Başbakan Erdoğan, önceki akşam katıldığı Siyaset Meydanında hükümet olarak hiçbir zaman terör örgütü ile görüşmediklerini yineledi...
Ama ekledi:
Şu veya bu şekilde çeşitli kurumlarıyla bu tür bazı münasebetler gerekirse devlet onu kendisi yapar. Bunu birbirine karıştırmamak gerekir... Siyasi iradenin masaya oturduğunu söylemek ise; ağır konuştum ama yine söyleyeceğim, şerefsizliktir.
Devlet kurumları ile neyi kastettiğinin sorulması üzerine de, Mesela devletin istihbarat kurumu vardır dedi.
Bu karışık sözler şu anlama geliyor:
PKKyla AKP olarak biz görüşmedik ama devletin resmi haber alma kuruluşu olan MİT görüştü...
***
Hani ben hâlâ tatildeyim (!) ya... Okurlarımızdan Mustafa Kökten, Sen yorulma, git şezlonguna uzan; bu olayı da ben yorumlayayım senin yerine demiş ve geçmiş bilgisayarın başına...
Bakın neler yazmış:
***
Devleti kim yönetir? Siyasi iktidarlar...
Devletin kurumları nelerdir? Ordu, emniyet teşkilatı, istihbarat servisi...
Bu kurumları kim yönetir? Doğal olarak siyasi iktidarlar...
Bu kurumlar kime bağlıdır? Başbakana...
Başbakan kimdir? Siyasi iktidarın başı...
Bu kurumlar Başbakandan habersiz, onaysız ya da talimatsız görüşme yaparlar mı? Yapamaz!
PKK terör örgütü ile masaya oturan devletin kurumlarından biriyse; yani örneğin MİTse... Bu görüşmeyi yapanlar, Başbakanın iradesi, onayı ya da talimatı ile masaya oturduklarına ve Başbakan da bunu doğal bulduğuna göre... Demek ki terör örgütü ile masaya oturan SİYASİ İKTİDARdır.
Eğer bunu söylemek şerefsizlikse...
Ben şerefsizim.
Haaa... Terör örgütü ile masaya oturan iradeye ne derseniz deyin, beni ilgilendirmiyor.
***
Tatilde yazı yazmak da bir başka keyifliymiş canım... Yokluğumu aratmıyorsunuz vallahi!
***
FIRÇA!
Başbakan Erdoğanı programına çıkaran Ali Kırca, belli ki Çakma Yiğitin durumuna düşmemek için dersine iyi çalışmış...
Partneri Tuba Atav ile birlikte iyi sorular hazırlamışlar...
Ama Başbakan, o soruların sorulmasını bile engelledi...
Sonunda konu, çalıştığı üç Genelkurmay Başkanı ile ilişkisine gelince; Erdoğan, Ali Bey böyle soru mu olur Allah aşkına? Siz yılların gazetecisisiniz. Yapma Allahını seversen diye bastı fırçayı...
Daha sonra da programı, planlanandan önce terk edip, gitti!
Eğer karşınızdaki insanın yılların gazetecisi olduğunu kabul ediyorsanız, o zaman o gazetecinin işine karışmaktansa sorduğu soruya yanıt verirsiniz!
Ama bizim demokrat Başbakan, gazeteciliği de bu ülkedeki herkesten daha iyi bildiğini düşündüğü için, yılların gazetecisine gazeteciliği öğretmeye kalkışabiliyor!
***
Bir de benim sorularımla karşı karşıya kalsa; acaba ne yapar?
***
GÜNÜN SORUSU
Gazeteci kardeşim Sait Temur araştırıp görmüş ki; 12 Eylüldeki referandumda görme engellilerin oylarını nasıl kullanacakları YSK tarafından düzenlenmemiş... Şimdi soruyor:
Yoksa görme engelliler vatandaş değil mi?
***
Kitabı hakkında karar vermeden önce Hanefi Avcıya birkaç soru!
Günlerdir Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcının yazdığı kitap ve bu nedenle hakkında açılan soruşturma konuşuluyor. Bazı okurlar da haklı olarak soruyor:
Sen neden bu konuda tek satır olsun yazmıyorsun?
Bekliyorum!
Çünkü ne yalan söyleyeyim, kafam fena halde karışık!
***
Aslında konuyu dün odatv.com da gündeme getirmiş...
Hanefi Avcının adı yakın zamana, hatta bu kitap yayınlanıncaya kadar cemaatçi polisler arasında geçiyordu...
Hatta; dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Akın hazırladığı Emniyetteki Fethullahçılar listesinde ismi ilk sıradaydı!
Dahası var:
Avcının, gençlik yıllarında cemaatin Işıkevlerinde bir süre barındığı...
Çocuklarını cemaatin okullarından Samanyolu Kolejinde okuttuğu...
Ve Fethullah Gülenle yakın ilişkisi olduğu iddia ediliyordu...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
