Burası (güneydoğu sınırımızdaki mayınlı arazi) Kıbrıs büyüklüğünde bir alan. Burada devlet üretme çiftlikleri kurulabilir. Dağdan afla gelenler, topraksız köylüler hepsi orada eğitilebilir, çalışabilir, üretime katılabilir. Hepsi sigortalı yapılabilir. Ne olur, biliyor musunuz, oradaki gelirlerle şehit ailelerinin ihtiyaçlarını karşılarsınız, yoksulluğu sıfırlarsınız. Her türlü toplumsal barışı sağlarsınız. Düşünebiliyor musunuz; aynı dönem bu coğrafyada bir dönem çatışan insanlar, ekonomik olarak birbirini destekler konuma gelecekler...”
Gazetelerde “müthiş öneri” diye sunulan bu sözler Türk milleti ile dalga geçmek ve şehit ailelerini aşağılamaktır.
Teröre karşı sınırımıza döşenen mayınları, teröristler maaşlı ve sigortalı olarak temizleyecek ve orada yapılacak tarımdan şehit aileleri gelir elde edecek. Ve böylece toplumsal barış sağlanacak...
Yerin dibine batsın senin toplumsal barışın!
Beyefendi, dağdan inen PKK’lılara sigortalı iş buluyor ve sağolsun şehit ailelerini de unutmuyor!
Demek ki, şehit ailelerimizin pek iyi koşullarda yaşamadığını biliyor vekilimiz. O zaman soruyoruz: Bugüne kadar şehit ailelerinin durumunun düzeltilmesi için, TBMM’de kaç önerge verdin?
Şehit ailelerimizin durumu, affedilecek PKK’lılara sigortalı iş bulunca mı aklına geldi? Bu ne vicdansızlık...
İstersen Apo da dışarı çıksın ve mayınlı arazide kurmayı planladığın devlet üretme çiftliğinin başına geçsin. Belki böylece toplumsal barış daha da kuvvetlenir!
Yok canım daha neler mi? Doğru o kadarını yapamazsınız, çünkü gelecek tepkilerden korkarsınız. Korkunuz Türk milletinden değil (öyle olsa bu alçakça öneriyi yapamazdınız) Kürtlerden olur elbette!
Çünkü Kürtler için Apo, bir halk önderi. “Apo benim siyasi irademdir” dilekçesini 2 milyondan fazla Kürt imzalamadı mı? İşte bu insanları karşınıza alamayacağınız için Apo’yu affedip devlet üretme çiftliğinin başına geçiremezsiniz. Yoksa sizin gibi işşizlik üzerine kafa yoran sosyal demokratlar Apo için de elbette iyi bir iş bulmak isterler.
Ama sizin de toplumsal barış için varacağınız yer Apo’nun affedilip Meclis’e girmesi olacaktır!
Zaten Baykal’ın politikası, “Terör bitecekse toplumsal barışın bir ifadesi olarak af düşünülebilir” değil mi? Kürtlerin “siyasi irade” olarak gördükleri Apo’nun “yol haritalarını” TBMM çatısı altında açıklaması belki toplumsal barış için atılan bir adım olabilir size göre!
CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki açıklamalarına hazırız.
Kimi saf Atatürkçülerimiz Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’yi düzlüğe çıkaracak kişi olarak görmek istiyor. Ancak Kılıçdaroğlu, CHP’yi tamamen Kürtçü bir rotaya oturtmak isteyenlerin “sevimli yüzüdür”. Dürüst, çalışkan imajıyla parlatılan Kılıçdaroğlu’nun arkasındaki isimlere bakınca ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.
Örneğin Belediye seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu elinden tutup meydan meydan gezdiren Gürsel Tekin. Bu kişi Kürt açılımı konusunda kendi partisini AKP kadar cesur olmamakla eleştirmedi mi?
Gürsel Tekin’in haklı olduğunu itiraf edelim. Çünkü CHP, özü itibariyle AKP’nin Kürt açılımı politikasına karşı değil. Anadilde eğitim, etnik kimliğin tanınması, Kürtçe televizyon ve radyo, Kürdoloji Enstitüsü gibi öneriler SHP genel sekreterliği döneminde Deniz Baykal’ın hazırlattığı ve bugün de savunduğu raporda var. Ama CHP, Tekin’in de dediği gibi bunları cesurca savunmayıp, AKP’ye karşıymış gibi yapıyor.
Sen hem ayrı bir etnik kimliği tanı, hatta bunun bir şeref olduğunu programına yaz, hem de üniter devleti savun!
Kimse yemez bunu, diyemiyoruz. Çünkü kimi Atatürkçüler Kılıçdaroğlu gibi Truva atlarına inanıp CHP’nin Kürt açılımına karşı olduğuna inanabiliyor.
Kılıçdaroğlu’nun ne amaçlarla öne çıkarıldığını hâlâ anlamayanlara onun Kürt meselesi ile ilgili açıklamalarını dikkatlice okumalarını tavsiye ederiz. Mesela Adıyaman ziyaretinde yaptığı şu konuşma: “Adına ne dersek diyelim, ister Kürt, ister doğu sorunu, Türkiye’nin 30 yıldır yaşadığı bir sorun var. Eğer terör sonlanacaksa, bu konuda sağlıklı bir adım atılacaksa CHP bu soruna ilgisiz kalmaz. Öteden beri zaten ilgisiz kalmıyordu. İçimizde Kürt kökenli, Türk kökenli, Çerkez kökenli, Laz kökenli kardeşlerimiz var. Bu coğrafyada kardeşçe yaşamak zorundayız.” Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda ortak bir çözüm olursa CHP’nin de destek vermeye hazır olduğunu kaydetti.
Türkiye’yi bir etnik kimlikler ülkesi haline getiren ve Türklüğü bu etnik kimliklerden biri olarak gören anlayışın PKK veya AKP’den ne farkı var?
CHP’yi Atatürk’ün partisi, Kılıçdaroğlu’nu da ideal genel başkan olarak görenlere büyük Atatürk’ün şu sözünü hatırlatıyoruz: “Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdad devirleri mahsulü olan bu yanlış tevsimler, birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde tesellümden başka bir tesir hasıl edememiştir.”
Türklüğün, düşmanlarımız tarafından kullanılan etnik kimlikler tarafından yok edilmemesi için Türk milleti mücadele etmelidir. İçimizde faaliyet yürüten gizli Kürtçülere karşı uyanık olmak da bu mücadelenin bir parçasıdır.