12- Baba Ve Anası Hayatta Olduğu Halde Savaşa Giden Adam (Hakkında Gelen Hadîsler) Babı
2781) Muâviye bin Câhime es-Selemî (Radıyallâhü Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanma gelerek:
— Yâ Resûlallah! Allah rızâsını ve âhiret mutluluğunu dileyerek seninle beraber cihâda cidden niyetlenmişimdir. (Yâni cihâda çıkmama müsaade et) dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Bağışlanasın. Annen hayatta mıdır?» buyurdu. Ben:
— Evet, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Geriye dön de annene itaat, iyilik et» buyurdu. Sonra ben Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e diğer taraftan giderek:
— Yâ Resûlallah! Ben Allah'ın rızâsını ve âhiret mutluluğunu dileyerek seninle beraber cihâd etmeye cidden niyetlenmişimdir, (yâni cihâd'a çıkmama müsade et) dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Bağışlanasın. Annen hayatta mı?» diye sordu. Ben:
— Evet, Yâ Resûlallah, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «O halde sen annenin yanına geri dön ve ona itaat et» buyurdu. Sonra ben Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in önüne çıkıp i
— Yâ Resûlallah! Ben Allah'ın rızâsını ve âhiret mutluluğunu dileyerek seninle beraber savaşa çıkmaya gerçekten niyetlendi idim, demiş. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
— «Vah sana, vah sana. Annen hayatta mı? diye sordu. Ben:
— Evet. Yâ Resûlallah, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Allah seni bağışlasın. Sen annenin ayağına sarıl. Çünkü cennet oradadır» buyurdu.
,.. Muâviye bin Câhime es-Selemî (Radıyallâhü anhümâ)'dan yapılan (diğer bir) rivayete göre Câhime, Peygamber (SallaHanü Aleyhi ve Sellem) 'in yanına gitmiş ve bunun mislini anlatmıştır.
Ebû Abdillah İbn-i Mâcede dedi ki: Bu Câhime, Huneyn (savaşı) günü Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i ayıplayan Abbâs bin Mirdas es-Selemî'nin oğlu olan Câhime'dir."
2782) Abdullah bin Amr (bin el-Âs) (Radıyallâhü ankümâj'dan rivayet edildiğine göre bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selletn)'m yanına gelerek:
— Yâ Resûlallah! Ben Allah'ın rızâsını ve âhiret mutluluğunu dileyerek seninle cihâda gitmek niyetiyle geldim. Ve (and olsun ki) Babam ve annem (gelişim nedeniyle) ağlamakta oldukları halde ben geldim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «O halde sen onların yanına geri git de onları ağlattığın gibi güldür» buyurdu." [30]
İzahı
Bu babın ilk hadîsini Nesâî, Ahmed ve Beyhakî de rivayet etmişlerdir. Onların rivayetlerine göre savaşa gitmek üzere Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'e müracaat eden zât Câhime (Radıyallâhü anhâl'dır. Müellifimiz ise bu hadisi iki senedle rivayet etmiştir. İkinci rivayet onların rivayetlerine uygundur. Müellifimizin birinci rivayetinin zahirine göre Peygamber (Aley-hi's-salâtü ve's-selâm)'e cihad için müracaat eden zât Câhim e ' nin oğlu M u â v i y e (Radıyallâhü anh) 'dır, İbni Abdi'-Berr'de cihâd için izin isteyen zâtın Muâviye bin C â h i m e olduğuna dâir bir rivayeti tahriç etmiştir.
Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in müracaatçıya: «Sen annenin ayağına sanl. Çünkü cennet ordadır» mealindeki cümlesi yerine N e s â i' nin rivayetinde;
«O halde sen annene sarıl (ondan ayrılma) çünkü cennet şüphesi onun ayakları altındadır.» cümlesi bulunur. Yâni cennetten nasibin ancak annenin rızâsını kazanman hâlinde sana ulaşır. Sanki o nasib, annenin emrindedir ve anne onun üstünde oturmuştur. Artık ancak anne tarafından sana ulaştırılır. Çünkü bir şey bir kimsenin ayağı altında olunca, artık başkasına ulaşması ancak onun müsaadesi ve izniyle olabilir. Sindi bu cümleyi böyle yorumlamıştır.
Cümleden maksad, anneye karşı mütevâzi davranmanın cennete girmeye vesile olduğu anlamı olabilir.
Abdullah bin Amr (Radıyallâhü anh)'m hadîsini Ebû Dâvûd ve İbn-i Hibbân da rivayet etmişlerdir. Hattâbi bu hadîsin şerhinde; "Kişinin çıkmak istediği cihâd kendisi için farz olmayıp nafile ise baba ve annesinin izni olmadıkça cihâda çıkması caiz değildi. Fakat cihâd kişiye farz-ı ayn olmuş ise, (meselâ kâfirlerle dövüşmek için, devlet tarafından savaşa çağırılmış ise), böyle bir cihâda katılmak için baba ve annenin müsaadesine gerek yoktur. Yukarda anlatılan hüküm müslüman baba ve anneye mahsustur. Eğer baba ve anne gayri müslim iseler müslüman evlâd bunlardan izin almadan nafile veya farz cihâda katılır, diye bilgi vermiştir.
El-Fetih yazarı Abdullah'ın hadîsini açıklarken: Bu hadîste sözü edilen sahâbî'nin Câhime bin Abbâs ol¬ması muhtemeldir, demiş ve bu babın ilk hadîsini delil göstermiştir. El-Fetih yazarı daha sonra: Cumhura göre müslüman baba veya anne evlâdını cihâda gitmekten men ettikleri zaman evlâdın cihâda gitmesi haramdır. Çünkü baba ve anneye itaat etmek farz-ı ayndır. Cihâda gitmek ise farz-ı kifâyedir. Şayet cihâda gitmek evlâd üzerine farz-ı ayn durumuna gelirse artık, onun babasından veya annesinden izin alması söz konusu değildir, diyerek buna dâir delileri beyân etmiştir.
İlk hadis râvîleri hakkında özlü bilgi:
Muâviye bin Câhime es-Selemî (Radıyallâhü anhümâ) sahâbidir. Râvîsi İ k r i m e ' dir. Hadîslerini Nesâî ve îbn-i Mâceh rivayet etmişlerdir. Bâzı rivayetlere göre cihad için izin isteyen zât kendisidir.
Câhime (Radıyallâhü anh) bin Abbâs bin Mir-dâs es-Selemî ise, yukarda durumu anlatılan Muâviye bin Câhime 'nin babasıdır. Bâzı rivayetlere göre cihâda çıkmak için müsaade isteyen zât budur.
H u n e y n savaşında Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'i ayıpladığı müellifimiz tarafından bildirilen kişi ise Câhime (Radıyallâhü anh) 'in babası Abbâs bin Mirdâs es-Selemî' dir. Ayıplama mes'elesi şöyledir: H u n e y n savaşından elde edilen ganimet malının bir kısmı, gönülleri İslâmiyet'e yatışsın diye yeni müslümanlara verilince bâzı kimseler dedikodu ettiler ve Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in bu takdiri aleyhinde konuştular. El-Mudmarât'ta gönülleri henüz İslâmiyet'e yatışmamış olup H u n e y n savaşı ganimetinden kendilerine büyükçe hisse verilen insanların üç sınıf olduğu belirtilerek şöyle denilmiştir: Bunlardan bir kısmı müslümanlığı kabul etmekle beraber gönülleri henüz İslâm'a yatışmamıştı. Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-se-lâm) gönüllerini tatmin ve İslâmiyet'e yatıştırmak istedi. İkinci sınıf ise müslümanliğı kabul etsinler ve dolayısıyla kendilerine bağlı kabileler de İslâmiyet'e erişsinler diye taltif edildiler. Üçüncü bir kısım vardı ki, serleri defedilsin diye kendilerine bir şeyler verildi. Abbâs bin Mirdâs, yâni C â h i m e' nin babası da bu nevîdendir. [31]
Kaynak Süneni İbni Mace


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla






