. Ana kitap O’nun yanındadır.
    HUD
    61 – Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i elçi olarak gönderdik. “Ey benim halkım!” dedi, “Yalnız Allah’a ibadet edin, çünkü sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.Sizi topraktan yetiştirip yaratan, sizi orada yaşatan O’dur. O halde O’ndan mağfiret dileyin, yine O’na dönün, tövbe edin.Çünkü Rabbim kullarına çok yakın ve onların tövbe ve dualarını kabul edendir.”

    ENFAL
    42 – Hani Bedir savaşı günü ey Müslümanlar, Siz vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak tarafında idiler!Kervan ise sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi.Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle buluşamazdınız.Fakat Allah, takdir ettiği bir işi yerine getirmek için, sizi böyle buluşturdu ki helâk olan, bir delile göre helâk olsun, yaşayan da bir delile göre yaşasın.Çünkü Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. [6,122]

    Bu ayette ALLAH'ın tesadüfleri neden meydana getirdiğinin bir nedenini açıklıyor. Kimse tesadüf veya olasılık yok diyemez.

    ARAF
    11 – Sizi Biz yarattık, sonra size şekil verdik. Peşinden de meleklere: “Haydi, hürmet için secde edin Âdem’e!” dedik. Onların hepsi hemen secde ettiler, yalnız İblis dayattı. Secde edenlerden olmadı.
    MÜLK
    1 – Hakimiyet elinde bulunan o yüce Allah mukaddestir, hayrı ve bereketi sınırsızdır ve O her şeye kadirdir.
    2 – Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur (üstün kudret sahibidir, affı ve mağfireti boldur). [2,28; 18,7]
    3-4 – Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin?Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.
    69 – Sizi başınıza gelebilecek tehlikeler hakkında uyarmak için sizden birine Rabbiniz tarafından bir tebliğ gelmesine hayret mi ediyorsunuz?Hatırlayın ki, O sizi Nuh kavminden sonra onların yerine geçirdi ve sizi bedenen güçlü kuvvetli, gösterişli kıldı. O halde Allah’ın nimetlerini unutmayıp zikredin ki felah bulasınız.”

    İNSAN
    28 – Onları yaratan, organlarını birbirine bağlayan ve onlara bu sağlam bünyeyi veren Biz’iz.Dilediğimiz vakit elbette onların yerine başkalarını getirebiliriz.

    Bu ayette insanın oluşumun üç aşamasından bahsediyor.

    ARAF
    185 – Hiç düşünmezler mi göklerin ve yerin hükümranlığını, o muazzam saltanatı? Düşünmezler mi Allah’ın yarattığı herhangi bir mahlûktaki ilahî düzenlemeyi?Onu da düşünmezlerse bari ecellerinin yaklaşmış olabileceği ihtimalini?O halde buna iman etmedikten sonra, daha hangi söze inanırlar?
    Bu mesaj en son " 01.06.10 " tarihinde saat 18:44 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  2. #2
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Bu bahsedilen ayetleri hiçbirisinin evrimle uzaktan yakından ilgisi yok. Dünyanın nasıl yaratıldığı konusunda hiçbir bilgiye sahip olmayan eski insanlar birtakım masallar uydurmuşlar, dinlerde bunları alıp birkaç kuralla harmanlayarak kafalarına göre tanrı veya tanrılar yaratmışlar. işin komiği hadi o insanlar yeterli bilgiye sahip değildi, açıklayamadığı her olayı ya tanrılara ya da sihir, büyü gibi doğaüstü olaylara mal ediyorlardı, peki ya size ne oluyor? Hala o eski insanlar gibi düşünüyorsunuz o kadar bilimsel bilgi olduğu halde?

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu bahsedilen ayetleri hiçbirisinin evrimle uzaktan yakından ilgisi yok. Dünyanın nasıl yaratıldığı konusunda hiçbir bilgiye sahip olmayan eski insanlar birtakım masallar uydurmuşlar, dinlerde bunları alıp birkaç kuralla harmanlayarak kafalarına göre tanrı veya tanrılar yaratmışlar. işin komiği hadi o insanlar yeterli bilgiye sahip değildi, açıklayamadığı her olayı ya tanrılara ya da sihir, büyü gibi doğaüstü olaylara mal ediyorlardı, peki ya size ne oluyor? Hala o eski insanlar gibi düşünüyorsunuz o kadar bilimsel bilgi olduğu halde?
    O eski insanlar düşündükleri ve kafalarında olan soru işaretini cevaplamak istedikleri için evrimleşip senin bu hale gelmeni saglamışlar. Şükretmen gerekmezmi. Düşünmeselerdi tanrıyı merak etmeselerdi, senin inancına göre bu düşünceleri oluşturabilirlermiydi. Sen neden düşünmüyorsun. Madde yoktan var olmaz olanda yok olmaz bu bir kanun peki bu madde nereden geldi. Yoksa kimsenin bilmediği bir bilğiyemi sahipsin. Hadi söylesene nerden geldi bu madde.........
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  4. #4
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Yoksa kimsenin bilmediği bir bilğiyemi sahipsin. Hadi söylesene nerden geldi bu madde.........
    Madde hiçbir yerden gelmedi, madde ve enerji daima var.

    Sıra sende. Sen söyle nereden geldiğini?

  5. #5
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bunu bilmeyecek ne var. ALLAH tarafından yaratıldı ve özellikleri verildi. ALLAH'ın varlığıda bir varlığa dayanmıyor. O hep vardı. Sizin maddeler için söylediğiniz gib bende onun için söylüyorum.
    yani sizin tanrınız maddeler benimki ise öbür dünyada, o bakımdan ben madde aleminde kimseye bagımlı degilim. Kendime bile........
    Sizin düşüncenize göre tanrı yok. Benim düşünceme göre madde alemi dışında herşeyin var olmasına neden bir varlık var.

    Buda şurdan geliyor. VAR OLAN MADDE YOK OLMUYOR, YOKTAN VAR OLANDA GÖRÜLMÜYOR. O HALDE BU MADDE NERDEN GELDİ? YOKSA BİZ YOKMUYUZ... NE DERSİN. NASIL ÇÖZECEGİZ BU MUAMMAYI..
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  6. #6
    Türkün Atası Atatürk Burak Kagan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2006
    Mesajlar
    1,157
    Karizma Gücü
    6
    Saçmalama kardeşim ya Kuranın her yanında insanlığın kökeni olarak Hz. Adem gösterilir ve Allah da insanları özel olarak yarattığını söyler. Bu gizli saklı bir şey değil apaçık bir gerçektir. Biz Müslümanlar da buna inanırız. Sen neye inanıyorsun onu bilemiyorum.
    "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti" yalanı nasıl uyduruldu?
    “Kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir. Mustafa Kemal ATATÜRK

  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Burak Kagan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Saçmalama kardeşim ya Kuranın her yanında insanlığın kökeni olarak Hz. Adem gösterilir ve Allah da insanları özel olarak yarattığını söyler. Bu gizli saklı bir şey değil apaçık bir gerçektir. Biz Müslümanlar da buna inanırız. Sen neye inanıyorsun onu bilemiyorum.
    Ben yukarıdaki ayetlerede inanıyorum. Evrim teorisi ile daha özel ve anlamlı oluyor. Hem bu şekilde insanların neden farklı farklı oduğu bir mantığa oturuyor. Hem bana söylermisin israil ogulları tevratta bütün insanlardan irk olarak üstün kılındıda neden Kuranda vaz geçildi, ALLAH hatamı yaptı sanıyorsun. bana açıklarmısın. AY PARDON BUNLAR ÇOK KÖTÜYMÜŞ MÜ DEDİ? AŞK OLSUN İNANDIĞINIZ ALLAH'A BUNU NASIL YAKIŞTIRIRSINIZ. Ha bunu biz söylemedik diyeceksiniz ama söylemesienizde böyle bir sonuç çıkıyor ortaya....... Kıral çıplak demek için ila bir çocokmu bulmak lazım.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  8. #8
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Evrim Nedir?
    Kısaca evrimi, varlıkların ve olayların süreç içinde gelişimi ve değişimi olarak tanımlıyabiliriz. Zaman içinde şartların etkisiyle gelişimin neticesinde niteliksel ve niceliksel olarak değişimler ortaya çıkar. Bir maddenin, bir varlığın, bir olayın ilk durumu ile son durumu arasındaki gelişim ve değişimlerini ortaya koyan evreye evrim denir.
    Bu değişim kesintili ve kesintisiz olabilir. Biyolojik evrimde ani sıçramalar şeklindeki değişimler kesintilidir.
    Evrimi, Dünyanın evrimi, canlıların evrimi, tarihin evrimi, maddenin evrimi, insanın evrimi, teknolojinin evrimi, dinlerin evrimi vs. olarak sınıflandırabiliriz.
    Evrim Teorisi ve Din
    Biyolojik evrim ise insanı da içeren canlıların evrimini ele alır. Tüm canlıların başlangıçta tek bir canlıdan türeyerek oluştuğu kuramı “Evrim Teorisi ” olarak adlandırılır. Yani, daha kompleks bir varlığın daha basit bir varlıktan meydana geldiği teorisidir. Bu teoriye karşı dinsel olarak “Yaratılış Teorisi “ öne sürülür ki bunlara göre her canlı birbirinden ayrı bağımsız olarak yaratılmıştır. Geçmişte ne ise bugünde aynı özelliklere sahiptir.
    Örneğin dinlerde ve kutsal kitaplarda yaratılışın 6 günde tamamlandığı ifade edilir. Bunun karşısında bilim, evrenin ve dünyanın gelişimini milyarlarca yıllık süreçle ortaya koyar.
    Bilim ile din arasında her dönem bir çatışma, bir zıtlaşma yaşanır. Din içindeki bağnaz düşünce daima gelişime, yeniliklere, buluşlara karşı çıkmıştır. Din, bir yanıyla ideolojiktir. “Tanrının kanunları ” diyerek kutsal kitaplarda yazılı hükümleri uygulamak ve iktidar olmak ister. İdeolojik oluşunun yanı sıra totaliterdir. Çünkü Tanrının kanunlarının değişmez olduğunu öne sürer. Başka fikir ve düşüncelere, özgür araştırmalara, bilime hoşgörüyle yaklaşmaz, izin vermez.
    Evrim Düşüncesinin Doğuşu
    Evrim Teorisi denildiğinde Darwin akla gelir ve yaratılışçılar tarafından hep o eleştirilir. Halbuki Evrim düşüncesinin tarihi Darwinden çok eskilere dayanır.
    Darwin sadece kendi dönemine kadar olan evrim düşüncesini ve biyolojik alandaki kuramsal gelişmeleri değerlendirerek yeni ve değerli katkılarda bulunmuştu.
    Geriye gittiğimizde ne Evrim Teorisinin Darwin’le, ne de yaratılış düşüncesinin kutsal kitaplarla başlamadığını görebiliriz. İnsanın topraktan ya da çamurdan yapıldığına dair eski mitolojilerde Sümer’de, Mısır’da, Roma’da benzer inançlara rastlamaktayız. Buna karşın Hint felsefesinde ve İyonya filozoflarında evrim düşüncelerini görürüz.
    M.Ö. 6. yüzyılda Thales, tüm canlıların sudan oluştuğunu yazar. Aynı dönemde Heraklitus canlılar arasındaki sürekli çatışmaya dikkat çekerek ilk doğal seleksiyon kuramından söz etmiş olur..
    Aristoteles ise, evrim düşüncesini açıklıkla ortaya koyar. İlk canlılardan insana evrim basamaklarını, canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğunu ve doğanın ihtiyaca göre organ oluşumunu sağladığını ve canlılarla evrim sınıflandırması arasındaki ilişkiyi açıklar.
    Biyolojik anlamda evrim düşüncesi hızla gelişen fen bilimlerinin etkisiyle 18. yüzyılda büyük gelişme gösterir. 1750’lerde Fosil ve diğer kalıntılara dayanarak canlı ve cansız dünyada hemen her şeyin evrim sürecinde oluştuğu görüşünü dile getiren Fransız doğa bilimcisi Buffon’a kilise’den sert tepki ve baskı gelir. Bunun üzerine Buffon geri adım atar.
    Ünlü İsveç botanikçisi Linnaeus’da kilisenin baskısı nedeniyle evrimin sadece aynı tür içindeki gelişme olduğunu ortaya koyabiliyordu. Kilisenin baskısının azalmaya başladığı 19. dönemde Darwin’in dedesi Erasmus Darwin’in katkılarından sonra Fransız doğa bilimcisi Lamarc o döneme kadar olan en geniş ve tutarlı evrim kuramını açıklıyordu.
    Bilindiği gibi Lamarc’tan sonra ise Evrim Teorisi bayrağı Darwin’e geçmişti.
    Evrim Düşünceli İslam Düşünürleri
    Evrim Teorisi yazının başında da açıklandığı gibi ilk canlının nasıl oluştuğu konusunu içermez. Tüm canlıların ilk canlıdan oluşa geldiğini savunur. Dolayısıyla Tanrı inancıyla Evrim Teorisi tamamen birbirine zıt değildir. Evrim Teorisine ters olan kutsal kitaplardaki yaratılış anlayışıdır. Dolayısıyla Tanrı inancında olanlar da Evrim Teorisini savunabilir.
    Şimdi de İslam düşünce tarihinde unutulmuş ya da unutturulmaya çalışılmış büyük düşünür ve alimlerin , insanın kökenine ilişkin fikirlerini görelim. Yaratıcı tekamül ya da Evrimci Yaratılış diyebileceğimiz bir görüşü savunan bu müslüman düşünürler bugün evrim teorisine inananlara da ışık tutmaktadırlar.
    Cabir bin Hayyan (öl.815)
    “Canlıların kendiliğinden oluşumu ve suni yolla canlı üretme” fikrini savunmaktaydı. Cabir’e göre Allah ilk önce dört unsuru yani hava, su, ateş ve toprağı yarattı, sonra da onlardan maden, bitki, hayvan ve insan varlıklarının oluşumunu ve üremesini “irade” etti. Temelde ilahi yaratma fikrini kabul eden Cabir, bazı bitki ve hayvan türlerinin, hatta ilk insanın, kendiliğinden vucut bulduğunu kabul etmekten öte, minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların suni olarak laboratuarda üretilebileceğini bile iddia etmektedir. Cabir, kendiliğinden oluşu tevlid ve tevellud, suni oluşumu tevalud ve tekvin, ilahi yaratma fikrini de kevn ve halk terimleriyle açıklamaktaydı.

    Nazzam (öl.845)
    Bir şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozoftu. Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo’yu eleştirmesiyle tanınıyordu. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktaydı. Nazzam’ın, Kur’an’daki bazı ayetlere dayanarak kumun, buruz ve tecdid kavramlarıyla izah ettiği kozmolojik yaratıcı tekamül görüşü şöyle özetlenebilir;
    “Yaratılış, Allah’ın doğrudan doğruya bütün canlı ve cansız varlık türlerini, kendi içinden çıkaracak şekilde bir anda var etmesidir. Bütün varlıklar bu ilk varlık çekirdeğinde potansiyel kuvvet halinde gizliydi. (kumun). İlk çekirdekte potansiyel kuvvet olarak gizlenen varlığın kozmik özü zamanla açığa çıkmakta, bariz olmaktadır (buruz). Bu açığa çıkış veya bariz oluş, evrenin, birbiri ardı sıra, madde (fizik), yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), hayat (biyoloji), şuur (psikoloji) hareketleri halinde varlık sahnesine çıkmasıdır. Ortaya çıkan canlı ve cansız türler varlık sahnesine çıkarken aralarında irtibatlar bulunmasına rağmen bağımsız olarak varolmaktadırlar. Her bir tür kumun halindeki bağımsızlığını buruz halinde de korumaktadır. Türler birbirine dönüşmemektedir. Türler ilk kozmik özden zamanla ayrı ayrı çıkmaktadır. İnsan vucudu ilk embriyodan sürekli hücre bölünmeleri halinde birbirinin içinden çakarak oluştuğu gibi, evren de, kumun halindeki ilk özden sürekli yeni canlı ve cansız türleri çıkartarak oluşmaktadır. Her bir ana tür bir başka ana türe dönüşmemekte, aynı kökden yeni ana türler birbiri ardınca çıkmaktadır. Ortaya çıkan ana türler kaybolmaksızın, özünü ve türlüğünü de kaybetmeksizin, başka bir türe de dönüşmeksizin sürekli yenilenmektedir (tecdid). Bu yenilenmeler atmosfer/çevre şartlarının etkisiyle olmakta, bu sebeple farklı insan ırkları ortaya çıkmaktadır. Allah, varoluş süreçlerini, yaratıcı tekamül halinde böyle irade etmiştir…”
    Cahiz (öl.869):
    İyi bir kelamcı ve edebiyatçı olmanın yanı sıra ünlü bir zoolog (hayvanbilimci) ve antropologtu (insanbilimci). Cahiz, hocası Nazzam’ın kumun ve buruz teorisi olarak bilinen fikirlerini benimser görünmektedir. O, Nazzam gibi, ilk yaratılışın, Allah’ın hür iradesiyle yarattığı bir çekirdek varlıkla başladığını kabul etmektedir. Fakat çekirdek varlıktan nasıl türediklerinin izahı konusunda hocasından ayrılıyor. Cahiz tüm evrenin bütün olarak nasıl oluştuğunu izahtan ziyade, canlıların oluşumu ve aktüel evrimleri üzerinde durmaktaydı. Cahiz, Kitabu’l-Hayavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır…

    Biruni (öl.1061)
    Biruni ile birlikte İslam düşüncesindeki yaratıcı tekamül veya evrimci yaratılış teorisinin zirveye çıktığını görüyoruz. Biruni jeo-kimyasal evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır. Biruni’yi göre jeo-kimyasal evrim evrende meydana gelen yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), fizik (madde), mineraller (kimya), hayat (biyoloji) hareketlerinin (ekoloji) tümüdür Evrenin yaratılışından bu yana meydana gelen tüm bu ekolojik değişim zamanları her defasında kendi canlı türlerini doğurmuştur. Türler birbirine dönüşmemiş, ekolojik denge değişikliklerine paralel bir şekilde birbiri ardınca bağımsız olarak tabiatın bağrından çıkmıştır. Bu, Hind-Budist felsefede olduğu gibi (karma) devri daim şeklinde değil, birbirini takip eden bir süreklilik içinde olmuştur, olmaya da davam etmektedir…

    İbni Miskeveyh (öl.1030):
    O da psikolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır. Mesela hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden yükselen katmanlar halinde bir hiyararşi oluştururlar. Hayvanların en yüksek katmanı maymunlardır. Maymunlar mertebesinin bittiği yerden itibaren insan katmanı başlar. İnsan katmanının bittiği yerden itibaren de meleklerin katmanı başlar. Ancak insan diğer mertebelerden farklı olarak kendi içinde bir bütünlük arzeden bir küçük alemdir. Bedeni ve ruhi yapısı tıpkı kainatta varolan gibi bir yapı arzeder; bu küçük alemdeki beşeri güçler kozmik mertebeler gibi bitişme ve ilerleme ilişkisi içindedirler. Türler arasındaki sınırları belirleyen ana etken, türlerin birbiri içinden çıkması anlamında değil, ilahi hikmete uygun olarak varlık hiyerarşisinde öyle sıralanmış olmasından kaynaklanan bir evrim sürecidir.

    İbni Tufeyl (öl.1185) ve İbni Nefis’in (öl.1288):
    Aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savumaktaydı. Her iki romandaki tabiatçı tekamül/evrim düşüncesi İslam düşünce tarihinde fazla rağbet görmemiş, genel olarak İslam dünyasında Yeni-Eflatuncu/Hristiyan etkisiyle cennetten kovulma ve yeryüzüne düşme görüşüne inanılmıştır.
    Her iki romanda da tabiatın çoçuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır. Roman diliyle ortaya konan bu görüşlere göre ilk yaratılış şöyle olmuştur;
    “Hay b. Yekzan (Adem) Hind Okyanusu’nda ıssız bir adada, annesiz-babasız, toprağın çamur halinde mayalanması neticesinde canlı haline geldi. Bu oluşum kısa sürede değil aradan epey zamanların geçmesiyle gerçekleşti. Yavrusunu kaybetmiş olan bir ceylan Hay’ı büyütüp hayvanlarla rekabet edecek hale gelinceye kadar emzirdi. Hay, her ne kadar hayvanlarla birada yaşasa da kısa sürede derisinin çıplak olduğunu ve hayvanlara mahsus tabii savunma vasıtalarından mahrum bulunduğunu farketti. Yedi yaşına geldiğinde kendisini korumak için vucudunu yapraklarla ve hayvan derileriyle örtmeye başladı. Sonunda onu emziren ceylan ödü. Bu olay Hay’ı çok üzdü ve ölümün sırrı üzerine düşünmeye başladı. Ceylanın cansız bedeni üzerine uzun süre düşündü ve sonunda ölümün sebebinin bedeni terkeden bir güç (ruh) olduğuna karar verdi. Çünkü ceylan’ın bedeni olduğu gibi durmakta fakat canlılığı sağlayan güçten yoksun olduğu için hareket edememekteydi. Böylece Hay hayatı keşfetti…”

    İbni Haldun (öl.1406):
    İbni Haldun, bir anlık (tafra, mutasyon) için de olsa insanların fiilen melek haline gelebileceklerini göstermek, dolayısıyla nübüvvet ve vahiy meselesini izah etmek için evrim (tekamül, insilah) konusunu girer. İbni Haldun, Mukaddime’de Farabi ve İbni Sina’nın nübüvvet teorisini, Cahiz, İbni Miskeveyh ve İhvan-ı Safa’nın evrim/tekamül düşünceleriyle bağdaştırmıştır. Burada İbni Haldun’un asıl amacı canlılardaki evrimi izah etmekten ziyade peygamberin gaybtan aldığı bilgi türüne açıklık getirerek temellendirmektir. Yani konu asıl itibariyle epistemolojidir ancak antropolojik bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. İbni Haldun açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” demektedir. Buradaki “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara gelmektedir. Öte yandan İbni Haldun “Peygamberler bu haletten ayrılıp beşeriyetlerine döndüğü zaman ilimlerindeki vuzuh ve sarahat onlardan ayrılmaz” derken bu dönüşümü bir anlık sıçrama (tafra) olarak anlamaktadır. Bu açıdan İbni Haldun’un canlı türlerinin birbirine dönüşerek çoğaldığını mı yoksa aralarındaki yakınlığı anlatmak için mi böyle bir açıklama yaptığı tam anlaşılmıyor. Türler arasındaki yakınlığı ve varlığın kategorik dizilişini anlatmak için değil de, bunun bir çoğalma yasası olduğunu anlatmak istediğini varsayarsak bu takdirde şu anki insanların atasının bir zamanlar maymun, meleklerin de bir zamanlar peygamber olduklarını kabul etmemiz gerekecektir. Yine İbni Haldun da kapalı olan bir diğer hususda meleklerden sonra insılahın nereye varacağıdır. İbni Haldun burada susmaktadır ancak biz mantığı sonucuna götürecek olursak, meleklerden sonraki aşama Allah’la bütünleşme, yani vahdet-i vucud veya fenafillahtır. Oysa İbni Haldun’un vahdet-i vucuda kesin olarak karşı olduğu biliniyor.
    İbn-i Sina (980-1037):
    Aristotelesçi felsefe anlayışını İslam düşüncesine göre yorumlayarak, yaymaya çalışmış, görgücü-usçu bir yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
    Canlı sorununa, gözleme dayalı bir ruhbilim anlayışıyla çözüm arayan Ibn Sina’ya göre dirilik bir bileşimdir. Doğal organların, göksel güçler yardımıyla birleşmesinden canlılar ortaya çıkar. Bu olay da, belli aşamalara uygun olarak gerçekleşir. Ilk ortaya çıkan canlı bitkidir. Bitkide tohumla üreme, beslenme ve büyüme güçleri vardır. Ikinci aşamada ortaya çıkan hayvanda ise, kendi kendine devinme ve algı güçleri bulunur. Devinme gücünden isteme ve öfke doğar. Algı gücü de, iç ve dış algı olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan özü doğal evrim sürecinde en üst düzeyde gerçekleşmis bir oluşumdur, bu nedenle, öteki varlıklardan ayrılır. İnsanda dış algı duyumlarla, iç algı da , beynin ön boşluğunda bulunan ortak duyu ile saglanır. Duyularla alınan izlenimler bu ortak duyu ile beyne gider. Beynin, ön boşluğunda sonunda, tasarlama yetisi bulunur. Bu yeti duyu izlenimlerini sağlamaya yarar. İnsan için en önemli olan düşünen öz yapıcı ve bilici güçlerle donatılmıştır. Yapıcı güç (us) gerekli ve özel eylemler için gövdeyi uyarır. Bilici güç ise, yapıcı gücü yönlendirir. Özdekten ayrılan tümel biçimlerin izlerini alır. Bu biçimler soyutsa onları kavrar, değilse soyutlayarak kavrar. İnsanda iyiyi kötüden, yararlıyı yararsızdan ayıran yapıcı güçtür, bu nedenle bir istenç niteliğindedir. Us konusunda Ibn Sina ayrı bir düşünce ortaya atmıştır. Ona göre us beş türlüdür. Özdeksel us, bütün insanlarda ortak olup, kavramayı, bilmeyi sağlayan bir yetenektir. Bir yeti olarak işlek us, yalın, açık ve seçik olanı bilir, eyleme yöneliktir, durağan bir güç niteliğinde değildir. Eylemsel us, kazanılmış verileri kavrar ve ikinci aşamada bulunan ustan daha üstündür. Kazanılmiş us, kendisine verilen ve düşünebilen nesneleri bilir. Aşama bakımından usun olgunluk basamağında bulunur. Bu aşamada usun kavrayabileceği konular kendi özünde de vardır. Kutsal us, usun en yüksek aşamasıdır. Bütün varlık türlerinin özünü, kaynağını, onları oluşturan gücü, başka bir aracıya gereksinme duymadan, bir bütünlük içinde kavrar. İnsan, ayrıntıları duyularla algılar, tümelleri usla kavrar. Tümelleri kavrayan yetkin us, nesneleri anlama yeteneği olan etkin usa olanak sağlar. İnsan usunun algıladiği ayrıntılar, kendi varlıkları dolayısıyla değil, nedenleri yüzünden vardır. Us, bu kavranabilir nesneleri kazanabilmek için ilkin duyu verilerinden yararlanır. Sonra duyu verilerini usun genel kurallarına göre işlemden geçirir, yargıları ortaya koymada onları aşar.
    Mevlana Celaleddin-i Rumi, Muhyiddin-i Arabi, Muhammed İkbal vb. vahdet-i vücud felsefesine sahip Tasavvuf alimlerinin tekamül (evrim) düşünce ve inancına sahip olduğu zaten biliniyor. O nedenle bu alim ve düşünürlere burada yer vermeyeceğiz.
    Sadece Muhyiddin-i Arabi’den ilginç bir Mekke anısı sunalım:
    Arabi, Mekke’de kaldığı iki yıl boyunca sık sık Kabe’yi tavaf edermiş. Bir seferinde Kabe’yi tavaf ederken, herkesin gölgesi olduğu halde, çok uzun boylu bir adamın gölgesinin olmadığını farketmiş. Uzun boylu adam tavaf ederken kendisine;
    - Bizler de sizler gibi bu beyti tavaf ediyoruz.
    Arabi, merakla adama sormuş;
    - Kimsiniz, kimlerdensiniz?
    - Ben sizin çok eski atalarınızdanım.
    - Hangi asırda yaşadınız?
    - Kırkbin sene evvel vefat etmiştim.
    - İnsanın atası olan Adem’in altıbin sene evvel halkolunduğunu söylerler. Siz nasıl kırk bin sene önce vefat etmiş oluyorsunuz?
    - Sen hangi Adem’den bahsediyorsun? Size yakın olandan mı? Yoksa diğerlerinden mi? Bil ki; insanın ilk atası olan Adem’den evvel yüzbin Adem gelip geçmiştir.” dedi.
    Bu yanıt üzerine Arabi, ” O zaman hatırladım ki hadiste ‘ Allah yüzbin Adem yaratmıştır.’ diye yazardı.” der.
    Bu hadisin doğruluğu şüpheli olmakla beraber, Kur’an’daki yaratılış anlatımına ters olduğu açıktır. Ayrıca bu hikayenin gerçek olmadığının düşünülmesi son derece normaldir. Önemli olan bu hikaye ile Muhyiddin-i Arabi’nin 6000 yıllık Adem masalına inanmadığını anlatmaya ve Adem’den öncede insanın bir geçmiş evrimi olduğunu ifade etmeye çalışmasıdır.
    Sonuç olarak zamanımızın İlahiyatçıları hariç geçmişten bugüne otuzdan fazla İslam alim ve filozofunun evrim görüşünde olduğunu yani evrimci yaratılışa inandıklarını söyleyebiliriz.
    HY öncülüğündeki bağnazlar ordusu ise Evrimi bir tarafa, Allah’ı bir tarafa alarak “Ya Evrim Ya Allah” diyorlar. Büyük ölçüde ispatı tamamlanmış olan teori 5-10 yıl sonra tüm dünyanın kabul edeceği şekilde tamamen ispatlandığında bunlar inandıkları Allah’tan vaz mı geçecekler?
    Yazımızı Mevlana’nın Ölümüne doğru söylediği şu evrim sözü ile noktalayalım:

    “Maden idim, bitki oldum; bitki idim, hayvan oldum; hayvan idim, insan oldum; insanım ölüyorum, ölmekle tekamül ediyorum niye üzüleyim”
    Serdar Kaangil

    KAYNAK: http://panteidar.wordpress.com/2009/...m-dusunurleri/
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  9. #9
    Türkün Atası Atatürk Burak Kagan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2006
    Mesajlar
    1,157
    Karizma Gücü
    6
    Yukarıda yazdığın Kuran ayetlerinin hiçbirinin evrimle alakası yok. Tam tersi hepsi de evrimin olmadığını söylüyor.

    copy-paste ettiğin yazının saçmalığını da senin anlayacağın dilde gösteriyorum:

    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evrim Teorisi yazının başında da açıklandığı gibi ilk canlının nasıl oluştuğu konusunu içermez. Tüm canlıların ilk canlıdan oluşa geldiğini savunur. Dolayısıyla Tanrı inancıyla Evrim Teorisi tamamen birbirine zıt değildir. Evrim Teorisine ters olan kutsal kitaplardaki yaratılış anlayışıdır. Dolayısıyla Tanrı inancında olanlar da Evrim Teorisini savunabilir.
    Kendi kendini çürütmüşsün. Bravo.
    "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti" yalanı nasıl uyduruldu?
    “Kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir. Mustafa Kemal ATATÜRK

  10. #10
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Burak Kagan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yukarıda yazdığın Kuran ayetlerinin hiçbirinin evrimle alakası yok. Tam tersi hepsi de evrimin olmadığını söylüyor.

    copy-paste ettiğin yazının saçmalığını da senin anlayacağın dilde gösteriyorum:



    Kendi kendini çürütmüşsün. Bravo.
    Bu yazıyı ben yazmadım. ALINTI YAPTIM. BU yazıda zaten ortada bir yazı.

    Yaratmanın her türlüsü deyince ne anlıyorsun. Hangileri giriyor.

    YASİN 79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir.”

    Bunuda anlamıyorsanız ne diyebilirimki ALLAH zihin açıklıgı versin.
    Bu mesaj en son " 11.06.10 " tarihinde saat 14:53 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İşte hükümet işte rezillik işte tayyep!
    2005 Konuları bölümünde devrim tarafından açılmış
    Yanıt: 39
    Son Mesaj: 10.09.05, 10:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •