http://haber.gazetevatan.com/haberde...oryid=4&wid=31SORU: Peygamber Efendimiz yanına gelen bazı hastalara bir bardağın içine su koyup, okuduktan sonra hastanın içmesini istermiş. Bu olay gerçek mi? Eğer gerçekse Peygamberi Efendimiz neden dönemin tıp bilginlerine bu işi sormamış da kendisi bu tip çözümler üretmiş? Bu akla ve mantığa aykırı bir durum değil mi? Ayrıca kendi evlatlığının karısıyla evlendiği, bunun o dönemde çok kötü karşılandığı söyleniyor. Böyle bir evliliğin gerekçesi nedir? Son olarak şöyle bir sorum olacak: Kur’ân’da “Ay, güneşi kovalar” deniyor. Ay nasıl güneşi kovalayabilir? (Ali Hoca)
CEVAP: Bu uydurmalarla Peygamber’i eleştirmek kimseye bir şey kazandırmaz. Üç-beş kişinin saldırmasıyla Peygamber o yüce tahtından düşmez. Saldıranlar sonunda perişan olurlar ve olmuşlardır. Onlar saldırıldıkça Peygamber yücelmiştir. Kendi boyutunuzu düşünün ona göre Peygamber hakkında söz söylemeye cesaret edin. Benim size tavsiyem, Peygambere saygılı olmanızdır çünkü ahiretiniz için bu gereklidir.
Ebubekir’den insanlığın unutamayacağı bir söz
Peygamber’in hayatı bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren mesajıdır. Hz. Ebubekir ne demiş biliyor musunuz? Peygamber’in ölümü üzerine halk şaşkınlık içine düşmüş. Ömer, “Kim Peygamber’in öldüğünü söylerse onu kılıcımla öldürürüm” demiş. İşte ashabı bu şaşkınlık içinde gören Ebubekir insanlığın unutamayacağı bir söz söylemiş: “Kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed öldü. Ama kim Allah’a tapıyorsa O bakidir, ölmez.” İşte mesaj bu. Peygamber’in ortaçağa ait olan fizik varlığı ve beşeri yaşantısı geçip gitmiştir. Şahsiyeti efsane değil, gerçek yaşamış bir kişiliktir. O fizik varlığıyla aramızdan ayrılmıştır. Ama getirdiği mesaj ilelebet bakidir. Şimdi de vardır, gelecekte de var olacaktır. Hz. Peygamber insanları o zamanın tıp imkânlarıyla tedaviye yöneltmiş, “Ey Allah’ın kulları, tedavi olunuz. Allah, yarattığı her derdin devasını da yaratmıştır” buyurmuştur.
Birisi Süleyman Ateş'e Muhammed hakkında birkaç soru sormuş, İslam hakkında en çok bilgiye sahip olan kişilerden birisi olan Süleyman Ateş'in verdiği, daha doğrusu veremediği, lafı ağzında gevelediği cevaba bakın.
Tipik molla kafası işte, sorulan sorular hoşuna gitmezse hemen insanları tehdit etmeye, cehennemle korkutmaya başlarlar. Kendi boyutumuzu düşünmeliymişiz, ona göre peygamber hakkında söz söylemeliymişiz. Tabii alışmışlar peygamberi akıl ve mantık yolu ile eleştiren herkesi kaba kuvvetle susturmaya. Peygamberi de aynı yolu izliyordu zaten, kendini eleştirenleri ya suikastle öldürtüyor, yada rüşvetle kendi tarafına çekiyordu.
Bir de neymiş, peygamberin hayatı bizi ilgilendirmezmiş. Oysa bu herifler her zaman peygamberin hayatının insanlığa örnek olması gerektiğini, onun en yüce ahlaka sahip olduğunu söyler dururlar, ama peygamberin hayatındaki bir kaç ahlak dışı olayı gösterdiğinde hemen çark edip, getirdiği mesajdan falan bahsetmeye başlarlar.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

