• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Kur’an’ın Gölgesinde Hayat

    Elif Lâm Râ. Bu (Kur’an), sonsuz hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından, bütün yönleri ile ayetleri mükemmel hale getirilmiş, sonra da ayrıntılı bir şekilde açıklanmış bir kitaptır. (Hud, 1)


    Kur’an’ın gölgesinde insan, fikirde, duyguda derinleşmeyi, büyük düşünmeyi ve ilkeli yaşamayı öğrenir. Hayat, ele geçirilen en büyük fırsat olarak görülür. Çünkü sonsuz mutluluk ve güzelliğin yolu buradan geçer. İnsanda, tevhide dayalı yeni bir perspektif ve bakış açısı gelişir. Eşya ve insanlar arası ilişkilere ait değerler köklü bir değişime uğrar.

    Kur’an’ın gölgesinde, kâr, zarar kelimeleri, yeni anlamlar kazanır. Böylece kazanma ve zarar etmenin ölçüleri değişir. Dünyada kazanmak, her zaman bir kazanç; dünyada kaybetmek de her zaman bir zarar olarak görülmez. Bazen dünyevi planda kazanıyor gözükenler kaybettiklerini; kaybediyor gözükenler de kazandıklarını fark ederler. Asıl kazancın burada değil, ahirette olduğu anlaşılır. Mümin, dünyevi planda kaybetse bile, her daim kazanma şansına sahip olur. Bu anlamda dünya hayatı, özel hayattan aile hayatına, çalışma hayatından toplumsal hayata, bütün yönleri ile manevi bir ticaret haneye dönüşür. Yine Kur’an’la insan hem bu dünyada hem de ahirette kazanır. Dünyasını kazanırken ahiretini kaybetmez veya ahiretini kazanırken dünyasını kaybetmez. Oysa bugünkü medeniyet, belki dünyada kazandırıyor, ancak öte tarafta kaybettirdiği kesin. Çünkü madde ve mana dengesini sağlayamamıştır.

    Kur’an’ın gölgesinde, insan, sadece maddi bir varlık olarak yaşamıyor. Madde ile mana beraber, iç içe yaşıyor. Çünkü manevi değerlerin insanın hayatında belirleyici olması hedefleniyor. Asıl olanın mana olduğunu insana öğretiyor. Maddi olanın geçici, arızi; manevi olanın ise kalıcı olduğunu gösteriyor. Böylece insan, kendisini cezbeden, hayatın zorluklarına katlanmasını sağlayan ilahî iltifat ve müjdelerle yüz yüze geliyor. Ve bunlar karşısında dünyevi imkân ve nimetlerin değersizliğini ve geçiciliğini yakından görüyor.

    Kur’an’ın gölgesinde, okuduğumuz her bir ayet, gönül dünyamızda yeni bir anlam kazanıyor, manevi bir iklimi teneffüs etmemize sebep oluyor. Bir gün, ilahî sıfatlardan birinin kuşatıcılığı ve sonsuzluğunu yaşıyoruz. İdrakimize rengini veriyor, onu hissederek zamanımız geçiyor. Bir başka gün, Allah yolunda fedakârlıkta bulunmanın anlamını yeniden keşfediyoruz. Hatta bu uğurda insanın kendini feda edip şehitlik mertebesine ermesinin yüceliğini kavrıyoruz. Bir gün, barış ve esenlik yurdu cennetin güzelliği hayalimizi süslerken, bir başka gün hesap sahneleri kalbimizi ürpertiyor, hafızamızda silinmez izler bırakıyor. Bir gün hayatın inişli çıkışlı yollarında sabırlı ve kararlı olmanın gereğini anlarken, bir başka gün, salih ameller konusunda çok daha fazla gayret etmenin önemini idrak ediyoruz. Kısaca Kur’an’ın gölgesinde, düşen insan kalkmasını beceriyor, ayakta duran insan da yürümesini hatta koşmasını öğreniyor.

    Hayat anlamını kaybettiğinde, yaşanmaz hale geldiğinde, imdadımıza yetişen, elimizden tutan yine Kur’an’dır. Bizi teselli eder ve yeniden hayata bağlar. Duygu ve düşüncelerimiz gölgelendiğinde, zihnimize şekil verir, hedeflerimizi yeniden tayin eder. İlhamları önümüzü aydınlatır, huzuru gönlümüzü kuşatır. Rehavete düştüğümüzde, hayatın şaşası iç dünyamızı kapladığında, vahyin diriltici soluğu ile kendimize geliriz. İnsan, varlık, hayat, ölüm ötesi yeniden anlam kazanır, yerli yerine oturur. Yeni bir gözle hayata bakar, ruhumuzun zindeleştiğini hissederiz.

    Kur’an’ın gölgesinde, insanın zihni ve gönlü dağınıklıktan kurtulur. Kendi istikametini bularak hedefine yönelir. Enerjisini toplayarak tevhitle amacına ulaşır. Kendi iç dünyasında bir keşmekeşliğe, bölünme ve parçalanmaya maruz kalmaktan kendini kurtarır. İnsan, hep fıtratıyla, tabiatıyla uyuşan şeylere çağrıldığını görür. Vicdanının sesine kulak verir, iç dünyası ile bütünleşir. Kendisi ile barışık hale gelir. Yabancılaşma, sevgisizlik ve merhametsizlikten uzaklaşır. Kin, husumet ve kıskançlığın insan için bir yük ve huzursuzluk kaynağı olduğunu görür. Hem cinslerine ırk, renk, bölge, güçlü-zayıf, varlıklı-fakir, güzel-çirkin ayrımı yapmadan bakar. Kategorize ederek insanlarla ilişki kurmanın doğru olmadığına inanır. Kısaca insana insan olarak bakmayı öğrenir.

    Kur’an’ın gölgesinde insan, sonucun ve takdirin insanın elinde olmadığı, her şeyin Allah’ın mutlak irade ve kudretine bağlı bulunduğunu görür. Allah dilemedikçe hiç kimsenin bir şey dileyemeyeceğine inanır. O, rahmet kapısını açmadıkça, kimsenin bunu aralamaya gücü yetmez. Yine O, rahmetini dilediğine vermek isteyince, kimsenin buna mani olması mümkün değildir. Bu manada insan, sebeplerin gerekliliğine inanır. Fakat onların esas belirleyici olmadığını da kabul eder. Bazen sebepler sonuç vermez. Bazen de sebepsiz sonuçlar oluşur. Çünkü sebeplerin de sonuçların da yaratıcısı O’dur. Böylece insan, izzet ve şerefin nerede olduğunu anlar. Yüceliğin ve yüksekliğin sonsuz kaynağını keşfeder. Beşerî arzu ve heveslerin aldatıcılığına, dünyevî değerlerin çekiciliğine kapılmaktan kurtulur. Onurlu ve haysiyetli bir hayat yaşar.

    Kur’an’ın gölgesinde insan, nefsinin hile ve yönlendirmelerini, şeytanın tuzak ve saptırmalarını aşmanın daha da kolaylaştığını görür. Şeytanın ve nefsinin elinde oyuncak olmaktan kendini kurtarır. Böylece hayata şeytani vesveseler ile değil, rahmani bir gözle bakmayı öğrenir. İnsanın iç dünyasında, kendisini olumsuzluklardan alıkoyan fakat hayırlı amellere çeken bir irade oluşur. Gittikçe güçlenen bir iç denetim meydana gelir. Kararlılık ve disiplin temel ilke haline gelir. Böylece Allah rızasını kazanma uğruna adımlarının daha bir sıklaştığını fark eder. Herkese hoşgörüyle yaklaşmanın, ülfet edip kaynaşmanın gerekliliğini anlar. İnsanın terbiye ve olgunlaşmasının nasıl bir ivme kazandığını görür. Eğitim kurumlarının halletmeye çalıştığı ahlaki zaafları ve insani problemleri, bu ilahî kelâmın uyarı ve müjdeleri ile kısa zamanda nasıl çözüme kavuşturduğunu tecrübe eder.

    Kur’an’ın gölgesinde insan, hayatı ve ölüm sonrasını tanır, varlığın sahibinin kendine olan lütuf ve ihsanının ne kadar cömertçe olduğunu görür. Bütün bunlar karşısında, Allah’ın önüne koyduğu eşsiz fırsatları, insanın nasıl değerlendirmediğine hayıflanır. İnsan, geçici dünya metaına talip olur da, kendisini bekleyen sonsuz güzelliklere sırtını nasıl çevirir. Elinin tersiyle nihayetsiz mutluluk ve esenlikleri geri teper de; geçici, basit değerlere nasıl talip olur. Allah’ın sayısız lütuf ve ihsanı karşısında, insan nasıl olur da bu kadar nankörleşir. Nimete boğulduğunda, nimetlerin sahibine yaklaşacağı yerde nasıl da O’ndan böyle uzaklaşır.

    Evet, son asırlarda insan gururlandı, kibirlendi. Kur’an’a iftira ve bühtanda bulundu. Onun artık eskidiği ve demode olduğu iddiasını ileri sürdü. Hâlbuki o, on dört asır boyunca olduğu gibi bu gün de isteyene dileyene hayat veriyor. Bir kandil gibi önünü aydınlatıyor. Karanlık ve kararsızlıklardan aydınlığa, itminana kavuşturuyor. Kendine inananlara ümit vererek onların heyecanını diri tutuyor. Hayatlarına anlam katarak sıradanlaşmaktan onları kurtarıyor.

    Doç. Dr. İbrahim Hilmi Karslı
    Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

    kynk


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Arkadaşım eline saglık çok güzel yazılar bunlar, inşallah bu açıklamaları bütün insanlar bir gün anlarlar. Ne kadar anlamlı ve manalı yazılar olduklarını. Çok teşekkür ederim.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İran Krizi’nin Gölgesinde Kalan Suriye’nin Kaderi
    2006 Konuları bölümünde alpstar1 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.02.06, 11:04
  2. AP üyesi Mölzer:’’Türkiye’de insan hakları ihlalleri sürüyor’’
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 07.11.05, 23:44
  3. Onkelinx:’’Türkiye, Müslüman ülkeler ile köprü görevi üstlenebilir’’
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.10.05, 09:06
  4. Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.10.05, 12:52
  5. Esad’dan Erdoğan’a mesaj: Antalya’da değil Rize’de buluşalım
    2005 Konuları bölümünde KöprülüPaşa tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 22.07.05, 15:40

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •