• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    bubuu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    3,408
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Kürt-Türk, Birlikte Yaşamak Zorunda Mıyız?

    Birlikte yaşamak zorunda mıyız?

    BU yazıyı yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim.
    Mayınlı bir araziye girip oramı buramı paramparça etmekten çekindim.
    Korktum, ama düşündüm ki; korkunun ecele faydası yok.
    Cesaret lazım, bu ülkeye cüretkâr insanlar lazım, kafa göz yarmaktan korkmayacak insanlar lazım.
    Böyle düşündüm ve yazmaya başladım.
    Lütfen siz de bu duygularla okuyun.
    Kendi kafanızı gözünüzü, özellikle de önyargılarınızı kırma pahasına.
    Bir ezberi, 80 yıllık bir ezberi, bozma; ne bozması, berhava etme pahasına.
    Öyle okuyun.
    * * *
    Bundan 3 hafta önce Paris'te Maillol Müzesi'nde bir sergiyi gezdim.
    Onunla ilgili bir de yazı yazdım.
    O sergide beni en çok etkileyen üç eserden biri, bir tabloydu.
    Size o tabloyu aynen tasvir ediyorum.
    Ortada çarmıha gerilmiş bir İsa duruyor.
    Başı hafif yana eğilmiş, ayakları ve ellerinden çarmıha çivilenmiş.
    Yani, çarmıhın üzerinde ölü bir insan duruyor.
    Ama henüz etten ve kemikten oluşan bir varlık.
    Yaşıyor gibi...
    Çarmıhın dibinde ise, onu izleyen insanlar var.
    Mecdelli Meryem, İsa'nın havarilerinden bazıları, Romalı askerler, seyirciler...
    Yüzlerce insan çarmıhtaki ölü İsa'ya bakıyor.
    Ama dikkat.
    Aşağıdakilerin hepsi birer iskelet.
    Yani çarmıhtaki ölü insan etten ve kemikten.
    Aşağıda yaşayan insanların ise hepsi birer iskelet.
    * * *
    Tablo diyor ki:
    İsa, 2000 yıldır yaşıyor.
    Ötekilerin ise hepsi, o daha çarmıhtayken ölüydü.
    Tabloya baktım ve düşündüm.
    “Paradigma kırmak işte budur.”
    Yani ezberi bozmak.
    Yaşayanı ölü, ölüyü ise yaşayan farz etmek.
    O gün, yani İsa'nın çarmıha gerildiği gün için, absürd bir şey.
    İsa'yı çarmıhta gösteren binlerce tablo var. Hepsi tam aksini çizmiş.
    Ama, İsa'nın çarmıha gerildiği o tepeye bugün bakarsanız ne görürsünüz?
    İsa hâlâ yaşıyor, ötekilerin ise hepsi ölü.
    Öyleyse, bozulan ezber, yıkılan tabu, kırılan put bize neyi anlatıyor:
    Hakikatin ta kendisini değil mi...
    * * *
    Türkiye, tarihinde ilk defa Kürt meselesini en çarpıcı ve en gerçekçi biçimde tartışıyor.
    Diyorum ki, artık zamanı gelmiştir.
    Şarkı söylemenin zamanı da gelmiştir, farklı söylemenin zamanı da...
    Kaderin cilvesine bakın ki, farklı şeyi söyleme cesaretini bugün, Türkiye'de üniter devletin en muhkem kalelerinden biri olan “Cumhuriyet” Gazetesi'nin bir yazarı buldu:
    Orhan Bursalı bakın ne diyor:
    “Türk tarafının elinde tek koz var: Kürtlerin çoğunun ayrılmayı isteyip istemediği. Çünkü doğal veya anormal, tüm ayrılıkların, herkese bir faturası olacaktır. Bu nedenle, bu kozun güçlendirilmesi gerekir.”
    Cumhuriyet Gazetesi'nin yazarı açık açık, “Ayrılma kozunu, Türklerin ve Kürtlerin önüne koyalım” diyor.
    “Cumhuriyet” Gazetesi'nin bir yazarı bunu söyleyebiliyorsa, bütün Türkiye söyleyebilir.
    Haydi gelin ağzımızı alıştırmak için hep birlikte soralım:
    “Türklerle Kürtler birlikte yaşamak zorunda mıdır?”
    Eğer bu ortak iradeyi gösterip yaşayabileceksek, tabii ki yaşayalım.
    Tabii ki hem Türkler, hem Kürtler için en iyisi budur.
    Ama yaşayamayacaksak?
    Yaşayamayacaksak, artık adını koyalım.
    Bakın Özal 20 yıl önce “Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” dediğinde yer yerinden oynamıştı.
    Şimdi bu soruyu soruyoruz, yer yerinden oynamıyor, yaprak bile kımıldamıyor.
    Demek ki, 20 yılda mesafe kat etmişiz.
    * * *
    Anayasamız üniter devleti vazgeçilmez şart olarak önümüze koyuyor.
    Türkiye'nin bugünkü tablosunu çizersek, “Yaşayan nizam”, “Yaşatılması gereken nizam” budur.
    Ama ilerde bir gün bu ülkenin tablosunu çizmeye kalktığımızda ne göreceğiz?
    Yaşayan nedir, daha o gün, o tepeye çarmıhın dikildiği gün yaşayan hangi nizamdır, çarmıh yere inmeden ölmüş olan hangisi.
    Bunu görmek için, ille de 2000 yıl sonra açılacak bir “Ölüm sergisini” mi beklemek zorundayız...

    12temmuz 2010

    BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Kürtler'in hiç bir şekilde Türkiye'den ayrılmak istemediğini belirterek, "Türkiye'de tartışılmayacak bir şey varsa bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür" dedi.


    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    13temmuz 2010


    Ben İmralı'ya, Apo dışarı


    DÜN Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetini görünce içimden şöyle dedim:

    “Şimdi geldik meselenin özüne...”
    Konuşan kişi Hasip Kaplan, BDP milletvekili.
    Bir başka özelliği de Abdullah Öcalan’ın eski avukatı olması.
    Bakın sözlerini aynen aktarıyorum:
    “Türkiye’de tartışılmayacak bir şey varsa o da bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür.”
    Altında da çok duygusal ve etkileyici bir cümle:
    “Benim iki çocuğum var, birini Şırnak’a, birini de Kırklareli’ne mi bırakacak?”
    Yazımı okumadığı, sadece bazı liberal vuvuzelacılardan dinlediği çok belli.
    Arkadaş o kadar “birlik ve beraberlikçi” ki, işi, “Birlikte yaşamak zorunda mıyız” diye sorma cüretini gösteren beni “Hitler’e benzetmeye” kadar götürmüş.
    Ne yapalım, en mantıksız ve vicdansız teşbihte bile hata aramamamızı söyleyen bir atasözümüz var.
    Gelelim işin ciddi yanına.
    * * *
    Sevgili kardeşim Hasip,
    - Türkiye’nin “birlik ve bütünlüğünü” bu kadar gönülden mi istiyorsun. Yapacağınız iş çok basit.
    Bir daha ağzınıza “Kürdistan” lafını almayacaksınız. Kuzey Irak için istediğinizi söyleyin, ama Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir “Kürdistan” lafı edilmeyecek.
    Bu ülkede kimse “Lazistan”, “Çerkeziztan” istemediğine göre, batıda, güneyde kimse Karamanoğulları kimliği aramadığına göre, ülkenin tek ve bölünmez adı Türkiye’dir, tamam mı?
    Böyle davranacaksınız ki, Kırklareli’ndeki çocuğun kendini Türkiye’de yaşıyor hissederken, Şırnak’taki “Kürdistan’da yaşıyor” hissetmesin.
    - Güvenlik görevlilerinin şehit edilmesi meselesine geliyorum.
    Asker ne için savaşıyor? Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünün korunması için değil mi? Madem siz de ülkenin bütünlüğünü ve birliğini bu kadar candan biçimde savunuyorsanız; şehit olan her askerin, her polisin arkasından omuz omza vereceğiz, PKK’yı lanetleyeceğiz.
    Öyle “Silahlar karşılıklı sussun” gibi demagojiler yok, dağdan gelen teröre amasız mamasız karşı çıkacağız.
    Buraya kadar anlaştık mı?
    Öyleyse devam edelim.
    * * *
    - Partinizin bayrağını taşıyan belediye başkanlarınıza söyleyeceksiniz. Bundan böyle özerklik ilan etmek falan gibi zırvalara girmeyecekler. Terörist cenazelerinde ay- yıldızlı bayrak dışındaki flamalarla, bayraklarla gösteri yapmayacaklar. “Ayrı futbol federasyonu kurarız” gibi saçmalıklar olmayacak.
    Birlikte yaşamak istemiyor muyuz? Buyurun yaşayalım.
    - Hemen gelecek hafta, alışveriş merkezinde, otobüs durağında insanları cayır cayır yakan dağdaki “Kimyasal Ali’lere” karşı çıkacağız.
    Tamam mı arkadaşım?
    Madem birlikte yaşamayı bu kadar azimle savunuyoruz, yarından itibaren Cumhuriyet mitinglerini bile solda sıfır bırakan “Birlik ve beraberlik mitingleri” düzenleyeceğiz. Ben Kürtlerle omuz omza yürümeye hazırım.
    Ama size karar vermeden yine de “Dağdakilerin”, “Adadakilerin” görüşünü alın.
    Sizde çok demokrasi olduğu için ağır bir papara yiyebilirsiniz.
    - Anadilde eğitim diyorsunuz. Birlikte yaşayacaksak, hangi dilde anlaşacağız? Flamancada mı?
    * * *
    Hasip Kaplan’a söyleyeceklerim bu kadar.
    Bir de vuvuzelacılar var. Onlara da toptan cevap vereyim.
    Daha düne kadar Susurluk’un malum şahıslarını öve öve bitiremeyen biri bana “Irkçı” diyor. Adamın mazisine baksan, oraya buraya serpiştirilmiş kafatasçılıklar bulacaksın.
    Ne diyeyim?
    Bir de hayatı boyunca haklı olarak “Liboş” falan gibi suçlamalardan şikâyet eden büyüğümüz var ki, kendisi bir saniye bile düşünmeden bana “Irkçı” etiketini yapıştırıyor.
    Hakaret olarak hangisi ağır? “Liboş” mu, “Irkçı” mı.
    Ben “Liboş”u tercih ederim.
    - Bir arkadaşımız da işi beni “Milose-viç”e benzetmeye kadar götürmüş.
    İyi de şimdi bu çok parlak bir benzetme oldu mu?
    Boşnaklar, Hırvatlar, Karadağlılar ne istiyordu? Üniter bir Yugoslavya’da, birlik ve beraberlik içinde yaşamayı mı?
    Arkadaşlar bugün Yugoslavya diye bir devlet yok.
    Örneği oralarda aramayın, “Birlik ve beraberlik” tezlerini kendiniz çürütüyorsunuz.
    Miloseviç ırkçı bir kasaptır ve yöntemleri, dağdaki “Kimyasal Ali’lerinkinden” hiç farklı değildir.
    * * *
    Ben memnunum.
    Bir soru ile tartışma başladı ve “Milli birlik ve beraberliğin” kıymetini anladık.
    Ülkede “Tek bölücü” olarak ben kaldım.
    O zaman yapacağınız iş çok basit.
    Apo’yu çıkarıp beni İmralı’ya koyarsınız.
    Kürt meselesi de çözülmüş olur.
    Not: Ertuğrul Özkök takıntısı olan arkadaşlara söylüyorum. Benimkinden başka fikri olan varsa, onlar da söylesin tartışalım. Söz veriyorum, kimseye “Hitler”, “Mussolini”, “Irkçı” falan demeyeceğim. Tartışmayı adabıyla sürdüreceğim.

    Ertuğrul Özkök
    [ร..t]



    o kadar,bu kadardan daha serttir.

  2. #2
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ertuğrul Özkök'ü sevmiyorum. Adam cambaz....
    provakatif yazı yazmış. güm, habercilerin odağı olmuş....

    Bu adama yorum yapmak istemiyorum.....
    keşke senin yazın olsaydı.....

    bari böyle düşünüyorsun sen neden yazmıyorsun....



    .
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  3. #3
    Türkün Atası Atatürk Burak Kagan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2006
    Mesajlar
    1,157
    Karizma Gücü
    6
    Dışarıda biji biji, gerilla vur diye bağıranlara sorunca birlikte yaşamak istiyoruz demeleri ya ne dediklerini bilmeyecek kadar beyinleri yıkandığından ya da Türk milletini ebleh yerine koymalarındandır.

    Biji biji diye yırtınacaklar defolup gidebilir. Vatan toprağını vermek istemememiz pkk sempatizanı kürtlerle birlikte yaşamak istediğimiz sonucunu çıkarmaz.

    Aponun p.çi olan kürtlerle yaşayacağımız hiçbir şey olmadığı gibi bizde kimseye verecek toprak da yoktur.
    "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti" yalanı nasıl uyduruldu?
    “Kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir. Mustafa Kemal ATATÜRK

  4. #4
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    Devletin vermesi gereken haklar var, bu haklar verildiği sürece hiçbir kürdün ayrılması için bir sebep kalacağını düşünmüyorum. Ayrılmak değil birleşmek çözümdür. Pkk'nin eylemlerini bitirmeside ancak böyle sağlanabilir, özel birim kurarak, bomba atarak örgüt bitmez. Çünkü o bölgede üstün güç arazi şartları ve diğer şartlar sayesinde Pkk'dir. Gencecik çocukları bile bile ve "zorla" o bölgeye gönderip ölmelerini sağlamak kimsenin haddine değildir.

    Son olarak Türk-Kürt et-tırnak gibidir. Ama et tırnağı yemeye kalkarsa işler bozulur, bozulan işleri tamir etmenin tam zamanıdır.

  5. #5
    beyazsayfa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2007
    Mesajlar
    6,757
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    insan olan her ırkla birlikte yaşanır.

  6. #6
    rightwinger adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2010
    Mesajlar
    63
    Karizma Gücü
    3
    Kurtlar Vadisinden Memati'nin, 'Beni sevirmisen ?' diye soran Zaza'ya dediği gibi; 'Ben insan sevmirem'.
    Birlikte yaşamak isteyenler özgürdür... İstemeyenlerin istememekte özgür oldukları gibi...

  7. #7
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4
    99 yılında damadı Ercan Saatçi ile birlikte Ahmet Kaya'nın üzerine yalan haberlerle oynamadıkları oyunu bırakmaya Ertuğrul Özkök insanı(!) yine konuşturmuş beş para etmez kişiliğini... Ne zaman bu adamın ismini duysam veya resmini görsem aklıma maymunlar geliyor nedense?

    Ben de AOG gibi bu adamın(!) yazısına yorum yapmıyorum. Hürriyet gibi köklü bir gazetenin yüz karası olarak aklımda kalacaktır her zaman.
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  8. #8
    Türkün Atası Atatürk Burak Kagan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2006
    Mesajlar
    1,157
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı Deathangel tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Devletin vermesi gereken haklar var, bu haklar verildiği sürece hiçbir kürdün ayrılması için bir sebep kalacağını düşünmüyorum. Ayrılmak değil birleşmek çözümdür. Pkk'nin eylemlerini bitirmeside ancak böyle sağlanabilir, özel birim kurarak, bomba atarak örgüt bitmez. Çünkü o bölgede üstün güç arazi şartları ve diğer şartlar sayesinde Pkk'dir. Gencecik çocukları bile bile ve "zorla" o bölgeye gönderip ölmelerini sağlamak kimsenin haddine değildir.

    Son olarak Türk-Kürt et-tırnak gibidir. Ama et tırnağı yemeye kalkarsa işler bozulur, bozulan işleri tamir etmenin tam zamanıdır.
    Bu ülkede Türk-kürt etle tırnaksa mesele etin tırnağı yemesi değildir, tırnak kalkıp ben el oldum parmak oldum artık ete ihtiyacım yok derse adama hass.tir derler. Türkiyede kürtlerin durumları her bakımdan Türklerden daha iyi olup haklarının verilmediği veya kürtlerin baskı altında tutulduğu tarzda söylemler çözüm aramak değil pkk avukatlığını yapmaktır. Ona göre herkes haddini bilsin.
    Bu mesaj en son " 17.07.10 " tarihinde saat 17:48 itibariyle Burak Kagan tarafından düzenlenmiştir...
    "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti" yalanı nasıl uyduruldu?
    “Kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir. Mustafa Kemal ATATÜRK

  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bence zorunda degiliz, onlarında özgürlük hakları var. Bu nedenle batıya göç etmiş kürtler ben kürtüm ve kürtlüğümü yaşamak istiyorum diyorlarsa memleketlerine dönmeliler, bunun için önce göç yasası çıkarılmalı ve akabindende bu şekil kürtlerin memleketlerine dönmeleri için çalışmalar yapılmalıdır. Hem devlet kuracagım deyip hemde batıda iş kurmak ve orada çalışmak savunduğu fikirle çelişir. Bunu ne türklere nede kendi soydaşlarına yapma hakları bu idiaları savunnanların yoktur.

    ARTIK BU İKİ YÜZLÜLÜKTEN VE NANKÖRLÜKTEN KURTULMANIN ZAMANI GELMİŞTİR. Bununda insancıl yollardan ve kurşun atılmadan yapılmasından yanayım. İmanlı olan din kardeşine kurşun sıkmaz sıkılmasına vesilede olmaz. Atalarımızın birlikte düşmana karşı savaştıklarınıda unutmamamız lazımdır diye düşünüyorum.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  10. #10
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Burak Kagan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu ülkede Türk-kürt etle tırnaksa mesele etin tırnağı yemesi değildir, tırnak kalkıp ben el oldum parmak oldum artık ete ihtiyacım yok derse adama hass.tir derler. Türkiyede kürtlerin durumları her bakımdan Türklerden daha iyi olup haklarının verilmediği veya kürtlerin baskı altında tutulduğu tarzda söylemler çözüm aramak değil pkk avukatlığını yapmaktır. Ona göre herkes haddini bilsin.
    Sen anadili Kürtçe olan bir halka, "Türkçe konuş yada sus" dersen, Ahmet Kaya tişörtü giydi diye polisini üstlerine salarsan,10 yaşındaki cocukları polise taş attılar diye içeri alırken, milyon dolarlarla devleti dolandıranları es geçersen burada Kürtler değil, Türkler el oldum parmak oldum demiş olurlar.

    Ayrılmak,silah sıkmak elbette çözüm değil, Kürtçe yerel dil olarak kabul edilirse, seçmeli ders olarak ihtiyaç olan bölgelerde sunulursa, Kürt dili edebiyatı bölümü açılırsa ben sorun olacağını düşünmüyorum. Kürtçe'den öcü gibi korkmanın mantığı yok. Nihayetinde Türkler Kürtsüz olamayacağı gibi, Kürtlerde Türksüz yaşayamaz. Bir çoğumuzun ablası halası amcası dayısı Türk veya Kürtlerle evlilik yaptılar. Artık bu iki kardeş halk iç içe geçmiş durumdalar. Bunları ayırmak değil iyice birleştirmek amaç olmalıdır.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. PKK propagandası: Türk-kürt kardeşliği
    2006 Konuları bölümünde joseba tarafından açılmış
    Yanıt: 129
    Son Mesaj: 25.04.06, 01:26

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •