Tarih, 20 Temmuz 2010... Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Otuz yılı aşkın siyaset hayatında sözü ilk kez 12 Eylül mağdurlarına getirdi ve gözyaşları içinde anlattı:
“Necdet Adalı 19 yaşında lise öğrencisiyken cinayet işlediği iddiasıyla 1977 yılında tutuklandı. Ben de o zaman bir siyasi partinin İstanbul Gençlik Kolu Başkanıydım. Kendisini arayan mahkeme reisi Necdet Adalı’nın masum olduğunu iddia etti. Ama Necdet Adalı asılarak idam edildi. O, 12 Eylül cuntasının idam ettiği ilk gençti...
12 Eylül cuntasının ölüm kararlarını nasıl verdiğini biliyorsunuz değil mi? Bir bu yandan, bir o yandan? 12 Eylülcüler asılan bir solcuyla denge kurmak için bir de sağcı idam etmek istediler. Necdet Adalı’dan birkaç saat sonra Mustafa Pehlivanoğlu darağacına yürüdü. Mustafa’dan geriye şu satırlar kaldı (Mektubu okur ve ağlar.)
Bir başka isim Erdal Eren, daha 17 yaşındayken tutuklandı. 18 yaşından küçük olmasına rağmen idam edildi. Evet; tam 30 yıl sonra yine bir 12 Eylül günü bu işkencelerle milletçe hesaplaşacağız. Bir iade-i itibar bile yapamaz mıyız? İşte bu 12 Eylül, bir iade-i itibar günü olacaktır.”
***
Ve tarih 1 Eylül 2010... İzmir İl Genel Meclisi, kentteki okullardan Kenan Evren ve 12 Eylül isimlerinin silinmesini karara bağlıyor...
İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci, Narlıdere 12 Eylül İlköğretim Okulu’nun adının, Erdal Eren İlköğretim Okulu...
Yamanlar Evrenpaşa İlköğretim Okulu’nun adının da Necdet Adalı İlköğretim Okulu olarak değiştirilmesini öneriyor...
Önerge CHP’lilerin oy çokluğu ile kabul ediliyor...
Ama...
AKP’li üyeler ret oyu kullanıyor!
Bu AKP’liler, Başbakan’ın daha kırk gün önceki sözlerinin aksine, Erdal Eren’e ve Necdet Adalı’ya iade-i itibarda bulunmayı çok görüyor!
***
Sayın Başbakan...
Kırk gün önce akıttığınız gözyaşları gerçekse; onlara sahip çıkın...
İzmir İl Genel Meclisi’ndeki AKP’li üyelerden, sözünü ettiğiniz bu “iade-i itibar”ı gerçekleştirmedikleri için hesap sorun...
Bunu yapmamanız durumunda, sadece 12 Eylül mağdurlarının referandumda “Evet” oyu vermeleri için ağladığınıza inanacağız...
Eğer öyleyse...
Bir daha da ağlamayın!
*****
İyi haber!
Dünkü yazımda, referandum tarihiyle bayramın çakıştığını belirtmiş ve tatillerini yarıda kesmek istemeyenlerin sayısının fazla olabileceğinden söz etmiştim...
Bodrum Kempinski Hotel’in Rezervasyon Yöneticisi Metin Altun bu konuda kaygılanmama gerek olmadığını belirterek, şunları yazmış:
“Benim çalıştığım işletme de bayram dönemi için bütün odalarını satmıştır. Ancak bayramda konaklayacak misafirlerimizin neredeyse yarıya yakını cumartesi akşamı otelden ayrılıyorlar. Geri kalanı da hemen pazar sabahı uçakla bulundukları illere hareket edecekler ve oy kullanmaya yetişecekler. Bu konuda içinizi ferahlatmak isterim. Eminim ki diğer tesislerde de durum aynıdır.”
***
Eğer durum böyleyse; helal olsun tatilcilere...
*****
GÜNÜN SORUSU
DSP’nin Muş İl Başkanı, referandumda “Evet” oyu vermek için 7 bin 300 üyeyle birlikte partisinden istifa etmiş... Okurumuz Kerem Tuzlacı soruyor:
Muş’ta 2009 yerel seçimlerinde sadece 2 bin 375 oy alan, 2007’de bu ilde seçimlere katılmayan, 2002 genel seçimlerinde 371 oyda kalan bir partinin, bu ilde 7 bin 300 üyesinin olması tuhaf değil mi?
*****
Başbakan’ın idam korkusu!
Başbakan Erdoğan bulduğu her fırsatta sözü Yüce Divan’a getiriyor ve “Beni asmak istiyorlar” diye yakınıyor!
Önceki akşam katıldığı bir televizyon programında yine benzer şeyler söyledi...
Muhalefet liderlerinin kendisi için, “Yüce Divan’a göndereceğiz” dediklerini hatırlatarak, “Sizi idama göndermeye, Yüce Divan’a göndermeye çalışan insanlarla neyi konuşacaksınız?” diye sordu...
***
Sorması bile zor ama...
Acaba Başbakan, Yüce Divan’a gitmekle idama gönderilmenin hiçbir ilişkisi olmadığını...
Daha da önemlisi... İdam cezasının bundan sekiz yıl önce yapılan bir anayasa değişikliğiyle kaldırıldığını acaba bilmiyor mu?
Bilmemesi mümkün değil; ne de olsa koca Başbakan!
İyi de o zaman neden “idam” üzerinden siyaset yapıyor?
Yoksa; “darbe üzerinden siyaset”in artık prim yapmadığını gördü de yerine idamı mı koymaya mı çalışıyor?
Varsın idam cezası yasak olsun, “Beni idam etmek istiyorlar” diye sızlanırsa; bunun referandum öncesi iyi prim yapacağını mı düşünüyor?
***
Korkmayın Sayın Başbakan:
Artık bu ülkede siz dahil, hiç kimse idam edilemez. Çünkü anayasa ve yasalar buna izin vermez...
Gelin siz de idam üzerinden siyaset yapmayı bırakın, Yüce Divan’a gitmekten de çekinmeyin...
Sizin iktidarınız Eski Başbakan Mesut Yılmaz’ı Yüce Divan’a götürmedi mi?
Yılmaz ve arkadaşları idam mı edildi?
***
Kısacası; “temiz siyaset”te vatandaş, olmayan tehditlerle kandırılmaz...
Bu en azından siyasi etiğe aykırıdır!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
