• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Devrimciler ölmez İlhan Abi...-Reha Muhtar

    Geniş bir odası vardı...
    Masasında oturmuyordu...
    Oturma gruplarının karşısında kendisine bir koltuk hazırlanmıştı...
    O koltuğunda oturuyor, karşısındakiler ise sürekli değişiyordu...
    Öğleden sonraları onun insanlarla sohbet saatleriydi...
    Gazetenin yazarları odasına geliyordu...
    Tanıdıkları, dostları, okuyucuları...
    Politikacılar, öğrenciler...
    Herkes bir şeyler anlatıyor ve herkes İlhan Abi’ye bakıyordu...
    Herkes onun tarafından bir türlü “onay” lanmaya çalışıyordu...


    ***


    Onu ilk kez bu kadar yakından görüyordum...
    O da beni...
    Dikkatli dikkatli beni süzüyordu...
    Cumhuriyet gazetesinin bir televizyonu olsun istiyordu...
    Bu televizyonun nasıl olması gerektiği konusunda benden fikir alıyordu...
    Söylediklerimi inanılmaz bir dikkatle dinliyordu...
    Sorular sorup, ara notlar alıyordu kafasında...
    Bir ara “İnternet de kurmamız lazım” dendi...
    Bana dönüp “Ne dersin?..” dedi...
    “Bence muhafazakar davranmamak lazım... İnternet mecrası çok önemli...” dedim...
    Sonra konukların durumuna göre başka konulara daldık...


    ***


    İstanbul’da profesyonel politikacılığa meraklı bir okuyucusu gelmişti...
    Daldan dala atlıyor, kendini göstermeye çalışıyordu...
    Biraz da anlamsız konuşmaya başlamıştı...
    İlhan Selçuk’a bakıyordum böyle bir durumda ne yapacak diye?..
    Bir ara yardımcılarından birine “Kimin tanıdığı bu kişi?.. Kim gönderdi onu?..” gibisinden bir işaret çaktı...
    Birisini söylediler...
    Adamın biraz da boşa kaçan konuşmalarından sıkılmıştı...
    Öyle bir durumda ben olsam “sinirlenirim” diye düşündüm...
    Hiç istifini bozmadı...
    İnanılmaz bir manevrayla, adamı kırmadan konuşmasını kestirdi ve daha sonra buluşmak üzere gönderdi...
    O İlhan Selçuk’tu...
    Ama insanları kırmadan göndermesini çok iyi biliyordu...


    ***



    Çocukken bizim eve Cumhuriyet gazetesi de girerdi...
    Hiç de “solcu” olmayan babam, İlhan Selçuk için “O çok dirayetli bir yazardır” derdi...
    Kim bilir belki babamın çocuk aklıma soktuğu ilk tohumdan, mutlak ki aktif solculuk yıllarımın işkence görmüş yazı ustasına duyduğum saygıdan, o öğleden sonra onu hiç kırmamaya, üzmemeye, canını sıkmamaya çok özen göstermeye çalıştım...
    Başarılı oldum mu bilmem...
    Ama onunla tanışıp saatler geçirmiş olmaktan şimdi çok mutluyum...
    “Devrimciler Ölmez” İlhan Abi...


    *****



    TURHAN SELÇUK’UN ÖLDÜĞÜNÜ HİÇ SÖYLEYEMEDİLER ONA...

    Son günlerini hep yoğun bakım altında geçirdi...

    Dün ölene kadar, hayatındaki en yakın kader arkadaşı, yoldaşı olan abisinin birkaç ay önce öldüğünü söyleyemediler ona...

    İlhan Selçuk, Turhan Selçuk’un öldüğünü bilmedi...
    Mart ayında ölen abisinin halen yaşadığını sanıyordu...
    Kendi yaşasın diye onun öldüğünü söyleyemediler ona...


    ***



    Subay bir babanın ve öğretmen olan bir annenin çocuğuydu abisi Turhan ile İlhan...
    Turhan Cumhuriyet’in ilanından bir yıl önce 1922’de, İlhan ise Cumhuriyet’in ilanından iki yıl sonra 1925’te doğdular...
    Cumhuriyet’in kendisiydi onlar...
    Aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinin de...
    Subay bir baba, öğretmen bir anne...
    Bugünlerde pek revaçta olmayan bir Cumhuriyet bileşkesinin ürünüydü onlar...
    Alabildiğine laik...
    Alabildiğine Cumhuriyetçi...
    Alabildiğine devrimci...
    Ve alabildiğine Atatürkçü...


    ***


    8 Nisan 1962’de, yani 48 yıl önce Cumhuriyet’te ilk yazısını yazdı...
    Adı Pencere’nin olan köşesinin hangi pencere olacağını anlyatıyordu o ilk yazıda...
    “Her insanın penceresi kendine benzer...” diyordu;
    “Deli Petro, Rusya’ya Batı’nın penceresini açmıştı...
    Einstein, fiziğe atom devrinin penceresini açtı...
    Freud, psikolojiye şuur-altı’nın penceresini açtı...
    Rönesansın penceresinde hümanizmanın ışıkları yankılandı...
    Atatürk ihtilali, aklın ışığına engel olan bu tahtaperdeleri kaldırmıştır bizim penceremizden...
    Artık Atatürk ihtilalinin ilkeleri çizmektedir bizim penceremizin çerçevesini...”
    Her şey bu kadar basit ve yalındı İlhan Selçuk için... 48 yıl bu Atatürk’ün bu penceresi hep açık kaldı...
    Turhan Abi’nin öldüğünü söylemediler ona...
    Morali iyice bozulup üzerine inme inmesin diye...
    Oysa ölümü bekliyordu İlhan Abi...
    Son aylarında öleceğini hissediyordu...


    *****



    İLHAN SELÇUK’U FALAKAYA YATIRANLAR, BUGÜN RAHAT UYUYACAKLAR MI?..


    “Gözlerim bağlı olduğundan hiçbir şey görmüyordum...

    Ayak bileklerime bir alet geçirilmişti...
    Bir manivelanın ya da vidanın sıkıştırıldığını duyumsuyordum... Öyle bir an geldi ki, bacaklarımı kıpırdatamaz oldum...
    Bir yağ mı sıvı mı sürüyorlardı tabanlarıma, sonra sopa inip kalkmaya başladı...
    Kendimi acıya katlanabilir sanırdım...
    Ancak falakanın verdiği acı hiçbir acıyla kıyaslanamaz...
    Olayın bir de ruhsal yanı var ki, bedensel acının üstüne biniyor... Kendini aşağılanmış olarak görüyorsun..”


    ***



    Bunlar İlhan Selçuk’un kendi sözleri...
    Ziverbey Köşkü isimli kitabından...
    Hep şunu düşünmüşümdür...
    Bir insana işkence yapanlar, zulüm edenler, asılmasına karar verenler, üzerinden zaman geçtikten sonra yaptıklarından hiç pişmanlık duyarlar mı diye?..
    İlhan Selçuk’un Ziverbey Köşk’ünde tabanlarına yağ ya da bir çeşit sıvı sürüp sopayla vuranlar, bugün yaşıyorlar mıdır acaba?..
    Utanırlar mı acaba yaptıklarından?..
    Hiç derler mi “Biz ne rezil adamlarmışız, ne insanlıktan çıkmış mahlukatmışız?..”
    Bugün ona işkence yapanlar çocuklarının yüzüne bakıyorlar mıdır rahat rahat?..
    İlhan Selçuk, yurtseverdi, laikti, Cumhuriyet’çiydi, Atatürkçü’ydü ve devrimciydi...
    Bunların hepsiydi ve kaybedilen bunların hepsinin üstünde toplandığı bir değerdir...
    Ama hala merak ederim...
    İşkence yapanlar akşam yattıklarında rahat uyurlar mı acaba?..
    Gece vakti girer mi hiç rüyalarına?..
    Attıkları falakalar, acıdan haykıran
    insanlar?..

    kynk

    Allah rahmet eylesin


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    devrimcilik kimlere kalmış.

  3. #3
    inmyplace adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-12-2005
    Mesajlar
    3,414
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    devrimcilik kimlere kalmış.
    hangi devrimleri sahiplendiğine bağlıdır bu. Devrimcilik sadece CHE'nin sahip olduğu şey değildir. Sadece Deniz'ler de devrimci değildir.

  4. #4
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Reha muhtarı kastettiğimi belirtmek istiyorum belki bir yanlış anlaşılma olabilir.

  5. #5
    inmyplace adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-12-2005
    Mesajlar
    3,414
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Reha muhtarı kastettiğimi belirtmek istiyorum belki bir yanlış anlaşılma olabilir.
    yanlış anlaşılma olmuştur.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •