"İbn-i Kesir" ismini birçoğunuz duymuş olmalısınız. Kendisinin müfessir, muhaddis ve tarihçi olduğu söylenmektedir. İslam dinindeki önemli şahsiyetlerden birisidir. Irak'ın güneyindeki Basra şehrinin Mecdel isimli köyünde miladi 1301 tarihinde doğmuştur ve yine Irak'ın Şam şehrinde 1373 tarihinde vefat etmiştir. İbn-i Teymiyye O'nun hocalarından biridir.
"İbn-i Kesir Meali" diye bir şeyi de birçoğunuz duymuş olmalısınız. "Eee ne var bunda?" diyebilirsiniz. Şu var ki nasıl olurda İbn-i Kesir'in bir Türkçe meali olabilir? Şaka mı bu?!
Türkçe meal, Türkçe ve Arapça bilen birisi tarafından kaleme alınabilir. İbn-i Kesir Türkçe'yi biliyor muydu? Muhtemelen kendisi bir Arap olmalı ve dolayısıyla Arapça konuşuyor olmalı. Türkçe biliyor olsa bile niçin bir Türkçe meal yazma gereksinimi duysun ki? Onun adına bir Türkçe mealin olması sizce de garip değil mi? Yoksa bu konuda benim bilmediğim bazı şeyler mi var? Bu konuya bir açıklık getirmenizi bekliyorum.
Laf lafı açar derler ya... Bu yazdıklarım aklıma başka garip durumların varlığını da getirdi. Mesela İbn-i Kesir'in 14 ciltten oluşan "el bidaye ven nihaye" adında bir çalışması var. Bunun da Türkçe çevirisi yapılmış. Muhtemelen orjinalinde Arapça olan bu eserin, nasıl oluyor da Türkçe çevirisi sorunsuz olarak yapılabiliyor? Hiç kimse çıkıp da "İbn-i Kesir aslında orada onu değil de şunu kastetmiştir" demiyor. Arapça'daki kelimelerin birçok anlamı olmasından dolayı Kur'an'ın birçok meali yok mu? Var. Bir tarafta asırlardır doğru anlaşılamadığı iddia edilen bir kitap, diğer yanda bir bakışta anlaşılan 14 ciltlik dev eser. Bu nasıl oluyor? Aynı şey Arapça'dan Türkçe'ye çevrilen bunun gibi daha birçok eser ve özellikle hadisler için de geçerlidir. Bu konuya da bir açıklık getirmenizi bekliyorum.
Saygılar...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


