• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 2 | Toplam: 5 İlkİlk 12345 SonSon
47 sonuçtan 11 --- 20 arası gösteriliyor
  1. #11
    arwen_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2010
    Mesajlar
    778
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    hakiki hayatın anlatıldı işte şu an burada

    bir program hazırlanmış trt 1 de adı namaz soyadı hakikin ta kendisiyle eş programı hazırlayan zat anlatıyor kendi yaşamında yaşadığı bir kesitlik ama hoşukla sonuç veren olayı...kendisi yurt dışında eğitim görmek için çıkmış yola sanırım ingiltereydi gitmiş okumaya orda onun müslüman olduğunu duyan rahip demiş ki bizler ibadet ederiz kendimize ait yerlerde siz de müslümansınız değil mi o zaman size de müslümansınız size bir yere ayarlayalım ibadetleriniz için tabii olayın içerik şahsiyeti müslümanım ama ibadet etmiyorum diye içinden geçirmiş ve çok utanmış bundan sonra bu utanmışlıkla gitmiş kütüphaneye bütün islami kitapları karıştırmış çünkü bildiği bir Fatiha-ı Şerifmiş dinini öğrenmiş ve bir bakmış ki araştırdığı dinin içinde eve dönmüş ailesi şaşırmış bu da nesi şimdi yoksa irticacılara mı katıldın ne oldu sana hani böyle saçma bir düşünce vardır ya kafaları karım karım karıştırıp insanları dinden soğutup uzaklaştıran ah ah neyse olayı anlatmış tabii bir gün namaz kılarken anne ve babası arkasında kendisin izliyor göz yaşları ile ve sonra dönünce demiş ki ailesi ona bize de öğret namazı sonrası evlenmiş bu zat iki çocuğu olmuş ev satın almaya karar vermişler araştırırken hangi evi alsak diye tahminen 3 ya da 4 yaşlarındaki çocukları orda namaz kılmaya başlamış dolşatıkları evde ve bu bize Rabbimizden bir işaret deyip varmışlar farkave o evi almışlar sonunda biz anlattık bir çok harf dizilimiyle size kalmış anlayış isteği....
    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
    İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
    Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
    Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
    Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
    Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

  2. #12
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3


    Hitit Duası


    Tanrım beni yavaşlat!
    Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…
    Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…
    Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver!
    Sinirlerimdeki ve kaslarımdaki gerginliği,
    derin belleğimde yaşayan akarsuların nameleriyle yıka, götür!

    Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…
    Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için
    yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir yazıdan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret!

    Her gün bana kaplumbağa ile tavşanın masalını hatırlat.
    Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın kazanmadığını,
    yaşamda hızını arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…

    Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
    Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…

    Beni yavaşlat Tanrım,
    ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru uzatmama yardım et.

    Yardım et ki,
    kaderimin yıldızına doğru
    daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

    Ve, hepsinden önemlisi…
    Tanrım,
    Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,
    değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır,
    ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl,
    beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver!
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  3. #13
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    KANSERLE SAVAŞA DAVET,
    ÇÜRÜMÜŞ DÜNYAYA LANET !




    "Greater Idaho Falls" bilim fuarında bir lise öğrencisi,
    yöre insanlarını hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti. Delikanlı; "dihydrogen monokside" adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını, mümkün olmadığı takdirde çok sıkı kontrolünü istiyordu. Maddenin zararlarını duvarlara astığı afişle açıklıyordu:

    1. Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir.
    2. Doğaya büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.
    3. Gaz haline geçmiş hali, çok ciddi yanıklara sebep olabilir.
    4. Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar.
    5. Erozyona yol açar.
    6. Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.
    7. Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur.

    Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. 43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı.

    Sadece bir kişi yasaklanması istenen "dihydrogen monokside"nin H2O yani hayatın can damarı "su" olduğunu söyledi. Lise öğrencisinin bu projesi "ne kadar kolay aldatılabiliyoruz" yarışmasının birincisi ilan edildi...!

    Delikanlı:

    "Amacım, kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış koşullandırılabileceklerini göstermekti" dedi.

    Alıntı
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  4. #14
    Arseniev adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2010
    Mesajlar
    311
    Karizma Gücü
    3
    YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE ...

    Genç bir yönetici, yeni Jaguar'ı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu:
    - Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ? Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi.
    - Lütfen amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım, çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı.
    Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti.
    - Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.
    Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu:
    - Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.
    Genç yönetici ne diyeceğini bilemez halde boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiç bir zaman tamir ettirmedi.
    Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı:
    Hiç bir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.
    Fısıltıyı dinle veya taşı bekle. Seçim senin...
    Herşey bir güzelliğe sahiptir fakat bunu herkes görmez.
    Konfüçyus
    Avzu TvamvayıPepe Le Pew

  5. #15
    Kalpaksız Kemalci amca_bey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2009
    Mesajlar
    1,475
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3


    Patron seçerken dikkat et...
    Atmasın seni.


    Komşu seçerken dikkat et...
    Kuşatmasın seni.

    Dost seçerken dikkat et...
    Satmasın seni.


    Yar seçerken dikkat et...
    Aldatmasın seni.
    "İşte bu ahval ve şerait içinde dahi..." (MUSTAFA KEMAL)

  6. #16
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    "Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar...
    Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş...
    Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakıyormuş...
    Sonunda sabırlar tükenmiş... Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peşinde, mahalle arasına dalmışlar...
    Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
    - Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?..
    - Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!..
    - Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
    Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
    Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:
    - Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?..
    İhtiyar gülmüş:
    - Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak "gak - guk" edebiliyor..
    Kıssadan hisse:
    Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin.
    Arkan bir gevşemeye görsün, ancak "gak-guk" edersin...
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

  7. #17
    arwen_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2010
    Mesajlar
    778
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3

    oğuz sargın nlp(neuro linguistic programming)

    FARKLILIKLARINA SAYGI DUYMALIYIZ.BU TAKTİRDE İNSANLARLA OLAN İLİŞKİLERİMİZDE PROBLEM YAŞAMAYIZ.
    BUNUN ÜZERİNE BİR HİKAYE:
    Bir gece havaalanında uçağın kalkmasını bekleyen genç bir bayan,dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye aldı bir yere oturdu.kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağmen,yanında oturan bir adamın olabildiğince cüretkar bir şeklide kurabiyelerini aldığını farketti.içinden adama çok kızdı,ama yine bir şey dememeye karar verdi.
    bie taraftan kitabını okuyup kurabiyesini yerken,bir taraftan da gözü saatteydi.
    her kurabiyeye uzandığında,adam da elini uzatıyordu.sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca,"bakalım şimdi ne yapacak?"dedi.kendi kendine.
    adam yüzünde asabi bir gülümseme ile son kurabiyeye uzandı ve kurabiyeyi ikiye böldü.kurabiyenin yarısını ağzına atarken,diğer yarısını kadına verdi.kadın kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldı ve,"bu ne terbiyesiz adam,üstelik bir teşekkür bile etmiyor.diye düşündü. hayatında bu kadar sinirlendiğini anımsamıyordu.uçağın kalkacağı anons edilince,derin bir nefes aldı ve rahatladı.eşyalarını toplayıp,çıkış kapısına yürüdü.kurabiye hırsızına dönüp bakmadı bile.uçağına bindi ve rahat koltuğuna oturdu.daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı.birden gözleri şaşlıkla açıldı.şok olmuştu.çünkü gözlerinin önünde bir paket kuabiye duruyordu.kadın adamın kurabiye paketini kendi paketi zannetmiş ve nasıl kurabiye hırsızının kendisi olduğunu anlamıştı.
    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
    İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
    Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
    Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
    Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
    Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

  8. #18
    arwen_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2010
    Mesajlar
    778
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    FARKLILIKLARINA SAYGI DUYMALIYIZ.BU TAKTİRDE İNSANLARLA OLAN İLİŞKİLERİMİZDE PROBLEM YAŞAMAYIZ.
    BUNUN ÜZERİNE BİR HİKAYE:
    Bir gece havaalanında uçağın kalkmasını bekleyen genç bir bayan,dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye aldı bir yere oturdu.kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağmen,yanında oturan bir adamın olabildiğince cüretkar bir şeklide kurabiyelerini aldığını farketti.içinden adama çok kızdı,ama yine bir şey dememeye karar verdi.
    bir taraftan kitabını okuyup kurabiyesini yerken,bir taraftan da gözü saatteydi.
    her kurabiyeye uzandığında,adam da elini uzatıyordu.sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca,"bakalım şimdi ne yapacak?"dedi.kendi kendine.
    adam yüzünde asabi bir gülümseme ile son kurabiyeye uzandı ve kurabiyeyi ikiye böldü.kurabiyenin yarısını ağzına atarken,diğer yarısını kadına verdi.kadın kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldı ve,"bu ne terbiyesiz adam,üstelik bir teşekkür bile etmiyor diye düşündü. hayatında bu kadar sinirlendiğini anımsamıyordu.uçağın kalkacağı anons edilince,derin bir nefes aldı ve rahatladı.eşyalarını toplayıp,çıkış kapısına yürüdü.kurabiye hırsızına dönüp bakmadı bile.uçağına bindi ve rahat koltuğuna oturdu.daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı.birden gözleri şaşlıkla açıldı.şok olmuştu.çünkü gözlerinin önünde bir paket kuabiye duruyordu.kadın adamın kurabiye paketini kendi paketi zannetmiş ve asıl kurabiye hırsızının kendisi olduğunu anlamıştı.
    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
    İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
    Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
    Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
    Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
    Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

  9. #19
    arwen_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2010
    Mesajlar
    778
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    madem düzeltme olmuyor o halde düzeltilmiş haliyle tekrar yazar eklerim değil mi demokrasi ülkesiyiz demokraside çareler tükemez yer ki demokratik olmayı bilelim insan olarak ve ülke olarak...
    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
    İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
    Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
    Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
    Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
    Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

  10. #20
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Bir 'şaşkın'ın notları!
    Yaklaşık bir haftadır geçmişimi sorguluyorum. Meğer ne kadar yalan-yanlış (!) bilgilerle donatılmışım...
    Oysa "vatana millete hayırlı bir evlat" olarak yetiştirdi beni "cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden" biri olan babam... Varını yoğunu bunun için harcadı!
    İyi ama ben "vatan"ı da "millet"i de hiç tanımamışım ki!
    Çünkü bana "vatan" diye; "bölünmesi mümkün olmayan" topraklar öğretilmişti.
    Bu topraklarda yaşayan herkes bizdendi.
    Bu yüzden kimseye "Laz mısın, Kürt müsün" diye sormadım hayatım boyunca.
    "Bölünmesi akla bile getirilemeyecek" bu topraklarda benimle birlikte yaşadığına göre "vatandaşımdı..."
    Kimsenin dini de ilgilendirmedi beni!
    En yakın arkadaşlarımdan birinin adı Nişan'dı, diğerinin Raffi... Dilimizin en güzel şiirlerini yüksek sesle okurduk birbirimize...
    Ben onların "Ermeni" olduklarının bile farkında olmadım, onlar bana bir kez bile "Sen Türksün, Müslümansın, bizden değilsin" demedi...
    Korktuk mu aynı çığlığı basardık: "Aman Allahım..."
    Aynı sözlerle vedalaşırdık: "Allaha ısmarladık..."
    Şaşırınca "Allah Allah" diye tepki verirdik birlikte...
    İçimizden biri şaka yapınca, "Allah müstahakını versin" derdi diğeri!
    Yani aynı Allah'a inanırdık... Gerisi çok da önemli değildi bu yüzden...
    Askerdeyken yanımda Fener Rum Patrikhanesi'nde görevli "Yorgo" vardı; manga arkadaşım!
    Atış talimine de çıktık birlikte, gece tatbikatına da...
    "Vatan... Sana... Canım... Feda!" diye birlikte haykırdık içtima alanına yürürken...
    Annesi de babası da Rum'du ama (bölük yazıcısı olduğum için biliyorum) ana dili Türkçeydi Yorgo'nun, vatanı da Türkiye...
    Ve bundan asla kompleks duymazdı!

    ***
    Bugün 46 yaşındayım...
    Öğreniyorum ki "vatan" dediğin aslında bölünebilirmiş...
    Ankara'dan birileri bu gerçeği artık görmeliymiş!
    Türk vatandaşı olduğu için milletvekili seçilebilen biri, "bildiği yabancı dil" sorulunca "Türkçe" diye yanıt verebilirmiş...
    İlkokulda öğretmenimin heyecanla anlattığı Atatürk ilkeleri ve devrimleri "ideoloji"ymiş mesela!
    Saltanatın, hilafetin kaldırılmasını sağlayan düzenlemelerin anayasayla güvence altına alınması "anti demokratikmiş..."
    Bizim uğruna canımızı vermeye hazır olduğumuz değerlerin tümü masalmış meğer!

    ***
    Şaşkınım...
    Üzgünüm...
    "Vatana millete hayırlı evlat" olması için emek harcanan milyonlarca vatandaşım gibi perişanım!
    İlk öğretmenim Neriman Hanım...
    Beni ben yapanlardan Emrullah Öğretmenim!
    Liseden edebiyat hocam Sabahat Ana...
    Sırtında kerpiç taşıyıp Anadolu'nun onlarca köyünde okul yapan
    babam; neredesiniz?
    Kafam çok karışık...
    Beni yanlış yetiştirmiş olabilir misiniz?
    Tüm "iyi"lerim aslında bu kadar "kötü" çıkabilir mi?
    Lütfen çıkın ve bana söyleyin:
    Siz mi hata yaptınız; yoksa bugün birileri bizi kandırıyor mu?
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •