"Farzları işleyen, kebireleri işlemeyen..." sözünü şu şekilde anlamak mümkündür;
Bu hükmü mana bakımından destekleyen hadisler vardır. Mesela şu hadis bu hükme işaret eder:
“Ey Eshâbım! Siz, dînin onda dokuzunu yapıp, birini terk etseniz helak olursunuz. Ama ahir zamanda gelecek olan ümmetim, dînin onda birini yapsalar Cennete giderler.”
Burada sahabelerin helak olması ise onların yüksek makamdan sukut etmelerine işaret eder. Yani siz, onda birini terk etseniz, bu kudsiyetten sıradan insanlar mesabesine sukut edersiniz demektir. Yoksa, onlara farz ve günah olan, bize değil, anlamında değildir. Farzlarda ve günahlarda herkes eşittir, kimse imtiyaz sahibi değildir. Eski zamanlarda dini yaşamak şartları çok müsait ve günahların az olmasından velayet çıtası çok yükseklerde idi.
Oraya çıkmak için çok mesai sarf etmek gerekirdi. Ama şimdiki zamanda şartlar çok ağır ve müsait olmamasından velayet çıtası biraz inmiş ve necat için farzları yapmak büyük günahları işlememek kafi olmuştur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla