HAMAS; İSRAİL’İN OĞLU!
Filistinli seçimlerindeki Hamas zaferinin üzerindeki tüm acılara ve dişler bilemelere rağmen, konuyla oldukça ilgili bir gerçek gizlenmekte: o da İsrail’ın işgal altındaki topraklarda Hamas’ı etkili bir güç olarak ortaya çıkarmak için elinden geleni ardına koymaması.
Richard Sale United Press’te bir makalesinde bu geri tepen planı en açık bir şekilde belirlemişti:
“İsrail ve Hamas şimdilik ölümcül bir savaşa kilitlenmiş gözükebilir ama, şimdiki ve geçmişteki ABD istihbaratcıları, 1970 sonlarından başlayarak, Tel Aviv’in hem doğrudan hem de gizli olarak Hamas’ı bir dönem finanse ettiğini belirtmekte. Uluslarası Strateji Çalışmalarının Ortadoğu uzmanı Tony Cordesman, İsraillilerin FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü)’nün gücünü azaltabilmek istedikleri için bu yola başvurduklarını açıklayarak, İsrail’in Hamas’ı desteklemelerinin direk ve açık bir şekilde Filistin halkının direniş hareketini bölme ve sulandırma ve güçlü bir FKÖ’ye dini kullanarak alternatif çıkartma amaçlı olduğunu eski CIA görevlilerinin açıkladığını belirtti.’’
Ortadoğu uzmanı Ray Hanania bu açıklamalar ile örtüşen analizinde.:
“Likud (İsrail ana muhafazakar partisi) liderliği Filistinlileri Arafat ve FKÖ’ne karşı döndürebilmek için birlikte çalışabileceği, İslami bir ittifak ile işgal altında bölgelerin üzerindeki Israel’in kontrolunu genişletmesine yardımcı olacak bir örgüt sayesinde başarabilecekti.”
1978 yılı hükümeti başbakanı Menahem Begin, Şeyh Ahmet Yasin’in insani yardım kuruluşu görüntüsünde bir dini organizasyon olan Mujama’nın başvurusunu onaylayarak FKÖ’yü ve Arafat’ı bilinçli bir şekilde alaşağı etme eylemini başlatmıştı.
Bu köktendinci ve ‘Müslüman kardeşlik’ hareketinin odağı olan İslami grubun temeli, daha önceleri İsrail’in ayırdığı fonlar ve siyasal destek ile atılarak, büyütülüp kotarılarak bu gün Hamas diye bildiğimiz harekete dönüştü.
FKÖ’yü yıpratmak isteyen Begin ve daha sonra yerine geçen İzak Şamir sözde köy kuruluşları diye adlandırdığı; İsraille çalışmayı kabullenen Filistinlilerden seçtikleri grupları maaşa bağlayarak hareketi desteklemeye devam ettiler. Bunların içinde Şeyh Yasin ve taraftarları da vardı. Bu dayanışmanın kökeni laik ve solcu FKÖ’ye duyulan antipati beslemekteydi. İsrail, Şeyh Yasin’in bir gazette çıkarmasına izin vererek hem İsrail hem de Arap şeyhlerindende para toplayarak Arafat’a karşı güçlenmesine ön ayak oldu.
MideastWeb yazarı Ami Isseroff, İsrailin bilerek ve özellikle, Gaza İslami Üniversitesinin Hamas tarafından bir harekat üssü, direnişcilerin burada intihar bombacısı haline getirildiğini açıklıyor. İsseroff, Enver Sedat’ın Mısır’daki bütün öğretim kurluşlarını kendilerine kapattıktan sonra, Gaza şeridindeki tek yüksek öğrenim kurumu oln bu üniversitenin ileriye yönelik Filistin devletinin bir tohumu olarak belirlendiğini, ve o zamanlarda ne zaman dini bir sorun ile karşılaşılsa İsraillilerin her zaman, FKÖ ve Fatah ana görüşü karşısında köktendinci Müslümanları desteklediğini belirtmekte.
“1981 şubatında İsrail tarafından teşvik edilerek karşıtlarını kovan heyet, Üniversitenin tamamen köktendincileştirilmesinden sonra ( Buna kadın ve erkek öğrencilerin değişik binalarda bulundurulması, kadınların kapanması dahil olmak üzere) için her türlü kaba kuvvet kullanmaya da yöneltildi. İsrailin ve üniversitenin desteği ile Mujama laiklere karşı silah yığmaya başladılar. Üniversite, 1980 ortalarında Mujama tarafından seçilmiş 4500 öğrencisi ile işgal altındaki topraklardaki en büyük güçlerden biri haline getirildi.’’
Yine amaç, Arafat’ın etkisini azaltmak ve Filistinlileri bölmekdi. Kısa vadede, bu plan bir yere kadar işe yaradı ancak, uzun vadede, o Filistin seçimlerinde ters teperek ortaya çıktı.
Hamas altyapısı klinikler, camiler, anaokulları, ve diğer eğitim kurumları sadece bol para ile desteklendiklerinden değil, verimli bir şekilde işletildiklerinden de geliştiler. Şeyh Yassin ve gelecek Hamas liderleri, FKÖ ile karşılaştırıldığında; ‘temiz’ yönetme ve iyi işletme modellerini kullandılar. Aslında, “temiz yönetim” – ve silahlandırılmış çabalama–onların başarılı seçim kampanyası gerekliliği ana temasıydı.
İsrail ve ABD’nin seçim sonuçlarına tepkisi şok, korku – ve Hamas tarafından yönetilecek herhangi bir hükümeti red olmuştu. ABD kongresi liderleri işe yaramayacak bir kara çıkarark bütün barış sürecini yeniden sorgulamaya aldılar. Halbuki ABD sadece ektiğini biçiyordu.
Bu geri tepmenin sebebi sadece İsrailin Mujamayı kurması ve desteklemesi yüzünden değil, ayrıca Hamas’ı silahllandırması; yani askeri politikaları sayesinde ortaya çıktı.
İsrail’in işgal altında bölgelerde; başka yerde güçleniyorken Gaza’yı feda ediyor olması İslami kesimin bahanesi haline getirilmesine ve ayrıca İsrailin ayrılık duvarı ile Doğu Kudüsü bölmesi ve sayısız haksız atakları ile Filistin toplumunu giderek radikal köktendinci hale getirmesi de diğer sebepler…
Benzer biçimde, Hamas zaferi Filistin problemine, İsrail'deki aşırı uçtaki siyonistlere cesaret vererek, benzer biçimde fanatik dini, askeri çözüm ile karıştırmakta. Hamas seçim zaferinden sadece birkaç saat sonra Benjamin Netanyahu televizyon da Filistinlilere verilecek her hangi bir ödünün, Gaza’dan çekilme dahil, sadece Hamas gibi en radikal unsurları ortaya çkaracağını açıkladı.
Ariel Sharon’un hastane yatağında koma hali, barış planının da koma haline girmesi gibi bir benzerlik göstermesi ilginçti. Sharon’s yeni kurulmuş Kadima partisi burada tamamen kaybetmiş bir duruma düşmüş, Netenyahu’nun Likud partisi ise yeniden yükselişe geçmişti. Ironi, Sharon’un zamanında bizzat köy kuruluşlarını destekleyerek Hamas’ın kurulmasına ve güçlenmesine kendi elleriyle yardımcı olmasıydı. Frankeştaynın kendi yarattığı canavar tarafından öldürülmesi gibi…
Buradan çıkarılması gereken dersi henüz ABDli ve İsrailli sponsorların hala çıkaramadığı ortada.
Seçim ile radikal din uygulamaları sonucu şimdiden yenik düşmüş Ortadoğu’nun temizleneceği düşüncesi sadece bir hayal. Bu hayal Hamas’ın seçilmesi ile tamamen gerçekleşemeyecek bir hale gelmiştir.
Her odağın kölesi edilmiş sözde demokrasi kavramını, bölgedeki zalim çıkarcı yöneticileri ve söz sahiplarinin acaip dogmalar ile yönettikleri yığınları daha önce de defalarca etkileri altına alarak etkisiz hale getirmişledir.
Justin Raimondo, 28 Ocak, 2006
http://original.antiwar.com/justin/2...son-of-israel/


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




