Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan’ı en hassas yerinden yakaladı.
Onu TV’de tartışmaya davet etti.
Amerika’da başkan adayları TV’lerin canlı yayınladıkları münazaralar yaparlar her seçim öncesi. Hem de bir-iki değil üç kez.
Eskiden bizde de olurdu ama Erdoğan, 8 yıl önce Baykal’ın önünde dokunulmazlıkları kaldırma sözünü verdiği tartışmaya pişman olmalı ki o güzel geleneği yok etti.
CHP lideri İstanbul’da şöyle seslendi:
“Güçlüysen senin istediğin TV kanalında senin istediğin gazetecilerle birlikte tartışalım. İstersen yalnız anayasayı konuşuruz. Korkmuyorsan çıkarsın karşıma...”
Böyle bir meydan okuma karşısında ülkeyi 8 yıldır “tek adam” olarak yöneten lider ne yapardı? Derhal resti görürdü.
Hem de “Yalnız anayasayı değil neyi istiyorsan onu konuşalım; korkacak değilim” diyerek... Yakışanı budur değil mi?
Ama hayır.. Başbakan çağrıya önceki gece şu karşılığı verdi:
“Prim yapmak istiyor. Ben zaten ramazanda dağıtıyorum, ona prim vermeye ne lüzum var? O bunları bıraksın 13 Eylül’de ne olacağını düşünsün. Sandıklardan Evet çıkarsa beyefendinin genel başkanlık macerası ne olacak?”
Rekabetin eşit olduğu bir zeminde yarışı göze alamayan bütün “güçlü” kişiler, inandırıcı olmadığını bile bile bahaneler üretirler.
Başbakan 8 yıl önce böyle yarışlardan korkmazdı. Çünkü mağdur kredisi ile hesap soran mevkideydi.
Oysa şimdi özelleştirmelerden haksız zenginleşmelere, çuvallayan açılım siyasetlerinden bertaraf etme tehditlerine kadar cevabını kolay veremeyeceği soruların muhatabı durumundadır.
Kılıçdaroğlu’nu kendisine muhatap almadığını söylemesi kabul edilemez. Padişah rolü oynaması demokrasi fikrinden ne kadar hızla uzaklaştığına yeni kanıt oluşturur.
Tartışmayı kabul etmesinin CHP liderine iyilik olacağını ve bu iyiliği yapmayacağını söyleyen Başbakan şunu unutuyor:
Kılıçdaroğlu zaten alacağını almıştır.
Erdoğan, esirgediği “iyilik”le asıl kendine ve partisine kötülük etmiştir.
Unutmamalı; kararsız oylar yönünü bulmak için böyle işaretler bekliyor!
Hayra alâmet...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tanınmış polis şefi Hanefi Avcı’nın olay yaratan kitabı ile ilgili inceleme başlattı.
İncelemeyi, terör ve organize suçlara bakmakla görevli savcılar yürütecek.
Rahatlatıcı bir haber bu.
Hanefi Avcı’nın kitabı şok yaratıcı iddialar ve gözlemler yansıtıyor.
Kitap, okuyanlar üzerinde devletin neredeyse tüm kurumları ile cemaat ve tarikatların işgali altına girdiği ve Cumhuriyet kazanımlarının tümüyle tehlike altında olduğu korkusunu uyandırıyor.
Yargının harekete geçmesi bu bakımdan hayra alâmettir.
Çünkü kitabın çıkışını izleyen gün duyulan haber, devletin ortaya atılan korkunç iddiaları araştırma iradesini yansıtmıyordu.
Bu iddiaları açığa vuran polis şefinden “disiplinsizlik” gerekçesiyle hesap sormayı amaçlıyordu.
Şimdi iş doğal akışına girmektedir.
Meşru düzene karşı darbe yapılacağına dair en olmadık ihbarları bile değerlendiren uygulamalar devam ederken istihbarat ve kaçakçılık üstüne uzmanlaşmış bir polis müdürünün çoğu delile dayanan iddiaları ortada bırakılamazdı.
İncelemenin sonucunu merakla bekliyoruz.
Dileğimiz, Silivri’nin aceleciliği de Deniz Feneri’nin uyutucu yavaşlığı da bu incelemeye bulaşmasın!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
yemiyorlar tabi ...


