Sakız tüketimleri, ekonomik geri çekilme dönemlerinden olumlu olarak etkilenir. Olumsuz duygular dişlerde birikir. Öfkeli bir köpek, ısıracak bir av arar. Bu nedenle ki bazen beklenmedik ısırılma vakalarına şahit oluruz.
Çekirdek tüketiminin yüksek olması da bunla bağıntılıdır. Burada belli bir sinir aktarımı var. Bedende biriken şey, bir cisme aktarılıyor.
Dünyayı büyük bir sakız çiğneme panayırı olarak canlandırın.Milyarlarca insanın yaptığı tek şey sakız çiğnemek olsun.
Hayattaki en büyük seçim, bu sakızı seçmek olsun. Göreceksiniz, bir noktada sakız tadını yitirecek.Bir yerde yüzler asılacaklar.
O heyecan kaybedilecek artık. "Çocukken çok mutluydum" diyen çok insan gördüm. Çocukken mutluydun, çünkü çocukken her şey çok yeniydi. Gökyüzüne bakıyordun... Sonsuz bir mavilik. İlgini çekiyordu. Güneş'in doğuşunu görüyordun, şaşırıyordun. Bir ateş böceğinin görünüşü, bir kuşun cıvıldaması ya da alçaktan seyreden bir helikopter yetiyordu.
Çocukken çok mutluydun, çünkü algı patlaması yaşıyordun. Mutsuzluğunu düşünecek zaman bulamazsın o zaman. İnsanlar bana bazen soruyorlar, "Mutsuzum, ne yapmalıyım?"...
"Tadını çıkar" diyorum."Çünkü bu fırsat bir daha eline geçmeyebilir.Bir daha bu kadar mutsuz olmayabilirsin.Aşırı mutsuz olmak da ilginç ve kayda değer bir durumdur.O deneyimi sonuna kadar yaşamalısın.Sonuna geldiğinde, zaten mutsuzluk bitecektir.Hep arada kaldığın için kronikleşiyor."
Çok mutlu anlarda hüzünlenirsiniz. Çok ağladığınızda da histerik bir gülme başlar. Mutsuzluk ve mutluluk ayrı şeyler değildir. Az mutlu olduğunuzda, mutsuzum dersiniz. Siyah ya da beyaz yok... Belli karışımlar, artmalar, azalmalar var.
Mutsuzluğun yıllarca devam etmeyecek. Çok aptal bir şey bulup mutlu olacaksın. Sorun o şeyin aptal ya da aptalca olmaması değil.Hayat çok matematiksel yaşanıyor.
Planlar yapıyor, kinler biriktiriyor, intikamlar alıyorsunuz.Benim hayatta böyle arayışlarım yoktur.Dün olan orada kaldı ve artık önemli değil benim için.
Ben hayatı bir filme benzetiyorum. Film sıkıcılaşırsa, senaryoyu değiştiririm.Sanırım en doğrusu da budur.
Yönetmen de sensin, oyuncu da, senarist de... Her şey senin elinde. Oturup izleyen de bir gün sen olacaksın. En azından seni keyiflendiren bir şeyler ortaya koy. Parasızlıktan, reyting yoksunu kanalların bazen oynattığı 3. sınıf, anlamsız Amerikan televizyon filmlerine benzemesin hayatın.
İlginç şeyler yarat. Filme müdahale et. Sıkıldığın zaman sonunu değiştir. Bazı yardımcı oyuncuları değiştir. Nasıl olsa başrol sensin. Bu senin filmin.
Ve hayat, gittikçe tadı kaçan şekerli sakızı andırıyorsa, o sakızı değiştirmenin zamanı gelmiştir.
Geçici reformlara değil, kökten bir değişime ihtiyaç var.
O panayırdaki 6,5 milyar insanla sakız çiğnemektense, daha büyük varoluş amaçları bulmalısın.
devinizm


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


