• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    07-06-2010
    Mesajlar
    13
    Karizma Gücü
    0

    Doğal İlacımız SU

    Görünüşünüzü SU içerek değiştirin!
    2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre günde 500 ml. su içmenin cilde giden kan akışını artırdığı ortaya çıktı. Günlük yaşantınızda eğer vücudunuz yeterli su almazsa cildiniz diğer organlara nazaran bundan daha fazla etkileniyor. Yani cildinizin daha yumuşak daha esnekdaha kırışıksız ve daha düzgün bir yapıya kavuşması için suyun mucizevi etkisinden mutlaka yararlanmalısınız.

    Depresyonun doğal ilacı SU!
    Su içmek vücut fonksiyonları için önemli olduğu kadar psikolojik olarak da bize pozitif bir yarar sağlıyor. Yurtiçi ve yurtdışında birçok sağlık kuruluşunun yaptığı araştırmalar sonucunda su serotonin ve diğer noransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmez bir faktör. Uzmanlar hergün en az 15 litre su içmenin çalışma verimini artırdığını ve dikkat aralığını büyüttüğünü vurguluyor. Az su içmek ise yüksek derecede yorgunluk dikkat güçlüğü ve hafıza bozuklukluklarına neden olabiliyor.

    SU kanser için bir kalkan!
    Bilindiği üzere yüksek oranda su tüketmek birçok hastalığın önünü kesiyor. Soğuk algınlığı kabızlık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi hastalıkların oluşma riskini azaltıyor. Kansere neden olan zararlı toksinlerin atılmasını hızlandırarak mesane kanserini önlemede ve enfeksiyon ile kanser hücrelerinin oluşabileceği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli bir rol oynuyor.


    Gördüğünüz gibi su en doğal ve en çok ihtiyaç duyduğumuz doğal bir ilaç gibi. Kullandığımız suyun ph ve mineral değerleri çok önemliymiş. Bu yüzden doğal mineralli su tüketmek gerekiyor. Örneğin Saka Su bu konuda Türkiye'de AB standratlarındaki ilk doğal mineralli su. Ph değeri 822 ve yüksek kalsiyum miktarı içeriyor. Sadece susuzluğumuzu gidermek için paketlenmiş diğer sular gibi değil aynı zamanda sağlığımızada fayda sağlıyor.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    07-06-2010
    Mesajlar
    13
    Karizma Gücü
    0
    PH'indeğerinin önemi anlatmakla bitmez.*
    Asagida birkaci var*
    ama kanin %95'i sudur ve kanin PH seviyesi 7,45'tir, kandaki asiditeyi elimine etmek icin PH'i yuksek sulari icmek lazim, bir marka, sanirim Saka 8,22 PH seviyesi ile ilgili reklam yapiyor, zaten Avrupa hatta japonya da bile cok tercih ediliyormus. Arastirdim Turkiye'de de en yuksek PH 8,22 gorunuyor.*
    * Kandaki asit seviyesini düşürmeye yardımcı olur.*
    * Kandaki laktik asit artışını yavaşlatıp, fiziksel aktivite sırasında performansı arttırır.*
    * Kilo kaybıyla mücadeleye yardımcı olur çünkü, kandaki asit seviyesi yükseldikçe vücut daha çok yağ depolamaktadır.*
    * Antioksidan etkisi vardir. (Hücreleri serbest radikallerden koruyup, oksijene dönüştürmeye yardımcı olur.)*
    * Yaşlanmayı yavaşlatıcı etkisi vardır.*
    * Kolestrol’ü düşürmeye yardımcı olur.*
    * Vücuttan asidik maddelerin daha rahat atılımına yardımcı olur, asidik olan idrarı nötralize etmeye yardımcı olur.*
    * Kahve ve alkol gibi maddelerin asidik etkilerini düşürmeye yardımcı olur.*

  3. #3
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,260
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Suyu yemekten yemege icerim sıvı ihtiyacını başka şeylerle giderdigim için herhalde çay kahve vs vs




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-06-2010
    Mesajlar
    337
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    çok faydası var biliyoruz ama bildiğimiz halde fazla su tüketmiyoruz. çay kahve yerine su içmek daha faydalı

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-06-2010
    Mesajlar
    337
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Suyun önemini daha iyi vurgulayabilmek için, ben ona “beyaz kan” diyorum. İnsanın yemek yemeden birkaç hafta yaşaması mümkündür. Su içmeden ise insan ancak birkaç gün yaşayabilir.


    Değerli okuyucu, bugün sizlere sudan bahsetmek istiyorum. Suyun yerini hiçbir şey dolduramaz. Etin, sütün, tahılın, sebzenin veya meyvenin alternatiflerini bulabilir ve aralarında seçim yapabilirsiniz. Suyun alternatifi kesinlikle yoktur.

    Suyun önemini daha iyi vurgulayabilmek için, ben ona “beyaz kan” diyorum. İnsanın yemek yemeden birkaç hafta yaşaması mümkündür. Su içmeden ise insan ancak birkaç gün yaşayabilir.

    Yapılan araştırmalar, kadınların erkeklere göre daha az su tükettiklerini göstermiştir. Halbuki, kadınlar bir bilseler ciltteki kırışıklıkların oluşumunda ve artmasının arkasında az su içmenin yattığını... Cildin taze ve canlı görünmesinde vücudun ihtiyacı olan yeterli suyun alınması çok önemlidir. Günde en az 1.5 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Susayınca su içilir diye bir kural yoktur. İster susayın ister susamayın, gün boyu en az 1.5 litre su içmeyi ihmal etmeyiniz. Hele gece yatağa giderken içeceğiniz bir bardak suyun hikmeti saymakla bitmez...

    Normal kilosu olanlar, fazla kilosu olanlara göre vücutlarında daha fazla su tutarlar. Normal kilonun üzerine çıkıldıkça vücut daha az su içerir.

    Yumuşak suyun etkileri
    Vücudumuzun ihtiyacı olan oksijeni bir tek havadan almayız. Hücrelerimiz tıpkı bir elektroliz reaksiyonunda olduğu gibi suyun moleküler yapısında bulunan oksijeni de kullanarak oksijen ihtiyacını karşılar.
    Suların sertliği üzerine pek çok spekülasyon var. Değerli okuyucu, suyun sertlik derecesinin insan sağlığı üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Aksine, yumuşak suların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi vardır. Azor adalarında ve İskandinav ülkelerinde kalp-damar rahatsızlıkları yüksektir. Bunun nedeni içme sularının yumuşak olması olarak açıklanmaktadır. Suyun yumuşak olması demek, içerdiği tuzların (kalsiyum, magnezyum, potasyum...) miktar olarak az bulunması demektir. Yumuşak su içilmesi demek, vücuttan tuz emilmesi demektir. Yumuşak suda potasyum miktarı da düşük olduğundan dolayı, yumuşak su içildiğinde vücudumuzdan potasyum uzaklaştırılır. Kalp kaslarında çok önemli görevi bulunan potasyum, azaldığı taktirde, kalpte ritim bozukluğuna sebep olabilmektedir.

    Kabızlığa karşı
    Kabızlık şikâyetine karşı her öğünde sofradan kalkmadan önce en son olarak iki bardak su içme alışkanlığını edinmek, kabızlığın çözümünde önemli bir destekleyicidir. Vücudumuzun önemli bir yüzdesi su içermektedir. Bu yüzde oranı yağ dokusuna bağlıdır. Vücut ne kadar yağlı ise su da o oranda daha az olacaktır. Kısaca, şişman bir insan fazla yağ içerdiğinden, zayıf bir insana göre vücudunda daha az su bulunur. Bazı kişiler susuzluklarını daha sağlıklıdır düşüncesiyle bitkisel çay veya taze sıkılmış meyve sularıyla gidermeye çalışır. Bu yanlış bir uygulamadır. Vücudunuzu meyve suyu ile yıkayabilir misiniz? Öyleyse susadığınızda da susuzluğunuzu sadece ve sadece su ile gideriniz.

    Saç ve tırnak sağlığı için
    Tırnak sağlığı büyük oranda yeterli su alıp almadığımıza bağlıdır. Saçlara canlılık ve parlaklık veren yine vücudumuzun ihtiyacı olan suyu dengeli olarak alıp almadığımıza bağlıdır. Günlük ihtiyacımız olan suyu tüketmediğimiz taktirde saçların parlaklığı veya canlı görüntüsü kalıcı değildir. İdrarınızın rengi koyulaşmış ise biliniz ki vücudunuz susuz kalıyor ve böbreğiniz zorlanıyor demektir. Rengi açılana kadar gün içerisinde su içiniz. Eğer bir-iki gün içerisinde rengi hâlâ açılmıyorsa mutlaka hekiminize danışınız.

    Selülit oluşumuna karşı
    Selülit oluşumunu hızlandıran birinci sıradaki etken, az su tüketilmesidir. Normalden ne kadar az su içilirse, selülit oluşumu da o kadar hızlı olur. Böbreğin sağlıklı çalışması, yeterli miktarda su tüketmemize bağlıdır. Bazı insanlar günde yedi-sekiz bardak çay veya kahve içtiklerinden vücutlarına bu yolla yeterli su aldıklarını sanırlar. Gerek kahve ve gerekse de çay, diüretik özelliği olan etkin maddeler içerdiklerinden, idrar yoluyla vücudumuzdan fazla su atılmasına neden olurlar. Bu nedenle, fazla çay veya kahve içenlerin ayrıca su içmeleri gereklidir.

    Toksinlerin atılabilmesi için
    Vücudumuzdan toksinlerin atılabilmesi, gün içerisinde yeterli ölçüde su tüketmemize bağlıdır. Organlarımızın sağlığı için gün boyu vücudumuzun ihtiyacı olan en az bir buçuk litre suyu tüketmemiz gerekir. Yeterli derecede su içilmesi kanın rahat akışını sağlar. Kanın rahat akması demek, kalbimizin de rahat çalışması demektir. Yeterli ölçüde suyun vücuda alınması kalbin yükünü hafifletir. Bu sayede kandaki oksijen daha hızlı bir şekilde tüm vücuda dağılır. Oksijen dağılımı ne kadar başarılı ise organlar da o kadar sağlıklı çalışır.


    Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU

  6. #6
    KADERSENİSEVMİYORSASENSEV dualshack adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2007
    Mesajlar
    650
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    doğrudur susuz hiç birşey yapamayız
    oyun kumandası(dualshack)

  7. #7
    Hadi canım sende! ala'turka adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-08-2010
    Mesajlar
    2,120
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Su vücudumuzdaki organ, doku ve eklemlerin en önemli ve temel bileşenidir.

    Vücudumuzdaki her organın varlığı suya bağlıdır.

    Vücudumuzun %75'i sudan meydana gelmiştir.

    Beynin %85'i, kanın %90'ı, kasların %75'i, böbreklerin %82'si ve kemiklerin %22'si sudur.

    Vücudumuzdaki organlar ve salgı bezleri eğer iyi ve temiz su ile beslenmezse sonunda görevlerini yapamaz hale gelirler.

    Yetişkin bir insan her gün terleme, idrar ve soluk yoluyla yaklaşık 2,5 litre su kaybeder.

    Vücuttaki su oranı %5 düştüğünde sorunlar gözlenmeye başlar.

    Yetişkin bir bireyde bu bitkinlik ve huzursuzluk olarak kendini gösterir.

    Bebeklerde de bu belirtiler su kaybının işareti olabilir.

    Yaşlı bir insan için %5 su kaybı, özellikle sodyumla birlikte vücuttaki elektrolit oranı düşeceğinden vücut kimyasının bozulmasına neden olur.

    Bu kişilerde yaşlılık belirtileri genellikle kırışıklık, durgunluk ve hatta uyumsuzluk şeklinde görülür.

    Vücuttaki su kaybı uzun süre devam ederse, yaşlanma etkisi ve hastalık riski hızlanarak artar.

    Eğer yeterli miktarda sıvı almazsak, hücreler dolaşım sisteminden yani kandan sıvı çekerler.

    Bu da kalbin zorlanmasına sebep olur. Aynı zamanda böbrekler suyu iyi süzemez.

    Böyle bir durumda böbreğin görevini karaciğer ve diğer organlar üstlenir ve bu durum bu organlarda şiddetli tahribata neden olur.

    Bunlara ilaveten, kabızlık, deride kuruluk ve kaşıntı, sivilce, burun kanaması, idrar yolları enfeksiyonu, öksürük, nezle, sinüzit ve baş ağrısı gibi sağlık sorunları da görülebilir.

    Peki benim için ne kadar su yeterli?

    Vücudunuz için gerekli su miktarı ağırlığınızla doğru orantılı. Basit bir hesaplama için vücut ağırlığınızı 32 gram ile çarpabilirsiniz.
    Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok.
    Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Doğal antioksidan;Karalahana
    2006 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 06.01.06, 09:46
  2. Ketenin doğal enerjisi
    2005 Konuları bölümünde digital_angel tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 11.12.05, 05:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •