Geçmişlerini inkâr edip, iktidar yalakalığına soyunanların ortak bir özellikleri vardır:
Hepsi terbiyesizleşirler...
En küçük bir eleştiriye tahammül edemezler ama verecekleri yanıtları da olmadığından bol bol küfrederler!
Bu yalaka arkadaşların sonuncusu da meşhur “Çakma Yiğit!”
Başbakan‘ın karşısında gazeteci olduğunu unutup, sadece hayran hayran gülümseyen bu “Çakma Yiğit”, kendisini eleştirenlere “Köpek” demiş...
***
Sakın kızmayın, seviyesine inmeyin...
Sadece düşünün, “Ne yaptık da bu küfrü hak ettik” diye...
Ben söyleyeyim:
Karşılıksız sevdiniz...
Geçmişte yazdıklarına inandınız...
İktidarla ilişki kuracak durumda olmadığı için, muhalif gibi durmasına kandınız...
Para, ün ve koltuk için muhalefet partilerine yaranma çabasına tav oldunuz...
Kahramanlaştırdınız, “yiğit”leştirdiniz, asla hak etmediği yerlere çıkardınız...
Bilgisini, birikimini, ilişkilerini, kişiliğini, amacını sorgulamadınız...
Ondaki hızlı değişimi görünce de şaşırdınız...
“Neden eski yazılarındaki görüşlerini savunmuyorsun?”
“Neden kraldan çok kralcılık yapıyorsun?”
“Neden Başbakan’ın her söylediğine kafa sallıyorsun?”
“Neden ‘soy’ meselesine girmiyorsun?”
“Neden havuzlu villayı kimden, kaç liraya kiraladığını sormuyorsun?”
“Neden devlet olanaklarıyla seçim gezilerine çıkmasını hatırlatmıyorsun?”
“Neden ‘Hayır’ demeyi düşünenlere yapılan zulmü gündeme getirmiyorsun?” diye sitem ettiniz...
***
Bu sitemlerin karşılığı da “Köpek” diye hakarete uğramak oldu...
Çünkü “Çakma Yiğit” , tüm dönekler gibi bu sorulara yanıt vermez; veremez...
Kendince bin tane haklılık gerekçesi uydurup, yeni sahiplerine yaranmaya çalışır...
Ve o kapıda huzurunu kaçıracak her şeye, herkese saldırır...
En iyi bildiği şey de “satılmak” olduğu için, kendisini eleştirenleri “birilerinin köpeği” olmakla suçlar!
Sonuçta da bize, “Yine yanılmışız” demekten başka söyleyecek söz kalmaz!
***
Ne ilk hayal kırıklığımızdır bu “Çakma Yiğit”, ne de sonuncusu olacak...
Göreceksiniz; bu topraklar, onun gibi daha nice “dönek” üretecek...
“Ali Kemal” dedeleriyse, torun da “Çakma Yiğit” oldu...
Ama; tekrar ediyorum:
Suç onlarda değil, sizde...
Unutmayın ki; sizin saf sevginiz ve ilginiz yüceltti onu...
Sizin pohpohlamalarınızla “oturma organı” kalktı!
***
Son sözüm sana “Çakma Yiğit!”
“Köpek” diye küfretmene yanıt vermeyeceğim...
Sadece kimin “köpek” olduğunu görmek istiyorsan, sokağa çık...
Bak bakalım, insanlar kime kemik atıyor?
*****
GÜNÜN SORUSU
Bu yaz referandum... 2011 yazında genel seçim... Ve büyük bir olasılıkla 2012 yazında Cumhurbaşkanlığı seçimi... Sonra tekrar yerel seçim!
Soru basit: Siyasetteki bu tansiyonun düşeceğine hâlâ inanıyor musunuz?
*****
Seçim yasakları umurlarında değil; çünkü onlar tatilde!
Referanduma bir aydan az bir zaman kaldı; siyasi partilerin “Evet-Hayır” yarışı iyice kızıştı...
Bu sütunlarda da yazdım; bazı valilikler ve belediyeler “Hayır” kampanyalarını engellemek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar...
Siyasi partilerin yasal faaliyetlerini engelliyorlar ama şu dönemde propaganda yapmaları yasak olan sendikaların ve derneklerin, kentlerin tüm duvarlarını “Evet” afişiyle süslemelerine göz yumuyorlar...
Başta TRT olmak üzere yandaş medya, seçim yasaklarına aykırı yayınlardan geçilmiyor...
İktidar partisi, fazladan üç-beş “Evet” oyu almak için, devlet kesesinden kömür ve erzak dağıtmaya yeniden başladı...
Tüm bunlara müdahale edip önlem alması gereken kuruluş, Yüksek Seçim Kurulu...
Ama...
YSK‘nın adı var, kendisi yok...
Bir kez TRT‘yi uyardı; o kadar
İşin ilginci; duyduk ki YSK‘nın bazı üyeleri (Yargıtay kökenli olanlar), en çok çalışmaları gereken şu dönemde, Türkiye‘den çok uzaklarda tatil yapıyor...
Aileleriyle birlikte ve elbette kurumlarının kasasından sağlanan ödeneklerle yurt dışında “bilgilenme” gezisine çıkmışlar...
***
Kendilerine “Hayırlı tatiller” diliyorum...
Umarım 12 Eylül‘e kadar dönerler de; referandumda oy verip, en azından vatandaşlık görevlerini yerine getirirler!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





